Elon Musk'ın hayatının sırları: Uzayın fethini takıntı haline getirdi ve şiddetin ortasında büyüdü...

Rahatsızlığını ifade ettiğinde "şeytani bir duruma" giriyor, öngörülemeyen ruh hali değişimleri yaşıyor ve can sıkıntısından "X" platformunu satın aldı

Elon Musk’ın adı, otobiyografisinin başlığını oluşturuyor (Fotoğraf, fikri mülkiyet haklarına tabidir- sosyal paylaşım siteleri)
Elon Musk’ın adı, otobiyografisinin başlığını oluşturuyor (Fotoğraf, fikri mülkiyet haklarına tabidir- sosyal paylaşım siteleri)
TT

Elon Musk'ın hayatının sırları: Uzayın fethini takıntı haline getirdi ve şiddetin ortasında büyüdü...

Elon Musk’ın adı, otobiyografisinin başlığını oluşturuyor (Fotoğraf, fikri mülkiyet haklarına tabidir- sosyal paylaşım siteleri)
Elon Musk’ın adı, otobiyografisinin başlığını oluşturuyor (Fotoğraf, fikri mülkiyet haklarına tabidir- sosyal paylaşım siteleri)

Fadia es-Seyyid 

ABD'de Milyarder Elon Musk'ın biyografisine ilişkin yeni bir kitap yayımlandı. Bu kitapta Tesla, X (eski adıyla Twitter), SpaceX'in uzayı fethi ve sert yönetim yöntemlerine takıntılı başkanlığını ortaya koyuyor.

Apple'ın kurucu ortağı Steve Jobs (2011), Albert Einstein ve diğerleri hakkında daha önce başka başarılı biyografi kitapları yayınlayan yazar Walter Isaacson, Musk'la tanışmak için benzeri görülmemiş bir fırsat yakaladı.

Tartışmalı iş insanıyla çeşitli vesilelerle toplantılar yaptı.

Isaacson, Elon Musk'un biyografisinin yazılmasıyla ilgili olarak bu çalışmanın 'daha önce yaptığı hiçbir şeye benzemediğini' söylüyor.

Financial Times'a verdiği röportajda Musk'tan iki yıl boyunca yanında kalmasını ve neredeyse her gün onunla konuşmasını istediğini ekledi.

Musk da bu toplantıların gizliliğini umursamadan iş toplantılarına katılmasına izin vererek bunu kabul etti.

ABD'li gazeteci, Musk'ın çocuklarıyla birlikte yediği akşam yemeği gibi aile etkinliklerine katıldığını da dile getirdi. 

Isaacson ayrıca, 2022'nin sonlarında, kuvvetlerinin SpaceX'in Starlink iletişim sistemini kullandığı sırada Musk'un Ukrayna hükümetiyle yaptığı görüşmelere de katıldı.

Musk, Ukraynalıların Starlink sisteminin aktif hale getirilmesi yönünde sunduğu talebi reddederek, Ukrayna'nın Karadeniz'deki Rus filo üssüne yönelik bir saldırıyı önledi.

Isaacson, Musk'ın kendisine Ukrayna Dijital Dönüşüm Bakanı Mikhailo Fedorov ile olan tüm şifreli mesajları, Ukraynalılara sormadan verdiğini belirtti. Bunların bir kısmı kitapta yer alıyor.

Daha da dikkat çekici olanı Isaacson, Musk'ın nihayet bir yapay zeka şirketi kurma yönünde şimdiye kadar gizli olan bir girişime girişmesini de izledi.

Öyle görünüyor ki Musk, X ve Tesla'nın devasa veri depolarını, OpenAl gibi diğer yapay zeka şirketleriyle rekabet etmek için kullanmayı umuyor. Bu durum, yapay zeka sektörü için büyük ticari öneme sahip olabilir.

