Sam Altman'ın OpenAI'dan kovulmasıyla ilgili tüm bilinenler

Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
TT

Sam Altman'ın OpenAI'dan kovulmasıyla ilgili tüm bilinenler

Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)

Sohbet botu ChatGPT ve görsel üretim aracı Dall-E'yi geliştiren ABD'li yapay zeka firması OpenAI'ın kurucu ortağı ve CEO'su Sam Altman'ın dün gece aniden kovulması teknoloji camiasını çalkaladı.

Altman'ın "yönetim kuruluyla iletişim kurarken samimi davranmadığı" gerekçesiyle görevden alındığı bildirildi.

Şirketten cuma günü yapılan açıklamada, yönetim kurulunun Altman'a güvenini kaybettiği ifade edilirken, görevi baş teknoloji sorumlusu Mira Murati'nin geçici olarak üstlenmesi bekleniyor.

Açıklamada, Altman'ın davranışlarının yönetim kurulunun sorumluluklarını yerine getirmesini engellediği savunuluyor:

Yönetim kurulunun, onun OpenAI'a liderlik etmeyi sürdürme becerisine güveni kalmadı.

Altman ise haberin ardından X'te paylaştığı mesajında, "OpenAI'da geçirdiğim her anı çok sevdim. Kişisel olarak benim için ve umarım biraz da dünya için dönüştürücü bir güç oldu. En önemlisi de böylesine yetenekli insanlarla çalışmak beni mutlu etti" diye yazdı.

Altman yapay zekanın "küresel yüzü" olarak görülüyordu. Kısa süre içinde birçok devlet başkanıyla da bir araya gelen iş insanı, geçen hafta ABD'nin San Francisco kentindeki Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği konferansına da OpenAI CEO'su olarak katılmıştı.

Altman'ın ardından şirkette yaprak dökümü

The Verge'ün edindiği bilgilere göre OpenAI çalışanları da haberi kamuoyuyla beraber öğrendi.

Şirketin bir diğer patronu ve kurucu ortağı Greg Brockman'ın da haberin ardından istifa ettiği haberi geldi. Brockman'ın yönetim kurulu başkanlığından ayrılacağı ama şirkette kalacağı belirtildi. İş insanı, "Sam ve ben, yönetim kurulunun bugün yaptıkları karşısında şoke olduk ve üzüldük" ifadelerini kullandı.

Bunun yanı sıra şirketin üç kıdemli araştırmacısının da istifa ettiği öğrenildi. Bu isimlerden Jakub Pachocki şirketin araştırma direktörü olarak görev yapıyor, Aleksander Madry yapay zekadan kaynaklanan potansiyel riskleri değerlendiren ekibi yönetiyor, Szymon Sidor da şirkette 7 yıldır araştırma yürütüyordu.

Altman ve Brockman'ın ayrılmasının ardından kalan yönetim kurulu üyeleri şu şekilde:

Şirketin baş bilim insanı Ilya Sutskever, Quora CEO'su Adam D'Angelo, GeoSim Systems'in eski CEO'su Tasha McCauley ve Georgetown Güvenlik ve Güvenlik Merkezi'nde strateji direktörü Helen Toner.

Microsoft'un bile haberi yokmuş

2020'de CEO'luk görevine getirilen Altman'ın kovulmasının ardındaki gerçek sebebin Microsoft'la yapılan milyarlarca dolarlık yatırım anlaşmasını yönetim kuruluyla müzakere etmeden yapması olduğu da iddialar arasında.

Nitekim Altman'ın, Microsoft CEO'su Satya Nadella'yı şirkete 10 milyar dolar taahhüt etmeye tek başına ikna ettiği konuşuluyordu. Bu hamleyle şirketin değeri neredeyse üç kat artarak 29 milyar dolardan 80 milyar doların üzerine çıkmıştı.

Öte yandan Microsoft söz konusu gelişmenin ardından şirketle ipleri koparmayı tercih etmedi.

xsrt5hy6
Microsoft, OpenAI'la ortaklık kurarken binlerce çalışanını da işten çıkarmıştı (AA)

The Verge'e konuşan Microsoft sözcüsü Frank Shaw, şirkete ortak olmaya devam edeceklerini bildirdi.

