Twitter kullanıcılara para dağıtmaya başladı: Yeni özelliğe dair bilinenler

Musk, platformu devraldığından beri kullanıcılara para kazandırmayı vaat ediyordu (Kolaj: Independent Türkçe)
Musk, platformu devraldığından beri kullanıcılara para kazandırmayı vaat ediyordu (Kolaj: Independent Türkçe)
TT

Twitter kullanıcılara para dağıtmaya başladı: Yeni özelliğe dair bilinenler

Musk, platformu devraldığından beri kullanıcılara para kazandırmayı vaat ediyordu (Kolaj: Independent Türkçe)
Musk, platformu devraldığından beri kullanıcılara para kazandırmayı vaat ediyordu (Kolaj: Independent Türkçe)

Elon Musk'ın kısa süre önce adını değiştirerek X yaptığı Twitter, bazı premium kullanıcılarına bu hafta reklam geliri olarak binlerce dolar ödedi.

Hesabında 100 dolardan binlerce dolara kadar değişen miktarda para gören kullanıcılar şaşkınlıklarını dile getirdi.

Öte yandan Musk, platformun dünya genelindeki içerik üreticileriyle reklam geliri paylaşacağını uzun süredir dile getiriyordu.

Platform bu uygulamayı temmuz ortasında resmen başlattıklarını duyurmuştu.

Twitter'ı satın aldıktan sonra platformda pek çok değişiklik yapan milyarder, yine birkaç gün önce yaptığı açıklamada, mecradaki paylaşımı ya da beğenisi yüzünden işyerinde haksızlığa uğrayan kişiler adına dava açacaklarını söylemişti. Musk, bu kişilerin hukuki harcamalarını da karşılayacaklarını bildirmişti.

Reklam geliri paylaşma uygulaması da bunun hemen ardından başladı.

Şartlar neler?

Platformdan para kazanmak isteyen kullanıcıların öncelikle şartlara uygun olup olmadıklarını öğrenmesi gerekiyor.

Platformun ayarlar bölümünden para kazanma seçeneğine tıklayan kullanıcıların karşısına abonelikler ve reklam geliri paylaşımı olmak üzere iki seçenek çıkıyor.

Platform abonelik sistemini daha nisan ayında başlatmıştı. Bu sistemde kullanıcılar, belirli kişilere abone olabiliyor ve kendilerine özel içeriklere erişebiliyor. Bu sayede abone olunan kullanıcı da para kazanabiliyor.

Öte yandan son özellik reklam geliri paylaşımı seçeneğiyle ilgili. Bu bölüme tıklayan kullanıcılar doğrudan Twitter'dan reklam payı almak için gereken şartları karşılayıp karşılamadığını görebiliyor.

Bahsi geçen şartlarsa şu şekilde:

- Twitter Blue kullanıcısı olmak

- Son 3 ay içinde paylaşılan gönderilerin toplamda en az 15 milyon görüntüleme alması

- En az 500 takipçiye sahip olmak

Musk, 5 Ağustos'ta, bir kullanıcının reklam geliri paylaşımına hak kazanabilmesi için öncelikle Blue abonesi olması gerektiğini duyurmuştu:

Blue abonesi değilseniz reklam parası X'te kalır. Bu program herkese açık.

Bu arada Twitter'ın Reklam Geliri Paylaşımı sayfasında yer alan bir notta, "Gelir paylaşımı için kaydolan kişi sayısı beklentilerimizi aştı" ifadeleri yer alıyor.

Bu da çok sayıda kullanıcının Twitter'dan para kazanmak istediğini gösteriyor.

Twitter Blue, internet sitesinden kaydolanlar için aylık 8, yıllık 84 dolar. Ücretli hizmete iOS veya Android uygulaması üzerinden kaydolmak isteyen kişilerse ayda 11, yılda 114,99 dolar ödüyor. 

Kullanıcılar aldıkları paraları paylaşıyor

Kullanıcıların Twitter'dan gelen paraları platformda paylaşması da kısa süre içinde bir akıma dönüştü.

