Yaratıcı gözlemciler: Arap dünyasındaki yaban hayatı fotoğrafçıları

Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Yaratıcı gözlemciler: Arap dünyasındaki yaban hayatı fotoğrafçıları

Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia

Daha önce az sayıdayken son yıllarda bu alanla ilgilenen Arap fotoğrafçıların ortaya çıkmasıyla birlikte Arap dünyasında yaban hayatını konu alan fotoğraf ve belgeseller oldukça popüler hale geldi.

Arap ülkelerinin çevresindeki biyolojik çeşitlilik zenginliğine ve geniş çöl alanlarının, koruma altındaki alanların ve kıyı bölgelerinin varlığına rağmen, yaban hayatı fotoğrafçılığı uzmanlığı neredeyse yalnızca yabancılara özeldi.

Son yıllarda pek çok Arap fotoğrafçı bu alanda büyük başarılara imza attı ve tıpkı bu alanda uzmanlaşan uluslararası fotoğrafçılar gibi, onların bazı çalışmaları da yaban hayatı konusunda uzman olan en ünlü yayınlarda yayımlandı.

İzleyici, gördüğü ve belki de dakikalarca ayrıntıları üzerinde düşündüğü görüntüyü, fotoğrafçının onu gördüğü göz kamaştırıcı şekilde yakalayabilmesinin saatler, hatta günler sürdüğünü, ayrıca bu görüntü için son derece profesyonel kamera ve lenslerin kullanıldığını hayal edemez.

İdeal bir görüntünün elde edilmesine yardımcı olan ve vahşi canlıların paniğe kapılmasını engelleyen kamuflaj, gözlem yapılacak yere uygun kıyafetler giyme ve başka çok çeşitli birçok prosedür var.

Arap yaban hayatı fotoğrafçıları gerçeklikleri nasıl görüyor? Karşılaştıkları temel zorluklar neler?

Bu tür fotoğrafçılığı sevenlerin başlıca uğrak noktası olan, vahşi ortam ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin, en ünlü yerler hangileri?

XSASDEF
Mısır çevresinde ve koruma alanlarında bulunan yabani kurt / Fotoğraf: Independent Arabia

Mısırlı yaban hayatı fotoğrafçısı ve Mısır Doğayı Koruma Derneği'nin koruma programından sorumlu yetkili Watter el Bahri, şunları söyledi:

Bu alan son yıllarda Arap dünyasında da varlık kazandı. Bu durum, kameralar ve fotoğraf ekipmanlarındaki büyük gelişmenin yanı sıra, bu tür fotoğrafçılığın tanıtılmasına yardımcı olan sosyal medyanın yaygınlaşması da dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlanabilir. Ayrıca yaban hayatı fotoğrafçılığı da dahil olmak üzere genel olarak görüntü kültürünün yaygınlaşması da bunda etkili oldu.

Watter, "Çöl turizmi ve kuş gözlem gezileri gibi yeni tür gezilerin yaygınlaşması ve bu geziler sırasında yaban hayatının ayırt edici görüntülerinin elde edilmesinin mümkün olduğuna" işaret etti.

Biyoçeşitlilik

Bahri, "Yaban hayatı resimleri birçok çevre sorununa ilişkin farkındalığın yayılmasında ve farklı ortamlarda yaşayan canlıların tanıtılmasında önemli bir rol oynuyor" dedi.

Bahri, Feyyum'daki Karun Gölü ve Sina'daki St. Catherine dahil olmak üzere, Mısır'daki büyük biyolojik çeşitliliğe sahip yerlere dikkat çekti.

Ayrıca, doğal koruma alanlarının yanı sıra Kızıldeniz' deki Vadi el Cemel gibi başka bölgelere de işaret etti.

Faslı fotoğrafçı Abdulgani Meyda ise yaban hayatı fotoğrafçılığına olan ilgiyi sosyal medyaya bağladı.

Sosyal medyanın, takipçilerin beğenisini kazanan belgesel video ve fotoğraflarla çevre bilincinin yayılmasına katkısını vurguladı.Meyda, ülkemizin farklı bölgelerinde yaşayan ve insanların haklarında hiçbir şey bilmediği pek çok nadide kuş ve hayvanın kamuoyuna bu şekilde tanıtıldığını da ifade etti.

xh5y
Afrika baykuşu Fas çölünde yaygın olarak görülmeye başladı / Fotoğraf: Independent Arabia

Meyda, "Başarılı bir yaban hayatı fotoğrafı çekmek için profesyonel bir kamera ve engebeli bölgelerde olabilecek hayvanların veya kuşların nerede olduğunu araştırmak için yüksek fiziksel kondisyonun yanı sıra ciddi bir sabır gerektiğine, çünkü bu işin saatlerce hareketsiz bir yerde kalmayı gerektirdiğine" dikkat çekti.