Shaw "OpenAIla uzun vadeli bir ortaklığımız var ve Microsoft, yapay zekanın bir sonraki çağını müşterilerimize sunarken Mira ve ekibine bağlı kalmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

Axios'un haberine göreyse Microsoft, şirketin Altman'ı görevden aldığını haberin kamuoyuyla paylaşılmasından sadece bir dakika önce öğrendi.

Spekülasyona açık bir zamanlama

Altman'ın OpenAI'den kovulmasının hemen öncesinde şirketle ilgili bir dizi dikkat çekici gelişme basına yansımıştı.

İlk olarak 6 Kasım'da OpenAI, müşterilerine kendi ChatGPT'lerine oluşturmalarına olanak tanıyan özellikleri duyurmuştu.

9 Kasım'da Microsoft, "güvenlik kaygılarını" gerekçe göstererek çalışanlarının ChatGPT'ye erişimini aniden kesmişti.

15 Kasım'da OpenAI, yeni ChatGPT üyeliklerini dondurmuştu. Sistemin çok yoğun olduğu gerekçe gösterilse de ChatGPT kullanımının aslında azaldığı biliniyor. Similarweb'e göre ChatGPT internet sitesine (chat.openai.com) masaüstü ve mobilden girenlerin sayısı mayıs ve haziran arasında yüzde 9,7 azalmıştı.

Altman güvenlik açığını önemsemedi mi?

İş insanının kovulmasına yönelik teorilerden biri, ChatGPT'nin hızla piyasaya sürülen yeni versiyonlarının ciddi bir güvenlik açığı barındırdığı ve veri sızıntısına yol açabileceği yönünde.

OpenAI'ın bu sorunu kimseye açıklamadığı ama Microsoft'un durumdan haberdar olduğu öne sürülüyor.

Mart ayında, ChatGPT kullanıcıları, birdenbire diğer kullanıcıların özel sohbetlerini görüntüleyebilmeye başlamıştı. Sohbet botuyla ilgili güvenlik açıkları bu olayın ardından daha çok konuşulur hale gelmişti.

Ayrıca bir dizi dev teknoloji firması, çalışanlarının şirket telefonlarından ChatGPT'ye girmesini de yasaklamıştı.

Bu spekülasyona göre Altman'ın sürekli yeni tanıtım ve geliştirmelere öncelik vermesi, önemli güvenlik ve gizlilik testlerinin geri planda kalmasına neden oldu.

Ancak Murati'nin Altman'ın yerine CEO olarak atanması bu teoriyi de sorguya açıyor. Nitekim güvenlikle ilgili herhangi bir sorun nedeniyle CEO'dan önce CTO'nun, yani Murati'nin hesap vermesi beklenir. Kurulun açıklamasında belirtildiği gibi, ürün ve güvenlikten Murati sorumluydu.

Altman OpenAI'a para mı kaybettirdi?

Altman'ın ve onun ardından istifa eden Brockman'ın, yönetim kurulunun hoşlanmayacağını bildiği cesur bir hamle yapmak istemiş olabileceği de iddialar arasında. İkilinin yönetim kurulundan gizli bir yatırım anlaşması yapmış olabileceği konuşuluyor.

Bunun yanı sıra ChatGPT'yi halka açmanın da şirkete ciddi para kaybettirdiği biliniyor. Yönetim kurulunun diğer üyeleri bu durumdan hoşlanmamış olabilir. Daha önce ChatGPT'yle yapılan her sohbetin OpenAI'a ortalama 1-9 cente mâl olduğu bildirilmişti. İleri vadede şirketin bu stratejiyi sürdürmesinin mümkün olmayacağı yorumları yapılıyordu.

Yine de OpenAI'ın aldığı milyarlarca dolarlık yatırım bu kaybı telafi etmeye yetebilir.

Bu noktada akşa şu soru geliyor: Altman kurulun tavsiyesine aykırı davranıp ciddi bir maliyete neden olacak şirket içi gizli proje mi yürüttü?

Yapay zeka felsefesinde anlaşamadılar mı?

San Francisco merkezli OpenAI'ın kurucuları arasında Elon Musk da yer alıyor. Ancak Musk, kuruluştan kısa süre sonra şirketten ayrılmıştı.

ChatGPT'nin piyasaya sürülmesinin ardından şirketi sıklıkla eleştiren Musk, OpenAI'ın kar amacı gütmeme hedefinden saptığını savunuyor. Milyarder, şirketin ürettiği GPT dil modeli serisinin risklerinin de yeterince değerlendirilmediği görüşünde.

