Gençler ve sosyal medya

Şımartılmadan kaynaklanan sağlık ve davranış sorunları (Fotoğraf)
Şımartılmadan kaynaklanan sağlık ve davranış sorunları (Fotoğraf)
TT

Gençler ve sosyal medya

Şımartılmadan kaynaklanan sağlık ve davranış sorunları (Fotoğraf)
Şımartılmadan kaynaklanan sağlık ve davranış sorunları (Fotoğraf)

Sosyal medya kullanımı, özellikle gençler ve geç çocukluk dönemindeki çocuklar olmak üzere tüm aile üyeleri için bir tür günlük rutin haline geldi. Sanal da olsa sosyal ağların, gençleri psikolojik ve sosyal açıdan destekleyerek ve onları farklı yerlerdeki aile üyeleri ve sevdikleriyle bir araya getirerek duygusal farkındalıklarını geliştirmede önemli bir rol oynadığına şüphe yok.

Sosyal medya olgusunu ele alan çalışmaların çoğu esas olarak ergenler üzerindeki olumsuz etkisine odaklanmış olsa da, olumlu etkisi de yadsınamaz veya önemi küçümsenemez.

Sosyal iletişim

Bu alandaki en son çalışma bu yılın Ekim ayı başında Journal of Pediatrics'te yayımlandı ve Portekizli araştırmacılar tarafından Okul Çağındaki Çocuklarda Sağlık Davranışları üzerine yürütüldü. Bu araştırma 1998 yılından bu yana her 4 yılda bir Portekiz'de Dünya Sağlık Örgütü ile iş birliği içinde yürütülüyor. Çalışmada, sosyal medyanın -çeşitliliğine rağmen- kontrol edilebilen bir araçtan başka bir şey olmadığını ve iyi ya da sağlıklı veya yıkıcı bir şekilde kullanılmasının, internetin ortaya çıkmasından önce meydana gelen herhangi bir gelişme gibi korkunç sonuçlara yol açtığı açıklandı.

Olumsuz etkilerden duyulan korku - her ne kadar tamamen anlaşılabilir ve haklı olsa da- abartılı olabilir ve çocuklar ve ergenler için bir tür gözdağı yaratarak onları bu uygulamalarla başa çıkmaya psikolojik olarak hazır hale getirir.

Araştırmacılar çalışmayı yaşları 11 ile 13 ve 15 ile 18 arasında değişen 7 bin 643 ortaokul ve lise öğrencisi üzerinde gerçekleştirdi. Katılımcı öğrenciler, sosyal medyayı takip etme ile ilgili anket sonuçlarına dayanarak, 3 ana gruba ayrıldılar: birincisi en az takip edilen ve bu araçlara bağımlı olan, ikincisi orta düzeyde kullanım grubu ve üçüncüsü aşırı kullanım ve yüksek bağımlılık grubu.

Öğrencilere kaç saat ve ne kalitede uyudukları, sürekli uyumakta zorlanıp zorlanmadıkları, ayrıca günlük olarak ne oranda ve ne kadar süre egzersiz yaptıkları, beslenme alışkanlıkları, gencin yalnız mı yoksa başkalarıyla mı birlikte olduğu, aile üyeleri ve arkadaşlarıyla tartışmaya girip girmediği soruldu.

Gerginlik ve endişe duyguları ve öfke durumunda sözlü veya fiili şiddet uygulama olasılıkları da sorulan diğer sorular arasında yer aldı.

Sağlık ve davranışsal yönler

Sonuçlar, sosyal medyaya yoğun bir şekilde güvenen ve onu takip etmek için daha fazla zaman harcayan gençlerin uyumakta zorluk çektiğini, başkalarıyla iletişim kurmakta sorun yaşadığını, aile ve arkadaşlarıyla uyumsuzluk yaşadığını, sıklıkla şiddet içeren davranışlarda bulunduğunu ve çoğunun kötü ilişkilere sahip olduğunu gösterdi. Okuldaki öğretmenlerle ve gerçek toplantılardan çok çevrimiçi arkadaşlarla vakit geçirmeyi tercih ettikleri görüldü.

Erkeklerin aksine sosyal medyaya en çok bağımlı olanlar ise kızlardı. Daha büyük yaş grubundaki gençler de sosyal medyada çocuklardan daha fazla zaman geçiriyor; sigara, alkol ve yasaklı ilaç kullanımı gibi kendine zarar verme davranışlarına daha yatkın oluyorlardı.