Çoğu kullanıcı, hesaplarına yatan paraların ekran görüntülerini paylaşarak Musk'a teşekkür mesajları yazdı. Ekran görüntülerinde paranın, kullanıcıların yaşadığı ülkenin para birimiyle yatırıldığı görüldü.

Örneğin Twitter'da Gabbar adını kullanan Hintli girişimci Abhishek Asthana, platformdan 209 bin 282 rupi (yaklaşık 2 bin 500 dolar) kazandığını yazdı.

Benzer paylaşımlar yapan kullanıcılar arasında Twitter'dan kazandıkları parayı YouTube'un ödediği miktarlarla karşılaştıranlar da oldu. Zira YouTube, genellikle kullanıcılara en çok para kazandıran platform olarak anılıyor.

Bir kullanıcı, "Twitter, son 104 günde gönderilerim 21 milyon 400 bin  görüntüleme aldığı için için bana 120 dolar ödedi. YouTube da aynı süre içinde 6 milyon 159 bin görüntüleme için 241 dolar ödemişti" dedi

Platformdaki etkileşim hırsı şiddetlenebilir

Resmi X hesabından paylaşılan bir gönderide, "X'in bir içerik üreticisi olarak geçiminizi sağlamanız için internetteki en iyi platform olmasını istiyoruz. Bu, platformdaki çabalarınızı ödüllendirmek için ilk adımımız" ifadeleri yer alıyor.

Şirketin üründen sorumlu başkan yardımcısı Keith Coleman da, "Yeni nesil gazeteciler Twitter'da geçimlerini sağlayabilmeli. Yıllar sonra bunun mümkün olduğunu görmek harika" açıklamasında bulundu.

Öte yandan şirketin yeni adımıyla ilgili endişeler de var. Bunun başında kullanıcıların etkileşim almak için yanlış haberler yayması veya daha saldırgan dil kullanması ihtimali geliyor.

Bazı kullanıcılar da para kazanmak isteyenlerin müstehcen içerikler paylaşmaya başlayabileceği görüşünde. Bazıları da kullanıcıların daha fazla görüntülenmek için kendilerini bilerek linç ettirmeye çalışacağından endişeli.

Öte yandan şirketin konuyla ilgili açıklamasında bu tür durumların önüne geçmek için "hassasiyet ayarları" adlı bir özelliği test etmeye başladıkları ifade ediliyor.

Reklam veren şirketlerle ilişkisini daha da bozabilir

Twitter son dönemde büyük markaları platforma reklam vermeyi sürdürmeleri için ikna etmeye de çalışıyor.

New York Times'ın haberleştirdiği şirket içi bir belgede, reklamverenlerin nisanın ilk haftasında Twitter harcamalarını önceki yıla kıyasla yüzde 59 azalttığı görülmüştü.

Habere göre bunun nedeni, büyük şirketlerin, reklamlarının tartışmalı ve saldırgan içeriklerin yanında görülmesini istememesiydi. Şirketlerin bu durumda markanın itibarına zarar geleceğini düşündüğü ifade edilmişti.

Twitter kullanıcılarının para kazanma özelliğiyle birlikte daha agresif ve keskin gönderiler paylaşmaya başlaması, Twitter'ı daha da kutuplaşmış bir hale getirebilir. Bu da reklamverenlerin platforma dönme olasılığını daha da azaltabilir.

Örneğin, sosyal medya danışmanı Matt Navarra, "Platformu daha huzurlu, daha güvenli ve sevimli bir yer haline getirme açısından bu son gelişmenin ne kadar iyi olduğu tartışma konusu" ifadelerini kullanıyor.

Öte yandan Musk'ın kullanıcıları platformda tutma çabası başarılı olursa bu yeni özellik, reklamverenlerle ilişkilerin yeniden düzelmesini de sağlayabilir.

