Elon Musk'ın hayatının sırları: Uzayın fethini takıntı haline getirdi ve şiddetin ortasında büyüdü...

Rahatsızlığını ifade ettiğinde "şeytani bir duruma" giriyor, öngörülemeyen ruh hali değişimleri yaşıyor ve can sıkıntısından "X" platformunu satın aldı

Elon Musk’ın adı, otobiyografisinin başlığını oluşturuyor (Fotoğraf, fikri mülkiyet haklarına tabidir- sosyal paylaşım siteleri)
Elon Musk’ın adı, otobiyografisinin başlığını oluşturuyor (Fotoğraf, fikri mülkiyet haklarına tabidir- sosyal paylaşım siteleri)
TT

Elon Musk'ın hayatının sırları: Uzayın fethini takıntı haline getirdi ve şiddetin ortasında büyüdü...

Elon Musk’ın adı, otobiyografisinin başlığını oluşturuyor (Fotoğraf, fikri mülkiyet haklarına tabidir- sosyal paylaşım siteleri)
Elon Musk’ın adı, otobiyografisinin başlığını oluşturuyor (Fotoğraf, fikri mülkiyet haklarına tabidir- sosyal paylaşım siteleri)

Fadia es-Seyyid 

ABD'de Milyarder Elon Musk'ın biyografisine ilişkin yeni bir kitap yayımlandı. Bu kitapta Tesla, X (eski adıyla Twitter), SpaceX'in uzayı fethi ve sert yönetim yöntemlerine takıntılı başkanlığını ortaya koyuyor.

Apple'ın kurucu ortağı Steve Jobs (2011), Albert Einstein ve diğerleri hakkında daha önce başka başarılı biyografi kitapları yayınlayan yazar Walter Isaacson, Musk'la tanışmak için benzeri görülmemiş bir fırsat yakaladı.

Tartışmalı iş insanıyla çeşitli vesilelerle toplantılar yaptı.

Isaacson, Elon Musk'un biyografisinin yazılmasıyla ilgili olarak bu çalışmanın 'daha önce yaptığı hiçbir şeye benzemediğini' söylüyor.

Financial Times'a verdiği röportajda Musk'tan iki yıl boyunca yanında kalmasını ve neredeyse her gün onunla konuşmasını istediğini ekledi.

Musk da bu toplantıların gizliliğini umursamadan iş toplantılarına katılmasına izin vererek bunu kabul etti.

ABD'li gazeteci, Musk'ın çocuklarıyla birlikte yediği akşam yemeği gibi aile etkinliklerine katıldığını da dile getirdi. 

Isaacson ayrıca, 2022'nin sonlarında, kuvvetlerinin SpaceX'in Starlink iletişim sistemini kullandığı sırada Musk'un Ukrayna hükümetiyle yaptığı görüşmelere de katıldı.

Musk, Ukraynalıların Starlink sisteminin aktif hale getirilmesi yönünde sunduğu talebi reddederek, Ukrayna'nın Karadeniz'deki Rus filo üssüne yönelik bir saldırıyı önledi.

Isaacson, Musk'ın kendisine Ukrayna Dijital Dönüşüm Bakanı Mikhailo Fedorov ile olan tüm şifreli mesajları, Ukraynalılara sormadan verdiğini belirtti. Bunların bir kısmı kitapta yer alıyor.

Daha da dikkat çekici olanı Isaacson, Musk'ın nihayet bir yapay zeka şirketi kurma yönünde şimdiye kadar gizli olan bir girişime girişmesini de izledi.

Öyle görünüyor ki Musk, X ve Tesla'nın devasa veri depolarını, OpenAl gibi diğer yapay zeka şirketleriyle rekabet etmek için kullanmayı umuyor. Bu durum, yapay zeka sektörü için büyük ticari öneme sahip olabilir.

Can sıkıntısından X'i satın aldı

10 yıl önce Musk'ın iki şirketi Tesla ve SpaceX neredeyse borç batağındaydı. Ancak 2021 yılına gelindiğinde Tesla, neredeyse bir milyon araba sattı ve SpaceX, 31 başarılı fırlatma gerçekleştirdi.

