Sam Altman'ın OpenAI'dan kovulmasıyla ilgili tüm bilinenler

Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
TT

Sam Altman'ın OpenAI'dan kovulmasıyla ilgili tüm bilinenler

Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)

Sohbet botu ChatGPT ve görsel üretim aracı Dall-E'yi geliştiren ABD'li yapay zeka firması OpenAI'ın kurucu ortağı ve CEO'su Sam Altman'ın dün gece aniden kovulması teknoloji camiasını çalkaladı.

Altman'ın "yönetim kuruluyla iletişim kurarken samimi davranmadığı" gerekçesiyle görevden alındığı bildirildi.

Şirketten cuma günü yapılan açıklamada, yönetim kurulunun Altman'a güvenini kaybettiği ifade edilirken, görevi baş teknoloji sorumlusu Mira Murati'nin geçici olarak üstlenmesi bekleniyor.

Açıklamada, Altman'ın davranışlarının yönetim kurulunun sorumluluklarını yerine getirmesini engellediği savunuluyor:

Yönetim kurulunun, onun OpenAI'a liderlik etmeyi sürdürme becerisine güveni kalmadı.

Altman ise haberin ardından X'te paylaştığı mesajında, "OpenAI'da geçirdiğim her anı çok sevdim. Kişisel olarak benim için ve umarım biraz da dünya için dönüştürücü bir güç oldu. En önemlisi de böylesine yetenekli insanlarla çalışmak beni mutlu etti" diye yazdı.

Altman yapay zekanın "küresel yüzü" olarak görülüyordu. Kısa süre içinde birçok devlet başkanıyla da bir araya gelen iş insanı, geçen hafta ABD'nin San Francisco kentindeki Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği konferansına da OpenAI CEO'su olarak katılmıştı.

Altman'ın ardından şirkette yaprak dökümü

The Verge'ün edindiği bilgilere göre OpenAI çalışanları da haberi kamuoyuyla beraber öğrendi.

Şirketin bir diğer patronu ve kurucu ortağı Greg Brockman'ın da haberin ardından istifa ettiği haberi geldi. Brockman'ın yönetim kurulu başkanlığından ayrılacağı ama şirkette kalacağı belirtildi. İş insanı, "Sam ve ben, yönetim kurulunun bugün yaptıkları karşısında şoke olduk ve üzüldük" ifadelerini kullandı.

Bunun yanı sıra şirketin üç kıdemli araştırmacısının da istifa ettiği öğrenildi. Bu isimlerden Jakub Pachocki şirketin araştırma direktörü olarak görev yapıyor, Aleksander Madry yapay zekadan kaynaklanan potansiyel riskleri değerlendiren ekibi yönetiyor, Szymon Sidor da şirkette 7 yıldır araştırma yürütüyordu.

Altman ve Brockman'ın ayrılmasının ardından kalan yönetim kurulu üyeleri şu şekilde:

Şirketin baş bilim insanı Ilya Sutskever, Quora CEO'su Adam D'Angelo, GeoSim Systems'in eski CEO'su Tasha McCauley ve Georgetown Güvenlik ve Güvenlik Merkezi'nde strateji direktörü Helen Toner.

Microsoft'un bile haberi yokmuş

2020'de CEO'luk görevine getirilen Altman'ın kovulmasının ardındaki gerçek sebebin Microsoft'la yapılan milyarlarca dolarlık yatırım anlaşmasını yönetim kuruluyla müzakere etmeden yapması olduğu da iddialar arasında.

Nitekim Altman'ın, Microsoft CEO'su Satya Nadella'yı şirkete 10 milyar dolar taahhüt etmeye tek başına ikna ettiği konuşuluyordu. Bu hamleyle şirketin değeri neredeyse üç kat artarak 29 milyar dolardan 80 milyar doların üzerine çıkmıştı.

Öte yandan Microsoft söz konusu gelişmenin ardından şirketle ipleri koparmayı tercih etmedi.

xsrt5hy6
Microsoft, OpenAI'la ortaklık kurarken binlerce çalışanını da işten çıkarmıştı (AA)

The Verge'e konuşan Microsoft sözcüsü Frank Shaw, şirkete ortak olmaya devam edeceklerini bildirdi.

Shaw "OpenAIla uzun vadeli bir ortaklığımız var ve Microsoft, yapay zekanın bir sonraki çağını müşterilerimize sunarken Mira ve ekibine bağlı kalmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

Axios'un haberine göreyse Microsoft, şirketin Altman'ı görevden aldığını haberin kamuoyuyla paylaşılmasından sadece bir dakika önce öğrendi.

Spekülasyona açık bir zamanlama

Altman'ın OpenAI'den kovulmasının hemen öncesinde şirketle ilgili bir dizi dikkat çekici gelişme basına yansımıştı.

İlk olarak 6 Kasım'da OpenAI, müşterilerine kendi ChatGPT'lerine oluşturmalarına olanak tanıyan özellikleri duyurmuştu.

9 Kasım'da Microsoft, "güvenlik kaygılarını" gerekçe göstererek çalışanlarının ChatGPT'ye erişimini aniden kesmişti.

15 Kasım'da OpenAI, yeni ChatGPT üyeliklerini dondurmuştu. Sistemin çok yoğun olduğu gerekçe gösterilse de ChatGPT kullanımının aslında azaldığı biliniyor. Similarweb'e göre ChatGPT internet sitesine (chat.openai.com) masaüstü ve mobilden girenlerin sayısı mayıs ve haziran arasında yüzde 9,7 azalmıştı.

Altman güvenlik açığını önemsemedi mi?

İş insanının kovulmasına yönelik teorilerden biri, ChatGPT'nin hızla piyasaya sürülen yeni versiyonlarının ciddi bir güvenlik açığı barındırdığı ve veri sızıntısına yol açabileceği yönünde.

OpenAI'ın bu sorunu kimseye açıklamadığı ama Microsoft'un durumdan haberdar olduğu öne sürülüyor.

Mart ayında, ChatGPT kullanıcıları, birdenbire diğer kullanıcıların özel sohbetlerini görüntüleyebilmeye başlamıştı. Sohbet botuyla ilgili güvenlik açıkları bu olayın ardından daha çok konuşulur hale gelmişti.

Ayrıca bir dizi dev teknoloji firması, çalışanlarının şirket telefonlarından ChatGPT'ye girmesini de yasaklamıştı.

Bu spekülasyona göre Altman'ın sürekli yeni tanıtım ve geliştirmelere öncelik vermesi, önemli güvenlik ve gizlilik testlerinin geri planda kalmasına neden oldu.

