Yaratıcı gözlemciler: Arap dünyasındaki yaban hayatı fotoğrafçıları

Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Yaratıcı gözlemciler: Arap dünyasındaki yaban hayatı fotoğrafçıları

Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia

Daha önce az sayıdayken son yıllarda bu alanla ilgilenen Arap fotoğrafçıların ortaya çıkmasıyla birlikte Arap dünyasında yaban hayatını konu alan fotoğraf ve belgeseller oldukça popüler hale geldi.

Arap ülkelerinin çevresindeki biyolojik çeşitlilik zenginliğine ve geniş çöl alanlarının, koruma altındaki alanların ve kıyı bölgelerinin varlığına rağmen, yaban hayatı fotoğrafçılığı uzmanlığı neredeyse yalnızca yabancılara özeldi.

Son yıllarda pek çok Arap fotoğrafçı bu alanda büyük başarılara imza attı ve tıpkı bu alanda uzmanlaşan uluslararası fotoğrafçılar gibi, onların bazı çalışmaları da yaban hayatı konusunda uzman olan en ünlü yayınlarda yayımlandı.

İzleyici, gördüğü ve belki de dakikalarca ayrıntıları üzerinde düşündüğü görüntüyü, fotoğrafçının onu gördüğü göz kamaştırıcı şekilde yakalayabilmesinin saatler, hatta günler sürdüğünü, ayrıca bu görüntü için son derece profesyonel kamera ve lenslerin kullanıldığını hayal edemez.

İdeal bir görüntünün elde edilmesine yardımcı olan ve vahşi canlıların paniğe kapılmasını engelleyen kamuflaj, gözlem yapılacak yere uygun kıyafetler giyme ve başka çok çeşitli birçok prosedür var.

Arap yaban hayatı fotoğrafçıları gerçeklikleri nasıl görüyor? Karşılaştıkları temel zorluklar neler?

Bu tür fotoğrafçılığı sevenlerin başlıca uğrak noktası olan, vahşi ortam ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin, en ünlü yerler hangileri?

XSASDEF
Mısır çevresinde ve koruma alanlarında bulunan yabani kurt / Fotoğraf: Independent Arabia

Mısırlı yaban hayatı fotoğrafçısı ve Mısır Doğayı Koruma Derneği'nin koruma programından sorumlu yetkili Watter el Bahri, şunları söyledi:

Bu alan son yıllarda Arap dünyasında da varlık kazandı. Bu durum, kameralar ve fotoğraf ekipmanlarındaki büyük gelişmenin yanı sıra, bu tür fotoğrafçılığın tanıtılmasına yardımcı olan sosyal medyanın yaygınlaşması da dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlanabilir. Ayrıca yaban hayatı fotoğrafçılığı da dahil olmak üzere genel olarak görüntü kültürünün yaygınlaşması da bunda etkili oldu.

Watter, "Çöl turizmi ve kuş gözlem gezileri gibi yeni tür gezilerin yaygınlaşması ve bu geziler sırasında yaban hayatının ayırt edici görüntülerinin elde edilmesinin mümkün olduğuna" işaret etti.

Biyoçeşitlilik

Bahri, "Yaban hayatı resimleri birçok çevre sorununa ilişkin farkındalığın yayılmasında ve farklı ortamlarda yaşayan canlıların tanıtılmasında önemli bir rol oynuyor" dedi.

Bahri, Feyyum'daki Karun Gölü ve Sina'daki St. Catherine dahil olmak üzere, Mısır'daki büyük biyolojik çeşitliliğe sahip yerlere dikkat çekti.

Ayrıca, doğal koruma alanlarının yanı sıra Kızıldeniz' deki Vadi el Cemel gibi başka bölgelere de işaret etti.

Faslı fotoğrafçı Abdulgani Meyda ise yaban hayatı fotoğrafçılığına olan ilgiyi sosyal medyaya bağladı.

