Satanist Tapınağı, Florida'daki okullara din görevlilerini göndermeye hazırlanıyor

Grup, örgütlü dine bir alternatif sunmak istediğini söyledi

Reuters
Reuters
TT

Satanist Tapınağı, Florida'daki okullara din görevlilerini göndermeye hazırlanıyor

Reuters
Reuters

Satanist Tapınak diye bilinen örgüt, okullarda gönüllü din görevlilerine izin veren bir yasa tasarısının kabul edilmeye yaklaşmasıyla birlikte ABD'nin Florida eyaletindeki okullara din görevlilerini göndermeye hazırlanıyor.

Aslında Şeytan'a inanmayan dini grup, internet sitesine göre "etkili ve sanatsal protestoyu" teşvik ediyor.

Kurulduğu günden bu yana geçen 10 yılda grup, ABD genelinde Anayasanın Birinci Değişikliği'ndeki hakların yanı sıra dini özgürlükleri de savundu.

Satanist Tapınak aynı zamanda, diğer dinlerin tekliflerine alternatif olduklarını söyleyerek okul sonrası faaliyet gösteren bir dizi kulüp de yönetiyor. Bu kulüpler sadece kampusta başka dini gruplar olduğunda kuruluyor.

Artık Florida Eyalet Parlamentosu, grubun din görevlilerinin diğer dini liderlerle birlikte okullara girmesine izin verecek bir tasarıyı kabul etmek üzere.

931 sayılı Kanun Teklifi veya 7044 sayılı Senato Tasarısı diye bilinen yasa tasarısı, önceki günlerde son komite oturumundan geçti. Senato'da nihai oylamanın yapılması ve yasanın 1 Temmuz'da yürürlüğe girerek bir sonraki eğitim öğretim yılına hazır hale gelmesi yakın görünüyor.

Satanist Tapınak, The Independent'ın yorum talebine henüz yanıt vermedi ancak liderlerinden biri Tallahassee Democrat'a grubun çocuklara yardım etmeye hazır olduğunu söyledi.

Satanist Tapınak'ın din hizmetleri müdürü Penemue Grigori, yayın organına verdiği röportajda, "Rahipler ya da din görevlileri için kamu sektöründe var olan herhangi bir fırsatta, dini inançlara göre ayrımcılık yapılmamalıdır" dedi.

Din görevlilerimiz, bu yasa tasarısıyla sağlanan fırsatlar da dahil diğer dinlerin görevlileriyle birlikte toplumda iyilik yapma fırsatlarına katılmayı dört gözle bekliyor.

Grup, okuldaki çocuklara bu alternatifi sunmayı amaçlamasının yanı sıra üreme hakları, akıl sağlığı hastalarının güvenliği ve bağımlılıktan kurtulmak için alternatif yöntemlerini de savunuyor.

Savunduğu bu konular, öğrencilerin ruh sağlığına yönelik ihtiyaçlarını karşılamanın bir yolu olarak sunulan Florida'daki yasa tasarının arkasındaki fikirlerle örtüşüyor gibi görünüyor.

Ancak çocukların, bir din görevlisiyle görüşebilmesi için velilerinin onayı gerekecek. Bir gönüllünün okulda çalışabilmesi için geçmişinin araştırılması zorunlu. Ayrıca yeni politikanın uygulanma şekline okul yönetim kurulları ya da bağımsız okul yöneticisi karar verecek.

Benzer bir yasa tasarısı kısa bir süre önce Utah'ta kabul edilmiş ve din görevlilerinin "mezhep farkı gözetmeden herkese karşı adil" davranacağına söz verilmişti. Teksas da geçen yıl kendi versiyonunu kabul etmişti.

Independent Türkçe



Zendaya'dan Serena Williams itirafı: Önceden özür dilemiş

Amerikalı yazar Justin Kuritzkes tarafından kaleme alınan Rekabet, prömiyerini geçen ay Avustralya'nın Sidney kentinde yaptı (Metro-Goldwyn-Mayer)
Amerikalı yazar Justin Kuritzkes tarafından kaleme alınan Rekabet, prömiyerini geçen ay Avustralya'nın Sidney kentinde yaptı (Metro-Goldwyn-Mayer)
TT

Zendaya'dan Serena Williams itirafı: Önceden özür dilemiş

Amerikalı yazar Justin Kuritzkes tarafından kaleme alınan Rekabet, prömiyerini geçen ay Avustralya'nın Sidney kentinde yaptı (Metro-Goldwyn-Mayer)
Amerikalı yazar Justin Kuritzkes tarafından kaleme alınan Rekabet, prömiyerini geçen ay Avustralya'nın Sidney kentinde yaptı (Metro-Goldwyn-Mayer)

Zendaya, Rekabet'teki (Challengers) performansı hakkında ünlü tenis oyuncusu Serena Williams'ın ne düşündüğünü açıkladı. 

Beni Adınla Çağır'la (Call Me by Your Name) tanınan Luca Guadagnino'nun yönettiği filmde, tenis oynamayı bırakıp antrenörlüğe soyunan Tashi Duncan'ı canlandıran aktris, Entertainment Tonight'a efsanevi sporcuyla sohbetini anlattı.

"En iyilerin en iyisi"

Zendaya, Williams'ın kendisine "Filmde gerçek tenis topları olmadığını biliyorum" dediğini söyleyerek ekledi: 

O biliyor. O en iyilerin en iyisi.

Dune: Çöl Gezegeni (Dune) serisinin yıldızı, Williams'ın kendisine övgü dolu yorumlar yaptığını da söyledi: 

Daha önce hiç ama hiç tenis topuna dokunmadığımı göz önünde bulundurarak performansımın harika olduğunu söyledi.

Mike Faist ve Josh O'Connor'ın da rol aldığı romantik spor komedisi, yaşadığı sakatlık sonrası tenisi bırakmak zorunda kalan ve koçluk kariyerine başlayan Tashi'nin kendini içinde bulduğu aşk üçgenini merkeze alıyor.

Zendaya, Entertainment Tonight'a yaptığı açıklamada "Williams'ın tenis becerilerini görmesiyle konusunda çok gergin olduğunu" söyledi.

27 yaşındaki oyuncu, ve Serena ve kız kardeşi Venus Williams'tan "önceden özür dilediğini" itiraf etti..

Rekabet'in bu haftanın başlarında gerçekleşen Los Angeles galasında Hollywood Reporter'a konuşan Euphoria yıldızı, Dune: Çöl Gezegeni'ndeki rol arkadaşı Timothée Chalamet'den Guadagnino'yla çalışma konusunda tavsiye aldığını açıklamıştı. 

Chalamet, Guadagnino'nun 2017 yapımı filmi Beni Adınla Çağır'da rol almıştı.

Aynı zamanda filmin yapımcılarından biri olan Zendaya, "Harika şeyler söyledi" dedi.

Luca harika biri, çok uzun zamandır Luca'yla çalışmak istiyordum ve bu bana mükemmel bir şey gibi geldi.

Rekabet 26 Nisan'da sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Entertainment Tonight


NASA, Ay'da depremleri ölçecek

1972'den beri Ay'a ayak basılmadı (NASA/Temsili)
1972'den beri Ay'a ayak basılmadı (NASA/Temsili)
TT

NASA, Ay'da depremleri ölçecek

1972'den beri Ay'a ayak basılmadı (NASA/Temsili)
1972'den beri Ay'a ayak basılmadı (NASA/Temsili)

NASA, sıradaki insanlı Ay görevinde depremleri tespit etmek için Dünya'nın uydusuna sismograf yerleştirecek. 

Ay Ortamı İzleme İstasyonu (Lunar Environment Monitoring Station / LEMS), 2026'da gerçekleşmesi planlanan Artemis 3 görevinde astronotların Ay'a götüreceği ilk üç yük arasında yer almaya aday. Kendi kendine çalışan bu kompakt sismograf, Ay'ın güney kutbunda depremlerin yol açtığı yer hareketlerini durmadan izleyecek.

İnsanların Dünya'nın uydusuna en son ayak bastığı Apollo görevlerinde Ay'ın yüzeyine sismograflar yerleştirilmiş ve buradaki ilk depremler böyle tespit edilmişti. Fakat 1969-1972 döneminde düzenlenen bu görevler, Ay'ın ekvatoruna yakın ve Dünya'ya bakan yüzündeki verileri toplamıştı. NASA'nın yeni göreviyle Ay'ın güney kutbundaki sismik verilere ulaşmak, bu bölgenin insan yaşamına uygun olup olmadığını öğrenmek açısından önem taşıyor. 

Ay yüzeyinde üç aydan iki yıla kadar çalışması planlanan LEMS'in, Ay'ın jeofiziksel faaliyetlerini uzun süre boyunca tek başına ölçmesi bekleniyor. 

Artemis 3 astronotlarına eşlik etmeye aday diğer araçlar ise Ay'ın Tarımsal Bitki Örtüsü Üzerindeki Etkileri Aracı (Lunar Effects on Agricultural Flora Instrument) ve Ay Yalıtkanlığı Analiz Aracı (Lunar Dielectric Analyser). 

Ay'daki depremlere temelde Dünya ve uydusu arasındaki kütleçekimsel kuvvet yol açarken, bu çekim gücü gelgitlere de neden oluyor. Diğer nedense Ay yüzeyinin gündüzleri 121 dereceden geceleri eksi 133 dereceye kadar düşebilmesi. Bu büyük sıcaklık değişimleri Ay'ın genleşip büzülmesine yol açarak sarsıntı yaratıyor.

Bu nedenle sismik veriler, Ay yüzeyinin altında neler yaşandığını anlamaya da katkı sağlayacak. 

Independent Türkçe, Space, Indian Express


Saçları iki kere şampuanlamak gerekiyor mu?

Dermatolog Palm'a göre düz saç tipine sahip olanların 2-3 günde, kıvırcık ve sert saçlılarınsa 4-7 günde bir şampuanlanması gerekiyor (Unsplash)
Dermatolog Palm'a göre düz saç tipine sahip olanların 2-3 günde, kıvırcık ve sert saçlılarınsa 4-7 günde bir şampuanlanması gerekiyor (Unsplash)
TT

Saçları iki kere şampuanlamak gerekiyor mu?

Dermatolog Palm'a göre düz saç tipine sahip olanların 2-3 günde, kıvırcık ve sert saçlılarınsa 4-7 günde bir şampuanlanması gerekiyor (Unsplash)
Dermatolog Palm'a göre düz saç tipine sahip olanların 2-3 günde, kıvırcık ve sert saçlılarınsa 4-7 günde bir şampuanlanması gerekiyor (Unsplash)

Pek çok kişi saçlarını bir kere şampuanla yıkayıp duştan çıkarken bu işlemi iki kere yapanlar da az değil. 

Sosyal medya platformu TikTok'ta da pek çok kullanıcı saçları iki kere şampuanlamayı övüyor. Örneğin Mo Styles, konu hakkında paylaştığı ve 280 bini aşkın izlenme sayısına ulaşan bir videoda şu ifadeleri kullanıyor:

İlk yıkamada saçtaki birikme ve kalıntılar gidiyor, ikincisindeyse saç deriniz daha derinden temizleniyor.

Peki uzmanlar ne diyor? Kısa cevap: İki kere şampuanlama saçın temizliği ve sağlığında fark yaratabilse de herkese uygun değil. 

"Bazılarının şampuana diğerlerinden daha fazla ihtiyacı var" diyen dermatolog ve estetik cerrah Melanie Palm saç tipi, aktivite seviyesi ve kişisel saç bakımı ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. 

Palm, özellikle saçlarını birkaç gün boyunca yıkamayan kalın ve kıvırcık saçlıların bu işlemi yapmasının faydalı olabileceğini belirtiyor.

"Bu yöntem, saçlarını her gün ya da iki günde bir yıkamayanlara en uygunu çünkü onlar saç derilerini ve saçlarını kurutma riskini taşıyor" ifadesini kullanıyor.

Dermatolog Brendan Camp de iki kere şampuanlamanın, kafadaki ölü organizmalar ve kokunun giderilmesinde faydalı olduğunu söylüyor:

Saçlarını sık şampuanlamayanlar, bu işlemi iki kere yapmanın saçlarını daha temiz hale getirdiğini fark edecektir çünkü bir kere şampuanlamaya göre kafalarındaki yağlar ve artıklar daha etkili şekilde yok olur.

Camp, çok terleyen ya da yağlı saç derisine sahip kişilere iki kere şampuan tavsiyesi veriyor. 

Diğer yandan hassas bir cilde sahip olanların saçlarını her gün iki kere şampuanlaması durumunda saç ve saç derilerindeki yağın fazla temizleneceğini ve bu durumun kepek, kuruluk ve kabuklanmaya yol açabileceğini de vurguluyor.

Saça yönelik diğer tavsiyelerse şunlar:

- Saçınıza nazik davranın. Onları çok gerecek şekilde toplamayın.

- Yüksek ısıyla teması sınırlayın. Saç kurutma makineleri, düzleştiriciler ve maşalar saça zarar verir.

- Saçlarınızı nazikçe tarayın. 

- Saç derinize masaj yapın. Düzenli masaj, kan dolaşımını kuvvetlendirir. 

- Ciddi sorununuz varsa işin uzmanına danışın.

Independent Türkçe, Health


Bilim insanlarını şaşırtan keşif: Savaş ya da kaç tepkisinin kökenleri, "vampir balık"ta yatıyor olabilir

Bofa balıkları, Afrika hariç dünyanın ılıman bölgelerindeki kıyılarda ve tatlı sularda bulunuyor (Great Lakes Balıkçılık Komisyonu)
Bofa balıkları, Afrika hariç dünyanın ılıman bölgelerindeki kıyılarda ve tatlı sularda bulunuyor (Great Lakes Balıkçılık Komisyonu)
TT

Bilim insanlarını şaşırtan keşif: Savaş ya da kaç tepkisinin kökenleri, "vampir balık"ta yatıyor olabilir

Bofa balıkları, Afrika hariç dünyanın ılıman bölgelerindeki kıyılarda ve tatlı sularda bulunuyor (Great Lakes Balıkçılık Komisyonu)
Bofa balıkları, Afrika hariç dünyanın ılıman bölgelerindeki kıyılarda ve tatlı sularda bulunuyor (Great Lakes Balıkçılık Komisyonu)

Savaş ya da kaç tepkisini kontrol eden sempatik sinir sisteminin ilkel bir versiyonunun bofa balığında olduğuna dair kanıtlar bulundu. Yalnızca çeneli omurgalılarda yer aldığı düşünülen sempatik sinir sisteminin kökenleri, "vampir balık" denen bu deniz canlısında saklı olabilir.

Agnatha veya çenesiz balıklar denen eski bir omurgalı soyundan gelen bofa balığının, hâlâ yaşayan en ilkel omurgalı grubunda yer aldığı düşünülüyor. 360 milyon önce evrimleşen bu "canlı fosiller", insan atalarının nasıl evrimleştiğine dair fikir verebilir.

Bilim insanları bofa balığının nöral krest denen hücrelerden yoksun olduğunu düşünüyordu. Anne karnında veya yumurtadayken çeşitli şekillerde gelişen bu kök hücreler örneğin çeneye dönüşüyor. Omurgalılara özgü bu hücrelerin dönüştüğü yapılardan biri de tehlikeli veya stresli durumlarda istemsizce devreye giren savaş ya da kaç tepkisini kontrol eden sempatik sinir sistemi.

Çene ve sempatik sinir sisteminin genellikle daha sonraki dönemlerde evrimleştiği düşünülürken, Nature adlı hakemli dergide çarşamba günü yayımlanan araştırmada bofa balığında sempatik sinir sistemi olduğuna dair kanıtlar sunuldu. 

Bofa balığı larvasını inceleyen araştırmacılar bu sistemi oluşturan kök hücrelerle karşılaştı. Ekip ayrıca bu hücrelerin, savaş ya da kaç tepkisini kontrol etmede kilit rol oynayan noradrenalin için enzim ürettiğini de buldu.

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nden biyolog Marianne Bronner, ortak yazarı olduğu çalışma hakkında "Literatürde 100 yılı aşkın süredir bofa balığının sempatik sinir sisteminden yoksun olduğu öne sürülüyordu" diyor.

Şaşırtıcı bir şekilde sempatik nöronların aslında bofa balığında olduğunu ama gelişimin sürecinde, beklenenden çok daha geç ortaya çıktığını bulduk.

Bronner bu keşfin bugüne kadar yapılmamasını, bu deniz canlılarının genellikle yaşamlarının çok erken dönemlerinde incelenmesine bağlıyor.

Bofa balıklarının sempatik sinir sisteminin diğer omurgalılara benzer şekilde savaş ya da kaç benzeri davranışları kontrol edip etmediği henüz bilinmiyor. Araştırmacılara göre yeni bulgular, sempatik nöronların oluşumunu düzenleyen gelişimsel sürecin tüm omurgalılarda olduğuna işaret ediyor. 

Independent Türkçe, Live Science, Popular Science, Nature


Taylor Swift'in yeni videosu 35 yıl sonra meşhur filmin yıldızlarını buluşturdu

Swift'in yeni videosu bir günde 20 milyondan fazla izlendi (YouTube)
Swift'in yeni videosu bir günde 20 milyondan fazla izlendi (YouTube)
TT

Taylor Swift'in yeni videosu 35 yıl sonra meşhur filmin yıldızlarını buluşturdu

Swift'in yeni videosu bir günde 20 milyondan fazla izlendi (YouTube)
Swift'in yeni videosu bir günde 20 milyondan fazla izlendi (YouTube)

Ünlü aktör Ethan Hawke, Ölü Ozanlar Derneği'ndeki (Dead Poets Society) rol arkadaşı Josh Charles'la 35 yıl sonra Taylor Swift'in yeni müzik videosunda bir araya geldi.

14 Grammy ödüllü Swift, 11. stüdyo albümü The Tortured Poets Department'ı yayımladı ve albümden ilk klip olan Fortnight'ı görücüye çıkardı.

Swift'in yönettiği video, sinemaseverlerin çok sevdiği Ölü Ozanlar Derneği'ne göndermeler içeriyor.

Taylor Swift'in doğduğu yıl olan 1989'da gösterime giren klasikte Robert Williams, katı yatılı okul Welton Academy'deki öğrencilerinin hayatlarını değiştiren sıradışı öğretmen Bay Keating rolündeydi.

"Bu büyük bir onur"

Hawke videoyu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kutladı.  

Ölü Ozanlar Derneği'ndeki Todd ve Knox'un Swift'in klibi için yeniden bir araya geldiğini duyuran oyuncu, "Bu büyük bir onur" diyerek ekledi:

Post Malone'la Fortnight şarkınızın klibinde yer alma fırsatı verdiği için Taylor Swift'e teşekkür ederiz. Carpe diem!

Fortnight'ın müzik videosunda Hawke ve Charles, Ölü Ozanlar Derneği'nde canlandırdıkları karakterlere gönderme olarak bilim insanları Dr. Anderson ve Dr. Overstreet rolünde yer alıyor. 

Siyah beyaz video, Swift'in akıl hastanesi gibi görünen bir yerde uyanmasıyla başlıyor. Ünlü şarkıcı daha sonra Dr. Anderson ve Dr. Overstreet'in, üzerinde deneyler yaptığı bir laboratuara bırakılıyor. 

1989'un en yüksek hasılat yapan 5. filmi

Peter Weir'in yönettiği yapım, dünya çapında 235 milyon dolar kazanarak 1989'un en yüksek hasılat yapan 5. filmi olmuştu.

Eleştirmenlerden de olumlu eleştiriler alan Ölü Ozanlar Derneği, En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu dallarında Akademi Ödülü adaylıkları kazanmıştı.

Independent Türkçe, ScreenRant, People


Dünyanın en yaşlı yabani kuşu flört sahnesine geri döndü

Midway Adası'nda 1956'da bulunduğunda Wisdom'ın sağ ayağına bant takılmıştı (USFWS)
Midway Adası'nda 1956'da bulunduğunda Wisdom'ın sağ ayağına bant takılmıştı (USFWS)
TT

Dünyanın en yaşlı yabani kuşu flört sahnesine geri döndü

Midway Adası'nda 1956'da bulunduğunda Wisdom'ın sağ ayağına bant takılmıştı (USFWS)
Midway Adası'nda 1956'da bulunduğunda Wisdom'ın sağ ayağına bant takılmıştı (USFWS)

Dünyanın en yaşlı yabani kuşu Wisdom (Bilgelik), eşi ortadan kaybolduktan üç yıl sonra diğer kuşlara tekrar kur yapmaya başladı. 

İlk olarak 1956'da tespit edilen Laysan albatrosu türündeki Wisdom'ın 72-73 yaşında olduğu tahmin ediliyor. Uzun ömürler süren bu kuşların ortalama yaşam süresiyse 50 yıl. 

Dişi kuşun en az 2012'den beri beraber olduğu Akeakamai (Hawaii dilinde "bilgelik aşığı" anlamına geliyor) en son 2021'de görülmüştü. Çiftin aynı yıl bir yavru dünyaya getirmesiyle Wisdom, üremeye devam eden en yaşlı yabani kuş unvanını da taşımayı sürdürmüştü. 

12 Nisan'da ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi (USFWS), çiftleşme dönemi bittikten aylar sonra Wisdom'ın Midway Adası Ulusal Yaban Hayatı Koruma Alanı'ndaki diğer kuşlara kur yaptığını açıkladı. 

Pasifik bölgesinden sorumlu görevliler Facebook paylaşımında "Dünyanın bilinen en yaşlı yabani kuşu Wisdom, geçen ay tekrar Midway Adası Ulusal Yaban Hayatı Sığınağı'nda eş adaylarıyla dans ederken görüntülendi" diye yazdı.

"Uzun süredir eşi olan Akeakamai henüz görülmedi ve son iki kuluçka sezonunda da yoktu."

Dişi Layson albatrosları genellikle aralığın ilk yarısında bir adet yumurta bırakıyor. Fakat Hawaii adalarının kuzeybatısında yer alan Midway Adası'ndaki koruma alanında çalışan yaban hayatı biyoloğu Jonathan Plissner, Wisdom'ın ilkbaharın ortalarında bile çiftleşme dansları yaptığını söylüyor.

Plissner, albatrosun bu yıl kuluçkaya yatmasını beklemese de "70'lerindeki birine göre epey dinç" olduğunu belirtiyor. 

Albatroslar genellikle yaşamlarını tek bir eşle geçiriyor. Öte yandan USFWS'den biyolog Dr. Beth Flint, 2021'de yaptığı açıklamada Wisdom'ın uzun ömrünü birden fazla eşi olmasına bağlamıştı. Biyologlar Wisdom'ın 30-36 kadar kuş dünyaya getirdiğini düşünüyor. 

Kuluçka sezonları arasında Wisdom yılın neredeyse yarısını, Pasifik Okyanusu semalarında uçarak geçiriyor. USFWS, yaşlı kuşun hayatı boyunca 5,6 milyon kilometre uçtuğunu tahmin ediyor.

Independent Türkçe, Live Science, IFL Science, New York Times


Gen tedavisinin öncüsü Dr. Wilson: SMA hastalığında kullanılacak yeni jenerasyon tedavinin ilk aşamalarını oluşturduk

Gen tedavisinin öncüsü Dr. Wilson: SMA hastalığında kullanılacak yeni jenerasyon tedavinin ilk aşamalarını oluşturduk
TT

Gen tedavisinin öncüsü Dr. Wilson: SMA hastalığında kullanılacak yeni jenerasyon tedavinin ilk aşamalarını oluşturduk

Gen tedavisinin öncüsü Dr. Wilson: SMA hastalığında kullanılacak yeni jenerasyon tedavinin ilk aşamalarını oluşturduk

Pensilvanya Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesinde görev yapan ve ABD'nin alanındaki en büyük araştırma merkezlerinden Rose H. Weiss Gen Tedavisi Merkezinin Direktörü olan Prof. Dr. Wilson, dünyada nadir hastalıklara karşı yürütülen gen tedavi araştırmalarının önde gelen isimleri arasında gösteriliyor.

Spinal musküler atrofi (SMA) hastalığına yönelik 2019'da FDA onayını alarak hastaların kullanımına sunulan "Zolgensma" isimli gen tedavisi, ailesel "lipoprotein lipaz eksikliği" ile RPE65 genindeki mutasyon nedeniyle oluşan "retinal distrofi" hastalıklarının gen tedavileri Wilson'un laboratuvarında geliştirilip dünyaya yayılan başlıca tedaviler arasında yer alıyor.

Türkiye'de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Faz-1 Klinik Araştırma Merkezi ile gen tedavisinde iki klinik araştırmayı yürüten Prof. Dr. Wilson, bu kapsamda dün hastaneye ziyarette bulundu.

Tıp fakültesi öğrencileri, hekimler ve sağlık çalışanlarına yönelik bir sunum gerçekleştiren Wilson, ziyaretinde, AA muhabirinin gen tedavisi çalışmalarına ilişkin sorularını yanıtladı.

"Pek çok ülke için gen tedavisinin uygulanabileceği bir merkez"

Türkiye'de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirten Prof. Dr. Wilson, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin gen tedavisinde, uzmanlık, altyapı ve uygulama açısından çok iyi bir noktada olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Wilson, "Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinin Türkiye'de gen tedavi uygulamalarının başlaması açısından mükemmel bir merkez olduğunu düşünüyorum. Hatta dünyadaki pek çok ülke için de gen tedavisinin uygulanabileceği bir merkez olacaktır. Klinik araştırmaların yanı sıra gen tedavilerinin de burada üretilmesi, çoğaltılması ve hastalara bir an önce ulaştırılması ana hedef olmalı. Ziyaretimde, gen tedavisi üretim çalışmalarının da başlayabileceği izlenimini edindim. Çünkü yeterli ekipman ve bilim insanlarına sahipler." diye konuştu.

SMA hastaları için "daha etkili ve daha ucuz" gen tedavisi çalışmaları başlatıldı

ABD'de, SMA hastalarını yakından ilgilendiren yeni bir tedavi üzerinde çalıştıklarını da bildiren Wilson, şunları kaydetti:

"SMA hastaları için şu anda dünyada pek çok ülkede kullanılan 'Zolgensma' isimli gen tedavisinin virüsü benim laboratuvarımda üretildi. Tabii bu yeni bir tedavi, güvenlik ve etkinliğiyle ilgili hala birtakım soru işaretleri bulunmakta. En önemlisi de oldukça pahalı bir tedavi. Laboratuvarımızda pek çok hastalık için durmaksızın yeni gen tedavilerinin geliştirilmesi üzerine çalışıyoruz. Bu kapsamda SMA hastalığında kullanılacak yeni jenerasyon gen tedavisinin ilk aşamalarını oluşturduk. Bu gen tedavisinin daha etkili, yan etkileri daha az ve daha ucuz olmasını bekliyoruz. Elbette bunun hastalara sunulması için birkaç yıla daha ihtiyacımız var."

"Gen tedavisi, erken dönemde uygulandığında etkili"

Prof. Dr. Wilson, SMA'da halihazırda kullanılan gen tedavisinin etkilerine ilişkin, "SMA gen tedavisi, özellikle yenidoğanlarda erken dönemde uygulandığında, ileride ortaya çıkacak birçok fonksiyon kaybının önüne geçiyor. Fakat bu, erken dönem tedavi uygulamalarında gözlemlendi. Hastalık ileri bir döneme geçtiyse yeniden kazanabilecek fonksiyonların sayısı oldukça azalıyor hatta hastalık çok ilerlediyse herhangi bir fonksiyon geri kazanımı olmuyor." bilgisini paylaştı.

Türkiye'de yenidoğan bebeklerin topuk kanı taramalarına SMA'nın da dahil edilmesinin erken dönemde tedavi açısından çok önemli ve kıymetli olduğunu dile getiren Wilson, dünyada nadir hastalıklarla ilgili tedavi araştırmalarının geçmişe kıyasla çok iyi bir noktaya ulaştığına dikkati çekti.

Wilson, birçok nadir hastalık için çok yeni ve gelişmekte olan tedavilerin üretildiğine işaret ederek, gelecekte bunun çok daha iyi bir noktaya ulaşması temennisinde bulundu.

"Dünyada ilk kez uygulanan iki gen tedavisi çalışmasını sürdürüyoruz"

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Genetik Bilim Dalı Başkanı ve Faz-1 Klinik Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Ezgü de nadir hastalıklar alanında dünyanın önde gelen isimlerinden Wilson'u ağırlamaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

Prof. Dr. Ezgü, Wilson'un araştırmalarının yanında dünyanın birçok ülkesinde kullanılan gen tedavisini de üreten isim olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

"Prof. Dr. Wilson'un hastanemize iki günlük ziyaretinde, kendisi ve ekibiyle birlikte sürdürdüğümüz, dünyada ilk kez uygulanan iki gen tedavisi çalışmasını da tekrar gözden geçirdik. Bunlardan biri 'GM1 Gangliosidosis' hastalığı, diğeri ise üre döngüsü bozukluğu olan, 'OTC eksikliği' olarak adlandırılan hastalığa yönelik. OTC eksikliğinde dünyada ilk kez uygulanacak bir teknik üzerinde klinik çalışmamız sürüyor. Ülkemiz, yürüttüğümüz bu çalışmayla İngiltere, ABD ve Avustralya'dan sonra uygulama yetkisine sahip dördüncü ülke oldu."

Prof. Dr. Wilson'la TÜSEB'e de ziyarette bulunduklarını ve ortak yürütülebilecek çalışmaları ele aldıklarını anlatan Ezgü, hastalar için bu işbirliklerinin artarak devam etmesi temennisinde bulundu.


Türk doktorlar kritik durumdaki Afgan çocuk hastalara umut oluyor

Türk doktorlar kritik durumdaki Afgan çocuk hastalara umut oluyor
TT

Türk doktorlar kritik durumdaki Afgan çocuk hastalara umut oluyor

Türk doktorlar kritik durumdaki Afgan çocuk hastalara umut oluyor

Yeryüzü Doktorları Derneğinin koordinasyonuyla Türkiye'nin farklı şehirlerinden Afganistan'a gelen 12 kişilik gönüllü sağlık ekibi, başkent Kabil'deki Atatürk Çocuk Hastanesinde tedavi ve ameliyatlarına başladı.

Ekip, daha önce Filistin ve Somali gibi imkansızlıklarla mücadele eden ülkelerde gönüllü olarak tedavi ve ameliyatları gerçekleştiren sağlık personelinden oluşuyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Kabil Ofisi de ihtiyaç duyulan tıbbi malzemeleri ekibe temin etti.

Ağır vakalara odaklanılıyor

Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisi uzmanları Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu ve Op. Dr. Muhammed İkbal Yetiş'in de aralarında bulunduğu ekip, 10 gün boyunca tedavi ve ameliyatlarını sürdürecek.

Türk doktorlar, Afganistan'da daha önce ameliyat edilen, tedavi süreci uzayan ancak imkansızlıklar nedeniyle netice alınamayan kritik durumdaki hastalara odaklanıyor.

Ekibin günde 3-4 ameliyat ve onlarca muayene yapması bekleniyor.

Tedavi ve ameliyat sürecinde Afgan doktorlar da vakaları izliyor ve ekibin tecrübelerinden faydalanıyor.

Ameliyat vakaları Türk ekibin Afganistan'a gelmesinden önce tespit edildi. Bazı aileler çocuklarını tedavi umuduyla Nimruz ve Faryab gibi Kabil'e uzak bölgelerden getirdi.

Öte yandan, söz konusu vakaların farklı hastalıklarının olup olmadığı da detaylı inceleniyor.

10 yıldır Afganistan'a gelme hayali bulunuyor

Prof. Dokucu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, daha önce de Gazze, Ramallah ve Somali'de gönüllü tedavi ve ameliyatlar yaptıklarını belirtti.

Dokucu, 10 yıldır Afganistan'a gelme hayalinin olduğunu dile getirdi.

Afganistan'ın dünyanın en çok çocuk ölümünün yaşandığı ülkelerden biri olduğunu, kötü sosyal şartların da vakaları ağırlaştırdığını vurgulayan Dokucu, "Dolayısıyla bu dezavantajlı çocuklara yardım edebilme amacıyla buradayız. Bugün 5 ameliyat yaptık. Hepsi de çok iyi geçti. Yarından itibaren daha kompleks vakalar alacağız.” dedi.

Dokucu, Afgan sağlık ekibinin de gayet başarılı olduğunu belirterek "Biz hem kendi tecrübelerimizi hem de arkadaşların bilgi ve deneyimlerini paylaşıyoruz. Burada da gayet güzel işler yapıldığını gördük. Şartların zor olmasına rağmen çok iyi işler yapmışlar, yapmaya da devam ediyorlar." diye konuştu.

Çocuk Cerrahisi Uzmanı Afgan Doktor Yelda Ubeydi, tedavi ve ameliyatlar için Türk ekibe teşekkür etti.

Ubeydi, "Afganistan'ı ziyaret etmeleri bizim için çok değerli. Tecrübelerinden faydalanmak istiyoruz. Bugün birkaç zorlu vakamız vardı. Bunlar Afganistan için zor ameliyatlardı. İnşallah güzel sonuçlar alacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Atatürk Çocuk Hastanesi Müdürü Dr. Nurullah Mansur da Türk ekibe teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı:

“Bu ekibin burada olmasının birkaç faydası var. Tedavi için yurt dışına gitmesi gereken kompleks vakalardı ve şu an burada ameliyat oluyorlar. Bunun yanında diğer faydası da şu, Atatürk Hastanesinin personeli eğitim almış oluyor. Bu işbirliğinin devam etmesini arzu ediyoruz. İlk ve son olmasın, devamı da gelsin.”


Oyuncu John Malkovich, 16 Eylül'de Zorlu PSM'de sahne alacak

Oyuncu John Malkovich, 16 Eylül'de Zorlu PSM'de sahne alacak
TT

Oyuncu John Malkovich, 16 Eylül'de Zorlu PSM'de sahne alacak

Oyuncu John Malkovich, 16 Eylül'de Zorlu PSM'de sahne alacak

Malkovich, performansıyla, gerçek hayattan alınmış hikayeleri müzik eşliğinde izleyicilerin beğenisine sunacak.

BWO Entertainment ve Dolmabahçe AŞ işbirliğiyle düzenlenen etkinlik, Türkçe altyazılı olarak İngilizce sahnelenecek.


Kuantum interneti teknolojisinde büyük bir adım atıldı

Bilim insanları, kuantum verilerin iletimi için özel bir düzenek hazırladı (Imperial College London)
Bilim insanları, kuantum verilerin iletimi için özel bir düzenek hazırladı (Imperial College London)
TT

Kuantum interneti teknolojisinde büyük bir adım atıldı

Bilim insanları, kuantum verilerin iletimi için özel bir düzenek hazırladı (Imperial College London)
Bilim insanları, kuantum verilerin iletimi için özel bir düzenek hazırladı (Imperial College London)

Bilim insanları, kuantum interneti teknolojisinde büyük bir adım atarak ilk kez kuantum verisi depolamayı başardı. 

Birleşik Krallık'taki Imperial College London ve Southampton Üniversitesi'yle Almanya'daki Stuttgart ve Wurzburg Üniversitesi'nden araştırmacılar, ilk kez bir kuantum verisini farklı bir cihaza ileterek depoladı. 

İnternet ve telefon gibi klasik iletişim sistemlerinde veriler uzun mesafede kaybolabiliyor. Bunun önlenmesi içinse belirli aralıklarla yerleştirilen sinyal tekrarlayıcılar kullanılıyor. Bunlar sinyalleri okuyarak tekrar güçlendirip bir sonraki alıcıya gönderiyor.

Ancak kuantum bilgisayarlarında bilgi, tek bir atomun karşılık geldiği “kübit” (kuantum bit) üzerinden işliyor. Bu işlem, kuantum fiziğindeki "süperpozisyon" ilkesine dayanıyor. Söz konusu ilke bir atomun aynı anda iki veya daha fazla durumda var olabileceğini öngörüyor. 

Fakat bu özellik bir müdahale sorunu da yaratıyor. Atomaltı dünyada bir elektrona bağlı şekilde var olan bilgi, herhangi bir dış müdahalede bozulabiliyor. Dolayısıyla klasik telekomünikasyondaki sinyal tekrarlayıcıların kullanılması imkansız hale geliyor.

Bilimsel dergi Science Advances'da 12 Nisan'da yayımlanan çalışmada, kuantum internetinden iletilen veriler bir foton olarak tasarlandı. 

Araştırmacılar, kuantum verileri üreten cihazları birer arayüz haline getirmek için her iki makinenin de aynı dalga boyunu kullandığı bir sistem hazırladı.

Daha sonra oluşturulan bir kuantum noktası üzerinden dolaşık olmayan fotonlar üretildi. Bunlar da fotonları bir rubidyum atomu bulutu içinde depolayan bir kuantum bellek sistemine aktarıldı. Özel bir lazer sistemi, bu bellekte "aç-kapa" işlemi görerek fotonların depolanmasını ve isteğe göre karşı tarafa gönderilmesini sağladı. 

Araştırmada, bu iki cihazın dalga boyu günümüzde kullanılan telekomünikasyon ağlarıyla aynı dalga boyunda olacak şekilde geliştirildi. Dolayısıyla veriler, internet bağlantılarında kullanılan normal fiber optik kablolarla iletilebildi. 

Çalışmanın ortak başyazarlarından Sarah Thomas, araştırmaya dair şunları söyledi: 

İki önemli cihazı birbirine bağlamak kuantum ağını mümkün kılmak açısından çok önemli bir adım. Bunu gösterebilen ilk ekip olduğumuz için gerçekten heyecanlıyız.

Independent Türkçe, Science Daily, Phys.org