Ancak Murati'nin Altman'ın yerine CEO olarak atanması bu teoriyi de sorguya açıyor. Nitekim güvenlikle ilgili herhangi bir sorun nedeniyle CEO'dan önce CTO'nun, yani Murati'nin hesap vermesi beklenir. Kurulun açıklamasında belirtildiği gibi, ürün ve güvenlikten Murati sorumluydu.

Altman OpenAI'a para mı kaybettirdi?

Altman'ın ve onun ardından istifa eden Brockman'ın, yönetim kurulunun hoşlanmayacağını bildiği cesur bir hamle yapmak istemiş olabileceği de iddialar arasında. İkilinin yönetim kurulundan gizli bir yatırım anlaşması yapmış olabileceği konuşuluyor.

Bunun yanı sıra ChatGPT'yi halka açmanın da şirkete ciddi para kaybettirdiği biliniyor. Yönetim kurulunun diğer üyeleri bu durumdan hoşlanmamış olabilir. Daha önce ChatGPT'yle yapılan her sohbetin OpenAI'a ortalama 1-9 cente mâl olduğu bildirilmişti. İleri vadede şirketin bu stratejiyi sürdürmesinin mümkün olmayacağı yorumları yapılıyordu.

Yine de OpenAI'ın aldığı milyarlarca dolarlık yatırım bu kaybı telafi etmeye yetebilir.

Bu noktada akşa şu soru geliyor: Altman kurulun tavsiyesine aykırı davranıp ciddi bir maliyete neden olacak şirket içi gizli proje mi yürüttü?

Yapay zeka felsefesinde anlaşamadılar mı?

San Francisco merkezli OpenAI'ın kurucuları arasında Elon Musk da yer alıyor. Ancak Musk, kuruluştan kısa süre sonra şirketten ayrılmıştı.

ChatGPT'nin piyasaya sürülmesinin ardından şirketi sıklıkla eleştiren Musk, OpenAI'ın kar amacı gütmeme hedefinden saptığını savunuyor. Milyarder, şirketin ürettiği GPT dil modeli serisinin risklerinin de yeterince değerlendirilmediği görüşünde.

Öte yandan Semafor'un konuştuğu kaynaklar, Musk'ın şirketin başına geçmek için Altman'a 2018'de teklif götürdüğünü öne sürmüştü. Altman'ın teklifi kabul etmemesi üzerine Musk'ın şirketten ayrıldığı iddia edilmişti.

Yine de şirketin yönetim kurulu içinde Musk gibi düşünen birilerinin olabileceği öne sürülüyor. Altman'ın şirketi kökenlerinden çok daha kurumsal bir yöne götürdüğü, yasal statüsünü değiştirdiği ve hızla ürün geliştirmeye odaklandığı açık.

Bu durum, Türkçede "açık yapay zeka" anlamına gelen OpenAI'ın açıklığını kaybettiği yorumlarını da beraberinde getirmişti.

Altman, Zuckerberg'den farklı: Hiçbir hisse senedi almamış

11 Mart 2019'da OpenAI, en iddialı yapay zeka modellerini geliştirmek için gereken bilgi işlem gücünü karşılama amacıyla yeterli parayı toplayabilmek için kâr amaçlı bir kuruluş haline geldiklerini duyurmuştu.

Öte yandan Altman o dönemde bir teknoloji patronu için alışılmadık bir karar da vermişti.

Semafor'un haberine göre iş insanı, kâr amacı güden bu yeni kuruluşun hisse senetlerinden hiç almamıştı. Nitekim Altman zaten son derece zengindi, epey başarılı birkaç teknoloji girişimine yatırım yapıyordu ve paraya ihtiyacı yoktu.

Bu durumun da Altman'ın kovulmasını kolaylaştırdığı düşünülüyor.

Fikri mülkiyet ve yasal sorumluluklar ne olacak?

Altman, bu ayın başlarında TechCrunch'a verdiği bir röportajda şirketin yapay zeka araçlarını geliştirirken kullandığı devasa veri kümesinin herhangi bir telif sorununa yol açmasını istemediğini söylemişti.

ChatGPT veya Dall-E gibi yapay zeka sistemleri, internette yer alan milyonlarca görsel ve metinle eğitiliyor. Bu da söz konusu görsel ve metinlerin esas sahiplerinin haklarının ne olacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Bu durumun da Altman ve yönetim kurulu arasında bir tartışma başlığı haline gelmiş olması mümkün.

Kripto paraya mı, politikaya mı yoğunlaşacak?

Altman aynı zamanda Worldcoin adlı bir kripto para projesi de geliştiriyor. Projenin 115 milyon dolar yatırım aldığı biliniyor.

Altman temmuz sonunda Worldcoin'i piyasaya sürmüştü.

Kullanıcılar, burada World App uygulamasını indirerek payını rezerve edebiliyor. Ardından bir World ID almaları gerekiyor.

Kimlik anlamına gelen bu ID'yle kullanıcıların, çevrimiçi ortamda gerçek ve benzersiz bir kişi olduğunu kanıtlaması sağlanıyor. Girişim, iris tarama odaklı global blok zinciri tabanlı kimlik tanıma sistemi geliştirmeye odaklanıyor. Diğer bir deyişle kullanıcıların bu kimliği alabilmesi için sisteme gözünü taratması gerekiyor.

Worldcoin, gözü aracılığıyla bir kullanıcının bot mu yoksa insan mı olduğunu tespit eden Orb adlı bir biyometrik görüntüleme/doğrulama cihazı kullanıyor. 

Sistemin göz tanıma üzerine kurulu olması ise veri gizliliğine dair endişeleri gündeme getiriyor.

Diğer yandan Altman'ın, 2024 başkanlık yarışında desteklemeyi planladığı Dean Phillips'in kampanyası için de zaman ayırmak istediği söyleniyor.

Demokrat Partili siyasetçi, 2019'dan bu yana Minnesota'nın 3. kongre bölgesinde ABD temsilcisi olarak görev yapıyor.

Kız kardeşinin iddiaları yeniden gündemde

Altman'ın görevinden uzaklaştırılması, kız kardeşinin daha önce çok konuşulan iddialarını da yeniden gündeme getirdi.

Annie Altman, ağabeyinin duyarsız ve hırslı bir insan olduğu için ailesiyle arasının açıldığını söylemişti. Annie ayrıca "çoğunlukla Sam Altman olmak üzere" biyolojik kardeşleri tarafından cinsel, fiziksel, duygusal, sözlü, mali ve teknolojik tacize uğradığını iddia ediyor.

Sam Altman kimdir?

