Orhan Pamuk, Uzak Dağlar ve Hatıralar

Hayal dünyam çizimler ve kelimeler arasında gidip geliyor

Milano'da "Book City Festivali"
Milano'da "Book City Festivali"
TT

Orhan Pamuk, Uzak Dağlar ve Hatıralar

Milano'da "Book City Festivali"
Milano'da "Book City Festivali"

Yusuf Vakkas

Milano’da 12.si düzenlenen BookCity Milano (Kitap Şehri Festivali) başladı. Festival, yazarlar ve okuyucuların bir araya gelerek bu yılki teması olan ‘Rüya Zamanı’nı tartıştığı geniş kapsamlı bir etkinlik. Davetli sayısı oldukça fazla, önceki yıllarda olduğu gibi kent genelinde 300 noktada yaklaşık 3 bin 100 davetli halkla buluşacak. Milano Belediyesi ve ‘BookCity’ Derneği tarafından, Corriere della Sera Vakfı, Feltrinelli Yayınevi ve İtalyan Yayıncılar Birliği ile işbirliği içinde düzenlenen bu önemli kültürel etkinlik, edebiyat, bilim ve sanatta rüyaların dünyalarını ele alıyor. Ayrıca, son yıllarda insanlığın şahit olduğu vahşeti her türlü hayal gücünü aşan savaşlar, pandemi ve iklim değişikliği gibi gerçek kabuslara da değiniyor. En azından edebiyat açısından insanlığın geleceği yeniden düşünülmeye çalışılıyor. Bunu başarmak için, organizatör komite bu toplantıları halka açık ve özel kütüphaneler, müzeler, tiyatrolar, hapishaneler, hastaneler, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve üniversiteler arasında dağıttı.

Bu yılki davetli ünlüler arasında, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Türk yazar Orhan Pamuk da yer aldı. Pamuk, 15 Kasım Çarşamba günü Dal Verme Tiyatrosu'ndaki açılış gecesine katıldı ve Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala tarafından şehir mührü hediye edildi. Bu, Milano'da ve ardından bazı önemli İtalyan şehirlerinde tur kapsamındaki yeni kitabı Uzak Dağlar ve Hatıralar’ın tanıtımı için de bir fırsat oldu. Pamuk, bu kitapta, çoğunlukla çizimler ve yazılardan oluşan kişisel not defterlerinden bazı sayfaları ortaya koyuyor. Yazar tarafından binlerce sayfa arasından seçilen bölümler, evren ve Pamuk'un edebi eserleri arasında bir yolculuğa dönüşüyor. Günlük olayları, günlük yaşamda gördüklerini ve yaşadıklarını, kendisiyle ve henüz zihninde şekillenmemiş karakterleriyle sürekli diyalogunu kaydediyor.

Kitap yazarken, kelime kelime ilk adım her zaman zihnimde bir resim oluşturmak olur. Anlarım ki asıl görevim, bu resmi netleştirmek ve ona yoğunlaşmaktır. Orhan Pamuk

Resimden vazgeçiş

Bu seçimi, yani metni çizimlerle birlikte sunmayı, mimarlık öğrenimi görürken ve resim ve kaligrafi ile ilgilenirken yaptığı döneme dayandırıyor. 22 yaşında, sanatçı olma umutlarına son verdi ve ardından atölyesini kapattı, fırça ve boyaları bir kenara bıraktı ve yaratıcı enerjisini edebiyata aktarmayı seçti. Sanat sevgisi, kısmen ‘Öteki Renkler’ adlı kitabında toplanan eleştirel yazılarında ve ayrıca ‘Beyaz Kale’, ‘Benim Adım Kırmızı’, ‘Kara Kitap’ ve ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ gibi bazı eserlerinin ‘renkli’ başlıklarında da kendini gösteriyor. Bu romanlar, büyük ölçüde görsel bir doğaya sahip, geniş ve derin bir sanatsal tarih bilgisini ortaya koyar. Pamuk, romanlarında genellikle ayrıntılı tasvirler kullanır. Bu tasvirler, arka plan veya süsleme olarak değil, anlatısal yapılar için işlevseldir ve olay örgüsünü güçlü bir şekilde destekler. Yakın zamanda Corriere della Sera gazetesine verdiği bir röportajda “Kitap yazarken, kelime kelime ilk adım her zaman zihnimde bir resim oluşturmak olur. Anlarım ki asıl görevim, bu resmi netleştirmek ve ona yoğunlaşmaktır” ifadelerini kullandı.

