Ünlü K-pop yapımcısı ölü bulundu

Polis ölüm nedenini açıklamadı

Lee daha önce intihalle de suçlanmıştı (AP)
Lee daha önce intihalle de suçlanmıştı (AP)
TT

Ünlü K-pop yapımcısı ölü bulundu

Lee daha önce intihalle de suçlanmıştı (AP)
Lee daha önce intihalle de suçlanmıştı (AP)

Shinsadong Tiger ismiyle bilinen ünlü K-pop bestecisi ve yapımcısı Lee Ho-yang cuma günü ölü bulundu.

Seul polisinden yapılan açıklamada, 40 yaşındaki Lee'nin stüdyosunda ölü bulunduğu belirtilirken, ölüm sebebine dair bir detay verilmedi.

Güney Kore basınında yer alan haberlerde yakınlarının Lee'yi stüdyosında yere yığılmış şekilde bulduğu ve ardından yetkilileri aradıkları kaydedildi.

Lee son 10 yılda, Roly Poly, NoNoNo, Up&Down ve Bboom Bboom gibi ünlü K-pop şarkılarının yapımcılığını üstlenmişti.

2011 AB Entertainment isimli yapım şirketini kuran Lee Ho-yang, 2017'de mali zorluklar yaşayarak iflas başvurusunda bulunmuştu.

Mahkeme, Lee'nin borçlarının yüzde 70'ini 10 yıl içinde ödemesini öngören bir yapılandırma planını kabul etmiş, Lee de o dönem sahip olduğu telif haklarının bir kısmını elden çıkarmıştı.

K-pop tarihinin en çok dinlenen şarkılarına imzasını atmasına rağmen Lee'nin son dönemde çalışacak yeni sanatçılar bulmakta zorlandığı belirtiliyordu.

Güney Koreli yapımcının ölümünden önce mali olarak yine zor duruma düştüğü ve son dönemde bir arkadaşından borç istediği öne sürüldü.

Lee Ho-yang, son aylarda hayatını kaybeden ikinci Güney Koreli ünlü oldu.

Aralıkta, Oscar ödüllü Parazit filmindeki rolüyle de bilinen Lee Sun-kyun arabasında ölü bulunmuştu. İntihar ettiği düşünülen ünlü aktör, uyuşturucu kullanımı iddiasıyla polis tarafından soruşturuluyordu.

Independent Türkçe



Ölü yıldızdan gelen "dalga", gökbilimcileri şaşırttı

ESO'nun Çok Büyük Teleskobu'ndaki MUSE cihazıyla çekilen merkezdeki kare görüntü, ölü yıldız RXJ0528+2838'in etrafındaki şok dalgalarını gösteriyor. Bir yıldız uzayda hareket ederken, yakınındaki maddeyi iterek yay şoku adı verilen bir olay yaratabilir. Bu görüntüde bu olay kırmızı, yeşil ve mavi renkte gerçekleşiyor (ESO/K. Ilkiewicz ve S. Scaringi)
ESO'nun Çok Büyük Teleskobu'ndaki MUSE cihazıyla çekilen merkezdeki kare görüntü, ölü yıldız RXJ0528+2838'in etrafındaki şok dalgalarını gösteriyor. Bir yıldız uzayda hareket ederken, yakınındaki maddeyi iterek yay şoku adı verilen bir olay yaratabilir. Bu görüntüde bu olay kırmızı, yeşil ve mavi renkte gerçekleşiyor (ESO/K. Ilkiewicz ve S. Scaringi)
TT

Ölü yıldızdan gelen "dalga", gökbilimcileri şaşırttı

ESO'nun Çok Büyük Teleskobu'ndaki MUSE cihazıyla çekilen merkezdeki kare görüntü, ölü yıldız RXJ0528+2838'in etrafındaki şok dalgalarını gösteriyor. Bir yıldız uzayda hareket ederken, yakınındaki maddeyi iterek yay şoku adı verilen bir olay yaratabilir. Bu görüntüde bu olay kırmızı, yeşil ve mavi renkte gerçekleşiyor (ESO/K. Ilkiewicz ve S. Scaringi)
ESO'nun Çok Büyük Teleskobu'ndaki MUSE cihazıyla çekilen merkezdeki kare görüntü, ölü yıldız RXJ0528+2838'in etrafındaki şok dalgalarını gösteriyor. Bir yıldız uzayda hareket ederken, yakınındaki maddeyi iterek yay şoku adı verilen bir olay yaratabilir. Bu görüntüde bu olay kırmızı, yeşil ve mavi renkte gerçekleşiyor (ESO/K. Ilkiewicz ve S. Scaringi)

Gökbilimciler, ölü bir yıldızdan çıkan açıklanamaz ve benzeri görülmemiş bir dalga karşısında şoke oldu.

Yıldızlardan çıkan gaz ve toz, zaman zaman yıldızın etrafındaki maddeye çarparak evrene bir şok dalgası gönderebiliyor.

Ancak bilim insanları, bu şok dalgalarından birinin ölü bir yıldızdan çıktığını gözlemledi. Bu, daha önce hiç görülmemiş, imkansız olduğu düşünülen ve tatmin edici açıklaması olmayan bir şey.

Yeni çalışmayı yöneten Durham Üniversitesi'nden Simone Scaringi, "Daha önce hiç görülmemiş ve daha da önemlisi tamamen beklenmedik bir şey bulduk" dedi.

Varşova'daki Nicolaus Copernicus Astronomi Merkezi'nden Krystian Ilkiewicz, "Gözlemlerimiz, mevcut anlayışımıza göre orada olmaması gereken güçlü bir dışa akışı ortaya koyuyor" dedi.

Çalışma, 730 ışık yılı uzaklıktaki RXJ0528+2838 adlı yıldıza odaklandı. Bu yıldız, tıpkı güneşimiz gibi galaksimizin merkezinin etrafında dönüyor.

Hareket ederken de tıpkı bir teknenin suda ilerlerken önünde görülebilen dalgaya benzer bir şok dalgası oluşturuyor. Genellikle, dalgayı oluşturan madde yıldızdan çıkar ancak bilim insanları sözkonusu yıldızın bu şekilde madde üretmemesi gerektiğine inanıyor.

Profesör Scaringi, "Sessiz ve disksiz olduğu varsayılan bir sistemin böylesine muhteşem bir nebulayı tetikleyebilmesi, nadir görülen 'vay canına' anlarından biriydi" dedi.

Dalga, ölü yıldızın en az bin yıldır dışarıya madde gönderdiğini gösteriyor. Araştırmacılar bunun nasıl mümkün olabileceğini bilmiyor ancak bunun henüz bulamadıkları bir tür gizli enerjiye işaret ettiğine inanıyorlar.

Ilkiewicz, "Bulgumuz, disk olmasa bile bu sistemlerin güçlü dışa akışlar oluşturabileceğini ve henüz anlamadığımız bir mekanizmayı ortaya çıkardığını gösteriyor. Bu keşif, maddenin bu ekstrem ikili sistemlerde nasıl hareket ettiği ve etkileşimde bulunduğu hakkındaki standart tabloya meydan okuyor" dedi.

Araştırmacılar, sürecin nasıl işlediğine ışık tutabilecek daha fazla örnek bulmayı umuyor. Yakında faliyete geçecek Aşırı Büyük Teleskop'un bunu yapmalarını ve bu gizemli enerji kaynağını ortaya çıkarmalarını sağlayacağını umuyorlar.

Çalışma, Nature Astronomy adlı akademik dergide yayımlanan, "A persistent bow shock in a diskless magnetised accreting white dwarf" (Disksiz manyetikleşmiş, madde biriktiren beyaz cücede kalıcı bir yay şoku) başlıklı yeni makalede açıklandı.

Independent Türkçe


Uzaylılarla iletişimin yolu arılardan geçiyor olabilir mi?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Uzaylılarla iletişimin yolu arılardan geçiyor olabilir mi?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir düşünce deneyine göre, bal arılarının bilgiyi nasıl işlediğini incelemek, insanların uzaylılarla iletişim kurmasına yardımcı olabilir.

Bal arıları ve insanların ataları evrimsel olarak 600 milyon yıldan fazla süre önce ayrılmış olsa da bu türler, sosyallik, iletişim ve bazı matematiksel yetenekler gibi ortak özellikleri korudu.

Çalışmalar, küçücük böcek beyinlerine rağmen arıların basit toplama ve çıkarma problemlerini çözebildiğini ve hatta miktarları tek veya çift olarak sınıflandırabildiğini gösteriyor. Hatta sıfır kavramını bile bir nebze anlıyor olabilirler.

Araştırmacılar, bu gözlemlere dayanarak matematiğin uzaylı varlıklarla iletişim için kullanılıp kullanılamayacağını sorguluyor.

Arılar matematiksel kavramları kavrayabiliyorsa, bu fikirlerin insan diline bağlı olması muhtemel değil. Çünkü arılar, makak veya yunus gibi memelilerin aksine, matematiksel yeteneğe sahip olup evrimsel açıdan insanlardan en uzak türlerden biri.

The Conversation'da yayımlanan makalede araştırmacılar, "Eğer birbirine yabancı kabul edilen iki tür (insanlar ve bal arıları) diğer birçok hayvanla birlikte matematik yapabiliyorsa, belki de matematik evrensel bir dilin temeli olabilir" diye savunuyor.

Leonardo adlı akademik dergide yayımlanan bu düşünce deneyi, matematiğin insanların evreni açıklamak için kullandığı betimleyici bir araçtan çok daha fazlası olduğu felsefi fikrine dayanıyor.

Araştırmacılar, insanlardan bağımsız var olan nesnel bir yapı oluşu nedeniyle matematiğin Dünya'nın ötesiyle, özellikle uzaylılarla iletişim için bir temel sağlayabileceğini söylüyor.

Uzaylı varlıkların duyusal algıları veya biyolojik biçimleri insanlardan büyük ölçüde farklı olsa bile, bazı matematiksel yapıların iletişim için ortak bir zemin sağlayabileceğini söylüyorlar.

Bu fikir tamamen yeni değil. Uzaylı varlıklarla iletişim kurmaya yönelik geçmiş bilimsel çabalar da matematik ve sayıları kullanmıştı.

Örneğin, 1977'de fırlatılan Voyager 1 ve 2 uzay sondalarıyla gönderilen Altın Plaklar'a, "dünyamızın öyküsünü uzaylılara iletmek" amacıyla matematiksel değerler kazınmıştı.

Araştırmacılar, "Eğer uzaylı türler varsa ve yeterince gelişmiş beyinlere sahiplerse, çalışmamız onların matematik yapma kapasitesine sahip olabileceğini gösteriyor" diyorlar.

Şimdiyse farklı türlerin, dildeki lehçelere benzer şekilde, matematiğe farklı yaklaşımlar geliştirip geliştirmediğini araştırmayı umuyorlar.

Independent Türkçe


Karanfil astıma iyi gelir mi? Uzmanlar bilimsel kanıtlara dikkat çekiyor

Günlük bir karanfil tanesi tüketmek, bronşlardaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir (Pexels)
Günlük bir karanfil tanesi tüketmek, bronşlardaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir (Pexels)
TT

Karanfil astıma iyi gelir mi? Uzmanlar bilimsel kanıtlara dikkat çekiyor

Günlük bir karanfil tanesi tüketmek, bronşlardaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir (Pexels)
Günlük bir karanfil tanesi tüketmek, bronşlardaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir (Pexels)

Karanfil, kendine has aromasıyla hem mutfakların hem de geleneksel tıbbın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Karanfil ağacının çiçek tomurcuklarından elde edilen bu baharat; et yemeklerinden sıcak içeceklere, tatlılardan hamur işlerine kadar pek çok alanda kullanılıyor.

Solunum yolu hastalıklarında karanfil

Araştırmalar, karanfilde bulunan bazı bileşiklerin karaciğer sağlığını desteklemek, kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olmak ve solunum yolu hastalıklarına katkı sağlamak gibi çeşitli sağlık yararları olabileceğine işaret ediyor. Karanfil, geleneksel olarak astım, bronşit ve öksürük gibi solunum yolu rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılmıştır.

Anti-inflamatuar (iltihap giderici) ve balgam söktürücü özellikleri sayesinde hava yollarının temizlenmesine ve nefes almanın kolaylaşmasına yardımcı olabileceği belirtilmektedir. Günde bir adet karanfil tüketmenin, bronşlardaki iltihabı azaltmaya, tahrişi yatıştırmaya ve solunum sistemi sorunlarının belirtilerini hafifletmeye katkı sağlayabileceği ifade edilmektedir. Bu etkinin özellikle soğuk algınlığı ve grip mevsimlerinde, solunum sağlığının daha hassas olduğu dönemlerde faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Karanfilin uçucu yağında bulunan ve ana bileşen olan öjenol maddesinin; iltihap giderici, ağrı kesici ve antimikrobiyal özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Bu özellikler, bronşların iltihaplanması ve daralmasıyla karakterize edilen astım hastalığında teorik olarak faydalı olabilir.

Ancak, karanfilin astım tedavisindeki etkinliğini kesin olarak destekleyen bilimsel kanıtlar sınırlıdır. Bazı deneysel çalışmalarda, karanfil özleri ya da öjenolün hayvan modellerinde bronşları genişletici veya iltihap azaltıcı etkiler gösterebildiği öne sürülse de, bu bulgular insanlarda yapılan güçlü klinik çalışmalarla henüz net biçimde doğrulanmış değildir.

Karanfilin olası yan etkileri

Ağızdan tüketim:

Küçük miktarlarda karanfil tüketimi genellikle güvenli kabul edilmektedir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), karanfil tomurcukları ve karanfil yağını gıda katkısı olarak “genel olarak güvenli” sınıfında değerlendirmektedir. Bununla birlikte, özellikle hamileler ve emziren kadınlarda yüksek miktarlarda tüketimin etkilerine dair yeterli veri bulunmamaktadır. Bu nedenle tariflerde önerilen miktarların aşılmaması tavsiye edilir.

Karanfil yağının yutulması:

Karanfil ve karanfil yağı öjenol içerir; ancak bu maddenin konsantrasyonu damıtılmış yağda çok daha yüksektir. Bu nedenle karanfil yağının ağızdan alınması, özellikle çocuklar için güvenli değildir. Küçük miktarlar bile nöbetler, karaciğer hasarı ve vücut sıvı dengesinde bozulmalar gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Ayrıca kanama bozukluğu olan kişilerde ya da cerrahi girişimler sırasında kanama riskini artırabilir.

Harici kullanım:

Karanfil yağı veya karanfil özlü kremlerin cilt üzerine kullanımı genellikle güvenli kabul edilir. Ancak karanfil yağının diş etlerine uygulanması tahrişe ve doku hasarına neden olabilir.

İlaç etkileşimleri:

Kan sulandırıcı ilaçlar veya kan şekerini düzenleyen ilaçlar (diyabet ilaçları gibi) kullanan kişilerin dikkatli olması gerekir. Karanfilde bulunan öjenol, bu tür ilaçların etkileriyle etkileşime girebilir.