22 Nisan 1985'te Chicago'da doğan Altman, 2015'te OpenAI'ın kurucuları arasında yer almıştı.

38 yaşındaki girişimci, 19 yaşındayken konum tabanlı bir sosyal ağ mobil uygulaması olan Loopt'un kurucularından olmuştu. Bu uygulamayı daha sonra 43 milyon dolara satmıştı.

Ayrıca 2014'te CEO Yishan Wong'un istifasının ardından 8 gün boyunca ünlü internet forumu Reddit'in de CEO'su olarak görev yapmıştı.

Yararlanılan kaynaklar: The Verge, Hindustan Times, Axios, Reuters, Business Today, Semafor, TechCrunch, Slate, Guardian,Independent Türkçe



Kalp yetmezliğini ayaklardan tespit eden yapay zeka destekli cihaz geliştirildi

Heartfelt Technologies'in yapay zekalı telemonitörü, kişinin ayak hacmini izleyerek kalp sorunlarını tespit edebiliyor (Unsplash)
Heartfelt Technologies'in yapay zekalı telemonitörü, kişinin ayak hacmini izleyerek kalp sorunlarını tespit edebiliyor (Unsplash)
TT

Kalp yetmezliğini ayaklardan tespit eden yapay zeka destekli cihaz geliştirildi

Heartfelt Technologies'in yapay zekalı telemonitörü, kişinin ayak hacmini izleyerek kalp sorunlarını tespit edebiliyor (Unsplash)
Heartfelt Technologies'in yapay zekalı telemonitörü, kişinin ayak hacmini izleyerek kalp sorunlarını tespit edebiliyor (Unsplash)

Birleşik Krallık'ta bir girişim, kişinin ayaklarından kalp yetmezliği belirtilerini tespit edebilen yapay zeka destekli bir cihaz geliştirdi.

Cambridge merkezli Heartfelt Technologies teknolojisinin, taburcu edilen kalp hastalarını çıplak ayaklarını şişlik kontrolü için tarayarak izleyebileceğini söylüyor. Ayaklardaki şişlik kişinin kalp krizi geçirme riski taşıdığının bir göstergesi olabiliyor.

Periferik ödem, yani ayak şişmesi kalp yetmezliğinin bir belirtisi olarak, kalp krizi gerçekleşmeden iki hafta öncesine kadar kendini gösterebilir ancak genellikle hasta tarafından fark edilmeyebilir.

Heartfelt Technologies'in yapay zeka destekli cihazı, kişinin evine kurulabilir ve her yürüdüğünde ayaklarını otomatik olarak izleyebilir.

Fikir, kalp sorunları yaşayan ancak taburcu edilen hastaların evlerine cihazı yerleştirme ve girişim, tüm hastaneye yeniden kabullerin dörtte üçüne kadarını önleyebileceğini iddia ediyor.

Heartfelt Technologies'in baş bilimsel sorumlusu Dr. Oriane Chausiaux, "[Sistem] evde duruyor ve hastaların kameranın yanından geçerken ayaklarının hacmini pasif olarak izliyor" dedi.

Bu, hastaların herhangi bir şey yapmasını, herhangi bir şey giymesini veya herhangi bir şeyi hatırlamasını önlemek için tasarlandı. Bunun, kurallara gelişigüzel uyum gösteren hastaları izlemek için tek uygun yaklaşım olduğuna inanıyoruz.

fum7kı8
Heartfelt Technologies, cihazının kalp yetmezliği dekompansasyonu nedeniyle hastaneye yeniden yatış oranlarını azaltmaya yardımcı olacağını iddia ediyor (Heartfelt Technologies)​​​​​​

Kalp yetmezliğinden muzdarip kişiler özel ilaçlarla tedavi edilebiliyor ancak hastaneden taburcu olduktan sonra doğru ilaçların reçete edildiğinden emin olmak için sürekli izlenmeleri gerekiyor.

Ayakkabı kutusu büyüklüğündeki cihaz, hastaları yürürken otomatik izlemek için optik bir sensör ve 3D kamera kullanıyor. Cihazın ilk nesli için Raspberry Pi bilgisayarını kullanan Heartfelt Technologies, donanımını Xbox One kameraları için Microsoft Kinect'te kullanılanla aynı seviyeye yükseltti.

Şirkete göre, Avrupa'da Tıbbi Cihaz Yönetmeliği (MDR) kapsamında düzenleyici onaya sahip olan cihaz, halihazırda dünya çapında "çok sayıda yerde" kullanılıyor.

Firma, "Cihazımız hastalardan herhangi bir girdi gerektirmediğinden, veriler hastaların kendi kendilerini değerlendirdikleri mevcut rutinden daha tutarlı ve daha doğru toplanabilir" dedi.

Doktorlar için, bu tutarlı ve kaliteli veri akışı, hastaların daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebileceği ve hastaneye yeniden yatışlardan kaçınabileceği anlamına geliyor.

Independent Türkçe


Su ayılarının yoğun radyasyonda nasıl hayatta kalabildiği bulundu

Su ayıları -200'den 150 dereceye kadar sıcaklarda yaşayabiliyor (PLOS One)
Su ayıları -200'den 150 dereceye kadar sıcaklarda yaşayabiliyor (PLOS One)
TT

Su ayılarının yoğun radyasyonda nasıl hayatta kalabildiği bulundu

Su ayıları -200'den 150 dereceye kadar sıcaklarda yaşayabiliyor (PLOS One)
Su ayıları -200'den 150 dereceye kadar sıcaklarda yaşayabiliyor (PLOS One)

Su ayılarının, insanları öldürebilecek radyasyonun yüzlerce katına dayanmayı nasıl başardığı ortaya çıktı. 

Zor koşullarda hayatta kalma becerileriyle bilinen su ayılarının ortalama uzunluğu 0,1'le 1 milimetre arasında değişiyor. Bu mikroskobik canlılar radyasyona karşı gösterdikleri direnç nedeniyle uzay araştırmalarında kullanılıyor.

Tardigrad diye de bilinen su ayılarının, insanları öldürebilecek seviyenin bin katı kadar radyasyonda hayatta kalabildiği 60 yıl önce keşfedilmişti. Current Biology adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmada bunun sırrı çözüldü. 

Dsup adlı hasar baskılayıcı proteinin, bu canlılardaki DNA hasarının önüne geçtiği biliniyordu. Fakat bütün tardigrad türlerinde bu proteinin olmaması nedeniyle bilim insanları başka bir mekanizmanın işlediğini düşünüyordu.