fdsweg
Milan Giuseppe Sala ve yazar Orhan Pamuk, Milano'daki BookCity Festivali etkinliklerinde iken

Son yıllarda sanatsal pratiğin alanlarına doğrudan geri dönme arzusu duyan Pamuk, İstanbul'da ‘Masumiyet Müzesi’ni kurma fikrini, kısmen ‘İstanbul’ kitabının resimli baskısında topladığı otobiyografik çalışmalarında, ‘Balkanlar’ adlı ciltte ve 2007'den itibaren kendi imkânlarıyla yayınlamaya başladığı geleneksel yaklaşımla öne çıkan tablolarda yeniden gündeme getiriyor. Bu ay başında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Uzak Dağlar ve Hatıralar kitabının içeriğini anlamak için ancak bu arka planlara dönülebilir. Elbette bir günlük kitabı, ancak edebi eserlerin yaygın kategorileri arasında sınıflandırmak zordur. Her şeyden önce kelimelerin ve görsellerin birbiriyle temasa geçtiği, burada birleşip burada iç içe geçtiği, bu etkileşimler arasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkaran metin resimli bir çalışmadır. Çizim, görsel ve kavramsal olarak çevirisi kişiden kişiye farklılık gösteren bir anlam ve vizyon formüle etmek için kapsamlılıklarıyla birleşene kadar yazıya, yazı da çizime dönüşür. Belki de Roland Barthes bu bütünlüğün yapısal analizini formüle eden en iyi eleştirmenlerden biriydi: "Yazmayı (iletişimsel olan) çizimden (anlamsal olan) ayıran hiçbir şey yoktur, çünkü ikisi de aynı kumaştan yapılmıştır.”

Günlükler ve çizimler

Pamuk, on yıldan fazla bir süre boyunca her gün küçük defterler doldurdu. Süslü bir Bizans minyatüründe olduğu gibi elle çizilmiş ve işaretlerle dolu ikonların eşlik ettiği açıklamalar, seyahatler ve yerler arasında sürekli bir sıra halinde sayfalarda birbirini kovalayan heterojen vizyonlar: İtalya, Amerika, Hindistan ve İstanbul, Penelope'nin mili gibi, sonsuz deniz manzaralarıyla sürekli çözülüp yeniden örülüyor. Yazar, gece gündüz durmadan genişlemesini ve hareketini takip eder, camilerinin akıcılığını ve minarelerinin köşelerini kopyalar ve denizin iki bölüme ayırdığı ruhunu hissetmeye çalışır. Ancak, sadece güzelliğiyle değil, gürültüsüyle, kokularıyla, kozmopolit bir dünyayı mükemmel bir şekilde yansıtan dilleri ve lehçeleriyle de tek takıntısı olmaya devam ediyor. Sonra, bir gün dairesinin penceresinden veya uçağın penceresinden gördüğü birçok manzara, deniz ve arka planda dağlar, Türkiye'deki siyasi haberler ve gerilimler. Son olarak Masumiyet Müzesi'nin açık atölyesi ve her romanın ardındaki, yazarın laboratuvarının bazı yönlerini ortaya çıkaran gizli ritüeller…

Bu arşivden bir seçki (12 kitapçık), Eduardo Pepino küratörlüğünde, Fontanellato'daki Galerie del Laberinto ev sahipliğinde (18 Kasım - 17 Mart tarihleri ​​arasında) bir sergide sunulacak. Rüya gibi göçlerden ve hüzünlü anlardan yoksun değil, şimdiki zamanın bazı bölümlerini bir hafıza arşivinde korumaya yönelik değişken ve anlaşılması zor hipotezleri andıran bir girişim. Bu önermenin ötesine geçsek bile, bu not defterinin, zamanın şiirsel bir şekilde ele alındığı bir araç, sonsuzca yeniden şekillendirilebilen bir malzeme olarak izini sürmek mümkün.