Twitter'ın bir süredir, kaybettiği reklamverenleri yeniden kazanmak istediği biliniyor. Bazı yorumcular, yeni özellik sayesinde platformun daha çok içerik üreticisini platforma çekerek, reklamverenler için daha cazip bir yer haline de gelebileceği görüşünde.

Musk neden insanlara para dağıtıyor?

Bazı yorumcular, Musk'ın bu hamleyle Blue abonelerinin sayısını artırmak istediği görüşünde. Zira milyarder, mavi tik özelliğinin ücretli olacağını ilk duyurduğunda ciddi bir tepkiyle karşılaşmıştı. Aralarında Stephen King gibi ünlü isimlerin de yer aldığı kullanıcılar, Blue abonesi olmayacaklarını açıklayınca Musk da önce 21 dolar olarak belirlediği aylık ücreti 8 dolara kadar indirmek zorunda kalmıştı.

Bazı uzmanlarsa Twitter'ın giderek artan bir rekabetle karşı karşıya olduğu için bu hamleye ihtiyaç duyduğu görüşünde. Kısa süre önce Musk, kullanıcıların bir günde görüntüleyebileceği tweet sayısına kısıtlama getirmiş, bu da kitlesel göçü hızlandırmıştı.

Kısıtlamaların ardından Mastodon'un kullanıcı sayısı 13 milyonu geçerken Bluesky da trafik artışından dolayı yeni kayıtları durdurmak zorunda kalmış, Zuckerberg'in alternatif platformu Threads de uygulama mağazalarında yerini alır almaz yoğun bir abone akışıyla karşılaşmıştı. 

Navarra, "Büyük şirketlerle rekabet ediyor. İçerik üreticileri platformda tutmak istiyor" dedi.

Threads uygulamasının piyasaya sürüldükten sonraki ilk hafta içinde 100 milyon kullanıcıya ulaşarak rekor kırması da Musk'ı endişelendirmiş olabilir.

Vox'a konuşan Navarra, "Twitter'ın böyle bir program oluşturmaktan başka seçeneği yok" ifadelerini kullandı.

Twitter'la ilgili nihai hedefi: Her şeyin uygulaması

Yeni uygulamanın bir diğer nedeni de Musk'ın platformu bir süper uygulamaya çevirme çabası olabilir. Platformun adının X diye değiştirilmesinin ardında da bunun yattığı düşünülüyor.

Teknoloji milyarderi, kullanıcılara mesajlaşma, gönderi paylaşımı, ödeme ve alışveriş gibi bir dizi hizmet sunan Çinli WeChat uygulamasından ilham alarak platformu dönüştürmeye çalıştığını söylüyor.

Bu tür uygulamalarda kullanıcılar yemek söyleyebiliyor, taksi çağırabiliyor, araç kiralayabiliyor, arkadaşlarına ve ailelerine para da gönderebiliyor.

WeChat, aylık 1 milyardan fazla kullanıcıyla ilk ve en popüler süper uygulama unvanına sahip. 237 milyon kullanıcılı Twitter'ın "en az bir milyar kişiye" ulaşmasını istediğini belirten milyarder, "Çin'de WeChat'te yaşıyorlar. Ve bence bunu yaratmak için gerçek bir fırsatımız var" ifadelerini kullanmıştı.

Bu da milyarderin, aslında kullanıcıların Twitter'da hem para kazanmasını hem de harcama yapmasını ve kendi deyimiyle "orada yaşamasını" istediğini düşündürüyor.

Yararlanılan kaynaklar: Livemint, Business Today, CNBC, Vox, Gulf News, NBC News



Uzmanlar açıkladı: Portakaldan daha çok C vitamini içeren gıdalar

Küçük bir portakal (120 g) yaklaşık 62 mg C vitamini içeriyor (Unsplash)
Küçük bir portakal (120 g) yaklaşık 62 mg C vitamini içeriyor (Unsplash)
TT

Uzmanlar açıkladı: Portakaldan daha çok C vitamini içeren gıdalar

Küçük bir portakal (120 g) yaklaşık 62 mg C vitamini içeriyor (Unsplash)
Küçük bir portakal (120 g) yaklaşık 62 mg C vitamini içeriyor (Unsplash)

Öksürük ve hapşırık mevsiminin başlamasıyla doktorlar, halka grip ve Kovid aşılarını yaptırma çağrısında bulunuyor.