Faslı fotoğrafçı sözlerine şunları ekledi:

Merce, Zerka, Sidi Boughaba gibi ülkenin kuzeyindeki su kütleleri, Fas'taki yaban hayatı fotoğrafçılarının ülkeyi ziyaret eden göçmen su kuşlarını fotoğraflamak için gittikleri öne çıkan yerler. Bunun yanında fotoğrafçıların kullandığı mekanlar arasında, kuzeydoğuda Melviye Nehri, güneyde Souss-Massa Milli Parkı, Khenifiss Milli Parkı ve Tazekka Milli Parkı da bulunur. Ayrıca Fennek tilkisi (Çöl tilkisi), Firavun Puhu ve Felis margarita cinsi kedi gibi nadir görülen hayvanların bulunduğu çöl alanları da fotoğrafçılık için tercih ediliyor.

En zor tür

Suudi yaban hayatı fotoğrafçısı ve gözlemcisi İbrahim Süleyman el Şevamin, "Vahşi ortamda fotoğrafçılık en zor olanı, çünkü fotoğrafçı, stüdyolarda olduğu gibi kuşun veya hayvanın hareketini tahmin edemez veya ortam aydınlatmasını kontrol edemez. Bunun yerine pozlama üçgeni için canlı bir organizma hareket halindeyken hızlı şekilde deklanşör hızı seçmek gibi uygun ayarların yapılması ve hedefi yakınlaştırabilmek için yakınlaştırma lenslerini kullanma eğitimi gerekir. Aynı şekilde gün batımından önceki veya gün doğumundan sonraki saat olan altın saatte fotoğraf çekmek gerekir" dedi.

Şevamin, yaban hayatı fotoğrafçılığında yapılan yaygın bir hatanın, çevredeki bitkiler, kayalar veya plaj gibi ortamları göz ardı edip sadece hedefe odaklanmak olduğuna dikkat çekti.

xsdcf
Suudiler mevsimlik göç zamanında kuşları bekliyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Suudi fotoğrafçı, izleyicilerin, yaban hayatı fotoğrafçılarının spontane fotoğraflarından, özellikle de çevrelerinden ve kültürlerinden olduğu için, etkilendiklerini ve bazılarının, hüthüt toygarı, luha ve sarı kuyruksallayan gibi yerel kuşların isimlerini de bildiklerini belirtti.

Söz konusu fotoğrafçı, vahşi ve doğal çevreyi çevre kirliliği, kaçak avcılık ve yasadışı ticaretin tehlikelerinden korumada bireylerin rolünü ve sosyal sorumluluğu harekete geçirmenin önemine dikkat çekti.

Şevamin, coğrafi çeşitlilik ve kuşların göç hatları üzerindeki stratejik konumu nedeniyle Suudi Arabistan'ın tüm bölgelerinin yaban hayatı çeşitliliği açısından zengin olduğuna dikkat çekti.

Şevamin, "Yaz, el-Baha, Asir ve Taif'in dağlık yaylalarını ziyaret etmek için en uygun mevsim. Sonbahar mevsiminde kıyı bölgelerindeki göçmen deniz kuşlarını izleme imkanı bulunur. Cizan bölgesi ılık havasıyla kış aylarında ideal bir lokasyon olurken, bahar ayları ise ekoturizm için bulunmaz bir fırsat" dedi.

Vahşi belgeseller

Yaban hayatı fotoğrafçılığının Arap dünyasında yaygınlaşması sadece fotoğraflarla sınırlı değil, aynı zamanda son halinin izleyici için göz kamaştırıcı olması adına daha fazla çaba ve birden fazla aşama gerektiren belgeseller de var.

Yaban hayatı belgeseli çekme konusunda uzman olanlar arasında Mısırlı fotoğrafçı Ramazan Munir Avvad da var. Avvad, "10 yılı aşkın bir süre önce yaban hayatını fotoğraflamaya başladığımda, Mısır'ın bu kadar çok biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu fark etmemiştim" dedi.