Chapel Hill Kuzey Karolina Üniversitesi'nde Bob Goldstein'ın laboratuvarı, tardigradların radyasyona gösterdiği direnci anlamak için 25 yıldır çeşitli yöntemler geliştiriyor. Yeni araştırmada Hypsibius exemplaris adlı bir su ayısı türünü yüksek seviyelerde gama ışınlarına maruz bırakan ekip, radyasyonun tıpkı insanlar gibi su ayılarının DNA'sına da zarar verdiğini ama bu canlıların muazzam hasarı giderebildiğini buldu.

Araştırmacılar bu türde Dsup olmasına rağmen radyasyonun bunu tetiklemediğini gözlemledi. Bunun yerine bilim insanları su ayılarının, DNA'yı onarmak için yeni protein üretimini yüksek seviyelere çıkarabildiğini keşfetti. 

Çalışmanın ortak yazarı biyolog Courtney Clark-Hachtel bu seviyenin "gülünç" olduğunu söyleyerek "Bu hayvanlar radyasyona karşı inanılmaz bir tepki veriyor ve onların uç noktadaki hayatta kalma becerilerinin sırrı bu gibi görünüyor" diye ekledi. 

Tardigradların radyasyon baskısının üstesinden nasıl geldiği hakkında öğrendiklerimiz, diğer hayvanları ve mikroorganizmaları zararlı radyasyondan nasıl korumaya çalışabileceğimize dair yeni fikirlere zemin hazırlayabilir.

Bu yıl yayımlanan başka bir araştırmada da su ayılarının DNA'sını koruyan yeni bir protein keşfedilmişti. Goldstein bu çalışma hakkında "Laboratuvarların bağımsız şekilde birbilerinin sonuçları doğrulayabildiğini görmek bizi çok heyecanlandırdı" dedi.

Independent Türkçe, Science Alert, Phys.org, Popular Science, Tübitak, Current Biology


Omurilik, beyne ihtiyaç duymadan öğrenme ve hatırlama davranışlarını nasıl sergiliyor?

Bilim insanları biri motor öğrenimi gerçekleştirme, diğeri de bunları hatırlamada kilit rol oynayan iki nöron grubunun önemini ortaya koydu (Pixabay)
Bilim insanları biri motor öğrenimi gerçekleştirme, diğeri de bunları hatırlamada kilit rol oynayan iki nöron grubunun önemini ortaya koydu (Pixabay)
TT

Omurilik, beyne ihtiyaç duymadan öğrenme ve hatırlama davranışlarını nasıl sergiliyor?

Bilim insanları biri motor öğrenimi gerçekleştirme, diğeri de bunları hatırlamada kilit rol oynayan iki nöron grubunun önemini ortaya koydu (Pixabay)
Bilim insanları biri motor öğrenimi gerçekleştirme, diğeri de bunları hatırlamada kilit rol oynayan iki nöron grubunun önemini ortaya koydu (Pixabay)

Omuriliğin beyinden bağımsız şekilde bazı şeyleri nasıl öğrenip hatırlayabildiği tespit edildi. Araştırmacılar bunun omurilik hasarı tedavilerinde yeni bir kapıyı aralayabileceğini düşünüyor.

Böceklerin kafaları koptuktan sonra ayaklarını hareket ettirebilmesi gibi gözlemlerden dolayı bilim insanları omuriliğin sadece beyinden aldığı komutlarla tepki vermediğini, daha özerk bir yapıya sahip olduğunu tahmin ediyordu. 

Science adlı bilimsel dergide yayımlanan yeni araştırmada bilim insanları, omurilikteki iki nöron grubunun bunu başarmada kilit bir rol oynadığını saptadı.

Japonya'daki RIKEN Beyin Bilimi Enstitüsü'ndeki ekip, beyinden sinyal almadan farelerin omuriliğinin yeni tehditlere nasıl adapte olduğunu inceleyebilecekleri bir düzenek kurdu. Yapılan testlerde fareler arka ayakları serbestçe sallanacak şekilde düzeneğe yerleştirilerek iki gruba ayrıldı. Deney grubundaki fareler ayakları çok fazla aşağı sarktığında elektriğe maruz kalırken, kontrol grubundaki farelere ayaklarının konumuna bakılmaksızın aynı anda ve derecede elektrik şoku verildi.

10 dakikanın sonunda deney grubundaki fareler elektrik akımından kaçınmak için ayaklarını sürekli havada tutarken, diğer grupta böyle bir davranış gözlemlenmedi. Omuriliğin, beyne ihtiyaç duymadan motor öğrenme gerçekleştirebildiğini saptayan araştırmacılar, bu öğrenmenin kalıcılığını test etmek için bir deney daha yaptı.

Bundan 24 saat sonra iki fare grubunun yeri değiştirilerek 10 dakikalık deney tekrar edildi. İlk testteki deney fareleri ayaklarını yüksekte tutmaya devam ederken bilim insanları omuriliğin geçmiş deneyimleri hatırlayabildiğini kaydetti.

Aya Takeoka liderliğindeki ekip, bunların nasıl gerçekleştiğini anlamak için her birinin omuriliğindeki farklı bir nöronun devre dışı bırakıldığı, genetiği değiştirilmiş 6 farklı fare üzerinde başka bir deney yaptı. Omuriliğin özellikle Ptf1a genini ifade eden üst kısmı etkisiz hale getirildiğinde farelerin elektrik şokundan kaçınmaya yönelik bir adaptasyon sergilemediği gözlemlendi. 

En1 geninin ifade edildiği alt kısım devre dışı bırakıldığındaysa elektrik şokuna adapte olan fareler bir gün sonra bu bilgiyi unuttu. En1'i ifade eden bu nöronları hatırlama aşamasında uyaran araştırmacılar çarpıcı bir gözlem yaptı. Fareler öğrenilen davranışı hatırlamakla kalmadı, bacaklarını yüzde 80 daha hızlı bir şekilde elektrikten kaçınmak için aldığı pozisyona getirdi. Takeoka şöyle diyor: 

Bu sonuçlar motor öğrenme ve hafızanın yalnızca beyin devreleriyle sınırlı olduğu yönündeki hakim düşünceye meydan okumakla kalmıyor, aynı zamanda omuriliğin motor hafızasını kontrol edebileceğimizi de gösteriyor. Bunun da omurilik hasarından sonraki iyileşme sürecini geliştirmek için tasarlanan tedaviler üzerinde etkisi olacak.