Birçok kişi, burun akıntısının ilk belirtisinde soğuk algınlığını önleme umuduyla portakal suyu, C vitamini tabletleri ve hatta zencefilli bağışıklık içeceğine başvuruyor.

Soğuk algınlığı veya gribe yakalanmayı önleyebilecek tek bir vitamin veya gıda olmasa da C vitamini, bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı oluyor.

Ancak beslenme uzmanları, portakaldan çok daha fazla C vitamini içeren başka gıdalar olduğunu söylüyor.

Hangi besinler en fazla C vitamini içeriyor?

120 gramlık küçük bir portakal yaklaşık 62 miligram (mg) C vitamini içeriyor. Bu miktar, çiğ tüketilen yarım kırmızı dolmalık biberde bulunan yaklaşık 100 mg C vitamininin yalnızca bir bölümüne karşılık geliyor. 

Lisanslı beslenme uzmanı ve Low Appetite Cookbook'un yazarı Rob Hobson, The Independent'a yaptığı açıklamada, "En zengin kaynaklar arasında kırmızı biber, siyah frenk üzümü, kivi, çilek, brokoli ve Brüksel lahanasının yanı sıra turunçgiller yer alıyor" diyor.

Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi'ne (NHS) göre 19 ila 64 yaşlarındaki yetişkinler günde 40 mg C vitamine ihtiyaç duyuyor ve bu miktarın sağlıklı, dengeli bir beslenmeyle karşılanması gerekiyor.

C vitamini açısından zengin diğer meyve ve sebzelerin 80 gramlık porsiyonlarında bulunan miktarlar şöyle: Çilekte 46 mg, siyah frenk üzümünde 160 mg, brokolide 63 mg, Brüksel lahanasında 48 mg ve kivide 47 mg.

NHS'ye göre patates de C vitamini açısından zengin bir kaynak. Patatesin 100 gramında genellikle yalnızca 7-9 mg C vitamini bulunsa da çoğu kişi bir öğünde bundan daha fazla patates tüketiyor.

xscfgthy

C vitamini bağışıklık sistemi için neden faydalı?

Askorbik asit diye de bilinen C vitamini, suda çözünen ve vücutta depolanmayan bir vitamin.

Bu da gıdalardan her gün yeterli miktarda alınmasının hayati önem taşıdığı anlamına geliyor.

C vitamini, vücuttaki dokuların onarımına yardımcı olur ve hücreleri serbest radikallerin hasarından koruyup vücudun doğal savunma mekanizmalarını güçlendirerek bağışıklık sistemini destekler.

Hobson, "Normal bağışıklık fonksiyonunda önemli bir rol oynayan C vitamini, ilk savunma hattımızı oluşturan cildi ve öteki bariyerleri korumaya katkı sağlar ve makrofajlarla B ve T lenfositleri gibi bağışıklık hücrelerini destekler" diye ekliyor.

NHS, C vitamininin tek başına soğuk algınlığını önlediğine veya iyileşmeyi hızlandırdığına dair kesin kanıtların çok az olduğunu belirtse de vitamin deposu besinler tüketerek sağlıklı bir bağışıklık sistemini korumak, en başta hastalanmanızı önleyebilir.

Birleşik Krallık Bağımsız Eczaneler Birliği CEO'su Dr. Leyla Hanbeck, "D, C vitaminleri ve çinkoyu düzenli tüketmek veya beslenmenizi takviyelerle desteklemek bağışıklık sistemini güçlendirir" ifadelerini kullanıyor.

