Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli: Kötülüğe kim arka çıkar?

Mağdur ifadeleri ihlallerin boyutuna dair şok edici bir tablo çiziyor

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
TT

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli: Kötülüğe kim arka çıkar?

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli

Areej Jamal

Netflix'in Jeffrey Epstein'ı konu alan belgesel dizisi ‘Filthy Rich’ veya ‘Korkunç Zengin’, 2020 yılında yayınlandı. Öfke dolu kızarmış bir yüz ve ürkütücü buz gibi bir bakışla başlayan dizi, Amerikalı milyoner Jeffrey Epstein'ın soruşturmalarıyla açılan kapıları aralayan belgesel, 2019 yılında hapishanede ölümünden bir yıl sonra gösterime girmişti. Dizi, bugün yeniden ‘trend’ listesinin başında yer alıyor. İzleyiciler şu anda dünya medyasında sıkça adı geçen bir adamın hikayesini bilmek istiyor. Çünkü ismi sıkça medyada anılan bu adamın çevresindekilerin ve ‘Little St. James’ adasını ziyaret edenlerin isimlerini içeren bir liste sızdırıldı. Bazıları tarafından ‘Şeytan Adası’ olarak nitelendirilen bu ada, olayın arka planını daha fazla aydınlatmaya yönelik bir ilgi uyandırdı. Listede ünlülerin, aktörlerin, politikacıların isimlerini ve hatta ünlü bilim adamı Stephen Hawking'i de buluyoruz.

Bu dava, ölüme kafa tutuş gibi görünüyor. Epstein daha önce de yargılanmış, ancak temsilcileriyle anlaşma yaparak adaletten kaçmış ve geniş ilişki ağından faydalanarak normal (veya muhtemelen anormal) yaşamına devam etmişti. Dizideki bölümlerin ilk sahneleri, yasal sorumluluğa tabi tutulmasından duyduğu öfkenin yanı sıra (ki bu, psikoloji uzmanının tanımına göre narsistik kişiliği tarafından şiddetle reddedilmiştir), susma kararlılığını, soruşturmacılara karşı meydan okumasını ve yenilmez olduğuna olan güvenini gösteriyor. En utanç verici sorulara kadar örneğin, "Bay Epstein, reşit olmayan kızlarda sizi çeken ne?" ve "Çocukken cinsel istismara uğradınız mı?” gibi sorular, kötü niyetli bir gülümseme ve neredeyse sıkıcı bir tekrarla karşılanıyor. Bu sorulara "Sorunuza cevap vermek isterdim, ancak… haklarımı kullanmak istiyorum” ifadeleriyle bir cevap veriyor. Gözlüklerinin ucundan elindeki kâğıdı okuyor ve adeta hukuk öğrencilerine ders veriyormuş gibi davranıyor. En provokatif sorular karşısında bile alaycılıkla cevap verip, kibrini sergiliyor ve "Şaka mı bu?" diyor.

Dört bölümden oluşan belgesel, neler olabileceğine dair bir resim çizmeye çalışıyor. Sanatçıların kamerayla girilmeyen mahkeme salonlarında yaptığı çizimlere benzer ancak çok daha az spesifik bir görüntü. Hikâye hala eksik, fakat bu, yalnızca Epstein'ın ahtapot arzularının cephaneliğinde belirli roller oynayan ve sürekli değişen küçük kurbanların bakış açılarından kaynaklanmıyor, aynı zamanda gerçekten nelerin olduğunu ve nasıl olduğunu bize söyleme yeteneğine sahip diğer birçok tarafın ve en önemlisi de Jeffrey Epstein'ın kendisinin, sessiz kalmayı tercih etmesinden kaynaklanıyor.

Avcılar genellikle avlarını seçme konusunda iyidirler. Eğer avcı büyük bir servete sahipse, hedefi genellikle maddi olarak zayıf olacaktır. Eğer ün ve etki sahibiyse, hedefi genellikle güçsüz olacaktır

Belgesel, sarayının duvarlarını süsleyen bazı tablolarıyla tanınan bir ressam olan sanatçı Maria Farmer ile başlıyor. Ünlü milyoner, arkadaşı ve suç ortağı, işbirlikçisi Ghislaine Maxwell ile birlikte Farmer’ın eserlerine yöneliyor, çünkü resimlerde çıplak kızlar çekici pozlarda görünüyor. Maria, o zamanlar küçük kız kardeşi Annie'yi model olarak kullanmıştı. Ancak kendisinin, sanatının ve hatta kız kardeşinin doyumsuz bir canavara sunulduğunu bilmiyordu. Ghislaine, Maria ile sanat sergisinde tanışmış ve hemen onu maddi olanaklar, ün ve iş sunabilecek güçlü çiftin bir parçası olması konusunda cezbetmişti. Ancak, verilen sözler sonunda hiçbir şekilde yerine getirilmedi.

Peki, kayıt neden Maria Farmer'la başlıyor? Her ne kadar ilk kurbanı olmasa da ona karşı cinsel taciz suçlamasıyla ilgili ilk başvuruda bulunan Farmer'di. Bu olay, 1990’lı yıllarda Epstein gençlik ve gücün zirvesindeyken ve etrafında hiçbir şüphe belirtisi yokken gerçekleşti. Başlangıçta iş sayfası için bir makale yazmayı planlayan Gazeteci Vicky Ward, iyi bir suç soruşturması yapma konusunda genellikle etkili olan bir ağ aracılığıyla Maria'nın hikayesine ulaştı. Zengin çift, ressamı ve sanatsal geleceğini tehdit etmekle kalmadı, aynı zamanda ‘Vanity Fair’ gazetesinin editörüyle bir anlaşma yaparak dosyanın tamamen kapatılmasını sağladı.

rth
Prens Andrew, kurbanlardan biri ve Ghislaine Maxwell ile poz verirken

Bundan sonra tanıklıklar, istismar sırasında hâlâ ergenlik çağında olan genç kadınlardan, yasalara göre reşit olmayanlara ve hayata göre çocuklara kadar çeşitleniyor. Evet, çeşitleniyor ancak korkutucu bir şekilde birleşiyorlar. Epstein, Ghislaine'in yardımıyla ve bazen onun da katılımıyla aynı mazereti kullandı. Sadece bir masaj, fiyatı onları bir şekilde Epstein'ın saraylarının dışındaki sefaletten kurtarabilirdi. Avcılar genellikle avlarını seçme konusunda iyidirler. Eğer avcı büyük bir servete sahipse, hedefi genellikle maddi olarak zayıf olacaktır. Eğer ün ve etki sahibiyse, hedefi genellikle ebeveyni olmayan, ailesi parçalanmış bir güçsüz olacaktır. Epstein, açıkça tehdit olmaksızın, ancak bir şok yaratma niyetiyle (Epstein, herhangi bir kıza gerçekte masaj seansında ne olacağını söylemedi, hatta daha büyük kızlarla ilişkilerinde bile şiddet ve tecavüz, sabit stratejilerle), istediğini elde ediyordu. Dahası, daha fazla kurban çekmek için travma geçiren kurbanları, Ghislaine ile birlikte işe alacak ve daha sonra başka erkeklere aynı hizmeti sunmaya zorlayacaktı. Bu senaryo Maria tarafından anlatılmış, küçük kız kardeşi ve diğer kızlar tarafından da yaşanmıştır. Tecavüzcülerin (Ghislaine'in, bazı kızların ifadelerine göre, bazen sahneye yardım ettiği için) garip psikolojik ve sözlü manipülasyonu, kızları karmaşık bir girdabın içine sokuyordu, bu durumda doğru ile yanlışı ayırt etmek zordu, bu nedenle Maria Farmer'ın tanıklığı iki kat önem taşıyor.