Bu patlama, Musk'ı dünyanın en zengin adamı yaptı ve Time ve Financial Times, yeşil ulaşımı ve uzay yolculuğunu dönüştürme vizyonu nedeniyle onu 'Yılın Kişisi' seçti.

Ancak "Daha sonra her şey o kadar iyi gidiyordu ki Musk, rahatsız olmaya başladı" diyor Isaacson.

Yazar, "İşlerin iyi gitmesinden hoşlanmaz. Drama bağımlısıdır. Musk, belki de can sıkıntısından, artık X olarak bilinen sosyal medya devi Twitter'ı satın almak için bir plan yaptı" ifadelerini kullandı.

Walter Isaacson, "Bunu duyduğumda, onun biyografisini yazan kişi olarak zorlu bir yolculuğa çıkacağımı biliyordum. Bunun çılgınca olduğunu düşündüm. Musk'un empati yeteneği yok, dolayısıyla Twitter ona pek uygun değildi" ifadelerini kullandı. 

Musk, platformla ilgili olarak "İlk başta bunun benim daha büyük temel görevlerime uymadığını düşündüm. Ancak bunun medeniyeti koruma misyonunun bir parçası olabileceğine ve toplumumuzun çok gezegenli hale gelmesi için daha fazla zaman kazanabileceğine inanmaya başladım" dedi. 

Musk, 2022 baharında platformu satın almak için 44 milyar dolar teklif etti ve çalışanları, medya, kullanıcılar ve liberal politikacılarla yıkıcı bir savaşa girdi.

Ancak Musk, biyografisini yazan kişiyi kovmadı. Bunun yerine Isaacson, "Haftalar boyunca kenarda oturup notlar alıyordum. Tüm şirket toplantıları için konferans odasındaydım ve onun Zoom çağrılarına katıldım" şeklinde konuştu.

Babasıyla olan ilişkisi

Başlığı Elon Musk'ın adı olan kitaptan alıntılarda Isaacson, Musk'ın kökenleri Güney Afrika'ya uzanan kişiliğinden ve yaşadığı şiddetli ruh halinden bahsetti.

Yazar, "Bana bipolar olduğunu düşündüğünü ama kendisine hiç teşhis konmadığını söyledi" dedi. 

Musk'un dalgalanmalarına gelince Isaacson, bunun temel olarak çocukluğunda yaşadığı acılardan kaynaklandığını, çünkü apartheid döneminde Güney Afrika'da şiddetin ortasında büyüdüğünü ve babasıyla zor bir ilişkisi olduğunu söylerken, "Bu ilişki ona kendini yabancı gibi hissettiriyordu ve sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı, onu rahatsız ediyordu" şeklinde konuştu. 

Karmaşık kişilik

BBC'ye göre Isaacson, Musk'ı etrafındaki insanlarla, özellikle de eşleri, çocukları ve şirketlerinde çalışanlarla insani düzeyde iletişim kurma becerisinden yoksun, karmaşık ve ıstıraplı bir karakter olarak tasvir etti. 

Ayrıca Musk'un gündelik nezaketi, sıcaklığı ve sevilme arzusunu üreten duygusal alıcılara sahip olmadığını söyledi. 

Babayı hem duygusal hem de fiziksel olarak sömürücü bir kişi olarak tanımlayarak, babası Errol ile olan ilişkisinin kendisine hâlâ eşlik eden bir travma kaynağı olduğuna dikkati çekti. 

Musk, babasıyla tanışmadan yıllar geçirdi, ardından 2016'da onunla görüşmeyi kabul etti. Kitapta bu toplantıyla ilgili olarak Musk'un arkadaşlarından biri, "Elon'un ellerinin titrediğini gördüğüm tek an oydu" dedi.

Isaacson, "Musk'ın beyninde şeytani bir köşeyi işgal eden ve onda soğuk öfke uyandıran bazı kişiler var. Bunların başında babası geliyor" ifadelerini kullandı. 

Musk'ın sık sık dövüldüğüne ve babasının onu çok azarladığına dikkat çekti. Ancak 10 yaşındayken, anne ve babasının boşanmasından birkaç yıl sonra onunla yaşamayı seçti.

