İnovasyon ve mahremiyet arasında: Yapay zeka, eğitimin gidişatını nasıl yeniden şekillendiriyor?

Yapay zeka eğitimde giderek daha belirgin bir rol oynarken, uzmanlar etik hususların önemini vurguluyor (Shutterstock)
Yapay zeka eğitimde giderek daha belirgin bir rol oynarken, uzmanlar etik hususların önemini vurguluyor (Shutterstock)
TT

İnovasyon ve mahremiyet arasında: Yapay zeka, eğitimin gidişatını nasıl yeniden şekillendiriyor?

Yapay zeka eğitimde giderek daha belirgin bir rol oynarken, uzmanlar etik hususların önemini vurguluyor (Shutterstock)
Yapay zeka eğitimde giderek daha belirgin bir rol oynarken, uzmanlar etik hususların önemini vurguluyor (Shutterstock)

Sürekli gelişen eğitim sektöründe oyunun kurallarını değiştiren bir teknolojik gelişme var: İsmi yapay zeka.

Modern eğitim yaklaşımlarının karmaşıklığı ele alınırken, yapay zeka eğitim yolculuğunu yeniden şekillendiriyor ve hem öğretmenler hem de öğrenciler için sayısız fırsat sunuyor.

İdari görevleri basitleştirmenin gücü

Yapay zekanın eğitimdeki dönüştürücü potansiyeli, idari görevleri basitleştirme becerisinde açıkça görülmektedir. Yapay zekanın eğitim platformlarına entegrasyonu, idari süreçlerde devrim yaratarak öğretmenleri zaman alan rutin işlerden kurtarmıştır. Not vermenin otomatikleştirilmesinden devam ve katılım takibinin iyileştirilmesine kadar, yapay zeka öğretmenlerin gerçekten önemli olan şeylere yeniden odaklanmasına olanak tanır.

Şarku’l Avsat'a röportaj veren PowerSchool Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Satışlar Genel Müdürü Robert Speed, yapay zekanın her teknoloji gibi geliştirilme şekli kadar faydalı olabileceğini belirtiyor. Speed, "Doğruluk, hassasiyet, erişim süresi, performans ve kaliteyi sağlamak için çıktıların ve yanıtların denetlenmesi ve izlenmesi gerekiyor. Eğitim, hızlı mühendislik, ince ayar ve artırılmış hatırlama üretimi (RAG) gibi teknikler, insan teknikleri de dahil olmak üzere doğruluğu sağlamak için uygulanmalıdır" diyor.

sdcver
Kişiselleştirme, büyük bir veri zenginliğinden yararlanması nedeniyle yapay zekanın eğitime en önemli katkılarından biridir (Shutterstock)

Kişiselleştirme, yapay zeka tabanlı sistemlerin notlar, öğrenme stilleri, test puanları ve hatta sosyal ve duygusal faktörler de dahil olmak üzere çok sayıda veriden yararlanarak bireysel ve kişiselleştirilmiş öğrencilere özel ders planları ve ödevler oluşturması nedeniyle yapay zekanın eğitime en derin katkılarından biridir. Speed, "Bu özel yaklaşım sadece öğrenme sonuçlarını iyileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda öğrenciler ve eğitim yolculukları arasında daha derin bir bağ kuruyor" dedi.

Tahmine dayalı analitik yoluyla erken müdahale

Eğitimde yapay zekanın temel taşlarından biri olan tahmine dayalı analitik, risk altındaki öğrencileri ilkokul gibi erken bir dönemde tespit etme olanağı sağlar. Bu erken müdahale, öğretmenlerin zamanında destek sağlamasına olanak tanıyarak sonuçta öğrenci başarısını artırır. Tahmine dayalı analitiğin tam etkisi hala araştırılıyor olsa da ilk geri bildirimler kaynak tahsisi ve öğrenci desteği açısından umut verici sonuçlar ortaya koyuyor.

dfrgth
Tahmine dayalı analitik, risk altındaki öğrencileri ilkokul sınıfları gibi erken bir dönemde belirleme olanağı sunar (Shutterstock)

Robert Speed, “Tahmine dayalı analitik, risk altındaki eğilimlerin ilkokul gibi erken bir dönemde belirlenmesine yardımcı olabilir ancak örnek olarak anaokulundan sekizinci sınıfa kadarki öngörüler en çok sonuç veren öngörülerdir. Beşinci sınıftaki davranışsal katılımı tahmin etmeye yardımcı olmak için üçüncü sınıftaki okuma başarısı ve diğer benzeri öngörülere ihtiyaç vardır" açıklamasında bulundu.

