Orhan Pamuk, Uzak Dağlar ve Hatıralar

Hayal dünyam çizimler ve kelimeler arasında gidip geliyor

Milano'da "Book City Festivali"
Milano'da "Book City Festivali"
TT

Orhan Pamuk, Uzak Dağlar ve Hatıralar

Milano'da "Book City Festivali"
Milano'da "Book City Festivali"

Yusuf Vakkas

Milano’da 12.si düzenlenen BookCity Milano (Kitap Şehri Festivali) başladı. Festival, yazarlar ve okuyucuların bir araya gelerek bu yılki teması olan ‘Rüya Zamanı’nı tartıştığı geniş kapsamlı bir etkinlik. Davetli sayısı oldukça fazla, önceki yıllarda olduğu gibi kent genelinde 300 noktada yaklaşık 3 bin 100 davetli halkla buluşacak. Milano Belediyesi ve ‘BookCity’ Derneği tarafından, Corriere della Sera Vakfı, Feltrinelli Yayınevi ve İtalyan Yayıncılar Birliği ile işbirliği içinde düzenlenen bu önemli kültürel etkinlik, edebiyat, bilim ve sanatta rüyaların dünyalarını ele alıyor. Ayrıca, son yıllarda insanlığın şahit olduğu vahşeti her türlü hayal gücünü aşan savaşlar, pandemi ve iklim değişikliği gibi gerçek kabuslara da değiniyor. En azından edebiyat açısından insanlığın geleceği yeniden düşünülmeye çalışılıyor. Bunu başarmak için, organizatör komite bu toplantıları halka açık ve özel kütüphaneler, müzeler, tiyatrolar, hapishaneler, hastaneler, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve üniversiteler arasında dağıttı.

Bu yılki davetli ünlüler arasında, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Türk yazar Orhan Pamuk da yer aldı. Pamuk, 15 Kasım Çarşamba günü Dal Verme Tiyatrosu'ndaki açılış gecesine katıldı ve Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala tarafından şehir mührü hediye edildi. Bu, Milano'da ve ardından bazı önemli İtalyan şehirlerinde tur kapsamındaki yeni kitabı Uzak Dağlar ve Hatıralar’ın tanıtımı için de bir fırsat oldu. Pamuk, bu kitapta, çoğunlukla çizimler ve yazılardan oluşan kişisel not defterlerinden bazı sayfaları ortaya koyuyor. Yazar tarafından binlerce sayfa arasından seçilen bölümler, evren ve Pamuk'un edebi eserleri arasında bir yolculuğa dönüşüyor. Günlük olayları, günlük yaşamda gördüklerini ve yaşadıklarını, kendisiyle ve henüz zihninde şekillenmemiş karakterleriyle sürekli diyalogunu kaydediyor.

Kitap yazarken, kelime kelime ilk adım her zaman zihnimde bir resim oluşturmak olur. Anlarım ki asıl görevim, bu resmi netleştirmek ve ona yoğunlaşmaktır. Orhan Pamuk

Resimden vazgeçiş

Bu seçimi, yani metni çizimlerle birlikte sunmayı, mimarlık öğrenimi görürken ve resim ve kaligrafi ile ilgilenirken yaptığı döneme dayandırıyor. 22 yaşında, sanatçı olma umutlarına son verdi ve ardından atölyesini kapattı, fırça ve boyaları bir kenara bıraktı ve yaratıcı enerjisini edebiyata aktarmayı seçti. Sanat sevgisi, kısmen ‘Öteki Renkler’ adlı kitabında toplanan eleştirel yazılarında ve ayrıca ‘Beyaz Kale’, ‘Benim Adım Kırmızı’, ‘Kara Kitap’ ve ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ gibi bazı eserlerinin ‘renkli’ başlıklarında da kendini gösteriyor. Bu romanlar, büyük ölçüde görsel bir doğaya sahip, geniş ve derin bir sanatsal tarih bilgisini ortaya koyar. Pamuk, romanlarında genellikle ayrıntılı tasvirler kullanır. Bu tasvirler, arka plan veya süsleme olarak değil, anlatısal yapılar için işlevseldir ve olay örgüsünü güçlü bir şekilde destekler. Yakın zamanda Corriere della Sera gazetesine verdiği bir röportajda “Kitap yazarken, kelime kelime ilk adım her zaman zihnimde bir resim oluşturmak olur. Anlarım ki asıl görevim, bu resmi netleştirmek ve ona yoğunlaşmaktır” ifadelerini kullandı.