Can sıkıntısından X'i satın aldı

10 yıl önce Musk'ın iki şirketi Tesla ve SpaceX neredeyse borç batağındaydı. Ancak 2021 yılına gelindiğinde Tesla, neredeyse bir milyon araba sattı ve SpaceX, 31 başarılı fırlatma gerçekleştirdi.

Bu patlama, Musk'ı dünyanın en zengin adamı yaptı ve Time ve Financial Times, yeşil ulaşımı ve uzay yolculuğunu dönüştürme vizyonu nedeniyle onu 'Yılın Kişisi' seçti.

Ancak "Daha sonra her şey o kadar iyi gidiyordu ki Musk, rahatsız olmaya başladı" diyor Isaacson.

Yazar, "İşlerin iyi gitmesinden hoşlanmaz. Drama bağımlısıdır. Musk, belki de can sıkıntısından, artık X olarak bilinen sosyal medya devi Twitter'ı satın almak için bir plan yaptı" ifadelerini kullandı.

Walter Isaacson, "Bunu duyduğumda, onun biyografisini yazan kişi olarak zorlu bir yolculuğa çıkacağımı biliyordum. Bunun çılgınca olduğunu düşündüm. Musk'un empati yeteneği yok, dolayısıyla Twitter ona pek uygun değildi" ifadelerini kullandı. 

Musk, platformla ilgili olarak "İlk başta bunun benim daha büyük temel görevlerime uymadığını düşündüm. Ancak bunun medeniyeti koruma misyonunun bir parçası olabileceğine ve toplumumuzun çok gezegenli hale gelmesi için daha fazla zaman kazanabileceğine inanmaya başladım" dedi. 

Musk, 2022 baharında platformu satın almak için 44 milyar dolar teklif etti ve çalışanları, medya, kullanıcılar ve liberal politikacılarla yıkıcı bir savaşa girdi.

Ancak Musk, biyografisini yazan kişiyi kovmadı. Bunun yerine Isaacson, "Haftalar boyunca kenarda oturup notlar alıyordum. Tüm şirket toplantıları için konferans odasındaydım ve onun Zoom çağrılarına katıldım" şeklinde konuştu.

Babasıyla olan ilişkisi

Başlığı Elon Musk'ın adı olan kitaptan alıntılarda Isaacson, Musk'ın kökenleri Güney Afrika'ya uzanan kişiliğinden ve yaşadığı şiddetli ruh halinden bahsetti.

Yazar, "Bana bipolar olduğunu düşündüğünü ama kendisine hiç teşhis konmadığını söyledi" dedi. 

Musk'un dalgalanmalarına gelince Isaacson, bunun temel olarak çocukluğunda yaşadığı acılardan kaynaklandığını, çünkü apartheid döneminde Güney Afrika'da şiddetin ortasında büyüdüğünü ve babasıyla zor bir ilişkisi olduğunu söylerken, "Bu ilişki ona kendini yabancı gibi hissettiriyordu ve sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı, onu rahatsız ediyordu" şeklinde konuştu. 

Karmaşık kişilik

BBC'ye göre Isaacson, Musk'ı etrafındaki insanlarla, özellikle de eşleri, çocukları ve şirketlerinde çalışanlarla insani düzeyde iletişim kurma becerisinden yoksun, karmaşık ve ıstıraplı bir karakter olarak tasvir etti. 

Ayrıca Musk'un gündelik nezaketi, sıcaklığı ve sevilme arzusunu üreten duygusal alıcılara sahip olmadığını söyledi. 

Babayı hem duygusal hem de fiziksel olarak sömürücü bir kişi olarak tanımlayarak, babası Errol ile olan ilişkisinin kendisine hâlâ eşlik eden bir travma kaynağı olduğuna dikkati çekti. 

Musk, babasıyla tanışmadan yıllar geçirdi, ardından 2016'da onunla görüşmeyi kabul etti. Kitapta bu toplantıyla ilgili olarak Musk'un arkadaşlarından biri, "Elon'un ellerinin titrediğini gördüğüm tek an oydu" dedi.

