Guardian, Doğu Ekspresi'ni yazdı: 'YouTuber'larla değişti'

"Trenin asıl ruhu yemek vagonunda hissediliyor"

Doğu Ekspresi, Ankara-Kars seferini yaklaşık 26 saatte tamamlıyor (Reuters)
Doğu Ekspresi, Ankara-Kars seferini yaklaşık 26 saatte tamamlıyor (Reuters)
TT

Guardian, Doğu Ekspresi'ni yazdı: 'YouTuber'larla değişti'

Doğu Ekspresi, Ankara-Kars seferini yaklaşık 26 saatte tamamlıyor (Reuters)
Doğu Ekspresi, Ankara-Kars seferini yaklaşık 26 saatte tamamlıyor (Reuters)

Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian, Ankara-Kars hattında çalışan Doğu Ekspresi'ni haberleştirdi. 

Jamie Fullerton'ın kaleme aldığı yazıda, 1930'larda kullanıma açılan Doğu Ekspresi'nin uzun yıllar boyunca Türkiye dışında pek tanınmadığı belirtildi. 

Fullerton, hattaki değişimi şöyle anlattı: 

Geçmişi 1930'lara kadar uzanan Doğu Ekspresi, onlarca yıl Türkiye dışında çok az biliniyordu. Ankara turistik bir yer olarak İstanbul'un gölgesindeydi ve Türkiye'nin doğusuysa çok daha az tanınıyordu. Fakat YouTuber'ların gelişiyle her şey değişti.

Gezi blogger'larının ve sosyal medya fenomenlerinin paylaşımlarıyla tren hattının 2010'larda ünlenmeye başladığına işaret edilen haberde, bunun üzerine Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın (TCDD) 2019'da Turistik Doğu Ekspresi seferlerini başlattığı ifade edildi.

Fullerton, turistik hat yerine normal Doğu Ekspresi'nde yolculuk yaptığını, bu hattaki seferlerin de büyük ilgi gördüğünü yazdı. 

Haberde, kendisini Sena olarak tanıtan ve Ankara'da okuyan öğrencinin "Bu trene binmek en büyük hayalimizdi" sözleri aktarıldı.

Gazeteci, trendeki yolculuğun ruhunu en iyi yansıtan yerin yemek vagonu olduğunu ifade ederek, burada yediği kebap ve kumrudan övgüyle söz etti.

Yazıda, hattın sadece turistik olarak kullanılmadığı da belirtildi. Kendisini Ender olarak tanıtan ve Erzurum'da tıp eğitimi gördüğünü söyleyen öğrenci, "Yolculuk 24 saatten fazla sürüyor, bu da bana ders çalışmak için zaman kazandırıyor. Ayrıca yeni kişilerle tanıştığım için de bu yolculukları seviyorum" dedi. 

Fullerton, yolculuğu tamamladığında Kars'taki 1600 yıllık Ani harabelerini gezdiğini de belirtti. Ermenistan sınırındaki antik kenti gördükten sonra, Kars'tan otobüsle Gürcistan'a geçtiğini ifade etti. 

Gürcistan'da başkent Tiflis ve Borcomi'deki gezilerinin ardından tekrar Kars'tan Doğu Ekspresi'ne binerek Ankara'ya gittiğini belirten Fullerton, dönüş yolculuğunun gidişteki kadar rağbet görmediğini yazdı.

Fullerton, dönüş yolculuğunu şöyle anlattı:

Daha önce yemek vagonunu yabancı turist grupları ve sıradışı yerli turistlerle paylaşmıştım. Şimdiyse burada sadece masadaki yemek kırıntıları, YouTube izleyen bir adam ve ben varım. Meğer Doğu Ekspresi'ndeki pek çok turist, Kars'tan dönüşte uçağa biniyormuş. Instagram'da bundan bahsetmiyorlar.

Independent Türkçe, Guardian

 



Azerbaycanlı ressam, canlı modellerini 3 saatte tuvale çiziyor

Azerbaycanlı ressam, canlı modellerini 3 saatte tuvale çiziyor
TT

Azerbaycanlı ressam, canlı modellerini 3 saatte tuvale çiziyor

Azerbaycanlı ressam, canlı modellerini 3 saatte tuvale çiziyor

Azerbaycan'da 1989 yılında doğan Abdullayev, Rusya'da resim eğitimi aldı. Ardından Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlayan Abdullayev, kariyerine Edirne'de devam ediyor.

Abdullayev, AA muhabirine, resim eğitimi almak için geldiği Edirne'yi çok sevdiğini ve 10 yıldır kentte yaşadığını söyledi.

Edirne'de birçok kişinin portresini çizdiğini, bina duvarlarına resimler ve kabartmalar yaparak şehrin sanatsal yönüne katkı sunduğunu belirten Abdullayev, "Birçok karma ve kişisel sergiye de katıldım. Güncel kalabilmek adına yeni bir proje ürettim. Bu projem yerinde, anında resim yapmak. Canlı modelle beraber değişik açılardan konuyu ele alıyorum. Geçtiğimiz günlerde Meriç Nehri kenarında bir çalışma yaptık gayet güzel oldu." dedi.