fdsweg
Milan Giuseppe Sala ve yazar Orhan Pamuk, Milano'daki BookCity Festivali etkinliklerinde iken

Son yıllarda sanatsal pratiğin alanlarına doğrudan geri dönme arzusu duyan Pamuk, İstanbul'da ‘Masumiyet Müzesi’ni kurma fikrini, kısmen ‘İstanbul’ kitabının resimli baskısında topladığı otobiyografik çalışmalarında, ‘Balkanlar’ adlı ciltte ve 2007'den itibaren kendi imkânlarıyla yayınlamaya başladığı geleneksel yaklaşımla öne çıkan tablolarda yeniden gündeme getiriyor. Bu ay başında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Uzak Dağlar ve Hatıralar kitabının içeriğini anlamak için ancak bu arka planlara dönülebilir. Elbette bir günlük kitabı, ancak edebi eserlerin yaygın kategorileri arasında sınıflandırmak zordur. Her şeyden önce kelimelerin ve görsellerin birbiriyle temasa geçtiği, burada birleşip burada iç içe geçtiği, bu etkileşimler arasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkaran metin resimli bir çalışmadır. Çizim, görsel ve kavramsal olarak çevirisi kişiden kişiye farklılık gösteren bir anlam ve vizyon formüle etmek için kapsamlılıklarıyla birleşene kadar yazıya, yazı da çizime dönüşür. Belki de Roland Barthes bu bütünlüğün yapısal analizini formüle eden en iyi eleştirmenlerden biriydi: "Yazmayı (iletişimsel olan) çizimden (anlamsal olan) ayıran hiçbir şey yoktur, çünkü ikisi de aynı kumaştan yapılmıştır.”

Günlükler ve çizimler

Pamuk, on yıldan fazla bir süre boyunca her gün küçük defterler doldurdu. Süslü bir Bizans minyatüründe olduğu gibi elle çizilmiş ve işaretlerle dolu ikonların eşlik ettiği açıklamalar, seyahatler ve yerler arasında sürekli bir sıra halinde sayfalarda birbirini kovalayan heterojen vizyonlar: İtalya, Amerika, Hindistan ve İstanbul, Penelope'nin mili gibi, sonsuz deniz manzaralarıyla sürekli çözülüp yeniden örülüyor. Yazar, gece gündüz durmadan genişlemesini ve hareketini takip eder, camilerinin akıcılığını ve minarelerinin köşelerini kopyalar ve denizin iki bölüme ayırdığı ruhunu hissetmeye çalışır. Ancak, sadece güzelliğiyle değil, gürültüsüyle, kokularıyla, kozmopolit bir dünyayı mükemmel bir şekilde yansıtan dilleri ve lehçeleriyle de tek takıntısı olmaya devam ediyor. Sonra, bir gün dairesinin penceresinden veya uçağın penceresinden gördüğü birçok manzara, deniz ve arka planda dağlar, Türkiye'deki siyasi haberler ve gerilimler. Son olarak Masumiyet Müzesi'nin açık atölyesi ve her romanın ardındaki, yazarın laboratuvarının bazı yönlerini ortaya çıkaran gizli ritüeller…