Avvad, sözlerine şöyle devam etti:

Fotoğraflar ve belgeseller izleyicilerini bilgilendiriyor ve çevre sorunlarına ilişkin farkındalığı artırıyor. Makro lenslerle fotoğraflanan küçük canlıların doğru detaylarını veren bazı fotoğraflar var, böylece izleyici onları tamamen yeni bir vizyonla, ilk kez gördüğü detaylarla görüyor.

Mısırlı fotoğrafçı açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Yaban hayatı belgesellerini çekmek sakinlik ve uzun sabır gerektirir, çünkü bazı çekimlerin tamamlanması aylar alır ve ayrıca kamuflaj teknolojisine güvenmeyi gerektirir.

Avvad, bu belgesellerin, sadece sahne veya kliplerden ibaret olmayıp izleyiciye daha çekici gelmesi için drama ile birbirine bağlı bir hikaye şeklinde ilerlediğine dikkat çekti.

sef
Hutira baykuşu Mısır'da yaşayan bir yaban hayatı kuşu / Fotoğraf: Independent Arabia

Avvad, konunun mümkün olan en iyi sonucu elde etmek için hayvanın veya kuşun yerini ve doğasını incelemeyi gerektirdiğini vurguladı.

Avvad, sunulanların çoğu fotoğrafçıların bireysel çabaları olduğundan emek ve maliyete işaret etti.

Ürdün kuşu

Vahşi fotoğraf gezileri sadece vahşi doğada yaşayan canlıların fotoğraflarını çekmekten ibaret değil.

Bununla birlikte, bu canlıların yaşam tarzlarını izlenmesine, düşünülmesine ve öğrenilmesine olanak tanır.

Bir grup fotoğrafçının Ürdün'deki çılgın fotoğraf gezilerinden birinde ilk kez bir kuş görüldü ve gerçekten de ülkede yaşayan kuşlar listesine kaydedildi.

Ürdünlü fotoğrafçı Ramiz el-Temimi şunları söyledi:

Yaban hayatını fotoğraflamak için yaptığımız turlardan birinde, birden fazla gezide üç halkalı bir yağmurkuşu tespit edebildik. Madagaskar ve Doğu Afrika'da endemik olan kuşlardan biri olan kuş, daha önce Ürdün'de gözlemlenmemişti. Hatta gözlemimizden sonra ülkede 436 kuşun yer aldığı kuşlar listesine kaydedildi.

yu5
Ürdün'de üç halkalı yağmurkuşu görüldü / Fotoğraf: Independent Arabia

Temimi açıklamalarına şöyle devam etti:

Ezrak Sulak Koruma Alanı başta olmak üzere, koruma alanları Ürdün'deki yaban hayatı fotoğrafçılarının en çok ziyaret ettiği yerler arasında yer alıyor. Azrak Sulak Koruma Alanı çölde bir vaha ve kuşların göçleri sırasında Akabe Kuş Gözlemevi'nden sonra geçtikleri en önemli ikinci nokta olarak kabul edilmekte. Yaban hayatı fotoğrafçılarının en çok ziyaret ettikleri yerler arasında Dana Biyosfer Rezervi de yer alıyor. Burası, Arap Çölü ve Sudan bölgesine ek olarak Akdeniz ve İran-Turan bölgesinin bulunduğu dört hayati coğrafi bölgeyi kapsar.

Temimi, yüksek ekipman maliyeti, çekim alanlarında kaldıkları dönemlere ait ulaşım ve konaklama masrafları ve fotoğrafçıların da, özellikle bazılarının başka işlerle ilgili olması nedeniyle, uzun bir zamana ihtiyaçları olması da dahil olmak üzere yaban hayatı fotoğrafçılarının karşılaştığı zorluklara dikkat çekti.

Çekim çadırı

Filistinli fotoğrafçı Vesim Devvas ise "halkın dikkatini nesli tükenmekte olan hayvanlara ve kuşlara çekmek ve bu hayvanlara zarar vermemek" için yaban hayatını fotoğraflamanın önemine dikkat çekti.

Ayrıca çoğu fotoğrafçının hikayelerinde aktardığı "kuşları, hayvanları ve çevreyi, kaçak avlanmayı durdurarak, kuş yumurtalarına zarar vermeyerek ve çevrenin temizliğini sağlayarak korumanın gerekliliği" mesajı için övgüde bulundu.

svdfebh
Yıllık göç döneminde 500 milyon kuş Filistin'den geçiyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Devvas, "Emir Vadisi, Sanur Vadisi ve Ürdün Vadisi bölgesi dahil olmak üzere biyolojik çeşitlilik açısından zengin Filistin bölgelerine" dikkat çekti.