Sosyal medyanın, takipçilerin beğenisini kazanan belgesel video ve fotoğraflarla çevre bilincinin yayılmasına katkısını vurguladı.Meyda, ülkemizin farklı bölgelerinde yaşayan ve insanların haklarında hiçbir şey bilmediği pek çok nadide kuş ve hayvanın kamuoyuna bu şekilde tanıtıldığını da ifade etti.

xh5y
Afrika baykuşu Fas çölünde yaygın olarak görülmeye başladı / Fotoğraf: Independent Arabia

Meyda, "Başarılı bir yaban hayatı fotoğrafı çekmek için profesyonel bir kamera ve engebeli bölgelerde olabilecek hayvanların veya kuşların nerede olduğunu araştırmak için yüksek fiziksel kondisyonun yanı sıra ciddi bir sabır gerektiğine, çünkü bu işin saatlerce hareketsiz bir yerde kalmayı gerektirdiğine" dikkat çekti.

Faslı fotoğrafçı sözlerine şunları ekledi:

Merce, Zerka, Sidi Boughaba gibi ülkenin kuzeyindeki su kütleleri, Fas'taki yaban hayatı fotoğrafçılarının ülkeyi ziyaret eden göçmen su kuşlarını fotoğraflamak için gittikleri öne çıkan yerler. Bunun yanında fotoğrafçıların kullandığı mekanlar arasında, kuzeydoğuda Melviye Nehri, güneyde Souss-Massa Milli Parkı, Khenifiss Milli Parkı ve Tazekka Milli Parkı da bulunur. Ayrıca Fennek tilkisi (Çöl tilkisi), Firavun Puhu ve Felis margarita cinsi kedi gibi nadir görülen hayvanların bulunduğu çöl alanları da fotoğrafçılık için tercih ediliyor.

En zor tür

Suudi yaban hayatı fotoğrafçısı ve gözlemcisi İbrahim Süleyman el Şevamin, "Vahşi ortamda fotoğrafçılık en zor olanı, çünkü fotoğrafçı, stüdyolarda olduğu gibi kuşun veya hayvanın hareketini tahmin edemez veya ortam aydınlatmasını kontrol edemez. Bunun yerine pozlama üçgeni için canlı bir organizma hareket halindeyken hızlı şekilde deklanşör hızı seçmek gibi uygun ayarların yapılması ve hedefi yakınlaştırabilmek için yakınlaştırma lenslerini kullanma eğitimi gerekir. Aynı şekilde gün batımından önceki veya gün doğumundan sonraki saat olan altın saatte fotoğraf çekmek gerekir" dedi.

Şevamin, yaban hayatı fotoğrafçılığında yapılan yaygın bir hatanın, çevredeki bitkiler, kayalar veya plaj gibi ortamları göz ardı edip sadece hedefe odaklanmak olduğuna dikkat çekti.

xsdcf
Suudiler mevsimlik göç zamanında kuşları bekliyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Suudi fotoğrafçı, izleyicilerin, yaban hayatı fotoğrafçılarının spontane fotoğraflarından, özellikle de çevrelerinden ve kültürlerinden olduğu için, etkilendiklerini ve bazılarının, hüthüt toygarı, luha ve sarı kuyruksallayan gibi yerel kuşların isimlerini de bildiklerini belirtti.

Söz konusu fotoğrafçı, vahşi ve doğal çevreyi çevre kirliliği, kaçak avcılık ve yasadışı ticaretin tehlikelerinden korumada bireylerin rolünü ve sosyal sorumluluğu harekete geçirmenin önemine dikkat çekti.

Şevamin, coğrafi çeşitlilik ve kuşların göç hatları üzerindeki stratejik konumu nedeniyle Suudi Arabistan'ın tüm bölgelerinin yaban hayatı çeşitliliği açısından zengin olduğuna dikkat çekti.

Şevamin, "Yaz, el-Baha, Asir ve Taif'in dağlık yaylalarını ziyaret etmek için en uygun mevsim. Sonbahar mevsiminde kıyı bölgelerindeki göçmen deniz kuşlarını izleme imkanı bulunur. Cizan bölgesi ılık havasıyla kış aylarında ideal bir lokasyon olurken, bahar ayları ise ekoturizm için bulunmaz bir fırsat" dedi.

