En çok hangi yaş grupları kanser riski altında?

Kanser vakalarının üçte biri 75 yaş üstü kişilerde teşhis ediliyor (Reuters-Arşiv)
Kanser vakalarının üçte biri 75 yaş üstü kişilerde teşhis ediliyor (Reuters-Arşiv)
TT

En çok hangi yaş grupları kanser riski altında?

Kanser vakalarının üçte biri 75 yaş üstü kişilerde teşhis ediliyor (Reuters-Arşiv)
Kanser vakalarının üçte biri 75 yaş üstü kişilerde teşhis ediliyor (Reuters-Arşiv)

Kanser tanısı, bir kişinin hayatında meydana gelebilecek en travmatik olaylardan biri olabilir, ancak farklı kanser türleri büyük ölçüde yaşa bağlıdır.

Şarku’l Avsat’ın The Telegraph gazetesinden aktardığı habere göre, İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı tarafından yürütülen araştırma, tüm kanser türlerinin üçte birinin 75 yaş üzerinde teşhis edildiğini gösterdi.

Ancak araştırmada, yaşlılıkta insanları etkileyen kanser türlerinin, gençleri etkileyenlere kıyasla farklı organları etkileme eğiliminde ve altta yatan nedenlerinin tamamen farklı olduğu da görüldü.

Surrey Üniversitesi’nden klinik onkolog Dr. Carla Perna araştırmaya ilişkin şunları söyledi;

Belirli bir genetik mutasyon taşıyan insanlar, hayatlarının çok daha erken dönemlerinde kansere yakalanma eğilimindedir ve bu durum çok daha agresiftir. 75 yaş üstü insanları etkileyen kanserler ise, hücrelerimizin yaşlanmasıyla ve yaşam tarzına bağlı hasarın yaşam boyu kümülatif etkisiyle ilişkilidir.

Onkologlar, kanserin geliştiği belirli hücre tiplerinin yaşla birlikte büyük ölçüde değişebileceğini söylüyor.

Bir örnek vermek gerekirse, Minnesota’daki Mayo Clinic Kanser Merkezi’nin Müdür Yardımcısı Dr. Stephen Ansell, çocukluk çağı kanserlerinin, genellikle kök hücreler gibi halen gelişmekte ve büyümekte olan hücre türlerinde ortaya çıkma eğiliminde olduğunu vurguladı.

dsevefv
Çocukluk çağı kanserleri genellikle kök hücreleri etkileme eğilimindedir (Reuters-Arşiv)

Ancak yaşlılıkta en yaygın görülen kanser türlerinden biri, organları kaplayan bezlerde bulunan hücrelerde gelişen kanserler olan adenokarsinomdur.

Dr. Ansell, gazeteye yaptığı açıklamada ayrıca şunları söyledi;

Bu geniş bir genelleme. Adenokarsinomlar, yaşlandıkça bezler zamanla giderek daha fazla uyarıldığı için ortaya çıkar ve bu da onları, kansere yol açan, hücre bölünmesi sırasında ortaya çıkan risklere karşı savunmasız hale getirir.

Peki çeşitli kanser türlerinin riski yaşla birlikte nasıl değişiyor?

Üç farklı yaşam evresine yönelik değerlendirme şöyle;

25-49 yaş

Gençken sonsuza kadar yaşayabileceğinizi varsayarsınız, ancak araştırmalar giderek daha fazla genç yetişkinin kansere yakalandığını gösteriyor.

İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı’na göre, gençlerde kanser oranları, 1990’ların başı ile 2018 arasında yüzde 22 oranında arttı.

Genç erkeklerde sık görülen kanserlerden biri, ortalama başlangıç yaşının sadece 33 olduğu prostat kanseri.

Cambridge Üniversitesi tıbbi onkoloji alanında akademik danışman olan onkolog Dr. Saif Ahmed, konuya ilişkin şu tavsiyelerde bulundu;

Bunu erken teşhis etmenin en iyi yolu gerçekten aylık kendi kendine muayenedir. Bu tümörler genellikle o kadar iyi yuvarlak değildir, bu nedenle sert ve düzensiz şekilli bir şişlik hissedersiniz. Ancak herhangi bir şişkinlik hisseden herkes doktoruna gitmeli.

Kadınlarda baş ve boyun kanserleri ve rahim ağzı kanseri de, cinsel yolla bulaşan insan papilloma virüsü (HPV) türleri ile güçlü bağlantı nedeniyle bu yaş grubunda en sık görülen türler arasında.

