Yaratıcı gözlemciler: Arap dünyasındaki yaban hayatı fotoğrafçıları

Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Yaratıcı gözlemciler: Arap dünyasındaki yaban hayatı fotoğrafçıları

Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia
Kılık değiştirmek başarılı yaban hayatı fotoğrafçılığının anahtarı / Fotoğraf: Independent Arabia

Daha önce az sayıdayken son yıllarda bu alanla ilgilenen Arap fotoğrafçıların ortaya çıkmasıyla birlikte Arap dünyasında yaban hayatını konu alan fotoğraf ve belgeseller oldukça popüler hale geldi.

Arap ülkelerinin çevresindeki biyolojik çeşitlilik zenginliğine ve geniş çöl alanlarının, koruma altındaki alanların ve kıyı bölgelerinin varlığına rağmen, yaban hayatı fotoğrafçılığı uzmanlığı neredeyse yalnızca yabancılara özeldi.

Son yıllarda pek çok Arap fotoğrafçı bu alanda büyük başarılara imza attı ve tıpkı bu alanda uzmanlaşan uluslararası fotoğrafçılar gibi, onların bazı çalışmaları da yaban hayatı konusunda uzman olan en ünlü yayınlarda yayımlandı.

İzleyici, gördüğü ve belki de dakikalarca ayrıntıları üzerinde düşündüğü görüntüyü, fotoğrafçının onu gördüğü göz kamaştırıcı şekilde yakalayabilmesinin saatler, hatta günler sürdüğünü, ayrıca bu görüntü için son derece profesyonel kamera ve lenslerin kullanıldığını hayal edemez.

İdeal bir görüntünün elde edilmesine yardımcı olan ve vahşi canlıların paniğe kapılmasını engelleyen kamuflaj, gözlem yapılacak yere uygun kıyafetler giyme ve başka çok çeşitli birçok prosedür var.

Arap yaban hayatı fotoğrafçıları gerçeklikleri nasıl görüyor? Karşılaştıkları temel zorluklar neler?

Bu tür fotoğrafçılığı sevenlerin başlıca uğrak noktası olan, vahşi ortam ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin, en ünlü yerler hangileri?

XSASDEF
Mısır çevresinde ve koruma alanlarında bulunan yabani kurt / Fotoğraf: Independent Arabia

Mısırlı yaban hayatı fotoğrafçısı ve Mısır Doğayı Koruma Derneği'nin koruma programından sorumlu yetkili Watter el Bahri, şunları söyledi:

Bu alan son yıllarda Arap dünyasında da varlık kazandı. Bu durum, kameralar ve fotoğraf ekipmanlarındaki büyük gelişmenin yanı sıra, bu tür fotoğrafçılığın tanıtılmasına yardımcı olan sosyal medyanın yaygınlaşması da dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlanabilir. Ayrıca yaban hayatı fotoğrafçılığı da dahil olmak üzere genel olarak görüntü kültürünün yaygınlaşması da bunda etkili oldu.

Watter, "Çöl turizmi ve kuş gözlem gezileri gibi yeni tür gezilerin yaygınlaşması ve bu geziler sırasında yaban hayatının ayırt edici görüntülerinin elde edilmesinin mümkün olduğuna" işaret etti.

Biyoçeşitlilik

Bahri, "Yaban hayatı resimleri birçok çevre sorununa ilişkin farkındalığın yayılmasında ve farklı ortamlarda yaşayan canlıların tanıtılmasında önemli bir rol oynuyor" dedi.

Bahri, Feyyum'daki Karun Gölü ve Sina'daki St. Catherine dahil olmak üzere, Mısır'daki büyük biyolojik çeşitliliğe sahip yerlere dikkat çekti.

Ayrıca, doğal koruma alanlarının yanı sıra Kızıldeniz' deki Vadi el Cemel gibi başka bölgelere de işaret etti.

Faslı fotoğrafçı Abdulgani Meyda ise yaban hayatı fotoğrafçılığına olan ilgiyi sosyal medyaya bağladı.