Kelimelerin ve görsellerin birbiriyle temasa geçmesi, burada birleşip orada iç içe geçmesi, bu etkileşimler arasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkarıyor.

İçgüdüleri olan bir romancı

Pamuk, yukarıda bahsedilen röportajda şöyle diyor: "Ben bir romancıyım, ama kontrol edemediğim içgüdülerim var. Hayatımda öyle zamanlar oluyor ki, tek istediğim günlüklerime bir şeyler yazmak. Ama başka zamanlar da sadece çizmeye ihtiyacım var. Bir sayfa açıyorum ve elim çalışmaya başlıyor. Bazen biraz depresif hissediyorum ve renkleri ve çizimi kullanmak beni neşelendiriyor. İtiraf etmeliyim ki, içimde yazma ve çizme arzusu çok büyük. Ama bir fark var. Yazarken müzik dinleyemiyorum: odaklanıyorum, analiz ediyorum ve biraz acı çekiyorum. Ama çizerken mutlu hissediyorum. Üstelik o anlarda daha az mantıklı oluyorum, çünkü bedensel hareketlerime uyum sağlıyorum. Bu yüzden gerçekten Rönesans ve ifadeci sanatı seviyorum. Bana göre kavramsal sanat sanat değildir; inşa edilmiş ve iddialıdır. Beni ilgilendiren çizimin fiziksel boyutla ilgisi var. Bu kitaptaki materyalleri, zamansal olmayan bir kriter kullanarak düzenledim. Üstelik, genellikle daha önce yazılmış sayfalara müdahale etmeyi severim. Bugün on yıl önce yazılmış bir defter açabilir ve içinde çizim yapabilir ve başka hayaller ekleyebilirim. Bu tekniği, zaten dolu olan günlüklere yeni metinler eklemede usta olan ABD’li günlük yazarı Henry David Thoreau'dan öğrendim. Genellikle günlerimiz hakkında notlar alırız ve günlüklerimizi kapatır ve o sayfaya asla geri dönmeyiz. Ama ben sayfalarıma çizimler, ikonlar ve ilgili bağlamlarla geri dönüyorum."

czsvd
Milano'daki ‘BookCity Festivali’ etkinliklerinden

Arka planda, kişisel hayatı, romancı olarak ritüelleri, buluşmaları, yazıları, seyahatleri ve asla onu terk etmeyen İstanbul'u, kitaplarını tanıtmak için yaptığı uzun yolculuklar sırasındaki ruh hali raporları ve müzelere yaptığı yoğun ziyaretler hazır bulunur. Karşılaştığı en büyük zorluk, gerçek mekanı gizemli bir yer haline getirmek, yaşadığı dünyanın içinde saklı başka bir dünyanın varlığını akla getirmek ve görünen ile başka herhangi bir yer arasında var olan ilişkiyi sürekli aramaktı. Bu bağlamda şunları ekliyor: ‘Uzak Dağlar’ Çince'de bir tür manzara resmini tanımlayan bir ifadedir. Ama aynı zamanda hayallerinizdeki, gitmek istediğiniz ama daha önce hiç ziyaret etmediğiniz bir yeri çağrıştırdığı için romantik bir fikre de işaret eder. Gidebileceğiniz bir yer olduğu fikrini ima ediyor. Hacılar diğer tarafta ne olduğunu keşfetmek için uzaktaki dağa doğru yola çıkarlar. Kitap, diğer tarafta görüntülerin ve kelimelerin birleştiği bir cennetin olduğunu öne sürüyor. Bu, kitabımın dokunduğu noktadır. Ama daha fazla açıklamak istemiyorum."

Pamuk, kelimeleri eşlik eden muhteşem çizimlerle, olağanüstü sanatsal yeteneğini ortaya koyuyor. Bu tutkuyu bir kenara bıraktı ve edebiyatı tercih etti, ancak sonunda bu iki tutkuyu birleştirmeyi başardı.