Independent Türkçe, Medical News, Earth, Science


Ünlü yönetmen gişede umduğunu bulamayan korku filmine övgüler yağdırdı

Omen: İlk Kehanet'in 24 yaşındaki yıldızı Nell Tiger Free, babasının filmi izlerken "neredeyse bayılacağını" söylemişti (20th Century Studios)
Omen: İlk Kehanet'in 24 yaşındaki yıldızı Nell Tiger Free, babasının filmi izlerken "neredeyse bayılacağını" söylemişti (20th Century Studios)
TT

Ünlü yönetmen gişede umduğunu bulamayan korku filmine övgüler yağdırdı

Omen: İlk Kehanet'in 24 yaşındaki yıldızı Nell Tiger Free, babasının filmi izlerken "neredeyse bayılacağını" söylemişti (20th Century Studios)
Omen: İlk Kehanet'in 24 yaşındaki yıldızı Nell Tiger Free, babasının filmi izlerken "neredeyse bayılacağını" söylemişti (20th Century Studios)

Yönetmen Mike Flanagan, gişede umduğunu bulamayan yeni korku filmi Omen: İlk Kehanet (The First Omen) için övgü dolu yorumlarda bulundu.

1976 yapımı korku klasiğinin öncesini anlatıyor

Omen: İlk Kehanet, 1976'da çekilen korku klasiği The Omen'in öncesini anlatıyor. Serinin 6. filmi olan yapım, Roma'da bir kilisede çalışmak üzere gönderilen Amerikalı bir kadının, inancını sorgulamasına neden olan bir komployu keşfetmesini konu alıyor. 

Arkasha Stevenson'ın ilk uzun metrajlı filmi olan Omen: İlk Kehanet'in oyuncu kadrosunda Nell Tiger Free, Tawfeek Barhom, Sônia Braga, Ralph Ineson ve Bill Nighy yer alıyor.

Korkunun bu ayın başında gösterime girmesinin ardından Mike Flanagan, sinemaseverlerin izledikleri filmleri kaydedip yorumlamalarına ve puan vermelerine olanak sunan Letterboxd'da Omen: İlk Kehanet'le ilgili bir inceleme kaleme aldı.

45 yaşındaki yönetmen, film için için "hınzır, acımasız, zarif, güzel yönetilmiş ve düpedüz korkutucu" yorumunda bulundu.

"Kesinlikle mükemmel"

14 Nisan'da paylaştığı incelemesinde Flanagan, "Vay canına, bu kesinlikle mükemmeldi" diye yazdı.

Meslektaşı Stevenson'a övgüler yağdıran Mike Flanagan, şu ifadeleri kullandı:

Arkasha Stevenson şeytani, acımasız, zarif, güzel yönetilmiş ve düpedüz KORKUTUCU olan bu ilk uzun metrajlı filmiyle sahneye çıkıyor. Nell Tiger Free olağanüstü. Öldüğünü düşündüğüm bir serinin bu kadar canlı bir şekilde hayata döndüğünü başka ne zaman gördüm bilmiyorum. Jenerik akmaya başladığında kendimi yeni bir bölüm için umutlanırken buldum. Arkasha Stevenson'dan harika, harika şeyler bekliyorum.

Flanagan'ın övgü dolu eleştirisi, yeni korku filmine yönelik pozitif yorumlara bir yenisini daha ekledi.

Övgülere rağmen hasılat çok zayıf

Eleştirmenler yaklaşık 50 yıllık film serisine sadık kaldığı için Omen: İlk Kehanet'den övgüyle bahsediyor.

Olumlu eleştirilere rağmen gişede hayal kırıklığı yaratan korku filmi, gösterime girdiği hafta sonu sadece 8,4 milyon dolar kazanabildi. Bu hayalkırıklığı filmin gösterimde kaldığı ikinci hafta daha da kötüleşti. 

Yine de filmin aldığı övgü dolu yorumlar, seri için umut verici kabul ediliyor.

Independent Türkçe, ScreenRant, Letterboxd, People


Rekortmen dizinin oyuncu kadrosuna ünlü aktör de katıldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Rekortmen dizinin oyuncu kadrosuna ünlü aktör de katıldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Ünlü oyuncu Steve Buscemi, Netflix'in en popüler dizilerinden biri olan Wednesday'in ikinci sezon kadrosuna katıldı.

Variety'nin edindiği bilgiye göre Buscemi'nin canlandıracağı karakterin detayları gizli tutuluyor ancak kaynaklar, aktörün Nevermore Akademisi'nin yeni müdürünü oynayacağını söylüyor.

Dizinin merakla beklenen yeni sezonuyla ilgili, Jenna Ortega'nın Addams Ailesi'nin kızı Wednesday rolüyle geri dönmesi dışında çok az ayrıntı mevcut. 

İlk sezon, Wednesday'in bir dizi tüyler ürpertici cinayeti başarıyla çözmesinin yanı sıra Nevermore'u ve öğrencileri kurtarmasıyla sona ermişti.

66 yaşındaki usta aktör Buscemi, hem dram hem de komedi rollerini eşit ölçüde üstlenebilme yeteneğiyle tanınıyor.

Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs), Fargo ve Stalin'in Ölümü (The Death of Stalin) gibi filmlerde rol alan aktör, Boardwalk Empire ve televizyon efsanesi The Sopranos gibi dizilerde de boy göstermişti.

8 kez aday gösterildi

8 kez Emmy'ye aday gösterilen oyuncu, Park Bench with Steve Buscemi'yle 2016'da bu ödülün sahibi olmuştu.

Wednesday, ilk olarak Kasım 2022'de gösterime girmiş ve Netflix için anında büyük bir hit haline gelmişti.

Yayıncı kuruluşun en çok izlenen dizilerinden biri olan Wednesday, 12 dalda Emmy'ye aday gösterilmiş ve bunlardan 4'ünü kazanmayı başarmıştı.

Dizinin ikinci sezon çalışmaları, 2023'te Hollywood'da neredeyse tüm projelerin durmasına neden olan yazar ve oyuncu grevleri nedeniyle ertelenmişti. 

Wednesday'in yeni sezon prodüksiyonun nisan sonlarında İrlanda'da başlaması bekleniyor.

Popüler dizinin yaratıcıları Alfred Gough ve Miles Millar, aynı zamanda dizi sorumlusu ve yönetici yapımcı olarak görev yapıyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline


Yeni Netflix dizisinin ardındaki tüyler ürperten gerçek hikaye

Richard Gadd'ın yaşadığı travmayı anlattığı aynı adlı tiyatro oyunu, televizyona uyarlanarak Netflix dizisine dönüştürüldü (Netflix)
Richard Gadd'ın yaşadığı travmayı anlattığı aynı adlı tiyatro oyunu, televizyona uyarlanarak Netflix dizisine dönüştürüldü (Netflix)
TT

Yeni Netflix dizisinin ardındaki tüyler ürperten gerçek hikaye

Richard Gadd'ın yaşadığı travmayı anlattığı aynı adlı tiyatro oyunu, televizyona uyarlanarak Netflix dizisine dönüştürüldü (Netflix)
Richard Gadd'ın yaşadığı travmayı anlattığı aynı adlı tiyatro oyunu, televizyona uyarlanarak Netflix dizisine dönüştürüldü (Netflix)

Netflix'in yeni gerilim dolu draması Baby Reindeer, beklenmedik şekilde ilerleyerek izleyicileri şaşkına çeviriyor.