Ayrıca yıllık göç döneminde üzerinden yaklaşık 500 milyon kuşun geçtiği Ölü Deniz'e bakan Kudüs'ün vahşi doğasına da dikkat çekti.

Filistinli fotoğrafçı, biyolojik çeşitliliği en çok tehdit eden şeyin yaban hayatı açısından zengin bölgelerde kurulan yerleşimlerin artması ve genişlemesi olduğuna dikkat çekti.

Fotoğrafçı, "Geyik, keklik ve saka kuşu gibi nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlar ve kuşlar için kaçak avlanmanın durdurulması, ayrıca yuvalardan genç civcivlerin çalınmasının ve evde üremek üzere satılmasının durdurulması" çağrısında bulundu.

Filistinli fotoğrafçı, "Fotoğraflarımın çoğunu toprağın ve çevrenin renklerinden oluşan küçük bir çadırın içinden çekiyorum. Tek bir görüntü elde etmek için saatlerce beklediğim çalışmalarımda da tamamen sakin kalıyorum ve hiç ses çıkarmıyorum" açıklamasında bulundu.

Devvas, başarılı bir fotoğraf çekmenin, profesyonel fotoğraf ekipmanlarına ve özel lenslere sahip olmanın yanı sıra sabır, tecrübe, kuşların davranışlarını incelemeyi ve nerede olduklarını bilmeyi gerektirdiğini" açıkladı.

Independent Arabia, Independent Türkçe



Tarihe geçti: Ryan Gosling'li bilimkurgudan üç rekor birden

Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
TT

Tarihe geçti: Ryan Gosling'li bilimkurgudan üç rekor birden

Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)

Başrolünde Ryan Gosling'in yer aldığı bilimkurgu destanı Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary), açılış haftasında gösterdiği performansla üç büyük gişe rekorunu birden kırdı.

Filmde Gosling, bir uzay gemisinde kim olduğuna ve oraya nasıl geldiğine dair hiçbir anısı olmadan uyanan fen bilgisi öğretmeni Ryland Grace'i canlandırıyor. 

Hafızası yavaş yavaş yerine gelen Grace, yaklaşan bir buzul çağını durdurmak, insanlığı ve ölmekte olan Güneş'i kurtarmak için kritik bir gizemi çözmesi gerektiğini fark ediyor.

Üç büyük rekor birden geldi

Deadline'ın aktardığına göre film, Amazon MGM için yeni bir açılış rekoru kırdı, Phil Lord ve Chris Miller'ın kariyerindeki en iyi başlangıca imza attı ve martın en güçlü özgün yapım açılışlarından biri oldu.

80,6 milyon dolarlık açılış hasılatıyla film, Oppenheimer'ın 82,4 milyon dolarlık "devam filmi olmayan yapım" rekorunu kıl payı kaçırsa da muazzam bir başarıya imza attı.

Yönetmen ikilisi Lord ve Miller'ın önceki en iyi açılışı, 69 milyon dolarla Lego Filmi'ydi (The Lego Movie).

Ryan Gosling açısından bakıldığında da film, 162 milyon dolarlık Barbie’nin ardından kariyerinin en iyi ikinci açılışını getirdi.

Dünya genelinde 140,9 milyon dolara ulaşan film, uluslararası pazarda da güçlü bir başlangıç yaptı ve 60,4 milyon dolar topladı. Bu sonuç, Yıldızlararası (Interstellar) ve Dune: Çöl Gezegeni'nin (Dune) ilk dönem performanslarını hatırlatan bir tablo ortaya koydu.

Britanya, Fransa, Almanya, İtalya, Meksika, Brezilya, Avustralya ve Japonya dahil olmak üzere 60'tan fazla ülkede zirveden açıldı.

248 milyon dolarlık dev bütçe

248 milyon dolarlık dudak uçuklatan bir prodüksiyon bütçesine sahip olan filmin, pazarlama giderleri de dahil edildiğinde kâra geçebilmesi için 500-600 milyon dolar bandını aşması gerekiyor. 

Benzer bir açılış haftası geçiren Oppenheimer, vizyon yolculuğunu dünya çapında 975,8 milyon dolarla tamamlamıştı.

