Orhan Pamuk, Uzak Dağlar ve Hatıralar

Hayal dünyam çizimler ve kelimeler arasında gidip geliyor

Milano'da "Book City Festivali"
Milano'da "Book City Festivali"
TT

Orhan Pamuk, Uzak Dağlar ve Hatıralar

Milano'da "Book City Festivali"
Milano'da "Book City Festivali"

Yusuf Vakkas

Milano’da 12.si düzenlenen BookCity Milano (Kitap Şehri Festivali) başladı. Festival, yazarlar ve okuyucuların bir araya gelerek bu yılki teması olan ‘Rüya Zamanı’nı tartıştığı geniş kapsamlı bir etkinlik. Davetli sayısı oldukça fazla, önceki yıllarda olduğu gibi kent genelinde 300 noktada yaklaşık 3 bin 100 davetli halkla buluşacak. Milano Belediyesi ve ‘BookCity’ Derneği tarafından, Corriere della Sera Vakfı, Feltrinelli Yayınevi ve İtalyan Yayıncılar Birliği ile işbirliği içinde düzenlenen bu önemli kültürel etkinlik, edebiyat, bilim ve sanatta rüyaların dünyalarını ele alıyor. Ayrıca, son yıllarda insanlığın şahit olduğu vahşeti her türlü hayal gücünü aşan savaşlar, pandemi ve iklim değişikliği gibi gerçek kabuslara da değiniyor. En azından edebiyat açısından insanlığın geleceği yeniden düşünülmeye çalışılıyor. Bunu başarmak için, organizatör komite bu toplantıları halka açık ve özel kütüphaneler, müzeler, tiyatrolar, hapishaneler, hastaneler, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve üniversiteler arasında dağıttı.

Bu yılki davetli ünlüler arasında, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Türk yazar Orhan Pamuk da yer aldı. Pamuk, 15 Kasım Çarşamba günü Dal Verme Tiyatrosu'ndaki açılış gecesine katıldı ve Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala tarafından şehir mührü hediye edildi. Bu, Milano'da ve ardından bazı önemli İtalyan şehirlerinde tur kapsamındaki yeni kitabı Uzak Dağlar ve Hatıralar’ın tanıtımı için de bir fırsat oldu. Pamuk, bu kitapta, çoğunlukla çizimler ve yazılardan oluşan kişisel not defterlerinden bazı sayfaları ortaya koyuyor. Yazar tarafından binlerce sayfa arasından seçilen bölümler, evren ve Pamuk'un edebi eserleri arasında bir yolculuğa dönüşüyor. Günlük olayları, günlük yaşamda gördüklerini ve yaşadıklarını, kendisiyle ve henüz zihninde şekillenmemiş karakterleriyle sürekli diyalogunu kaydediyor.

Kitap yazarken, kelime kelime ilk adım her zaman zihnimde bir resim oluşturmak olur. Anlarım ki asıl görevim, bu resmi netleştirmek ve ona yoğunlaşmaktır. Orhan Pamuk

Resimden vazgeçiş

Bu seçimi, yani metni çizimlerle birlikte sunmayı, mimarlık öğrenimi görürken ve resim ve kaligrafi ile ilgilenirken yaptığı döneme dayandırıyor. 22 yaşında, sanatçı olma umutlarına son verdi ve ardından atölyesini kapattı, fırça ve boyaları bir kenara bıraktı ve yaratıcı enerjisini edebiyata aktarmayı seçti. Sanat sevgisi, kısmen ‘Öteki Renkler’ adlı kitabında toplanan eleştirel yazılarında ve ayrıca ‘Beyaz Kale’, ‘Benim Adım Kırmızı’, ‘Kara Kitap’ ve ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ gibi bazı eserlerinin ‘renkli’ başlıklarında da kendini gösteriyor. Bu romanlar, büyük ölçüde görsel bir doğaya sahip, geniş ve derin bir sanatsal tarih bilgisini ortaya koyar. Pamuk, romanlarında genellikle ayrıntılı tasvirler kullanır. Bu tasvirler, arka plan veya süsleme olarak değil, anlatısal yapılar için işlevseldir ve olay örgüsünü güçlü bir şekilde destekler. Yakın zamanda Corriere della Sera gazetesine verdiği bir röportajda “Kitap yazarken, kelime kelime ilk adım her zaman zihnimde bir resim oluşturmak olur. Anlarım ki asıl görevim, bu resmi netleştirmek ve ona yoğunlaşmaktır” ifadelerini kullandı.