Vahşi belgeseller

Yaban hayatı fotoğrafçılığının Arap dünyasında yaygınlaşması sadece fotoğraflarla sınırlı değil, aynı zamanda son halinin izleyici için göz kamaştırıcı olması adına daha fazla çaba ve birden fazla aşama gerektiren belgeseller de var.

Yaban hayatı belgeseli çekme konusunda uzman olanlar arasında Mısırlı fotoğrafçı Ramazan Munir Avvad da var. Avvad, "10 yılı aşkın bir süre önce yaban hayatını fotoğraflamaya başladığımda, Mısır'ın bu kadar çok biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu fark etmemiştim" dedi.

Avvad, sözlerine şöyle devam etti:

Fotoğraflar ve belgeseller izleyicilerini bilgilendiriyor ve çevre sorunlarına ilişkin farkındalığı artırıyor. Makro lenslerle fotoğraflanan küçük canlıların doğru detaylarını veren bazı fotoğraflar var, böylece izleyici onları tamamen yeni bir vizyonla, ilk kez gördüğü detaylarla görüyor.

Mısırlı fotoğrafçı açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Yaban hayatı belgesellerini çekmek sakinlik ve uzun sabır gerektirir, çünkü bazı çekimlerin tamamlanması aylar alır ve ayrıca kamuflaj teknolojisine güvenmeyi gerektirir.

Avvad, bu belgesellerin, sadece sahne veya kliplerden ibaret olmayıp izleyiciye daha çekici gelmesi için drama ile birbirine bağlı bir hikaye şeklinde ilerlediğine dikkat çekti.

sef
Hutira baykuşu Mısır'da yaşayan bir yaban hayatı kuşu / Fotoğraf: Independent Arabia

Avvad, konunun mümkün olan en iyi sonucu elde etmek için hayvanın veya kuşun yerini ve doğasını incelemeyi gerektirdiğini vurguladı.

Avvad, sunulanların çoğu fotoğrafçıların bireysel çabaları olduğundan emek ve maliyete işaret etti.

Ürdün kuşu

Vahşi fotoğraf gezileri sadece vahşi doğada yaşayan canlıların fotoğraflarını çekmekten ibaret değil.

Bununla birlikte, bu canlıların yaşam tarzlarını izlenmesine, düşünülmesine ve öğrenilmesine olanak tanır.

Bir grup fotoğrafçının Ürdün'deki çılgın fotoğraf gezilerinden birinde ilk kez bir kuş görüldü ve gerçekten de ülkede yaşayan kuşlar listesine kaydedildi.

Ürdünlü fotoğrafçı Ramiz el-Temimi şunları söyledi:

Yaban hayatını fotoğraflamak için yaptığımız turlardan birinde, birden fazla gezide üç halkalı bir yağmurkuşu tespit edebildik. Madagaskar ve Doğu Afrika'da endemik olan kuşlardan biri olan kuş, daha önce Ürdün'de gözlemlenmemişti. Hatta gözlemimizden sonra ülkede 436 kuşun yer aldığı kuşlar listesine kaydedildi.

yu5
Ürdün'de üç halkalı yağmurkuşu görüldü / Fotoğraf: Independent Arabia

Temimi açıklamalarına şöyle devam etti:

Ezrak Sulak Koruma Alanı başta olmak üzere, koruma alanları Ürdün'deki yaban hayatı fotoğrafçılarının en çok ziyaret ettiği yerler arasında yer alıyor. Azrak Sulak Koruma Alanı çölde bir vaha ve kuşların göçleri sırasında Akabe Kuş Gözlemevi'nden sonra geçtikleri en önemli ikinci nokta olarak kabul edilmekte. Yaban hayatı fotoğrafçılarının en çok ziyaret ettikleri yerler arasında Dana Biyosfer Rezervi de yer alıyor. Burası, Arap Çölü ve Sudan bölgesine ek olarak Akdeniz ve İran-Turan bölgesinin bulunduğu dört hayati coğrafi bölgeyi kapsar.