"Göz kamaştırıcı bir başyapıt"

Sinemaseverlerden büyük ilgi gören yapım, Rotten Tomatoes'da yüzde 95 puanına ve CinemaScore'da "A" derecesine sahip. 

Eleştirmenler filmi "yürekleri ısıtan bir hit" ve "dahice bir görsel deneyim" diye tanımlıyor. Görsel şöleni tam anlamıyla yaşamak isteyen izleyicilerin tercihi ise IMAX salonları oldu. Kuzey Amerika satışlarının yüzde 54'ü IMAX ve büyük formatlı salonlardan gerçekleşti.

Kurtuluş Projesi, sinemalarda izleyiciyle buluşuyor.

Independent Türkçe, ScreenRant, Deadline


97 puanlı yeni korku filmi daha vizyona girmeden tartışma yarattı

30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
TT

97 puanlı yeni korku filmi daha vizyona girmeden tartışma yarattı

30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)

Korku sinemasının önde gelen stüdyolarından Blumhouse'un yeni filmi Obsession, vizyona girmeden önce şiddet dozu yüksek sahneleriyle tartışma yarattı. Curry Barker imzalı yapım, ilk tepkilerde modern korku sinemasının dikkat çeken örnekleri arasında gösteriliyor.

Rotten Tomatoes'da yüzde 97 gibi kusursuz yakın bir puana ulaşan ve türün meraklıları tarafından heyecanla beklenen Obsession, ABD'de 15 Mayıs'ta izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. 

The Chair ve Warnings gibi kısa filmleriyle tanınan Barker'ın yönettiği yapım, "Tek Dilek Söğüdü" sayesinde sevdiği kadının kalbini kazanmaya çalışan ümitsiz bir romantiğin, bu dileği için ödemek zorunda kaldığı korkunç bedeli konu alıyor.

Yönetmen Barker, geçen hafta Deadline'a verdiği röportajda filmin Toronto (TIFF) ve SXSW festivallerindeki gösterimlerinin ardından bazı zorunlu değişikliklere uğradığını itiraf etti. 

Korku filminin en çok konuşulan, baş bölgesine art arda darbelerin yer aldığı aşırı şiddetli sahnesi, +18 sınıflandırmasına takılmaması için kısaltıldı.

Barker, sansür sürecini şu sözlerle anlattı:

Aslında sahnede 6-7 darbe daha vardı ancak bu haliyle film 18 yaş sınıflandırması alıyordu. 'Bazı darbeleri çıkarmalısın' dediler. Önce tek bir kareyi bile silmeyeceğimi söyledim ama sonunda daha geniş bir kitleye ulaşabilmek için kabul etmek zorunda kaldım.

Kesilse de etkisini kaybetmedi

Sahnede yapılan kesintilere rağmen yönetmen, sonucun hâlâ "inanılmaz derecede sert ve sarsıcı" olduğunu savunuyor. 

Sinema salonunun arkasından izleyicilerin tepkilerini gözlemlediğini belirten Barker, sahnenin şu anki halinin bile yaratmak istediği şok etkisini ve ağırlığı tam anlamıyla koruduğunu ifade ediyor.

15 milyon dolarlık dev satın alma

Başrollerini Michael Johnston, Inde Navarrette, Cooper Tomlinson ve Megan Lawless'ın paylaştığı yapım, TIFF gösteriminin ardından Focus Features tarafından 15 milyon doların üzerinde bir bedelle satın alındı. Eleştirmenler, Barker'ın bu filmle korku türünde kalıcı bir yer edindiğini vurguluyor.

Amerikan dizisi Genç Kurt'taki (Teen Wolf) Corey Bryant rolüyle tanınan ve God of War: Sons of Sparta gibi büyük projelerde seslendirme yapan Michael Johnston, filmde Bear karakterine hayat veriyor. 

Inde Navarrette tarafından canlandırılan Nikki'nin ilgisini çekmeye çalışan Bear, korku sinemasının en eski kuralıyla yüzleşiyor: 

Ne dilediğine dikkat et, bir gün gerçekleşebilir.

Obsession, 9-19 Nisan'da düzenlenecek 45. İstanbul Film Festivali'nin Genç Ustalar kuşağında sinemaseverlerle buluşacak. 