Dengeli beslenmenin yanı sıra bu vitaminleri düzenli ve yeterli seviyede almak önemli çünkü bunlar, bağışıklık sistemini güçlendirmede rol oynayarak vücudun virüslere karşı daha hazırlıklı olmasını sağlar.

Independent Türkçe


OpenAI krizini anlatan film görücüye çıktı: Son 10 yıldaki en iyi işi

Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
TT

OpenAI krizini anlatan film görücüye çıktı: Son 10 yıldaki en iyi işi

Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)

Luca Guadagnino'nun merakla beklenen filmi Yapay (Artificial), pazartesi akşamı (5 Ekim) New York Film Festivali'nde prömiyerini yaptı.
 
OpenAI'ın kurucu ortaklarından Sam Altman'a odaklanan film, sosyal medyadaki ilk yorumlarda övgüyle karşılandı. Eleştirmenler yapımı "kışkırtıcı", "insanı sarsan bir şirket draması" ve yönetmenin "son 10 yıldaki en iyi filmi" diye nitelendiriyor.

Biyografik komedi-dram diye tanıtılan Yapay, Kasım 2023'te OpenAI yönetiminde yaşanan krizi anlatıyor. Altman, bu süreçte yapay zeka devindeki görevinden alınmış, ardından yeniden işinin başına dönmüştü.

Filmde Altman'ı Andrew Garfield canlandırıyor. Oscar ödüllü Anora'yla dikkat çeken Yura Borisov, OpenAI'ın kurucu ortaklarından ve dönemin baş bilim insanı Ilya Sutskever'ı canlandırıyor. Sutskever, Altman'ın görevden alınmasında rol oynayan isimlerden biri.

Monica Barbaro, şirketin o dönemki teknoloji direktörü Mira Murati'yi, Cooper Hoffman ise yönetim kurulu başkanı Greg Brockman'ı oynuyor. Ike Barinholtz, kurucu ortaklardan Elon Musk'ı, Mark Rylance da Nobel ödüllü Geoffrey Hinton'ı canlandırıyor.

Oyuncu kadrosunda ayrıca Jason Schwartzman, Chris O'Dowd, Zosia Mamet, Billie Lourd ve Angus Imrie yer alıyor. 

Yapay, Garfield'ı 2025 yapımı Avın Ardından'da (After the Hunt) birlikte çalıştığı Guadagnino'yla yeniden buluşturuyor.

Senaryoyu, Saturday Night Live'ın eski kalemlerinden mizah yazarı Simon Rich yazdı. 

Filmin hazırlıkları, Guadagnino projeye katılmadan önce Amazon MGM Stüdyoları'nda başlamıştı. Ancak beyazperdeye uzanan yolculuğu sancılı geçti.

Amazon MGM, ana şirketi Amazon'un OpenAI'la 50 milyar dolarlık yatırım içeren bir anlaşma imzalamasından birkaç gün sonra projeden çekildi. Neon ise haziranda, 40 milyon dolar bütçeli filmin tamamlanması için anlaşmaya vardı. Şirket, alışılmışın dışındaki bu anlaşmada peşin ödeme yapmadı ancak pazarlamaya 15 milyon dolar harcamayı taahhüt etti.

"Çağımızın acil meseleleriyle en yakından ilgili film"

Yapay'a ilişkin ilk değerlendirmeler arasında, Next Best Picture'ın genel yayın yönetmeni ve eleştirmen Matt Neglia'nın yorumu öne çıkıyor. Filmi "korkutucu olduğu kadar eğlenceli" bulan Neglia, şunları yazdı:

Güç, kontrol, hırs ve açgözlülük üzerine, senaryosu ustalıkla yazılmış bir insan hikayesi. Çağımızın acil meseleleriyle en yakından ilgili film bu olabilir. Andrew Garfield, Sam Altman rolünde kariyerinin en huzursuz edici performanslarından birini sergiliyor ve bambaşka birine dönüşüyor. Karakterin insanın savunmasını düşüren cazibesini de tedirgin edici kötücüllüğünü de aynı başarıyla yansıtıyor.