fdsweg
Milan Giuseppe Sala ve yazar Orhan Pamuk, Milano'daki BookCity Festivali etkinliklerinde iken

Son yıllarda sanatsal pratiğin alanlarına doğrudan geri dönme arzusu duyan Pamuk, İstanbul'da ‘Masumiyet Müzesi’ni kurma fikrini, kısmen ‘İstanbul’ kitabının resimli baskısında topladığı otobiyografik çalışmalarında, ‘Balkanlar’ adlı ciltte ve 2007'den itibaren kendi imkânlarıyla yayınlamaya başladığı geleneksel yaklaşımla öne çıkan tablolarda yeniden gündeme getiriyor. Bu ay başında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Uzak Dağlar ve Hatıralar kitabının içeriğini anlamak için ancak bu arka planlara dönülebilir. Elbette bir günlük kitabı, ancak edebi eserlerin yaygın kategorileri arasında sınıflandırmak zordur. Her şeyden önce kelimelerin ve görsellerin birbiriyle temasa geçtiği, burada birleşip burada iç içe geçtiği, bu etkileşimler arasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkaran metin resimli bir çalışmadır. Çizim, görsel ve kavramsal olarak çevirisi kişiden kişiye farklılık gösteren bir anlam ve vizyon formüle etmek için kapsamlılıklarıyla birleşene kadar yazıya, yazı da çizime dönüşür. Belki de Roland Barthes bu bütünlüğün yapısal analizini formüle eden en iyi eleştirmenlerden biriydi: "Yazmayı (iletişimsel olan) çizimden (anlamsal olan) ayıran hiçbir şey yoktur, çünkü ikisi de aynı kumaştan yapılmıştır.”

Günlükler ve çizimler

Pamuk, on yıldan fazla bir süre boyunca her gün küçük defterler doldurdu. Süslü bir Bizans minyatüründe olduğu gibi elle çizilmiş ve işaretlerle dolu ikonların eşlik ettiği açıklamalar, seyahatler ve yerler arasında sürekli bir sıra halinde sayfalarda birbirini kovalayan heterojen vizyonlar: İtalya, Amerika, Hindistan ve İstanbul, Penelope'nin mili gibi, sonsuz deniz manzaralarıyla sürekli çözülüp yeniden örülüyor. Yazar, gece gündüz durmadan genişlemesini ve hareketini takip eder, camilerinin akıcılığını ve minarelerinin köşelerini kopyalar ve denizin iki bölüme ayırdığı ruhunu hissetmeye çalışır. Ancak, sadece güzelliğiyle değil, gürültüsüyle, kokularıyla, kozmopolit bir dünyayı mükemmel bir şekilde yansıtan dilleri ve lehçeleriyle de tek takıntısı olmaya devam ediyor. Sonra, bir gün dairesinin penceresinden veya uçağın penceresinden gördüğü birçok manzara, deniz ve arka planda dağlar, Türkiye'deki siyasi haberler ve gerilimler. Son olarak Masumiyet Müzesi'nin açık atölyesi ve her romanın ardındaki, yazarın laboratuvarının bazı yönlerini ortaya çıkaran gizli ritüeller…

Bu arşivden bir seçki (12 kitapçık), Eduardo Pepino küratörlüğünde, Fontanellato'daki Galerie del Laberinto ev sahipliğinde (18 Kasım - 17 Mart tarihleri ​​arasında) bir sergide sunulacak. Rüya gibi göçlerden ve hüzünlü anlardan yoksun değil, şimdiki zamanın bazı bölümlerini bir hafıza arşivinde korumaya yönelik değişken ve anlaşılması zor hipotezleri andıran bir girişim. Bu önermenin ötesine geçsek bile, bu not defterinin, zamanın şiirsel bir şekilde ele alındığı bir araç, sonsuzca yeniden şekillendirilebilen bir malzeme olarak izini sürmek mümkün.

Kelimelerin ve görsellerin birbiriyle temasa geçmesi, burada birleşip orada iç içe geçmesi, bu etkileşimler arasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkarıyor.

