Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli: Kötülüğe kim arka çıkar?

Mağdur ifadeleri ihlallerin boyutuna dair şok edici bir tablo çiziyor

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
TT

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli: Kötülüğe kim arka çıkar?

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli

Areej Jamal

Netflix'in Jeffrey Epstein'ı konu alan belgesel dizisi ‘Filthy Rich’ veya ‘Korkunç Zengin’, 2020 yılında yayınlandı. Öfke dolu kızarmış bir yüz ve ürkütücü buz gibi bir bakışla başlayan dizi, Amerikalı milyoner Jeffrey Epstein'ın soruşturmalarıyla açılan kapıları aralayan belgesel, 2019 yılında hapishanede ölümünden bir yıl sonra gösterime girmişti. Dizi, bugün yeniden ‘trend’ listesinin başında yer alıyor. İzleyiciler şu anda dünya medyasında sıkça adı geçen bir adamın hikayesini bilmek istiyor. Çünkü ismi sıkça medyada anılan bu adamın çevresindekilerin ve ‘Little St. James’ adasını ziyaret edenlerin isimlerini içeren bir liste sızdırıldı. Bazıları tarafından ‘Şeytan Adası’ olarak nitelendirilen bu ada, olayın arka planını daha fazla aydınlatmaya yönelik bir ilgi uyandırdı. Listede ünlülerin, aktörlerin, politikacıların isimlerini ve hatta ünlü bilim adamı Stephen Hawking'i de buluyoruz.

Bu dava, ölüme kafa tutuş gibi görünüyor. Epstein daha önce de yargılanmış, ancak temsilcileriyle anlaşma yaparak adaletten kaçmış ve geniş ilişki ağından faydalanarak normal (veya muhtemelen anormal) yaşamına devam etmişti. Dizideki bölümlerin ilk sahneleri, yasal sorumluluğa tabi tutulmasından duyduğu öfkenin yanı sıra (ki bu, psikoloji uzmanının tanımına göre narsistik kişiliği tarafından şiddetle reddedilmiştir), susma kararlılığını, soruşturmacılara karşı meydan okumasını ve yenilmez olduğuna olan güvenini gösteriyor. En utanç verici sorulara kadar örneğin, "Bay Epstein, reşit olmayan kızlarda sizi çeken ne?" ve "Çocukken cinsel istismara uğradınız mı?” gibi sorular, kötü niyetli bir gülümseme ve neredeyse sıkıcı bir tekrarla karşılanıyor. Bu sorulara "Sorunuza cevap vermek isterdim, ancak… haklarımı kullanmak istiyorum” ifadeleriyle bir cevap veriyor. Gözlüklerinin ucundan elindeki kâğıdı okuyor ve adeta hukuk öğrencilerine ders veriyormuş gibi davranıyor. En provokatif sorular karşısında bile alaycılıkla cevap verip, kibrini sergiliyor ve "Şaka mı bu?" diyor.

Dört bölümden oluşan belgesel, neler olabileceğine dair bir resim çizmeye çalışıyor. Sanatçıların kamerayla girilmeyen mahkeme salonlarında yaptığı çizimlere benzer ancak çok daha az spesifik bir görüntü. Hikâye hala eksik, fakat bu, yalnızca Epstein'ın ahtapot arzularının cephaneliğinde belirli roller oynayan ve sürekli değişen küçük kurbanların bakış açılarından kaynaklanmıyor, aynı zamanda gerçekten nelerin olduğunu ve nasıl olduğunu bize söyleme yeteneğine sahip diğer birçok tarafın ve en önemlisi de Jeffrey Epstein'ın kendisinin, sessiz kalmayı tercih etmesinden kaynaklanıyor.

Avcılar genellikle avlarını seçme konusunda iyidirler. Eğer avcı büyük bir servete sahipse, hedefi genellikle maddi olarak zayıf olacaktır. Eğer ün ve etki sahibiyse, hedefi genellikle güçsüz olacaktır

Belgesel, sarayının duvarlarını süsleyen bazı tablolarıyla tanınan bir ressam olan sanatçı Maria Farmer ile başlıyor. Ünlü milyoner, arkadaşı ve suç ortağı, işbirlikçisi Ghislaine Maxwell ile birlikte Farmer’ın eserlerine yöneliyor, çünkü resimlerde çıplak kızlar çekici pozlarda görünüyor. Maria, o zamanlar küçük kız kardeşi Annie'yi model olarak kullanmıştı. Ancak kendisinin, sanatının ve hatta kız kardeşinin doyumsuz bir canavara sunulduğunu bilmiyordu. Ghislaine, Maria ile sanat sergisinde tanışmış ve hemen onu maddi olanaklar, ün ve iş sunabilecek güçlü çiftin bir parçası olması konusunda cezbetmişti. Ancak, verilen sözler sonunda hiçbir şekilde yerine getirilmedi.

Peki, kayıt neden Maria Farmer'la başlıyor? Her ne kadar ilk kurbanı olmasa da ona karşı cinsel taciz suçlamasıyla ilgili ilk başvuruda bulunan Farmer'di. Bu olay, 1990’lı yıllarda Epstein gençlik ve gücün zirvesindeyken ve etrafında hiçbir şüphe belirtisi yokken gerçekleşti. Başlangıçta iş sayfası için bir makale yazmayı planlayan Gazeteci Vicky Ward, iyi bir suç soruşturması yapma konusunda genellikle etkili olan bir ağ aracılığıyla Maria'nın hikayesine ulaştı. Zengin çift, ressamı ve sanatsal geleceğini tehdit etmekle kalmadı, aynı zamanda ‘Vanity Fair’ gazetesinin editörüyle bir anlaşma yaparak dosyanın tamamen kapatılmasını sağladı.

rth
Prens Andrew, kurbanlardan biri ve Ghislaine Maxwell ile poz verirken

Bundan sonra tanıklıklar, istismar sırasında hâlâ ergenlik çağında olan genç kadınlardan, yasalara göre reşit olmayanlara ve hayata göre çocuklara kadar çeşitleniyor. Evet, çeşitleniyor ancak korkutucu bir şekilde birleşiyorlar. Epstein, Ghislaine'in yardımıyla ve bazen onun da katılımıyla aynı mazereti kullandı. Sadece bir masaj, fiyatı onları bir şekilde Epstein'ın saraylarının dışındaki sefaletten kurtarabilirdi. Avcılar genellikle avlarını seçme konusunda iyidirler. Eğer avcı büyük bir servete sahipse, hedefi genellikle maddi olarak zayıf olacaktır. Eğer ün ve etki sahibiyse, hedefi genellikle ebeveyni olmayan, ailesi parçalanmış bir güçsüz olacaktır. Epstein, açıkça tehdit olmaksızın, ancak bir şok yaratma niyetiyle (Epstein, herhangi bir kıza gerçekte masaj seansında ne olacağını söylemedi, hatta daha büyük kızlarla ilişkilerinde bile şiddet ve tecavüz, sabit stratejilerle), istediğini elde ediyordu. Dahası, daha fazla kurban çekmek için travma geçiren kurbanları, Ghislaine ile birlikte işe alacak ve daha sonra başka erkeklere aynı hizmeti sunmaya zorlayacaktı. Bu senaryo Maria tarafından anlatılmış, küçük kız kardeşi ve diğer kızlar tarafından da yaşanmıştır. Tecavüzcülerin (Ghislaine'in, bazı kızların ifadelerine göre, bazen sahneye yardım ettiği için) garip psikolojik ve sözlü manipülasyonu, kızları karmaşık bir girdabın içine sokuyordu, bu durumda doğru ile yanlışı ayırt etmek zordu, bu nedenle Maria Farmer'ın tanıklığı iki kat önem taşıyor.

En kötüsü, başkalarının suç ortaklığı ve sessizliği olmaya devam ediyor ve bu, yakın zamanda yayınlanan isim listesi tarafından bir şekilde ortaya çıkıyor.

Kadife topluluk anlaşmaları

Kurbanlardan birinin kayıtta söylediği gibi Epstein davasında korkutucu olan ‘köleler ve cariyeler’ ağını oluşturmasını kolaylaştıran manipülasyon, sömürü ve hatta işe alma yetenekleri değil, en kötüsü, başkalarının suç ortaklığı ve sessizliği olmaya devam ediyor olması. Son zamanlarda yayınlanan isim listesi de bunu bir şekilde ortaya koyuyor. Meselenin iki yönü var: Birincisi, mağdurların ve faille birlikte çalışan bazı kişilerin ifadelerine göre listede adı geçenlerin tamamının yoksul kızlara yönelik cinsel suçlarda ortak olmadığı doğrudur; çünkü mağdurların ifadelerine göre bazıları yalnızca Epstein adasını ziyaret ederken görüldü. Örneğin, eski Başkan Bill Clinton, aleyhinde pek çok ifadenin bulunduğu Prens Andrew'un aksine, aykırı durumlarda görülmedi. Peki, Epstein'ın küçüklere olan eğilimi en azından kendi çevresinde biliniyorken bu insanlar neden onun çevresinde kalmayı kabul ettiler?

sdcefvgr
Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Ghislaine Maxwell ile çekilmiş eski bir fotoğrafı.