Temimi, yüksek ekipman maliyeti, çekim alanlarında kaldıkları dönemlere ait ulaşım ve konaklama masrafları ve fotoğrafçıların da, özellikle bazılarının başka işlerle ilgili olması nedeniyle, uzun bir zamana ihtiyaçları olması da dahil olmak üzere yaban hayatı fotoğrafçılarının karşılaştığı zorluklara dikkat çekti.

Çekim çadırı

Filistinli fotoğrafçı Vesim Devvas ise "halkın dikkatini nesli tükenmekte olan hayvanlara ve kuşlara çekmek ve bu hayvanlara zarar vermemek" için yaban hayatını fotoğraflamanın önemine dikkat çekti.

Ayrıca çoğu fotoğrafçının hikayelerinde aktardığı "kuşları, hayvanları ve çevreyi, kaçak avlanmayı durdurarak, kuş yumurtalarına zarar vermeyerek ve çevrenin temizliğini sağlayarak korumanın gerekliliği" mesajı için övgüde bulundu.

svdfebh
Yıllık göç döneminde 500 milyon kuş Filistin'den geçiyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Devvas, "Emir Vadisi, Sanur Vadisi ve Ürdün Vadisi bölgesi dahil olmak üzere biyolojik çeşitlilik açısından zengin Filistin bölgelerine" dikkat çekti.

Ayrıca yıllık göç döneminde üzerinden yaklaşık 500 milyon kuşun geçtiği Ölü Deniz'e bakan Kudüs'ün vahşi doğasına da dikkat çekti.

Filistinli fotoğrafçı, biyolojik çeşitliliği en çok tehdit eden şeyin yaban hayatı açısından zengin bölgelerde kurulan yerleşimlerin artması ve genişlemesi olduğuna dikkat çekti.

Fotoğrafçı, "Geyik, keklik ve saka kuşu gibi nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlar ve kuşlar için kaçak avlanmanın durdurulması, ayrıca yuvalardan genç civcivlerin çalınmasının ve evde üremek üzere satılmasının durdurulması" çağrısında bulundu.

Filistinli fotoğrafçı, "Fotoğraflarımın çoğunu toprağın ve çevrenin renklerinden oluşan küçük bir çadırın içinden çekiyorum. Tek bir görüntü elde etmek için saatlerce beklediğim çalışmalarımda da tamamen sakin kalıyorum ve hiç ses çıkarmıyorum" açıklamasında bulundu.

Devvas, başarılı bir fotoğraf çekmenin, profesyonel fotoğraf ekipmanlarına ve özel lenslere sahip olmanın yanı sıra sabır, tecrübe, kuşların davranışlarını incelemeyi ve nerede olduklarını bilmeyi gerektirdiğini" açıkladı.

Independent Arabia, Independent Türkçe



Meryl Streep yeni Narnia filminde Aslan'ı seslendirecek

C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
TT

Meryl Streep yeni Narnia filminde Aslan'ı seslendirecek

C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)

Greta Gerwig, C.S. Lewis'in fantastik serisinden uyarlayacağı yeni Narnia filminde Meryl Streep'le yeniden bir araya geliyor. İkili daha önce Küçük Kadınlar'da (Little Women) birlikte çalışmıştı.

Streep, Narnia'nın gizemli dünyasını yaratan kudretli aslan Aslan'ı seslendirecek.

Empire'a film hakkında bir kapak röportajı veren Gerwig, Streep'i neden seçtiğini şu sözlerle anlattı:

Derinlikli ama gösterişten uzak, ağırlığı olan ama kasvetli bir ciddiyete hapsolmayan birini istiyordum. Derinliği ve hüznü yansıtabildiği kadar neşe ve coşkuyu da hissettirebilecek birini arıyordum. 70 yaşın üzerinde, hayat tecrübesinin kazandırdığı bilgeliğe sahip ama aynı zamanda bir çocuğun katıksız merakını taşıyabilen biri olmalıydı. Tabii bir de gelmiş geçmiş en büyük oyunculardan biri olması gerekiyordu. Bütün bu nitelikleri taşıyanların sayısı pek fazla değil.