Bu arşivden bir seçki (12 kitapçık), Eduardo Pepino küratörlüğünde, Fontanellato'daki Galerie del Laberinto ev sahipliğinde (18 Kasım - 17 Mart tarihleri ​​arasında) bir sergide sunulacak. Rüya gibi göçlerden ve hüzünlü anlardan yoksun değil, şimdiki zamanın bazı bölümlerini bir hafıza arşivinde korumaya yönelik değişken ve anlaşılması zor hipotezleri andıran bir girişim. Bu önermenin ötesine geçsek bile, bu not defterinin, zamanın şiirsel bir şekilde ele alındığı bir araç, sonsuzca yeniden şekillendirilebilen bir malzeme olarak izini sürmek mümkün.

Kelimelerin ve görsellerin birbiriyle temasa geçmesi, burada birleşip orada iç içe geçmesi, bu etkileşimler arasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkarıyor.

İçgüdüleri olan bir romancı

Pamuk, yukarıda bahsedilen röportajda şöyle diyor: "Ben bir romancıyım, ama kontrol edemediğim içgüdülerim var. Hayatımda öyle zamanlar oluyor ki, tek istediğim günlüklerime bir şeyler yazmak. Ama başka zamanlar da sadece çizmeye ihtiyacım var. Bir sayfa açıyorum ve elim çalışmaya başlıyor. Bazen biraz depresif hissediyorum ve renkleri ve çizimi kullanmak beni neşelendiriyor. İtiraf etmeliyim ki, içimde yazma ve çizme arzusu çok büyük. Ama bir fark var. Yazarken müzik dinleyemiyorum: odaklanıyorum, analiz ediyorum ve biraz acı çekiyorum. Ama çizerken mutlu hissediyorum. Üstelik o anlarda daha az mantıklı oluyorum, çünkü bedensel hareketlerime uyum sağlıyorum. Bu yüzden gerçekten Rönesans ve ifadeci sanatı seviyorum. Bana göre kavramsal sanat sanat değildir; inşa edilmiş ve iddialıdır. Beni ilgilendiren çizimin fiziksel boyutla ilgisi var. Bu kitaptaki materyalleri, zamansal olmayan bir kriter kullanarak düzenledim. Üstelik, genellikle daha önce yazılmış sayfalara müdahale etmeyi severim. Bugün on yıl önce yazılmış bir defter açabilir ve içinde çizim yapabilir ve başka hayaller ekleyebilirim. Bu tekniği, zaten dolu olan günlüklere yeni metinler eklemede usta olan ABD’li günlük yazarı Henry David Thoreau'dan öğrendim. Genellikle günlerimiz hakkında notlar alırız ve günlüklerimizi kapatır ve o sayfaya asla geri dönmeyiz. Ama ben sayfalarıma çizimler, ikonlar ve ilgili bağlamlarla geri dönüyorum."

czsvd
Milano'daki ‘BookCity Festivali’ etkinliklerinden

Arka planda, kişisel hayatı, romancı olarak ritüelleri, buluşmaları, yazıları, seyahatleri ve asla onu terk etmeyen İstanbul'u, kitaplarını tanıtmak için yaptığı uzun yolculuklar sırasındaki ruh hali raporları ve müzelere yaptığı yoğun ziyaretler hazır bulunur. Karşılaştığı en büyük zorluk, gerçek mekanı gizemli bir yer haline getirmek, yaşadığı dünyanın içinde saklı başka bir dünyanın varlığını akla getirmek ve görünen ile başka herhangi bir yer arasında var olan ilişkiyi sürekli aramaktı. Bu bağlamda şunları ekliyor: ‘Uzak Dağlar’ Çince'de bir tür manzara resmini tanımlayan bir ifadedir. Ama aynı zamanda hayallerinizdeki, gitmek istediğiniz ama daha önce hiç ziyaret etmediğiniz bir yeri çağrıştırdığı için romantik bir fikre de işaret eder. Gidebileceğiniz bir yer olduğu fikrini ima ediyor. Hacılar diğer tarafta ne olduğunu keşfetmek için uzaktaki dağa doğru yola çıkarlar. Kitap, diğer tarafta görüntülerin ve kelimelerin birleştiği bir cennetin olduğunu öne sürüyor. Bu, kitabımın dokunduğu noktadır. Ama daha fazla açıklamak istemiyorum."