Sosyal medyanın, takipçilerin beğenisini kazanan belgesel video ve fotoğraflarla çevre bilincinin yayılmasına katkısını vurguladı.Meyda, ülkemizin farklı bölgelerinde yaşayan ve insanların haklarında hiçbir şey bilmediği pek çok nadide kuş ve hayvanın kamuoyuna bu şekilde tanıtıldığını da ifade etti.

xh5y
Afrika baykuşu Fas çölünde yaygın olarak görülmeye başladı / Fotoğraf: Independent Arabia

Meyda, "Başarılı bir yaban hayatı fotoğrafı çekmek için profesyonel bir kamera ve engebeli bölgelerde olabilecek hayvanların veya kuşların nerede olduğunu araştırmak için yüksek fiziksel kondisyonun yanı sıra ciddi bir sabır gerektiğine, çünkü bu işin saatlerce hareketsiz bir yerde kalmayı gerektirdiğine" dikkat çekti.

Faslı fotoğrafçı sözlerine şunları ekledi:

Merce, Zerka, Sidi Boughaba gibi ülkenin kuzeyindeki su kütleleri, Fas'taki yaban hayatı fotoğrafçılarının ülkeyi ziyaret eden göçmen su kuşlarını fotoğraflamak için gittikleri öne çıkan yerler. Bunun yanında fotoğrafçıların kullandığı mekanlar arasında, kuzeydoğuda Melviye Nehri, güneyde Souss-Massa Milli Parkı, Khenifiss Milli Parkı ve Tazekka Milli Parkı da bulunur. Ayrıca Fennek tilkisi (Çöl tilkisi), Firavun Puhu ve Felis margarita cinsi kedi gibi nadir görülen hayvanların bulunduğu çöl alanları da fotoğrafçılık için tercih ediliyor.

En zor tür

Suudi yaban hayatı fotoğrafçısı ve gözlemcisi İbrahim Süleyman el Şevamin, "Vahşi ortamda fotoğrafçılık en zor olanı, çünkü fotoğrafçı, stüdyolarda olduğu gibi kuşun veya hayvanın hareketini tahmin edemez veya ortam aydınlatmasını kontrol edemez. Bunun yerine pozlama üçgeni için canlı bir organizma hareket halindeyken hızlı şekilde deklanşör hızı seçmek gibi uygun ayarların yapılması ve hedefi yakınlaştırabilmek için yakınlaştırma lenslerini kullanma eğitimi gerekir. Aynı şekilde gün batımından önceki veya gün doğumundan sonraki saat olan altın saatte fotoğraf çekmek gerekir" dedi.

Şevamin, yaban hayatı fotoğrafçılığında yapılan yaygın bir hatanın, çevredeki bitkiler, kayalar veya plaj gibi ortamları göz ardı edip sadece hedefe odaklanmak olduğuna dikkat çekti.

xsdcf
Suudiler mevsimlik göç zamanında kuşları bekliyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Suudi fotoğrafçı, izleyicilerin, yaban hayatı fotoğrafçılarının spontane fotoğraflarından, özellikle de çevrelerinden ve kültürlerinden olduğu için, etkilendiklerini ve bazılarının, hüthüt toygarı, luha ve sarı kuyruksallayan gibi yerel kuşların isimlerini de bildiklerini belirtti.

Söz konusu fotoğrafçı, vahşi ve doğal çevreyi çevre kirliliği, kaçak avcılık ve yasadışı ticaretin tehlikelerinden korumada bireylerin rolünü ve sosyal sorumluluğu harekete geçirmenin önemine dikkat çekti.

Şevamin, coğrafi çeşitlilik ve kuşların göç hatları üzerindeki stratejik konumu nedeniyle Suudi Arabistan'ın tüm bölgelerinin yaban hayatı çeşitliliği açısından zengin olduğuna dikkat çekti.

Şevamin, "Yaz, el-Baha, Asir ve Taif'in dağlık yaylalarını ziyaret etmek için en uygun mevsim. Sonbahar mevsiminde kıyı bölgelerindeki göçmen deniz kuşlarını izleme imkanı bulunur. Cizan bölgesi ılık havasıyla kış aylarında ideal bir lokasyon olurken, bahar ayları ise ekoturizm için bulunmaz bir fırsat" dedi.

Vahşi belgeseller

Yaban hayatı fotoğrafçılığının Arap dünyasında yaygınlaşması sadece fotoğraflarla sınırlı değil, aynı zamanda son halinin izleyici için göz kamaştırıcı olması adına daha fazla çaba ve birden fazla aşama gerektiren belgeseller de var.

Yaban hayatı belgeseli çekme konusunda uzman olanlar arasında Mısırlı fotoğrafçı Ramazan Munir Avvad da var. Avvad, "10 yılı aşkın bir süre önce yaban hayatını fotoğraflamaya başladığımda, Mısır'ın bu kadar çok biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu fark etmemiştim" dedi.

Avvad, sözlerine şöyle devam etti:

Fotoğraflar ve belgeseller izleyicilerini bilgilendiriyor ve çevre sorunlarına ilişkin farkındalığı artırıyor. Makro lenslerle fotoğraflanan küçük canlıların doğru detaylarını veren bazı fotoğraflar var, böylece izleyici onları tamamen yeni bir vizyonla, ilk kez gördüğü detaylarla görüyor.

Mısırlı fotoğrafçı açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Yaban hayatı belgesellerini çekmek sakinlik ve uzun sabır gerektirir, çünkü bazı çekimlerin tamamlanması aylar alır ve ayrıca kamuflaj teknolojisine güvenmeyi gerektirir.

Avvad, bu belgesellerin, sadece sahne veya kliplerden ibaret olmayıp izleyiciye daha çekici gelmesi için drama ile birbirine bağlı bir hikaye şeklinde ilerlediğine dikkat çekti.

sef
Hutira baykuşu Mısır'da yaşayan bir yaban hayatı kuşu / Fotoğraf: Independent Arabia

Avvad, konunun mümkün olan en iyi sonucu elde etmek için hayvanın veya kuşun yerini ve doğasını incelemeyi gerektirdiğini vurguladı.

Avvad, sunulanların çoğu fotoğrafçıların bireysel çabaları olduğundan emek ve maliyete işaret etti.

Ürdün kuşu

Vahşi fotoğraf gezileri sadece vahşi doğada yaşayan canlıların fotoğraflarını çekmekten ibaret değil.

Bununla birlikte, bu canlıların yaşam tarzlarını izlenmesine, düşünülmesine ve öğrenilmesine olanak tanır.

Bir grup fotoğrafçının Ürdün'deki çılgın fotoğraf gezilerinden birinde ilk kez bir kuş görüldü ve gerçekten de ülkede yaşayan kuşlar listesine kaydedildi.

Ürdünlü fotoğrafçı Ramiz el-Temimi şunları söyledi:

Yaban hayatını fotoğraflamak için yaptığımız turlardan birinde, birden fazla gezide üç halkalı bir yağmurkuşu tespit edebildik. Madagaskar ve Doğu Afrika'da endemik olan kuşlardan biri olan kuş, daha önce Ürdün'de gözlemlenmemişti. Hatta gözlemimizden sonra ülkede 436 kuşun yer aldığı kuşlar listesine kaydedildi.

yu5
Ürdün'de üç halkalı yağmurkuşu görüldü / Fotoğraf: Independent Arabia

Temimi açıklamalarına şöyle devam etti:

Ezrak Sulak Koruma Alanı başta olmak üzere, koruma alanları Ürdün'deki yaban hayatı fotoğrafçılarının en çok ziyaret ettiği yerler arasında yer alıyor. Azrak Sulak Koruma Alanı çölde bir vaha ve kuşların göçleri sırasında Akabe Kuş Gözlemevi'nden sonra geçtikleri en önemli ikinci nokta olarak kabul edilmekte. Yaban hayatı fotoğrafçılarının en çok ziyaret ettikleri yerler arasında Dana Biyosfer Rezervi de yer alıyor. Burası, Arap Çölü ve Sudan bölgesine ek olarak Akdeniz ve İran-Turan bölgesinin bulunduğu dört hayati coğrafi bölgeyi kapsar.

Temimi, yüksek ekipman maliyeti, çekim alanlarında kaldıkları dönemlere ait ulaşım ve konaklama masrafları ve fotoğrafçıların da, özellikle bazılarının başka işlerle ilgili olması nedeniyle, uzun bir zamana ihtiyaçları olması da dahil olmak üzere yaban hayatı fotoğrafçılarının karşılaştığı zorluklara dikkat çekti.

Çekim çadırı

Filistinli fotoğrafçı Vesim Devvas ise "halkın dikkatini nesli tükenmekte olan hayvanlara ve kuşlara çekmek ve bu hayvanlara zarar vermemek" için yaban hayatını fotoğraflamanın önemine dikkat çekti.

Ayrıca çoğu fotoğrafçının hikayelerinde aktardığı "kuşları, hayvanları ve çevreyi, kaçak avlanmayı durdurarak, kuş yumurtalarına zarar vermeyerek ve çevrenin temizliğini sağlayarak korumanın gerekliliği" mesajı için övgüde bulundu.

svdfebh
Yıllık göç döneminde 500 milyon kuş Filistin'den geçiyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Devvas, "Emir Vadisi, Sanur Vadisi ve Ürdün Vadisi bölgesi dahil olmak üzere biyolojik çeşitlilik açısından zengin Filistin bölgelerine" dikkat çekti.

Ayrıca yıllık göç döneminde üzerinden yaklaşık 500 milyon kuşun geçtiği Ölü Deniz'e bakan Kudüs'ün vahşi doğasına da dikkat çekti.

Filistinli fotoğrafçı, biyolojik çeşitliliği en çok tehdit eden şeyin yaban hayatı açısından zengin bölgelerde kurulan yerleşimlerin artması ve genişlemesi olduğuna dikkat çekti.

Fotoğrafçı, "Geyik, keklik ve saka kuşu gibi nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlar ve kuşlar için kaçak avlanmanın durdurulması, ayrıca yuvalardan genç civcivlerin çalınmasının ve evde üremek üzere satılmasının durdurulması" çağrısında bulundu.

Filistinli fotoğrafçı, "Fotoğraflarımın çoğunu toprağın ve çevrenin renklerinden oluşan küçük bir çadırın içinden çekiyorum. Tek bir görüntü elde etmek için saatlerce beklediğim çalışmalarımda da tamamen sakin kalıyorum ve hiç ses çıkarmıyorum" açıklamasında bulundu.

Devvas, başarılı bir fotoğraf çekmenin, profesyonel fotoğraf ekipmanlarına ve özel lenslere sahip olmanın yanı sıra sabır, tecrübe, kuşların davranışlarını incelemeyi ve nerede olduklarını bilmeyi gerektirdiğini" açıkladı.

Independent Arabia, Independent Türkçe



Dubai'den turistleri geri kazanmak için vize hamlesi

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

Dubai'den turistleri geri kazanmak için vize hamlesi

(Unsplash)
(Unsplash)

Natalie Wilson Junior Seyahat Yazarı

Dubai, turistler için vize başvurularını kolaylaştırmak amacıyla iki yeni girişim başlatmaya hazırlanıyor.

Dubai'yi ziyaret eden turistler artık şehrin resmi turizm internet sitesi Visit Dubai üzerinden vize başvurusunda bulunabilecek.

Kasımda ayrıca, turist vizesi başvuruları dahil devlet hizmetlerini tek bir platformda birleştiren ve yalnızca davetle katılım sağlanabilen bir turizm üyelik programı başlatılacak.

Dubai hükümeti, şehri yeniden ziyaret edenlere yönelik Dubai Access Club adlı üyelik programının, Dubai'ye dönüşü "daha kolay ve daha avantajlı" hale getirmek için ayrıcalıklı deneyimler, hizmetler ve avantajlar sunduğunu belirtti.

Ortak Dijital Kanallar Girişimi kapsamında, tek girişli ve çok girişli turist vizesi başvuruları, Visit Dubai internet sitesindeki deneyim rezervasyonlarıyla birlikte yer alacak ve ziyaretçiler hizmetlere tek bir kanal üzerinden erişebilecek.

Platform değişse de vize başvurularının değerlendirilmesinden ve vizelerin verilmesinden GDRFA Dubai sorumlu olmaya devam edecek.

Dubai Kimlik ve Yabancılar İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Korgeneral Muhammed Ahmed Al Marri şunları söyledi:

Dubai GDRFA olarak prosedürleri basitleştirmek, devlet hizmetlerine erişimi iyileştirmek ve gelişmiş dijital çözümlerden yararlanmak için stratejik ortaklarımızla yakın çalışıyoruz.

Ziyaretçilerin Visit Dubai platformu üzerinden turist vizesi başvurusu yapabilmesini sağlamak, en yüksek güvenlik ve verimlilik standartlarını korurken hizmetleri tek bir dijital süreçte birleştirmek açısından önemli bir adım.

Hükümete göre bu girişimler Dubai'nin "turizm ekosistemini geliştirme yönündeki sürekli çabalarını" ve Dubai Ekonomik Gündemi D33'ün hedeflerine katkısını yansıtıyor.

Dubai Veliaht Prensi Şeyh Hamdan bin Muhammed bin Raşid Al Maktum şunları söyledi:

Ziyaretçi yolculuğunun her aşamasını zenginleştiren ve misafirperverlikle hizmet mükemmelliği için yeni standartlar belirleyen girişimlerle Dubai'yi dünyanın en iyi üç turizm güzergahı arasına yerleştirmeye kararlıyız.

Amacımız, şehri dünya çapındaki gezginler için tercih edilen bir yer ve kaliteyle kolaylık açısından küresel bir ölçüt haline getirmek.

Temmuzda Dubai, İran-ABD savaşı nedeniyle turizmde yaşanan düşüşün ardından, ziyaretçileri emirliğe davet edenlere 40 bin liradan fazla değerde ödüller sundu.

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'nın girişimi "Dubai'ye Davet" programı, yerel halkı otel konaklamaları, yemek deneyimleri ve turistik yer biletleri gibi avantajlar karşılığında arkadaşlarını ve ailelerini Dubai'ye getirmeye davet etti.

20 Temmuz'la 31 Ekim tarihleri ​​arasında Birleşik Arap Emirlikleri'nde yaşayanlar, her biri 3 bin AED'ye (yaklaşık 41 bin TL) kadar değerinde paketlerden yararlanma hakkına sahipti.

Independent Türkçe,independent.co.uk/travel/news-and-advice


Claude'la yazılan metinlere görünmez iz: Anthropic kapsamı genişletiyor

Anthropic (Reuters)
Anthropic (Reuters)
TT

Claude'la yazılan metinlere görünmez iz: Anthropic kapsamı genişletiyor

Anthropic (Reuters)
Anthropic (Reuters)

Anthropic, metin filigranlama özelliğinin kapsamını genişletiyor. Bu da metinlerin, Claude'la yazıldığını gösteren görünmez bir iz taşıyacağı anlamına geliyor.

Anthropic, kelimelerin içine görünmez bir desen yerleştiren ve otomatik bir sistem tarafından saptanabilen metin filigranını modellerine entegre edeceğini ağustosta duyurmuştu. Bu özellik, üretken yapay zeka araçlarında bu tür bir teknolojinin kullanılmasını zorunlu kılan Avrupa Birliği (AB) düzenlemesi nedeniyle hayata geçirilmişti.

Ancak başlangıçta bu değişiklik yalnızca Anthropic'in en yeni modellerinde uygulanmıştı. Şirket bu özelliğin artık Mythos 5, Opus 4.7, Opus 4.6 ve Sonnet 4.6 gibi eski sistemlere de ekleneceğini açıkladı.

Değişikliğin ilk uygulandığı zamanki gibi, bu özelliği devre dışı bırakma seçeneği yok ve Avrupa düzenlemelerine yanıt olarak uygulamaya konmasına rağmen dünya çapındaki tüm kullanıcıları kapsıyor. Dahası, filigranlar tamamen görünür durumda ve sıradan kullanıcıların, yazdıklarının işaretlenip işaretlenmeyeceğini kontrol etme imkanı yok.

Halihazırda yalnızca AB yasaları kapsamında tanımlanan (düzenleyici kurumlar, kolluk kuvvetleri, gazeteciler ve araştırmacılar gibi) yetkililer bu filigranı gerçekten tespit edebiliyor. Ayrıca AB'nin Yapay Zeka Yasası kapsamında filigranlamayı doğrulamak zorunda olan şirketlerin erişimine açık.

Değişikliğin ağustosta duyurulması, uygulamayı haksız bulan kullanıcıların çeşitli eleştirilerine yol açmıştı. Çok çeşitli eleştiriler yöneltenler arasında, Claude'la metinleri düzeltmenin veya bilgileri doğrulamanın bile algılamayı tetiklemesinin doğru olmadığını ve kötü niyetli kişilerin filigranı gizlemek için çalışmalarını başka bir yapay zeka sistemiyle yeniden ifade edebileceğini söyleyen kullanıcılar da vardı.

Anthropic, uygulamanın bazı zayıf yönleri olduğunu kabul ediyor. Örneğin daha kısa metinler, filigranın saptanmasına yetecek kadar desen içermeyebiliyor. Ancak şirket, filigran sisteminin yapay zeka sonuçlarının kalitesini düşüreceği iddiaları da dahil diğer eleştirilere karşı çıkıyor.

Kullanıcıların bazı araçlarda filigranı atlatmasının bir yolu hâlâ var gibi görünüyor. Anthropic iki eski modelde (Opus 4.6 ve Claude Sonnet 4.6) sistemin kelimeleri nasıl seçeceğini belirleyen ayarların değiştirilmesinin (bu işlem API aracılığıyla yapılabilir) filigranı kaldıracağını belirtiyor.

Anthropic ayrıca kullanıcıların, henüz filigran değişikliklerini içerecek şekilde güncellenmemiş daha eski modelleri de seçmesine izin veriyor. Claude'da kullanıcılar, ilk olarak 2023'te piyasaya sürülen Opus 3'e kadar geriye giden ve değişiklik kapsamında yer almayan modelleri tercih edebilir.

Diğer şirketler de AB kurallarına uyacaklarını ifade etti ancak Anthropic'in bunların kapsamı dışında kalan ülkelerde bile uygulamayı hayata geçirmesi sıradışı bir durum. Örneğin OpenAI, ChatGPT'ye textGrain adlı bir özellik eklese de bu sadece Avrupa'da otomatik devreye girecek.

Independent Türkçe


Meyveyle beslenen ilk dinozor bulundu: Cehennem tavuğu

Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
TT

Meyveyle beslenen ilk dinozor bulundu: Cehennem tavuğu

Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)

Bilim insanları ilk kez meyveyle beslenen bir dinozor türü tespit etti.

Milyonlarca yıl gezegene hükmeden dinozorların, birbirleri de dahil pek çok şey yediği biliniyor. Bazıları etçil beslenirken, devasa sauropoda grubundakiler gibi dinozorlar ise otçul hayvanlardı.

Araştırmacılar, dinozorların meyve de yediğini tahmin etse de bugüne kadar bu teoriyi destekleyen kanıt bulunamamıştı.

ABD ve Kanada'dan bilim insanlarını içeren bir araştırma ekibi ise meyvecil bir beslenme biçimini takip ettiğini düşündükleri ilk dinozoru tanımladı.

Infernogallus jamesi adı verilen dinozorun son derece iyi korunmuş fosilleri, ABD'deki Hell Creek (Cehennem Deresi) formasyonunda 2011'de keşfedilmişti. Latincede "cehennem tavuğu" anlamına gelen Infernogallus ismi, fosillerin bulunduğu yere ve dinozorun görünüşüne ithafen seçildi.

Kuyruğu dışında bütün iskeleti eksiksiz korunan Infernogallus jamesi, yaklaşık 12 kilogram ağırlığa ve 1,5 metre boya sahipti. 

Bilim insanları bu hayvanın, dişsiz gagası nedeniyle ince yapılı dinozorları içeren Caenagnathidae grubunda yer aldığını söylüyor.

Araştırmacılar bu grubun nasıl beslendiğini de uzun zamandır merak ediyordu ve bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta yayımlanan çalışma bu soruya da yanıt verdi.

Ekip, bilgisayarlı tomografi kullanarak Infernogallus'un yüz kemiklerini detaylıca inceleyip diğer türlerle karşılaştırdı.

Analizler sonucunda bu yeni türün, kemikleri ezmeye uygun bir ısırma kuvvetine sahip olmadığı ortaya çıktı. 

Daha ziyade, ağzın altındaki kasların güçlü olduğu belirlendi. Bu da meyveler gibi daha yumuşak bitkileri çiğnemeye uygun bir anatomiye sahip olduğunu ve çenesini daha çok ileri geri hareket ettirdiğini gösteriyor.

Analizlerde Infernogallus'un çenesinin öne kaymasını sağlayan hareketli bir ekleme de sahip olduğu tespit edildi. Araştırmacılar ayrıca gagasındaki çıkıntı ve olukların, meyveleri ezip parçalamasını sağladığını düşünüyor. 

Stony Brook Üniversitesi'nden makalenin başyazarı Greg Funston, "Günümüzde, incir yiyen akbaba papağanı ve yumuşak deniz otlarını çiğneyen yeşil deniz kaplumbağaları gibi yumuşak gıdalarla beslenen hayvanlarda bu özellikleri ayrı ayrı görüyoruz" diyerek ekliyor:

Ancak bugün yaşayan hiçbir hayvan bu üç adaptasyonun hepsine sahip değil. Bu da Infernogallus'un ne kadar özelleşmiş bir tür olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları yaklaşık 66 milyon yıl önceye tarihlenen Infernogallus'un, meyvelerin giderek daha büyük ve karmaşık hale geldiği bir dönemde yaşadığını belirtiyor.

Infernogallus'un muhtemelen böğürtlen gibi bitkilerin yanı sıra şeftali ve kiraz benzeri sert çekirdekli meyveleri de tükettiği düşünülüyor. Araştırmacılar bu dinozorun sadece meyve yiyerek hayatta kalmış olabileceğini düşünse de başka yumuşak bitkileri de tüketmiş olabileceğini söylüyor.

Funston, "Bu keşif, dinozorların yaşam biçimlerine ilişkin bildiklerimizin kapsamını kesinlikle genişletiyor ve teropodların farklı koşullara ne kadar iyi uyum sağlayabildiğini gösteriyor" diyor.

Ekip ayrıca bu dinozorun, tohumları daha geniş alanlara taşıyarak meyveli bitkilerin yayılmasında da rol oynamış olabileceğini ifade ediyor.

Funston şöyle açıklıyor: 

Büyük tohumlu meyvelerin çoğalıp yayıldığını biliyoruz ve Caenagnathidae grubu bu role uygun görünüyor. Ancak bu bağlantıyı güvenle kurmadan önce daha fazla kanıta ihtiyaç var.

Independent Türkçe, IFLScience, Reuters, Nature Communications