Aslan'ın görünümünde David Bowie etkisi

Gerwig'e göre David Bowie, yeni filmde farklı renklerde gözlere ve yüzünde kırmızı bir çizgiye sahip olacak Aslan'ın görünümüne ilham verdi. Bowie'nin etkisi filmin genel ruhuna da yansıdı.

Filmin görkemli ve sürükleyici olmasını, izleyiciye adeta bir rock operasındaymış hissi vermesini istediğini söyleyen yönetmen, müzikle kurduğu bağı şu sözlerle anlattı:

David Bowie hayatımı kurtardı. Paul McCartney hayatımı kurtardı. David Gilmour, Pete Townshend, Jimmy Page, Robert Plant... Hepsi hayatımı kurtardı. Onların müziğini dinlediğimde içimde, her şeyin yoluna gireceğine dair güçlü bir his belirirdi.

Gerwig, rock müzikle Narnia arasında kurduğu bağı da şöyle anlattı:

Narnia kelimenin tam anlamıyla müzikten yaratılmış bir dünya. Aslan'ın şarkısıyla hayat bulan bu evreni düşündüğümde, rock 'n' roll bana tam da müzikten doğmuş bir dünyayı çağrıştırıyor.

Gerwig'den Barbie sonrası görkemli dönüş

Narnia: Büyücünün Yeğeni (Narnia: The Magician's Nephew), Gerwig'in gişe rekorları kıran ve Oscar kazanan Barbie'nin ardından çekeceği yeni büyük bütçeli yapım olacak.

Film, C.S. Lewis'in ünlü fantastik serisinin başlangıç öyküsünü ve Narnia'nın nasıl yaratıldığını anlatıyor.

Oyuncu kadrosunda David McKenna, Beatrice Campbell, Daniel Craig, Emma Mackey, Carey Mulligan ve Ciarán Hinds de yer alıyor.

Başlangıçta 2026'daki Şükran Günü döneminde gösterime girmesi planlanan Narnia: Büyücünün Yeğeni, 12 Şubat 2027'de sinemalarda izleyiciyle buluşacak, 2 Nisan'da ise Netflix'te yayımlanacak.

Independent Türkçe, Variety, Empire


Netflix bir dizinin daha fişini çekti

Sweet Magnolias, Amerika'nın güneyindeki Serenity adlı küçük bir kasabada yaşayan, liseden beri yakın arkadaş üç kadının hayatını, dostluklarını, aşklarını ve kariyer mücadelelerini anlatıyordu (Netflix)
Sweet Magnolias, Amerika'nın güneyindeki Serenity adlı küçük bir kasabada yaşayan, liseden beri yakın arkadaş üç kadının hayatını, dostluklarını, aşklarını ve kariyer mücadelelerini anlatıyordu (Netflix)
TT

Netflix bir dizinin daha fişini çekti

Sweet Magnolias, Amerika'nın güneyindeki Serenity adlı küçük bir kasabada yaşayan, liseden beri yakın arkadaş üç kadının hayatını, dostluklarını, aşklarını ve kariyer mücadelelerini anlatıyordu (Netflix)
Sweet Magnolias, Amerika'nın güneyindeki Serenity adlı küçük bir kasabada yaşayan, liseden beri yakın arkadaş üç kadının hayatını, dostluklarını, aşklarını ve kariyer mücadelelerini anlatıyordu (Netflix)

Netflix, sevilen drama dizisi Sweet Magnolias'ı 5. sezonunun ardından iptal etti. Ancak dizinin yaratıcısı ve başrol oyuncularından biri, platform için geliştirilen yeni bir projede yeniden bir araya geliyor.