Sanal öğretim

Yapay zeka tabanlı sanal öğretim asistanları, eğitim teknolojisinde büyük bir sıçramayı temsil ediyor. Bu dijital yoldaşlar sürekli olarak yeni bilgilere, kullanıcı ihtiyaçlarına ve öğretim yöntemlerine uyum sağlamaktadır. Eğitmenler bu asistanları belirli öğretim stillerine, dil tercihlerine ve kurs içeriğine uyacak şekilde özelleştirerek genel öğrenme deneyimini geliştirebilir.

cdfvrg
Şeffaflık, adalet ve açıklanabilirlik, eğitimde yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında yol gösterici ilkelerdir (Shutterstock)

Robert Speed, yapay zekaya dayanan araçların ‘sürekli öğrenmeye ihtiyaç duyduğunu’ düşünüyor ve ‘yapay zekanın hatalarından ve mevcut yeni bilgilerden öğrenebilmesi için insan tepkilerinin çok önemli olduğunu’ belirtiyor.

Etik hususlar

Yapay zeka eğitimde giderek daha belirgin bir rol oynadıkça, etik hususlar da ön plana çıkmaktadır. Teknolojinin, gizliliklerinden veya refahlarından ödün vermeden tüm öğrencilere fayda sağlaması için yapay zekanın sorumlu kullanımı esastır. Şeffaflık, adalet ve açıklanabilirlik, eğitimde yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında yol gösterici ilkelerdir.

xs
Uzmanlar, yapay zekanın eğitimdeki dönüştürücü potansiyelinin, idari görevleri basitleştirme becerisinde yattığına inanıyor (Shutterstock)

Robert Speed, "Eğitim kurumlarının yapay zekanın potansiyelini etik ve sorumlu bir şekilde kullanabilmelerini sağlamak ve tüm öğrenciler için güvenli, kapsamlı ve etkili bir eğitim ortamını teşvik etmek önemlidir" dedi. PowerSchool'un ‘eğitim sistemindeki mevcut önyargıları güçlendirmeyi amaçlayan yapay zekayı kullanmayacağını veya korunaklı bir sınıfta öğrenciler için öğrenme fırsatlarını azaltmayı amaçlayan yapay zekayı kullanmayacağını’ da açıkladı.

Eğitimin geleceği

Yapay zekanın eğitimdeki dönüştürücü gücü tek bir platform veya sağlayıcıyla sınırlı değil. Bunun yerine, öğrenmeye yaklaşımımızda bir paradigma değişikliğini temsil ediyor. Öğretmenler ve öğrenciler, yapay zekanın potansiyelinden faydalanarak eğitimin daha kişiselleştirilmiş, verimli ve kapsayıcı olduğu bir geleceğin habercisi olabilir. Bu dönüştürücü teknolojileri benimsemeye devam ettikçe, eğitim potansiyeli sınırsız olacak ve her öğrencinin potansiyelinin tam olarak gerçekleştirilebileceği bir gelecek vaat edecektir.



Bilim insanları diş kaybıyla hafıza gerilemesi arasındaki ilişkiye ışık tuttu

Diş ve beyin arasındaki sinyallerin bozulması hafızayı etkiliyor olabilir (Unsplash)
Diş ve beyin arasındaki sinyallerin bozulması hafızayı etkiliyor olabilir (Unsplash)
TT

Bilim insanları diş kaybıyla hafıza gerilemesi arasındaki ilişkiye ışık tuttu

Diş ve beyin arasındaki sinyallerin bozulması hafızayı etkiliyor olabilir (Unsplash)
Diş ve beyin arasındaki sinyallerin bozulması hafızayı etkiliyor olabilir (Unsplash)

Bilim insanları, diş kaybının beslenmeden bağımsız olarak hafızayı olumsuz etkileyebileceğini buldu.

Ağız sağlığı ve bilişsel beceriler arasındaki ilişki uzun zamandır incelenen bir konu. Ancak araştırmacılar bu bağlantının arkasındaki mekanizmayı tam olarak bilmiyordu.

Hiroşima Üniversitesi'nden Rie Hatakeyama "Diş kaybı yaşlanan popülasyonlarda yaygın görülse de bunun doğrudan nörolojik etkisi belirsizliğini koruyordu" diyor.

Hatakeyama ve ekibi bu nedenle, tek başına diş kaybının etkilerini anlamak üzere bir çalışma yürüttü.

Bulguları hakemli dergi Archives of Oral Biology'de yayımlanan çalışmada yaşlı farelerden oluşan grubun yarısının üst azı dişleri çekildi.

Ardından her gruptaki farelerin yarısı normal, diğer yarısı düşük proteinli diyetle beslendi.

6 ayın ardından fareler davranış testlerine tabi tutuldu ve beyin dokuları analiz edildi. 

Davranış testindeki sonuçlara göre dişleri çekilen fareler hafıza görevlerinde daha kötü performans gösterdi. 

Dahası, dişlerini kaybeden farelerin hafıza gerilemesi, aynı şekilde beslendikleri kontrol gruplarına kıyasla çok daha kötüydü.