Öte yandan Semafor'un konuştuğu kaynaklar, Musk'ın şirketin başına geçmek için Altman'a 2018'de teklif götürdüğünü öne sürmüştü. Altman'ın teklifi kabul etmemesi üzerine Musk'ın şirketten ayrıldığı iddia edilmişti.

Yine de şirketin yönetim kurulu içinde Musk gibi düşünen birilerinin olabileceği öne sürülüyor. Altman'ın şirketi kökenlerinden çok daha kurumsal bir yöne götürdüğü, yasal statüsünü değiştirdiği ve hızla ürün geliştirmeye odaklandığı açık.

Bu durum, Türkçede "açık yapay zeka" anlamına gelen OpenAI'ın açıklığını kaybettiği yorumlarını da beraberinde getirmişti.

Altman, Zuckerberg'den farklı: Hiçbir hisse senedi almamış

11 Mart 2019'da OpenAI, en iddialı yapay zeka modellerini geliştirmek için gereken bilgi işlem gücünü karşılama amacıyla yeterli parayı toplayabilmek için kâr amaçlı bir kuruluş haline geldiklerini duyurmuştu.

Öte yandan Altman o dönemde bir teknoloji patronu için alışılmadık bir karar da vermişti.

Semafor'un haberine göre iş insanı, kâr amacı güden bu yeni kuruluşun hisse senetlerinden hiç almamıştı. Nitekim Altman zaten son derece zengindi, epey başarılı birkaç teknoloji girişimine yatırım yapıyordu ve paraya ihtiyacı yoktu.

Bu durumun da Altman'ın kovulmasını kolaylaştırdığı düşünülüyor.

Fikri mülkiyet ve yasal sorumluluklar ne olacak?

Altman, bu ayın başlarında TechCrunch'a verdiği bir röportajda şirketin yapay zeka araçlarını geliştirirken kullandığı devasa veri kümesinin herhangi bir telif sorununa yol açmasını istemediğini söylemişti.

ChatGPT veya Dall-E gibi yapay zeka sistemleri, internette yer alan milyonlarca görsel ve metinle eğitiliyor. Bu da söz konusu görsel ve metinlerin esas sahiplerinin haklarının ne olacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Bu durumun da Altman ve yönetim kurulu arasında bir tartışma başlığı haline gelmiş olması mümkün.

Kripto paraya mı, politikaya mı yoğunlaşacak?

Altman aynı zamanda Worldcoin adlı bir kripto para projesi de geliştiriyor. Projenin 115 milyon dolar yatırım aldığı biliniyor.

Altman temmuz sonunda Worldcoin'i piyasaya sürmüştü.

Kullanıcılar, burada World App uygulamasını indirerek payını rezerve edebiliyor. Ardından bir World ID almaları gerekiyor.

Kimlik anlamına gelen bu ID'yle kullanıcıların, çevrimiçi ortamda gerçek ve benzersiz bir kişi olduğunu kanıtlaması sağlanıyor. Girişim, iris tarama odaklı global blok zinciri tabanlı kimlik tanıma sistemi geliştirmeye odaklanıyor. Diğer bir deyişle kullanıcıların bu kimliği alabilmesi için sisteme gözünü taratması gerekiyor.

Worldcoin, gözü aracılığıyla bir kullanıcının bot mu yoksa insan mı olduğunu tespit eden Orb adlı bir biyometrik görüntüleme/doğrulama cihazı kullanıyor. 

Sistemin göz tanıma üzerine kurulu olması ise veri gizliliğine dair endişeleri gündeme getiriyor.

Diğer yandan Altman'ın, 2024 başkanlık yarışında desteklemeyi planladığı Dean Phillips'in kampanyası için de zaman ayırmak istediği söyleniyor.

Demokrat Partili siyasetçi, 2019'dan bu yana Minnesota'nın 3. kongre bölgesinde ABD temsilcisi olarak görev yapıyor.

Kız kardeşinin iddiaları yeniden gündemde

Altman'ın görevinden uzaklaştırılması, kız kardeşinin daha önce çok konuşulan iddialarını da yeniden gündeme getirdi.