Öte yandan, sosyal medyaya en az bağımlı olan gençlerin psikolojik durumlarının daha iyi olduğu, aileleri ve arkadaşlarıyla güçlü ve canlı ilişkiler kurdukları, uykusuzluk çekmedikleri ve organik sağlıklarının iyi olmasının yanı sıra öfke ve gerginlik gibi olumsuz duyguları daha iyi kontrol edebildikleri görüldü. Düzenli olarak daha uzun süre fiziksel aktivite yapmışlar, öğretmenleriyle iyi ilişkiler kurmuşlar ve çeşitli web sitelerini takip ederek vakit geçirmekten keyif almışlardı.

Çalışma, sosyal medyanın ergenleri etkileme derecesinde rol oynayan, başkalarına açık olmayı ve onlarla zorbalık ya da önyargı olmadan ilgilenmeyi teşvik eden çevre gibi dış faktörlerin yanı sıra ebeveynlerden ve akranlardan alınan psikolojik destek de dahil olmak üzere birçok faktör olduğunu doğruladı. İster okul arkadaşları ister aile üyeleri olsun. Çocuğun cinsiyeti, fiziksel aktivite oranı, psikolojik durumu ve maruz kaldığı baskılar gibi bireysel farklılıkların yanı sıra organik sağlığı, belirgin fiziksel kusurları ve ailenin mali ve sosyal düzeyi gibi her gence özgü faktörler de bulunuyor.

Çalışma, sosyal medyanın genç üzerindeki etkisini belirleyen şeyin kullanım yöntemi olduğunu, yani bu platformlarda geçirilen süreyi ve bununla uğraşmanın ne ölçüde bağımlılık yapıcı bir davranış olarak kabul edilebileceğini yalnızca bir eğlence ve insan iletişimi aracı olduğunu gösterdi. Ayrıca bu araçların çocuğun gerçek hayatını etkilediği yani onu çevreleyen toplumdan tamamen izole ettiği, başkalarıyla etkileşime girmeyi zorlaştırdığı ve gerçek arkadaş eksikliğini meydana getirdiği belirtildi.

Çalışma, gençlere psikolojik ve zihinsel sağlıklarını korumak için çeşitli sosyal medya mecralarını takip etmek ile diğer eğlence faaliyetleri arasında bir denge kurmaları ve gerçek ilişkilere alternatif olarak sanal ilişkilere güvenmemeleri gerektiği tavsiyesinde bulundu. Araştırmacılar, sosyal medya kullanımının, aile üyeleri, öğretmenler ve arkadaşlarla olumlu ilişkiler gibi belirli korunma araçlarının eşlik etmesi halinde sağlıklı bir davranış olabileceğini doğruladı. Çalışma, ebeveynlere gencin psikolojik sağlığını korumak için gence psikolojik destek sağlamalarını, çocuklarıyla yeterince zaman geçirmelerini, onları takip etmelerini ve mümkün olduğunca birlikte yemek yemelerini tavsiye etti.

Dr. Hani Remzi Avd (Danışman çocuk doktoru)



Sadece eğlenmek için izlenecek en iyi 5 kaçış dizisi

Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)
Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)
TT

Sadece eğlenmek için izlenecek en iyi 5 kaçış dizisi

Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)
Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)

Yaz sıcakları iyice bastırmışken, ekran karşısında bizi derin düşüncelere daldıran ağır ve kasvetli dramaları izleyecek dermanı kendimizde bulmakta zorlanıyoruz. 

Tam da bu yüzden, zihnimizi tamamen nadasa bırakabileceğimiz, izlerken bizi yormayacak ama bir o kadar da kendine bağlayacak dizilerin, o tatlı kaçamakların yani suçlu zevklerimizin hakkını teslim etmek için harika bir liste hazırlamaya karar verdik. 

Hani şu başkalarına "Aslında izlemiyorum ya, öylesine arkada dönüyor" diye yalan söylediğimiz ama yalnız kaldığımızda pür dikkat kesildiğimiz, mantık sınırlarını zorlasalar da bize tarifsiz bir konfor sunan gizli zevklerimizden bahsediyoruz. 

Bu listede, Paris'in büyüleyici manzaraları eşliğinde saçmalık seviyesinde kararlar alan Emily'nin renkli dünyasına kendimizi bırakıyoruz. 

Hemen ardından New York'un genç elitlerinin skandallarla dolu hayatını "XOXO" fısıltısıyla ifşa eden Gossip Girl'ün pırıltılı entrikalarına kapılıveriyoruz. 

Akabinde Manhattan sokaklarında kokteyllerini yudumlarken sarsılmaz dostlukları ve kaotik aşk seçimleriyle yıllardır hayatımızda olan Sex and the City kadınlarına selam duruyoruz. 

Seattle Grace Hastanesi'nin nöbet odalarında geçen aşk üçgenleri ve bitmek bilmeyen tıbbi krizleriyle Grey's Anatomy'nin heyecan dolu pembe dizi girdabına çekiliyoruz. 

Son durakta Kaliforniya'nın güneşli sahillerine uzanıyor ve The O.C. ile 2000'ler nostaljisine teslim oluyoruz. Bu keyifli karmaşaya katılmak isteyenleri de listeye alalım; neticede bizi kim suçlayabilir ki?

Emily in Paris (2020 - )

Bazen tek istediğiniz, son derece absürt kararlar alan birini Paris manzaraları ve kıskanılacak kıyafetler eşliğinde izlemektir. İşte Lily Collins'in canlandırdığı Amerikalı pazarlama uzmanının maceralarını anlatan Emily in Paris, gözümüz gönlümüz açılsın, biraz da pür eğlence ihtiyacımız karşılansın diye ekran başındaki en büyük suçlu zevkimiz haline geldi. 

Kültür şokları, absürt pazarlama hataları, göz alıcı kombinler, her köşeden çıkan yakışıklı erkekler ve güzel kadınlar, bir de bitmek bilmeyen aşk üçgenleri diziyi her saniyesiyle hem "cringe" hem de bağımlılık yapan bir formüle oturtuyor. 

Evimiz Hollywood'da (Beverly Hills, 90210) ve Sex and the City gibi entrika harikalarının yaratıcısı Darren Star'ın elinden çıkan yapım, Fransız klişelerini gözümüze soksa da Paris'in kartpostallık dokusuyla izleyiciyi bir şekilde avlamayı başarıyor. Her bölüm kolay tüketilen, renkli ve hafif bir kaçış hissi sunarken romantik sürprizler de merak duygusunu sürekli canlı tutuyor. 

scddv d
Emily in Paris, Şikago'da yaşayan genç bir pazarlama uzmanının iş için beklenmedik bir şekilde Paris'e taşınmasıyla başlıyor (Netflix)

Neden izlediğimizi tam olarak açıklayamadığımız ama yeni sezonu düştüğü an tek oturuşta bitirdiğimiz bu rengarenk kaos, 6. sezonuyla veda etmeye hazırlanıyor. Bize de "Kim bilir Emily yine hangi akla ziyan kararıyla Avrupa'yı birbirine katacak?" diye düşünmek kalıyor.

IMDb: 6,8
Nereden izlenir: Netflix

Gossip Girl (2007 - 2012)

New York'un ultra zenginlerinin yaşadığı Upper East Side dünyasının kapılarını aralayan Gossip Girl, bizi gerçek dünyadan tamamen koparıp o pırıltılı ama entrika dolu hayata davet eden tam bir gizli zevk klasiği. 

Serena, Blair, Chuck ve Dan gibi karakterlerin lüks kıyafetler içinde yaşadığı absürt aşk çıkmazları, ihanetler ve skandallar mantık sınırlarını zorlasa da izleyiciyi her saniye ekrana kilitlemeyi başarıyor. 

Herkesin kirli çamaşırlarını ifşa eden gizemli blog yazarının kimliğini çözmeye çalışırken, kendimizi bu şımarık gençlerin dertlerine ortak olmuş halde buluyoruz. 

fbfr
Gossip Girl'de Serena (solda) ve Blair (sağda), birbirlerini kardeş gibi sevse de ikili arasındaki ilişki sürekli bir güç savaşı, kıskançlık ve sadakat sınavı üzerine kurulu (The CW)

Normalde asla kabul etmeyeceğimiz abartılı entrikaları ve mantık hatalarını, sırf o şaşaalı dünya, dev malikaneler, ikonik moda tercihleri ve muhteşem New York manzaraları hatrına gözümüzü kırpmadan sineye çekiyoruz. 

