Orhan Pamuk, Uzak Dağlar ve Hatıralar

Hayal dünyam çizimler ve kelimeler arasında gidip geliyor

Milano'da "Book City Festivali"
Milano'da "Book City Festivali"
TT

Orhan Pamuk, Uzak Dağlar ve Hatıralar

Milano'da "Book City Festivali"
Milano'da "Book City Festivali"

Yusuf Vakkas

Milano’da 12.si düzenlenen BookCity Milano (Kitap Şehri Festivali) başladı. Festival, yazarlar ve okuyucuların bir araya gelerek bu yılki teması olan ‘Rüya Zamanı’nı tartıştığı geniş kapsamlı bir etkinlik. Davetli sayısı oldukça fazla, önceki yıllarda olduğu gibi kent genelinde 300 noktada yaklaşık 3 bin 100 davetli halkla buluşacak. Milano Belediyesi ve ‘BookCity’ Derneği tarafından, Corriere della Sera Vakfı, Feltrinelli Yayınevi ve İtalyan Yayıncılar Birliği ile işbirliği içinde düzenlenen bu önemli kültürel etkinlik, edebiyat, bilim ve sanatta rüyaların dünyalarını ele alıyor. Ayrıca, son yıllarda insanlığın şahit olduğu vahşeti her türlü hayal gücünü aşan savaşlar, pandemi ve iklim değişikliği gibi gerçek kabuslara da değiniyor. En azından edebiyat açısından insanlığın geleceği yeniden düşünülmeye çalışılıyor. Bunu başarmak için, organizatör komite bu toplantıları halka açık ve özel kütüphaneler, müzeler, tiyatrolar, hapishaneler, hastaneler, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve üniversiteler arasında dağıttı.

Bu yılki davetli ünlüler arasında, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Türk yazar Orhan Pamuk da yer aldı. Pamuk, 15 Kasım Çarşamba günü Dal Verme Tiyatrosu'ndaki açılış gecesine katıldı ve Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala tarafından şehir mührü hediye edildi. Bu, Milano'da ve ardından bazı önemli İtalyan şehirlerinde tur kapsamındaki yeni kitabı Uzak Dağlar ve Hatıralar’ın tanıtımı için de bir fırsat oldu. Pamuk, bu kitapta, çoğunlukla çizimler ve yazılardan oluşan kişisel not defterlerinden bazı sayfaları ortaya koyuyor. Yazar tarafından binlerce sayfa arasından seçilen bölümler, evren ve Pamuk'un edebi eserleri arasında bir yolculuğa dönüşüyor. Günlük olayları, günlük yaşamda gördüklerini ve yaşadıklarını, kendisiyle ve henüz zihninde şekillenmemiş karakterleriyle sürekli diyalogunu kaydediyor.

Kitap yazarken, kelime kelime ilk adım her zaman zihnimde bir resim oluşturmak olur. Anlarım ki asıl görevim, bu resmi netleştirmek ve ona yoğunlaşmaktır. Orhan Pamuk

Resimden vazgeçiş

Bu seçimi, yani metni çizimlerle birlikte sunmayı, mimarlık öğrenimi görürken ve resim ve kaligrafi ile ilgilenirken yaptığı döneme dayandırıyor. 22 yaşında, sanatçı olma umutlarına son verdi ve ardından atölyesini kapattı, fırça ve boyaları bir kenara bıraktı ve yaratıcı enerjisini edebiyata aktarmayı seçti. Sanat sevgisi, kısmen ‘Öteki Renkler’ adlı kitabında toplanan eleştirel yazılarında ve ayrıca ‘Beyaz Kale’, ‘Benim Adım Kırmızı’, ‘Kara Kitap’ ve ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ gibi bazı eserlerinin ‘renkli’ başlıklarında da kendini gösteriyor. Bu romanlar, büyük ölçüde görsel bir doğaya sahip, geniş ve derin bir sanatsal tarih bilgisini ortaya koyar. Pamuk, romanlarında genellikle ayrıntılı tasvirler kullanır. Bu tasvirler, arka plan veya süsleme olarak değil, anlatısal yapılar için işlevseldir ve olay örgüsünü güçlü bir şekilde destekler. Yakın zamanda Corriere della Sera gazetesine verdiği bir röportajda “Kitap yazarken, kelime kelime ilk adım her zaman zihnimde bir resim oluşturmak olur. Anlarım ki asıl görevim, bu resmi netleştirmek ve ona yoğunlaşmaktır” ifadelerini kullandı.