Annie Altman, ağabeyinin duyarsız ve hırslı bir insan olduğu için ailesiyle arasının açıldığını söylemişti. Annie ayrıca "çoğunlukla Sam Altman olmak üzere" biyolojik kardeşleri tarafından cinsel, fiziksel, duygusal, sözlü, mali ve teknolojik tacize uğradığını iddia ediyor.

Sam Altman kimdir?

22 Nisan 1985'te Chicago'da doğan Altman, 2015'te OpenAI'ın kurucuları arasında yer almıştı.

38 yaşındaki girişimci, 19 yaşındayken konum tabanlı bir sosyal ağ mobil uygulaması olan Loopt'un kurucularından olmuştu. Bu uygulamayı daha sonra 43 milyon dolara satmıştı.

Ayrıca 2014'te CEO Yishan Wong'un istifasının ardından 8 gün boyunca ünlü internet forumu Reddit'in de CEO'su olarak görev yapmıştı.

Yararlanılan kaynaklar: The Verge, Hindustan Times, Axios, Reuters, Business Today, Semafor, TechCrunch, Slate, Guardian,Independent Türkçe



Charlize Theron'dan yıllar sonra Mad Max itirafları

2015 yapımı Mad Max: Fury Road'da Oscar ödüllü Charlize Theron, çocukken koparıldığı yuvasına dönmek isteyen, tek kolu mekanik protezli, adalet arayan cesur savaşçı Furiosa rolündeydi (Warner Bros. Pictures)
2015 yapımı Mad Max: Fury Road'da Oscar ödüllü Charlize Theron, çocukken koparıldığı yuvasına dönmek isteyen, tek kolu mekanik protezli, adalet arayan cesur savaşçı Furiosa rolündeydi (Warner Bros. Pictures)
TT

Charlize Theron'dan yıllar sonra Mad Max itirafları

2015 yapımı Mad Max: Fury Road'da Oscar ödüllü Charlize Theron, çocukken koparıldığı yuvasına dönmek isteyen, tek kolu mekanik protezli, adalet arayan cesur savaşçı Furiosa rolündeydi (Warner Bros. Pictures)
2015 yapımı Mad Max: Fury Road'da Oscar ödüllü Charlize Theron, çocukken koparıldığı yuvasına dönmek isteyen, tek kolu mekanik protezli, adalet arayan cesur savaşçı Furiosa rolündeydi (Warner Bros. Pictures)

Charlize Theron, aksiyon sinemasının mihenk taşlarından Mad Max: Fury Road'la kurduğu ilişkiyi filmin vizyona girişinden yıllar sonra yeniden değerlendirdi. 

Akademi Müzesi'ndeki özel gösterimde konuşan Theron, Furiosa'nın ikonik bir karaktere dönüşmesini ve çekimler sırasında yaşadıklarını anlattı.

Güney Afrika'daki küçük bir kasabadan Oscar sahnesine uzanan yolculuğunu hatırlayan Theron, konuşması sırasında gözyaşlarını tutamadı. Kendi hayatının, hayallerin gerçekleşebileceğinin en büyük kanıtı olduğunu söyleyen Theron, Mad Max: Fury Road setinden unutamadığı anıları paylaştı.

Theron, çekimler başladığında büyük kızının henüz 6 haftalık olduğunu ve Namibya'da 6 ay süren yapım boyunca ekip arkadaşlarının kendisine destek verdiğini söyledi.

Theron şöyle dedi:

Çekim aralarında kızımı araçta emziriyordum. Oyuncu arkadaşlarım, özellikle de Nicholas Hoult, onunla ilgileniyordu. Kızım ilk adımlarını bu filmin setinde attı. Bu yüzden bu yapımla aramda çok derin bir bağ var.

Furiosa'yı anlamanın anahtarı

Furiosa'yı başlangıçta anlamakta zorlandığını itiraf eden Theron, kusursuz bir kahraman olarak idealize edilen karakterlerden hoşlanmadığını söyledi.

Furiosa'nın en başından beri kusursuz bir kahraman olarak tasarlanmadığını belirten Theron şöyle dedi:

O aslında dünyayı yakıp kül etmek istiyordu. Zalim Immortan Joe'ya zarar vermenin en etkili yolunun eşlerini kurtarmak olduğunu fark ettiğinde karakter benim için anlam kazandı. İnsana özgü bir bencilliğin zamanla iyiliğe dönüşmesini sevdim.