Elon Musk ve biyografi yazarı Walter Isaacson
Elon Musk ve biyografi yazarı Walter Isaacson

Büyük çocuk

Isaacson, dünyanın en zengin adamını, okulda sürekli zorbalığa maruz kaldığı bir çocukluk döneminin damgasını taşıyan 'büyük bir çocuk' olarak tanımlıyor.

Elon Musk, biyografi yazarına kendisine otizmin bir türü olan Asperger Sendromu tanısı konulduğunu ve başkalarıyla ilişkilerinde ilişkisel sinyalleri çözme konusundaki zayıf yeteneğinin nedeninin bu olduğunu söyledi.

Yazar, Musk'ın fırtına ve dramadan etkilendiğini belirtirken, yönettiği şirketleri yönetme biçiminde kendini gösteren 'öngörülemeyen duygusal dalgalanmalara' maruz kaldığını vurguladı. 

Kitapta Elon Musk'un, çalışanları beklentilerini karşılamadığında sinirlendiği ve kendisine direnmeleri halinde onları küçük düşürmekten çekinmediği öfke nöbetlerinden birkaç örnek veriliyor.

Elon Musk, drama bağımlısı (Fotoğraf fikri mülkiyet haklarına tabidir- Sosyal paylaşım siteleri)
Elon Musk, drama bağımlısı (Fotoğraf fikri mülkiyet haklarına tabidir- Sosyal paylaşım siteleri)

Şeytani durum

Musk'un eski hayat arkadaşı şarkıcı Grimes, yazara milyarderin rahatsızlığını dile getirirken Musk'ın şeytani ve çok fazla kaos yaratan bir duruma girdiğini söyledi. 

Isaacson, Kanadalı sanatçının Elon Musk'tan üçüncü bir çocuğu olduğunu açıkladı.

İki eski ortağı, şu ana kadar sadece iki çocuğu açıklamıştı.

Bununla birlikte Elon Musk'un bilinen yaşayan çocuklarının sayısı 11'e yükselmiş oldu.

Bunlardan ikisi, sperm bağışladığı Neuralink şirketindeki bir kadın yetkiliden. 

Yazara göre 2021'de doğan ikizlerin annesi Shivon Zillis, Musk'ın 'insanların çocuk sahibi olmasını istediğini' söyledi.

Kızıyla olan ilişkisi

2022'de Musk'un eşi Justine Wilson'la olan kızı 18 yaşına girecek.

Kitaba göre Marksist olan Xavier adında bir erkek çocuk olarak doğan ve daha sonra cinsiyet değiştirip kız olan çocuğu, Musk'a "Senden ve temsil ettiğin her şeyden nefret ediyorum" dedi. 

Aynı yıl, kızı Kaliforniya mahkemesine isminin Vivian Gina Wilson olarak değiştirilmesi için dilekçe verdi.

Dilekçenin gerekçesi olarak "cinsiyet kimliğindeki değişiklik ve artık biyolojik babasıyla yaşamadığı ya da onunla hiçbir biçimde bir ilişkisi olmasını istemediği" gerçeğini öne sürdü.

BBC'ye göre şu anda babasını görmeyi reddediyor.

Musk, Isaacson'a suçun bir kısmını Los Angeles'taki ilerici lisede olduğunu söyledi.

Gezegensel kolonizasyon

Yazar, iş adamının bir takıntısı olduğunu, onun da uzay şirketi SpaceX aracılığıyla insanları "birden fazla gezegenin" sakinleri yapma arzusu olduğunu belirtti. 

Musk'ın azınlıkların konumunu güçlendirmeye ve savunmaya yönelik aktif çabalar olan Uyanmış Zihin Virüsü olarak adlandırılan virüsün, başta Mars olmak üzere diğer gezegenlerin kolonileştirilmesini engellemekle tehdit ettiğine inandığını ekliyor.

Musk'a göre çünkü virüs, genel olarak insanlığa karşıdır ve durdurulması gerekir.

Kitap, Musk'ın bir yapay zeka şirketi kurma kararının kısmen nüfus kıtlığıyla ilgili endişelerden kaynaklandığını belirtti. 

Musk, insanların yeterli sayıda çocuğu olmaması nedeniyle insan zekasının azaldığına, aynı zamanda bilgisayar zekasının da dramatik bir şekilde arttığına inanıyor.