Abdullayev, son çalışmasında da keman çalan modeli, metruk bir binada resmederek keyifli bir çalışma ortaya koyduğunu dile getirdi.

"Edirne'yi güzelleştirmek için üzerime düşeni yapıyorum"

Trakya Üniversitesinde resim eğitimi almasının, Edirne'nin tarihini yakından tanımasına vesile olduğunu anlatan Abdullayev, "Edirne'nin tarihsel açıdan çok zengin bir şehir olduğunu araştırdım ve öğrendim. Tarih kokan bir şehir. Bazen boş bir duvar görüyorum. Buraya insanlar bakınca keyif alabileceği nasıl bir çalışma yapabiliriz diye düşünüyorum. Edirne'nin farklı mekanlarında, duvarlarında kafelerinde oturma alanlarında bu şekilde çalışmalarım oldu. Edirne'yi güzelleştirmek için üzerime düşeni yapıyorum." diye konuştu.

Abdullayev, proje kapsamında şehrin tarihi mekanlarında resim yapmayı sürdüreceğini kaydetti.

Ressamın son çalışmasında model olarak yer alan müzik öğretmeni Aydan Sofyalı da Abdullayev ile üniversite yıllarından arkadaş olduklarını, projede yer aldığı için heyecanlı olduğunu belirtti.

Keyifli bir çalışma yaptıklarını ifade eden Sofyalı, "Yaptığımız iş çok hoş. Sanatla birleşmek her ruha tazelik veren, karanlıkları aydınlatan bir durum. Bu projede yer aldığım için çok mutluyum." dedi.


Bilim insanları Güneş Sistemi'nin sonunu öngördü

Fotoğraf: NASA
Fotoğraf: NASA
TT

Bilim insanları Güneş Sistemi'nin sonunu öngördü

Fotoğraf: NASA
Fotoğraf: NASA

Güneş sistemimizin sonunun, Güneş öldüğü zaman buradaki gezegenlerin yıldızı tarafından ezilip yenmesiyle gelebileceği yeni bir araştırmada öne sürüldü.

İç gezegenler yani Merkür ve Venüs, neredeyse kesinlikle Güneş tarafından yutulacak. Jüpiter'in uyduları gibi Güneş Sistemi içindeki diğer nesneler de dışarı fırlatılıp parçalanabilir.

Ancak Dünya'nın kaderi biraz daha belirsiz. Bilim insanları, ölmekte olan yıldızımız tarafından yenebileceğimizi ya da gezegenimizin yaşanılamaz bir cehenneme dönüşebileceğini söylüyor.

Warwick Üniversitesi'nden Boris Gaensicke, "Dünya'nın Güneş onu yakalayıp yakmadan önce yeterince hızlı uzaklaşıp uzaklaşamayacağı net değil ancak [eğer yaparsa] Dünya [yine de] atmosferini ve okyanusunu kaybedecek ve yaşamak için çok güzel bir yer olmayacak" dedi.

Profesör Gaensicke, bizimki gibi diğer gezegen sistemlerinde, ev sahibi yıldızlar ölüp beyaz cüce haline geldiğinde yaşananları inceleyen yeni makalenin yazar ekibinin bir parçası. Bu çalışma, kendi Güneş sistemimiz yaklaşık 5 milyar yıl sonra sona erdiğinde yaşanacak durumlara dair ipucu sunuyor.

Bilim insanları bunu da çok farklı üç uzak yıldızdaki "geçişleri" ya da cisimler önlerinden geçerken parlaklıklarında meydana gelen kısa ve ani düşüşleri izleyerek yaptı. Bunlar, bu yıldızların etrafındaki nesnelerin doğasını çözmek için kullanılabilir ve böylece bir beyaz cücenin etrafındaki enkazın akıbetinin öğrenilmesini sağlayabilir.

Profesör Gaensicke, "Beyaz cücenin etrafında her birkaç saatte bir hızla dönen asteroitlerin, belki uyduların ve hatta gezegenlerin enkazını tespit edebilmemiz epey akıl almaz bir şey. Ancak çalışmamız bu sistemlerin davranışlarının birkaç yıl içinde hızla değişebileceğini gösteriyor" dedi.

Çalışmalarımızda doğru yolda olduğumuzu düşünsek de bu sistemlerin kaderi hayal edebileceğimizden çok daha karmaşık.

Gezegen komşularımızdan bazıları biraz daha az dramatik kaderlerden muzdarip olabilir. Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gibi 4 gaz deviyle Mars, bir beyaz cücenin yörüngesinde dönmeye devam edebilir.