fdsweg
Milan Giuseppe Sala ve yazar Orhan Pamuk, Milano'daki BookCity Festivali etkinliklerinde iken

Son yıllarda sanatsal pratiğin alanlarına doğrudan geri dönme arzusu duyan Pamuk, İstanbul'da ‘Masumiyet Müzesi’ni kurma fikrini, kısmen ‘İstanbul’ kitabının resimli baskısında topladığı otobiyografik çalışmalarında, ‘Balkanlar’ adlı ciltte ve 2007'den itibaren kendi imkânlarıyla yayınlamaya başladığı geleneksel yaklaşımla öne çıkan tablolarda yeniden gündeme getiriyor. Bu ay başında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Uzak Dağlar ve Hatıralar kitabının içeriğini anlamak için ancak bu arka planlara dönülebilir. Elbette bir günlük kitabı, ancak edebi eserlerin yaygın kategorileri arasında sınıflandırmak zordur. Her şeyden önce kelimelerin ve görsellerin birbiriyle temasa geçtiği, burada birleşip burada iç içe geçtiği, bu etkileşimler arasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkaran metin resimli bir çalışmadır. Çizim, görsel ve kavramsal olarak çevirisi kişiden kişiye farklılık gösteren bir anlam ve vizyon formüle etmek için kapsamlılıklarıyla birleşene kadar yazıya, yazı da çizime dönüşür. Belki de Roland Barthes bu bütünlüğün yapısal analizini formüle eden en iyi eleştirmenlerden biriydi: "Yazmayı (iletişimsel olan) çizimden (anlamsal olan) ayıran hiçbir şey yoktur, çünkü ikisi de aynı kumaştan yapılmıştır.”

Günlükler ve çizimler

Pamuk, on yıldan fazla bir süre boyunca her gün küçük defterler doldurdu. Süslü bir Bizans minyatüründe olduğu gibi elle çizilmiş ve işaretlerle dolu ikonların eşlik ettiği açıklamalar, seyahatler ve yerler arasında sürekli bir sıra halinde sayfalarda birbirini kovalayan heterojen vizyonlar: İtalya, Amerika, Hindistan ve İstanbul, Penelope'nin mili gibi, sonsuz deniz manzaralarıyla sürekli çözülüp yeniden örülüyor. Yazar, gece gündüz durmadan genişlemesini ve hareketini takip eder, camilerinin akıcılığını ve minarelerinin köşelerini kopyalar ve denizin iki bölüme ayırdığı ruhunu hissetmeye çalışır. Ancak, sadece güzelliğiyle değil, gürültüsüyle, kokularıyla, kozmopolit bir dünyayı mükemmel bir şekilde yansıtan dilleri ve lehçeleriyle de tek takıntısı olmaya devam ediyor. Sonra, bir gün dairesinin penceresinden veya uçağın penceresinden gördüğü birçok manzara, deniz ve arka planda dağlar, Türkiye'deki siyasi haberler ve gerilimler. Son olarak Masumiyet Müzesi'nin açık atölyesi ve her romanın ardındaki, yazarın laboratuvarının bazı yönlerini ortaya çıkaran gizli ritüeller…

Bu arşivden bir seçki (12 kitapçık), Eduardo Pepino küratörlüğünde, Fontanellato'daki Galerie del Laberinto ev sahipliğinde (18 Kasım - 17 Mart tarihleri ​​arasında) bir sergide sunulacak. Rüya gibi göçlerden ve hüzünlü anlardan yoksun değil, şimdiki zamanın bazı bölümlerini bir hafıza arşivinde korumaya yönelik değişken ve anlaşılması zor hipotezleri andıran bir girişim. Bu önermenin ötesine geçsek bile, bu not defterinin, zamanın şiirsel bir şekilde ele alındığı bir araç, sonsuzca yeniden şekillendirilebilen bir malzeme olarak izini sürmek mümkün.

Kelimelerin ve görsellerin birbiriyle temasa geçmesi, burada birleşip orada iç içe geçmesi, bu etkileşimler arasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkarıyor.