İskoç komedyen, aktör ve yazar Richard Gadd'ın 20'li yaşlarında bir ısrarlı takipçiyle (stalker) yaşadığı deneyime dayanan Baby Reindeer, 11 Nisan'da gösterime girdi. 

Gadd, çalıştığı barda tanıştığı Martha adlı bir kadın tarafından takip edilen Donny Dunn'ı canlandırıyor.

4 yıl boyunca takip edildi

Netflix, 18 yaşından küçükler için uygun olmadığını belirttiği dizinin sinopsisini şöyle özetliyor:

Başarısız bir komedyen hassas bir kadına iyi niyet gösterisinde bulunduğunda ikisinin de hayatını mahvedebilecek boğucu bir saplantının fitilini ateşler.

Gadd, kendisine "yavru rengeyiği" diyen bir kadın tarafından 4 yıl boyunca takip edildiğini söyledi. 

Başlangıçta hem Gadd hem de arkadaşları bunu pek önemsemedi, ta ki işler kızışmaya başlayana kadar. 

Gadd, 41 bin 71 e-posta, 350 saatlik sesli mesaj, 744 tweet, 46 Facebook mesajı ve 106 sayfalık mektupla taciz edildi. 

Ayrıca ısrarlı takipçisi ona bir rengeyiği oyuncağı, uyku hapları, yün şapka ve boxer şort gibi hediyeler de gönderdi.

Gadd, Britanya'nın The Times gazetesine verdiği röportajda, "İlk önce bardaki herkes bir hayranım olmasının komik olduğunu düşündü" dedi. 

Sonra hayatımı istila etmeye başladı, beni takip etti, şovlarıma geldi, evimin önünde bekledi, binlerce sesli mesaj ve e-posta gönderdi.

34 yaşındaki Gadd, Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian'a 2019'da verdiği röportajda, bazı şeyleri yanlış yaptığını ve durumu daha iyi idare edebileceğini söylemişti.

"İnsanların iyi biri olmadığını düşündüğünü biliyorum"

Gadd, "O zamanlar kusursuz bir insan değildim, o yüzden öyle olduğumu söylemenin bir anlamı yok" diye itiraf etti. 

Ve o bölümleri çekerken insanların benim iyi biri olmadığımı düşündüğünü biliyorum, ki bu da yaşadıklarımı anlatmayı zorlaştırıyor.

Gadd, Baby Reindeer'la ısrarlı takipin ne olduğuna dair net bir resim çizerken bu davranışı romantize etmemek istedi.

Gadd, Netflix'in hayran sitesi Tudum'a yaptığı açıklamada "Israrlı takip televizyonda parlatılıp heyecan verici gibi sunuluyor" dedi.

Bir gizemi var. Karanlık bir sokaktaki biri gibi. Gerçekten seksi, çok normal biri ama sonra yavaş yavaş tuhaflaşıyor. Ama ısrarlı takip bir akıl hastalığıdır. Takipçiliğin katmanlarını daha önce televizyonda görmediğim bir şekilde göstermek istedim. Bu bir sapık hikayesinin tersine çevrilmiş hali. Bir klişeyi alıp baş aşağı çeviriyor.

Baby Reindeer'ın başrollerinde Gadd, Nava Mau ve Jessica Gunning yer alıyor. 7 bölümden oluşan mini dizinin yönetmenliğini Weronika Tofilska, yapımcılığınıysa Matthew Mulot üstleniyor.

Independent Türkçe, Variety, Guardian, The Times, Tudum


Ünlü prodüktör, Hollywood'un gözde ismine demediğini bırakmadı

Shakespeare'in Kuru Gürültü (Much Ado About Nothing) adlı eserinden esinlenen Senden Başka, birbirinden nefret etmelerine rağmen Avustralya'daki bir düğünde çift gibi davranan iki kişiyi konu alıyordu (Sony)
Shakespeare'in Kuru Gürültü (Much Ado About Nothing) adlı eserinden esinlenen Senden Başka, birbirinden nefret etmelerine rağmen Avustralya'daki bir düğünde çift gibi davranan iki kişiyi konu alıyordu (Sony)
TT

Ünlü prodüktör, Hollywood'un gözde ismine demediğini bırakmadı

Shakespeare'in Kuru Gürültü (Much Ado About Nothing) adlı eserinden esinlenen Senden Başka, birbirinden nefret etmelerine rağmen Avustralya'daki bir düğünde çift gibi davranan iki kişiyi konu alıyordu (Sony)
Shakespeare'in Kuru Gürültü (Much Ado About Nothing) adlı eserinden esinlenen Senden Başka, birbirinden nefret etmelerine rağmen Avustralya'daki bir düğünde çift gibi davranan iki kişiyi konu alıyordu (Sony)

HBO'nun meşhur dizisi Euphoria'yla yıldızı parlayan Sydney Sweeney, Hollywood'un yükselen genç yıldızlarından biri olarak gösteriliyor. Ancak Sweeney bu kez Hollywood'un en iyi kadın yapımcılarından biri tarafından şiddetle eleştiriliyor.

Filmleri arasında Gelinin Babası (Father of the Bride) ve Vampir Avcısı Buffy (Buffy the Vampire Slayer) de bulunan Carol Baum, ünlü oyuncu için "Güzel değil, rol yapamıyor" diyor.

Jeremy Irons'ın başrolünü oynadığı 1988 yapımı gerilim Ölü İkizler'in (Dead Ringers) gösteriminin ardından New York Times'ın film eleştirmeni Janet Maslin'le birlikte sahneye çıkan Baum, 26 yaşındaki aktrisi eleştirirken ağzına geleni söyledi.

"Güzel değil, rol yapamıyor"

"Şu anda herkesin sevdiği bir aktris var, Sydney Sweeney" diye söze başlayan prodüktör, oyuncunun başrolde olduğu romantik komedi Senden Başka'ya (Anyone But You) atıfta bulunarak şöyle dedi:

Sydney Sweeney'yi anlamıyorum. Uçakta onun filmini izliyordum çünkü izlemek istiyordum. Kim olduğunu ve neden herkesin onun hakkında konuştuğunu bilmek istedim. Bu izlenemez filmi seyrettim. Bu filmi seven insanlardan özür dilerim. Hani bu birbirlerinden nefret ettikleri romantik komedi.