Neglia, Borisov'un performansını ve Damon Albarn'ın müziklerini de övdü:

Yura Borisov, OpenAI'ın arkasındaki parlak zeka rolünde muhteşem. Ortaya çıkmasına ve dünyaya yayılmasına katkıda bulunduğu teknolojinin ahlaki sonuçlarıyla boğuşan karakterini zeka ve empatiyle canlandırıyor. Damon Albarn'ın elektronik, atmosferik müzikleri, bu teknoloji odaklı hikayenin ruhunu kusursuz biçimde yansıtıyor. Guadagnino'nun sinemasal dokunuşları da bolca hissediliyor. Ortaya yönetmenin bugüne kadarki en komik ve en korkutucu filmi çıkmış olabilir. Kışkırtıcı, sürükleyici ve düpedüz dehşet verici. Tam da bugünü anlatan bir film. Sunduğu gelecek tasavvuru gerçekleşirse dönüp ona bakma fırsatımız bile olmayabilir.

"Eğlenceli ve korkutucu bir yolculuk"

Editör Eric Kohn ise filmi "tonunu kusursuz biçimde tutturan bir kara komedi" diye tanımladı:

Andrew Garfield, bir sinema canavarı, soytarı bir iş dünyası patronu ve şeytani bir dahi arasındaki ince çizgide yürüyor. Merkezindeki paradoksu somutlaştıran, eğlenceli ve korkutucu bir yolculuk.

Sinema eleştirmeni Jairo Jiménez de şu değerlendirmeyi yaptı:

Guadagnino, takıntılı enerjisi ve Andrew Garfield'ın parladığı güçlü bir farsla Silikon Vadisi'nin içyüzünü ortaya seriyor. Hararetli, insanı sarsan bir şirket draması. Asıl yapaylığın hiçbir zaman makinelerde değil, yönetim kurulu odasında olduğunu gösteriyor. Mutlaka görülmesi gereken bir film.

Variety'den Clayton Davis, Yapay'ı "Guadagnino'nun son 10 yıldaki en iyi filmi" diye nitelendirirken, "Andrew Garfield ve Yura Borisov kendilerini aşıyor. Bayıldım" ifadelerini kullandı.

"Bana o kadar benziyordu ki..."

Filmin konusu tartışma yaratabilecek olsa da Guadagnino, Vulture'a verdiği röportajda Altman'ın ya da filmde canlandırılan diğer kişilerin tepkilerinden "korkmadığını" söylemişti:

Bence büyük güç sahibi insanlar, topluma karşı sorumlu olmaları gerektiğinin çok iyi farkında olmalı.

Altman ise Garfield'la hiç tanışmadığını ancak evinin yakınındaki çekimlere rastladığında oyuncunun kendisi gibi yürüdüğünü fark ettiğini anlattı. Vanity Fair'ın kapak röportajında o anı şöyle aktardı:

Bir sabah kahve almak için sokakta yürüyordum. Her yerde kameralar vardı ve tıpkı benim gibi giyinmiş, benimkiyle aynı sırt çantasını takmış bir adam yürüyordu. Bana o kadar benziyordu ki simülasyonda tuhaf bir hata olmuş gibi hissettim. Çok garipti.

Öte yandan Variety, dün prömiyer sona ermeden yayımladığı özel haberinde Neon'un ödül kampanyasının ayrıntılarını duyurdu. Şirket, Oscar yarışında Garfield ve Rylance'ı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Borisov'u En İyi Erkek Oyuncu, Barbaro'yu ise En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorilerinde destekleyecek.

Yapay, ABD'de 25 Aralık'ta, Türkiye'deyse 29 Ocak 2027'de vizyona girecek.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Vanity Fair, Vulture


Phil Collins, Paul McCartney'yle 24 yıl süren küslüğünü anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Phil Collins, Paul McCartney'yle 24 yıl süren küslüğünü anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Phil Collins, Paul McCartney'yle ilişkisinin son durumu hakkında açıklama yaptı.