 Eski ABD Başkanı Donald Trump, Epstein hakkında bir basın açıklamasında şunları söylüyor: "Epstein harika bir adam! Güzel kızlarla aşkı paylaşıyoruz, sadece o, her zaman gençleri tercih ediyor." Epstein'ın adanın dışındaki malikanesinde bulunan komşuları olan biteni biliyorlardı ve şikayetlerde bulunmaya çalıştılar ama sonuç alamadılar. Epstein'ın ateşinin yakınında kalma konusundaki bu ısrarın olası bir açıklaması, ona yakın olanların onun davranışı hakkında sorgulanabileceklerini veya Epstein'ın sorgulanabileceğini hiç düşünmemiş olmaları olabilir. Öte yandan milyonerin araştırma merkezlerine, üniversitelere ve hatta polise yaptığı cömert bağışlar, sessizlik ve saygı satın almanın etkili bir yolu olmaya devam etti.

ergb
Jeffrey Epstein Amerikalı avukat Alan Dershowitz ile birlikte

Suskunluk ve suç ortaklığı sorununun ikinci kısmı öncelikle bir fikir olarak adaletle ilgilidir. Fransız yazar Hélène Devynck, SEUIL Yayınları tarafından 2022 yılında yayımlanan İmpunité adlı kitabında adalet anlayışını ele alarak, kör gözlü ve terazi taşıyan nazik bir kadın şeklinde özdeşleştirdiğimiz mutlak değeri çözümler. Ancak, gerçek dünyada bu değer, devletin memurları, dedektifleri ve hakimleri gibi bir grup memur şeklinde kendini gösterir. Resmi görevlerini duyarsızlık ve soğukkanlılıkla yerine getirirler, aynı zamanda kişisel inançları ve çıkarları da olan devlet görevlileri her zaman mağdurların safında olmayabilirler. Ancak, ilk soruşturmacıların davada mağdurlarla birlikte hareket ettiği, Epstein'a karşı gerçekleri kanıtlama ve onu sorgulama, hatta gözaltına alma girişimlerinin bir şekilde boşa çıktığı kaydediliyor. Bunun nedeni, o zamanki FBI müdürü gibi adalet sistemindeki önemli isimlerin Epstein'la gizli anlaşmayı tercih etmesi ve ona karşı verilen yasal kararın hafifletilmesi için bir anlaşmaya varılmasıydı. Hatta bu savcı, kızların yaptıklarını tuhaf ve anlaşılmaz bir manipülasyonla kendi rızalarıyla yaptıklarını bile söyledi. Reşit olmayan kişi hukuki kavramı, bu gibi durumlarda reddetme veya rıza gösterme hakkına sahip olmayan kişidir.

Şöhret, nüfuz ve gizem

Dava ile ilgi belgelerde Epstein'ın serbest kalmasını ve böylece daha fazla kurbana yol açabilmesini öngören anlaşmanın ayrıntılarına detaylı bir şekilde yer verilmiş olabilir. Öte yandan Epstein'ın kişiliğine nüfuz edemedi. Bunun nedeni çalışmadaki bir kusur ya da onu yapanların ihmali değil, yalnızca Epstein'ın sessizliği ve gizemidir. Epstein'in sessizliği, kurbanlardan alınan bir çifte intikam gibi görünüyor ve bu nedenle bu mağdurlar, Epstein'in 2019'da hücresinde intihar ettiği haberine sevinmediler, çünkü bu sefer gerçekten mahkûm olmuştu. Bir mağdur şöyle diyor: "Bu davada söylenmesi gereken çok şey olduğunu hissettim ama bunların çoğu her zaman gizli kalacak gibi görünüyor." Bu narsist avcı hakkında bildiğimiz tek şey onun şüpheli servet biriktirme yolları, başlangıçta zengin olmadığı, işverenlerini manipüle ettiği, dolandırıcılığı ve hassas işler bulabilmek için üniversite mezunu olduğunu iddia etmesi ve her seferinde yaptıklarının yanına kalmasıdır.