Bu suşlar boğaz ve rahim ağzındaki hücrelere zarar vererek sonuçta kansere neden olabilir.

Dr. Ahmed, düzenli rahim ağzı taraması ve erken ergenlik döneminde HPV aşısı yaptırmanın, özellikle birden fazla türe karşı en iyi korunma şekli olduğunu söyledi.

Meme kanserine yakalanan 40 yaşın altındaki kadınların, üçlü negatif meme kanseri olarak bilinen hastalığın özellikle agresif bir formuna sahip olma olasılığı daha yüksek.

Bu, BRCA1 genindeki kalıtsal bir mutasyonla güçlü bir şekilde bağlantılı.

Dr. Perna, bu konuda şunları söyledi;

Ailede meme kanseri öyküsü varsa kadınlar 25, 30 yaşlarında kitleleri kontrol etmeye başlamalı. Eğer endişe verici bir şey fark ederlerse mamografi çektirmelerine gerek yok. Genç bir kadın için basit bir ultrason herhangi bir sorunun tespit edilmesi için yeterlidir.

Bağırsak kanseri oranları da, bilinmeyen nedenlerle genç yetişkinler arasında artıyor.

Ancak olası risk faktörleri arasında yüksek oranda işlenmiş et tüketimi, alkol, hareketsiz yaşam tarzı ve artan obezite oranları yer alıyor.

dfvfde
Bağırsak kanserini tespit etmek için yapılan tıbbi muayene (Reuters-Arşiv)

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, 2020 yılında bağırsak kanserini 50 yaşın altındaki erkeklerde en ölümcül kanser türü, aynı yaş grubundaki kadınlar arasında ise üçüncü en ölümcül kanser türü olarak listeledi. 

Melanom (cilt kanseri) aynı zamanda genç yetişkinlerde, özellikle de kadınlarda teşhis edilen en yaygın kanserlerden biri.

Dr. Ansell, “Yeni bir ben varsa veya cildinizde bir şey ortaya çıkıyorsa, bunu hemen kontrol ettirmenizi tavsiye ederim” dedi.

50-74 yaş

Hem erkekler, hem de kadınlar, orta yaşta büyük hormonal değişimler yaşarlar ve bu da çeşitli kanserlere karşı hassasiyeti tetikleyebilir.

Menopoza 55 yaşından sonra geç başlayan kadınlar, kanser için bir risk faktörü olan hücre üretiminin artmasına neden olan östrojene daha fazla maruz kaldıkları için endometriyal, yumurtalık ve meme kanserine yakalanma riski belirgin şekilde daha fazladır.

Benzer şekilde, 50’li ve 60’lı yaşlarında aşırı kilolu olan menopoz sonrası kadınlarda bu kanserlere yakalanma riski daha yüksektir, çünkü vücut östrojeni vücut yağından elde edebilir.

Bu yaş grubundaki aşırı kilolu erkeklerin agresif prostat kanserine yakalanma olasılıkları da daha yüksektir. Çünkü prostat çevresindeki aşırı yağ katmanları, büyüyen kanser hücreleri için bir besin kaynağı görevi görür.

Imperial College London’daki araştırmacılar, İngiltere’deki ortalama 55-64 yaş arası bir erkeğin vücut kitle indeksini 18,5 ila 24,9 arasındaki ideal aralığa düşürmesi durumunda, yılda bin 300 daha az prostat kanseri kaynaklı ölüm gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

Dr. Ahmed, bu yaş aralığındaki kadın ve erkekler için mamogramlardan yumurtalık kanseri için CA125 kan testine kadar çeşitli testlerin mevcut olduğunu bildirdi. 

Dr. Perna ise şu ifadeleri kullandı;

İngiltere’de prostat kanseri için bir tarama programı yok. Bu yüzden aile öyküsü, siyah etnik köken veya Yahudi olmak gibi bilinen herhangi bir risk faktörüne sahip olan her erkeğin 45 ve 50 yaşından itibaren pratisyen hekimden PSA testi yaptırması gerektiğini söylüyoruz.

Araştırmaya göre, akciğer kanseri de orta yaşta daha sık görülmeye başlıyor.