Ayrıca bir noktada biyolojik beyin gücünün, dijital beyin gücünün yanında gölgede kalacağına inanıyor.

Bu nedenle yapay zekanın temsil ettiği dijital güce karşı çıkmanın tek çözümünün daha fazla çocuk sahibi olmak ve nüfus azalması sorunuyla mücadele etmek olduğuna inanıyor.

Trump'ı sevmiyor

Popüler algının aksine Isaacson, Musk'un 'dolandırıcı' olarak gördüğü eski ABD Başkanı Donald Trump'tan hoşlanmadığı konusunda ısrar etti. 

Ancak aynı zamanda, yazara "oy vermiş olsaydı 2020'de Biden'a oy vereceğini" söylemesine rağmen mevcut Başkan Joe Biden'ın destekçisi de değil.

Kitaba göre Musk, Biden'la yıllar önce yaptığı bir toplantıyı şöyle anlatıyor:

O kadar sıkıcıydı ki, ipi çektiğinizde aynı aptalca şeyleri tekrar tekrar söyleyen kuklalar gibiydi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Nolan'dan The Odyssey itirafı: Tam bir kabustu

Nolan'dan The Odyssey itirafı: Tam bir kabustu
TT

Nolan'dan The Odyssey itirafı: Tam bir kabustu

Nolan'dan The Odyssey itirafı: Tam bir kabustu

Oscar ödüllü yönetmen Christopher Nolan, yeni filmi The Odyssey'le sinemaseverleri Homeros'un dünyasına götürmeye hazırlanıyor. Las Vegas'ta düzenlenen CinemaCon 2026'da konuşan 55 yaşındaki yönetmen, Homeros'un ölümsüz eserinden uyarladığı filminin çekim sürecini "tam bir kabus" diye nitelendirirken, bu zorluğun hikayenin ruhu için bir gereklilik olduğunu vurguladı.

Nolan, merakla beklenen yeni filmi The Odyssey'nin ilk tanıtımını CinemaCon'da gerçekleştirdi. 15 Nisan Çarşamba günü düzenlenen etkinlikte konuşan Nolan, çekimlerin fiziksel ve teknik açıdan son derece zorlayıcı geçtiğini söyledi. Yönetmen, 'Bu filmi çekmek tam bir kabustu ama doğru anlamda... Yine de harika bir deneyimdi' dedi.

Matt Damon, filmin ağır yükünü sırtladı

Nolan'ın Oppenheimer'dan sonra yeniden bir araya geldiği ve "bu yolculuktaki ortağım" diye tanımladığı Matt Damon, Truva Savaşı sonrası evine dönmeye çalışan İthaka Kralı Odysseus'u canlandırıyor. Çekimler için dünyanın dört bir yanını gezdiklerini belirten Nolan, Damon'ın performansını şu sözlerle övgüye boğdu:

Matt bizim için inanılmaz bir liderdi. Mağaralarda, dağlarda, teknelerde; bazen kavurucu güneşin altında bazen de fırtınada her zaman oradaydı. Hikâyenin doğası gereği çekimlerin zorlu olması gerekiyordu ve Matt bu zorluğun hakkını verdi.

Filmin oyuncu kadrosunda dikkat çeken çok sayıda isim yer alıyor. Anne Hathaway'in Odysseus'un sadık eşi Penelope'yi canlandırdığı yapımda Tom Holland, Robert Pattinson, Zendaya, Lupita Nyong'o, Charlize Theron, Elliot Page ve Mia Goth gibi isimler yer alıyor. 

Nolan, kadronun büyüklüğüne esprili bir dille değinerek, "Hepsini buraya getirmek isterdim ama bu kadar yetenek sahneyi çökertirdi" dedi.

CinemaCon'da gösterilen özel görüntülerde, Truva Atı'nın denizden karaya çekildiği ve gece baskınının başladığı sahneler büyük ses getirdi. Dijital efektler yerine pratik efektleri tercih eden Nolan'ın, film için gerçek boyutlarda ve işlevsel bir Truva Atı yaptırdığı da aktarıldı.