Isaacson, "Musk'ın beyninde şeytani bir köşeyi işgal eden ve onda soğuk öfke uyandıran bazı kişiler var. Bunların başında babası geliyor" ifadelerini kullandı. 

Musk'ın sık sık dövüldüğüne ve babasının onu çok azarladığına dikkat çekti. Ancak 10 yaşındayken, anne ve babasının boşanmasından birkaç yıl sonra onunla yaşamayı seçti.

Elon Musk ve biyografi yazarı Walter Isaacson
Elon Musk ve biyografi yazarı Walter Isaacson

Büyük çocuk

Isaacson, dünyanın en zengin adamını, okulda sürekli zorbalığa maruz kaldığı bir çocukluk döneminin damgasını taşıyan 'büyük bir çocuk' olarak tanımlıyor.

Elon Musk, biyografi yazarına kendisine otizmin bir türü olan Asperger Sendromu tanısı konulduğunu ve başkalarıyla ilişkilerinde ilişkisel sinyalleri çözme konusundaki zayıf yeteneğinin nedeninin bu olduğunu söyledi.

Yazar, Musk'ın fırtına ve dramadan etkilendiğini belirtirken, yönettiği şirketleri yönetme biçiminde kendini gösteren 'öngörülemeyen duygusal dalgalanmalara' maruz kaldığını vurguladı. 

Kitapta Elon Musk'un, çalışanları beklentilerini karşılamadığında sinirlendiği ve kendisine direnmeleri halinde onları küçük düşürmekten çekinmediği öfke nöbetlerinden birkaç örnek veriliyor.

Elon Musk, drama bağımlısı (Fotoğraf fikri mülkiyet haklarına tabidir- Sosyal paylaşım siteleri)
Elon Musk, drama bağımlısı (Fotoğraf fikri mülkiyet haklarına tabidir- Sosyal paylaşım siteleri)

Şeytani durum

Musk'un eski hayat arkadaşı şarkıcı Grimes, yazara milyarderin rahatsızlığını dile getirirken Musk'ın şeytani ve çok fazla kaos yaratan bir duruma girdiğini söyledi. 

Isaacson, Kanadalı sanatçının Elon Musk'tan üçüncü bir çocuğu olduğunu açıkladı.

İki eski ortağı, şu ana kadar sadece iki çocuğu açıklamıştı.

Bununla birlikte Elon Musk'un bilinen yaşayan çocuklarının sayısı 11'e yükselmiş oldu.

Bunlardan ikisi, sperm bağışladığı Neuralink şirketindeki bir kadın yetkiliden. 

Yazara göre 2021'de doğan ikizlerin annesi Shivon Zillis, Musk'ın 'insanların çocuk sahibi olmasını istediğini' söyledi.

Kızıyla olan ilişkisi

2022'de Musk'un eşi Justine Wilson'la olan kızı 18 yaşına girecek.

Kitaba göre Marksist olan Xavier adında bir erkek çocuk olarak doğan ve daha sonra cinsiyet değiştirip kız olan çocuğu, Musk'a "Senden ve temsil ettiğin her şeyden nefret ediyorum" dedi. 

Aynı yıl, kızı Kaliforniya mahkemesine isminin Vivian Gina Wilson olarak değiştirilmesi için dilekçe verdi.

Dilekçenin gerekçesi olarak "cinsiyet kimliğindeki değişiklik ve artık biyolojik babasıyla yaşamadığı ya da onunla hiçbir biçimde bir ilişkisi olmasını istemediği" gerçeğini öne sürdü.

BBC'ye göre şu anda babasını görmeyi reddediyor.

Musk, Isaacson'a suçun bir kısmını Los Angeles'taki ilerici lisede olduğunu söyledi.

Gezegensel kolonizasyon

Yazar, iş adamının bir takıntısı olduğunu, onun da uzay şirketi SpaceX aracılığıyla insanları "birden fazla gezegenin" sakinleri yapma arzusu olduğunu belirtti. 