Yazar, bu küçük kişisel defterlerin sayfalarına günlük hikayeleri emanet ediyor ve bunlara yaşamla ilgili en içten düşüncelerini dahil ediyor. Aynı zamanda, dünyanın muhteşem manzaralarıyla birlikte sunduğu duyguları ve hisleri de hatırlatıyor. Uykusuz bir gece, Masumiyet Müzesi'ni yaratmakla ilgili endişelere yenik düşen bir gece; Hindistan'da bir süre yaşamak, her zaman yeni sürprizler sunan ama aynı zamanda tanıdık olan İstanbul'da bir gezinti, ABD’de ders vermek, hatta İtalya'nın büyüsü... Sonra, Türkiye'den gelen bazı haberleri okumaktan duyduğu dehşet, siyasi gerilimler, tehditler, özgürce kendini ifade etme arzusu, bu seçimlerden sonra işlerin nasıl olacağına dair endişeler... Ancak aynı zamanda, denizde yüzmenin keyfi ve yazacağı hikayeler hakkındaki hayalleri, bir köşedeki pencereden uzak dağlara bakmanın mutluluğu, bir sanat eserinde, sonsuza kadar yaşamak istediği güzel bir rüyada…

sdfveg
Milano'daki ‘BookCity Festivali’ etkinliklerinden

Pamuk, kelimeleri eşlik eden muhteşem çizimlerle, olağanüstü sanatsal yeteneğini ortaya koyuyor. Bu tutkuyu bir kenara bıraktı ve edebiyatı tercih etti. Ancak sonunda hangisinin diğerine ilham kaynağı olduğunu bilmeden bu iki tutkuyu birleştirip bir arada yaşatmayı başardı.

Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Görüş ayrılıkları gündemdeydi: 78,5 milyon izlenmeye ulaşan diziye onay

Nobody Wants This'in üçüncü sezonu, Joanne ve Noah çiftinin aynı eve taşınıp ilişkilerini daha da derinleştirmesini konu alıyor (Netflix)
Nobody Wants This'in üçüncü sezonu, Joanne ve Noah çiftinin aynı eve taşınıp ilişkilerini daha da derinleştirmesini konu alıyor (Netflix)
TT

Görüş ayrılıkları gündemdeydi: 78,5 milyon izlenmeye ulaşan diziye onay

Nobody Wants This'in üçüncü sezonu, Joanne ve Noah çiftinin aynı eve taşınıp ilişkilerini daha da derinleştirmesini konu alıyor (Netflix)
Nobody Wants This'in üçüncü sezonu, Joanne ve Noah çiftinin aynı eve taşınıp ilişkilerini daha da derinleştirmesini konu alıyor (Netflix)

Netflix, romantik komedi dizisi Nobody Wants This'e 4. sezon onayı verdi.

Platform, cuma günkü açıklamasında yeni sezonun, Joanne (Kristen Bell) ve Noah'nın (Adam Brody) sahilde gizlice evlenmesinin sonuçlarını konu alacağını duyurdu.

Karar, üçüncü sezonun 22 Ekim'de yayımlanmasından iki haftayı biraz aşan bir süre sonra açıklandı.

2024'te yayımlanmaya başlayan Nobody Wants This, ilk sezonuyla büyük ilgi görmüş ve Netflix'in dünya genelinde en çok izlenen İngilizce diziler listesinde 8 hafta boyunca ilk 10'da kalmıştı. 2025'te yayımlanan ikinci sezon ise aynı listede 4 hafta yer almıştı.

Dizinin üç sezonu bugüne kadar toplam 78,5 milyon izlenmeye ulaştı. Netflix bu sayıyı, toplam izlenme süresini yapımın saat cinsinden toplam uzunluğuna bölerek hesaplıyor.

Dizinin sorumluluğunu birlikte üstlenen Erin Foster, Jenni Konner ve Bruce Eric Kaplan, ortak açıklamalarında şunları söyledi:

Televizyondaki en sevdiğimiz dizinin bir sezonunu daha yapacağımız için çok mutlu ve heyecanlıyız. Tesadüfe bakın ki dizinin başında da biz varız.