İçgüdüleri olan bir romancı

Pamuk, yukarıda bahsedilen röportajda şöyle diyor: "Ben bir romancıyım, ama kontrol edemediğim içgüdülerim var. Hayatımda öyle zamanlar oluyor ki, tek istediğim günlüklerime bir şeyler yazmak. Ama başka zamanlar da sadece çizmeye ihtiyacım var. Bir sayfa açıyorum ve elim çalışmaya başlıyor. Bazen biraz depresif hissediyorum ve renkleri ve çizimi kullanmak beni neşelendiriyor. İtiraf etmeliyim ki, içimde yazma ve çizme arzusu çok büyük. Ama bir fark var. Yazarken müzik dinleyemiyorum: odaklanıyorum, analiz ediyorum ve biraz acı çekiyorum. Ama çizerken mutlu hissediyorum. Üstelik o anlarda daha az mantıklı oluyorum, çünkü bedensel hareketlerime uyum sağlıyorum. Bu yüzden gerçekten Rönesans ve ifadeci sanatı seviyorum. Bana göre kavramsal sanat sanat değildir; inşa edilmiş ve iddialıdır. Beni ilgilendiren çizimin fiziksel boyutla ilgisi var. Bu kitaptaki materyalleri, zamansal olmayan bir kriter kullanarak düzenledim. Üstelik, genellikle daha önce yazılmış sayfalara müdahale etmeyi severim. Bugün on yıl önce yazılmış bir defter açabilir ve içinde çizim yapabilir ve başka hayaller ekleyebilirim. Bu tekniği, zaten dolu olan günlüklere yeni metinler eklemede usta olan ABD’li günlük yazarı Henry David Thoreau'dan öğrendim. Genellikle günlerimiz hakkında notlar alırız ve günlüklerimizi kapatır ve o sayfaya asla geri dönmeyiz. Ama ben sayfalarıma çizimler, ikonlar ve ilgili bağlamlarla geri dönüyorum."

czsvd
Milano'daki ‘BookCity Festivali’ etkinliklerinden

Arka planda, kişisel hayatı, romancı olarak ritüelleri, buluşmaları, yazıları, seyahatleri ve asla onu terk etmeyen İstanbul'u, kitaplarını tanıtmak için yaptığı uzun yolculuklar sırasındaki ruh hali raporları ve müzelere yaptığı yoğun ziyaretler hazır bulunur. Karşılaştığı en büyük zorluk, gerçek mekanı gizemli bir yer haline getirmek, yaşadığı dünyanın içinde saklı başka bir dünyanın varlığını akla getirmek ve görünen ile başka herhangi bir yer arasında var olan ilişkiyi sürekli aramaktı. Bu bağlamda şunları ekliyor: ‘Uzak Dağlar’ Çince'de bir tür manzara resmini tanımlayan bir ifadedir. Ama aynı zamanda hayallerinizdeki, gitmek istediğiniz ama daha önce hiç ziyaret etmediğiniz bir yeri çağrıştırdığı için romantik bir fikre de işaret eder. Gidebileceğiniz bir yer olduğu fikrini ima ediyor. Hacılar diğer tarafta ne olduğunu keşfetmek için uzaktaki dağa doğru yola çıkarlar. Kitap, diğer tarafta görüntülerin ve kelimelerin birleştiği bir cennetin olduğunu öne sürüyor. Bu, kitabımın dokunduğu noktadır. Ama daha fazla açıklamak istemiyorum."

Pamuk, kelimeleri eşlik eden muhteşem çizimlerle, olağanüstü sanatsal yeteneğini ortaya koyuyor. Bu tutkuyu bir kenara bıraktı ve edebiyatı tercih etti, ancak sonunda bu iki tutkuyu birleştirmeyi başardı.

Yazar, bu küçük kişisel defterlerin sayfalarına günlük hikayeleri emanet ediyor ve bunlara yaşamla ilgili en içten düşüncelerini dahil ediyor. Aynı zamanda, dünyanın muhteşem manzaralarıyla birlikte sunduğu duyguları ve hisleri de hatırlatıyor. Uykusuz bir gece, Masumiyet Müzesi'ni yaratmakla ilgili endişelere yenik düşen bir gece; Hindistan'da bir süre yaşamak, her zaman yeni sürprizler sunan ama aynı zamanda tanıdık olan İstanbul'da bir gezinti, ABD’de ders vermek, hatta İtalya'nın büyüsü... Sonra, Türkiye'den gelen bazı haberleri okumaktan duyduğu dehşet, siyasi gerilimler, tehditler, özgürce kendini ifade etme arzusu, bu seçimlerden sonra işlerin nasıl olacağına dair endişeler... Ancak aynı zamanda, denizde yüzmenin keyfi ve yazacağı hikayeler hakkındaki hayalleri, bir köşedeki pencereden uzak dağlara bakmanın mutluluğu, bir sanat eserinde, sonsuza kadar yaşamak istediği güzel bir rüyada…

sdfveg
Milano'daki ‘BookCity Festivali’ etkinliklerinden

Pamuk, kelimeleri eşlik eden muhteşem çizimlerle, olağanüstü sanatsal yeteneğini ortaya koyuyor. Bu tutkuyu bir kenara bıraktı ve edebiyatı tercih etti. Ancak sonunda hangisinin diğerine ilham kaynağı olduğunu bilmeden bu iki tutkuyu birleştirip bir arada yaşatmayı başardı.

Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Ukrayna'daki askeri israftan bir Türk şirketi de etkilenmiş

Kiev yönetimi, Şubat 2022'den beri süren istilada Rusya'ya direnebilmek için diğer ülkelerin askeri yardımına ihtiyaç duyuyor (AFP)
Kiev yönetimi, Şubat 2022'den beri süren istilada Rusya'ya direnebilmek için diğer ülkelerin askeri yardımına ihtiyaç duyuyor (AFP)
TT

Ukrayna'daki askeri israftan bir Türk şirketi de etkilenmiş

Kiev yönetimi, Şubat 2022'den beri süren istilada Rusya'ya direnebilmek için diğer ülkelerin askeri yardımına ihtiyaç duyuyor (AFP)
Kiev yönetimi, Şubat 2022'den beri süren istilada Rusya'ya direnebilmek için diğer ülkelerin askeri yardımına ihtiyaç duyuyor (AFP)

New York Times (NYT), Ukrayna'nın silah tedarik sistemindeki ciddi sorunları gösteren gizli belgelere ulaştı. 

Kiev yönetiminin hazırladığı denetim raporlarına göre, askeri tedarik alanındaki yolsuzluk, israf ve kötü yönetim nedeniyle 2024'te yaklaşık 1,2 milyar dolar kaybedildi. 

2024 ve 2025'i kapsayan denetimlerde Ukrayna Savunma Tedarik Ajansı'nın geçmişte sözleşmelerinin gerekliliklerini yerine getirmemiş, cezai soruşturmalarla karşı karşıya olan ve haklarında yolsuzluk iddiaları bulunan şirketlere yeni ihaleler vermekten vazgeçmediği görüldü.

Ülkenin en büyük 10 askeri yüklenicisinden 7'sinin bu tarz sorunlara rağmen yeni ihaleler aldığı ortaya kondu.

2024'te Savunma Tedarik Ajansı, topçu roketi almak için teklif topladı. İhaleye üç şirket katıldı. Biri roketler için adet başına 4 bin 200, ikincisi 4 bin 600, üçüncüsüyse 5 bin 100 dolar talep etti. Ancak roketlerin tamamı aynıydı: Hepsi Türkiye merkezli Arca Savunma tarafından aynı tesiste üretiliyordu. 

Arca Savunma en düşük teklifi verse de ihale, en yüksek miktarı isteyen Prag merkezli Czechoslovak Group'a gitti. 

Denetçiler bu kararın hiçbir meşru gerekçeye dayanmadığını ve bu olay öncesinde de aracılara ihale verilmemesi için uyarılarda bulunduklarını vurguladı. 

NYT, bu kararın Ukrayna'ya ekstradan 130 milyon dolara mal olduğunu bildiriyor. 

En dikkat çekici örneklerden biri de Pavlohrad Kimya Fabrikası'nda yaşandı. Şirketin 233 bin kullanılamaz havan topu mermisi tedarik etmesinin ardından fabrikanın yöneticisi Leonid Şiman tutuklandı. Ancak denetçiler, bu olaydan "gereken dersleri çıkarmayan" bu kuruluşa hâlâ yüklü ihaleler verildiğini belirtti.

Savunma Tedarik Ajansı'nın eski danışmanlarından Tamerlan Vahabov şu yorumu yaptı:

Ordu ihtiyaç duyduğu şeyleri alamıyor. Teslimatların yapılmaması ve fazla ödemeler nedeniyle bütçe daralıyor. Sonuç olarak daha fazla silah sipariş edecek paramız kalmıyor. İhtiyaç duyduğumuz miktarda mühimmata da sahip olamıyoruz. Bu, sürekli tekrarlanan bir döngü.

Yalnızca 6 ay Savunma Bakanlığı yaptıktan sonra temmuzda görevden alınan Mihaylo Fedorov'un "savunma ihalelerinden elde edilen geliri ceplerine indirmek isteyen yolsuz çevrelerin" baskısıyla görevden alındığı öne sürülüyordu.

"Çok fazla yolsuzluk var" diyen Fedorov bu söylentileri doğrularken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, askeri liderlerle çok çatıştığı için onu görevden aldığını söylemişti. 

ABD'li yolsuzlukla mücadele uzmanı James Wasserstrom, NYT'ye şöyle konuştu: 

Ukrayna'da sıkı kazığa bağlanmamış ne varsa çalınır. Bu, uzun süredir devam eden bir gelenek.

NYT'nin edindiği raporlar sonrasında ne gibi önlemler alındığı bilinmiyor. Savunma Tedarik Ajansı'nın ağustosta istifa eden başkanı Arsen Jumadilov, gazetenin sorularına yanıt vermedi.

Independent Türkçe, NYT, RT


Trump yapay zekayla Hollywood efsanesini destekçisi yaptı

Trump'ın Alec Baldwin, Brad Pitt ve Meryl Streep'in de aralarında bulunduğu Hollywood oyuncularıyla kamuoyu önünde uzun bir tartışma geçmişi bulunuyor (Reuters)
Trump'ın Alec Baldwin, Brad Pitt ve Meryl Streep'in de aralarında bulunduğu Hollywood oyuncularıyla kamuoyu önünde uzun bir tartışma geçmişi bulunuyor (Reuters)
TT

Trump yapay zekayla Hollywood efsanesini destekçisi yaptı

Trump'ın Alec Baldwin, Brad Pitt ve Meryl Streep'in de aralarında bulunduğu Hollywood oyuncularıyla kamuoyu önünde uzun bir tartışma geçmişi bulunuyor (Reuters)
Trump'ın Alec Baldwin, Brad Pitt ve Meryl Streep'in de aralarında bulunduğu Hollywood oyuncularıyla kamuoyu önünde uzun bir tartışma geçmişi bulunuyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump yeni bir paylaşımında, uzun zamandır en sert eleştirmenlerinden biri olan Robert De Niro'yu kendisini destekliyormuş gibi göstermek için açıkça yapay zekayla üretilmiş bir görsel kullandı.

Cumhuriyetçi başkanın pazar günü Truth Social'da paylaştığı düzinelerce görselden birinde, 83 yaşındaki ünlü aktörün "TRUMP BENİM BAŞKANIM" yazan kırmızı bir tişört tuttuğu görülüyor.

Trump, paylaşıma "Bu ahmak bile anlamaya başlıyor" notunu düşerek De Niro'nun fikrini değiştirdiğini ima etti.

Taksi Şoförü (Taxi Driver), Sıkı Dostlar (Goodfellas) ve Kızgın Boğa (Raging Bull) gibi filmlerde rol alan De Niro, Hollywood'da başkanın en açık sözlü ve ısrarcı muhaliflerinden biri olarak öne çıkıyor.

Manhattan doğumlu aktör 2016'daki başkanlık seçiminden önce Trump'ı "domuz", "serseri" ve "saçmalık ustası" diye nitelemişti. Üç yıl sonra ise başkanı "kötü" diye tanımlayarak, "Onu hapiste görmeyi dört gözle bekliyorum" demişti.

gtyhu7ı8
Cumhuriyetçi başkanın pazar günü Truth Social'da paylaştığı görselde Robert De Niro'nun "TRUMP BENİM BAŞKANIM" yazan kırmızı bir tişört tuttuğu görülüyor (@RealDonaldTrump, Truth Social)

De Niro geçen ay USA Today'e, "[Trump'ın] yönetimiyle ilgili artık 'umut' kelimesini bile kullanmıyorum. Onların görevden alınması gerekiyor" demişti.

Sadece ülkemizi değil, dünyanın diğer bölgelerini de mahvedecek. Bu çılgınlık. Bu beni çok endişelendiriyor ve bence artık birçok kişi de aynı endişeyi taşıyor.

Trump da yıllar boyunca De Niro'yu sert sözlerle hedef aldı.

Başkan, 2024'te Truth Social'da şöyle yazmıştı:

Kaçık eski oyuncu Robert De Niro'nun hem zihinsel hem de fiziksel olarak bu kadar küçük olduğunu hiç bilmiyordum.

Aynı yıl ayrı bir paylaşımında ise şöyle demişti:

Robert DeNiro'da ölümcül bir Trump Delilik Sendromu vakası var. Çok aptalca konuşan bir adam, düşük IQ'lu bir birey!

80 yaşındaki başkan, iki dönem boyunca Rosie O'Donnell, Alec Baldwin, Brad Pitt ve Meryl Streep de dahil bir dizi Hollywood yıldızıyla da kamuoyu önünde tartışmalar yaşadı.

Ayrıca daha önce kendisini eleştiren ünlüleri alaya almak için yapay zekayla üretilen içerikler kullandı.

Örneğin temmuzda X'te kendisini De Niro, Rosie O'Donnell ve diğerlerini "Trump Delilik Sendromu" için başarılı bir şekilde tedavi eden bir doktor olarak gösteren bir video yayınlamıştı.

Independent Türkçe


Yapay zeka Kenyalı gençleri vurdu: Ödev sektörü çöktü

Önceden makale başı 40 ila 70 dolar alan Kenyalılar artık bu paraları talep edemiyor (AFP)
Önceden makale başı 40 ila 70 dolar alan Kenyalılar artık bu paraları talep edemiyor (AFP)
TT

Yapay zeka Kenyalı gençleri vurdu: Ödev sektörü çöktü

Önceden makale başı 40 ila 70 dolar alan Kenyalılar artık bu paraları talep edemiyor (AFP)
Önceden makale başı 40 ila 70 dolar alan Kenyalılar artık bu paraları talep edemiyor (AFP)

Yıllardır diğer ülkelerdeki öğrencilerin ödevlerini yaparak geçimini sağlayan binlerce Kenyalı, yapay zekanın gelişmesiyle birlikte zor duruma düştü. Pek çoğu, artık eskisi gibi iş bulamadığını söylüyor.

New York Times'a (NYT) konuşan Teresios Bundi, 2011'de köyünden Nairobi'ye taşındıktan sonra yurtdışındaki üniversite öğrencileri için makale yazmaya başladığını anlattı. 

İlk işinde üç saatlik çalışma karşılığında 7 dolar kazandığını belirten Bundi, geçen 12 yıl zarfında 2 bin 500'ü aşkın makale yazmış.

34 yaşındaki Kenyalı, bu süre zarfında lisans eğitimini tamamladığını belirterek "Benim için bir can simidi gibiydi zira paraya ihtiyacım vardı" diyor.

2015'te halk sağlığı diploması alan Bundi, makale yazma işini sürdürerek kendi dalında kazanabileceğinin en az 5 katını kazandığını belirtiyor. 

Araştırmacılar, geçmişte Kenya'nın başkentindeki en az 40 bin kişinin bu işi yaptığını tahmin ediyor. Ancak 2022'de OpenAI'ın ChatGPT'yi kullanıma sunmasıyla birlikte talep de bir anda azalmış. 

Bundi, "Yapay zekanın bunu yapmasını hiç beklemezdim" ifadesini kullanıyor. 

Çevrimiçi çalışmanın diğer alanlarında da işler azaldı. Yapay zeka sistemleri yeteneklerini artırdıkça toplantıları yazıya döken, sosyal medya içeriklerini denetleyen ve verileri etiketleyen pek çok Kenyalı işsiz kaldı.

Küresel serbest çalışma ekonomisi üzerine çalışan Oxford Üniversitesi akademisyeni Mark Graham şu yorumu yapıyor:

Bu durum yalnızca Kenya'yı etkilemiyor. Büyük dönüşüm her yerde yaşanacak. Yapay zeka geldi ve bu işgücü piyasalarından büyük bir lokma aldı.

Lakin bu değişim, her yıl 100 binden fazla üniversite öğrencisinin mezun olduğu Kenya'yı daha ağır vuracak gibi. Zira ülkedeki işlerin yaklaşık yüzde 80'i kayıtdışı ve genç işsizliğinin yüzde 25'in üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Eski makale yazarlarının bazıları değişime uyum sağlamaya çalışıyor. Yapay zeka metinlerini bir insan tarafından yazılmış gibi görünecek şekilde düzenleyen bu kişilere artık "insanileştirici" deniyor. 

Bazıları da genellikle daha düşük ücret karşılığında yapay zekayla bağlantılı başka işlere yöneliyor.

Alman devletinin desteklediği bir kalkınma kuruluşunda işe giren Bundi, artık genç Kenyalıların dijital ekonomide fırsatlar bulmasına yardımcı oluyor: 

Yapay zeka bankacıların, muhasebecilerin peşine düştü, mühendisler de bundan etkilenecek, mimarlar da… Herkesin peşine düşecek.

Independent Türkçe, NYT, SBS News