İçgüdüleri olan bir romancı

Pamuk, yukarıda bahsedilen röportajda şöyle diyor: "Ben bir romancıyım, ama kontrol edemediğim içgüdülerim var. Hayatımda öyle zamanlar oluyor ki, tek istediğim günlüklerime bir şeyler yazmak. Ama başka zamanlar da sadece çizmeye ihtiyacım var. Bir sayfa açıyorum ve elim çalışmaya başlıyor. Bazen biraz depresif hissediyorum ve renkleri ve çizimi kullanmak beni neşelendiriyor. İtiraf etmeliyim ki, içimde yazma ve çizme arzusu çok büyük. Ama bir fark var. Yazarken müzik dinleyemiyorum: odaklanıyorum, analiz ediyorum ve biraz acı çekiyorum. Ama çizerken mutlu hissediyorum. Üstelik o anlarda daha az mantıklı oluyorum, çünkü bedensel hareketlerime uyum sağlıyorum. Bu yüzden gerçekten Rönesans ve ifadeci sanatı seviyorum. Bana göre kavramsal sanat sanat değildir; inşa edilmiş ve iddialıdır. Beni ilgilendiren çizimin fiziksel boyutla ilgisi var. Bu kitaptaki materyalleri, zamansal olmayan bir kriter kullanarak düzenledim. Üstelik, genellikle daha önce yazılmış sayfalara müdahale etmeyi severim. Bugün on yıl önce yazılmış bir defter açabilir ve içinde çizim yapabilir ve başka hayaller ekleyebilirim. Bu tekniği, zaten dolu olan günlüklere yeni metinler eklemede usta olan ABD’li günlük yazarı Henry David Thoreau'dan öğrendim. Genellikle günlerimiz hakkında notlar alırız ve günlüklerimizi kapatır ve o sayfaya asla geri dönmeyiz. Ama ben sayfalarıma çizimler, ikonlar ve ilgili bağlamlarla geri dönüyorum."

czsvd
Milano'daki ‘BookCity Festivali’ etkinliklerinden

Arka planda, kişisel hayatı, romancı olarak ritüelleri, buluşmaları, yazıları, seyahatleri ve asla onu terk etmeyen İstanbul'u, kitaplarını tanıtmak için yaptığı uzun yolculuklar sırasındaki ruh hali raporları ve müzelere yaptığı yoğun ziyaretler hazır bulunur. Karşılaştığı en büyük zorluk, gerçek mekanı gizemli bir yer haline getirmek, yaşadığı dünyanın içinde saklı başka bir dünyanın varlığını akla getirmek ve görünen ile başka herhangi bir yer arasında var olan ilişkiyi sürekli aramaktı. Bu bağlamda şunları ekliyor: ‘Uzak Dağlar’ Çince'de bir tür manzara resmini tanımlayan bir ifadedir. Ama aynı zamanda hayallerinizdeki, gitmek istediğiniz ama daha önce hiç ziyaret etmediğiniz bir yeri çağrıştırdığı için romantik bir fikre de işaret eder. Gidebileceğiniz bir yer olduğu fikrini ima ediyor. Hacılar diğer tarafta ne olduğunu keşfetmek için uzaktaki dağa doğru yola çıkarlar. Kitap, diğer tarafta görüntülerin ve kelimelerin birleştiği bir cennetin olduğunu öne sürüyor. Bu, kitabımın dokunduğu noktadır. Ama daha fazla açıklamak istemiyorum."

Pamuk, kelimeleri eşlik eden muhteşem çizimlerle, olağanüstü sanatsal yeteneğini ortaya koyuyor. Bu tutkuyu bir kenara bıraktı ve edebiyatı tercih etti, ancak sonunda bu iki tutkuyu birleştirmeyi başardı.

Yazar, bu küçük kişisel defterlerin sayfalarına günlük hikayeleri emanet ediyor ve bunlara yaşamla ilgili en içten düşüncelerini dahil ediyor. Aynı zamanda, dünyanın muhteşem manzaralarıyla birlikte sunduğu duyguları ve hisleri de hatırlatıyor. Uykusuz bir gece, Masumiyet Müzesi'ni yaratmakla ilgili endişelere yenik düşen bir gece; Hindistan'da bir süre yaşamak, her zaman yeni sürprizler sunan ama aynı zamanda tanıdık olan İstanbul'da bir gezinti, ABD’de ders vermek, hatta İtalya'nın büyüsü... Sonra, Türkiye'den gelen bazı haberleri okumaktan duyduğu dehşet, siyasi gerilimler, tehditler, özgürce kendini ifade etme arzusu, bu seçimlerden sonra işlerin nasıl olacağına dair endişeler... Ancak aynı zamanda, denizde yüzmenin keyfi ve yazacağı hikayeler hakkındaki hayalleri, bir köşedeki pencereden uzak dağlara bakmanın mutluluğu, bir sanat eserinde, sonsuza kadar yaşamak istediği güzel bir rüyada…