Araştırmacılar, bu gezegenlerin daha küçük uydularının ve herhangi bir asteroitin toz haline gelerek ölü yıldızın içine düşeceğini tahmin ediyor.

Profesör Gaensicke, "Üzücü haber şu ki Dünya, muhtemelen beyaz cüceye dönüşmeden önce genişleyen Güneş tarafından yutulacak" dedi.

Güneş Sistemi'nin geri kalanı içinse Mars ve Jüpiter arasında bulunan bazı asteroitler ve belki de Jüpiter'in bazı uyduları yerinden oynayabilir, araştırdığımız parçalanma sürecine maruz kalacak kadar sonunda beyaz cüceye dönüşecek yıldıza yaklaşabilir.

Çalışma, Monthly Notices of the Royal Astronomical Society adlı bilimsel dergide yayımlanan "Beyaz cücelerden geçen enkazlarda uzun vadeli değişkenlik" (Long-term variability in debris transiting white dwarfs) başlıklı yeni bir makalede raporlandı.

Independent Türkçe


Gribin akciğerde yol açtığı hasarın önüne geçen bir ilaç geliştirildi

İnfluenza virüsünün yol açtığı iltihaplanma, nefes almak için gereken hücrelere zarar veriyor (Unsplah)
İnfluenza virüsünün yol açtığı iltihaplanma, nefes almak için gereken hücrelere zarar veriyor (Unsplah)
TT

Gribin akciğerde yol açtığı hasarın önüne geçen bir ilaç geliştirildi

İnfluenza virüsünün yol açtığı iltihaplanma, nefes almak için gereken hücrelere zarar veriyor (Unsplah)
İnfluenza virüsünün yol açtığı iltihaplanma, nefes almak için gereken hücrelere zarar veriyor (Unsplah)

Yeni geliştirilen ilaç, gripten kaynaklanan iltihaplanmanın yarattığı akciğer hasarını önlemeyi başardı. 

Grip hastalığına yol açan influenza virüsü akciğer hücrelerini öldürmeye başladığında bu hücreler, enfeksiyonla mücadele etmesi için bağışıklık hücrelerine sinyal gönderiyor. Kontrol edildiği zaman vücudu virüsten kurtarmada etkili bir rol oynayan bu hücre ölümü, kontrol edilmediğinde şiddetli iltihaplanma ve akciğer hasarına neden olarak ölüme bile yol açabiliyor.

Yeni çalışmada araştırmacılar, iltihaplanmaya yol açan hücre ölümünü engelleyerek farelerdeki enfeksiyonun seyrini tersine çevirmeyi başardı. Yapılan bir dizi deneyde UH15-38 adlı yeni ilacın düşük dozda bile, insanların maruz kaldığına yakın miktarda influenza virüsü verilen fareleri koruduğu görüldü. 

Ayrıca yüksek dozdaki ilacın, kayda değer miktarda virüs içeren bir enfeksiyona karşı tam koruma sağlayabildiği de tespit edildi. 

Araştırmacılar geliştirdikleri ilaçla, hücre ölümünü kontrol eden RIPK3'ün (reseptörle etkileşen protein kinazı 3) iki yolundan birini kapattı. Bunlardan biri (nekroptoz) ciddi iltihaplanmaya yol açarken diğeri (apoptoz) bunu yapmadan vücudun virüsü yenmesine katkı sağlıyor. UH15-38, apoptozu koruyup nekroptozun başlamasını engelleyecek şekilde tasarlandı.

Önde gelen hakemli bilimsel dergi Nature'da yayımlanan araştırmanın yazarlarından Paul Thomas "RIPK3'ü tamamen devre dışı bırakmak pek iyi değil çünkü o zaman bağışıklık sistemi virüsü temizleyemiyor" diyor. 

Sadece nekroptozu devre dışı bıraktığımızda, hayvanlar daha iyi sonuç verdi çünkü apoptoz hâlâ devredeydi ve o kadar iltihaplanmaya da yol açmadan, virüs bulaşmış hücrelerden kurtulmayı başardı.

Antiviral ilaçların etkili olması için enfeksiyonun ilk iki-üç gününde alınması gerekirken araştırmacılar UH15-38'in, enfeksiyonun başlamasından 5 gün sonra verildiğinde bile fayda sağladığını gözlemledi. Thomas "Bu ilaç daha önce hiç görmediğimiz bir şey yapabilir" diyor. 

Ayrıca araştırmacılar, fare deneylerinden elde edilen sonuçların insan deneylerine taşınması halinde UH15-38 gibi bileşiklerin, solunum yolundaki şiddetli semptomları tetikleyen diğer virüslere de müdahale edebileceğini düşünüyor.

Çalışmanın bir diğer yazarı Alexei Degterev, "Kovid-19'un en kötü kısmı geride kalmış olabilir ancak başka bir pandemi yaşanacağına dair makul bir beklenti var ve konağın nasıl enfekte olduğundan bağımsız olarak konağı koruyacak bir şeye ihtiyacımız var" diye uyarıda bulunuyor. 