75 yaşındaki Collins ve 84 yaşındaki McCartney arasındaki gerginlik, McCartney'nin 2002'de İngiltere Kraliçesi'nin Jübile Konseri sırasında In the Air Tonight'la tanınan şarkıcı hakkında yaptığı yorumdan bu yana sürüyor.

Piers Morgan Uncensored adlı podcast'in yakın tarihli bir bölümünde konuşan Collins, aralarındaki o ilk diyaloğu şöyle anlattı:

Buckingham Sarayı'nda prova alacaktık ve yanımda Hunter Davies'in [The Beatles hakkındaki] kitabının epey nadir bulunan ilk baskısı vardı. Paul'ün imzalaması için onu provaya götürmüştüm... Paul, o dönemde evli olduğu Heather Mills'le birlikte arkamdan yaklaştı ve ben de 'Paul, bunu imzalayabilir misin?' dedim.

Collins sözlerine şöyle devam etti:

Muhtemelen öyle demek istemedi ama 'Bizim küçük Phil de sıkı bir Beatles hayranıymış' dedi. Ben de içimden 'Seni pislik herif' diye geçirdim. Kendime engel olamadım, aklımdan geçen tam olarak buydu.

Collins, bu sözlerin kendisini incitmesiyle ilgili şunları ekledi:

Paul'u tanıyordum. Onunla daha önce de bir araya gelmiştim. Albümlerinden birinde çalmıştım. Prince's Trust etkinliğinde onunla birlikte sahneye çıkmıştım. Londra'daki bir ödül töreninde ona ödül vermiştim, yani onu bir nebze olsun tanıyordum. Bu yüzden verdiği cevaptaki o üslup beni biraz şaşırtmıştı.

Sussudio şarkısıyla tanınan isim, bu olayı 2016'da yayımlanan Not Dead Yet (Henüz Ölmedim) adlı anı kitabında da kaleme almış ve McCartney'nin kendisine e-posta gönderdiğini ancak bu mesaja yanıt vermediğini belirtmişti.

Collins, o yıl ekimde Billboard'a şöyle konuşmuştu:

Bu konuyla ilgili benimle iletişime geçti çünkü üzgündü. Ondan herhangi bir çiçek falan almadım, daha ziyade 'Hadi hayatımıza bakalım' minvalinde bir yaklaşım gördüm. Hakkında biraz nahoş bir şeyler söylediğim için üzülmesine üzüldüm, gerçi söylediğim şey aslında o kadar da nahoş değildi. İnsanlar bazen diğerlerine tavırlarının biraz daha iyi olabileceğini söylemezse, o zaman kimse kendini düzeltemez, anlıyor musun?

Morgan'a konuşan Genesis grubu üyesi Collins, King’s Trust yardım müzayedesi için hatıra eşyaları topladığını öğrenen McCartney'nin kendisiyle iletişime geçmesinin ardından yaşanan gelişmeleri paylaştı.

Collins, Morgan'a o anları şöyle anlattı:

Bana 'Hazır telefondayken...' dedi. İçimden 'Eyvah, başlıyoruz' diye geçirdim. Sonra 'Tüm bunlar da neyin nesi?' diye sordu. Ben de 'Keşke hiç söylemeseydim Paul, keşke hiç söylemeseydim' dedim. O ise 'Biliyor musun, aramızın iyi olduğunu sanıyordum' karşılığını verdi.

Collins, "Üzgün ​​olduğumu söyledim çünkü gerçekten onun..." diyerek cümlesini yarım bıraktı ve şöyle devam etti:

Yani belli ki bu durum onu ​​rahatsız etmişti çünkü o da tıpkı hepimiz gibi sevilmeyi seviyor! Belki de başkalarına kıyasla biraz daha fazla. Ama hepimiz sevilmek isteriz. Bunu anlıyorum.

Independent Türkçe