Üniversitede verdiği yapımcılık dersine atıfta bulunan Baum şunları ekledi: 

Sınıfıma dedim ki, 'Bu kızı bana açıklayın. Güzel değil, rol yapamıyor. Neden bu kadar revaçta?'

Sorusuna sınıftaki hiç kimsenin cevap veremediğini aktaran prodüktör, ama sonra kendisine şu sorunun sorulduğunu aktardı: 

Peki filminizi onun olması koşuluyla çektirebilseydiniz bunu yapar mıydınız?

Bunun gerçekten güzel bir soru olduğunu vurgulayan Amerikalı yapımcı, cevabını şöyle açıkladı:

Cevaplaması çok zor bir soru çünkü hepimiz filmin çekilmesini istiyoruz ve kim yeşil ışıktan kaçar ki? Tanıdığım hiç kimse. Sizin işiniz filmin yapılmasını sağlamak.

Baum, Jennifer Aniston, Michael Douglas ve Dolly Parton gibi isimlerin rol aldığı 34 filmin yapımcılığını üstlenmiş ve geçen yıl Creative Producing (Yaratıcı Yapımcılık) adlı bir kitap yayımlamıştı.

6 ayda üç filmde rol aldı

Euphoria'yla ünlenen Sweeney ise son 6 ayda üç filmde rol alarak Hollywood'un en gözde isimlerinden biri haline geldi: Senden Başka, Madame Web ve Arınma (Immaculate).

Sweeney ve Glen Powell'ın romantik komedisi Senden Başka, dünya çapındaki 200 milyon dolarlık hasılatıyla gişede önemli bir başarıya imza atmıştı.

25 milyon dolar gibi düşük sayılabilecek bir bütçeyle çekilen film, ABD'de aralıkta gösterime girmiş ancak gişe listelerinde uzun süre kalmaya devam etmişti.

Senden Başka ayrıca, 2023'ün en yüksek hasılat yapan canlı aksiyon romantik komedisi olmuştu.
Independent Türkçe, Daily Mail, Page Six


Sette "toksik ortam" yarattığı iddia edilmişti: Stallone'dan ilk mesaj

Taylor Sheridan'ın yaratıcısı olduğu Emmy adayı Tulsa King'de, Stallone'a Andrea Savage ve Martin Starr eşlik ediyor (Paramount+)
Taylor Sheridan'ın yaratıcısı olduğu Emmy adayı Tulsa King'de, Stallone'a Andrea Savage ve Martin Starr eşlik ediyor (Paramount+)
TT

Sette "toksik ortam" yarattığı iddia edilmişti: Stallone'dan ilk mesaj

Taylor Sheridan'ın yaratıcısı olduğu Emmy adayı Tulsa King'de, Stallone'a Andrea Savage ve Martin Starr eşlik ediyor (Paramount+)
Taylor Sheridan'ın yaratıcısı olduğu Emmy adayı Tulsa King'de, Stallone'a Andrea Savage ve Martin Starr eşlik ediyor (Paramount+)

Sylvester Stallone, başrolde yer aldığı Tulsa King'in yaklaşan ikinci sezonunu tanıtmak için sosyal medyadaki sessizliğini bozdu. Rocky'nin 77 yaşındaki yıldızı, dizi setinde "toksik ortam" yaratmakla suçlanmıştı.

"Toksik ortam" iddiasına değinmedi

Dizinin aynı zamanda yönetici yapımcısı da olan Stallone, paylaşımı Instagram hesabından yaptı. Ünlü oyuncu paylaşımında hakkındaki iddialara değinmemeyi tercih etti.

Stallone, hayranlarına Yellowstone'un da yaratıcısı olan Taylor Sheridan imzalı ikinci sezonun çekimleri için sette olduğunu duyurdu.

Meşhur aksiyon serisi Rambo'nun yıldızı, sette çekilmiş fotoğrafını paylaşarak "Tulsa King'in ikinci sezonu için zili çalıyorum" notunu düştü.

1 Nisan'da, "toksik set" iddialarının ortaya çıkmasından önce Stallone, Tulsa King'in ikinci sezon prodüksiyonunun başladığını duyuran bir Instagram videosunda yer almıştı. Stallone, dizinin hayranlarını heyecanlandıran paylaşımda şöyle demişti: 

Neler olacağı hakkında hiçbir fikriniz yok. Bana güvenin.

Geçen hafta Variety, dizinin cast direktörü Rose Locke'un kısa süre önce diziden ayrıldığını duyurmuştu. Senaristi Julie Benson ise 8 Nisan'da Tulsa King'de figüranlık yapan bir arkadaşından aldığı duyumları paylaşarak sosyal medyada şöyle yazmıştı:

Bu hafta Tulsa King'de figüran olan Atlantalı arkadaşımdan rahatsız edici bir haber aldım. Cast sorumlusu çok iğrendiği için işi bırakmış. Arkadaşım artık çalışma konusunda endişeli hissediyor. Sylvester Stallone, kendinizi nasıl savunacaksınız efendim? Hayal kırıklığının ötesindeyim, çok öfkeliyim.

Gönderiye, bir Facebook mesajının ekran görüntüsü de eklenmişti. Bu görüntüde Stallone'un sette dizi yönetmenine, kendisiyle aynı sahnede yer alan figüranlar için "Bu lanet çirkin figüranlara ne oluyor?" diye sorduğu iddia ediliyor.

"Etrafıma güzel genç kızlar getirin"

Yazıda "O ve yönetmen bazı kişilere korkunç isimler takıp onlara güldü" diyerek ayrıntı veren Benson şöyle eklemişti:

Sly, 'Etrafıma güzel genç kızlar getirin' dedi.

Gönderiye Locke tarafından gönderildiği anlaşılan bir e-postanın ekran görüntüsü de eklenmiş ve Locke burada "bazı şeylerden haberdar olduktan" sonra seti ziyaret ettiğini yazmıştı. 

Benson sözlerine şöyle devam etmişti:

Nihayetinde istifa ettim çünkü kendimi ya da figüranları içine sokmaktan rahatsız olduğum bariz toksik bir ortam vardı.

Dizinin başrolündeki Stallone, 25 yıl sonra hapisten çıkan ve patronu tarafından ABD'nin Oklahoma eyaletindeki Tulsa'da dükkan açmak üzere sürgüne gönderilen New Yorklu bir mafya babasını canlandırıyor. 