Bu çalışma, böyle bir hedefe ulaşma ihtimalini vurgulayarak hücre ölümünün enfeksiyonları nasıl şekillendirdiğine yönelik ilgiyi yeniliyor.

Independent Türkçe, Science Daily, MedicalXpress, Nature


NASA, Ay'ın önünden sörf tahtasına benzeyen bir cismin geçtiğini görüntüledi

Lunar Reconnaissance Orbiter, bu görüntüyü cismin 5 kilometre üzerinden yakaladı (NASA/Goddard/Arizona Eyalet Üniversitesi)
Lunar Reconnaissance Orbiter, bu görüntüyü cismin 5 kilometre üzerinden yakaladı (NASA/Goddard/Arizona Eyalet Üniversitesi)
TT

NASA, Ay'ın önünden sörf tahtasına benzeyen bir cismin geçtiğini görüntüledi

Lunar Reconnaissance Orbiter, bu görüntüyü cismin 5 kilometre üzerinden yakaladı (NASA/Goddard/Arizona Eyalet Üniversitesi)
Lunar Reconnaissance Orbiter, bu görüntüyü cismin 5 kilometre üzerinden yakaladı (NASA/Goddard/Arizona Eyalet Üniversitesi)

Gizemli bir cismin Ay'ın önünden geçtiği görüntülendi. 

NASA'nın uzay aracı Lunar Reconnaissance Orbiter'ın (LRO) kamerasına yakalanan sörf tahtası benzeri cisim, Güney Kore'nin Ay gözlem aracı Danuri'den başkası değildi. 

Dünya'nın uydusu etrafında dönerek gözlem yapan bu iki uzay aracı 5-6 Mart'ta neredeyse paralel yörüngelerde ilerlerken NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'ndeki ekip Danuri'nin fotoğrafını çekti. 

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin bu görüntüyü almak için epey kısıtlı bir zamanı vardı; LRO'nun kamerası yaklaşık 0,338 milisaniye gibi çok kısa bir pozlama süresine sahip. Fakat Kore Uzay Araştırmaları Enstitüsü'nün, normalde sörf tahtasına hiç benzemeyen uzay aracını görüntüsünü almayı başardı.

Ancak NASA'nın aktardığı üzere iki uzay aracı arasında saatte yaklaşık 11 bin 500 kilometre hız farkı olması, Danuri'nin "boyutunun 10 katına kadar esnetilmiş" gibi görünmesine yol açtı.

NASA'nın 2009'da fırlattığı LRO, Ay yüzeyini detaylıca haritalandırarak iniş alanları ve lav tüpleri gibi noktaları keşfetme görevini sürdürüyor. Emektar uzay aracı halihazırda Ay yüzeyinin yaklaşık yüzde 98,2'sinin haritasını çıkardı. 

Güney Kore'nin Ay yörüngesine giren ilk uzay aracı olma özelliğini taşıyan Danuri, Ağustos 2022'de fırlatılmıştı. Danuri'nin görevi, uzay interneti gibi teknolojileri geliştirip test etmenin yanı sıra Ay yüzeyinin topografik haritasını çıkarmayı da içeriyor.

Independent Türkçe, Science Alert, Live Science


Ölüme meydan okuyan Bryan Johnson'ın fotoğrafı tartışma yarattı

Fotoğraf: (Instagram/@bryanjohnson_)
Fotoğraf: (Instagram/@bryanjohnson_)
TT

Ölüme meydan okuyan Bryan Johnson'ın fotoğrafı tartışma yarattı

Fotoğraf: (Instagram/@bryanjohnson_)
Fotoğraf: (Instagram/@bryanjohnson_)

Yaşlanma karşıtı aktivist Bryan Johnson, yüzünün görüntüsünü paylaştıktan sonra yine tartışmaya neden oldu.

Iphone'unun bile kendisini tanımakta zorlandığını söyleyerek şaka yapan Johnson, son yıllarda çekilmiş bir dizi fotoğrafını paylaştı.

Ancak Johnson'ın birçok açıklamasında olduğu gibi görünüşte açık olan bu paylaşımı da bir tepki seline yol açtı. Johnson bir sonraki tweet'inde, "Hangisi daha çok kutuplaşmaya neden oluyor: Yüzüm mü yoksa kürtaj mı?" diye yazdı.

Gelen yanıtların birçoğu paylaşımdaki önceki versiyonunun yani Johnson'ın sonsuza kadar yaşama misyonuna başlamadan önceki halinin "daha iyi" göründüğünü öne sürdü. Tipik bir yanıtta, "Yaşlanmayı durdurmaya çalışıyor.... Daha hızlı yaşlanmaya devam ediyor" yazıyordu. 

Yorumların birçoğu Johnson'ın artık 45 yaşından daha yaşlı durduğunu ya da 2018'de daha samimi göründüğünü öne sürdü. Johnson bu eleştirileri sanki teşvik edercesine, hangi fotoğrafının daha iyi olduğunun oylanması için bir anket paylaştı.

En iyi dönemimi söyleyin 

Johnson son zamanlarda Silikon Vadisi'nin bazı kesimlerinde odak noktası haline gelen yaşlanma karşıtlığı ve ölümden kaçınma hareketinin belki de en tanınmış temsilcisi olarak ünlendi. 

Haberler Johnson'ın yaşlanma sürecini tersine çevirmek ve ölümden kaçınmak için her yıl 2 milyon dolar harcadığını öne sürüyor. Bu, fiziksel aktivite, beslenme ve daha fazlasını içeren sıkı bir diyeti içeriyor; bunların çoğu uzmanlardan ve bilgisayar programlarından oluşan bir ekibe yaptırılıyor.

Johnson bu süreci kamuoyu önünde konuştukça tartışmalara yol açıyor ve eski adıyla Twitter diye bilinen X'te kendisini eleştirenlerle sık sık tartışıyor. Johnson'ı eleştirenler onun planlarına şiddet içeren bir dille sürekli saldırıyor ancak aktivist bu eleştirilere olan ilgisini kaybettiğini ifade etmişti.

Geçen yıl The Guardian'a verdiği röportajda "Kafamın içindeki trol, internette karşılaştığım trollerden çok daha acımasız" dedi.

Depresyondayken ve beynim bana sürekli 'Hayat umutsuz' dediğinde, aslında ben de 'Ne söyleyeceğin umurumda değil' demek zorunda kaldım. Nihayetinde gücünü kaybetti. Onlar beni trolledikçe ve ben onlarla oynadıkça bunun gerçekleştiğini gördüm. Dürüst olmak gerekirse artık ilginç bile değil.

Independent Türkçe


Taş Devri Avrupasında kadınların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı

Üç iskeleti gösteren 255 numaralı depo çukurunun üst kısmından çekilen fotoğrafta, bir birey merkezi konumda (Kadın 256 1) ve diğer ikisi (Kadın 2 ve Kadın 3) duvarın çıkıntısının altına yerleştirilmiş şekilde görülüyor (Science Advances)
Üç iskeleti gösteren 255 numaralı depo çukurunun üst kısmından çekilen fotoğrafta, bir birey merkezi konumda (Kadın 256 1) ve diğer ikisi (Kadın 2 ve Kadın 3) duvarın çıkıntısının altına yerleştirilmiş şekilde görülüyor (Science Advances)
TT

Taş Devri Avrupasında kadınların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı

Üç iskeleti gösteren 255 numaralı depo çukurunun üst kısmından çekilen fotoğrafta, bir birey merkezi konumda (Kadın 256 1) ve diğer ikisi (Kadın 2 ve Kadın 3) duvarın çıkıntısının altına yerleştirilmiş şekilde görülüyor (Science Advances)
Üç iskeleti gösteren 255 numaralı depo çukurunun üst kısmından çekilen fotoğrafta, bir birey merkezi konumda (Kadın 256 1) ve diğer ikisi (Kadın 2 ve Kadın 3) duvarın çıkıntısının altına yerleştirilmiş şekilde görülüyor (Science Advances)

Fransa'da ortaya çıkarılan cesetler üzerinde yapılan yeni bir araştırmada, kurbanların arkadan bükülmüş bacaklarını boyunlarına bağlayarak onları öldürmenin Avrupa'nın Geç Taş Devri'nde "kültürel bir fenomen" olabileceği öne sürüldü. 

Arkeologlar, Fransa'daki neolitik döneme ait mezarda MÖ 4000 ila 3500'te kurban edilmiş olması muhtemel iki kadın cesedini ortaya çıkardı.

Araştırmacılar, Avrupa'nın Taş Devri'nde anormal şekilde konumlandırılmış cesetlerin bulunduğu benzer olağandışı defin uygulamaları için mevcut çalışmaları taradı.

Araştırmacılar, Fransa'daki Saint-Paul-Trois-Châteaux'ta bulunan Orta Neolitik döneme ait toplanma alanındaki mezarda bulunan üç kadınla ilgili daha fazla çalışmaya rastladı.

Alandaki insan kalıntılarının pozisyonları, üç kadından ikisinin cinayet amaçlı bağla boğma ve pozisyonel asfiksi yoluyla öldürüldüğüne işaret ediyordu. 

Kadınlardan birinin pozisyonu, hâlâ hayattayken gömülmüş olabileceği izlenimi uyandırıyordu. 

Bulgular, bireylerin öncelikle "incaprettamento" adı verilen yöntemle yani arkadan bükülmüş bacaklarının boyunlarına bağlanmasıyla ve ardından muhtemelen hâlâ hayattayken gömülerek kasten öldürüldüklerine işaret ediyor

Kadınların ölümlerinin vahşi olduğu kesinlikle bariz olsa da arkeologlar bu olayın muhtemelen tarım uygulamalarıyla bağlantılı daha geniş kapsamlı bir Neolitik gelenekle ilgili olup olmadığını belirlemek için daha fazla kanıt aradı.

Daha sonra araştırmacılar, mevcut antropolojik ve arkeolojik literatürü değerlendirdi ve Doğu Avrupa'dan Katalonya'ya uzanan 14 bölgede benzer defin uygulamalarına dair raporlar buldu.

Genel olarak araştırmacılar, Fransa'da ortaya çıkarılan iki kadının başına gelenlerle benzerlik gösteren toplam 20 vaka buldu.

Bu kurban edilerek öldürme yönteminin en eski örneği MÖ 5400-4800'e tarihleniyor; bu da zorla pozisyonel asfiksi uygulamasının 2 bin yılı aşkın bir süre boyunca bir teknik olarak devam ettiğini gösteriyor.

Bilim insanları, "Bu kültürel fenomen, Orta Avrupa'da çeşitlenmiş ve Orta Neolitik dönemin sonlarında doruğa ulaşmadan önce neredeyse iki bin yıl boyunca farklı oranlarda kendini biçimlendirmiş olabilir" sonucuna vardı.

Araştırmacılar, bu öldürme yönteminin muhtemelen tarımın başlangıcından önce bir kurban geleneği olarak ortaya çıktığından ve daha sonra Neolitik dönemde çiftçilikle bağlantılı insan kurbanları için kullanıldığından şüpheleniyor.

Independent Türkçe

 


Ünlü aktör açıkladı: Jon Snow dizisinden kötü haber

75 yaşındaki Amerikalı yazar George R.R. Martin'in fantastik kitap serisinden uyarlanan Game of Thrones 8. ve son sezonuyla 2019'da sona ermişti (HBO)
75 yaşındaki Amerikalı yazar George R.R. Martin'in fantastik kitap serisinden uyarlanan Game of Thrones 8. ve son sezonuyla 2019'da sona ermişti (HBO)
TT

Ünlü aktör açıkladı: Jon Snow dizisinden kötü haber

75 yaşındaki Amerikalı yazar George R.R. Martin'in fantastik kitap serisinden uyarlanan Game of Thrones 8. ve son sezonuyla 2019'da sona ermişti (HBO)
75 yaşındaki Amerikalı yazar George R.R. Martin'in fantastik kitap serisinden uyarlanan Game of Thrones 8. ve son sezonuyla 2019'da sona ermişti (HBO)

Oyuncu Kit Harington, yeni filmi Blood for Dust'ın tanıtımı sırasında verdiği yeni bir röportajda, Jon Snow'u merkeze alan Game of Thrones spinoff'unun "masadan kalktığını" açıkladı. 

ScreenRant'a konuşan Harington, HBO'nun diziyi geliştirmekten vazgeçtiğini açıklarken kanal yetkilileri yorum yapmayı reddetti. 

Harington'a iki Emmy adaylığı kazandıran ikonik rolüne geri döneceği haberi Haziran 2022'de gelmişti.

Yazar George R.R. Martin, daha sonra bir blog yazısında "Bu fikri bize getiren Kit Harrington'dı" diyerek Game of Thrones hayranlarını havalara uçuran haberi doğrulamıştı. 

Yazarların ve dizi sorumlularının isimlerini size söyleyemem çünkü henüz kesinleşmedi ama Kit onları da getirdi, kendi ekibi ve müthişler.

Harington, ekibin "anlatacak doğru hikayeyi bulamadığını" ve bu nedenle projenin artık geliştirilmediğini itiraf etti.

"Dışarı sızmasını istemedim"

Britanyalı aktör, "Bu konuda gerçekten hiç konuşmadım çünkü geliştirme aşamasındaydı" diyerek ekledi:

Geliştirilmekte olduğunun dışarı sızmasını istemedim. İnsanların teoriler üretmeye başladığı, bu konuda heyecanlandığı ya da bu fikirden nefret ettiği, belki de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir şeyin olmasını istemedim. Çünkü geliştirme sürecinde her açıdan bakarsınız ve buna değip değmeyeceğini görürsünüz.

37 yaşındaki aktör, "Ve artık değmiyor. Artık masadan kalktı çünkü hepimiz yeterince heyecan duyduğumuz doğru hikayeyi bulamadık" diye devam etti. 

Gelecekte geri döneceğimiz bir zaman olabilir ama şu anda hayır. Rafa kaldırdık.