sdfveg
Milano'daki ‘BookCity Festivali’ etkinliklerinden

Pamuk, kelimeleri eşlik eden muhteşem çizimlerle, olağanüstü sanatsal yeteneğini ortaya koyuyor. Bu tutkuyu bir kenara bıraktı ve edebiyatı tercih etti. Ancak sonunda hangisinin diğerine ilham kaynağı olduğunu bilmeden bu iki tutkuyu birleştirip bir arada yaşatmayı başardı.

Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Yapay zekanın ürettiği virüs insana enjekte edildi

Bakteriyofaj (NIAID)
Bakteriyofaj (NIAID)
TT

Yapay zekanın ürettiği virüs insana enjekte edildi

Bakteriyofaj (NIAID)
Bakteriyofaj (NIAID)

Kaliforniya'daki bir yapay zeka araştırma laboratuvarı, yapay zeka tarafından özel olarak tasarlanmış bir virüsü ilk kez bir insan hastaya uyguladığını açıkladı. Bu gelişme, antibiyotiğe dirençli süper bakterilerle mücadelede ölçeklendirilebilecek bir çözüm sunabilir.

Yapay zeka laboratuvarı Radical Numerics tedaviyi salı günü duyurdu ancak işlemin, hakemli bir çalışma şeklinde bilimsel incelemeye tabi tutulması bekleniyor.

Doğrulanması halinde Omnii-1 adı verilen bu tedavi, yapay zekayla tasarlanmış bakteriyofajların (faj) bir insan hastaya uygulandığı ilk örnek olabilir.

Fajlar, bakterileri enfekte eden virüslerdir. Antibiyotiğe dirençli süper bakterilerin 2050'ye kadar yaklaşık 40 milyon kişinin ölümüne yol açacağı tahmin ediliyor.

Bakteriyel enfeksiyonlara yönelik mevcut faj tedavi yaklaşımlarında araştırmacılar, son derece kapsamlı çevresel faj koleksiyonlarında uzun uzun arama yaparak hastanın spesifik enfeksiyonuna uyan bir faj bulmaya çalışıyor.

Bu sürecin ilk adımında doktorlar, hastanın enfeksiyonuna neden olan bakteriden bir numune alıp bulaşıcı mikrobu öldüren fajları buluyor veya tasarlıyor.

İşin anahtarı, belirli bakteri suşlarını öldürebilecek olası fajların genetik özelliklerini anlamakta yatıyor.

Fajlar, virüsün önce hedef bakterinin yüzeyindeki belirli reseptör moleküllerine bağlandığı çok aşamalı bir süreçle bakterileri öldürüyor.

Ardından bakteriyel hücreye girip onu ele geçirerek kendilerini çoğaltıyor ve hücreyi parçalıyorlar.

Bir faj, yalnızca belirli bakteri suşlarını veya türlerini hedef aldığı için virüsün bakteriye ilk bağlanması son derece özgüldür. 

Bu özgüllük, geniş spektrumlu antibiyotiklerden etkilenmeye yatkın yararlı bağırsak mikroplarını koruyan faj terapisinin kritik bir avantajı.

Radical Numerics, yapay zeka destekli yaklaşımıyla hastanın ihtiyaçlarına uygun fajları talep üzerine hızla üreterek tedaviye başlanmasını hızlandırabileceğini iddia ediyor.

Radical Numerics blog yazısında, "Yapay zekayla tasarlanmış fajların dünyadaki ilk klinik kullanımında Omnii-1'in ürettiği tasarımlar, doktor gözetiminde yürütülen onaylanmış bir insani amaçlı ilaca erken erişim programı kapsamında antibiyotiğe dirençli bakteriyel enfeksiyonu olan bir hastaya uygulandı" diye yazıyor.

Bu dönüm noktası, yapay zeka destekli genom tasarımını kişiselleştirilmiş tedavilere dönüştürme yolunda atılan ilk adımlardan biri.

dfghjuk
Faj G'nin fotoğrafı (Kayla Lenz/Richard Allen White III/Eurekalert)

Girişim, yapay zeka modelinin çeşitli genom dizileri ve faj genomlarının yanı sıra daha önce ölçülmüş faj-konak etkileşimlerine ilişkin verilerle eğitildiğini iddia ediyor.

Bu bilgileri öğrenen yapay zeka, belirli tedavi gereksinimleri için aday fajları hem tanımlayabiliyor hem de tasarlayabiliyor.

Girişim, "Omnii-1'in tasarladığı faj varyantlarını sentezleyip farklı bakteri suşları üzerinde geri kazanım ve aktivite düzeylerini ölçüyoruz" ifadelerini kullanıyor.

Bir fajın canlılık derecesini gösteren ölçüt olan geri kazanım, yapay zekayla tasarlanan viral genomun laboratuvarda başarıyla canlanarak çoğalıp çoğalamayacağını anlamaya yarıyor.

Radical Numerics, "Bu deneyler, varyantlarımızın hedef konaklara karşı aktivitesini tanımlamaya yardımcı olurken, sonraki modelleme ve tasarım aşamalarına bilgi sağlıyor" diye açıklıyor.

Şirket, Omnii-1 tasarımlarının sentezlendiğini ve tıbbi seçenekleri neredeyse tükenmiş, antibiyotiğe dirençli bir enfeksiyonu olan bir hastaya uygulandığını belirtiyor.

Ancak hasta mahremiyetini gerekçe göstererek tedavinin klinik sonuçlarına ilişkin spesifik ayrıntıları açıklamadı.

Independent Türkçe


Yeni filminde hırsızı canlandıran yıldız, alıştırma için yankesicilik yapmış

John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'ta Harry rolünde (AP)
John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'ta Harry rolünde (AP)
TT

Yeni filminde hırsızı canlandıran yıldız, alıştırma için yankesicilik yapmış

John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'ta Harry rolünde (AP)
John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'ta Harry rolünde (AP)

John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'taki rolüne hazırlanmak için "birçok kişiye yankesicilik yaptığını" iddia ediyor.

Suç-gerilim filminde hırsız Harry Lehman'ı canlandıran 69 yaşındaki oyuncu, rol için el çabukluğu becerilerini geliştirmek amacıyla uzman Apollo Robbins'le çalıştı.

The New York Times'a konuşan Turturro, "Apollo Robbins konser piyanisti gibi. Ben hiçbir zaman onun gibi olamayacağım. Yani her seferinde kolumdaki saati alsa farkına bile varmam. Bana bozuk paralarla yapmam gereken egzersizler verdi ve birine nasıl çarpmam gerektiğini öğretti" dedi.

Turturro "çoğunlukla sette pratik yapmaya devam etti" ve filmin bazı oyuncularıyla ekip üyeleri, farkında olmadan onun hedefi haline geldi.

Aktör, "Birçok kişiye yankesicilik yaptım. Bazen beni yakalasalar da çoğu zaman farkına bile varmıyorlardı" diye itiraf etti.

Büyük Lebowski'nin (The Big Lebowski) yıldızı, geçen yaz kendini New York metrosunda bile pratik yaparken yakalamış. Ara sıra yolcuların açık çantalarına göz atıp elini cüzdan veya telefonlarına yaklaştırsa da bir şey almadan durmuş. 

Turturro "Gerçekten çok yaklaştım. Sadece bunun nasıl bir heyecan ve gerginlik yaratacağını hissetmek istedim" dedi. Bir film için alıştırma yaptığını öne sürmenin mahkemede ikna edici bir savunma olmayacağını söyleyerek espri yaptı.

Severance'ın oyuncusu şöyle konuştu: 

'Yani tutuklanmak istemem' diye düşündüm. Ne söyleyecektim ki? Araştırma yaptığımı mı?

Turturro hiç yankesicilik kurbanı olmamış ancak kendisi gibi oyuncu olan eşi Katherine Borowitz böyle bir olay yaşamış.

Oyuncu, "Birlikte sinemadan çıkıyorduk, biri onun dikkatini dağıttı ve çantasına elini attı" dedi. 

Yani benim dairem soyulmuştu ama o farklı bir durumdu. Küçük stüdyo dairemin penceresine klima takmıştım ve ertesi gün evim soyulmuştu.

Kayıp, başarısızlık ve beklenmedik sorumlulukların insana hayattaki en önemli şeyin ne olduğunu gösterebileceğini ele alan özgün hikayesiyle film, Turturro'nun dikkatini çekmiş.

Oyuncu şunları söyledi: 

O kadar çok senaryo okudum ki çoğu birbirinin tekrarı gibiydi. Ama bu senaryo, vay canına! Daha önce hiç kimsenin bakımını üstlenmemiş biri, artık hayatın anlamının bir başkasına bakmak ve onun sorumluluğunu üstlenmek olduğunu anlıyor. Hayatı değişiyor, dünyası değişiyor, mesleği değişiyor ve bu hikaye bende büyük yankı uyandırdı. İnsan belli bir yaşa gelince kaybın ne olduğunu, başarısızlığın ne olduğunu anlıyor.

Cuma günü ABD'deki belirli sinemalarda gösterime giren The Only Living Pickpocket in New York, hırsız Harry Lehman'ın engelli eşi Rosie'ye (Karina Arroyave) bakma mücadelesini anlatıyor. Ancak bir suç ailesine ait USB belleği çalıp sattıktan sonra Harry tehlikeyle karşı karşıya kalıyor.

Independent Türkçe


Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler

Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler
Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler
TT

Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler

Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler
Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler

Netflix'in yeni filminde Cliff Booth rolüne dönen Brad Pitt'in başı yine belaya giriyor.

Yayın devi, David Fincher'ın yakında izleyiciyle buluşacak filmi Cliff Booth'un Başına Gelen Diğer Talihsizlikler'den (The Further Mis-Adventures of Cliff Booth) yeni kareler paylaştı. 

Film, 25 Kasım'dan itibaren dünya genelindeki IMAX salonlarında iki hafta boyunca gösterilecek ve 23 Aralık'ta Netflix'te yayımlanacak. Türkiye'de ise sinemalara uğramadan doğrudan platformda izleyiciyle buluşacak.

Senaryosunu Quentin Tarantino'nun kaleme aldığı yapımın kadrosunda Elizabeth Debicki, Scott Caan, Carla Gugino, Yahya Abdul-Mateen II, Peter Weller, Matt Groove, JB Tadena, Corey Fogelmanis ve Karren Karagulian da yer alıyor.

Pitt, Tarantino'nun yazıp yönettiği 2019 yapımı Bir Zamanlar... Hollywood'da (Once Upon a Time in Hollywood) filmindeki dublör Cliff Booth rolüne geri dönüyor. İlk filmde başrolü Pitt'le paylaşan Leonardo DiCaprio, western yıldızı Rick Dalton'ı canlandırmıştı.

Yeni karelerden birinde Pitt, koruyucu gözlüklerle toprak pistte bir yarış otomobili kullanırken görülüyor. Diğer fotoğraflarda ise Debicki'yle bir barda sohbet ediyor ve Debicki, Caan ve Gugino'yla tenis kortunda bir araya geliyor.

İlk filmdeki olaylardan 8 yıl sonrasına, 1977'ye uzanan hikaye, artık bambaşka bir Hollywood'la karşı karşıya olan Booth'un bu değişime uyum sağlama çabasını anlatıyor.

Geçen ay yayımlanan fragmanda Booth, "Şöyle söyleyelim: Birini bıçakla öldürmenin nasıl bir şey olduğunu biliyorum" diyor.

Bir Zamanlar... Hollywood'da, dünya çapında 377 milyon dolar hasılat elde etmiş ve 10 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve iki ödül kazanmıştı. Pitt de filmdeki performansıyla oyunculuk dalındaki ilk Oscar'ını almıştı.

Beğeniyle anılmayı sürdüren film, yardımcı rollerde yer alan Mikey Madison, Austin Butler, Sydney Sweeney ve Margaret Qualley gibi isimlerin sinema kariyerlerine de ivme kazandırmıştı.

Tarantino, yöneteceği bir sonraki filmle kariyerini noktalamayı planladığını ve bu son projenin bir devam filmi olmasını istemediği için yönetmenliği üstlenmediğini açıklamıştı.

Geçen yıl Church of Tarantino podcast'inde konuşan yönetmen, şunları söylemişti:

Bu senaryoyu çok seviyorum ama yine daha önce geçtiğim yollardan geçiyorum. Bu da hevesimi biraz kaçırdı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Deadline, Church of Tarantino