Musk'ın azınlıkların konumunu güçlendirmeye ve savunmaya yönelik aktif çabalar olan Uyanmış Zihin Virüsü olarak adlandırılan virüsün, başta Mars olmak üzere diğer gezegenlerin kolonileştirilmesini engellemekle tehdit ettiğine inandığını ekliyor.

Musk'a göre çünkü virüs, genel olarak insanlığa karşıdır ve durdurulması gerekir.

Kitap, Musk'ın bir yapay zeka şirketi kurma kararının kısmen nüfus kıtlığıyla ilgili endişelerden kaynaklandığını belirtti. 

Musk, insanların yeterli sayıda çocuğu olmaması nedeniyle insan zekasının azaldığına, aynı zamanda bilgisayar zekasının da dramatik bir şekilde arttığına inanıyor.

Ayrıca bir noktada biyolojik beyin gücünün, dijital beyin gücünün yanında gölgede kalacağına inanıyor.

Bu nedenle yapay zekanın temsil ettiği dijital güce karşı çıkmanın tek çözümünün daha fazla çocuk sahibi olmak ve nüfus azalması sorunuyla mücadele etmek olduğuna inanıyor.

Trump'ı sevmiyor

Popüler algının aksine Isaacson, Musk'un 'dolandırıcı' olarak gördüğü eski ABD Başkanı Donald Trump'tan hoşlanmadığı konusunda ısrar etti. 

Ancak aynı zamanda, yazara "oy vermiş olsaydı 2020'de Biden'a oy vereceğini" söylemesine rağmen mevcut Başkan Joe Biden'ın destekçisi de değil.

Kitaba göre Musk, Biden'la yıllar önce yaptığı bir toplantıyı şöyle anlatıyor:

O kadar sıkıcıydı ki, ipi çektiğinizde aynı aptalca şeyleri tekrar tekrar söyleyen kuklalar gibiydi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Netflix izleyicileri fişi çekilen dizi için yeni sezon çağrısı yapıyor

The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
TT

Netflix izleyicileri fişi çekilen dizi için yeni sezon çağrısı yapıyor

The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)

Netflix kütüphanesinin son dönemdeki en dikkat çekici yapımlarından biri olan The Residence, mizahla gizemi bir araya getirerek sosyal medyada dikkat çeken dizilerden biri oldu.

Tek sezonda biten sürükleyici bir dizi arayanların radarına giren yapım, "mutlaka izlenmeli" listelerinde sıkça anılmaya başladı.

Dijital platformlardaki binlerce içerik arasında seçim yapmakta zorlanan izleyiciler, çareyi topluluk önerilerinde buluyor. Son olarak Reddit'te "tek sezonda biten, aksiyon dolu ve bir oturuşta izlenecek dizi" tavsiyesi isteyen kullanıcılara gelen yanıtlar arasında tek bir isim öne çıktı: The Residence. 

2025'te izleyiciyle buluşan Amerikan yapımı gizem-komedi dizisi, kısa sürede sadık bir hayran kitlesi edinmeyi başardı.

Beyaz Saray'da bir cinayet

Dizi, eksantrik dedektif Cordelia Cupp'ın (Uzo Aduba), Beyaz Saray'da Avustralya Başbakanı onuruna verilen resmi bir akşam yemeği sırasında işlenen karmaşık bir cinayeti çözme çabasını konu alıyor. 

Soruşturma derinleştikçe, konut çalışanları ve seçkin konuklar arasındaki gizli gerilimler ve çatışmalar gün yüzüne çıkıyor. Herkesin şüpheli konumuna düştüğü bu süreç, izleyiciye hem zekice kurgulanmış bir polisiye hem de keskin bir mizah sunuyor.

The Residence, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'ta yüzde 84, IMDb'de ise 7,7 gibi iddialı puanlara ulaştı. 

İzleyiciler, özellikle Uzo Aduba'nın performansını ve dizinin hafif ama merak uyandırıcı tarzını öve öve bitiremiyor.