En kötüsü, başkalarının suç ortaklığı ve sessizliği olmaya devam ediyor ve bu, yakın zamanda yayınlanan isim listesi tarafından bir şekilde ortaya çıkıyor.

Kadife topluluk anlaşmaları

Kurbanlardan birinin kayıtta söylediği gibi Epstein davasında korkutucu olan ‘köleler ve cariyeler’ ağını oluşturmasını kolaylaştıran manipülasyon, sömürü ve hatta işe alma yetenekleri değil, en kötüsü, başkalarının suç ortaklığı ve sessizliği olmaya devam ediyor olması. Son zamanlarda yayınlanan isim listesi de bunu bir şekilde ortaya koyuyor. Meselenin iki yönü var: Birincisi, mağdurların ve faille birlikte çalışan bazı kişilerin ifadelerine göre listede adı geçenlerin tamamının yoksul kızlara yönelik cinsel suçlarda ortak olmadığı doğrudur; çünkü mağdurların ifadelerine göre bazıları yalnızca Epstein adasını ziyaret ederken görüldü. Örneğin, eski Başkan Bill Clinton, aleyhinde pek çok ifadenin bulunduğu Prens Andrew'un aksine, aykırı durumlarda görülmedi. Peki, Epstein'ın küçüklere olan eğilimi en azından kendi çevresinde biliniyorken bu insanlar neden onun çevresinde kalmayı kabul ettiler?

sdcefvgr
Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Ghislaine Maxwell ile çekilmiş eski bir fotoğrafı.

 Eski ABD Başkanı Donald Trump, Epstein hakkında bir basın açıklamasında şunları söylüyor: "Epstein harika bir adam! Güzel kızlarla aşkı paylaşıyoruz, sadece o, her zaman gençleri tercih ediyor." Epstein'ın adanın dışındaki malikanesinde bulunan komşuları olan biteni biliyorlardı ve şikayetlerde bulunmaya çalıştılar ama sonuç alamadılar. Epstein'ın ateşinin yakınında kalma konusundaki bu ısrarın olası bir açıklaması, ona yakın olanların onun davranışı hakkında sorgulanabileceklerini veya Epstein'ın sorgulanabileceğini hiç düşünmemiş olmaları olabilir. Öte yandan milyonerin araştırma merkezlerine, üniversitelere ve hatta polise yaptığı cömert bağışlar, sessizlik ve saygı satın almanın etkili bir yolu olmaya devam etti.

ergb
Jeffrey Epstein Amerikalı avukat Alan Dershowitz ile birlikte

Suskunluk ve suç ortaklığı sorununun ikinci kısmı öncelikle bir fikir olarak adaletle ilgilidir. Fransız yazar Hélène Devynck, SEUIL Yayınları tarafından 2022 yılında yayımlanan İmpunité adlı kitabında adalet anlayışını ele alarak, kör gözlü ve terazi taşıyan nazik bir kadın şeklinde özdeşleştirdiğimiz mutlak değeri çözümler. Ancak, gerçek dünyada bu değer, devletin memurları, dedektifleri ve hakimleri gibi bir grup memur şeklinde kendini gösterir. Resmi görevlerini duyarsızlık ve soğukkanlılıkla yerine getirirler, aynı zamanda kişisel inançları ve çıkarları da olan devlet görevlileri her zaman mağdurların safında olmayabilirler. Ancak, ilk soruşturmacıların davada mağdurlarla birlikte hareket ettiği, Epstein'a karşı gerçekleri kanıtlama ve onu sorgulama, hatta gözaltına alma girişimlerinin bir şekilde boşa çıktığı kaydediliyor. Bunun nedeni, o zamanki FBI müdürü gibi adalet sistemindeki önemli isimlerin Epstein'la gizli anlaşmayı tercih etmesi ve ona karşı verilen yasal kararın hafifletilmesi için bir anlaşmaya varılmasıydı. Hatta bu savcı, kızların yaptıklarını tuhaf ve anlaşılmaz bir manipülasyonla kendi rızalarıyla yaptıklarını bile söyledi. Reşit olmayan kişi hukuki kavramı, bu gibi durumlarda reddetme veya rıza gösterme hakkına sahip olmayan kişidir.

Şöhret, nüfuz ve gizem

Dava ile ilgi belgelerde Epstein'ın serbest kalmasını ve böylece daha fazla kurbana yol açabilmesini öngören anlaşmanın ayrıntılarına detaylı bir şekilde yer verilmiş olabilir. Öte yandan Epstein'ın kişiliğine nüfuz edemedi. Bunun nedeni çalışmadaki bir kusur ya da onu yapanların ihmali değil, yalnızca Epstein'ın sessizliği ve gizemidir. Epstein'in sessizliği, kurbanlardan alınan bir çifte intikam gibi görünüyor ve bu nedenle bu mağdurlar, Epstein'in 2019'da hücresinde intihar ettiği haberine sevinmediler, çünkü bu sefer gerçekten mahkûm olmuştu. Bir mağdur şöyle diyor: "Bu davada söylenmesi gereken çok şey olduğunu hissettim ama bunların çoğu her zaman gizli kalacak gibi görünüyor." Bu narsist avcı hakkında bildiğimiz tek şey onun şüpheli servet biriktirme yolları, başlangıçta zengin olmadığı, işverenlerini manipüle ettiği, dolandırıcılığı ve hassas işler bulabilmek için üniversite mezunu olduğunu iddia etmesi ve her seferinde yaptıklarının yanına kalmasıdır.

Little St James adıyla anılan ve insanların Little St Jefes dediği bu korkunç hikâye, Michael Jackson'ın ‘Neverland’ hikayesini hatırlatıyor. 2019'da HBO ağı, önemli bir belgesel olan ‘Leaving Neverland’ı yayınladı. Bu belgesel, dünyanın en ünlü şarkıcısı olmasa da dünyanın en ünlü şarkıcılarından biri olan Michael Jackson tarafından henüz çocukken cinsel istismar ve sömürü mağduru olduğunu iddia edenlerin ifadelerini içeriyor. Birçoğu, henüz yedinci yaşını tamamlamamışken saldırılara maruz kaldıklarını söylüyor.

Mee Too’ hareketinin küresel etkisi, sonunda, politika yapıcılar üzerinde Epstein'a yönelik soruşturmanın yeniden açılması yönünde baskı yapılmasına yol açtı

Her iki durumda da ‘ada’ fikri, adanın sahibinin ünü, gücü ve zenginliğiyle ilişkilidir. Diğer yandan, kurbanların kırılganlığı, korkusu, acizliği ve daha da önemlisi avcının onlara zayıflatma ve kendini koruma amacıyla dayattığı tecrit. Michael Jackson, çarpık aşk anlayışını ve eşsiz şarkıcılığıyla tarihte eşine az rastlanan bir başarıyı, cinsel istismarı örtbas etmek için kullanırken, Epstein saldırgan davranışlarını, kızlara yardım ve maddi destek sağlama amacıyla ailelerinin onları terk ettiği durumlarla karıştırmış gibi görünüyor.

zxscdvr
Jeffrey Epstein'ın kurbanlarından biri Sarah

Michael Jackson'ın kurbanları veya Epstein'ın kurbanlarıyla ilgili olarak, ‘adalet’ kavramı tam anlamıyla gerçekleşmedi. İki adam da gizemli koşullarda öldü. Epstein'ın kardeşi, intiharına şüpheyle yaklaştı ve olayı inceleyen adli tıp uzmanı, intihar olasılığını dışladı. Diğer yandan Jeffrey, ölümünden sadece iki gün önce kurbanlarından intikam almak için tüm servetini kardeşine bağışladı, böylece kurbanlarını ölümünden sonra, iğrenç eylemleri nedeniyle tazminat alma olanağından son kez mahrum bıraktı.

Mee Too ve alternatif adalet

Jeffrey Epstein, intihar etmiş ya da öldürülmüş olsa da (belgesel bize Epstein'ın, yakın arkadaşlarına ve iktidardaki kişilere karşı kanıtları nasıl koruduğunu gösteriyor), biz hapishanesinde acı çeken bir şekilde öldüğünü hayal ediyoruz. Epstein, hesap gününün asla gelmeyeceğini düşünüyordu, hayatta olan kurbanlarına da bunu düşündürtmüştü. Kurbanların trajedisini, saldırının ötesine uzanan bir trajediyi bize yaşatan bu duyarlı belgesel çalışmasını, yönetmeni Lisa Bryant liderliğindeki ekibine borçluyuz. Bir tanesi ağlayarak şöyle diyor: "Jeffrey ile tanışmadan önce bir çiçek gibiydim." Bizim açımızdan bu bir arada yaşama (adalet umudu) fikrinin en önemli kısmı olmasa da önemli bir parçası gibi görünüyor. Çünkü avcılar nüfuzlarını ve paralarını kurbanların hikayelerinin insanların kulağına ulaşmasını engellemek için harcıyor.

2017 yılının Ekim ayında başlayan ‘Me Too’ etiketiyle kadınların taciz ve tecavüz hikayelerini paylaşma hareketi olmasaydı, Jeffrey Epstein'in kıyameti kopmayabilirdi. O tarihe kadar otorite tarafından Epstein ile yapılan anlaşma, onun normal hayatına devam etmesine olanak tanıyordu ve geçerliliğini koruyordu. Ancak, dünya çapında etkisiyle tanınan bu hareket veya bu tür hareketler, sonunda karar vericileri baskı altına alarak Epstein ve işbirlikçisi Ghislaine Maxwell'in soruşturulmasını yeniden gündeme getirdi. Bu kez, bu hareketlere destek veren medyanın etkisiyle, yeni güç merkezlerine eğilim gösteren kamuoyu, soruşturmanın yeniden açılmasını sağladı. ABD Başkanı Trump, eski Federal Soruşturma Bürosu başkanını soruşturmaya yönlendirdi.  Önceki dönemlerde harika bir adam olarak değerlendirdiği Epstein'i reddederek hakkında şunları söyledi: "Jeffrey Epstein ile on beş yıldan fazla bir süredir arkadaş değiliz. Tartıştık ve ilişkimiz sona erdi.”

Bugün, Epstein Adası'nı ziyaret eden ünlülerin yeni sızdırmaları ile davanın yakın bir zamanda sona ermesini beklemiyoruz. Belki de önümüzdeki günlerde maalesef hala korunan başka kötü niyetli kişilerin haberleriyle karşılaşabiliriz.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



8. haftasında da gişeyi kasıp kavurdu: Epik bilimkurgu 700 milyon dolara yaklaştı

Yapım şirketi Legendary henüz Dune 3'ün prodüksiyonunun ne zaman başlayacağına dair açıklama yapmadı (Warner Bros) 
Yapım şirketi Legendary henüz Dune 3'ün prodüksiyonunun ne zaman başlayacağına dair açıklama yapmadı (Warner Bros) 
TT

8. haftasında da gişeyi kasıp kavurdu: Epik bilimkurgu 700 milyon dolara yaklaştı

Yapım şirketi Legendary henüz Dune 3'ün prodüksiyonunun ne zaman başlayacağına dair açıklama yapmadı (Warner Bros) 
Yapım şirketi Legendary henüz Dune 3'ün prodüksiyonunun ne zaman başlayacağına dair açıklama yapmadı (Warner Bros) 

Yılın en iddialı filmlerinden Dune: Çöl Gezegeni Bölüm İki'nin (Dune: Part Two) gişe hasılatı artmaya devam ediyor. Filmin kazancı dünya çapında 700 milyon dolara yaklaştı. 

Yönetmen Denis Villeneuve'ün bilimkurgu destanı, Kuzey Amerika'da 276 milyon dolar, diğer ülkelerdeyse 419 milyon dolar hasılat elde ederek 8 haftalık gösterimin ardından küresel hasılatını 695,8 milyon dolara çıkardı. 

2024'ün hasılat rekortmeni

Bu, Kovid sonrası dönem için etkileyici bir başarı. 2023'te sadece 5, 2022'de 8 ve 2021'de 5 film 700 milyon dolar sınırını aşmayı başarmıştı.

Bu noktada Dune 2, 2024'ün hem ABD'de hem de dünya çapındaki gişelerde en yüksek hasılat yapan filmi konumunda. 

Devam filminin ABD ve Kanada dışında kazanç sağladığı ülkeler Britanya (48,8 milyon dolar), Çin (48,5 milyon dolar), Fransa (42,6 milyon dolar), Almanya (39,7 milyon dolar) ve Avustralya (22,5 milyon dolar) oldu.