Independent Türkçe, ScreenRant, Deadline


Pluribus ikinci sezon bilmecesi: Hayranları üzecek açıklamalar

Better Call Saul'la da tanınan 53 yaşındaki Rhea Seehorn, Pluribus'taki çarpıcı başrol performansıyla Altın Küre'de Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı (Apple TV)
Better Call Saul'la da tanınan 53 yaşındaki Rhea Seehorn, Pluribus'taki çarpıcı başrol performansıyla Altın Küre'de Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı (Apple TV)
TT

Pluribus ikinci sezon bilmecesi: Hayranları üzecek açıklamalar

Better Call Saul'la da tanınan 53 yaşındaki Rhea Seehorn, Pluribus'taki çarpıcı başrol performansıyla Altın Küre'de Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı (Apple TV)
Better Call Saul'la da tanınan 53 yaşındaki Rhea Seehorn, Pluribus'taki çarpıcı başrol performansıyla Altın Küre'de Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı (Apple TV)

Dijital platform çağında izleyiciyi en çok yoran şeylerden biri, dizilerin yeni sezonları arasına giren upuzun aralar. Breaking Bad ve Better Call Saul'un yaratıcısı Vince Gilligan'ın yeni iddialı yapımı Pluribus da maalesef bu "uzun bekleyiş" kervanına katılmış durumda.

"The Pitt canımıza okuyor"

SXSW festivalinde konuşan Gilligan, her şeyin bir yıl içinde tamamlandığı eski televizyon düzenine duyduğu özlemi, rakibi The Pitt üzerinden esprili bir dille dile getirdi:

The Pitt, her ödül töreninde canımıza okuyor. Harika bir iş çıkardılar ve tam bir yıl sonra yeni sezonu getirmeyi başardılar. Bizimki ne kadar sürecek? İnanın bilmiyorum. Elimizden geleni yapıyoruz ama bu diziyi ortaya çıkarmak sonsuza kadar sürüyormuş gibi geliyor. Keşke daha hızlı olabilseydik. Aylar geçtikçe izleyicinin sabrına daha da minnettar kalıyoruz çünkü gerçekten var gücümüzle çalışıyoruz.

Pluribus gibi küresel ölçekli ve yüksek konseptli bir bilimkurgu dizisini yazmanın zorluklarına değinen Gilligan, ilk sezonun finalindeki o büyük soru işaretine (kapının önündeki nükleer bomba) nasıl yaklaşacakları konusunda hâlâ kafa yorduklarını itiraf etti:

Ne yapacağımızı bildiğimizi sanıyorduk. Ama işe gerçekten dalınca 'Acaba gerçekten biliyor muyuz?' diye sorgulamaya başlıyorsunuz.

Gilligan, Pluribus'un Lost'la özdeşleşen türden, sürekli yeni sırlar ve ters köşeler üzerine kurulu bir gizem dizisi olmadığını vurguladı. İzleyicinin karakterleri ve motivasyonlarını zaten bildiğini söyleyen ünlü yönetmen, asıl zorluğun gizemleri çözmek değil, karakterlerin bu durumla nasıl başa çıkacağını anlatmak olduğunu belirtti.

Geçen aylarda yapılan tahminler, dizinin Aralık 2027'de dönebileceği yönündeydi. Ancak Mart 2026 itibarıyla senaryo ekibinin halen hikaye üzerinde çalışıyor olması, bu ihtimali giderek zayıflatıyor.

Mevcut gidişat, Pluribus'un ikinci sezonunun en erken 2028 ortalarında ekranlara dönebileceğine işaret ediyor. Bu da izleyici için iki buçuk yılı aşan bir bekleyiş anlamına geliyor.

Yeni sezondan ilk detaylar

Bu ayın başında Polygon'a konuşan Gilligan, her ne kadar süreç yavaş ilerlese de ikinci sezonda izleyiciyi dramatik ve heyecan verici gelişmelerin beklediğini müjdeledi:

Ayrıntı veremem ama tanıdığımız fakat yeterince vakit geçiremediğimiz karakterlere daha fazla odaklanacağız. Örneğin Bay Diabaté, Zosia ve Manousos'u daha çok görmek hem bizim hem de izleyici için büyük keyif olacak. Elbette Rhea Seehorn'un muhteşem performansıyla hayat verdiği Carol, hikayemizin merkezinde kalmaya devam edecek.

Karolina Wydra, Carlos Manuel Vesga ve Miriam Shor'un da rol aldığı Pluribus'un ilk sezonu Apple TV'de izlenebilir.

Independent Türkçe, Forbes, Polygon, SyFy