Bu kanser türü, 50-74 yaş arası erkeklerde kanser vakalarının yüzde 12’sini, bu yaş aralığındaki kadınlarda ise yüzde 13’ünü oluşturuyor.

sdv
Akciğer kanseri orta yaşlarda daha sık görülüyor (Reuters-Arşiv)

Royal Marsden Hastanesi, halihazırda sigara içen veya son 15 yılda sigarayı bırakan 50 yaş üstü herkesin, akciğer kanseri taraması için yıllık özel düşük doz bilgisayarlı Tomografi (BT) taraması yaptırmasını öneriyor.

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), Haziran 2023’ten bu yana, hastalık riski yüksek olan 55-74 yaş arası kişileri belirleyen ulusal bir program olan, hedefe yönelik bir akciğer sağlığı kontrol programını (TLHC) uygulamaya başladı.

Ancak Dr. Perna, taramaların tespit edebileceğinin hala bir sınırı olduğunu, bu nedenle en iyi seçeneğin mümkün olan en kısa sürede sigarayı bırakmak olduğuna dikkat çekerek, şunları ekledi;

Bu taramalarda yalnızca büyük tümörleri tespit edebilirsiniz, ancak küçük tümörleri gerçekten tespit edemezsiniz. Dolayısıyla sigara içmemek hala en iyi korunma yöntemidir.

75 yaş ve üzeri

Genel olarak kanser teşhisleri yaşla birlikte daha yaygın hale gelse de bu, hastalığın her türü için geçerli değildir.

Onkologlar, 75 yaşından sonra gelişen kanserlerin, bazen kötü yaşam tarzı alışkanlıklarının bir sonucu olarak, yaşam boyunca birikmiş DNA hasarıyla büyük ölçüde bağlantılı olduğunu söylüyor.

Erkeklerde mesane ve prostat tanıları oldukça yaygın olmakla birlikte, 75 yaş üstü kadınlarda görülen kanser tanılarının yüzde 21’ini meme kanseri oluşturuyor.

Ancak akciğer ve bağırsak kanseri de oldukça yaygın olmaya devam ediyor.

vbdfe
Sigara içmemek hala akciğer kanserini önlemenin en iyi yolu (Reuters-Arşiv)

Dr. Ansell açıklamasına şu ifadelerle devam etti;

Akciğer kanserinde, eğer sigara içiyorsanız, düzenli olarak birçok kanserojenin solunması söz konusudur. Mesane kanserlerinde ise, idrarla dışarı attığınız çeşitli maddeler olabilir, bu da mesane astarının uzun süreli tahrişine neden olarak sizi riske atabilir. Bağırsak kanseri hakkında öğrenecek çok şeyimiz var, ancak yaşam boyu süren beslenme alışkanlıkları sonuçta bir fark yaratabilir.

Doktor ayrıca, ailesinde bağırsak kanseri öyküsü olan herkesin kolonunun sağlığını incelemek için kolonoskopi taraması yaptırması gerektiğini söyledi.

Bilinmeyen nedenlerle, erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha fazla görülen bir hastalık olan mesane kanseri için de çeşitli testler mevcut.

Aile geçmişinden veya kanında idrar çıkması gibi endişe verici semptomlardan endişe duyan herkes, esnek sistoskopi adı verilen, lokal anestezi ve mesanenin iç yüzeyini incelemek için üretradan ince bir tüpün yerleştirilmesini içeren bir testten geçebilir.

Ancak genel olarak bakıldığında, yaşlanmanın birkaç avantajından biri, herhangi bir kanser türü teşhisi konduğunuzda bunun muhtemelen daha az agresif olmasıdır. 

Dr. Perna, “NHS Meme Tarama Programı’nın 70 yaşında durdurulmasının nedenlerinden biri, bu yaşta meme kanseri tanısı alan herhangi bir kadının agresif kansere yakalanma olasılığının daha düşük olması” dedi.

Doktor ayrıca, 75 ya da 80 yaşında, çok agresif bir hastalığa yakalanma olasılığının çok daha düşük olduğunun da altını çizdi.



Jüpiter'in uydusu Europa'da yaşam olma ihtimali suya mı düştü?

Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
TT

Jüpiter'in uydusu Europa'da yaşam olma ihtimali suya mı düştü?

Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)

Bilim insanları, Güneş Sistemi’nde yaşam barındırma ihtimali en yüksek gökcisimlerinden birinin bu koşulları sağlamadığını öne sürdü.

Jüpiter'in bilinen 95 uydusu var ancak bunlardan biri bilim insanlarından özel ilgi görüyor. Buz yüzeyinin altında devasa bir okyanus olan Europa, yaşam arayışında önemli bir hedef konumunda.

Europa'nın, Ay'dan biraz küçük olmasına karşın Dünya'daki tüm okyanusların toplamından daha fazla su içerdiği tahmin ediliyor. Bu okyanusta yaşamın ortaya çıkması ihtimalini araştırmak üzere NASA, 2024'te uyduya bir sonda göndermişti. Europa Clipper adlı aracın 2030'da uyduya ulaşarak yakın geçişler yapması planlanıyor.

Bununla beraber yaşam için gerekli tek şey su değil. Bilim insanları organik kimyasallar ve enerjiye de ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor.

Örneğin Dünya'daki yaşamın, birkaç milyar yıl önce deniz tabanındaki hidrotermal bacaların etrafındaki ortamda ortaya çıkmış olduğu düşünülüyor.

Ancak bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta dün (6 Ocak) yayımlanan çalışmaya göre Europa böyle bir ortamdan mahrum olabilir.

Washington Üniversitesi St. Louis kampüsünden Paul Byrne ve ekibi, Europa'nın okyanus tabanındaki tektonik ve volkanik aktivite ihtimalini inceledi. Bu aktiviteler, Dünya'da kaya ve deniz suyu arasındaki etkileşimleri kolaylaştırarak yaşam için gereken besin maddelerini ve kimyasal enerjiyi üretiyor.

Araştırmacılar uydunun büyüklüğünü ve kaya çekirdeğinin yapısını göz önüne alarak hesaplama yaptı. Analizin ardından deniz tabanının tektonik ve volkanik aktiviteye izin vermeyecek kadar sert ve durağan olduğu sonucuna vardılar.

Europa'nın buz tabakasının altında Dünya’dakine benzer bir kaya çekirdek var.. Ancak bilim insanları gezegenin çekirdeği hâlâ yanarken, uydunun çekirdeğinden gelen ısının milyarlarca yıl önce dışarı kaçmış olması gerektiğini öne sürüyor.

Byrne, "Eğer o okyanusu uzaktan kumandalı bir denizaltıyla keşfedebilseydik, deniz tabanında yeni kırıklar, aktif volkanlar veya sıcak su püskürmeleri görmeyeceğimizi tahmin ediyoruz" diyerek ekliyor: 

Jeolojik açıdan orada pek bir şey olmuyor. Oradaki her şey sessiz olmalı. 

Ekip, Jüpiter'in uyguladığı kütleçekim kuvvetinin yaşam için gereken enerjiyi üretip üretmediğini de analiz etti. Örneğin gezegenin, Io uydusuna uyguladığı kuvvet burada güçlü gelgit kuvvetleri oluşturarak sürtünme ve ısı üretiyor. Hatta Io, Güneş Sistemi'nde volkanik açıdan en aktif cisim konumunda.

Ancak çalışmaya göre Europa'nın yörüngesi nispeten istikrarlı ve gezegene uzak olduğundan, bu türden gelgit kuvvetleri oluşması pek muhtemel değil.

Byrne, "Europa'da muhtemelen bir miktar gelgit ısınması var ve bu yüzden tamamen donmuyor" diye açıklıyor: 

Ve uzak geçmişte çok daha fazla ısınma yaşanmış olabilir. Ancak bugün Io'da gördüğümüz gibi yüzeyden fışkıran buz volkanları Europa'da yok ve hesaplamalarımız, gelgitlerin deniz tabanında herhangi bir önemli jeolojik aktiviteyi tetikleyecek kadar güçlü olmadığını gösteriyor.

Yine de bilim insanları Europa'da yapılacak keşiflerle ilgili heyecanlı. Georgia Üniversitesi'nden makalenin ortak yazarı Christian Klimczak şu ifadeleri kullanıyor:

Jeoloji Güneş Sistemi'nde benzer şekilde işlese de keşfettiğimiz her cismin kendine özgü bir süreci olduğu bulundu. Europa hakkında bildiklerimiz göz önüne alındığında, Dünya dışı yaşam aramak için en iyi yer hâlâ orası.

Independent Türkçe, Reuters, EurekAlert, Nature Communications


İspanya'da domuz gribi alarmı

Virüsün yayılmasını kontrol altına almak için ordu görevlendirildi (Arşiv/AP)
Virüsün yayılmasını kontrol altına almak için ordu görevlendirildi (Arşiv/AP)
TT

İspanya'da domuz gribi alarmı

Virüsün yayılmasını kontrol altına almak için ordu görevlendirildi (Arşiv/AP)
Virüsün yayılmasını kontrol altına almak için ordu görevlendirildi (Arşiv/AP)

İspanya'da Katalonya'yı kasıp kavuran ölümcül Afrika domuz gribi (ADG) vakalarında hızlı bir artış kaydedilirken, yetkililer salgının kontrol altına alınması için drone ve helikopterleri devreye soktu.

Bölgenin tarım dairesinden pazartesi yapılan açıklamada Cerdanyola del Valles yakınlarında 18 yaban domuzunun daha bu bulaşıcı hastalıktan öldüğü ve sayının toplam 47'ye ulaştığı duyuruldu.

Daire, bu artışın Noel tatili boyunca ulaşılması zor bölgelerde hava yoluyla yapılan daha geniş çaplı testlerden kaynaklandığını söyledi. Daire bunun "ani" bir artış değil, bildirilen vakaların "birikmesi" olduğunu vurguladı.

İspanya aralık ayında kontrol altına alma çabalarını artırarak yayılmayı izlemek için iz takip köpeklerini ve orduyu devreye sokmuştu. Son haftalarda 620'den fazla yaban domuzu analiz edildi ve bunların yaklaşık yüzde 8'inin virüs testi pozitif çıktı.

Araştırmacılar, yerel olarak bulundurulan herhangi bir örnekle eşleşmeyen "Bellaterra" varyantının yeni bir mutasyon olabileceğine inanıyor.

Yerel hükümet virüsün bir laboratuardan yayılmış olabileceği teorisini ciddiye almazken, Tarım Bakanı Oscar Ordeig geçen hafta soruşturmalar devam ederken "sağduyu" çağrısında bulundu.

İspanyol polisi, hastalığın tesisten dışarı sızmış olabileceği endişesiyle, salgının kökenine ilişkin soruşturmalardan birinde geçen ay Barselona yakınlarında devletin finanse ettiği bir laboratuvara baskın düzenlemişti.

Genom dizilimi, suşun araştırma ve aşı geliştirmede kullanılanlara benzediğini ve Avrupa'daki diğer vakalardan farklı olduğunu ortaya koydu.

Ancak Barselona'daki Biyotıp Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan analizler, Cresa'nın yerel olarak elinde bulundurduğu suşlarla eşleşmedi. Yerel yönetim, ilacın bir laboratuvardan gelme ihtimalinin "son derece düşük" olduğuna inanıyor.

rtghyj
Barselona yakınlarındaki Collserola tabiat parkının girişindeki direğe asılan yerel polis uyarısında "Afrika Domuz Gribi Gözetim Bölgesi" yazıyor (AFP)

Ordeig aralık ayı başında Katalunya Radyosu'na, yetkililerin virüsün yurt dışından ülkeye getirilen kontamine gıdalardan yayılmış olabileceği varsayımı üzerinde çalıştıklarını söyleyerek şöyle devam etmişti:

Bellaterra bölgesine Avrupa'nın her yerinden çok fazla trafik geldiğini hesaba katmalıyız. En olası seçenek... Söğüş et, sandviç, kontamine yiyeceklerin bir çöp kutusuna atılması ve sonra bir yaban domuzunun bunları yiyip enfekte olması.

İspanyol El Pais gazetesi, yaban domuzunun bir kanala atılmış sandviçin içindeki kontamine sosisleri yemiş ve daha sonra enfekte olmuş olabileceğini bildirdi.

Bu, İspanya'da 1994'ten bu yana görülen ilk ADG salgını. Virüs yalnızca Barselona'nın dışındaki Collserola tepelerindeki yabani hayvanlarda tespit edildi ve çiftliklerde herhangi bir vaka bildirilmedi.

ADG insanlar için zararsız olsa da domuz ve yaban domuzları arasında hızla yayılıyor.

Virüs ilk olarak kasım sonlarında Collserola sıradağlarında yer alan Bellaterra'da iki yaban domuzunda tespit edilmişti.

İspanya'nın milyarlarca euroluk domuz eti endüstrisi tehlikedeyken yayılma baskısı sürüyor. El Periodico'ya göre Katalan ihracatçılar sadece salgının ilk ayında 62 milyon euro kaybetti.

Independent Türkçe


Denizanaları, uykunun yüz milyonlarca yıllık işlevini ortaya çıkardı

Uykunun, sinir sistemine sahip en eski hayvanlar olan knidlilerde yüzlerce milyon yıl önce geliştiği düşünülüyor (Unsplash)
Uykunun, sinir sistemine sahip en eski hayvanlar olan knidlilerde yüzlerce milyon yıl önce geliştiği düşünülüyor (Unsplash)
TT

Denizanaları, uykunun yüz milyonlarca yıllık işlevini ortaya çıkardı

Uykunun, sinir sistemine sahip en eski hayvanlar olan knidlilerde yüzlerce milyon yıl önce geliştiği düşünülüyor (Unsplash)
Uykunun, sinir sistemine sahip en eski hayvanlar olan knidlilerde yüzlerce milyon yıl önce geliştiği düşünülüyor (Unsplash)

Bilim insanları denizanalarını inceleyerek uykunun yüz milyonlarca yıllık geçmişine ve işlevine ışık tuttu.

Sinir sistemine sahip hayvanların uyuduğu bilinse de bu eylemin bazı dezavantajları da var. Uyurken çevreye dair farkındalığın azalmasıyla hayvanların avlanma riski artıyor, beslenme ve üreme gibi davranışları aksıyor.

Bu olumsuzluklara rağmen uykunun neden ve nasıl geliştiği biyolojideki önemli sorulardan biriydi.

Bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta dün (6 Ocak) yayımlanan çalışmaya göre hayvan evriminin erken dönemlerinde ortaya çıkan uykunun hayati işlevi, tehlikelerden daha ağır bastığı için gelişti.

İsrail'deki Bar-İlan Üniversitesi'nden Lior Appelbaum ve Oren Levy'nin yürüttüğü araştırmada knidliler grubundaki denizanası ve denizşakayığı incelendi. 

Knidlilerin merkezi bir beyni yok ama sinir sistemleri var. 

Bilim insanları denizanalarının gece boyunca uyuduğunu hatta gün içinde de şekerleme yaptığını gözlemledi. Denizşakayıklarıysa gece uyanık kalıp şafaktan gün ortalarına kadar uyuyordu.

Araştırmacılar  iki türün de tıpkı insanlar gibi günde yaklaşık 8 saat uyuduğunu saptadı.

Daha sonra hem doğal ortamda hem de laboratuvarda yaptıkları incelemelerde farklı uyku düzenlerine rağmen  iki türün de uykusunda benzer bir durum yaşandığını tespit ettiler. Uyanıkken nöronlarında DNA hasarı birikiyor, uyku sırasında ise azalıyordu.

Ayrıca hayvanlar uzun süre uyanık tutulduğunda DNA hasarı artıyor ve sonrasında daha fazla uyuyorlardı.

Dahası, UV radyasyonu gibi yollarla DNA hasarı artırılan hayvanlar yine uykuya ihtiyaç duyuyor, melatonin hormonu vererek uykuyu tetiklemek de hasarı azaltıyordu.

Bulgular, DNA hasarının uyku ihtiyacını artırdığı ve uykunun da hasarın azaltılmasını kolaylaştırdığına işaret ediyor. 

Bilim insanları uykunun evrimsel açıdan gelişmesinin, nöronları günlük hücresel stresten ve DNA hasarından korumasından kaynaklandığını söylüyor.

Araştırmacılar makalede "Uyanıkken DNA hasarıyla onarım arasındaki denge yetersiz kalıyor; uyku ise tek tek nöronlarda verimli hücresel bakım için uygun bir zaman aralığı sağlıyor" diye yazıyor.

Çalışmanın insan sağlığı açısından da önemi var. Uykuyla ilgili sorunlar bilişsel gerileme ve Alzheimer gibi hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Bulgular uyku kalitesiyle uzun vadeli beyin sağlığı arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekiyor.

Appelbaum, "Uyku sadece öğrenme ve hafıza için değil, aynı zamanda nöronlarımızı sağlıklı tutmak için de önemli" diyerek ekliyor: 

Denizanası ve denizşakayığında gördüğümüz nöronları koruma yönündeki evrimsel dürtü, belki de günümüzde uykunun insanlar için bu kadar önemli olmasının nedenlerinden biridir.

Independent Türkçe, Science Alert, Medical News, Nature Communications