ABD'de Paramount+'ta gösterilen dizi, yayın platformunun en çok izlenen yapımlarından biri olmuştu. 

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Deadline


İzlenme oranları düşse de yüksek bütçeli dizi üçüncü kez zirvede

Dizinin 8 bölümden oluşan ilk sezonu için 160 milyon dolarlık bütçe ayrıldı (Netflix)
Dizinin 8 bölümden oluşan ilk sezonu için 160 milyon dolarlık bütçe ayrıldı (Netflix)
TT

İzlenme oranları düşse de yüksek bütçeli dizi üçüncü kez zirvede

Dizinin 8 bölümden oluşan ilk sezonu için 160 milyon dolarlık bütçe ayrıldı (Netflix)
Dizinin 8 bölümden oluşan ilk sezonu için 160 milyon dolarlık bütçe ayrıldı (Netflix)

3 Cisim Problemi (3 Body Problem) Netflix'in en çok izlenen dizileri listesinde zirvedeki yerini bir hafta daha korumayı başardı. Ancak yayın devinin dizisi eski popülaritesini yitirmeye başlamış gibi görünüyor.

40 milyon kez izlendi

Game of Thrones'un yaratıcıları David Benioff ve D. B. Weiss'la Alexander Woo'nun bilimkurgu dizisi, bir numarada geçirdiği üçüncü haftasında 4,8 milyon kez izlendi. 

Dizi, Netflix'teki ilk hafta sonunda 11 milyon izlenme sayısına ulaşmış ancak ikinci sırada yer alabilmişti. Bilimkurgu, gösterime girdiği günden bu yana toplamda yaklaşık 40 milyon kez izlendi. 

3 Cisim Problemi, bu izlenme oranlarıyla Netflix'in en popüler yapımları listesinin ortalarında yer alabiliyor.

Guy Ritchie'nin sevilen suç filminden uyarlanan The Gentlemen, geçen hafta olduğu gibi üçüncü sıradaki yerini korudu ancak izlenme oranı 3,7 milyona geriledi. 

Patricia Highsmith'in çok satan romanından uyarlanan mini dizi Ripley ise 2,5 milyon izlenmeyle 6. sırada yer alabildi.

Kilitler Açılıyor: Bir Hapishane Deneyi (Unlocked: A Jail Experiment) 3,9 milyon izlenmeyle ikinci, mini dizi Baby Reindeer da 2,6 milyon izlenmeyle 5. sırada yer aldı. İki dizi de listeye bu hafta giriş yaptı.

Gerçek suç belgeseli zirveye çıktı

Bu hafta dizilerden çok filmler izlendi ve gerçek suç belgeseli Jennifer Pan Ne Yaptı? (What Jennifer Did) 18 milyon izlenmeyle İngilizce filmler listesinde ilk sırada yer aldı.

10 Nisan'da gösterime giren çarpıcı belgesel, 8 Kasım 2010'da düzenlenen bir ev istilası sırasında yaşanan korkunç olayları anlatıyor. 

Canlı aksiyon ve animasyonu buluşturan Ağaçkakan Woody Yaz Kampında (Woody the Woodpecker Goes to Camp) ise 11,8 milyon izlenmeyle listeye iki numaradan giriş yaptı. 

Gillian Anderson, Billie Piper ve Rufus Sewell'ın başrollerde yer aldığı, gerçek olaylardan esinlenen Atlatma (Scoop) 8,5 milyon izlenmeyle üçüncü sıraya tırmandı.

Emekli bir suikastçının hikayesine odaklanan aksiyon filmi Avcının Kalbi (Heart of the Hunter), 3,1 milyon izlenmeyle listeyi 10 numarada tamamladı.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


50 yıldır gizli tutulan The Beatles belgeseli, gelecek ay gösterime giriyor

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

50 yıldır gizli tutulan The Beatles belgeseli, gelecek ay gösterime giriyor

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

50 yılı aşkın süredir gizli kalmış The Beatles belgeseli, önümüzdeki ay Disney+'ta gösterime girecek. 

Onlarca yıldır kamuoyunun erişimine kapalı olan Let It Be, ilk kez 8 Mayıs'ta dijital platformda yayımlanacak.

Belgesel, grubun aynı yıl nisanda dağılmasından kısa bir süre sonra Mayıs 1970'te ilk kez gösterime girmişti. 

Belgesel, rekorlar kıran grubun Grammy ödüllü albümleri Let It Be'yi ve aynı adı taşıyan Oscar ödüllü şarkısının kayıt süreciyle birlikte grubun son performansını takip ediyor.

Disney+ bu filmin, övgü toplayan son Beatles projesi olan belgesel dizisi The Beatles: Get Back'te yer almayan görüntüler içereceğini doğruladı. Peter Jackson'ın yarattığı bu dizi, Let It Be'nin yönetmeni Michael Lindsay-Hogg'un çektiği, kullanılmamış saatlerce görüntüden yararlanmıştı.

Jackson, Get Back için yaptığı tanıtımlar boyunca ısrarla tekrar gün yüzüne çıkacağını söylediği yakında gösterime girecek bu filmin restorasyonuna dahil oldu.

Film, John Lennon, George Harrison, Ringo Starr ve Paul McCartney'nin samimi görüntülerini paylaşarak izleyicileri "Ocak 1969'daki stüdyoya ve Londra'daki Apple Corps [grubun ticari girişimi] binasının çatısına" götürmeyi vaat ediyor.

Film geçmişte grubun mirasının "olumsuz" yönlerine odaklanmakla suçlanmış olsa da Lindsay-Hogg yaptığı açıklamada, "Herkes Let It Be'yi izlemeye kalplerinde hüzünle gitti ve 'Beatles'ı bir daha asla bir arada göremeyeceğim' diye düşündü. 'Bir daha asla o neşeye sahip olamayacağım' diye hissetmeleri filme dair algıyı büyük ölçüde kararttı" dedi. 

Doğrusu, bu kadar prestijli sanatçıların kafalarında duydukları şeyi şarkıya dönüştürmek için birlikte çalıştıklarını ne sıklıkla görebilirsiniz ki? Sonra çatıya çıkıyorsunuz ve yeniden grup olarak birlikte çalmaktan duydukları heyecanı, yoldaşlığı ve saf neşeyi görüyorsunuz. Artık bizim de bildiğimiz gibi bunun onların son performansı olduğunu anlıyorsunuz. Biz onların eskiden ve hâlâ oldukları kişiyi tamamen kavrayarak ve biraz da hüzünlenerek izliyorsunuz.

Independent Türkçe