Sherryl Woods'un romanlarından uyarlanan Sweet Magnolias'ın iptal edildiği, 5. sezonun prömiyerinden üç ay sonra açıklandı.

İzlenme oranları hem dünya genelinde hem de ABD'de gerileyen dizinin 5. sezonu, Netflix'in kendi verilerine göre İngilizce dizilerin küresel ilk 10 listesinde üç hafta, reyting ölçüm şirketi Nielsen'ın ABD sıralamalarında ise 4 hafta kalabildi.

JoAnna Garcia Swisher, Brooke Elliott ve Heather Headley dizide, hayatın bütün iniş çıkışlarını birlikte göğüsleyen üç eski dostu canlandırıyordu.

Sweet Magnolias ekibinden yeni dizi

Sweet Magnolias'ın dizi sorumlusu Sheryl J. Anderson'la oyuncu JoAnna Garcia Swisher, Lauren Edmondson'ın romanından uyarlanacak Ladies of the House'un yapımcıları arasında yer alacak. Swisher'ın dizinin oyuncu kadrosunda da bulunması bekleniyor.

Resmi özete göre dizi, bir şarap imalathanesinin sahibi olan aileye odaklanıyor. İşletme sahibinin beklenmedik ölümünün ardından eşi ve iki yetişkin kızı, aile işletmesiyle, akrabalarıyla ve hayatlarındaki erkeklerle ilgili sorunların üstesinden gelebilmek için önce kendi aralarındaki meseleleri çözmek zorunda kalıyor.

Anderson dizinin sorumluluğunu ve yönetici yapımcılığını üstlenecek; Swisher ve Kate Gordon ise yapımcı olarak görev yapacak.

Yeni proje hakkında konuşan Anderson, "JoAnna ve Netflix'le bu yeni yolculuğa çıkmaktan büyük heyecan duyuyorum" diyerek ekledi:

Jo romanı benimle paylaştığında, aile, dostluk ve aşkın karmaşasıyla mücadele eden üç kadının hikayesinden nasıl bir dizi çıkabileceğini hemen gördüm. Richardson ailesinin kadınlarını ve onların dünyasını, dünyanın dört bir yanındaki Netflix izleyicileriyle buluşturmak için sabırsızlanıyorum.

Garcia Swisher ise duygularını şu sözlerle dile getirdi:

Olağanüstü Sheryl Anderson'la birlikte kadınları merkeze alan anlamlı hikayeler anlatmayı sürdürmekten büyük heyecan duyuyorum. Bu projeyi yapım şirketimiz Rolling Clover ve Black Label'daki harika ortaklarımızla hayata geçirecek olmak da mutluluğumu artırıyor. Netflix 7 yıldır yaratıcı anlamda kendimi evimde hissettiğim yer. Bu hikayeyi anlatmak için daha iyi bir platform veya ekip hayal edemezdim.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, TheWrap, Variety


100 bin kişilik araştırma: Uykunun kalitesi mi yoksa süresi mi önemli?

Bir uyku araştırmasında yer alan bir katılımcı (York Üniversitesi Uyku Laboratuvarı/Eurekalert)
Bir uyku araştırmasında yer alan bir katılımcı (York Üniversitesi Uyku Laboratuvarı/Eurekalert)
TT

100 bin kişilik araştırma: Uykunun kalitesi mi yoksa süresi mi önemli?

Bir uyku araştırmasında yer alan bir katılımcı (York Üniversitesi Uyku Laboratuvarı/Eurekalert)
Bir uyku araştırmasında yer alan bir katılımcı (York Üniversitesi Uyku Laboratuvarı/Eurekalert)

Yaklaşık 100 bin kişiyi kapsayan geniş çaplı bir araştırma, yalnızca ne kadar uyuduğumuzun değil, nasıl uyuduğumuzun da ilerleyen yaşlarda düzinelerce hastalığa yakalanma riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Daha önceki araştırmalar, günde 6 ila 8 saat uyumanın diyabet ve kalp hastalığı dahil çeşitli sağlık sorunlarına yakalanma riskini azalttığını ortaya koyuyor.