 Beyin dokusu analizleri de davranış deneyinin bulgularını destekledi.

Diş kaybı, hipokampusun hafıza oluşumu ve depolanması için hayati önem taşıyan bölgelerinde iltihaplanmaya ve hücre ölümüne neden oldu.

Buna karşılık düşük proteinli diyetin etkileri, örüntü tamamlamada rol oynayan bölgeyle sınırlı kaldı.

Bilim insanları sonuçlara dayanarak bilişsel gerilemenin protein alımından değil, diş kaybından kaynaklandığını belirtiyor.

Olası açıklamalardan biri, dişlerin trigeminal sinir yoluyla beyne bağlanmasına dikkat çekiyor. Çiğneme eylemi bu sinir aracılığıyla, dikkat, öğrenme ve hafızayı yöneten beyin bölgelerine bilgi gönderiyor. 

Diş kaybı da farelerde bu sinyalleri bozarak beyin aktivitesini etkiliyor olabilir.

Bulgular henüz insanlarda doğrulanmadığı için diş kaybının demansla ilişkisi hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değil.

Ancak araştırmacılar yine de kişinin dişlerine iyi bakmasının, yaşlandığında daha iyi bir bilişsel sağlığa sahip olmasına yardım edebileceğini söylüyor.

Hatakeyama şu ifadeleri kullanıyor: 

Nihai hedefimiz, protetik diş tedavisi yoluyla çiğneme yeteneğinin korunmasının veya geri kazanılmasının, yaşlılarda bilişsel gerilemeyi önlemeye veya geciktirmeye yardımcı olabileceğini insanlarda kanıtlamak.

Independent Türkçe, Study Finds, MedicalXpress, Archives of Oral Biology


Binlerce yıllık bulgular, insanların kurtlarla ilişkisine ışık tuttu

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Binlerce yıllık bulgular, insanların kurtlarla ilişkisine ışık tuttu

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir araştırmaya göre bir Baltık adasında bulunan tarih öncesi kurt kalıntıları, köpeklerin tamamen ortaya çıkmasından binlerce yıl önce insanların kurtlara bakım sağladığına işaret ediyor.

Arkeologlar 3 bin ila 5 bin yıl öncesine ait kalıntıları, İsveç'in Stora Karlsö adasındaki Stora Förvar mağarasında buldu. Stockholm Üniversitesi'nden araştırmacılar mağaranın, Taş ve Bronz Devri'nde fok avcıları ve balıkçılar tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığına dair izler taşıdığını söylüyor.

Sadece 2,5 kilometrekare büyüklüğündeki adada yerli kara memelilerin yaşadığına dair hiçbir kanıt yok. Araştırmacılar bu izolasyon nedeniyle kurtların büyük olasılıkla gemilerle, insanlar tarafından adaya götürüldüğünü düşünüyor.

Diğer evcil hayvanlardan önce ortaya çıkan köpekler ilk kez Kaba Taş Devri'nde kurtlardan türedi. Ancak evcilleştirmenin nerede ve kaç sefer gerçekleştiği belirsizliğini korumaya devam ediyor.

Önde gelen teorilerden biri, kurtların yavaş yavaş insanların yakınında yaşamaya adapte olduğunu öne sürerken, bir diğeriyse insanların kurt yavrularını çok erken yaşlardan itibaren elleriyle beslediğini savunuyor. Evcilleştirmenin en erken aşamalarına ait köpek kalıntıları henüz tespit edilemedi.

İsveç adasında kurtlarla insanların birlikte yaşadığını gösteren yeni kanıtlar, bu hayvanların tarih öncesi dönemde evcilleştirilmiş olabileceğine işaret ediyor.

Mağarada bulunan iki kemiğin DNA analizi, hayvanların köpek değil kurt olduğunu doğrularken, bazı özellikleri de bu kurtların insanlarla yakın temas kurduğunu gösteriyor.

Kurtlardan biri, muhtemelen avlanmasını zorlaştıracak bir uzuv yaralanmasıyla hayatta kalmış gibi görünüyor ve bu durum kendisiyle ilgilenildiği sinyalini veriyor.

Hakemli dergi PNAS'te yayımlanan çalışmanın yazarlarından, Aberdeen Üniversitesi'nden Linus Girdland-Flink, "Bu kurtların ücra bir adada keşfedilmesi hiç beklenmeyen bir durum" diyor.

Bu kurtlar yalnızca diğer Avrasya kurtlarından ayırt edilemeyen bir soya sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda yalnızca tekneyle ulaşılabilen bir yerde insanlarla birlikte yaşıyor, onların yiyeceklerini yiyor gibi görünüyorlar.

Görsel kaldırıldı.
İsveç'in Stora Karlsö adasındaki Stora Förvar mağarasının manzarası (Stockholm Üniversitesi)

Fosillere dayanarak kurtların evcilleştirilip evcilleştirilmediği, esaret altında tutulup tutulmadığı veya başka bir şekilde idare edilip edilmediği belirlenemese de bulgular, insanlarla kurtlar arasındaki ilişkinin bir zamanlar sanılandan çok daha çeşitli olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları mağaradaki insanlarla kurtlar arasındaki etkileşimlerin yakın bir işbirliği içerdiğini ve erken dönem evcilleştirme deneylerinin doğrudan modern köpekleri ortaya çıkarmadığını ima ettiğini söylüyor.

Doğu Anglia Üniversitesi'nden çalışmanın bir diğer yazarı Anders Bergström şöyle diyor:

Bu kurtların doğal nedenlerle düşük genetik çeşitliliğe sahip olduğu ihtimalini eleyemeyiz ancak bu durum, insanların kurtlarla daha önce düşünmediğimiz şekillerde etkileşime girdiğini ve onları idare ettiğini gösteriyor.

Francis Crick Enstitüsü'nden makalenin ortak yazarı Pontus Skoglund da "Bu, belirli ortamlarda insanların yerleşim yerlerinde kurtları tutabildiği ve bunun yararını gördüğü olasılığını ortaya koyan düşündürücü bir vaka" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe


Ünlü oyuncu sevilen komedide yıllar sonra kamera karşısında

45 yaşındaki Jason Segel (sağda), Shrinking'de Indiana Jones efsanesi Harrison Ford'la (solda) birlikte rol almaktan duyduğu mutluluğu her fırsatta dile getiriyor (Apple TV)
45 yaşındaki Jason Segel (sağda), Shrinking'de Indiana Jones efsanesi Harrison Ford'la (solda) birlikte rol almaktan duyduğu mutluluğu her fırsatta dile getiriyor (Apple TV)
TT

Ünlü oyuncu sevilen komedide yıllar sonra kamera karşısında

45 yaşındaki Jason Segel (sağda), Shrinking'de Indiana Jones efsanesi Harrison Ford'la (solda) birlikte rol almaktan duyduğu mutluluğu her fırsatta dile getiriyor (Apple TV)
45 yaşındaki Jason Segel (sağda), Shrinking'de Indiana Jones efsanesi Harrison Ford'la (solda) birlikte rol almaktan duyduğu mutluluğu her fırsatta dile getiriyor (Apple TV)

Michael J. Fox, Shrinking'le yıllar sonra yeniden kamera karşısına geçti.

Apple TV, Jason Segel ve Harrison Ford'un başrollerini paylaştığı Shrinking'in üçüncü sezon fragmanını yayımladı. Tanıtımda Fox, bir bekleme salonunda Ford'un hayat verdiği Dr. Paul Rhoades'la karşılaşıyor.

Fox, Paul'a "Ne için geldin?" diye soruyor. Paul da "Parkinson. Ya sen?" diye yanıt verince Fox şaka yapıyor: 

Sadece saç kestirmeye.

Ardından ikili kahkahalara boğuluyor.

Paul, ilk sezondan beri Parkinson hastası. Ancak hastalığıyla yüzleşmesi gerektiğini anlayana kadar bunu saklamaya çalışmıştı.

Dizi, Fox'un 2020'de emekli olmasından bu yana canlı çekim bir yapımda kamera önündeki ilk görünümü. 

Fox, 2024'te Entertainment Tonight'a yaptığı açıklamada, "Bana bir rol teklif edilirse ve bunu yapıp iyi vakit geçirirsem, harika. Kendi gerçekliğimi, zorluklarımı içine katabileceğim bir şey çıkarsa ve bunu nasıl yapacağımı çözebilirsem oyunculuğu yaparım" demişti.

Fox, Disney'in geçen ay gösterime giren rekortmen animasyon filmi Zootropolis 2'de (Zootopia 2) ise seslendirme yapmıştı.

Geleceğe Dönüş (Back to the Future) yıldızının, Apple TV'nin komedi ve dram türlerini harmanlayan dizisine konuk olacağı mayısta duyurulmuştu.

Shrinking, Segel'ın canlandırdığı yas içindeki terapist Jimmy'yi takip ediyor. Jimmy, danışanlarına aklından geçenleri olduğu gibi söyleyerek ve mesleki etik kuralları görmezden gelerek sınırları aşmaya başlıyor. Bunun sonucunda hem başkalarının hem de kendi hayatında değişimlere yol açıyor.

Shrinking'in üçüncü sezonu, ilk bölümüyle 28 Ocak'ta Apple TV'de başlayacak. Dizi, 8 Nisan 2026'ya kadar haftalık bölümlerle sürecek.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Hollywood Reporter, Entertainment Tonight