Furiosa'nın kültürel etkisinden gurur duyduğunu belirten Theron, sokakta kolunda karakterin dövmesini taşıyan insanlarla ve çocuklarına Furiosa adını veren ailelerle karşılaştığını söyledi. 51 yaşındaki oyuncu bunu "sanatın ve hikaye anlatıcılığının gücü" diye tanımladı ve yönetmen George Miller'ı da övdü.

Kamera arkasındaki gerilim

Film gişede başarıya ulaşıp eleştirmenlerden övgü alarak 6 dalda Oscar kazansa da çekim süreci son derece gerilimli geçmişti. Theron ve rol arkadaşı Tom Hardy, yapım boyunca ciddi anlaşmazlıklar yaşamıştı.

George Miller daha önce iki oyuncunun çalışma yöntemlerinin tamamen farklı olduğunu söylemişti. Yönetmene göre Hardy daha anlık ve içgüdüsel hareket ederken Theron son derece disiplinli ve planlı çalışıyordu.

Setteki gerilimi tırmandıran olaylardan biri, Hardy'nin çekime iki saat geç gelmesiydi. Çekim saatinde sette hazır bulunan Theron, rol arkadaşının ekibi bekletmesine tepki göstererek geciktiği her dakika için Hardy'ye para cezası verilmesini istemişti.

Hardy'yle ilişkilerini "arabanın ön koltuğunda kavga eden iki ebeveyne" benzeten Theron, yaşananlardan pişmanlık duyduğunu ve her ikisinin de daha profesyonel davranması gerektiğini kabul etmişti.

Theron ve Hardy, Mad Max: Fury Road'un ardından bir daha aynı projede çalışmadı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, As


Ridley Scott'tan Tarantino'ya: Acaba ne kullanmıştı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Ridley Scott'tan Tarantino'ya: Acaba ne kullanmıştı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Ridley Scott, Quentin Tarantino'nun Kara Şahin Düştü'yü (Black Hawk Down) 21. yüzyılın en iyi filmi seçmesine yanıt verdi.

Scott'ın yönettiği 2001 yapımı savaş dramı, Tarantino'nun geçen yıl Bret Easton Ellis'in podcast'inde seçtiği yüzyılın en iyi filmleri listesinin başında yer almıştı.

Ucuz Roman'ın (Pulp Fiction) yönetmeni, Kara Şahin Düştü'yü Pixar animasyonu Oyuncak Hikayesi 3 (Toy Story 3), Tokyo'da geçen romantik film Bir Konuşabilse... (Lost in Translation) ve tarihi drama Kan Dökülecek (There Will Be Blood) gibi yapımların önüne koymuştu.

The Times'a verdiği yeni röportajda Scott'a Tarantino'nun seçimi soruldu.

Scott, "Acaba neyin etkisindeydi çünkü ne kullanıyorsa ben de ondan istiyorum" dedi. Kara Şahin Düştü'yü yüzyılın en iyi filmi olarak görüp görmediği sorulduğunda Scott, "Hayır!" diye yanıtladı.

Ayrıca Tarantino'yla röportaj hakkında konuşmadığını ancak 2021'de ölen sinemacı kardeşi Tony Scott'ın onu "iyi tanıdığını" da ekledi.

"Tony, Quentin'e hayrandı ve sanırım Quentin de Tony'ye hayrandı" dedi.

Röportajın başka bir bölümünde Scott, modern sinemadaki hikaye anlatımının tekdüzeliğini eleştirdi ve suç dramalarıyla süper kahraman filmlerinin piyasayı gereğinden fazla doldurduğunu iddia etti.

Bakın, artık her şey ormanda öldürülen bir kız, herkesten daha iyi bir FBI ajanı veya bir süper kahraman hakkında. Hadi ama! Anlatılacak başka hikayeler de olmalı.

88 yaşındaki Scott, kariyeri boyunca Yaratık (Alien), Bıçak Sırtı (Blade Runner), Thelma ve Louise (Thelma & Louise) ve Gladyatör (Gladiator) gibi modern klasikler de dahil 30'dan fazla film yönetti.

Scott'ın son filmi Köpek ve Yıldızlar (The Dog Stars), bu hafta sinemalarda gösterime girecek ve Jacob Elordi (Euphoria; Uğultulu Tepeler [Wuthering Heights]), insanlığın ölümcül bir grip salgınıyla harap olmasının ardından olayların içine sürüklenen bir sivil pilotu canlandırıyor.

Filmde Josh Brolin, Margaret Qualley, Allison Janney, Guy Pearce ve Benedict Wong da rol alıyor.

Scott'ın önceki çalışması, Russell Crowe'un başrolünde oynadığı kılıçlı ve sandaletli destanın devamı niteliğindeki 2024 yapımı Gladyatör II'ydi (Gladiator II).

The Independent için kaleme aldığı eleştiride filme 4 yıldız veren Clarisse Loughrey şöyle yazmıştı:

Gladyatör II, ilk filmle ölçek ve görkem açısından aynı seviyede ve metaforlarla yüklü ancak aynı zamanda Napolyon'dan (Napoleon) Yaratık: Covenant'a (Alien: Covenant) kadar Scott'ın son 15 yıldaki çalışmalarına, damgasını vuran nükteli ve absürt bakış açısını da taşıyor. Gladyatör II bazen absürt ve abartılı bir gösteriye dönüşüyor. Aksini savunmak, 21. yüzyıl gişe filmlerine yönelik kasvetli beklentilere fazlasıyla sıkı sıkıya bağlı kalmak olur.

Independent Türkçe

 


Denis Villeneuve'ün başlattığı aksiyon serisi sürecek

58 yaşındaki Amerikalı aktör Josh Brolin (solda), Sicario ve devam filminde hedefe ulaşmak için ahlaki sınırları esnetmekten çekinmeyen, sert ve pragmatik CIA operasyon görevlisi Matt Graver rolünde (Lionsgate)
58 yaşındaki Amerikalı aktör Josh Brolin (solda), Sicario ve devam filminde hedefe ulaşmak için ahlaki sınırları esnetmekten çekinmeyen, sert ve pragmatik CIA operasyon görevlisi Matt Graver rolünde (Lionsgate)
TT

Denis Villeneuve'ün başlattığı aksiyon serisi sürecek

58 yaşındaki Amerikalı aktör Josh Brolin (solda), Sicario ve devam filminde hedefe ulaşmak için ahlaki sınırları esnetmekten çekinmeyen, sert ve pragmatik CIA operasyon görevlisi Matt Graver rolünde (Lionsgate)
58 yaşındaki Amerikalı aktör Josh Brolin (solda), Sicario ve devam filminde hedefe ulaşmak için ahlaki sınırları esnetmekten çekinmeyen, sert ve pragmatik CIA operasyon görevlisi Matt Graver rolünde (Lionsgate)

İlk filmin üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçse de CIA ajanı Matt Graver'ın Meksikalı uyuşturucu kartellerine karşı mücadelesi henüz sona ermedi.

2015 yapımı Sicario ve 2018 tarihli Sicario: Day of the Soldado'da Matt Graver karakterine hayat veren Josh Brolin, serinin üçüncü filmi için çalışmaların yakın zamanda başlayacağını müjdeledi. 

Oscar adayı oyuncu, ScreenRant'e yaptığı açıklamada seriyi üçlemeye tamamlayacak filmin çekimlerine "çok yakında" başlanmasının beklendiğini söyledi.

Denis Villeneuve'ün yönettiği ilk filmde Matt Graver, FBI ajanı Kate'i (Emily Blunt) Meksikalı uyuşturucu kartellerine karşı yürütülen gizli bir operasyona dahil ediyordu. Operasyon ekibinde, geçmişi ve gerçek amacı belirsiz Alejandro (Benicio Del Toro) da yer alıyordu.

Emily Blunt'ın rol almadığı, Stefano Sollima yönetmenliğindeki devam filminde kadroya Isabela Merced katılmıştı. İki film, dünya çapında toplam 160 milyon dolardan fazla hasılat elde etti.

Son Sicario filminden bu yana üretim temposunu önemli ölçüde artıran Taylor Sheridan, Yellowstone evrenini Dutton Ranch ve Marshals gibi yan dizilerle genişletti. 

Sheridan ayrıca Landman, The Madison, Lioness, Tulsa King ve Mayor of Kingstown gibi bağımsız yapımlara imza attı.

Independent Türkçe, ScreenRant, Deadline