Ancak belirli uyku evrelerinin ve gerçek hayattaki uyku düzenlerinin sağlık çıktılarıyla nasıl bir ilişkisi olduğu büyük ölçüde belirsizliğini koruyordu. Bunun başlıca nedeni, çoğu çalışmada katılımcıların beyanına dayalı uyku ölçümlerini kullanması. Bu ölçümler genellikle nesnel değerlendirmelerle düşük düzeyde örtüştüğünden, günlük yaşamdaki uyku düzenlerini doğru biçimde yansıtmak zorlaşıyor.

Çin'in Pekin Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu sorunu aşmak için UK Biobank veri tabanındaki 95 bin 559 kişinin sağlık verilerini analiz etti. Birleşik Krallık'ta oluşturulan bu veri tabanı, yaklaşık 500 bin gönüllünün biyolojik, genetik ve yaşam tarzına ilişkin bilgilerini içeriyor. Çalışmaya dahil edilen kişiler, üst üste 7 gün ve gece boyunca bileklerine ivmeölçer taktı.

Araştırmacılar, REM, derin uyku ve hafif uyku gibi her bir uyku evresinin süresinin yanı sıra toplam uyku süresini, ilk uykuya dalmadan sonra uyanık geçirilen vakti ve geceden geceye değişen uyku düzensizliklerini analiz etti.

Bilim insanları, her bir katılımcıyı ortalama 9 yıl boyunca takip ederek sağlık kayıtlarında binden fazla hastalık çıktısıyla bağlantılar olup olmadığına baktı.

Araştırmacılar, REM uykusunun daha uzun sürmesinin, kalp yetmezliği, demans ve Parkinson da dahil 83 hastalığa yakalanma riskinin azalmasıyla ilişkilendirildiğini saptadı.

Derin uykunun daha uzun sürmesi, tip 2 diyabet ve klinik depresyonun da aralarında bulunduğu 7 rahatsızlığın riskinin düşmesiyle bağlantılıydı.

Diğer taraftan uyku düzensizliğinin ve ilk uykuya daldıktan sonra uyanık geçirilen sürenin artması, anksiyete ve madde kullanım bozuklukları gibi rahatsızlıkların riskinin artmasıyla ilişkilendirildi.

Araştırmacılar, düzenli olarak 6 ila 8 saat uyuyan katılımcıların çeşitli hastalıklarda en düşük riski taşıdığını belirtiyor. 5 saatten az uyuyan katılımcılar, klinik açıdan en hassas grubu oluşturuyor ve 37 sağlık sorununda daha güçlü bir ilişki gösteriyordu ancak 8 saatten fazla uyuyanlar da risk altındaydı.

dfrgthy
Uyku apnesi için kullanılan CPAP cihazı (Missouri Üniversitesi/Eurekalert)

Araştırmacılar, "Bu rahatsızlıkların çoğunda riskin en düşük görüldüğü uyku süresi, tam olarak 6-8 saat aralığında yoğunlaşıyordu" diye yazıyor.

Ancak araştırmacılar, bulguların sadece gözleme dayandığı ve uyku düzeninin hastalık riskine doğrudan neden olduğunu kanıtlamadığı uyarısında bulunuyor.

Çalışmada, "Bulgular, 6-8 saatlik uyku süresinin orta yaşlı ve yaşlı yetişkinlerde sağlık güvencesi rolü üstlendiğini destekleyen ek kanıtlar sunuyor; bu durum muhtemelen, uyku evrelerinin daha elverişli dağılımlarından kaynaklanıyor" ifadeleri yer alıyor.

6-8 saatlik bir uyku süresini korumak, çeşitli hastalıkların riskini etkin bir şekilde azaltabiliyor ve bu da sağlıklı yaşamı teşvik etme ve önleyici tıp çalışmalarına yeni öngörüler kazandırıyor.

Independent Türkçe