Netflix'in ABD komedi dizilerinden sorumlu başkan yardımcısı Tracey Pakosta da şöyle konuştu:

Büyük aşk hikayelerinin modası asla geçmez. Nobody Wants This de gerçek bir kültürel fenomene dönüştü. Bu harika yaratıcı ekip, izleyicisiyle birlikte gelişen bir dizi yarattı. Dünyanın dört bir yanındaki üyelerimiz de diziyi her sezon yeniden benimsedi. 4. sezon için bundan daha heyecanlı olamazdık.

Yeni sezon onayı, Brody'nin "özgür Filistin" çağrısının ardından dizi ekibinde görüş ayrılıklarının yaşandığı bir dönemde geldi. Yahudi olan 46 yaşındaki oyuncu, eylülde GQ'ya verdiği röportajda İsrail'i eleştirmişti.

Brody, Birleşmiş Milletler bünyesindeki bir soruşturma komisyonuyla aynı değerlendirmeyi paylaşarak, "Beni bunun bir soykırım olduğunu düşünenler arasında sayın. Özgür bir Filistin isteyenler arasında da sayın" demişti.

Dizinin yaratıcısı ve yapım sorumlularından Erin Foster ise Brody'nin görüşüne katılmadığını ancak "bunun sorun olmadığını" söylemişti.

Foster, Amanda Hirsch'ün sunduğu Not Skinny but Not Fat adlı podcast programının 27 Ekim tarihli bölümünde şunları belirtmişti:

Biliyorsunuz, karmaşık bir konu. Bence çalışma ortamımız, setimiz, dünyanın dört bir yanında insanların fikir alışverişinde bulunduğu, tartıştığı ve anlaşmazlık yaşadığı yemek sofralarına çok benziyor.

Dizide Noah'nın annesi Bina'yı canlandıran Tovah Feldshuh ise Brody'nin sözlerine daha sert tepki göstermişti. Kendisi de Yahudi olan oyuncu, New York Post'a şöyle konuşmuştu:

Yahudi halkını soykırımla suçlamak akıl almaz bir şey. Bu, doğrudan Hitler'in yöntemlerinden biri. Mağduru alıp fail haline getiriyorsunuz.

Feldshuh, daha sonra sosyal medyada yaptığı açıklamada görüş ayrılıklarının çalışma ortamına yansımayacağını vurgulamıştı. Oyuncu, 31 Ekim'deki Threads paylaşımında şunları yazmıştı:

Gerilim ARTMIYOR. Artan şey, derin görüş ayrılıkları. Lütfen ikisini birbirine karıştırmayın. Bunların hiçbiri sete taşınmayacak. Nobody Wants This'in çekimlerinden büyük keyif alıyorum ve 4. sezon için onay almayı umuyorum.

Erin Foster'ın yarattığı Nobody Wants This'in dizi sorumluluğunu Foster, Jenni Konner ve Bruce Eric Kaplan birlikte üstleniyor. Üçü de aynı zamanda yönetici yapımcı olarak görev yapıyor. 

Kristen Bell, Sara Foster, Nora Silver, Steven Levitan, Danielle Stokdyk, Jeff Morton ve 3 Arts adına Oly Obst da yönetici yapımcılar arasında yer alıyor.

20th Television'ın yapımcılığını üstlendiği dizinin çekimleri Los Angeles'ta gerçekleştiriliyor.

Independent Türkçe, Variety, Entertainment Weekly, New York Post, Not Skinny but Not Fat, New York Post, GQ


Stephen King uyarlaması kült korkunun devamı yolda

Sensiz Olmaz'la (High Fidelity) tanınan John Cusack, 1408'de perili olduğu iddia edilen yerlerin sahte olduğunu kanıtlamaya çalışan ve bu konuda kitaplar yazan şüpheci yazar Mike Enslin rolündeydi (Dimension Films)
Sensiz Olmaz'la (High Fidelity) tanınan John Cusack, 1408'de perili olduğu iddia edilen yerlerin sahte olduğunu kanıtlamaya çalışan ve bu konuda kitaplar yazan şüpheci yazar Mike Enslin rolündeydi (Dimension Films)
TT