Dizinin yıldızlarından Liam Cunningham, geçen yıl Den of Geek'e konuşmuş, canlandırdığı Sir Davos Seaworth'u Jon Snow dizisinde yeniden canlandırmak için çok istekli olduğunu ve Harington'a bizzat ulaştığını söylemişti.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, ScreenRant, Den of Geek


Karların eridiği Munzur Dağları'nda mavi kardelenler ve süsenler açtı

Karların eridiği Munzur Dağları'nda mavi kardelenler ve süsenler açtı
TT

Karların eridiği Munzur Dağları'nda mavi kardelenler ve süsenler açtı

Karların eridiği Munzur Dağları'nda mavi kardelenler ve süsenler açtı

Çetin geçen kış mevsiminin ardından 1500 rakımlı Ovacık’ta havaların ısınmasıyla karlar erimeye başladı.

Küçükbaş hayvanların da meralara çıkarıldığı ilçede, ormanlık ve dağlık alanlar baharın müjdecisi çiçeklerle renklendi.

İlçedeki Munzur Dağları’nın eteklerinde açan mavi kardelenler ve süsenler de görüntüleriyle güzel görüntüler oluşturdu.

Karlı dağların zirveleriyle bütünleşen çiçekler, doğaseverlerin de dikkatini çekiyor.

İlgili konular


Robert Downey Jr., Oscar'daki kokain şakası hakkındaki sessizliğini bozdu

(Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi 2024)
(Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi 2024)
TT

Robert Downey Jr., Oscar'daki kokain şakası hakkındaki sessizliğini bozdu

(Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi 2024)
(Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi 2024)

Robert Downey Jr., Jimmy Kimmel'ın Oscar töreninde kendisinin bağımlılık geçmişiyle ilgili yaptığı fikir ayrılığına sebep olan şaka hakkında ilk kez yorum yaptı.

Gece talk şovu sunucusu 96. Akademi Ödülleri'ni sunarak, 2017'den bu yana 4 kez ödül törenine ev sahipliği yapmış oldu. 

Açılış monologu sırasında Kimmel, Downey'nin madde bağımlılığı geçmişine atıfta bulunan bir şaka yaparak şöyle demişti:

Bu Robert Downey Jr.'ın kariyerinin en yüksek noktası... Yani en yüksek noktalarından biri.

59 yaşındaki aktör bunu takdirle karşılayarak burnuna dokununca Kimmel şöyle sormuştu:

Tam isabet mi oldu yoksa yaptığın uyuşturucu hareketi miydi?

Aktör daha sonra Kimmel'a şakayı uzatmamasını işaret etmişti.

8 Nisan Pazartesi günü Esquire'de yayımlanan ve geçmişine odaklanan yeni bir makalede Downey'e o an soruldu.

Aktör, "Umurumda değil. Jimmy Kimmel'ı seviyorum. Onun ulusal bir hazine olduğunu düşünüyorum" diye yanıtladı.

Downey Jr., Christopher Nolan'ın Oppenheimer'ındaki Lewis Strauss rolüyle ödül töreninde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştı. 

Aktör kabul konuşmasında "Sırasıyla berbat çocukluğuma ve Akademi'ye teşekkür etmek istiyorum" demişti.

Kimmel'in şakası, aktörün geçmişteki bağımlılık mücadelesini hafife almaması gerektiğini savunan hayranlarından eleştiri almıştı. 

Aktör 1996'dan 2001'e kadar uyuşturucuyla ilgili suçlar nedeniyle birçok kez gözaltına alınmıştı. Mahkeme kararıyla yapılan uyuşturucu testlerini defalarca kaçırdıktan sonra 1999'da 12 ay hapis yatmıştı. Downey Jr., Temmuz 2003'ten beri uyuşturucu kullanmıyor.

Eski Marvel Stüdyoları Başkanı David Maisel geçen günlerde Downey Jr.'ın Demir Adam (Iron Man) rolüne seçilmesi için mücadele etmek zorunda kaldığını çünkü yönetim kurulunun "şirketin geleceğini bir bağımlının ellerine teslim etmenin çılgınlık" olduğunu düşündüğünü açıklamıştı.

Gwyneth Paltrow, Jon Favreau, Jeff Bridges ve Paul Bettany'nin (seslendirme rolünde) de rol aldığı 2008 yapımı film, küresel gişede 585 milyon dolardan fazla hasılat elde etmişti. Bu filmin büyük ölçüde Downey'nin karizmatik performansının da etkisiyle Marvel Sinematik Evreni'nin başlamasını sağladığı yaygın olarak kabul ediliyor.

Downey o zamandan beri Demir Adam rolünü iki devam filminin yanı sıra 4 Avengers filmi, Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı (Captain America: Civil War) ve Tom Holland'la birlikte rol aldığı Örümcek-Adam: Eve Dönüş'te (Spider-Man: Homecoming) de tekrar canlandırdı. 

Esquire röportajında Marvel Sinematik Evreni'ne geri dönüp dönmeyeceği sorulan Downey şöyle dalga geçti:

Seve seve. Bu benim DNA'mın ayrılmaz bir parçası. O rol beni seçti. Ve bakın, her zaman söylüyorum, asla ama asla [Marvel Stüdyoları Başkanı] Kevin Feige'e karşı bahse girmeyin. Bu kaybedeceğiniz bir bahis olur. O kasadır. O her zaman kazanır.

2007'de Marvel Stüdyoları başkanlığını Maisel'den devralan Feige, role Downey'nin seçilmesinin "Hollywood tarihindeki en büyük kararlardan biri" diye nitelendirmişti. 

Robert'ı rol için seçene kadar nasıl bir film çekeceğimizi bilmiyorduk ve Robert'ı seçtikten sonra her karar çok daha kolay hale geldi.

Independent Türkçe


Netflix izleyicileri 100 tam puanlı dizinin ikinci sezonunu iple çekiyor

Dizinin başrollerinde Jeon So-nee, Koo Kyo-hwan, Lee Jung-hyun, Kwon Hae-ho ve Kim In-kwon yer alıyo (Netflix)
Dizinin başrollerinde Jeon So-nee, Koo Kyo-hwan, Lee Jung-hyun, Kwon Hae-ho ve Kim In-kwon yer alıyo (Netflix)
TT

Netflix izleyicileri 100 tam puanlı dizinin ikinci sezonunu iple çekiyor

Dizinin başrollerinde Jeon So-nee, Koo Kyo-hwan, Lee Jung-hyun, Kwon Hae-ho ve Kim In-kwon yer alıyo (Netflix)
Dizinin başrollerinde Jeon So-nee, Koo Kyo-hwan, Lee Jung-hyun, Kwon Hae-ho ve Kim In-kwon yer alıyo (Netflix)

Netflix izleyicileri, yayın devinin kütüphanesine eklenen yeni dizilerden birine övgüler yağdırıyor. 

Hayranlar yeni dizi için "10 üzerinden 10" yorumunu yaparken, 6 bölümlük gerilimin ikinci sezonunun bir an önce gösterime girmesi için adeta yalvarıyor.

İki projeden uyarlandı

Parasyte: The Grey insanların, vücutlarını konak olarak kullanan parazitlere karşı savaştığı bir Kore dizisi.

Eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 100 tam puan alan yeni gerilim, hem 2014-2015'te izleyiciyle buluşan anime serisi Parasyte: The Maxim'den hem de Hitoshi Iwaaki'nin 1989-1994'te yayımlanan Japon manga serisi Kiseiju'dan esinlendi.

Yönetmen Yeon Sang-ho, Netflix dizisi için ana hikayede birkaç değişiklik yaptı. En önemlisi de ana rolü bir erkeğe değil kadın oyuncuya verdi.

İki projenin uyarlaması 5 Nisan'da gösterime girdi ve pek çok izleyici 6 bölümlük diziyi sadece bir günde bitirdiklerini söyledi. 

Sosyal medyaya akın eden izleyiciler, dizinin inanılmaz hikayesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. 

Netflix, 18 yaşından küçükler için uygun olmadığını belirttiği dizinin konusunu kısaca şöyle özetliyor:

Tanımlanamayan parazitler insanları vahşi bir şekilde ele geçirip güç kazanmaya başlayınca insanlık bu büyüyen tehditle savaşmak zorunda kalır.

"Bir arada yaşamakla ilgili"

Yönetmen Yeon, diziyle ilgili verdiği Netflix'in hayran sitesi Tudum'a verdiği röportajda şöyle dedi:

Bana göre manga, bir arada yaşamakla ilgili. Ben de bu temayı yansıtmak istedim. İnsanların kendilerine benzemeyen diğer organizmalarla veya mutantlarla barış içinde bir arada yaşayıp yaşayamayacaklarını sorguladım. Baş karakter Su-in, insan dünyasıyla parazit dünyası arasındaki gri bölgede yer alıyor.

Bir film meraklısı Facebook'ta şöyle yazdı:

Bu dizi dün geldi. İzlemeye değer olduğuna dair dürüst yorumlar istiyorum.

Çok geçmeden dizinin hayranları Parasyte: The Grey'den övgü dolu yorumlarla bahsederek diziyi tavsiye etti.

Bir kişi diziyi çoktan indirdiğini söylerken diğeri "İkinci sezonu bekliyorum" diye ekledi.

"Bir oturuşta izledim"

Üçüncü bir izleyiciyse şöyle dedi:

Bugün tek seferde izledim. Beğenmeyi beklemiyordum ama beklenmedik şekilde iyiydi.

Başka bir izleyici ekledi:

Bir oturuşta izledim ve yeni bitirdim. Başından itibaren bağımlısı oldum. Çok iyi.

Bir diğeri "Dün gece izlemeye başladım ve bayıldım" dedi: 

Bence kesinlikle izlemeye değer. Ayrıca efektlerin de gerçekten iyi olduğunu düşünüyorum.

Başka bir Netflix kullanıcısı da şöyle yazdı:

Bayıldım! Yeni sezonu dört gözle bekliyorum!

Independent Türkçe, Daily Mail, Rotten Tomatoes