Yaygın anksiyete bozukluğu nedir? Siz bu durumdan ne kadar şikayetçisiniz?

Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri psikolojik kökenlidir ancak panik atak gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilirler (Reuters)
Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri psikolojik kökenlidir ancak panik atak gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilirler (Reuters)
TT

Yaygın anksiyete bozukluğu nedir? Siz bu durumdan ne kadar şikayetçisiniz?

Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri psikolojik kökenlidir ancak panik atak gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilirler (Reuters)
Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri psikolojik kökenlidir ancak panik atak gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilirler (Reuters)

Herkes bazen endişeli hissedebilir ve bu duygu koronavirüs salgınından bu yana daha da arttı. Telegraph gazetesinin haberine göre Britanya Ulusal İstatistik Ofisi, yaklaşık dört kişiden birinin 2022 ile 2023 arasında yüksek düzeyde kaygı bozukluğu yaşadığını kaydetti.

Bir miktar kaygı hissetmek normal olsa da fazlası günlük yaşamınızı etkileyebilir ve sorun haline gelebilir. Peki ne zaman daha ciddi bir şeye dönüşür? Daha karmaşık bir zihinsel sağlık durumu olan yaygın anksiyete bozukluğuna (GAD) sahip olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?

Kaygı nedir?

Kaygı, günlük hayatımızdaki sorunları düşünmekten farklıdır. Şu anda hipnoterapist olarak çalışan, 30 yıldan fazla deneyime sahip emekli Dr. Mike Capek, “Kaygı öncelikle bir gerginlik ve beklenti duygusudur” diyor.

Bu duygunun genellikle büyük olaylar, değişiklikler veya belirsizlik dönemlerinde hissedildiğini ancak elbette büyük bir sınav öncesi düşünmek veya düğün öncesi stres gibi olumlu şeyleri de içerebileceğini belirtiyor. Capek, “Bu tamamen normal bir duygu, ancak genel olarak halkın kaygıyı anormal olarak görme eğiliminde olduğunu düşünüyorum” dedi.

Kaygı olumlu olabilir mi?

Kraliyet Psikiyatristler Koleji’nden Dr. John Van Niekerk'e göre kaygı iyi bir şey olabilir. Niekerk, “Meslekten olmayanların ifadesiyle, stresten bahsediyoruz... Bazen biraz gergin veya endişeli hissetmek çok faydalıdır çünkü ihtiyacınız olduğunda sizi tetikte tutar” açıklamasında bulundu.

Örneğin önemli bir sınav veya iş sunumu durumunda kaygı iyi bir motivasyon kaynağı olabilir. Niekerk, aynı şekilde pandemi sırasındaki kaygının bizi el yıkamak, maske takmak gibi konularda daha dikkatli hale getirdiğini belirterek, bunun kendimizi ve başkalarını korumaya yardımcı olduğunu kaydetti.

Ne zaman sorun haline gelir?

Van Niekerk, bunun günlük işleyişinizi etkilemeye başladığında sorun haline geldiğini söylüyor. Capek, anormal kaygı düzeylerinin birçok farklı durumun belirtisi olabileceğini açıklayarak şunları söylüyor:

“Yaygın anksiyete bozukluğu ya da panik bozukluğu gibi başlı başına bir durum ya da tanı olarak değerlendirilebilir. Bu, örneğin hipertiroidizm gibi fiziksel bir hastalığın belirtisi olabilir veya travma sonrası stres bozukluğu gibi başka bir psikolojik durumun belirtisi olabilir.”

Yaygın anksiyete bozukluğu (GAD) nedir?

Yaygın anksiyete bozukluğu bir zihinsel sağlık durumudur. Capek, genellikle diğer tüm olası nedenler ortadan kaldırıldıktan sonra bu teşhisin konulduğunu söylüyor.

Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri şunlar:

Uykusuzluk veya halsizlik

Yaklaşan bir kıyamet hissi ya da korkunç bir şeyin olmak üzere olduğu hissi

Çok kolay yorgun ve bitkin hissetmek

Zayıf konsantrasyon

Sinir

Kas gerginliği

Uyku bozuklukları (ya uyumakta zorluk ya da yatakta sık sık dönüp durmak)

Nasıl teşhis edilir?