Stephen King uyarlaması kült korkunun devamı yolda

Sensiz Olmaz'la (High Fidelity) tanınan John Cusack, 1408'de perili olduğu iddia edilen yerlerin sahte olduğunu kanıtlamaya çalışan ve bu konuda kitaplar yazan şüpheci yazar Mike Enslin rolündeydi (Dimension Films)
Sensiz Olmaz'la (High Fidelity) tanınan John Cusack, 1408'de perili olduğu iddia edilen yerlerin sahte olduğunu kanıtlamaya çalışan ve bu konuda kitaplar yazan şüpheci yazar Mike Enslin rolündeydi (Dimension Films)

John Cusack'ın başrolündeki 2007 yapımı doğaüstü korku filmi 1408'in devamı için hazırlıklar sürüyor. İlk film, Stephen King'in 1999 tarihli kısa öyküsünden uyarlanmıştı.

Variety'nin özel haberine göre John Cusack ve Samuel L. Jackson, ilk filmdeki rollerini yeniden canlandırmak için görüşmeler yürütüyor. Stranger Things'le tanınan Natalia Dyer ve Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) yıldızı Elijah Wood da kadroya katılacak.

Projeye yakın bir kaynağın aktardığına göre devam filminin başrolünü Dyer üstlenecek, Wood ise yardımcı bir rolde yer alacak. Cusack ve Jackson'ın canlandırdığı karakterler bu kez hikayede daha geri planda kalacak.

İlk filmi çeken İsveçli sinemacı Mikael Håfström, senaryosunu Mark Verheiden'la birlikte yazdığı devam filmini de yönetecek. Hikayenin ayrıntıları henüz açıklanmadı. Birden fazla sonu bulunan ilk filmin hangi finalinin devam hikayesine temel alınacağı da bilinmiyor.

1408, perili olduğu söylenen oteller hakkında yazacağı kitap için araştırma yapan Michael Enslin'in (Cusack) hikayesini anlatıyordu. Araştırdığı otellerin hiçbirinde gerçek bir doğaüstü olayla karşılaşmayan yazar, sonunda New York'taki Dolphin Oteli'nin 1408 numaralı odasına gidiyordu. Ancak bu kez hayaletlerin yarattığı tehdit gerçekti. Jackson ise otelin müdürünü canlandırıyordu.

MGM'nin dağıtımını üstlendiği film, 25 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında 132 milyon dolar hasılat elde etmişti. 

Eleştirmenlerden de son derece olumlu yorumlar alan yapım, zamanla kült filmler arasına girmişti.

60 yaşındaki Cusack, 2025'te People'a verdiği röportajda, devam filminde oynamaya sıcak baktığı tek yapımın 1408 olduğunu söylemişti:

Şanslıydım; devam filmlerinde oynamaya hiç heves etmedim ya da kimse benden bunu istemedi. Devamında yer almanın ilginç olabileceğini düşündüğüm bir film var: 1408. Çünkü... Biliyorsunuz, bence günümüzde filmlerin çoğu berbat.

Filmin yapımcılığını Lorenzo di Bonaventura, Richard Saperstein, Spyglass Media Group ve Frank Mayor üstleniyor. 

Bluestone Entertainment ve FilmNation Entertainment'ın birlikte finanse edeceği filmin, 2027'nin ilk çeyreğinde çekilmesi planlanıyor.

Independent Türkçe, Variety, Dark Horizons, Gizmodo, People


Disney'in yeni Kore dizisi üç günde rekor kırdı

The Remarried Empress, fantastik bir saray evreninde iktidar hırsı, ihanet ve tutkulu bir aşk üçgenini harmanlıyor (Disney/Hulu)
The Remarried Empress, fantastik bir saray evreninde iktidar hırsı, ihanet ve tutkulu bir aşk üçgenini harmanlıyor (Disney/Hulu)
TT

Disney'in yeni Kore dizisi üç günde rekor kırdı

The Remarried Empress, fantastik bir saray evreninde iktidar hırsı, ihanet ve tutkulu bir aşk üçgenini harmanlıyor (Disney/Hulu)
The Remarried Empress, fantastik bir saray evreninde iktidar hırsı, ihanet ve tutkulu bir aşk üçgenini harmanlıyor (Disney/Hulu)

Disney'in açıklamasına göre yeni Kore dizisi The Remarried Empress, ilk üç günlük izlenmesiyle Disney+ ve Hulu'nun dünya genelindeki yerel orijinal yapımları arasında açılış rekoru kırdı.

Shin Mina, Ju Jihoon, Lee Jongsuk ve Lee Seyoung'un başrollerini paylaştığı romantik dizi, 3 Kasım'da ilk 4 bölümüyle izleyici karşısına çıktı. 

Disney'in cuma günkü açıklamasına göre dizi, 50'den fazla pazarda şirketin Kore yapımları arasındaki açılış rekorunu da kırdı. Bu pazarlar arasında ABD, Birleşik Krallık, Fransa, İspanya, Almanya, Meksika, Şili, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada bulunuyor.

Disney, izlenme sayılarını paylaşmadı. Küresel açılış rekoru, dizinin yayımlandığı ilk üç gündeki izlenmelere dayanıyor.

The Remarried Empress, yerel orijinal yapımlar arasındaki açılış rekorunu Moving'den devraldı. 2023 yapımı süper kahraman draması Moving, Disney+ ve Hulu'nun en çok izlenen Kore yapımı orijinal dizisi olmuş, özellikle Güney Kore'de ve Asya genelinde güçlü bir izleyici kitlesine ulaşmıştı. The Remarried Empress'in Avrupa ve Amerika kıtalarında da açılış rekorları kırması, dizinin ilk günlerden itibaren daha geniş bir coğrafyada karşılık bulduğuna işaret ediyor.

Rakip imparatorlukların yer aldığı fantastik bir dünyada geçen dizi, İmparatoriçe Navier'nin (Shin Mina) hikayesini anlatıyor. Navier'nin İmparator Sovieshu'yla (Ju Jihoon) evliliği, eşinin kölelikten kaçan Rashta'ya (Lee Seyoung) aşık olmasıyla sarsılıyor. Navier, komşu krallığın veliaht prensi Heinrey'yle (Lee Jongsuk) evlenmesine izin verilmesi şartıyla boşanmayı kabul ediyor. Bu karar, aşk, onur ve imparatorluğu yönetme gücü etrafında şekillenen bir mücadeleyi başlatıyor.

Dizinin senaryo uyarlamasını Yeoh Geena ve Hyun Choongyeol üstlendi. Yönetmenliğini ise Still 17 ve Pinocchio'yla tanınan Cho Suwon yaptı.

The Remarried Empress, Disney markasıyla özdeşleşen saray ihtişamını ve masalsı dünyaları, Kore dizilerini küresel bir fenomene dönüştüren skandallarla, aşktaki beklenmedik gelişmelerle, gösterişli yapım tasarımıyla ve göz alıcı yıldızlarla buluşturuyor.

Dizi, yayına girmeden aylar önce merakla beklenmeye başlamış, Busan Uluslararası Film Festivali'ndeki ön gösterimlerinin biletleri de tükenmişti.

Disney'e göre fragman, ilk 48 saatte YouTube ve sosyal medyada toplam 13 milyon izlenmeye ulaştı. Diziye kaynaklık eden ve Naver'da yayımlanan dijital çizgi roman ise yaklaşık 3 milyar görüntülenmeye ulaşarak bu alandaki en popüler eserlerden biri oldu.

Disney, başlangıçta 4 Kasım olarak belirlenen yayın tarihini bir gün öne çekmişti. Şirket, hafta başında Seul'de düzenlenen basın toplantısında, yayın tarihini hayranlarına teşekkür etmek için öne çektiğini açıklamıştı.

İlk 4 bölümün ardından, 11 Kasım'dan itibaren her çarşamba iki yeni bölüm yayımlanacak. Dizinin finali ise 25 Kasım'da izleyiciyle buluşacak.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter