Rolü için günde 8 saat yüzdü: "Başardın kızım"

Zorlu performans Oscar getirebilir

60 yaşındaki yüzücünün tartışma yaratan hikayesini anlatan film, 3 Kasım'da yayın platformundaki yerini aldı (Netflix)
60 yaşındaki yüzücünün tartışma yaratan hikayesini anlatan film, 3 Kasım'da yayın platformundaki yerini aldı (Netflix)
TT

Rolü için günde 8 saat yüzdü: "Başardın kızım"

60 yaşındaki yüzücünün tartışma yaratan hikayesini anlatan film, 3 Kasım'da yayın platformundaki yerini aldı (Netflix)
60 yaşındaki yüzücünün tartışma yaratan hikayesini anlatan film, 3 Kasım'da yayın platformundaki yerini aldı (Netflix)

Netflix'in yeni biyografik filmi Nyad, hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden olumlu yorumlar almaya devam ediyor. 

Yayın platformunun en çok izlenen yapımlarından biri olan Nyad, Küba'dan Florida'ya köpekbalığı kafesi olmadan yüzen ilk kadın profesyonel yüzücü Diana Nyad'ın hayatını anlatıyor.

Jimmy Chin ve Elizabeth Chai Vasarhelyi'nin birlikte yönettiği film gösterime girdiğinden beri başroldeki Annette Bening övgü dolu yorumlar alıyor. 

65 yaşındaki Bening'e, Nyad'ın koçu rolünde iki Oscarlı oyuncu Jodie Foster eşlik ediyor.

Hollywood Reporter'ın da katıldığı bir panelde konuşan Nyad, Bening'e övgüler yağdırdı. Oyuncunun nadiren dublör kullandığına dikkat çeken Nyad, Bening'in filmdeki yüzüşünün profesyonel yüzücüleri bile etkilediğini söyledi. 

Bazı günler günde 8 saat yüzüyordu. Biz profesyonel yüzücüler görüntülerde onu izledik ve 'Bunun profesyonel bir yüzücü olmadığını söyleyemezsin' dedik. Başardın kızım.

Rolüne kendini adayan oyuncunun performansı beğeni toplarken eleştirmenler, Bening'in En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazanabileceği yönünde hemfikir.

Bening'in Nyad performansının bu ödül sezonunda dikkate alınması gerektiği ifade edilirken, bazı eleştirmenler filmin hikayesini eksik bulduklarını da gizlemiyor.

Netflix yapımı Nyad'ın eleştirileri çoğunlukla olumlu. Film, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 85 gibi yüksek bir puana sahip.

Nyad, halen Netflix'te gösterimde.

Independent Türkçe



Tazmanya kaplanını "diriltme" çalışmalarında büyük gelişme: "Bugüne kadarki en eksiksiz genom"

Bilinen son Tasmanya kaplanı, 1936'da Hobart Hayvanat Bahçesi'nde hayatını kaybetti (NFSA)
Bilinen son Tasmanya kaplanı, 1936'da Hobart Hayvanat Bahçesi'nde hayatını kaybetti (NFSA)
TT

Tazmanya kaplanını "diriltme" çalışmalarında büyük gelişme: "Bugüne kadarki en eksiksiz genom"

Bilinen son Tasmanya kaplanı, 1936'da Hobart Hayvanat Bahçesi'nde hayatını kaybetti (NFSA)
Bilinen son Tasmanya kaplanı, 1936'da Hobart Hayvanat Bahçesi'nde hayatını kaybetti (NFSA)

Soyu tükenen Tazmanya kaplanını geri getirmeye çalışan şirket, bugüne kadarki en eksiksiz genomu elde ettiklerini öne sürerek önemli bir adıma imza attıklarını duyurdu. 

İnsanların avlaması sonucu popülasyonu gittikçe azalan Tazmanya kaplanlarının son üyesi, 1936'da Avustralya'daki bir hayvanat bahçesinde ölmüştü. 

Son yıllarda hız kazanan "türdiriltimi" çalışmalarında geri getirilmeye çalışılan türlerden biri de bu etçil hayvan.

Türdiriltimi çalışmaları, soyu tükenmiş türlerin birebir aynısından ziyade onlara benzer canlıları getirmeyi amaçlıyor.

ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, Tazmanya kaplanlarını geri getirmek için 2022'de Avustralya'daki Melbourne Üniversitesi'yle işbirliğine başlamıştı.

Australian Broadcasting Corporation'ın haberine göre ekip, soyu tükenmiş bir canlıya ait "bugüne kadarki en eksiksiz" genomu elde etti.

Bugün (17 Ekim) Sidney'de yapılacak bir etkinlik öncesinde gelişmeleri duyuran araştırmacılar, "yüzde 99,9'dan daha doğru" bir Tazmanya kaplanı genomuna ulaştıklarını iddia ediyor.

Bilim insanları derisi yüzülerek etanol içinde 110 yıl boyunca muhafaza edilen bir kafa örneğini kullanarak hayvanın DNA diziliminin büyük bir kısmının yanı sıra RNA'sını da elde ettiklerini öne sürüyor.

RNA parçalarının Tazmanya kaplanı hayattayken farklı dokularda devreye giren genleri tespit etmeye katkı sağlaması bekleniyor. Bilim insanları bu sayede hayvanın neyi tadabildiği, koklayabildiği, görebildiği ve beyninin nasıl çalıştığını anlamayı umuyor.

Çalışmaya liderlik eden Dr. Andrew Pask, zaman içinde bozulmaya epey yatkın olan RNA'nın korunması sayesinde hayvanın "biyolojisini hayal edemedikleri seviyede anlamayı" umuyor.

Öte yandan çalışmada yer almayan bazı uzmanlar bulguların hakem onayından geçmesini beklemeyi tercih ediyor. 

Avustralya Müzesi Araştırma Enstitüsü Baş Bilim İnsanı Prof. Kris Helgen soyu tükenmiş bir türde böyle bir sonuca ulaşılmasını takdir ederken, genomun yapbozun sadece bir parçası olduğunu belirtiyor. 

Prof. Helgen ayrıca Tazmanya kaplanının geri getirilme ihtimali olmadığını düşünüyor. 

Daha önce yünlü mamutları diriltme projesinde Colossal Biosciences'la çalışan biyoteknoloji uzmanı Dr. Parwinder Kaur da hakemli dergilerdeki yayınları beklediğini ifade ediyor.

Fakat Dr. Kaur özellikle yapay üreme alanındaki gelişmeden dolayı heyecan duyduğunu söylüyor. 

Colossal Biosciences son duyurusunda, Tazmanya kaplanlarının yaşayan en yakın akrabası olan keseli türü Sminthopsis crassicaudata'da yumurtlamayı tetiklediklerini öne sürdü. 

Şirket, Tazmanya kaplanlarının genomu tamamlandığında bunu, üretilen yumurtalara enjekte etmeyi planlıyor. Ayrıca bu canlıların, geri getirilmeye çalışılan hayvanlara taşıyıcı annelik yapması planlanıyor. 

Yapay bir rahim cihazı üzerine de çalışan araştırmacılar, hamileliğin başından ortasında kadar embriyoların burada gelişebildiğini iddia ediyor.

Dr. Pask bütün bu gelişmelerin, 2025 başlarından itibaren hakemli dergilerdeki çalışmalarla destekleneceğini söylüyor. 

Diğer yandan türdiriltimi çalışmaları etik kaygılara da sebep oluyor. Geri getirilen hayvanların ve taşıyıcı annelerin yaşayabileceği sağlık sorunları, itirazların merkezinde yer alıyor. Ayrıca yünlü mamut gibi hayvanların yalnızlık çekeceğinden endişe duyanlar da var.

2000'de nesli tükenen Capra pyrenaica pyrenaica, 2003'te geri getirilmiş ancak akciğerlerindeki sorunlar nedeniyle sadece birkaç dakika yaşayabilmişti. 

Independent Türkçe, Australian Broadcasting Corporation, Live Science