Capek, “Birisi bu özelliklerden üçüne sahipse, daha iyi bir teşhis olamaz” diyor. Ayrıca yaygın anksiyete bozukluğu tanısı konulabilmesi için bu semptomların altı aydan uzun sürmesi ve çoğu gün mevcut olması gerektiğini ekleyerek “Altı ay biraz keyfi bir çizgi ama bu, kaygının bir süredir mevcut olduğunu ve acil bir sıkıntı kaynağına verilen bir tepki olmadığını gösteriyor” açıklamasında bulundu.

Van Niekerk ise “Genelleştirilmiş kaygı bozukluğu aşırı, kalıcı ve mantıksız bir kaygı durumudur... Yaygın anksiyete bozukluğu tanısı alan kişiler sıklıkla birçok farklı korkuyu aynı anda yaşarlar. Bu korkuları kontrol etmekte zorlanabilirler… İşinizi yapabilmeniz gibi günlük hayatınızı etkiler” diyor.

Yaygın kaygının diğer türlerden farkı nedir?

Van Niekerk, yaygın anksiyete bozukluğunu (GAD) diğer durumlardan ayıran şeyin, anksiyetenin belirli bir durumsal tetikleyicisinin olmaması olduğunu ekliyor. Diğer kaygı türleri arasında genellikle belirli bir nesneyle (örümcekler gibi) veya belirli bir deneyimle (uçmak gibi) ilişkilendirilen fobiler veya sosyal ortamlarda tetiklenen sosyal kaygı yer alır. Bunun yerine, yaygın anksiyete bozukluğu olan kişiler, birden fazla durumda her türlü farklı şey hakkında endişelenebilirler. Bu korkular yaşadıkları durumla da orantısız olabilir.

Yaygın anksiyete bozukluğunun semptomları psikolojik kökenli olsa da panik atak veya mide-bağırsak semptomları gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilir.

Van Niekerk, “Bazı kişilerde kalp atışlarında artış, hızlı nefes alma ve hatta panik atak yaşanabilir. Bu çok korkutucu ve gerçek gibi görünebilir. Yani bu durumdaki kişiler kalp krizi veya felç geçirmiş gibi hissedebilirler” dedi.

Van Niekerk, “Panik atakları yaygın anksiyete bozukluğuna bağlı olabileceği gibi panik bozukluğunun da belirtisi olabilir. Bazen ikisi bir arada bulunabilir, ancak yaygın anksiyete bozukluğunu teşhis etmeden önce panik bozukluğu taraması yapma eğilimindeyiz. Bunun amacı, kişinin en uygun tedaviyi alabilmesini sağlamak” dedi.

Sindirim semptomlarının yeme alışkanlıklarındaki değişikliklerle ilişkili olabileceğini de ekleyerek, “Örneğin, birisi kaygısıyla başa çıkmanın bir yolu olarak yemeği kullanıyorsa bu da kaygı bozukluğu belirtisi olabilir” diyor.

Yaygın anksiyete bozukluğundan en çok kimler etkilenir?

Araştırmalar, yaygın anksiyete bozukluğunun en çok 35 ila 55 yaşları arasında görüldüğünü ve kadınları erkeklerden daha fazla etkilediğini gösteriyor. Ancak Van Niekerk, bunun kısmen erkeklerdeki yetersiz teşhisten kaynaklanabileceğini söylüyor. Niekerk, bunu şöyle açıklıyor:

“Bazı rakamlar bu hastalığın kadınlarda erkeklere göre iki kat daha yaygın olduğunu gösteriyor, ancak erkeklerde teşhis edilmediğine dair endişeler var.”

Niekerk “Hastalığın kendini gösterme şeklindeki farklılıklarla da ilgili olabilir. Erkeklerde daha fazla öfke görebilirsiniz. Kaygıdan ziyade sırt ağrısı veya kas ağrısı gibi fiziksel semptomlardan daha fazla şikayet etme eğilimindedirler. Ayrıca alkol veya diğer yardımcı olmayan başa çıkma mekanizmalarını kullanarak kendilerini de sakinleştirebilirler” dedi.

Bu başa çıkma mekanizmaları ek sorunlara da yol açabilir. Van Niekerk, “Anksiyeteyi alkol, aşırı sigara kullanımı ve hatta bazen uyuşturucu kullanımı gibi şeylerle kendi başınıza tedavi etmeye çalışmak elbette zihinsel ve fiziksel sağlığınız üzerinde kendi etkilerini gösterebilir” ifadelerini kullandı.

Yaygın anksiyete bozukluğuna ne sebep olur?

Niekerk, bunun muhtemelen genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonu olduğunu söyleyerek, “Ailenizde yaygın anksiyete bozukluğu olan bir üyeniz varsa, sizde de bu bozukluğun ortaya çıkma ihtimalinin dört ila altı kat daha fazla olduğuna dair bazı kanıtlar var. Bu yüzden aynı aile içinde yayılma eğilimi yüksektir” dedi.

Capek'in deneyimine göre, yaygın anksiyete bozukluğu genellikle uzun süre sakinleşmeden devam eden stresten ya da bir dizi stres etkeninin birbiri ardına gelmesinden kaynaklanıyor. Capek bununla ilgili olarak, “Bu genellikle çocukluktan kaynaklanıyor olabilir. Çünkü davranış kalıplarımızın çoğunun bulunduğu yer burasıdır” diyor.

Tedaviler

Kraliyet Pratisyen Hekimler Koleji Başkanı Profesör Camilla Hawthorn, anksiyetesi olan kişilerin genellikle ilk önce pratisyen hekime başvurduklarını söylüyor ve “Genel pratisyenler, hastalar kendilerini kaygılı hissettiklerinde veya genel zihinsel sağlıklarıyla ilgili endişeleri olduğunda onlarla samimi ve hassas konuşmalar yapmak konusunda oldukça eğitimlidirler” dedi.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalar bir dizi farklı semptom gösterebilir ve onların bireysel koşullarına bağlı olarak çeşitli uygun tedaviler var. Hawthorn, bu tedavilerin pratisyen hekim tarafından hastayla görüşerek semptomların ciddiyetine, tıbbi geçmişine ve aldıkları diğer ilaçlara göre belirleneceğini kaydediyor.

Tedavi seçenekleri arasında anksiyete önleyici ilaçlar, danışmanlık veya bilişsel davranışçı terapi (CBT) gibi konuşma terapileri yer alır.



Bağımlılığı kabul etmek, Instagram'ı bırakmayı zorlaştırıyor

Yeni bir araştırma, "sosyal medya bağımlılığı" teriminin normalleşmesinin Instagram'ın aşırı kullanımına katkıda bulunabileceğini ortaya koydu (Unsplash)
Yeni bir araştırma, "sosyal medya bağımlılığı" teriminin normalleşmesinin Instagram'ın aşırı kullanımına katkıda bulunabileceğini ortaya koydu (Unsplash)
TT

Bağımlılığı kabul etmek, Instagram'ı bırakmayı zorlaştırıyor

Yeni bir araştırma, "sosyal medya bağımlılığı" teriminin normalleşmesinin Instagram'ın aşırı kullanımına katkıda bulunabileceğini ortaya koydu (Unsplash)
Yeni bir araştırma, "sosyal medya bağımlılığı" teriminin normalleşmesinin Instagram'ın aşırı kullanımına katkıda bulunabileceğini ortaya koydu (Unsplash)

Ellie Muir Kültür ve Yaşam Haberleri Muhabiri @elliefmuir 

Aşırı sosyal medya kullanımının önüne geçmek güç bir iş ve yeni bir araştırmaya göre, gerçekten bağımlı olduğunuza inanıyorsanız üstesinden gelmesi daha da zor.

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü ve Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden akademisyenlerin araştırması, Instagram'a bağımlı olduğuna inanmanın, uygulamada kaydırma, paylaşım yapma ve etkileşim bırakma gibi kullanımları kontrol altına almayı zorlaştırdığına işaret ediyor.

Çalışma kapsamında 1200'den fazla Instagram kullanıcısını inceleyen bilim insanları, ABD Sağlık Dairesi Başkanı'nın sosyal medyanın bağımlılık yarattığı yönündeki uyarısını hatırlattıkları günlük kullanıcıların, davranışlarını daha az dizginlediğini saptadı.

"Bağımlılıkları" üzerine düşünen kişiler, kullanımlarını azaltmaya dair daha fazla başarısız girişimde bulunduklarını, aşırı kullanımdan dolayı kendilerini suçladıklarını ve kaydırma alışkanlıklarına sıkışıp kaldıklarını hissettiklerini bildirdi.

Instagram kullanımını bağımlılıktan ziyade alışkanlık olarak görenlerse bu olumsuz sonuçları yaşamadı.

Ayrıca haber medyasının "sosyal medya bağımlılığı" ifadesini tercih etmesinin, bunun yanlış kullanılmasına katkıda bulunduğu ve insanların, bağımlılık teriminin yoğun sosyal medya kullanımının normatif tanımı olduğuna inanmasına yol açmış olabileceği ortaya çıktı. Haberlerde "sosyal medya bağımlılığı"nın "sosyal medya alışkanlıkları"ndan 87 kat daha sık kullanıldığı tespit edildi.

Çalışma, Instagram kullanımını bağımlılıktan ziyade daha gerçekçi terimlerle tanımlamanın, sosyal medya uygulamasıyla kurulan ilişki eleştirildiğinde "özyeterliliği artırabileceği ve kendini suçlamayı azaltabileceği" sonucuna varıyor.

Araştırmacılar aşırı Instagram kullanımının çoğunlukla bağımlılıktan ziyade bir alışkanlık olarak görülmesi gerektiğini öne sürüyor. Sıkılınca Instagram'ı kontrol etmek, bilinçli bir şekilde bu şeyleri yapmaya karar vermeden, otomatik olarak kaydırma, beğenme ve yorum yapma davranışlarını tetikler, ki bu da bir alışkanlıktır.

Ancak araştırmacılar, sosyal medyanın zararsız olduğunu veya aşırı kullanımın üzerinde durulmaya değmeyeceğini söylemiyor. Instagram kullanıcılarının yaklaşık yüzde ikisinin klinik yardım ve destek gerektiren, endişe verici semptomlar yaşayabileceğini, yüzde 18'inin ise bağımlı olduğuna inandığını bildiriyorlar.

Klinik bağımlılık; yoksunluk, hayatın kesintiye uğraması ve yoğun istek gibi fiziksel veya psikolojik semptomları içeriyor. Bu semptomlar, madde veya cihaz keyif vermeyi bıraktığında bile devam ediyor.

Ancak araştırmacılar, Instagram kullanıcılarının çok küçük bir kısmının gerçek bağımlılık semptomları yaşama kriterlerini karşıladığını saptadı. En sık bildirilen semptom "belirginlik"ti ve kullanıcıların yüzde 20'si sıklıkla veya çok sık Instagram'ı düşündüğünü söyledi. Yoksunluk ve hayatın kesintiye uğraması gibi semptomlar nadirdi.

Araştırmacılar alışkanlık haline gelmiş Instagram kullanımını bağımlılık diyerek yanlış etiketlemenin, kullanıcıları sosyal medya kullanımlarını azaltabilecekleri gerçek bir çözüme yönlendirmediğini, çünkü bağımlılıkla mücadele etmekle bir alışkanlıktan kurtulmanın farklı yaklaşımlar gerektirdiğini vurguluyor.

Bağımlılıkla mücadele psikolojik müdahale gerektirebilirken bir alışkanlığı değiştirmek, uygulama kullanımına zaman sınırı koymak veya aklınızın çelinmesini önlemek için telefonunuzu başka bir odaya koymak gibi daha küçük değişiklikler içerebilir.

Independent Türkçe, independent.co.uk/life-style


ABD'lilerin yüzde 63'ü, "Üniversite diploması almaya değmez" diyor

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun bu yıl yayımladığı veriler, 4 yıllık bir üniversite diplomasına sahip olmanın, üniversiteye gitmeyenlere kıyasla daha yüksek haftalık kazanç ve daha düşük işsizlik oranıyla ilişkili olduğunu gösteriyor (Unsplash)
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun bu yıl yayımladığı veriler, 4 yıllık bir üniversite diplomasına sahip olmanın, üniversiteye gitmeyenlere kıyasla daha yüksek haftalık kazanç ve daha düşük işsizlik oranıyla ilişkili olduğunu gösteriyor (Unsplash)
TT

ABD'lilerin yüzde 63'ü, "Üniversite diploması almaya değmez" diyor

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun bu yıl yayımladığı veriler, 4 yıllık bir üniversite diplomasına sahip olmanın, üniversiteye gitmeyenlere kıyasla daha yüksek haftalık kazanç ve daha düşük işsizlik oranıyla ilişkili olduğunu gösteriyor (Unsplash)
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun bu yıl yayımladığı veriler, 4 yıllık bir üniversite diplomasına sahip olmanın, üniversiteye gitmeyenlere kıyasla daha yüksek haftalık kazanç ve daha düşük işsizlik oranıyla ilişkili olduğunu gösteriyor (Unsplash)

Katie Hawkinson ABD Muhabiri 

Şaşırtıcı sonuçları olan yeni bir ankete göre, ABD'lilerin yaklaşık üçte ikisi 4 yıllık üniversite diplomasının maliyetine değmediğini söylüyor.

Geçen ay NBC News'un anketine katılan Amerikalıların yaklaşık yüzde 63'ü, üniversite diplomasının "maliyetine değmediğini çünkü insanların genellikle belirli bir mesleki beceri kazanmadan ve ödemeleri gereken büyük miktarlarda borçlarla mezun olduğu" görüşünde.

 

 

Sadece yüzde 33'ü, 4 yıllık bir diplomanın "insanların iyi bir iş bulma ve ömürleri boyunca daha fazla para kazanma şansını artırdığı için maliyetini karşıladığını" söyledi. Geri kalan yüzde 4 ise her iki görüşten de emin olmadığını dile getirdi. Haber kuruluşu, 24-28 Ekim'de bin kayıtlı seçmenle anket yaptı.

Bu, Amerikalıların bu konuda daha eşit bir dağılım gösterdiğini ortaya koyan 2017'deki benzer bir NBC News anketinin sonuçlarına kıyasla çarpıcı bir değişikliğe işaret ediyor. O zaman Amerikalıların yaklaşık yüzde 49'u 4 yıllık bir lisans diplomasının masrafına değdiğini, yüzde 47'si de değmediğini söylemişti.

Bu bölünme 2013'te de benzerdi; CNBC'nin yaptığı bir ankette Amerikalıların yüzde 53'ü üniversite diplomasının parasına değdiğini belirtmişti.

NBC News'un son anketine göre Demokratlar ve Cumhuriyetçiler'in tutumları arasında da büyük bir fark var. Demokratların yüzde 47'sine karşılık Cumhuriyetçi seçmenlerin yalnızca yüzde 22'si üniversitenin maliyetini karşıladığını söyledi. İki parti arasında kalan bağımsız seçmenlerin de yüzde 32'si üniversite diplomasının parasına değdiğini ifade etti.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun bu yıl yayımladığı veriler, 4 yıllık bir üniversite diplomasına sahip olmanın, üniversiteye gitmeyenlere kıyasla daha yüksek haftalık kazanç ve daha düşük işsizlik oranıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Ancak üniversitelerin maliyeti artıyor. College Board'un 2025 Üniversite Fiyatlandırması raporuna göre 2025-2026 eğitim öğretim yılında eyalet içi, 4 yıllık bir devlet üniversitesindeki ortalama öğrenim ücreti ve harç maliyeti 11 bin 950 dolar. Bu rakam, 2024-2025 eğitim öğretim yılına göre 340 dolar daha fazla.

Bu fiyatların çok daha yüksek olduğu 4 yıllık özel bir vakıf üniversitesinde, öğrenim ücreti ve harçlar ortalama 45 bin dolar tutuyor.

Ancak 4 yıllık bir diplomanın gerçek maliyeti, özellikle barınma ve öğrenci kredisi faizi gibi diğer masrafları da hesaba katınca çok daha yüksek çıkabiliyor.

Eğitim Verisi Girişimi'nin (Education Data Initiative) 2025 tarihli bir analizine göre lisans diplomasına yatırım yapmak, kredi faizi ve olası gelir kaybı da hesaba katıldığında 500 bin doların üzerinde bir miktara mal olabilir.

Hart Research Associates'ten Demokrat anketör Jeff Horwitt'e göre, yapılmasına yardımcı olduğu NBC News anketi, giderek daha fazla Amerikalının üniversitenin onlara daha iyi bir yaşam verip veremeyeceğinden şüphe duyduğunu gösteriyor.

NBC News'a konuşan Horwitt, "Herhangi bir konudaki tutumların, özellikle de Amerikan rüyasının temel ilkelerinden biri olan üniversite diplomasına karşı tutumların bu kadar çarpıcı bir şekilde değişmesi dikkat çekici" diyor. 

Amerikalılar üniversite diplomasına eskiden hevesle bakardı; daha iyi bir yaşam fırsatı sunuyordu. Artık bu vaat gerçekten şüpheye düşmüş durumda.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


Saç ektirme kadınlar arasında da moda oluyor

CNN'in görüştüğü kadınlar, cinsiyetleri nedeniyle saç ektirmekte zorlukla karşılaştıklarını anlatıyor (Unsplash)
CNN'in görüştüğü kadınlar, cinsiyetleri nedeniyle saç ektirmekte zorlukla karşılaştıklarını anlatıyor (Unsplash)
TT

Saç ektirme kadınlar arasında da moda oluyor

CNN'in görüştüğü kadınlar, cinsiyetleri nedeniyle saç ektirmekte zorlukla karşılaştıklarını anlatıyor (Unsplash)
CNN'in görüştüğü kadınlar, cinsiyetleri nedeniyle saç ektirmekte zorlukla karşılaştıklarını anlatıyor (Unsplash)

Saç ektirme işlemleri son dönemde kadınlar arasında da yaygınlaşmaya başladı. 

Harvard'dan sağlık uzmanlarına göre kadınların en az üçte biri hayatları boyunca bir tür saç dökülmesi yaşıyor. 

CNN'in haberinde, bunun çoğunlukla androgenetik alopesi diye adlandırılan bir saç dökülmesi tipi olduğu belirtiliyor. Genellikle "erkek tipi saç dökülmesi" diye de bilinen bu duruma kadınlarda da rastlanabiliyor. 

ABD'li medya kuruluşu saç ektirme kararı alan kadınlarla irtibata geçerek yaşadıklarını haberleştirdi. 

Tracy Kiss, 2011'de saç dökülmesi sorunu yaşayan erkek arkadaşı için tedavi seçeneklerini araştırırken bu prosedürle ilk kez karşılaştığını söylüyor. 

Saç ekiminin kendisine ne gibi faydalar sağlayabileceğini merak eden Kiss, bu konuda bilgi topladığını ancak "cinsiyeti nedeniyle" işlemi uzun süre yaptıramadığını belirtiyor: 

Cerrahlarla görüştüğümde saç ekiminin sadece erkekler için olduğunu söylediler. Bu işlem benim için hiç mümkün değildi.

38 yaşındaki Kiss, saçlarının döküldüğünü 25 yaşında çocuk sahibi olduktan sonra fark etmiş. 2022'de saç ektirme işlemini Türkiye'de yaptırdığını belirten Kiss, sürecin sorunsuz geçtiğini ifade ediyor.

Almanya'da yaşayan 32 yaşındaki Ayça Bozok da annesinin doğduğu Türkiye'ye giderek saç ektirdiğini belirtiyor. Saçlarının 15 yaşında dökülmeye başladığını, kimliğinin şekillendiği ortaokul yıllarında saçlarını kaybetmesinin kendisini çok zorladığını anlatıyor.

Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahisi Derneği'ne (ISHRS) göre, saç ektirme işlemini tercih eden kadınların sayısı 2021-2024'te yüzde 16'dan fazla arttı.

Saç ekim uzmanı ve estetik cerrahı Dr. Greg Williams, hormonlar, hamilelik, emzirme sonrası komplikasyonlar, stres, hastalık ve beslenme gibi birçok faktörün erkeklere göre kadınların saçlarını "çok daha fazla etkilediğini" belirterek, "Kadınlarda saç dökülmesini anlamıyoruz" diyor.

Kadınlar arasında saç ektirme talebinin arttığını söyleyen cerrah, bunu karşılamak için kurulan yeni kliniklerin "saç dökülmesinin yol açtığı çaresizliği istismar ettiği" uyarısında da bulunuyor. 

Williams, bu işlemi yaptırmak isteyenlerin doktora başvurarak öncelikle saç dökülmesiyle ilgili net bir teşhis alması gerektiğini vurguluyor. Bazı kliniklerde saç ekimine uygun olmayan adaylara bile bu işlemin yapıldığını söylüyor. 

Bu ay İstanbul'da saç ektirip diş tedavisi gören 36 yaşındaki Britanya vatandaşı Mentor Rama'nın işlemlerden sonra yaşamını yitirmesi gündem olmuştu. Ayrıca yine İstanbul'da ağustosta saç ektiren 38 yaşındaki Britanyalı Martyn James Latchman işlemden birkaç saat sonra fenalaşıp hastaneye kaldırılmış, ertesi gün yaşamını kaybetmişti.

Independent Türkçe, CNN, Guardian, Sun