Nolan'a göre The Odyssey her şeyden önce bir aile hikayesi:

"Bu, bir babanın eve dönmek için verdiği çaresiz ve epik mücadelenin öyküsü. 3 bin yıldır nesilleri büyüleyen bu hikayeyi modern sinema izleyicisiyle buluşturmak benim için heyecan verici bir fırsat" ifadelerini kullandı.

The Odyssey, 17 Temmuz'da vizyona girecek.

Independent Türkçe, People, GamesRadar


Game of Thrones yıldızının aksiyon filmi izleyiciyi peşinden sürüklüyor

37 yaşındaki Nathalie Emmanuel, HBO'nun fenomen dizisi Game of Thrones'daki Missandei rolüyle uluslararası tanınırlık kazandı (Peacock / Netflix)
37 yaşındaki Nathalie Emmanuel, HBO'nun fenomen dizisi Game of Thrones'daki Missandei rolüyle uluslararası tanınırlık kazandı (Peacock / Netflix)
TT

Game of Thrones yıldızının aksiyon filmi izleyiciyi peşinden sürüklüyor

37 yaşındaki Nathalie Emmanuel, HBO'nun fenomen dizisi Game of Thrones'daki Missandei rolüyle uluslararası tanınırlık kazandı (Peacock / Netflix)
37 yaşındaki Nathalie Emmanuel, HBO'nun fenomen dizisi Game of Thrones'daki Missandei rolüyle uluslararası tanınırlık kazandı (Peacock / Netflix)

Netflix kütüphanesine yeni eklenen, aksiyon ve gerilim türlerini harmanlayan The Killer, eleştirmenlerden umduğu yorumları alamasa da izleyicileri ekran başına kilitlemeyi başardı.

Aksiyon sinemasının önemli isimlerinden John Woo, Yüzyüze (Face/Off) ve Görevimiz Tehlike 2 (Mission: Impossible II) gibi kült yapımların ardından, 1989 yapımı kendi klasik filmi The Killer'ı yeniden beyazperdeye taşıdı. 

Platforma eklenmesinin üzerinden yalnızca birkaç gün geçmesine rağmen hızla üst sıralara tırmanan film, aksiyon tutkunlarını ikiye böldü.

Paris'te bir suikastçı

Game of Thrones yıldızı Nathalie Emmanuel, Paris yeraltı dünyasında "Ölülerin Kraliçesi" lakabıyla ün salmış gizemli suikastçı Zee karakterine hayat veriyor. 

Zee, akıl hocasının verdiği bir görev sırasında gece kulübünde görme engelli genç bir kadını öldürmeyi reddedince her şey değişiyor.

Bu karar, onu hem eski müttefikleriyle karşı karşıya getiriyor hem de Omar Sy'nin canlandırdığı zeki bir polis müfettişinin radarına sokuyor.

İlk film, Quentin Tarantino gibi isimlere ilham vermiş bir aksiyon klasiği olarak kabul edilirken 2024 yapımı yeniden çevrim, Rotten Tomatoes'da yüzde 59 gibi orta karar bir puan alarak eleştirmenleri tatmin edemedi. 

Bazı sinema yazarları filmi "yavaş ve sönük" bulurken, bazıları ise Woo'nun imza dokunuşlarının hâlâ etkileyici olduğunu savundu.

Buna rağmen Netflix aboneleri, eleştirmenlere kulak asmayarak filme büyük ilgi gösterdi. Birçok izleyici, "Eleştirileri görmezden gelin; oyunculuklar ve dövüş sahneleri harika" ve "Sonunda eski günlerdeki gibi bir John Woo filmi; stilize aksiyon, bolca kurşun ve tabii ki ağır çekim güvercinler!" yorumlarıyla yapıma destek verdi.

İki farklı The Killer

İzleyicilerin dikkat etmesi gereken önemli bir nokta ise bu yapımı David Fincher'ın 2023'te yine Netflix'te yayımlanan aynı isimli filmiyle karıştırmamaları. 

Fincher'ın yönettiği ve bir çizgi romandan uyarlanan diğer yapım, çok daha yüksek bir eleştirmen puanına sahip olmasına rağmen Woo'nun yeniden çevrimi kendi hayran kitlesini yaratmayı başarmış görünüyor.

The Killer, Türkiye'de Netflix izlenme listesinde üçüncü sırada yer alıyor.

Independent Türkçe, Express, Mirror


Zor Baba 4 öncesi Ben Stiller konuştu: Serinin her filmini sevmedim

2010'da gösterime giren Zor Baba 3'ün yönetmenliğini, Bir Erkek Hakkında'yı (About a Boy) da çeken Paul Weitz üstlenmişti (Universal Pictures)
2010'da gösterime giren Zor Baba 3'ün yönetmenliğini, Bir Erkek Hakkında'yı (About a Boy) da çeken Paul Weitz üstlenmişti (Universal Pictures)
TT

Zor Baba 4 öncesi Ben Stiller konuştu: Serinin her filmini sevmedim

2010'da gösterime giren Zor Baba 3'ün yönetmenliğini, Bir Erkek Hakkında'yı (About a Boy) da çeken Paul Weitz üstlenmişti (Universal Pictures)
2010'da gösterime giren Zor Baba 3'ün yönetmenliğini, Bir Erkek Hakkında'yı (About a Boy) da çeken Paul Weitz üstlenmişti (Universal Pictures)

Zor Baba (Meet the Parents) serisinin yeni filmine Ariana Grande'nin katılması heyecan yaratırken, serinin yıldızı Ben Stiller'dan geçmiş filmlere dair samimi bir itiraf geldi. Stiller, serideki her filmi aynı ölçüde sahiplenmediğini ima etti.

2000'de başlayan gişe canavarı Zor Baba serisi, 25 Kasım'da vizyona girecek Focker-In-Law'la geri dönüyor. Başrolleri Robert De Niro'yla paylaşan Ben Stiller, yeni film öncesi katıldığı etkinliklerde serinin geçmişine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Serinin 4. filmi, Greg ve Pam Focker (Teri Polo) çiftinin oğlu Henry'nin (Skyler Gisondo) evlilik kararı etrafında şekilleniyor. Henry'nin, ailesine tamamen zıt ve güçlü bir karakter olan Olivia Jones'la (Ariana Grande) evlenmeye karar vermesi, aile içinde yeni bir kaosun fitilini ateşliyor.

"İlk iki filmin arkasındayım"

X'te bir hayranın, "Önceki üç filmi izlemedim, 4. gitsem konuyu kaçırır mıyım?" sorusuna bizzat yanıt veren Ben Stiller, "Hayır! Ama ben ilk iki filmin arkasındayım" diyerek 2010 yapımı üçüncü film olan Zor Baba 3'ten (Little Fockers) pek de memnun olmadığını ima etti. Stiller, üçüncü filmde neyin yanlış gittiğine dair gelen sorulara ise "Her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz" demekle yetindi.

Las Vegas'ta düzenlenen CinemaCon'da konuşan Stiller, serinin üç ve dördüncü filmleri arasındaki 15 yıllık aranın "tamamen bilinçli bir plan" olduğunu söyleyerek izleyicileri güldürdü. 

Kendi yaşının, Robert De Niro'nun 2000'deki yaşına ulaştığını söyleyen Stiller, "Galiba artık serinin yeni De Niro'su benim" diyerek espri yaptı. 

Robert De Niro ise bu şakaya, "Bunu söyleme, çok saygısızca; onurumu savunmak zorunda bıraktın beni" diyerek esprili bir karşılık verdi.

Yeni filmde Owen Wilson, Blythe Danner ve Teri Polo da rollerine geri dönüyor.

1,13 milyar dolarlık seri

2000 yapımı filmin dünya gişesindeki kazancı 330 milyon doları aşmıştı. 

2004'te Dustin Hoffman ve Barbra Streisand'ı kadrosuna katan devam filmi, daha da büyük bir başarı elde ederek dünya çapında 522 milyon dolar hasılat yapmıştı.

Serinin 2010 yapımı üçüncü filmi Zor Baba 3'te (Little Fockers) De Niro'nun canlandırdığı Jack ve Stiller'ın oynadığı Greg arasındaki husumet son noktaya ulaşıyordu.

Komedi serisinin üç filmi toplamda 1,13 milyar dolar hasılat yapmayı başarmıştı.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter