Yaygın anksiyete bozukluğu nedir? Siz bu durumdan ne kadar şikayetçisiniz?

Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri psikolojik kökenlidir ancak panik atak gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilirler (Reuters)
Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri psikolojik kökenlidir ancak panik atak gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilirler (Reuters)
TT

Yaygın anksiyete bozukluğu nedir? Siz bu durumdan ne kadar şikayetçisiniz?

Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri psikolojik kökenlidir ancak panik atak gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilirler (Reuters)
Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri psikolojik kökenlidir ancak panik atak gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilirler (Reuters)

Herkes bazen endişeli hissedebilir ve bu duygu koronavirüs salgınından bu yana daha da arttı. Telegraph gazetesinin haberine göre Britanya Ulusal İstatistik Ofisi, yaklaşık dört kişiden birinin 2022 ile 2023 arasında yüksek düzeyde kaygı bozukluğu yaşadığını kaydetti.

Bir miktar kaygı hissetmek normal olsa da fazlası günlük yaşamınızı etkileyebilir ve sorun haline gelebilir. Peki ne zaman daha ciddi bir şeye dönüşür? Daha karmaşık bir zihinsel sağlık durumu olan yaygın anksiyete bozukluğuna (GAD) sahip olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?

Kaygı nedir?

Kaygı, günlük hayatımızdaki sorunları düşünmekten farklıdır. Şu anda hipnoterapist olarak çalışan, 30 yıldan fazla deneyime sahip emekli Dr. Mike Capek, “Kaygı öncelikle bir gerginlik ve beklenti duygusudur” diyor.

Bu duygunun genellikle büyük olaylar, değişiklikler veya belirsizlik dönemlerinde hissedildiğini ancak elbette büyük bir sınav öncesi düşünmek veya düğün öncesi stres gibi olumlu şeyleri de içerebileceğini belirtiyor. Capek, “Bu tamamen normal bir duygu, ancak genel olarak halkın kaygıyı anormal olarak görme eğiliminde olduğunu düşünüyorum” dedi.

Kaygı olumlu olabilir mi?

Kraliyet Psikiyatristler Koleji’nden Dr. John Van Niekerk'e göre kaygı iyi bir şey olabilir. Niekerk, “Meslekten olmayanların ifadesiyle, stresten bahsediyoruz... Bazen biraz gergin veya endişeli hissetmek çok faydalıdır çünkü ihtiyacınız olduğunda sizi tetikte tutar” açıklamasında bulundu.

Örneğin önemli bir sınav veya iş sunumu durumunda kaygı iyi bir motivasyon kaynağı olabilir. Niekerk, aynı şekilde pandemi sırasındaki kaygının bizi el yıkamak, maske takmak gibi konularda daha dikkatli hale getirdiğini belirterek, bunun kendimizi ve başkalarını korumaya yardımcı olduğunu kaydetti.

Ne zaman sorun haline gelir?

Van Niekerk, bunun günlük işleyişinizi etkilemeye başladığında sorun haline geldiğini söylüyor. Capek, anormal kaygı düzeylerinin birçok farklı durumun belirtisi olabileceğini açıklayarak şunları söylüyor:

“Yaygın anksiyete bozukluğu ya da panik bozukluğu gibi başlı başına bir durum ya da tanı olarak değerlendirilebilir. Bu, örneğin hipertiroidizm gibi fiziksel bir hastalığın belirtisi olabilir veya travma sonrası stres bozukluğu gibi başka bir psikolojik durumun belirtisi olabilir.”

Yaygın anksiyete bozukluğu (GAD) nedir?

Yaygın anksiyete bozukluğu bir zihinsel sağlık durumudur. Capek, genellikle diğer tüm olası nedenler ortadan kaldırıldıktan sonra bu teşhisin konulduğunu söylüyor.

Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri şunlar:

Uykusuzluk veya halsizlik

Yaklaşan bir kıyamet hissi ya da korkunç bir şeyin olmak üzere olduğu hissi

Çok kolay yorgun ve bitkin hissetmek

Zayıf konsantrasyon

Sinir

Kas gerginliği

Uyku bozuklukları (ya uyumakta zorluk ya da yatakta sık sık dönüp durmak)

Nasıl teşhis edilir?

Capek, “Birisi bu özelliklerden üçüne sahipse, daha iyi bir teşhis olamaz” diyor. Ayrıca yaygın anksiyete bozukluğu tanısı konulabilmesi için bu semptomların altı aydan uzun sürmesi ve çoğu gün mevcut olması gerektiğini ekleyerek “Altı ay biraz keyfi bir çizgi ama bu, kaygının bir süredir mevcut olduğunu ve acil bir sıkıntı kaynağına verilen bir tepki olmadığını gösteriyor” açıklamasında bulundu.

Van Niekerk ise “Genelleştirilmiş kaygı bozukluğu aşırı, kalıcı ve mantıksız bir kaygı durumudur... Yaygın anksiyete bozukluğu tanısı alan kişiler sıklıkla birçok farklı korkuyu aynı anda yaşarlar. Bu korkuları kontrol etmekte zorlanabilirler… İşinizi yapabilmeniz gibi günlük hayatınızı etkiler” diyor.

Yaygın kaygının diğer türlerden farkı nedir?

Van Niekerk, yaygın anksiyete bozukluğunu (GAD) diğer durumlardan ayıran şeyin, anksiyetenin belirli bir durumsal tetikleyicisinin olmaması olduğunu ekliyor. Diğer kaygı türleri arasında genellikle belirli bir nesneyle (örümcekler gibi) veya belirli bir deneyimle (uçmak gibi) ilişkilendirilen fobiler veya sosyal ortamlarda tetiklenen sosyal kaygı yer alır. Bunun yerine, yaygın anksiyete bozukluğu olan kişiler, birden fazla durumda her türlü farklı şey hakkında endişelenebilirler. Bu korkular yaşadıkları durumla da orantısız olabilir.

Yaygın anksiyete bozukluğunun semptomları psikolojik kökenli olsa da panik atak veya mide-bağırsak semptomları gibi çok fiziksel şekillerde de ortaya çıkabilir.

Van Niekerk, “Bazı kişilerde kalp atışlarında artış, hızlı nefes alma ve hatta panik atak yaşanabilir. Bu çok korkutucu ve gerçek gibi görünebilir. Yani bu durumdaki kişiler kalp krizi veya felç geçirmiş gibi hissedebilirler” dedi.

Van Niekerk, “Panik atakları yaygın anksiyete bozukluğuna bağlı olabileceği gibi panik bozukluğunun da belirtisi olabilir. Bazen ikisi bir arada bulunabilir, ancak yaygın anksiyete bozukluğunu teşhis etmeden önce panik bozukluğu taraması yapma eğilimindeyiz. Bunun amacı, kişinin en uygun tedaviyi alabilmesini sağlamak” dedi.

Sindirim semptomlarının yeme alışkanlıklarındaki değişikliklerle ilişkili olabileceğini de ekleyerek, “Örneğin, birisi kaygısıyla başa çıkmanın bir yolu olarak yemeği kullanıyorsa bu da kaygı bozukluğu belirtisi olabilir” diyor.

Yaygın anksiyete bozukluğundan en çok kimler etkilenir?

Araştırmalar, yaygın anksiyete bozukluğunun en çok 35 ila 55 yaşları arasında görüldüğünü ve kadınları erkeklerden daha fazla etkilediğini gösteriyor. Ancak Van Niekerk, bunun kısmen erkeklerdeki yetersiz teşhisten kaynaklanabileceğini söylüyor. Niekerk, bunu şöyle açıklıyor:

“Bazı rakamlar bu hastalığın kadınlarda erkeklere göre iki kat daha yaygın olduğunu gösteriyor, ancak erkeklerde teşhis edilmediğine dair endişeler var.”

Niekerk “Hastalığın kendini gösterme şeklindeki farklılıklarla da ilgili olabilir. Erkeklerde daha fazla öfke görebilirsiniz. Kaygıdan ziyade sırt ağrısı veya kas ağrısı gibi fiziksel semptomlardan daha fazla şikayet etme eğilimindedirler. Ayrıca alkol veya diğer yardımcı olmayan başa çıkma mekanizmalarını kullanarak kendilerini de sakinleştirebilirler” dedi.

Bu başa çıkma mekanizmaları ek sorunlara da yol açabilir. Van Niekerk, “Anksiyeteyi alkol, aşırı sigara kullanımı ve hatta bazen uyuşturucu kullanımı gibi şeylerle kendi başınıza tedavi etmeye çalışmak elbette zihinsel ve fiziksel sağlığınız üzerinde kendi etkilerini gösterebilir” ifadelerini kullandı.

Yaygın anksiyete bozukluğuna ne sebep olur?

Niekerk, bunun muhtemelen genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonu olduğunu söyleyerek, “Ailenizde yaygın anksiyete bozukluğu olan bir üyeniz varsa, sizde de bu bozukluğun ortaya çıkma ihtimalinin dört ila altı kat daha fazla olduğuna dair bazı kanıtlar var. Bu yüzden aynı aile içinde yayılma eğilimi yüksektir” dedi.

Capek'in deneyimine göre, yaygın anksiyete bozukluğu genellikle uzun süre sakinleşmeden devam eden stresten ya da bir dizi stres etkeninin birbiri ardına gelmesinden kaynaklanıyor. Capek bununla ilgili olarak, “Bu genellikle çocukluktan kaynaklanıyor olabilir. Çünkü davranış kalıplarımızın çoğunun bulunduğu yer burasıdır” diyor.

Tedaviler

Kraliyet Pratisyen Hekimler Koleji Başkanı Profesör Camilla Hawthorn, anksiyetesi olan kişilerin genellikle ilk önce pratisyen hekime başvurduklarını söylüyor ve “Genel pratisyenler, hastalar kendilerini kaygılı hissettiklerinde veya genel zihinsel sağlıklarıyla ilgili endişeleri olduğunda onlarla samimi ve hassas konuşmalar yapmak konusunda oldukça eğitimlidirler” dedi.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalar bir dizi farklı semptom gösterebilir ve onların bireysel koşullarına bağlı olarak çeşitli uygun tedaviler var. Hawthorn, bu tedavilerin pratisyen hekim tarafından hastayla görüşerek semptomların ciddiyetine, tıbbi geçmişine ve aldıkları diğer ilaçlara göre belirleneceğini kaydediyor.

Tedavi seçenekleri arasında anksiyete önleyici ilaçlar, danışmanlık veya bilişsel davranışçı terapi (CBT) gibi konuşma terapileri yer alır.



Bilim insanları uzaylı arayışında çığır açan yeni bir yöntem keşfetti

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Bilim insanları uzaylı arayışında çığır açan yeni bir yöntem keşfetti

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Bilim insanları, başka dünyalarda yaşam bulmalarını sağlayacağını umdukları çığır açıcı yeni bir yöntem keşfetti.

Uzayda yaşam belirtileri bulmak için canlıların geride bıraktığı, "biyoimza" denen izleri aramak gerekiyor. Ancak bunları saptamak zor olabiliyor: Kullanılacak ekipmanın hem sinyalleri algılayacak kadar hassas hem de başka bir gezegene gönderilebilecek kadar küçük olması gerekiyor.

Yapay zekayla elektrik sinyallerini birleştiren Osaka Üniversitesi araştırmacıları, artık dünya dışı yaşamı bulmayı sağlayacak yeni bir yöntem keşfettiklerini düşünüyor. Ayrıca bu yöntemin, evrende yalnız olup olmadığımızı öğrenmek amacıyla başka gezegenlere gönderilebilecek kadar güçlü ve küçük olmasını umuyorlar.

Canlıları keşfedip onları cansız kimyasallar ve süreçlerden ayırmak için genellikle proteinlerin yapıtaşları amino asitler inceleniyor. Amino asitler aynı kimyasal formülü içerse de birbirlerinin aynadaki yansıması olan iki biçimde ortaya çıkıyor; canlılarda neredeyse hepsi L-form, şekerlerde ise D-formken, cansız süreçlerde her iki form da yakın miktarlarda üretiliyor.

Bilim insanları, bu farklı biçimleri ve birbirlerine oranlarını yaşamın varlığına işaret edebilecek bir biyoimza olarak kullanabileceklerine inanıyor. Ancak bunu fiilen gerçekleştirmek pek mümkün değil: Araştırmacıların, büyük molekül gruplarını elde etmesi gerekiyor ki bu, gezegenlerin çok uzak olması nedeniyle zor bir iş.

Araştırmacılar bu sorunun üstesinde gelmek için sinyalleri elektrik kullanarak saptamanın yollarını arıyor. Bu yöntemin daha basit olması, ölçüm sırasında titreşimlerden daha az etkilenmesi ve kimyasal reaktif kullanma ihtiyacını ortadan kaldırması bekleniyor.

Araştırmacılar artık bu çalışmalarda bir atılım yaptıklarını söylüyor.

Yeni çalışmada bilim insanları, son derece ince iki altın tel arasındaki boşluktan geçen moleküllerin ölçümünü yapmayı başardı. Bu teller arasından geçen akımın dalga formları, orada bulunan amino asit türüne göre farklılık gösteriyor ve böylece ekipman, geçen molekülleri sayarak bunları birbirinden ayırt etmeyi mümkün kılıyor.

Makalenin başyazarı Takahito Oshiro, "Nano-boşluk geçiş tekniğimizi yapay zekayla birleştirerek amino asitlerin L ve D formlarını yüzde 80'in üzerinde doğrulukla ayırt etmeyi başardık" diyor. 

Tek molekül düzeyinde amino asit kiralitesinin ilk kez ayırt edildiği bu çalışma, kimyasal algılama alanında temel bir ilerlemeyi temsil ediyor.

Araştırmacılar yöntemi Dünya'da elde edilen örneklerle test etti: Avustralya'daki Murchison meteoritinden alınan bir örnek ve Şili'deki Atacama Çölü'nden alınan toprak. Yöntem, geleneksel tekniklerle benzer şekilde işleyerek araştırmacıların örneklerdeki amino asitlerin bileşimini anlamasını sağladı.

Araştırmacılar, bu teknolojiyi kullanarak elektrikle çalışan ve uzaylı yaşamın izlerini tespit edebilen küçük cihazlar üretebilmeyi umuyor.

Çalışma, hakemli dergi Nature Communications'ta yayımlanan "Chiral discrimination of amino acids in meteorite and desert soil extracts via single-molecule nanogap conductance" (Tek molekül nano-boşluk iletkenliği yoluyla meteorit ve çöl toprağı örneklerinde amino asitlerin kiral ayrımı) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe


Ünlü oyuncudan gişede batan filmiyle ilgili itiraf

Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Ünlü oyuncudan gişede batan filmiyle ilgili itiraf

Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)

Yeni X-Men filminde Profesör Xavier'ı canlandıracak Christopher Abbott, Avcı Kraven'da (Kraven the Hunter) yaşadığı zorlu deneyimi anlattı.

Happy Sad Confused adlı podcast programına katılan oyuncu, Örümcek-Adam evreninden doğan 2024 yapımı filmde canlandırdığı Yabancı (The Foreigner) hakkında, "O filmde ne yaptığımı bilmiyorum" dedi.

Abbott, karakterinin hipnozla bağlantılı güçlerinin nasıl işlediğini bile anlamadığını itiraf etti:

Süper gücünün ne olduğunu anlamıyordum; neler olup bittiğini bilmiyordum. Gözlüklerimi çıkarıyorum, peki sonra ne oluyor? Bana kalırsa kimsenin buna doğru düzgün bir cevabı yoktu.

Oyuncu, çekimler sırasında da işlerin "iyi gitmediğini" düşündüğünü belirtti ve ekledi:

O filmde ne giydiğimi de bilmiyorum. Bunları zihnimin derinliklerine gömdüm sayılır... İnsan böyle böyle öğreniyor.

Avcı Kraven'da başrolü Aaron Taylor-Johnson üstlenmişti. Oyuncu, Marvel çizgi romanlarında uzun süredir Örümcek-Adam'ın başına bela olan ve filme adını veren avcıyı canlandırıyordu. 

Film, bir aslan saldırısının ardından babası tarafından ölüme terk edilen Sergei Kravinoff'un özel güçler kazanarak Avcı Kraven'a dönüşmesini anlatıyordu.

J. C. Chandor imzalı yapım, dünya genelinde yalnızca 60 milyon dolar hasılatla gişede başarısız oldu. Abbott ise şimdi başka bir süper kahraman projesinin kadrosunda: X-Men.

Ancak 40 yaşındaki Abbott, X-Men kadrosuyla birlikte D23 etkinliğinde sahneye çıktığında beklediği karşılığı bulamadığını söylüyor.

Geçen hafta The Cut'a konuşan Abbott, o anı şöyle anlatmıştı:

Sanırım sahneye oldukça hevesli bir şekilde çıkmaya başladım. Sonra oradaki pek çok kişinin kim olduğumu bilmediğini hissettim ve bir anda enerjim değişti.

X-Men, 5 Mayıs 2028'de vizyona girecek.

Independent Türkçe, Happy Sad Confused, GamesRadar, The Cut


Shyamalan'dan sürpriz prömiyer: Yeni filmine övgü bombardımanı

Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
TT

Shyamalan'dan sürpriz prömiyer: Yeni filmine övgü bombardımanı

Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)

M. Night Shyamalan, yeni gerilim filmi Benimle Kal'ın (Remain) dünya prömiyerini geçen hafta Los Angeles'taki Beyond Fest'te sürpriz bir gösterimle yaptı.

Sosyal medyadaki ilk yorumlarda başrol oyuncusu Jake Gyllenhaal'un performansı "inanılmaz" diye övülürken, filmin yönetmenin daha önce çektiği hiçbir yapıma benzemediği belirtiliyor.

Shyamalan'ın senaryosunu Nicholas Sparks'la birlikte yazdığı, doğaüstü unsurlar içeren romantik filmin şubatta vizyona girmesi planlanıyor. Altıncı His'in (The Sixth Sense) özel gösterimi için festivale gelen izleyiciler ise Benimle Kal'ı vizyona girmesinden aylar önce izleme fırsatı buldu.

Filmin resmi özetine göre Gyllenhaal, akut depresyon tedavisinin ardından yeni bir başlangıç yapmak isteyen New Yorklu mimar Tate Gordon'ı canlandırıyor. 

En yakın arkadaşına bir yazlık tasarlamak için Cape Cod'a giden Tate, kız kardeşinin yasını hâlâ tutarken özenle kurduğu düzeni altüst eden genç Wren'le (Phoebe Dynevor) tanışıyor.

İlk yorumlara bakılırsa Benimle Kal, Beyond Fest izleyicilerini etkilemiş.

FilmSpeak sunucusu ve eleştirmen Griffin Schiller'e göre filmde Shyamalan'ın "en içten ve samimi hali" görülüyor. Schiller, yapımı yönetmenin ilk dönem çalışmalarını hatırlatan "duygu dolu ve romantik" bir film diye niteledi.

Schiller'e göre Gyllenhaal, "Shyamalan için kusursuz bir başrol oyuncusu" ve "ölçülü ama duygu dolu" bir performans sergiliyor. Dynevor ise "büyüleyici".

Oyuncu ve sinemacı Luke Barnett da filmin gişede büyük başarı kazanacağını öngörerek şu değerlendirmeyi yaptı:

Benimle Kal ortalığı kasıp kavuracak. Sinemada izlerken hem korkutup hem eğlendiren filmleri kimsenin M. Night kadar iyi yapamadığını bir kez daha hatırlatıyor. İşaretler'in (Signs) mizahıyla Altıncı His'in sağlam kurulmuş, duygusal hayalet hikayesini birleştiriyor. İnsanı yerinden sıçratan pek çok an var. Vizyona girdiğinde büyük perdede, sesi sonuna kadar açılmış bir salonda izleyin.

Yazar ve komedyen Josh Levesque, filmi "hem ödünüzü koparan hem de yürek burkan" bir yapım diye tanımladı. AccordingToSeth adıyla paylaşım yapan eleştirmen ise Benimle Kal'ın, Shyamalan'ın bugüne kadar yaptığı hiçbir şeye benzemediğini söyledi:

Şimdiye kadarki en komik filmi ama aynı zamanda yürek burkan, iç ısıtan, korkutucu, romantik ve tek kelimeyle güzel.

Avengers serisinin yönetmeniyle aynı adı taşıyan yazar Joe Russo da övgüsünü şu sözlerle dile getirdi:

M. Night Shyamalan'ın Benimle Kal'ı, son 10 yıldaki çalışmalarının doruk noktası; üstelik bunları kendi parasıyla finanse ettiğini de unutmayın. Kendini 'ilginç bir şef' diye tanımlayan yönetmen, doğru malzemeleri arıyordu. Onları burada bulmuş. İşaretler ve Köy'den (The Village) bu yana yaptığı en iyi iş.

Yazar Will Landman, filmin festivalde yarattığı etkiyi anlattığı paylaşımında şöyle yazdı:

Beyond Fest'te izleyicileri coşturan Benimle Kal'ı o zamandan beri aklımdan çıkaramıyorum. Shyamalan bu filmde başka deneysel yönetmenleri hatırlatan tercihler yapıyor; insanların filmi görecek olması beni çok heyecanlandırıyor. Planların kompozisyonu, kariyerindeki en iyi örnekler arasında ve her tercih son derece bilinçli görünüyor.

Filmi ilk izleyenlerden bir başkası, Alfred Hitchcock klasiği Ölüm Korkusu'yla (Vertigo) karşılaştırma yaptı:

Benimle Kal, M. Night Shyamalan'ın kendi Ölüm Korkusu'su. Eski formuna tam anlamıyla dönmüş. Shyamalan'dan bildiğimiz ve beklediğimiz kitsch unsurları korurken Hitchcock'a hiç olmadığı kadar yaklaşıyor.

Sosyal medyada paylaşılan bir diğer yorumda ise şu ifadeler yer aldı:

Bunu öylesine söylemiyorum: M. Night Shyamalan'ın yeni filmi Benimle Kal bir başyapıt. Altıncı His'le birlikte iki filmlik bir gösterim için kusursuz bir seçim. Tek başına da dokunaklı, korkutucu ve güzel bir film.

İzleyiciyi hazırlıksız yakalayan bu sürpriz, Shyamalan'ın tarzına uygun bir hamleydi. İlk yorumlar da şubattaki vizyon tarihine kadar sürecek bekleyişi hayranları için biraz daha zorlaştıracak gibi görünüyor.

Benimle Kal, Türkiye'de 5 Şubat 2027'de vizyona girecek. 

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, GamesRadar