Pamuk, kelimeleri eşlik eden muhteşem çizimlerle, olağanüstü sanatsal yeteneğini ortaya koyuyor. Bu tutkuyu bir kenara bıraktı ve edebiyatı tercih etti, ancak sonunda bu iki tutkuyu birleştirmeyi başardı.

Yazar, bu küçük kişisel defterlerin sayfalarına günlük hikayeleri emanet ediyor ve bunlara yaşamla ilgili en içten düşüncelerini dahil ediyor. Aynı zamanda, dünyanın muhteşem manzaralarıyla birlikte sunduğu duyguları ve hisleri de hatırlatıyor. Uykusuz bir gece, Masumiyet Müzesi'ni yaratmakla ilgili endişelere yenik düşen bir gece; Hindistan'da bir süre yaşamak, her zaman yeni sürprizler sunan ama aynı zamanda tanıdık olan İstanbul'da bir gezinti, ABD’de ders vermek, hatta İtalya'nın büyüsü... Sonra, Türkiye'den gelen bazı haberleri okumaktan duyduğu dehşet, siyasi gerilimler, tehditler, özgürce kendini ifade etme arzusu, bu seçimlerden sonra işlerin nasıl olacağına dair endişeler... Ancak aynı zamanda, denizde yüzmenin keyfi ve yazacağı hikayeler hakkındaki hayalleri, bir köşedeki pencereden uzak dağlara bakmanın mutluluğu, bir sanat eserinde, sonsuza kadar yaşamak istediği güzel bir rüyada…

sdfveg
Milano'daki ‘BookCity Festivali’ etkinliklerinden

Pamuk, kelimeleri eşlik eden muhteşem çizimlerle, olağanüstü sanatsal yeteneğini ortaya koyuyor. Bu tutkuyu bir kenara bıraktı ve edebiyatı tercih etti. Ancak sonunda hangisinin diğerine ilham kaynağı olduğunu bilmeden bu iki tutkuyu birleştirip bir arada yaşatmayı başardı.

Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



"Yapay zeka hepimizi öldürecek mi?" aramaları fırladı

Yapay zeka araştırmacıları, bu teknolojiyle ilgili uyarılar yayımlıyor (AFP)
Yapay zeka araştırmacıları, bu teknolojiyle ilgili uyarılar yayımlıyor (AFP)
TT

"Yapay zeka hepimizi öldürecek mi?" aramaları fırladı

Yapay zeka araştırmacıları, bu teknolojiyle ilgili uyarılar yayımlıyor (AFP)
Yapay zeka araştırmacıları, bu teknolojiyle ilgili uyarılar yayımlıyor (AFP)

Yapay zekanın insanlığı yok edebileceğine ilişkin korkular sürerken, bu teknolojiden kaynaklanan bir kıyametten nasıl kurtulabileceğimize dair çevrimiçi aramalarda son haftalarda fırlama yaşandı.

Google Trends verilerine göre "Yapay zeka hepimizi öldürecek mi?" aramaları eylülde bir önceki aya kıyasla yüzde 5 binden fazla artarken bu eğilimin başlıca nedeni, eski bir Anthropic araştırmacısının sektörün "hayatımızla kumar oynadığı" yönündeki uyarısıydı.

"Hayatta kalmak için neye ihtiyacınız var?" aramaları da son bir ayda yüzde 1026 arttı. "Su arıtma tabletleri", "doğadan yiyecek toplama rehberi" ve "taş alet yapımı" aramalarının her birinde ise yüzde 500'ün üzerinde artış görüldü.

