Avustralya'da bir genç, köpek balığı saldırısı sonucu öldü

Avustralya'nın Güney Avustralya eyaletinde, köpek balığının saldırdığı bir genç hayatını kaybetti

(AA)
(AA)
TT

Avustralya'da bir genç, köpek balığı saldırısı sonucu öldü

(AA)
(AA)

ABC News'ün haberine göre eyalet polisi, Yorke Yarımadası'ndaki Ethel Sahili yakınlarında bir kişinin "ağır yaralandığına" ilişkin ihbar aldı.

İhbarın ardından bölgeye giden polisler, denizden cansız bedeni çıkarılan gencin köpek balığı saldırısına uğradığını tespit etti.

Bölge sakinleri, son dönemde okyanusta çok sayıda köpek balığı gördüklerini ve bu durumdan endişe duyduklarını belirtti.

Ethel Sahili, turistler ve sörfçüler tarafından yaygın tercih edilen Dhilba Guuranda-Innes Ulusal Parkı'nda bulunuyor.



Cannes fatihi bu kez Venedik'i büyüledi: 8,5 dakikalık alkış tufanı

Squid Game'deki "Front Man" rolüyle tanınan 55 yaşındaki Lee Byung-hun, 2000 yapımı Birleşik Güvenlik Bölgesi'nde de Park Chan-wook'la birlikte çalışmıştı (CJ Entertainment)
Squid Game'deki "Front Man" rolüyle tanınan 55 yaşındaki Lee Byung-hun, 2000 yapımı Birleşik Güvenlik Bölgesi'nde de Park Chan-wook'la birlikte çalışmıştı (CJ Entertainment)
TT

Cannes fatihi bu kez Venedik'i büyüledi: 8,5 dakikalık alkış tufanı

Squid Game'deki "Front Man" rolüyle tanınan 55 yaşındaki Lee Byung-hun, 2000 yapımı Birleşik Güvenlik Bölgesi'nde de Park Chan-wook'la birlikte çalışmıştı (CJ Entertainment)
Squid Game'deki "Front Man" rolüyle tanınan 55 yaşındaki Lee Byung-hun, 2000 yapımı Birleşik Güvenlik Bölgesi'nde de Park Chan-wook'la birlikte çalışmıştı (CJ Entertainment)

Güney Koreli usta yönetmen Park Chan-wook'un ilk kez Venedik Film Festivali'nin yarışmasına katıldığı filmi No Other Choice (Eojjeolsuga eobsda), cuma gecesi yapılan dünya prömiyerinin ardından 8,5 dakika boyunca ayakta alkışlandı.

İhtiyar Delikanlı (Oldeuboi), Hizmetçi (Ah-ga-ssi) ve Ayrılma Kararı (Heojil kyolshim) filmleriyle tanınan yönetmenin 12. uzun metrajı, Donald Westlake'in 1997 tarihli romanı The Ax'ten uyarlandı. Film, 25 yılını adadığı kağıt fabrikasındaki işinden aniden çıkarılan bir adamın giderek çaresizleşen iş arayışını konu alıyor. 

Gösterimde seyirciler filme büyük bir coşkuyla karşılık verdi. Özellikle Netflix'in rekortmen dizisi Squid Game'le dünya çapında üne kavuşan Lee Byung-hun'a tezahüratlar yükseldi. Gösterimin ardından Park Chan-wook, alkışlar eşliğinde oyuncularını tek tek kucakladı ve salonu selamladı. Alkışların ardından seyirciler dağılmaya başlasa da birinin 'Bravo!' diye bağırması salonda kısa süreli yeni bir alkış dalgası başlattı.

"Korkuyu hepimiz içimizde yaşıyoruz"

Festivalin resmi basın toplantısında Park, No Other Choice için uygun bütçeyi bulmasının yıllar aldığını belirterek, filmin temalarının güncelliğini koruduğunu vurguladı:

Hepimiz işsizlik ve güvencesizlik korkusunu içimizde taşıyoruz. Bu film üzerinde çalışmayı 20 yıl sürdürdüm çünkü kime anlatsam 'Bu çok güncel bir hikaye' diyordu. Bu da bana, er ya da geç çekileceğine dair güven verdi.

Deadline'dan Damon Wise, filmi "müthiş bir eğlence ve sürprizlerle dolu" sözleriyle övdü. Wise, Lee Byung-hun'u ise "Mads Mikkelsen ve Buster Keaton'ın anarşik bir birleşimi gibi" diye nitelendirdi.

Cannes'da tarih yazmıştı

Park Chan-wook, 2022'de Ayrılma Kararı'yla Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanmıştı. Cannes'ın yarışma bölümünden 4 kez davet edilen yönetmen, Büyük Jüri, Jüri ve En İyi Yönetmen ödüllerinin tamamını kazanarak bu başarıyı elde eden ilk Koreli yönetmen olmuştu.

No Other Choice, 17 Eylül'de Busan Film Festivali'nin açılışını yapacak. Yapım, Güney Kore'de 24 Eylül'de vizyona girecek ve ekimde New York Film Festivali'nde de gösterilecek. Filmin Türkiye'deki vizyon tarihi ise şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, Variety, Deadline


1939'dan sonra doğanlara kötü haber

Yaşlı bir kişi Paris kaldırımlarında bastonla yürüyor (AFP)
Yaşlı bir kişi Paris kaldırımlarında bastonla yürüyor (AFP)
TT

1939'dan sonra doğanlara kötü haber

Yaşlı bir kişi Paris kaldırımlarında bastonla yürüyor (AFP)
Yaşlı bir kişi Paris kaldırımlarında bastonla yürüyor (AFP)

Yeni bir araştırmaya göre, yaşam süresine dair 20. yüzyılın ilk yarısında elde edilen kazanımlar son on yıllarda önemli ölçüde yavaşladı.

PNAS adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırma makalesi, İnsan Ölümleri Veri Tabanı (Human Mortality Database/HMD) ve 6 farklı ölüm tahmini yönteminden elde edilen verileri kullanarak, yüksek gelirli ve düşük ölüm oranlarına sahip 23 ülkenin beklenen yaşam süresi eğilimlerini analiz etti ve 1939 sonrasında doğan hiçbir neslin ortalama 100 yıl yaşamasının muhtemel görülmediği sonucuna vardı.

ABD'deki Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Héctor Pifarré i Arolas, ortak yazarlarından olduğu çalışma hakkında "20. yüzyılın ilk yarısında benzersiz bir şekilde ulaştığımız yaşam beklentisi artışı, yakın gelecekte tekrar erişebileceğimiz bir fenomen gibi görünmüyor" dedi:

İnsan ömrünü önemli ölçüde uzatan herhangi bir atılım yokken, yetişkinlerin hayatta kalma oranındaki artış tahminlerimizin iki katına çıksa bile, beklenen yaşam süresi 20. yüzyılın başlarında görülen hızlı artışlara yine de erişemiyor.

1900-1938'de her yeni nesilde ortalama yaşam süresi yaklaşık 5,5 ay arttı.

1900'de yüksek gelirli bir ülkede doğan bir kişinin ortalama yaşam süresi 62'yken sadece 38 yıl sonra doğan biri için 80 yıla çıkıyordu.

Artış, 1939-2000'de doğan sonraki nesillerde yaklaşık üç aya kadar yavaşladı.

Araştırma makalesinin bir diğer yazarı olan, Max Planck Nüfus Araştırmaları Enstitüsü'nden José Andrade, "1980 doğumluların ortalama 100 yaşına kadar yaşayamayacağını ve çalışmamızdaki grupların hiçbirinin ortalama olarak bu kilometre taşına ulaşamayacağını tahmin ediyoruz" ifadesini kullandı:

Bu büyük ölçüde, geçmişte yaşam süresinde görülen hızlı artışların çok genç yaşlarda hayatta kalmaya dair kayda değer gelişmelerden kaynaklanmasına dayanıyor.

Yüksek gelirli ülkelerde yaşam kalitesinin artması ve tıbbi gelişmeler nedeniyle 20. yüzyılın başında düşen bebek ölüm oranları, beklenen yaşam süresinde hızlı bir artışa yol açmıştı.

Günümüzde bebek ve çocuk ölüm oranları o kadar düşük ki, daha büyük yaş gruplarında görülmesi beklenen gelişmeler, uzun ömre dair önceki kazanımların hızını sürdürmeye yetmiyor.

Araştırmacılar, "Tahminlerimiz aşırı kötümser olsa bile aksi yöndeki olasılık düşük" dedi.

Bilim insanları bu bulguların; sağlık sistemlerinin, emeklilik planlamalarının ve sosyal politikalarının ihtiyaçlarını sezmesi için devletlere kritik önem taşıyan bilgiler sunmasını umuyor.

Independent Türkçe


Madeleine McCann soruşturması: Tek şüpheli serbest kalmak üzere

Madeleine McCann, Mayıs 2007'de kaybolmuştu (Reuters)
Madeleine McCann, Mayıs 2007'de kaybolmuştu (Reuters)
TT

Madeleine McCann soruşturması: Tek şüpheli serbest kalmak üzere

Madeleine McCann, Mayıs 2007'de kaybolmuştu (Reuters)
Madeleine McCann, Mayıs 2007'de kaybolmuştu (Reuters)

Alman savcılar, Madeleine McCann’in kaybolmasıyla ilgili baş şüphelinin birkaç hafta içinde serbest bırakılacağını doğruladı.

48 yaşındaki Christian Brückner, 2005'te 72 yaşındaki Amerikalı bir turiste Portekiz'de tecavüz etmekten aldığı cezayı Almanya'nın kuzeyinde çekiyor. Madeleine'in kaybolmasını soruşturan başsavcı Hans Christian Wolters'a göre Brückner en geç 17 Eylül'de serbest bırakılacak.

BBC'ye konuşan Wolters, savcılar Brückner'i tehlikeli bulsa da mevcut yasal durumun Brückner’in derhal serbest bırakılmasını gerektirdiğini söyledi.

Madeleine'in ortadan kaybolmasıyla ilişkisi olmadığını savunan Brückner'e, bu olayla ilgili dava açılmadı.

O zamanlar üç yaşında olan çocuk, 3 Mayıs 2007'de ailesinin Algarve'ye bağlı Praia da Luz'daki yazlık dairesinden kaybolmuştu. Kate McCann, Madeleine'in yerel saatle 22.00 sularında kayıp olduğunu fark edene kadar, ebeveynleri yakınlardaki arkadaşlarıyla yemek yerken çocuklarını da akşam boyunca kontrol ediyordu.

Dava, Avrupa'daki en yüksek profilli kayıp kişi soruşturmalarından biri haline geldi. Alman savcılar, Madeleine kaybolduğu sırada Brückner'in bölgede olduğuna dair kanıtları olduğunu söylüyor.

Wolters, Brückner için "O sadece bir numaralı şüphelimiz değil, tek şüphelimiz" diyor:

Başkası yok. Madeleine McCann'in kaybolmasından ve ölümünden kendisinin sorumlu olduğunu gösteren, [Brückner] aleyhinde kanıtlarımız var. Son 5 yılda [onu] temize çıkaracak hiçbir şey bulamadık. Soruşturmayı güçlendiren kanıtlar bulduk. Ancak bizim görüşümüze göre bunlar, mahkumiyet ihtimalini kuvvetlendirecek kadar güçlü değil ve bu yüzden şimdiye kadar ona dava açmadık ya da tutuklama emri için başvurmadık.

Hukuk sistemleri arasındaki farklılıklardan dolayı, Alman makamları Brückner'e dair cinayet şüphesi taşırken Britanya polisi bu dosyayı kayıp kişi soruşturması şeklinde yürütmeye devam ediyor.

Brückner'in 2020'de şüpheli olarak tespit edilmesinden beri Almanya'nın çabalarına öncülük eden Wolters, bir uzman değerlendirmesine göre onun toplum için bir tehlike olmayı sürdürdüğünü söyledi. "[Brückner'in] daha fazla suç işlemesini beklemelisiniz" dedi.

Savcılar şimdi, serbest bırakılmasının ardından Brückner’e elektronik kelepçe takılmasının da aralarında olduğu bazı kısıtlamalar getirilmesini istiyor. Bu koşullar, özel bir mahkeme duruşmasında kararlaştırılacak.

Uzun yıllar boyunca Algarve'de yaşayan Brückner, çocuğun cinsel istismarından 1994 ve 2016'da hüküm giymiş bir cinsel saldırı suçlusu. 2000-2017'de Praia da Luz bölgesinde olduğu biliniyor ve müfettişler cep telefonu verilerini ve bir otomobil satışını Madeleine McCann soruşturmasıyla ilişkilendirdi.

Independent Türkçe