Little St James adıyla anılan ve insanların Little St Jefes dediği bu korkunç hikâye, Michael Jackson'ın ‘Neverland’ hikayesini hatırlatıyor. 2019'da HBO ağı, önemli bir belgesel olan ‘Leaving Neverland’ı yayınladı. Bu belgesel, dünyanın en ünlü şarkıcısı olmasa da dünyanın en ünlü şarkıcılarından biri olan Michael Jackson tarafından henüz çocukken cinsel istismar ve sömürü mağduru olduğunu iddia edenlerin ifadelerini içeriyor. Birçoğu, henüz yedinci yaşını tamamlamamışken saldırılara maruz kaldıklarını söylüyor.

Mee Too’ hareketinin küresel etkisi, sonunda, politika yapıcılar üzerinde Epstein'a yönelik soruşturmanın yeniden açılması yönünde baskı yapılmasına yol açtı

Her iki durumda da ‘ada’ fikri, adanın sahibinin ünü, gücü ve zenginliğiyle ilişkilidir. Diğer yandan, kurbanların kırılganlığı, korkusu, acizliği ve daha da önemlisi avcının onlara zayıflatma ve kendini koruma amacıyla dayattığı tecrit. Michael Jackson, çarpık aşk anlayışını ve eşsiz şarkıcılığıyla tarihte eşine az rastlanan bir başarıyı, cinsel istismarı örtbas etmek için kullanırken, Epstein saldırgan davranışlarını, kızlara yardım ve maddi destek sağlama amacıyla ailelerinin onları terk ettiği durumlarla karıştırmış gibi görünüyor.

zxscdvr
Jeffrey Epstein'ın kurbanlarından biri Sarah

Michael Jackson'ın kurbanları veya Epstein'ın kurbanlarıyla ilgili olarak, ‘adalet’ kavramı tam anlamıyla gerçekleşmedi. İki adam da gizemli koşullarda öldü. Epstein'ın kardeşi, intiharına şüpheyle yaklaştı ve olayı inceleyen adli tıp uzmanı, intihar olasılığını dışladı. Diğer yandan Jeffrey, ölümünden sadece iki gün önce kurbanlarından intikam almak için tüm servetini kardeşine bağışladı, böylece kurbanlarını ölümünden sonra, iğrenç eylemleri nedeniyle tazminat alma olanağından son kez mahrum bıraktı.

Mee Too ve alternatif adalet

Jeffrey Epstein, intihar etmiş ya da öldürülmüş olsa da (belgesel bize Epstein'ın, yakın arkadaşlarına ve iktidardaki kişilere karşı kanıtları nasıl koruduğunu gösteriyor), biz hapishanesinde acı çeken bir şekilde öldüğünü hayal ediyoruz. Epstein, hesap gününün asla gelmeyeceğini düşünüyordu, hayatta olan kurbanlarına da bunu düşündürtmüştü. Kurbanların trajedisini, saldırının ötesine uzanan bir trajediyi bize yaşatan bu duyarlı belgesel çalışmasını, yönetmeni Lisa Bryant liderliğindeki ekibine borçluyuz. Bir tanesi ağlayarak şöyle diyor: "Jeffrey ile tanışmadan önce bir çiçek gibiydim." Bizim açımızdan bu bir arada yaşama (adalet umudu) fikrinin en önemli kısmı olmasa da önemli bir parçası gibi görünüyor. Çünkü avcılar nüfuzlarını ve paralarını kurbanların hikayelerinin insanların kulağına ulaşmasını engellemek için harcıyor.

2017 yılının Ekim ayında başlayan ‘Me Too’ etiketiyle kadınların taciz ve tecavüz hikayelerini paylaşma hareketi olmasaydı, Jeffrey Epstein'in kıyameti kopmayabilirdi. O tarihe kadar otorite tarafından Epstein ile yapılan anlaşma, onun normal hayatına devam etmesine olanak tanıyordu ve geçerliliğini koruyordu. Ancak, dünya çapında etkisiyle tanınan bu hareket veya bu tür hareketler, sonunda karar vericileri baskı altına alarak Epstein ve işbirlikçisi Ghislaine Maxwell'in soruşturulmasını yeniden gündeme getirdi. Bu kez, bu hareketlere destek veren medyanın etkisiyle, yeni güç merkezlerine eğilim gösteren kamuoyu, soruşturmanın yeniden açılmasını sağladı. ABD Başkanı Trump, eski Federal Soruşturma Bürosu başkanını soruşturmaya yönlendirdi.  Önceki dönemlerde harika bir adam olarak değerlendirdiği Epstein'i reddederek hakkında şunları söyledi: "Jeffrey Epstein ile on beş yıldan fazla bir süredir arkadaş değiliz. Tartıştık ve ilişkimiz sona erdi.”

Bugün, Epstein Adası'nı ziyaret eden ünlülerin yeni sızdırmaları ile davanın yakın bir zamanda sona ermesini beklemiyoruz. Belki de önümüzdeki günlerde maalesef hala korunan başka kötü niyetli kişilerin haberleriyle karşılaşabiliriz.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İki Michelin yıldızlı restoran temizlikten sınıfta kaldı

Ynyshir, Galler'de iki Michelin yıldızına sahip tek restoran (Unsplash)
Ynyshir, Galler'de iki Michelin yıldızına sahip tek restoran (Unsplash)
TT

İki Michelin yıldızlı restoran temizlikten sınıfta kaldı

Ynyshir, Galler'de iki Michelin yıldızına sahip tek restoran (Unsplash)
Ynyshir, Galler'de iki Michelin yıldızına sahip tek restoran (Unsplash)

Birleşik Krallık'ta (BK) iki Michelin yıldızlı restoran, hijyen denetiminde 5 üzerinden 1 yıldız aldı.

Ynyshir'de prestijli Michelin rehberinin "gerçekten eşsiz" diye tanımladığı 5 saatlik restoran deneyiminin fiyatı 468 sterlinden (yaklaşık 27 bin TL) başlıyor.

Ancak 30 çeşitlik tadım menüsü sunan tesis bu kez yemek kalitesiyle değil, BK devletine bağlı Gıda Standartları Ajansı'nın (FSA) hijyen denetimi nedeniyle gündem oldu.

FSA'nın yerel yetkililerle işbirliği içinde yürüttüğü Gıda Hijyeni Derecelendirme programı, tüketicilere "gıdaları nereden satın alacakları ve nerede yiyecekleri konusunda daha bilinçli seçimler yapma" imkanı sunmayı amaçlıyor.

Program, işletmeleri sıfırdan 5'e kadar derecelendiriyor.

FSA müfettişlerinin 5 Kasım'da tesiste yaptığı incelemelerde restorana 5 üzerinden 1 yıldız verildi.

Gıda güvenliğinde "önemli iyileştirmeler" yapılması gerektiğini belirten müfettişler, bina ve tesisin genel temizliğinin de çok yetersiz kaldığını vurguladı.

Konuklarına geceleyebilecekleri odalar da sunan Ynyshir, 2022 ve 2023'te Britanya'nın en iyi restoranı seçilmişti.

BK'deki en iyi restoran ödüllerini veren National Restaurant Awards'ın internet sitesinde, kendi DJ'i de olan Ynyshir'in "Asya esintili yemeklerden oluşan bir tadım menüsü ve hareketli bir atmosfer sunduğu" belirtiliyor.

BBC'nin irtibata geçtiği restoranın sahibi ve baş şefi Gareth Ward, FSA'nın puanlaması nedeniyle "utanacak bir şeyinin olmadığını" söyledi.

"Dünyanın dört bir yanından en iyi malzemeleri satın alıyoruz ve bunların çoğunu çiğ olarak servis ediyorum" diyen şefe göre denetçilerin sorunlu gördüğü konulardan biri Ynyshir'de çiğ malzeme kullanılmasıydı:

Japonya'dan saşimi kalitesinde balık satın alıyorum, onlar da ‘Su kalitesini bilmiyoruz, saşimi kalitesinde olduğunu nasıl bilebiliriz?' diye sorguluyor. Ancak bunlar saşimi kalitesinde. Bu ürünler dünyanın her yerinde çiğ olarak yeniyor ve sırf bizim kurallarımız onların kurallarına uymadığı için bunu sorguluyorlar.