Arama terimleri, insanların hayatta kalmak için gereken en temel ihtiyaçlar hakkında bilgi edinme isteğini yansıtıyor: Su, yiyecek, barınak ve ilkyardım.

Öğrenme uygulaması Nibble, hayatta kalmaya ilişkin arama eğilimlerini ele aldığı raporunda bu durumu insanların telefona başvurmadan ne kadar az şey bildiklerini fark etmesine bağlıyor.

Raporda, "Bu konular çoğumuza hiç öğretilmedi çünkü onlarca yıldır bunlara ihtiyacımız olmadı" ifadeleri yer alıyor.

Bu arama eğilimi panik belirtisi olmaktan ziyade insanların [bilgi] açığını ilk kez fark etmesinden kaynaklanıyor.

FTR
Sivil eylem grubu PauseAI UK'in 16 Eylül 2026'da Londra'nın merkezindeki Downing Street önünde düzenlediği bir protestoya katılanlar pankartlar ve bir afiş tutuyor (AFP)

Yapay zeka araştırmacılarının kendi kendini geliştiren süper zekanın yükselişiyle ilgili ortaya attığı felaket senaryolarından biri, siber saldırılar yoluyla telekomünikasyon ağlarını ve kritik altyapıyı devre dışı bırakmaları.

Bu da insanların acil durumlarda internetten bilgi arama ya da başkalarıyla iletişim kurma imkanlarını ortadan kaldıracaktır.

Tarihçi Hannah Platts'e göre hayatta kalma ipuçlarına yönelik arama eğilimleri, yalnızca kontrolden çıkmış yapay zekaya duyulan korkudan kaynaklanmayabilir; Platts, bunun giderek dijitalleşen dünyaya bir tepki olabileceğini öne sürüyor.

Nibble bünyesinde uzman olarak görev yapan Dr. Platts, The Independent'a yaptığı açıklamada, "Tarih, hızlı teknolojik ilerlemenin yaşandığı dönemlerin, daha eski ve basit yaşam biçimlerine duyulan hayranlığı sık sık teşvik edebileceğini gösteriyor" dedi.

Teknoloji geliştikçe, basit bir yaşam fikri genellikle insanı rahatlatabilir. Eski becerilere ve geleneksel yaşam tarzlarına yönelik ilgi, modern dünyadan kaçma arzusundan çok, somut görünen ve belki de önemli değişim anlarında kontrol hissi veren pratiklerle yeniden bağlantı kurma arzusunu yansıtıyor olabilir.

Bazıları ise süper zekaya yönelik endişelerin, önde gelen modellerin mevcut yeteneklerini yansıtmaktan ziyade, yapay zeka endüstrisindeki bir avuç isim tarafından abartılmış olabileceğini iddia ediyor.

Yazılım mühendisliği şirketi Sombra'nın kurucu ortağı ve baş teknoloji yöneticisi Yurii Nakonechnyi, "Bana göre bu paniğin büyük bir kısmı, teknoloji kadar piyasa dinamiklerinden de kaynaklanıyor" diyor.

Modeller giderek daha akıllı hale geliyor ve endişeler tamamen temelsiz değil ancak manşetlerde öne sürülen süper zekadan hâlâ çok uzağız ve istifa eden bir avuç tanınmış geliştirici, ne kadar samimi olurlarsa olsunlar bu gerçeği değiştiremez.

Independent Türkçe


Stallone'dan kendisini anlatan filme ilk tepki: Daha ölmedim ki!

Stallone'dan kendisini anlatan filme ilk tepki: Daha ölmedim ki!
TT

Stallone'dan kendisini anlatan filme ilk tepki: Daha ölmedim ki!

Stallone'dan kendisini anlatan filme ilk tepki: Daha ölmedim ki!

Sylvester Stallone, Rocky'nin yapım sürecini anlatan biyografi filmi Ben, Rocky (I Play Rocky) hakkında konuştu.

Dünya prömiyerini Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yapan film, 1976 yapımı Rocky'nin zorlu çekim sürecini ve genç Stallone'un projeyi hayata geçirme mücadelesini anlatıyor. Stallone'un gençliğini Anthony Ippolito canlandırıyor.

Yeni anı kitabı The Steps'in tanıtımı için katıldığı bir etkinlikte konuşan Stallone, projeyi ilk duyduğunda ne hissedeceğini bilemediğini söyledi:

Açıkçası başta biraz kararsız kaldım. 'Daha ölmedim ki, biraz acele etmiyor muyuz?' diye düşündüm. Ama sonra Ippolito'nun bir videosunu izledim. Bazı açılardan bakınca ilk anda onu kendim sandım ve kızıma 'Bu gerçekten inanılmaz' dedim.

Peter Farrelly'nin yönettiği filmin yaratıcı sürecine karışmadığını vurgulayan aktör, "Sadece arkama yaslanıp izleyeceğimi söyledim. Genç oyuncuyla konuştum ve 'Bir sorun olursa buradayım' dedim. Hepsi bu. Her şeyi kendi başlarına başardılar" dedi.

Stallone, Ippolito'nun performansı hakkında da "Gerçekten böyle mi konuşuyorum? Şimdi anladım" diye espri yaptı.

Filmlerini izlemenin kendisi için her zaman zor olduğunu belirten Stallone, 1990 yapımı Rocky V hakkında da özeleştiride bulundu. Yapımı "yüz karası" diye nitelendiren aktör, Amazon'u filmi yeniden kurgulamak için ikna etmeye çalıştığını söyledi:

O filmde işi savsakladığımı bilmek beni çok rahatsız ediyor. Kendim yönetmeli ve seyirciye şirin görünmeye çalışmaktan kaçınmalıydım. Yeniden kurgulamama izin verirlerse ortaya muhteşem bir film çıkmayacak ama en azından kabul edilebilir hale gelecek.

Stallone, kariyerine bugün başlasaydı Hollywood'un zirvesine çıkamayacağını düşündüğünü de söyledi. Sinema sektöründeki anlayışın ve aksiyon türünün çok değiştiğini vurguladı:

Baba'yı (The Godfather) bugün çekmeye çalışsanız oyuncu kadrosunu bile oluşturamazsınız. Filmi eşsiz kılan, o dönemin toplumsal iklimi, dokusu ve etnik yapısıydı. Günümüzdeki uyarlamalarda ve yeniden çekimlerde göz ardı edilen de tam olarak bu.

Peter Farrelly: "Stallone filme bayıldı"

Öte yandan Ben, Rocky'nin yönetmeni Peter Farrelly, festival sırasında Entertainment Weekly'ye verdiği röportajda Stallone'un filmi izlediğini ve çok beğendiğini söyledi.

Farrelly, Stallone'un filmi evinde tek başına izlemesinden başlangıçta endişe duyduğunu ancak oyuncunun filmi çok beğendiğini söyledi:

Açıkçası biraz gergindim çünkü bu, kalabalık bir seyirci topluluğuyla izlendiğinde etkisini daha güçlü hissettiren bir film. Ama izler izlemez beni arayıp filme bayıldığını söyledi.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Entertainment Weekly


200 milyon izleyiciyi aşan Reacher 6. sezonu garantiledi

43 yaşındaki Amerikalı aktör Alan Ritchson, 2025 yapımı Oyun Buluşması (Playdate) ve Guy Ritchie imzalı Gayribeyefendi Savaş Dairesi'yle (The Ministry of Ungentlemanly Warfare) de tanınıyor (Amazon Prime Video)
43 yaşındaki Amerikalı aktör Alan Ritchson, 2025 yapımı Oyun Buluşması (Playdate) ve Guy Ritchie imzalı Gayribeyefendi Savaş Dairesi'yle (The Ministry of Ungentlemanly Warfare) de tanınıyor (Amazon Prime Video)
TT

200 milyon izleyiciyi aşan Reacher 6. sezonu garantiledi

43 yaşındaki Amerikalı aktör Alan Ritchson, 2025 yapımı Oyun Buluşması (Playdate) ve Guy Ritchie imzalı Gayribeyefendi Savaş Dairesi'yle (The Ministry of Ungentlemanly Warfare) de tanınıyor (Amazon Prime Video)
43 yaşındaki Amerikalı aktör Alan Ritchson, 2025 yapımı Oyun Buluşması (Playdate) ve Guy Ritchie imzalı Gayribeyefendi Savaş Dairesi'yle (The Ministry of Ungentlemanly Warfare) de tanınıyor (Amazon Prime Video)

Alan Ritchson'ın başrolünde yer aldığı aksiyon dizisi Reacher, Prime Video'daki başarısını sürdürüyor.

Yayın devi, 5. sezon çekimleri devam eden diziye şimdiden 6. sezon onayı verdi.

2022'de yayımlanmaya başlayan ve o tarihten bu yana Amazon'un en çok izlenen yapımları arasında yer alan dizi, 4. sezonuyla da başarısını sürdürdü.

Lee Child imzalı Yarın Yokum'dan (Gone Tomorrow) uyarlanan 8 bölümlük 4. sezon, 16 Eylül'de sona ermişti. Sezonda Reacher, metroda yardıma muhtaç bir yabancıyla karşılaşmasının ardından kendini ölümcül bir oyunun ortasında buluyor. 

Amazon'un verilerine göre, 12 Ağustos'ta yayımlanmaya başlayan 4. sezon, ilk 28 günde dünya çapında 66 milyon izleyiciye ulaştı.

Reacher'ın dünya genelindeki toplam izleyici sayısı 200 milyonu aştı. 4. sezon izleyicilerinin yüzde 58'i, başta Birleşik Krallık, Almanya ve Brezilya olmak üzere ABD dışındaki ülkelerden geldi.

Nielsen verilerine göre dizi, ABD'de 5 hafta üst üste haftalık 1 milyar dakikadan fazla izlendi ve bu haftaların 4'ünde listenin zirvesinde yer aldı.

Bu sonuçlarla Reacher'ın 4. sezonu, Prime Video'nun orijinal dizileri arasında platform tarihinde en çok izlenen 5 sezondan biri oldu.

Genişleyen evren ve 5. sezon hazırlıkları

Amazon MGM Stüdyoları Küresel Televizyon Başkanı Peter Friedlander, yeni sezon onayına ilişkin açıklamasında Reacher'ın başarısını vurguladı:

Nick Santora ve ekibinin Lee Child'ın yarattığı dünyayı ekrana taşıma biçimi gerçekten inanılmaz. Alan Ritchson, Jack Reacher karakteriyle bütünüyle özdeşleşti ve dünyanın dört bir yanındaki izleyicileri büyüleyen bir performans sergiledi. Paramount Television'la bu yolculuğu 6. sezonda da sürdüreceğimiz için çok heyecanlıyız.

Nick Santora'nın Lee Child'ın popüler roman serisinden uyarladığı dizide Alan Ritchson ve Child, yönetici yapımcı olarak da görev alıyor.

Serinin 4. sezon kadrosunda Ritchson'a Chris Marquette, Sydelle Noel, Agnez Mo, Anggun, Kevin Weisman, Marc Blucas, Kevin Corrigan ve Kathleen Robertson eşlik etmişti.

Lee Child'ın Make Me adlı romanından uyarlanan 5. sezonun çekimleri Toronto'da devam ediyor.

Öte yandan Maria Sten'in başrolünde yer aldığı ve ilk sezonu yakın zamanda yayımlanan yan dizi Neagley de izleyiciden tam not alarak ikinci sezon onayına göz kırpıyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline