Miley Cyrus, Black Mirror çekimindeyken evi yanmış

Şarkıcı ve oyuncu, karanlık antolojinin 2019'daki bir bölümünde istismara uğrayan bir popstarı canlandırmıştı

(AFP)
(AFP)
TT

Miley Cyrus, Black Mirror çekimindeyken evi yanmış

(AFP)
(AFP)

Miley Cyrus, Black Mirror'da oynadığı bölümün büyük bir kısmını çektiği sırada içinde bulunduğu zor durumlardan bahsetti.

Şarkıcı ve oyuncu, hicivli antolojisi dizisinin 2019'da yayımlanan "Rachel, Jack and Ashley Too" isimli bölümünde rol almıştı.

Cyrus'ın 5. sezondaki bölümde canlandırdığı Ashley O adlı popstarın hayranlarında, onun görüntüsünden esinlenen yapay zeka oyuncak bebekleri vardı. Bölüm ilerledikçe izleyiciler Ashley O'nun menajer teyzesi Catherine (Susan Pourfar) tarafından kontrol edildiğini ve kendisine rızası olmadan sakinleştirici verildiğini öğreniyor.

Flowers'la tanınan 30 yaşındaki şarkıcı Used to Be Young video serisi kapsamında, bölümün yapım sürecini değerlendirdi. Çekimler Güney Afrika'da gerçekleşse de Miley'nin Kaliforniya'ya bağlı Malibu'daki evi, bölgedeki birçok binayı yok eden 2018'deki Woolsey Yangını nedeniyle harabeye dönüyordu.

Videoda Cyrus, bu olayların hayatının ilerleyen dönemlerindeki kaygılı anlarında rol oynadığını itiraf etti.

Cyrus, "Muhtemelen bu olaydan iki ya da üç yıl sonra, anlamamıştım ama anksiyete atağı geçiririyordum ve buna bir sedyeye bağlanacağım görüntüsü eşlik ediyordu. Yani ne zaman bir performans sergilesem bu hayalleri görüyordum" dedi.

Bunun sadece anlamsız ve endişe dolu bir imge olduğunu düşünmüştüm ama aslında evim yanarken ellerim kelepçeli bir şekilde sedyede yatağa bağlanmıştım.

@mileycyrus

Used To Be Young (Series) - PART 36

♬ Used To Be Young - Miley Cyrus

 

Videonun ilerleyen bölümlerinde Cyrus, karakteri Ashley O'nun On a Roll şarkısını seslendirdiği bir müzik videosu gösterdi.

Şarkı ve beraberindeki video Cyrus'ın programda geçirdiği zamanın öne çıkan anlarından biri olarak kabul edilse de Hannah Montana'nın eski yıldızı, videonun yapımının zor bir haberin ortasında gerçekleştiğini açıkladı: Videoyu evinin yangında yok olduğunu öğrendikten hemen sonra çekmişti.

Miley, "Evimin yanıp kül olduğunu öğrendim. Bu ertesi gündü" dedi ve müzik videosunu başlattı: 

Gösteri devam etmeli.

Cyrus evini o zamanki partneri Liam Hemsworth'le paylaşıyordu. Miley o sırada yangınlardan duyduğu üzüntüyü Twitter'da hayranlarıyla paylaşsa da kendisini "şanslı kişilerden biri" olarak gördüğünü belirtmişti.

Cyrus, "Hayvanlarım ve HAYATIMIN AŞKI sağ salim kurtuldu ve şu anda önemli olan tek şey bu" diye yazmıştı.

Evim artık ayakta değil ama ailem ve dostlarımla paylaştığım anılar sağlam bir şekilde duruyor. Elimde kalan her şey için minnettarım.

İtfaiyecilere ve Los Angeles County Şerif Departmanı'na bolca sevgi ve şükranlarımı gönderiyorum!

Independent Türkçe



Tom Holland yeni Örümcek-Adam'dan ne kadar kazanacak?

Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'den 100 milyon dolardan fazla kazanacak (AFP)
Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'den 100 milyon dolardan fazla kazanacak (AFP)
TT

Tom Holland yeni Örümcek-Adam'dan ne kadar kazanacak?

Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'den 100 milyon dolardan fazla kazanacak (AFP)
Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'den 100 milyon dolardan fazla kazanacak (AFP)

The Wrap'in yeni haberine göre popüler Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de (Spider-Man: Brand New Day) başrol oynayan Tom Holland, 100 milyon dolardan fazla kazanma yolunda.

Süper kahraman serisinin en yeni filmi, gişedeki üçüncü haftasında dünya çapında 2 milyar doları aşan hasılatıyla tüm zamanların en çok kazanan 8. filmi oldu. Marvel Sinematik Evreni'nin (MSE) devam filmi, rekor kıran 360 milyon dolarlık yerel hasılatı ve 932 milyon dolarlık dünya çapındaki toplam gişe hasılatıyla açılışında inanılmaz bir hafta sonu geçirdi. 

Kaynaklar The Wrap'e, 30 yaşındaki Britanyalı oyuncunun bu gişe canavarı film için 20 milyon dolar ön ödeme aldığını söyledi. Bu, filmin yapım ve dağıtım maliyetlerini karşıladıktan sonra genellikle oyunculara ve yönetmenlere ödenen ek bonuslardan 80 milyon dolar veya daha fazla kazanma ihtimali olduğu anlamına geliyor.

Holland'ın ek bonusunun da bir üst limiti olmadığı, yani bu film için ne kadar kazanabileceğine dair bir sınır olmadığı bildiriliyor. Oyuncuya yapılan 20 milyon dolarlık ön ödeme, 2021'deki Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok (Spider-Man: No Way Home) için aldığı ücretin neredeyse iki katı.

The Independent, yorum için Sony Pictures ve Holland'ın temsilcileriyle iletişime geçti.

Yepyeni Bir Gün, Holland'ın ağ fırlatan New York süper kahramanı olarak 4. solo filmi. Destin Daniel Cretton'ın yönettiği filmde Holland'ın eşi Zendaya, Sadie Sink ve Jon Bernthal da rol alıyor.

Bu devam filmi, ikonik Marvel karakterlerini geri getirecek ve X-Men serisinden önemli isimleri ilk kez MSE'ye tanıtacak Avengers: Doomsday'den önceki son Marvel yapımı.

Holland'ın MSE devam filmi için aldığı devasa ücret, halihazırda sinemalarda gösterimde olan diğer filminin ardından geldi. Christopher Nolan'ın The Odyssey yapımı 17 Temmuz'da vizyona girmesinden bu yana gişeyi kasıp kavurdu.

Nolan'ın Homeros'un antik Yunan destanından uyarlaması, vizyona girmesinden bir ay geçmeden küresel gişede 1 milyar dolar eşiğini aşarak, Oscar ödüllü yönetmenin bugüne kadarki en yüksek hasılatlı filmi oldu.

Holland'ın filmde Odysseus'un oğlu Telemakhos rolündeki performansı övgü toplarken, filmde Yunan tanrıçası Athena'yı canlandıran ve Yepyeni Bir Gün'de MJ rolünde oynayan 29 yaşındaki Zendaya da övüldü.

Filmleri milyarlarca dolar gişe hasılatı elde eden bu ünlü çift, Hollywood tarihinde tek bir yıl içinde gişede en çok kazandıran oyuncular olma potansiyeline sahip.

Independent Türkçe


700 yıllık iskelet, meşhur kuşatma silahının bilinen ilk kurbanı olabilir

Fotoğraf: Trebüşe (ChrisO/Wikimedia)
Fotoğraf: Trebüşe (ChrisO/Wikimedia)
TT

700 yıllık iskelet, meşhur kuşatma silahının bilinen ilk kurbanı olabilir

Fotoğraf: Trebüşe (ChrisO/Wikimedia)
Fotoğraf: Trebüşe (ChrisO/Wikimedia)

Yeni bir araştırmaya göre İskoçya'daki Stirling Kalesi'nin kalıntılarında bulunan parçalanmış iskeletin dünyanın bilinen en eski trebüşe kurbanına ait olduğu düşünülüyor.

"İskelet 150" adı verilen kalıntılar, yaklaşık 700 yıl önce kalenin kuşatması sırasında ölen 20'li yaşlarında bir adama ait.

Kafatasını parçalayan ve onu yere sabitleyen büyük bir darbe sonucu ölmüş. Araştırmacılar, Paleopatoloji Derneği'nin geçen hafta Berlin'de düzenlenen Avrupa toplantısında sunulan çalışmada, "Kuşatma silahlarının kullanımı iyi belgelenmiş olsa da bunun arkeolojik kayıtlarda trebüşe travmasına dair ilk kanıt olduğuna inanıyoruz" diye belirtti.