Independent Türkçe, CNN, BBC


Marvel yıldızı sinyali verdi: Yeni Barbenheimer geliyor

Demir Adam'ın yıldızı Robert Downey Jr.'ın Doomsday'in kötü karakteri Doctor Doom'u canlandıracağı bu temmuzda açıklanmıştı (AFP)
Demir Adam'ın yıldızı Robert Downey Jr.'ın Doomsday'in kötü karakteri Doctor Doom'u canlandıracağı bu temmuzda açıklanmıştı (AFP)
TT

Marvel yıldızı sinyali verdi: Yeni Barbenheimer geliyor

Demir Adam'ın yıldızı Robert Downey Jr.'ın Doomsday'in kötü karakteri Doctor Doom'u canlandıracağı bu temmuzda açıklanmıştı (AFP)
Demir Adam'ın yıldızı Robert Downey Jr.'ın Doomsday'in kötü karakteri Doctor Doom'u canlandıracağı bu temmuzda açıklanmıştı (AFP)

Robert Downey Jr. ve Timothée Chalamet, 2023'te Barbenheimer'ın gösterdiği büyük başarıyı, 2026'da "Dunesday"le tekrarlamaya çalışıyor.

Downey Jr., merakla beklenen Avengers: Doomsday'de kötü karakter Doctor Doom'u canlandırırken, Chalamet de Denis Villeneuve'ün Dune serisinin üçüncü filminde Paul Atreides rolüne geri dönüyor. Her iki filmin de bu yıl 18 Aralık'ta vizyona girmesi planlanıyor ve bu, yılın en büyük sinema rekabetlerinden biri ya da nadir görülen bir çifte vizyon fenomeni olabilir.

Chalamet'nin filmi Muhteşem Marty'nin (Marty Supreme) özel gösterimi için çarşamba günü Los Angeles'ta oyuncuyla birlikte sahneye çıkan Downey Jr., iki filmin ortak vizyon tarihinden benzer bir gişe başarısına ulaşma ihtimaline işaret etti.

Downey Jr., "İkimizin de 18 Aralık'ta vizyona girecek filmleri var ve bunu bir slogan haline getirmeye karar verdik... 'Dunesday' diye düşünüyoruz" dedi.

O zaman hâlâ arkadaş olup olmayacağımızı göreceğiz.

frgtuı
Timothee Chalamet, Muhteşem Marty'deki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre kazandı (AFP)

Barbenheimer diye bilinen olayda Greta Gerwig'in Barbie ve Christopher Nolan'ın Oppenheimer filmlerinin Temmuz 2023'te aynı anda vizyona girmesi sayesinde, izleyiciler potansiyel bir gişe rekabetini kültürel bir etkinliğe dönüştürmüş, pek çok kişi iki filmi arka arkaya izlemeyi tercih etmişti.

Her iki film de küresel gişede beklentileri aşmış, Barbie dünya çapında 1,4 milyar dolardan fazla hasılat elde ederken, Oppenheimer ise 1 milyar dolara yaklaşmıştı.

O zamandan beri aynı gün veya yakın zamanlarda vizyona giren diğer filmler bu ivmeyi yeniden yaratmaya çalışsa da hiçbiri Barbenheimer'ın kapsamına veya etkisine ulaşamadı.

Jon M. Chu'nun sinemaya uyarladığı Wicked ve Ridley Scott'ın yönetmeni olduğu Gladyatör'ün (Gladiator) devam filminin aynı anda gösterime girmesiyle internet dünyası geçen yıl "Glicked" adı altında bu büyüyü yeniden yaratmaya çalışmıştı. Ancak gişe rakamları kesinlikle küçümsenecek gibi olmasa da Barbenheimer'ın 244 milyon dolarlık rekor açılışını yakalayamadılar.

Demir Adam'ın (Iron Man) yıldızı Robert Downey Jr.'ın, Avengers: Endgame'le MSE'den (Marvel Sinematik Evreni) ayrılmasından 7 yıl sonra geri dönerek Doomsday'in kötü karakteri Doctor Doom'u canlandıracağı bu temmuzda açıklanmıştı. Kalabalık oyuncu kadrosundaki Chris Evans (Steve Rogers/Kaptan Amerika), Chris Hemsworth (Thor), Anthony Mackie (Falcon/Kaptan Amerika), Sebastian Stan (Bucky Barnes), Tom Hiddleston (Loki) ve Letitia Wright (Black Panther'dan Shuri) gibi birçok yıldız da geri dönüyor.

Avengers: Doomsday; Ian McKellen, Patrick Stewart, James Marsden ve Rebecca Romijn gibi birçok X-Men yıldızını da geri getirecek.

Zendaya'nın Chani rolünü yeniden canlandıracağı Dune: Part Three'de Josh Brolin, Florence Pugh, Rebecca Ferguson ve Anya Taylor-Joy da geri dönüyor. İlk Dune'da rol alan ancak ikincide olmayan Jason Momoa, Duncan Idaho rolünü Part Three'de yeniden canlandıracağını doğrulamıştı.

World of Reel'a göre Zendaya'nın "kapsamlı, birden çok yerde aylarca sürecek çekimler" için kısa süre önce gittiği Budapeşte'de çekimler başladı.

Avengers: Doomsday ve Dune: Part Three, 18 Aralık 2026'da sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe


Yeni Lara Croft tartışma yarattı

İlk olarak 1996'da piyasaya sürülen Tomb Raider'ın 2026 ve 2027'de iki oyununun daha çıkması planlanıyor (Nerdtropolis)
İlk olarak 1996'da piyasaya sürülen Tomb Raider'ın 2026 ve 2027'de iki oyununun daha çıkması planlanıyor (Nerdtropolis)
TT

Yeni Lara Croft tartışma yarattı

İlk olarak 1996'da piyasaya sürülen Tomb Raider'ın 2026 ve 2027'de iki oyununun daha çıkması planlanıyor (Nerdtropolis)
İlk olarak 1996'da piyasaya sürülen Tomb Raider'ın 2026 ve 2027'de iki oyununun daha çıkması planlanıyor (Nerdtropolis)

Amazon'a bağlı Prime Video, Tomb Raider'ın merakla beklenen dizi uyarlamasından ilk görseli paylaştı.

Game of Thrones'la tanınan Sophie Turner'ın Lara Croft rolündeki hali büyük ilgi çekti. 

Sosyal medyada yapılan yorumlarda pek çok kişi, Turner'ın bu role cuk oturduğunu söyledi. 

Diğer yandan Turner'ın, Angelina Jolie'nin yerini dolduramayacağını savunanlar da oldu. 

Bu rolde pek beğenilmeyen Alicia Vikander'ı hatırlatanlardan bazıları, onun dahi Turner'dan iyi olduğunu öne sürdü. 

Mayıs 2024'te yeşil ışık verilen video oyunu uyarlaması şu anda prodüksiyon aşamasında.

Daha önce HBO Max yapımı The Staircase'le de izleyici karşısına çıkan Turner, Angelina Jolie ve Alicia Vikander'dan sonra maceracı arkeoloğu ete kemiğe büründüren üçüncü isim olacak.

Kadroda Turner dışında Martin Bobb-Semple, Sigourney Weaver, Jason Isaacs, Martin Bobb-Semple ve Jack Bannon gibi ünlü oyuncular var.

Fleabag'in ödüllü yıldızı Phoebe Waller-Bridge dizinin yazarlığını ve yürütücü yapımcılığını üstleniyor. 

Waller-Bridge'in Tomb Raider hayranı olduğu uzun süredir biliniyor. Projenin geliştirilmesine 2023'ün ilk aylarında başlanmıştı.

40 yaşındaki yıldız senarist eylülde başrolü açıklarken şu ifadeleri kullanmıştı: 

Sophie Turner'ı Lara rolünde duyurabildiğim için çok heyecanlıyım. Böylesine büyük ölçekli bir projeyi, çocukken hayranı olduğumuz bir karakterle hayata geçirmek çok nadir karşılaşılabilecek bir fırsat. Tüm ekip Lara'ya tutkuyla bağlı; onun kadar cesur, çılgın ve eğlenceli. Hazır olun, Croft geliyor.

frgty6u
15 yıl önce Sansa Stark rolüyle Games of Thrones'ta ilk kez yer alan Britanyalı, artık 29 yaşında (Jay Maidment/Prime)

Sophie Turner ise duygularını şu sözlerle dile getirmişti:

Lara Croft'u oynayacak olmaktan tarif edilemez bir mutluluk duyuyorum. O, pek çok kişi için çok şey ifade eden ikonik bir karakter ve ben de elimden gelenin en iyisini vereceğim. Angelina ve Alicia'nın güçlü performanslarının ardından bu rolü üstlenmek büyük bir sorumluluk. Ama Phoebe'nin önderliğinde, hem biz hem Lara çok emin ellerdeyiz. Seyircilerin neler hazırladığımızı görmesi için sabırsızlanıyorum.

Independent Türkçe, Deadline, Variety