Bir izleyici, The Residence'la ilgili "Tam anlamıyla bir altın madeni! Bitmesin diye dua ettim" yorumunu yaparken bir diğeri ekliyor:

Müthiş derecede zekice ve son ana kadar tahmin yürütmenizi sağlıyor.

Bir diğer izleyici ise "Karakterler o kadar derin ki, hikayenin içine çekilmemek imkansız" yorumunu yapıyor.

İptal kararına rağmen ikinci sezon beklentisi

Netflix'in The Residence'ı tek sezonda iptal etmesi hayranlarını üzse de sosyal medyada yeni sezon talepleri yükselmeye çoktan başladı. 

Bazı eleştirmenler, dedektif Cupp karakteri etrafında aynı etkiyi ikinci kez yaratmanın zor olabileceğini söylüyor. Buna rağmen izleyiciler, dizinin kurduğu bu eğlenceli ve merak duygusu yüksek dünyadan ayrılmaya henüz hazır görünmüyor.

Independent Türkçe, Express, The Mirror


Daniel Radcliffe favori Harry Potter filmini açıkladı

2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
TT

Daniel Radcliffe favori Harry Potter filmini açıkladı

2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)

Daniel Radcliffe, Harry Potter serisindeki favori filmlerini, en az sevdiği halkayı ve yıllar içinde kendi oyunculuğuna bakışının nasıl değiştiğini anlattı.

Bugün 36 yaşında bir baba olan Radcliffe, geçmişe baktığında artık kendi performanslarına karşı daha bağışlayıcı bir tutum sergiliyor.

Sinema tarihinin en popüler genç yetişkin serilerinden biri olan Harry Potter'ın başrol oyuncusu, favorisini açıkladı. Geçmişte kendi oyunculuğunu izlemekten "utandığını" sık sık dile getiren Radcliffe, 36 yaşına bastığı 2026'dan geriye baktığında, artık ilk filmleri izlerken daha keyifli vakit geçirdiğini itiraf etti.

"Kendi oyunculuğumdan mahcup oluyorum"

Happy Sad Confused podcast yayınında Josh Horowitz'in konuğu olan Radcliffe, yaş aldıkça kendisini izleme konusundaki fikrinin değiştiğini belirtti:

18 yaşındayken ilk filmleri izlediğimde yerin dibine girerdim. Şimdi ise o ilk hallerimi çok tatlı buluyorum; asıl 18-19 yaşlarındaki performansımı izlerken mahcup oluyorum. Sanırım bu döngü ben yaşlandıkça böyle devam edecek.

Zirvede Ölüm Yadigarları, dipte Melez Prens

Programda uygulanan turnuva usulü bir eşleşme sisteminde Radcliffe, serinin 8 filmi arasından seçim yaptı. Yıldız oyuncunun mutlak favorisi, serinin büyük finali olan Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2 (Harry Potter and the Deathly Hallows – Part 2) oldu.

En az sevdiği film sorulduğunda ise şaşırtıcı bir dürüstlükle Melez Prens'i (Harry Potter and the Half-Blood Prince) işaret eden Radcliffe, bu durumun filmin kalitesiyle değil, tamamen kendi performansıyla ilgili olduğunu vurguladı: 

Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Harry Potter and the Order of the Phoenix) açık ara daha iyiydi. Melez Prens muhtemelen benim için listenin en sonunda yer alıyor. Ama bu tamamen benim kendi oyunculuğumla, performansımla alakalı; filmle değil.

Hayranların favorisi kabul edilen Azkaban Tutsağı (Harry Potter and the Prisoner of Azkaban) ve Ateş Kadehi (Harry Potter and the Goblet of Fire) arasında bir seçim yapması istendiğinde Radcliffe, Potter hayranlarından "merhamet" dileyerek tercihini 4. filmden yana kullandı:

Herkesin Azkaban dememi beklediğini biliyorum, genel kanı bu yönde ama ben 4. filmde (Ateş Kadehi) yapma fırsatı bulduğum şeyleri çok sevdim.

Oğluyla birlikte kendi filmlerini izleme fikrine pek sıcak bakmayan Radcliffe, martta yaptığı açıklamada, oğlunun bu hikayeyi HBO'nun yeni dizi uyarlaması üzerinden deneyimleyecek olmasından memnuniyet duyduğunu dile getirmişti. 

"Babasını o rolde izlemesi bence pek havalı olmazdı, hikayenin büyüsünü bozabilirdi" diyerek yeni nesil Harry Potter projesine olan desteğini yinelemişti.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Happy Sad Confused, People


Suikast sonrası ertelenen dizi geri dönüyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
TT

Suikast sonrası ertelenen dizi geri dönüyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)

Apple TV'nin geçen yıl gerçek bir suikastın gölgesinde kalarak son anda rafa kaldırdığı dizisi The Savant için bekleyiş sona eriyor. Başrol oyuncusu Jessica Chastain, aylardır akıbeti merak edilen projenin nihayet izleyiciyle buluşacağını duyurdu.

Oscar ödüllü oyuncu Chastain, yayın tarihi yılan hikayesine dönen yeni mini dizisi The Savant hakkında ilk kez somut bir açıklama yaptı. 

Cumartesi gecesi ABD'nin Santa Monica kentinde düzenlenen 2026 Breakthrough Ödül Töreni'nde konuşan Chastain, bir dönem yayımlanıp yayımlanmayacağı bile belirsiz olan dizinin artık gün saydığını belirtti. 

Kırmızı halıda esprili bir dille projenin ne kadar uzun süredir beklediğine değinen yıldız, "O zamanlar saçlarım küt bile değildi!" diyerek dizinin çekimlerinin üzerinden geçen zamana vurgu yaptı.

Suikast ve "talihsiz zamanlama"

The Savant, normal şartlarda 26 Eylül 2025'te prömiyer yapacaktı. Ancak planlanan tarihten yalnızca günler önce, ABD'li aşırı sağcı podcast sunucusu Charlie Kirk'ün suikasta kurban gitmesi üzerine Apple TV projeyi süresiz olarak erteleme kararı almıştı. 

Dizinin konusuyla yaşanan gerçek şiddet olayları arasındaki benzerlikler, platformu daha temkinli davranmaya yöneltmişti.

Aralarında ağırlaştırılmış cinayetin de bulunduğu çok sayıda suçlamayla Utah'ta yargılanan zanlı Tyler Robinson'ın davası sürerken, Apple'ın diziyi yeniden takvime alması sektörde dikkat çekici bir gelişme olarak görülüyor.

Bir katliam gerçekleşmeden önlenebilir mi?

Gerçek bir hikayeden uyarlanan dizi, Cosmopolitan dergisinde yayımlanan "Bir kitle saldırısını gerçekleşmeden durdurmak mümkün mü?" başlıklı makaleye dayanıyor. 

Chastain, internetteki aşırılık yanlısı ve nefret odaklı topluluklara sızarak, radikalleşmiş ve şiddete meyilli gençleri eyleme geçmeden önce yatıştırmaya çalışan The Savant lakaplı gizli bir araştırmacıyı canlandırıyor.

"Bu dizi hiç olmadığı kadar güncel"

Erteleme kararı alındığında buna katılmadığını açıkça belirten Chastain, projenin önemini şu sözlerle savunmuştu:

Son 5 yılda ABD'de ne yazık ki çok fazla şiddet olayına tanıklık ettik. Zor konulardan hiçbir zaman kaçmadım. Bu dizinin bu kadar güncel olmamasını dilerdim ama ne yazık ki öyle. The Savant, şiddeti durdurmak için her gün çalışan gizli kahramanları ve onların cesaretini onurlandırıyor.

Apple TV+ henüz resmi bir yayın tarihi açıklamasa da Chastain'in açıklaması, projenin gelecek aylarda platforma geleceğini güçlü biçimde işaret ediyor.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, ScreenRant, Cosmopolitan