Çalışmada arkeologlar, 1296-1328 ve 1332-1357'deki İskoç Bağımsızlık Savaşları'yla bağlantılı travma kanıtı aramak için Stirling Kalesi'nde ortaya çıkarılan 9 iskeleti inceledi.

Birinci savaş sırasında 1304'te I. Edward tarafından kuşatılan kalede, "Savaş Kurdu" trebüşesi de dahil kuşatma silahları kullanıldı. Savaş Kurdu'nun o zamana kadar yapılmış en büyük mancınık olduğuna inanılıyor.

Tarihi kayıtlara göre yaklaşık 92 metre yüksekliğindeki trebüşenin yapımı 5 usta marangozla 50 işçinin üç ayını aldı ve kuşatma silahı, 140 kg ağırlığa ulaşan mermiler fırlatabiliyordu.

Araştırma, İskelet 150’yle ilişkilendirilen adamı öldürenin de böyle bir mancınıktan atılan bir mermi olduğunu ortaya koydu.

İskeleti analiz etmek için radyografi, mikroskopi ve BT X-ışını taramaları kullanan bilim insanları, kafatasında 61, kaburgalarda ise 57 kırıkla omurga, kollar ve sağ omuzda ağır hasar olduğunu buldu.

Araştırmacılar, "İskelet 150’de kafatasının üst kısmından dizlere kadar 160'tan fazla ölüm öncesi kırık oluşması dikkat çekici" dedi.

Araştırmacılar başlangıçta kemiklerin gömüldükten sonra kırıldığından şüphelenmişti ancak son taramalar kırıkların kişinin hayattayken meydana geldiğinin doğrulanmasını sağladı.

Çalışmada, "Detaylı analiz, bu ölüm öncesi travmanın tamamen künt kuvvetten kaynaklandığını gösteriyor" diye yazdılar.

Kırıkların şekilleri, trebüşe mermisinin muhtemelen adamın sağ omzuna ve kafatasının arkasına isabet ettiğini gösteriyordu.

Araştırmacılar Jo Buckberry ve Patrick Randolph-Quinney, Bilinen adli vakalarla karşılaştırmalar, bu travmanın muhtemelen vücudunun önünde ön kolları bükülmüş, ağırlığını alt uzuvları ve ayakları üzerinde taşıyan canlı bir kişiye yüksek hızlı tek bir darbe indirilmesi sonucu oluştuğunu gösteriyor" diye belirtti.

Bulgular, Ortaçağ savaşlarının vahşetini ve eski iskeletlerdeki travmaların kaydedilmesinin önemini vurguluyor.

Ölüm zamanı ve yaralanma şekli, adamın bir Savaş Kurdu veya benzeri bir mancınığın kurbanı olduğunu gösterse de araştırmacılar, o dönemden karşılaştırılabilir adli vakaların bulunmaması nedeniyle bunu doğrulayamadı.

Independent Türkçe


Asıl sessizlik salgını: Z kuşağı neden günlük 451 kelime daha az konuşuyor?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Asıl sessizlik salgını: Z kuşağı neden günlük 451 kelime daha az konuşuyor?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Birkaç hafta önce kulaklıklarımdan birini kaybettim. Etrafımda yaşananlara dahil olmak zorunda kalmak tuhaf bir histi. 24 yaşındayım; genellikle çevremdeki her şeyle arama mesafe koyarak yaşıyorum. Ancak işin çok daha tuhaf kısmı, karşılaştığım neredeyse her yabancıyla konuşmak zorundaymışım gibi, hiç de doğal olmayan bir duygu hissetmekti. İster köpeğini gezdiren bir kadın olsun, ister benimle aynı reyonda alışveriş yapan bir adam; hepsiyle sohbet ettim. Ve bu... Garip bir şekilde inanılmazdı.

Hakemli dergi Perspectives on Psychological Science'ta bu ay yayımlanan bir araştırma, katılımcıların günlük konuştuğu ortalama kelime sayısının 2005'le 2019 arasında her yıl yaklaşık 338 kelime azaldığını tespit etti. Bu muazzam bir rakam. Yaklaşık yüzde 28'lik bir düşüşe veya günde 20-30 cümleye tekabül ediyor. 25 yaş altı katılımcılarda düşüş daha da belirgindi: 2005'ten sonraki her takvim yılı için günlük konuşulan ortalama kelime sayısında 451 kelimelik azalma saptandı. Genç katılımcılar, daha yaşlı olanlara kıyasla yılda yaklaşık yüzde 44 daha fazla kelime kaybetti.

En az gerçek dünya kadar dijital dünyada da yaşadığını hisseden biri olarak, kaybedilen o 451 kelimenin eskiden yabancılarla konuşmalarımızda kullandığımız sözcükleri temsil ettiğini düşünüyorum. Eskiden mağaza görevlisiyle konuştuğumuz yerlerde artık kasiyersiz kasalar var; eskiden baristayla sohbet ettiğimiz yerlerde artık uygulamalardan kahve siparişi verdikten sonra sessizce sıraya giriyor ve birinin içeceği havaya kaldırıp "Esmu!" diye bağırmasını bekliyoruz; ve eskiden köpeklerimizi gezdirip diğer yürüyüşçülerle gerçekten konuştuğumuz yerlerde, artık kulaklıklarımızı takıp dünya yokmuş gibi davranıyoruz.

Yabancılarla etkileşimler artık gündelik olaylar değil. Artık o kadar nadirler ki gözümüze çarpıyorlar. Hayatımız artık tanımadığımız insanlarla sohbet etmeyi veya böyle bir gereksinimi içermiyor.

Ve bunun etkileri kendini belli ediyor.

Şu anda yaşadığımız "yalnızlık salgını"nın varlığı iyi belgelenmiş durumda ve sorun öyle belirgin ki benim neslim sosyal medyada "yalnızlık fenomenlerini" bile yüceltiyor. Bu kişiler, internette takipçi çekmek için arkadaşsız gençlik hayatlarının hikayelerini yayımlıyor, New York gibi canlı ve imrenilen şehirlerde (ki bu tür yerler çoğunlukla sunduğu sosyal yaşam nedeniyle tercih edilir) evde tek başlarına geçirdikleri sıcacık cuma gecelerini detaylarıyla anlatan kısa videolar hazırlıyor. Benzer şekilde, "hafiften inziva" (soft hermitting; sosyal etkileşimden kaçınma) etiketi TikTok'ta viral olurken, RiseGuid'in yaptığı bir ankette Z kuşağının yüzde 32'sinin bir yıl içinde bir ila üç günü başka biriyle konuşmadan geçirdiği ortaya çıktı.

Bir de daha sessiz bir kayıp var: Verimlilik ve kolaylık uğruna o 451 kelimeyi bir kenara atmamız sonucunda, nesilimizin dünyayla etkileşim biçiminde yaşanan yavaş ama bir o kadar zararlı değişim. Bu kayıp, nesiller arası etkileşimin kaybı; farklı geçmişlerden gelen, farklı inançlara sahip ya da dünyaya farklı bir yerden bakan kişiler arasındaki sohbetin kaybı.

Evet, hâlâ sosyal çevrelerimizin rahatlığı içinde laflıyoruz. Ancak konuşmalar, giderek daha fazla bu sınırlara hapsoluyor. Bulgularımı arkadaşlarımla paylaştığımda biri, "Bu tamamen doğru değil. Geçen hafta parkta tanıştığım bir kadınla sohbet ettim. Harikaydı!" dedi. Bu çok tatlı ama tam da benim demek istediğim şey.

Bunun sonucunda tıpkı sosyal medyadaki gibi, dünyalarımız hızla kendi görüşlerimizin yankı odalarına dönüşüyor; bu da yabancı olarak algıladığımız kişilerle sohbet etmeyi çok daha zorlaştırarak toplumdaki bölünmeyi derinleştiriyor.

Dün gece kız kardeşim, doğum günüm için yeni kulaklık isteyip istemediğimi sordu. Bunun çok cazip bir teklif olduğunu kabul ediyorum; istediğim zaman dünyayı ve içindeki insanları dışarıda bırakabilmenin çok huzur verici bir yanı var. Ama düşünüyorum da; sanırım o 451 kelimeyi çok daha fazla özleyeceğim.

Independent Türkçe