Blake Lively ve Leighton Meester gibi yıldızları henüz yolun başındayken izlediğimiz yapım, zenginliğin getirdiği sahte mükemmelliği arka planda inceden inceye eleştirerek sıradan bir gençlik draması olmadığını da kanıtlıyor. 

Çevrenize "arkada öylesine açık kalmış" diye yalan söyleseniz bile gizlice pür dikkat takip edeceğiniz bu kaotik dünya, kulaklarımızda yankılanan o meşhur "XOXO" fısıltısıyla her defasında bizi kendine bağlamayı biliyor.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix, HBO Max, Amazon Prime Video

Sex and the City (1998 - 2004)

Millenyumun eşiğindeki New York'un o ışıltılı, partiler ve kokteylleriyle dolu dünyasını önümüze seren Sex and the City, televizyon tarihinin en zamansız kaçamak keyiflerinden biri. 

Carrie, Samantha, Charlotte ve Miranda'nın çarpıcı kombinleri eşliğinde karşımıza çıkan bu rüya gibi Manhattan hayatı, gerçek dünyanın dertlerinden uzaklaşıp sığınabileceğimiz kusursuz bir liman görevi görüyor. 

Diziyi asıl bağımlılık yapıcı kılan ise karakterlerin son derece hatalı, zaman zaman toksik ve bizi ekran başında çileden çıkaran ilişki kararları. 

sdvfrgv
Sex and the City, New York'ta yaşayan, kariyer sahibi ve birbirine sıkı sıkıya bağlı 4 yakın arkadaşın aşk, seks, iş ve sosyal hayatlarını konu alıyor (HBO)

Günümüz gözlüğüyle bakıldığında bazı hikaye detayları demode gelse de kadınların cinselliği özgürce sahiplenmesi, 30'lu yaşlarda bekar olmanın tadını çıkarması, brunch sohbetleri ve en önemlisi sarsılmaz dostlukları asla eskimiyor. 

Arkadaş grubumuzla buluşup dedikodu yapıyormuş hissi veren keskin mizahı ve bitmek bilmeyen aşk çıkmazları, bu diziyi tembellik etmek istediğimiz her hafta sonunun vazgeçilmezi haline getiriyor. 

İşte bu yüzden, her izlediğimizde Carrie Bradshaw'un kaotik aşk hayatına ve isyan ettiren seçimlerine iç çekip kızsak da o tanıdık dünyaya kendimizi bırakarak "Bile bile lades" demenin keyfini çıkarıyoruz.

IMDb: 7,4
Nereden izlenir: HBO Max ve TV+

Grey's Anatomy (2005 - )

Televizyon tarihinin en uzun soluklu yapımlarından Grey's Anatomy, Ellen Pompeo, Sandra Oh ve Chandra Wilson gibi oyuncuların yarattığı güçlü karakterleriyle öne çıkan ve prestijli ödüllere ambargo koyan bir medikal dramayken zamanla bir gizli zevk klasiğine dönüştü. 

Shonda Rhimes imzalı yapım, hastane koridorlarında geçen akılalmaz tıbbi krizleri, nöbet odalarındaki gizli kaçamakları ve bitmek bilmeyen aşk üçgenlerini harmanlayarak izleyiciyi bir pembe dizi girdabına çekiyor. 

Dizinin her sezonda dozu biraz daha artan absürt kazalar, hastane baskınları ve akılalmaz ölümler gibi aşırı dramatik senaryo hamleleri, mantık sınırlarını zorlasa da seyirciyi ekrana kilitlemeyi her defasında başarıyor. 

dfvfrv
23. sezon onayını alarak televizyon tarihine geçen Grey's Anatomy, Seattle'daki bir hastanede görev yapan cerrahların iş ve özel hayatlarını merkezine alıyor (ABC)

Uzun yıllardır hayatımızda olan bu kaotik hastane ortamı, her ne kadar artık senaryonun tıkandığı hissini verse de tanıdık karakterleri ve düşmeyen temposuyla her an sığınabileceğimiz konforlu bir liman sunuyor. 

Birçok izleyicinin artık "söylenerek izleme" aşamasına geçtiği dizi, her şeye rağmen zihnimizi boşaltan ve bizi dertlerimizden uzaklaştıran vazgeçilmez bir alışkanlık. 

İşte bu yüzden, Meredith Grey ve ekibinin başından geçen mantık dışı felaketlere gözlerimizi devirsek de kendimizi bir kez daha bu duygu fırtınasına bilerek teslim olurken buluyoruz.

IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Disney+

The O.C. (2003 - 2007)

2000'lerin başındaki o unutulmaz gençlik rüzgarını estiren The O.C., Kaliforniya'nın ultra lüks bölgesi Newport Beach'in kapılarını bize aralayarak televizyon tarihinin en ikonik kaçamak keyiflerinden biri haline geldi. 

Chino'dan gelen sorunlu ama iyi niyetli Ryan'ın zengin Cohen ailesinin yanına yerleşmesiyle başlayan hikaye, Seth, Summer ve Marissa'nın gençlik buhranlarıyla dönemin kült indie rock parçalarını hayatımıza sokmuştu. 

Diziyi tam bir gizli zevk klasiği yapan unsursa zengin gençlerin o pırıltılı dünyasındaki ihanetlerin, aşırı dozda dramanın ve Tijuana sokaklarındaki baygınlıklardan tutun da imkansız ilişkilere kadar uzanan mantık dışı entrikaların bağımlılık yaratan doğası...

sdvdev
The O.C.'de Newport Beach'in zengin, popüler ama bir o kadar da sorunlu popüler kızı Marissa Cooper'ı Mischa Barton canlandırmıştı (Fox)

Özellikle ilk sezondan sonra senaryo kalitesi düşse ve klişelere teslim olsa da karakterlerin kendi durumlarıyla dalga geçebilen nüktedan dili sayesinde kendisini izletmeyi her daim bildi. 

Gerçek dünyanın monotonluğundan kaçıp her an her şeyin yaşanabileceği uçarı Kaliforniya rüyasına sığınmak, hâlâ izleyiciye tarifsiz bir konfor alanı ve nostalji hissi sunuyor. 

İşte bu yüzden, Marissa'nın bitmeyen buhranları ve hikayenin absürtlüğü karşısında saç baş yolsak da Phantom Planet'in jenerikte çalan meşhur şarkısı California'nın ilk notalarını duyar duymaz kendimizi yeniden Newport Beach'te buluyoruz. Bilerek ve isteyerek...

IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Amazon Prime Video

Independent Türkçe


Bilim insanlarından güneş fırtınası uyarısı

(Nithin Sivadas/NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi)
(Nithin Sivadas/NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi)
TT

Bilim insanlarından güneş fırtınası uyarısı

(Nithin Sivadas/NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi)
(Nithin Sivadas/NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi)

Bilim insanları, güneş fırtınalarının ve uzaydaki ekstrem hava olaylarının etkilerinin düşündüğümüzden bile daha tehlikeli olabileceği uyarısını yaptı.

Uzay havası, Dünya'nın manyetik alanlarındaki ve üst atmosferindeki değişikliklerden kaynaklanıyor ve araştırmacılar, etkilerinin ölümcül olabileceği konusunda uzun zamandır uyarıyor. Uzmanlar, ekstrem fırtınaların uydu iletişimini bozabileceğini ve elektrik kesintilerine yol açabileceğini söylüyor.

Ancak araştırmacılar, bu fırtınaların etkilerinin düşündüğümüzden bile daha kötü olabileceği uyarısında bulundu. Onlarca yıldır araştırmacılar Dünya'nın güneş fırtınalarına verdiği tepkinin bir üst sınırı bulunduğu düşünüyordu ancak yeni araştırmalar bunun bir yanılsama olduğunu gösteriyor.

Yeni makaleye göre sorun, güneş rüzgarlarının gücünü nasıl yorumladığımıza ilişkin yanlış bir varsayımdan kaynaklanıyor. Bu da Dünya'nın düşündüğümüz kadar iyi korunmadığı ve uzaydaki ekstrem hava olaylarının teknolojimiz üzerinde tahmin ettiğimizden çok daha çarpıcı etkileri olabileceği anlamına geliyor.

Çalışmayı yöneten, Lancaster Üniversitesi'nden Maria Walach, "Gezegenimizin manyetik alanı, bizi birçok uzay hava olayı etkisine karşı korumada gerçekten harika bir iş çıkarıyor ve bu nedenle bunlar genellikle sadece aksaklıklar veya güzel kutup ışıkları olarak ortaya çıkıyor" dedi.

Ancak uyduların beklenmedik şekilde Dünya'ya düştüğü veya iletişim ve GPS sinyallerini kaybettiğimiz ekstrem durumlar da var.

Sorun, Güneş'ten bize doğru akan sıcak gazlar olan güneş rüzgarının ölçümlerinin, Güneş'e kıyasla Dünya'ya 1,6 milyon km daha yakın bir noktadan alınmasından kaynaklanıyor. Ancak yeni çalışma, Dünya yörüngesinde bulunan bir NASA uzay aracından alınan verileri kullandı ve gezegenimize daha yakın etkileri gösteriyor.

Dr. Walach, "Gezegenimizin güneş rüzgarına verdiği tepkinin bir üst sınırı yoksa, ekstrem durumlar için modelleme yapılırken bu dikkate alınmalı ve uzay hava olaylarına karşı tetikte olmalıyız” dedi.

Neyse ki bu çok ekstrem durumlar nadir ancak bu aynı zamanda elimizde sınırlı veri olduğu anlamına geliyor. Bin yılda bir görülen türden ekstrem olaylarda ne yaşanacağını ancak zaman gösterecek.

Independent Türkçe


OpenAI donanım işine girdi: "Dünyanın en havalı teknoloji ürünü" yolda

OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)
OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)
TT

OpenAI donanım işine girdi: "Dünyanın en havalı teknoloji ürünü" yolda

OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)
OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)

OpenAI, Apple'ın ticari sırlarını çaldığı yönündeki suçlamalar sürerken ilk donanım ürününü tanıttı.

ChatGPT'nin yaratıcısı, çarşamba günü piyasaya sürdüğü 230 dolarlık minyatür klavye Codex Micro'yu, Codex aracının kullanıcıları için yapay zeka kodlama asistanı olarak tanıttı.

Donanım tasarım şirketi Work Louder'la işbirliği içinde geliştirilen ürün, bir kontrol kolu (joystick), bir döner kadran, 12 klavye tuşu, bir USB-C bağlantısı ve Bluetooth özelliklerine sahip.

OpenAI tanıtım videosunda, "Görevler arasında geçiş yapmayı hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor" ifadelerini kullanıyor.

Bu arada analog kontrol kolu, Codex’in görevini tamamlamasını beklerken harika bir stres atma oyuncağı oluyor.

dfgthyjuık
Codex Micro klavye, Work Louder'la işbirliği içinde geliştirildi (OpenAI)

Apple'ın, Cupertino merkezli şirketin eski çalışanları aracılığıyla donanım sırlarını çalma suçlamasıyla OpenAI'a dava açmasının üzerinden bir hafta geçmeden Codex Micro tanıtıldı.

OpenAI yaptığı açıklamada, "bu iddianın geçerliliğine dair herhangi bir kanıta rastlamadığını" söylemişti.

Şirket, "Adil rekabete ve kişilerin istedikleri yerde çalışma özgürlüğüne inanıyoruz ve her yerdeki insanları güçlendiren yenilikçi teknolojiler geliştirmeye odaklanıyoruz" diye eklemişti.

OpenAI, gündelik kullanım için "insan benzeri" bir eşlikçi görevi görecek başka bir yapay zeka cihazı üzerinde de çalışıyor ancak henüz bir çıkış tarihi belirlenmedi.

Uzun süredir beklenen cihaz, eski iPhone tasarımcısı Jony Ive'la birlikte geliştiriliyor ve ekransız bir akıllı hoparlör şeklinde sunulması bekleniyor.

OpenAI CEO'su Sam Altman geçen yıl yayımlanan bir tanıtım videosunda bu aracı, "üçüncü çekirdek cihaz" (birinci ve ikinci çekirdekler bilgisayar ve akıllı telefon) diye tanımlamış ve bunun "dünyanın şimdiye kadar göreceği en havalı teknoloji ürünü" olduğunu söylemişti.

Sızdırılan bir şirket içi personel toplantısında daha fazla ayrıntı veren Altman, cihazın "kullanıcının çevresini ve yaşantısını tamamen algılayabileceğini, göze batmayacağını ve cepte ya da masada durabileceğini" iddia etmişti.

Bloomberg, cihazın kullanıcının çevresini "algılayabilmesi" için kamera ve ek sensörlerle birlikte geleceğini ve her yere taşınabilmesini sağlayacak şarj edilebilir bir bataryası olacağını bu hafta bildirmişti.

Cihazın 2027'de piyasaya sürülmesinin planlandığı söyleniyor.

Independent Türkçe