Dune: Çöl Gezegeni Bölüm İki, sinemalarla birlikte aynı anda HBO Max'te de gösterime giren selefine fark atmayı başardı. 2021 yapımı ilk Dune, 433 milyon dolar hasılat elde etmişti.

Warner Bros. ve Legendary Entertainment'ın ortak yapımcılığını ve finansmanını üstlendiği ikinci filmin yapım maliyeti 190 milyon dolar.

Kulaktan kulağa yayılan övgüler ve premium formatlara gösterilen ilgi Dune 2'nin bilet satışlarının artmasını sağladı. 

Üçüncü Dune da yolda

Frank Herbert'in 1965 tarihli ufuk açıcı romanının ikinci yarısına dayanan hikayede, Chalamet'nin canlandırdığı Paul Atreides kehanetin gösterdiği seçilmiş kişi olarak yerini alıyor ve ailesini yok edenlerden intikam almak için savaşıyor. 

Hem eleştirel hem de ticari başarı yakalayan ilk iki bilimkurgunun yönetmeni Denis Villeneuve'le üçüncü Dune projesi için de anlaşmaya varıldı. 

Kanadalı yönetmen, bu yılın başında Empire'a verdiği röportajda, "kelimeleri Dune serisini ileride nereye götüreceğini düşünerek kağıda döktüğünü" söylemişti.

Filmin yüksek profilli oyuncu kadrosunda Timothée Chalamet ve Zendaya'nın yanı sıra Austin Butler, Florence Pugh, Christopher Walken, Rebecca Ferguson, Anya Taylor-Joy, Javier Bardem, Josh Brolin, Stellan Skarsgard, Dave Bautista ve Charlotte Rampling de yer alıyor.
Independent Türkçe, Variety, Empire, Deadline


Mısırlı yazar Ali es-Savi'nin yeni romanı: Vadi et-Tafşan

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe
TT

Mısırlı yazar Ali es-Savi'nin yeni romanı: Vadi et-Tafşan

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe

Mısırlı yazar Ali es-Savi’nin ‘Vadi et-Tafşan’ adlı yeni romanı Kahire'deki Mektebetu’l Arabiyye Yayınevi tarafından yayınlandı. Söz konusu roman yayınlandıktan hemen sonra Tunus Uluslararası Kitap Fuarı'nda kitapseverlerle buluştu.

Roman, antik mitoloji dünyasını sembolik kalıba dökerek çağdaş olayları hayali bir sembolik yaklaşımla ifade ediyor. Yazar, roman aracılığıyla sonsuz hakikat arayışını ve araştırmacının ya da düşünürün ona ulaşmak için ödediği bedeli gözler önüne seriyor.

Yazar, kurgusal karakterlerine Vadi et-Tafşan’daki tanrılar ve filozoflar arasındaki mücadelenin doğasına uygun olarak Yunan ve Firavun isimleri vermiş. Yazar ayrıca, olaylara bütüncül bir bakış açısı kazandırmak ve insan doğasının ve ebedi mücadelesinin her zaman ve mekânda aynı ayrıntıları ve motifleri taşıdığını göstermek için romandaki olaylarda yer veya zaman belirtmemiş.

Romancı ve gazeteci Ali es-Savi’nin daha önce yayınlanmış dört edebi eseri bulunuyor. ‘Teranim Muhib’, çağdaş insan sorunlarını ele alan entelektüel kısa öykülerden oluşan bir derlemedir. Yine bir derleme olan ‘Sarhatu Kalem’ ise siyasi edebiyat üzerine makalelerden oluşur. ‘İstanbul 2020’ romanı iki ülke arasında geçen bir romandır. Yazarın diğer romanıysa sansasyon yaratan ‘Araya fi İstanbul’ isimli eseridir. Bu eser, Türkiye'deki Mısır siyasi muhalefetinin gerçekliğiyle temas halindedir. Ayrıca, siyasal İslamcı grupların düşünce ve siyaset boyutunda birçok gerçeği ortaya koymuştur.

Independent Türkçe


Köpekler neden kediler gibi tırnaklarını içeri çekemiyor?

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Köpekler neden kediler gibi tırnaklarını içeri çekemiyor?

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Köpekler tırnaklarını içeri çekemezken, sessizce hareket etmeleriyle bilinen kediler bunu yapabiliyor. 

Uzmanlar bunun tırnakların işlevinden kaynaklandığını söylüyor. Kediler bu uzuvlarını büyük ölçüde avlanmak için kullanırken köpeklerin koşarken hızlıca başka yöne dönmelerini sağlıyor. Bu nedenle kedilerin tırnaklarını keskin tutması gerekiyor fakat köpekler böyle bir şeye ihtiyaç duymuyor.

Kediler ön ayaklarındaki tırnakları avlarını yakalayıp tutmak için kullanırken arka ayaklarındaki tırnaklar avın karnını deşmeye yarıyor. 

Calgary Üniversitesi'nden evrimsel biyolog Anthony Russell, "Bu şekilde içeri çekmelerinin nedeni tırnakları iyice keskin tutmak" diyor. 

Uçları çok keskin tutarak onları ihtiyaç duyduklarında kullanıp bir sonraki sefere kadar saklayabiliyorlar.

Live Science'a konuşan Russell, bu hareketin kendiliğinden gerçekleştiğini de ekliyor: 

Bu tırnakları dışarı çıkarmak enerji gerektiriyor ve buradaki kasları gevşetince tırnaklar kendiliğinden içeri çekiliyor.

Los Angeles County Doğa Tarihi Müzesi'nde omurgalılar üzerine çalışan paleontolog Xiaoming Wang ise tırnakların bu özelliğinin, kedilerin yalnız avlanmasında önemli bir rol oynadığını söylüyor. Bu uzvun keskin kalmasıyla avlar kaçamıyor ve bu sayede kediler kendilerinden iki-üç kat büyük hayvanları avlayabiliyor. 

Öte yandan gruplar halinde avlanan köpekler böyle bir keskinliğe gerek duymuyor. Russell köpeklerin avlarının peşinden kilometrelerce giderek ve hafifçe ısırarak onları yıprattığını, daha sonra da grup halinde hayvanın üstüne atlayarak avlandığını söylüyor.

Wang'ın belirttiği üzere tırnaklar köpeklerin yeri kavrayıp aniden yön değiştirmelerine imkan sağlıyor. 

Kedigillerden çita da bu açıdan köpeklere benziyor. Aslan, kaplan ve jaguar gibi kedigiller evcil kediler gibi tırnaklarını tamamen içeri çekebilirken karada yaşayan en hızlı memeli olan çitaların tırnakları kısmen içeri giriyor. Avlarının peşinden giderken hıza ihtiyaç duyan bu hayvanlar, pençelerini köpekler gibi yeri kavramak için kullanıyor. 

Independent Türkçe, Live Science, BBC Science Focus


"Taylor Swift ve Dünyası" dersini alan Harvardlılar yeni albümü yorumladı

Swift'in yeni albümü 19 Nisan'da yayımlandı (Reuters)
Swift'in yeni albümü 19 Nisan'da yayımlandı (Reuters)
TT

"Taylor Swift ve Dünyası" dersini alan Harvardlılar yeni albümü yorumladı

Swift'in yeni albümü 19 Nisan'da yayımlandı (Reuters)
Swift'in yeni albümü 19 Nisan'da yayımlandı (Reuters)

Taylor Swift hayranları genellikle şarkıcının yeni albümleri için hazırlanırken eskileri tekrar gözden geçirir. Yeni parçalarda gizli mesajlar arayarak sözlerini ve isimlerini analiz etmeye hazırlanırlar.

Şarkıcının 11. albümü The Tortured Poets Department da hayranlardan aynı muameleyi görüyor. 

Ünlü şair ve yazarların eserleriyle karşılaştırılıyor

Harvard Üniversitesi'nde tamamen sanatçıya adanmış İngilizce dersinde Swift'in eserlerini inceleyen öğrenciler, yeni albüm için son derece heyecanlıydı.

"Taylor Swift ve Dünyası" adlı lisans dersini veren Stephanie Burt, Swift'in şarkılarını Willa Cather, Samuel Taylor Coleridge ve William Wordsworth gibi şair ve yazarların eserleriyle karşılaştırtıyor.

Perşembe gecesi, sınıftan yaklaşık 50 öğrenci, 34 yaşındaki şarkıcının yeni albümünü dinlemek üzere kampustaki bir amfide toplandı. Saatler gece yarısını gösterdiğinde sınıfta alkış tufanı koptu ve analiz başladı. Grup önce albümü hiç tartışmadan, sadece bir kez dinledi.

Cuma sabahı New York Times'ın sorularını yanıtlayan öğrenciler 31 yeni şarkı hakkındaki düşüncelerini paylaştı ve ay sonunda teslim edilmesi gereken final ödevleri için beyin fırtınası yaptı.

"Bu Taylor'ın da hikayesi"

"Clara Bow adlı şarkı bana The Song of the Lark'ı hatırlattı" diyen 19 yaşındaki Makenna Walko, Willa Cather'ın, hevesli bir opera sanatçısı olan Thea Kronborg'un kariyerini anlattığı romanına atıfta bulundu. 

"Küçük kasabasından çıkıp Manhattan'a gitmeye çalışan bir kızdan ve büyük hayallere sahip olup bunların peşinden gitmeye çalışmanın nasıl bir şey olduğundan bahsediyor" diye devam etti. 

Bu, Taylor'ın kendi hayatında, kariyeri boyunca çokça ortaya çıkan bir anlatı. Pek çok açıdan bu Taylor'ın da hikayesi.

İkinci sınıf öğrencisi Lola DeAscentiis, Swift'in But Daddy I Love Him adlı şarkısını Sylvia Plath'ın Babacığım (Daddy) şiiriyle karşılaştırdı. 20 yaşındaki DeAscentiis, bu bağlantıyı final ödevinde incelemeyi planlıyor.

Taylor Swift alınmasın ama şarkının Sylvia Plath'in dehasına yakın olduğunu söylemekte tereddüt ediyorum. Fakat hüzün, depresyon ve akıl sağlığı gibi temalarda kesinlikle bazı benzerlikler görebiliyorum.

DeAscentiis, "Taylor'ın şarkıda bahsettiği sevgilisiyle ilişkisini babasıyla olan ilişkisiyle örtüştürme biçimi, bence bu tam Plath'a göreydi" diye ekledi.

Rekor kırdı

Öte yandan Swift'in yeni albümü The Tortured Poets Department, Spotify'da bir günde en çok dinlenen albüm rekorunu kırdı. 

Spotify, "Tarih yazıldı!" diye tweet atarak 31 parçadan oluşan albümün dinlenme sayısının 300 milyonu aştığını bildirdi.

Albümün ilk single'ı Fortnigh da Adele'in 2021 tarihli Easy on Me'sini geçti ve platformun tek bir günde en çok dinlenen şarkısı olarak rekor kırdı.

Independent Türkçe, New York Times, Variety


Bridgerton'ın yıldızlarından seks sahnesi uyarısı

Julia Quinn'in çok satan romanlarından esinlenen dizi, Bridgerton ailesinden 8 kardeşin Londra yüksek sosyetesinde aşkı ve mutluluğu arayışını merkeze alıyor (Netflix)
Julia Quinn'in çok satan romanlarından esinlenen dizi, Bridgerton ailesinden 8 kardeşin Londra yüksek sosyetesinde aşkı ve mutluluğu arayışını merkeze alıyor (Netflix)
TT

Bridgerton'ın yıldızlarından seks sahnesi uyarısı

Julia Quinn'in çok satan romanlarından esinlenen dizi, Bridgerton ailesinden 8 kardeşin Londra yüksek sosyetesinde aşkı ve mutluluğu arayışını merkeze alıyor (Netflix)
Julia Quinn'in çok satan romanlarından esinlenen dizi, Bridgerton ailesinden 8 kardeşin Londra yüksek sosyetesinde aşkı ve mutluluğu arayışını merkeze alıyor (Netflix)

Bridgerton'ın yıldızları Nicola Coughlan ve Luke Newton, hayranlarını dizinin gelecek sezonunu büyükanne ve büyükbabalarıyla birlikte izlememeleri için uyardı.

Bu hafta sonu Avustralya'da ekranlara gelen sohbet programı The Sunday Project'e konuk olan başrol oyuncuları, canlandırdıkları karakterler Penelope ve Colin'in tomurcuklanan romantizmini keşfettikleri üçüncü sezondaki aşk sahnelerini anlattı.

37 yaşındaki İrlandalı oyuncu Nicola Coughlan, bu sahnelerin ne kadar cesur olduğunun sorulması üzerine programın sunucusuna şunları söyledi:

Ah, lütfen büyükannenizle izlemeyin! Annem geçen gün biraz izledi ve ben büyük bir bölümünü atladım.

Luke Newton da "Sanırım büyükannelerimizle birlikte izlemeyeceğiz. Böyle bir şey olmayacak" diye ekledi.

Bu sezon çok romantik. Sonunda hikayeyi canlandırmak çok eğlenceli. Hayranlar hikayenin arkadaştan sevgiliye doğru nasıl geliştiğini görmek için uzun zamandır bekliyordu.

İkili pazar günü erken saatlerde Bridgerton'ın üçüncü sezonunun Avustralya lansmanında kırmızı halıda yürüdü.

Coughlan'ın canlandırdığı Penelope Featherington karakteri, aşk konulu popüler dönem dizisinin ilk iki sezonunda yardımcı karakter olarak yer almıştı. Ancak bu yaz Penelope, Luke Newton'ın hayat verdiği Colin Bridgerton'la aşk hikayesini keşfedeceği yeni sezonun ilgi odağı olacak.

Coughlan, Harper's Bazaar'a verdiği röportajda şöyle söyledi:

Romantik bir dizide kadın başrol olduğuma inanamıyorum. Bazıları bunu söylediğimde kendimi çirkin bulduğumu sanıyor ama durum öyle değil. Penelope yardımcı karakterdi, köşedeki tuhaf kişiydi. Fakat bu kez hikayenin ilgi odağı olacak.

Coughlan için yıldızlığa giden yolculuk hiç de kolay olmamıştı. Kariyerindeki dönüm noktası ancak 2018'de Lisa McGee'nin çok sevilen sitcom'u Derry Girls'te hayranların favorisi Clare Devlin rolüyle gerçekleşmişti.

Aktris, "Son birkaç yıla dönüp baktığımda hayatımın ne kadar değiştiğini kavramak çok zor" demişti.

Bridgerton'ın üçüncü sezonu Netflix'te sırasıyla 16 Mayıs ve 13 Haziran'da iki bölüm halinde gösterime girecek.

Independent Türkçe, Daily Mail, Harper's Bazaaar


Netflix izleyicileri yeni diziye "başyapıt" diyor

Ripley, 4 Nisan'da Netflix'te gösterime girdi (Netflix)
Ripley, 4 Nisan'da Netflix'te gösterime girdi (Netflix)
TT

Netflix izleyicileri yeni diziye "başyapıt" diyor

Ripley, 4 Nisan'da Netflix'te gösterime girdi (Netflix)
Ripley, 4 Nisan'da Netflix'te gösterime girdi (Netflix)

Netflix izleyicileri, kara filmleri andıran tarzıyla dikkat çeken yeni diziye övgüler yağdırdı.

Akademi Ödüllü Steven Zaillian'ın yönettiği Ripley, izleyiciler tarafından "başyapıt" ve "sanat eseri" diye nitelendirildi.

"Gereken ne varsa yapıyor"

Yayın platformunda 4 Nisan'da gösterime giren Ripley'nin başrolünde, yapıma adına veren dolandırıcı Tom Ripley'yi canlandıran Andrew Scott yer alıyor. 

Anthony Minghella tarafından yazılan ve yönetilen 1999 tarihli beyazperde uyarlamasında Matt Damon, zengin ve şımarık Dickie Greenleaf'i evine dönmeye ikna etmek için New York'tan İtalya'ya gönderilen dolandırıcı Tom Ripley rolündeydi.

Netflix, 18 yaşından küçükler için uygun olmadığını belirttiği dizinin konusunu şöyle özetliyor:

Bir dolandırıcı, İtalya'da sıradışı bir iş alınca zenginlerin ayrıcalıklı dünyasına adım atar. Fakat istediği hayatı elde etmek için yalanlarla dolu bir ağ örmelidir.

Netflix izleyicileri sürükleyici dizi karşısında büyülenirken, bazıları siyah beyaz gerilimi bir "sanat eseri" diye tanımladı.

Coşkulu bir izleyici, "Patricia Highsmith romanı Ripley'nin ustaca, metodik, tehditkar uyarlaması gereken ne varsa yapıyor" dedi.

"Succession'dan beri televizyondaki en iyi şey"

Gerilime övgüler yağdıran bir başka izleyici, Ripley'yi ödüllü bir diziyle kıyasladı:

Hiçbir şeyi aceleye getirmiyor; karmaşık hikayede gerilimin her zerresini öne çıkarıyor. Succession'dan beri açık ara televizyondaki en iyi şey! Netflix, daha fazla lütfen!

Bir diğer izleyici de dizinin sinematografisini övdü:

Ripley görsel olarak Netflix'in şimdiye kadar yaptığı en iyi dizilerden biri. Siyah-beyazın kullanımı 1940'lı ve 50'li yılların klasik kara filmlerine bir saygı duruşu gibiydi.

Başka bir izleyici ekledi:

"İtalya'da çekilen tüm dizi, adeta yaşayan bir sanat eseri gibi. Sinematografi de usta işi.

"Bitmesini istemedim"

Bir başkası da şöyle dedi: 

The White Lotus'u sevdiyseniz, kendinize bir iyilik yapın ve Netflix'te Ripley'yi izleyin.

Bir sosyal medya kullanıcısı, Ripley'nin Netflix'te şimdiye kadar gördüğü en muhteşem dizilerden biri olduğunu söylerken bir diğeri ekledi:

Netflix'teki Ripley bir başyapıt, bitmesini istemedim, 5 yıldız.

Başka biri de diziyi Yetenekli Bay Ripley'yle (The Talented Mr. Ripley) kıyaslayarak şöyle dedi:

Mola. Ripley'i izliyorum: Başlarken biraz yavaştı ama şimdi? Kafayı taktım. Büyüleyici Andrew Scott, Tom Ripley'yi canlandırıyor. Matt Damon'ın Ripley filmindeki Tom'undan çok daha karanlık, hatta daha kusurlu bir dolandırıcı.

Independent Türkçe, Daily Mail, LADBible 


Game of Thrones'un şikayet alan sahnesi bir karakterin sonunu değiştirmiş

HBO'nun rekortmen dizisi Game of Thrones, George R.R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı (A Song of Ice and Fire) serisinden uyarlandı (HBO)
HBO'nun rekortmen dizisi Game of Thrones, George R.R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı (A Song of Ice and Fire) serisinden uyarlandı (HBO)
TT

Game of Thrones'un şikayet alan sahnesi bir karakterin sonunu değiştirmiş

HBO'nun rekortmen dizisi Game of Thrones, George R.R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı (A Song of Ice and Fire) serisinden uyarlandı (HBO)
HBO'nun rekortmen dizisi Game of Thrones, George R.R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı (A Song of Ice and Fire) serisinden uyarlandı (HBO)

Game of Thrones oyuncularından Hannah Waddingham, canlandırdığı Septa Unella karakterinin dizideki kaderinin aslında neredeyse çok daha kötü olacağını açıkladı. 

Utanç yürüyüşü ve ardından gelen intikam

Dramatik ters köşeleriyle de meşhur olan Game of Thrones'da Septa Unella'nın ölümü şaşırtıcı değildi.

Karakterin tüyler ürpertici bir kaderi vardı ancak Waddingham, yazarların kendisi için aslında çok daha acımasız bir final kaleme aldıklarını açıkladı. 

6. sezon, dizinin en aksiyon dolu finallerinden birine sahipti. Bu sezonun sonunda Cersei Lannister, "utanç yürüyüşü"nden sorumlu olan düşmanlarından ve Tyrellerden intikam alıyordu. 

Septa Unella, yürüyüş boyunca arkasındaki çanı çalarak defalarca "Utanç" diye bağırmıştı. Böylece Cersei'in ondan acılı bir intikam alması kaçınılmaz olmuştu.

Cersei, önce Unella'ya bir hücrede işkence yapmıştı. Ardından da Dağ olarak da bilinen Sör Gregor Clegane tarafından yavaş yavaş işkence edilerek öldürülmeye terk etmişti.

"Bunu yapmaktan vazgeçtiler"

Waddingham, Collider'a yaptığı açıklamada, canlandırdığı karakter için farklı bir son düşünüldüğünü anlattı. 

Yazarların bir tecavüz sahnesi planladığını ama sonra bundan vazgeçtiğini anlatan oyuncu şöyle dedi:

Dağ'ın tecavüzüne uğrayacaktı ve sanırım Sansa'nın tecavüze uğradığı sahneye dair o kadar çok şikayet almışlardı ki bunu yapmaktan vazgeçtiler. Muhtemelen ben Belfast uçuşunun ortasındayken değiştirdiler. Ve bana yanlış parçaları gönderdiklerini düşündüm. Oraya vardığımda bana bir dalgıç kıyafeti giydirdiler ve ben de 'Neden?' diye sordum. Onlar da 'Bunun yerine su işkencesi yapacağız' dediler.

49 yaşındaki Britanyalı oyuncu, sahnenin zorlukları nedeniyle o günün hayatının "en kötü günü" olduğunu da sözlerine ekledi. 

Sophie Turner'ın canlandırdığı Sansa Stark'ın 5. sezonun sonunda tecavüze uğradığı sahne Game of Thrones'un en çok tartışma yaratan sahnelerinin başında geliyordu. Sözkonusu sahnenin aldığı sert eleştiriler, dizinin geri kalanını da etkiledi.

2021'de Emmy kazandı

Hannah Waddingham, Game of Thrones'dan sonra Netflix'in Sex Education ve Apple TV+'ın Ted Lasso dizilerinde rol aldı. Londra doğumlu aktris, Ted Lasso'daki başarılı performansıyla 2021'de Emmy ödülünün de sahibi oldu. 

Independent Türkçe, ScreenRant, Collider


Brezilya'da radikal sağın yeni kahramanı Elon Musk oldu

Bolsonaro'nun çağrısıyla toplananlar, Elon Musk'a destek pankartları açtı (AP)
Bolsonaro'nun çağrısıyla toplananlar, Elon Musk'a destek pankartları açtı (AP)
TT

Brezilya'da radikal sağın yeni kahramanı Elon Musk oldu

Bolsonaro'nun çağrısıyla toplananlar, Elon Musk'a destek pankartları açtı (AP)
Bolsonaro'nun çağrısıyla toplananlar, Elon Musk'a destek pankartları açtı (AP)

Teknoloji milyarderi Elon Musk, Brezilya'da radikal sağcıların yeni kahramanına dönüştü. 

Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian, Musk'ın Brezilya Yüksek Mahkemesi Yargıcı Alexandre de Moraes'e karşı paylaşımlarıyla, radikal sağcı eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ve taraftarlarından destek topladığını yazdı.

Bolsonaro, dün Rio de Janerio'daki Copacabana plajında düzenlediği mitingde Musk'la ilgili şunları söyledikten sonra, Twitter CEO'su için destekçilerinden alkış istedi: 

Musk hepimizin özgürlüğünü gerçekten önemseyen bir adam. Demokrasimizin gittiği yönü ve özgürlüğümüzü ne kadar kaybettiğimizi gösterme cesaretine sahip biri.

Bolsonaro yanlısı parlamenterlerden Gustavo Gayer ise yaptığı konuşmada "Elon Musk burada olup biteni izliyor. Burada demokrasi için mücadele eden ve özgürlük isteyen insanlar görüyorsunuz" dedi.

2022'deki devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turunda solcu Luiz Inaciao Lula da Silva, oyların yüzde 50,9'unu alarak, yüzde 49,1'de kalan Bolsonaro'yu yenip ülkenin başına geçmişti. 

Lula'nın 1 Ocak 2023'te parlamentoda yemin ederek görevine başlamasından bir hafta sonra Bolsonaro yanlıları; Devlet Başkanlığı Sarayı, Ulusal Kongre ve Yüksek Mahkeme binasını basarak hükümeti devirmeye çalışmıştı.

Yüksek Mahkeme, 2019-2023'te görev yapan Bolsonaro hakkındaki davada temmuzda açıkladığı kararda, görevini kötüye kullandığı için eski lidere 8 yıl siyaset yasağı getirmişti. 

Bolsonaro ise pazar günkü mitinginde darbe organizatörlüğü suçlamasını reddederek, destekçilerine "Mücadele etmeliyiz. Savaşmazsak kuzular gibi mezbahaya gideriz" dedi.

Yüksek Mahkeme Yargıcı de Moraes, geçen yıl Twitter'dan dezenformasyonu önlemesi amacıyla Bolsonaro yanlısı bazı hesapları kapatmasını istemişti. Musk ise bu yıl 6 Nisan'da yaptığı açıklamada, de Moraes'in "Anayasa'yı çiğnediğini ve Brezilya halkına ihanet ettiğini" öne sürerek, hesapları tekrar aktif hale getireceğini belirmişti. Musk ayrıca Yüksek Mahkeme yargıcına istifa çağrısında da bulunmuştu. 

Bunun üzerine Yüksek Mahkeme'den 8 Nisan'da yapılan açıklamada, dezenformasyon gerekçesiyle Musk hakkında soruşturma başlatıldığı duyurulmuştu. 

Yüksek Mahkeme'yle giriştiği tartışma Musk'ı Brezilya'daki radikal sağcıların yeni kahramanı haline getirirken, Devlet Başkanı Lula, çarşamba günkü açıklamasında teknoloji milyarderinin adını vermeden, onu ülkenin iç işlerine karışmakla suçlamıştı.

Independent Türkçe, Guardian, Politico, AFP


Sydney Sweeney müstehcen yorumları ustalıkla yanıtladı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Sydney Sweeney müstehcen yorumları ustalıkla yanıtladı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Sydney Sweeney, kısa süre önce yaptığı sosyal medya paylaşımının ardından fiziksel görünümüyle ilgili gelen eleştirilere ateş püskürdü. 

Euphoria'nın yıldızı, ünlü olduğu süre boyunca fiziğiyle ilgili yorum ve sorularla karşılaştı. Sweeney, geçen günlerde "güzel olmadığını" ve "rol yapamadığını" iddia eden yapımcıya sert bir yanıt vermişti.

Instagram'da yeni bir paylaşım yapan 26 yaşındaki Sweeney, sweatshirt'ünün üzerindeki mesajla görünüşü hakkındaki söylemlere karşı duygularını açıkça ortaya koydu.

Fotoğrafların birkaçında Senden Başka (Anyone But You) oyuncusu, üzerinde ip atlayan bir kız çiziminin yer aldığı gri bir sweatshirt giyiyor. Sweatshirt'ün üzerindeyse şöyle yazıyor:

Harika göğüslere sahip olduğum için özür dilerim.

"Keyifli zamanlar ve bikini izleri" açıklamasıyla paylaştığı fotoğraf seçkisinin başka bir görselinde Sweeney, arkadaşları ve sevdikleriyle eğlenirken görülüyor.

Önceki haftalarda Sweeney, ABD'nin New York eyaletindeki Pleasantville'de düzenlenen etkinlikte görünüşünü ve oyunculuk yeteneğini eleştiren tecrübeli Hollywood yapımcısı Carol Baum tarafından yerden yere vurulmuştu. 

Bu eleştirilere yanıt olarak Arınma (Immaculate) oyuncusu, eğlence haberleri platformu Variety'ye yaptığı açıklamada şöyle demişti:

Uzmanlığını ve deneyimini paylaşacak konumdaki bir kadının bunun yerine başka bir kadına saldırmayı tercih etmesi ne kadar üzücü. Eğer sektörde geçirdiği onlarca yılda öğrendiği ve öğrencilerine öğretmeyi uygun gördüğü şey buysa, bu utanç verici. Bir kadın yapımcı meslektaşını haksız yere aşağılamak, Baum'un karakteri hakkında çok şey anlatıyor.

Yıldız oyuncu geçen ay, dış görünüşü hakkında sürekli olarak hayranlarından ve izleyicilerden gelen yorumların kendisini "hiçbir kontrolü yokmuş" gibi hissettirdiğini belirtmişti.

Sweeney, Saturday Night Live'a ilk çıkışına verilen viral tepkiler sorulduğunda Variety'e, "Yorumları görüyorum ve tepki göstermeme izin veremiyorum. Bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum, ben de hâlâ anlamaya çalışıyorum" diye açıklamıştı. 

Uzun soluklu komedi programındaki sınırlı sunuculuğunun ardından Sweeney, internetteki muhafazakarlar arasında kadınlık ve "duyarcılık" tartışmalarına konu olmuştu. 

Sweeney, "Benim hakkımda istedikleri şekilde konuşabilmek için kendilerini yakın ve özgür hissediyorlar çünkü sözleşmeler karşılığında hayatımdan vazgeçtiğimi düşünüyorlar. Aktris olduğum için artık insan seviyesinde olmadığımı sanıyorlar. Bu karakterler herkes için olabilir ama Sydney olarak ben artık kendime ait değilim" demişti. 

Benimle kurdukları bu tuhaf ilişki üzerinde hiçbir kontrolüm ya da söz hakkım yok.

Sweeney ayrıca bu yıl eleştirmenler ve seyirciler tarafından sert yorumlar alan Madame Web'de de rol almıştı.
Independent Türkçe


NASA açıkladı: Uzayda felakete 10 metre kalmış

Fotoğraf: NASA
Fotoğraf: NASA
TT

NASA açıkladı: Uzayda felakete 10 metre kalmış

Fotoğraf: NASA
Fotoğraf: NASA

NASA'ya ait bir uzay aracının Rus uydusuyla şubatta yaşadığı çarpışma tehlikesi, daha önce düşünülenden çok daha feci sonuçlanabilirdi.

NASA'nın 2001'de fırlatılan Termosfer İyonosfer Mezosfer Enerji ve Dinamik Görevi (TIMED) uzay aracı, 28 Şubat'ta Rus uydusu Cosmos 2221'le çarpışma tehlikesi geçirmişti.

TIMED, Güneş'in ve insan faaliyetlerinin "Dünya atmosferinin en az keşfedilmiş ve anlaşılmış bölgesi mezosfer ve alt termosfer/iyonosfer" üzerindeki etkilerini incelerken, 1992'de fırlatılan Rus uydusu Cosmos 2221'se kullanılmıyordu.

Amerikan uzay ajansı şubatta acil bir uyarı yayımlayarak "muhtemel bir çarpışmayı" gözlemlediğini bildirmişti. 

Aralarında uzay veri şirketi Leolabs'ten kişilerin de bulunduğu gözlemciler, çarpışmanın eşiğine gelinen bu olayı "güvende hissedemeyecek kadar yakın" diye tanımlamıştı

Çünkü bu çarpışma, 7 binden fazla parçaya neden olup bunları uzaya dağıtabilirdi. Bu da alçak Dünya yörüngesindeki enkazı yüzde 50 oranında artırarak daha fazla uydunun tehdit altına girmesine neden olabilirdi. 

Bu kadar yüksek hızlarda hareket eden bir uydudan kopan tek bir parça bile yörüngedeki faal uydulara kayda değer ölçüde zarar verebilir.

Halihazırda Dünya yörüngesinde en az 1 milimetre büyüklüğündeki milyonlarca küçük parça da dahil 36 binden fazla uzay çöpü bulunuyor.

NASA yönetici yardımcısı Pam Melroy, ABD ve Rus uzay araçlarının birbirlerini ıskalamasıyla insanlığın ciddi bir tehlikeyi atlattığını ancak yeni bir tahminin bu kıl payı geçişin çok daha yakından gerçekleşebileceğini ortaya koyduğunu söyledi.

Space.com'a göre, ABD'nin Kolorado eyaletindeki Kolorado Springs'te düzenlenen 39. Uzay Sempozyumu'nda konuşan Melroy, "Kısa bir süre önce analizler sonucunda geçiş mesafesinin her iki uydunun da ana gövde parametreleri dahilinde 10 metreden daha az olduğunu öğrendik" dedi.

Eğer bu iki uydu çarpışmış olsaydı, kayda değer miktarda enkaz oluşumuna tanık olacaktık. Bu parçalar, saatte on binlerce kilometre hızla hareket eden minik parçalar haline gelerek başka bir uzay aracını delebilecek ve muhtemelen insanların hayatını tehlikeye atabilecekti.

Olayın ardından Melroy, NASA'nın Dünya yörüngesindeki sürdürülebilirliği ölçen ve değerlendiren bütünleşik bir "uzay sürdürülebilirlik stratejisi" için uğraştıklarını belirtti. 

Melroy, "Uzay çok yoğun ve giderek daha da yoğunlaşıyor. Çocuklarımızın ve torunlarımızın da insanlığın yararı için kullanmaya devam edebilmeleri adına uzaydaki kritik bölgelerin korunduğundan emin olmak istiyorsak, şimdi harekete geçmenin tam zamanı" dedi.

Melroy, "NASA, kaynaklarını hem bizim hem de tüm dünya için sürdürülebilir faaliyetleri destekleyecek şekilde yönlendirdiğinden emin oluyor" diye ekledi.
Independent Türkçe