Oscar 2024'ün burun kıvrılanları ve sürprizleri: Al Pacino herkesi şaşkına çevirdi

Hollywood'un en büyük gecesinde Emma Stone şaşkına döndü, Maestro dışlandı

Pacino, "10 harika film aday gösterildi ama sadece bir tanesi en iyi film ödülünü alacak. Ve bunun için zarfı açmam gerekiyor. İşte geliyor. Ve gözlerim Oppenheimer'ı görüyor, evet!" dedi (AP)
Pacino, "10 harika film aday gösterildi ama sadece bir tanesi en iyi film ödülünü alacak. Ve bunun için zarfı açmam gerekiyor. İşte geliyor. Ve gözlerim Oppenheimer'ı görüyor, evet!" dedi (AP)
TT

Oscar 2024'ün burun kıvrılanları ve sürprizleri: Al Pacino herkesi şaşkına çevirdi

Pacino, "10 harika film aday gösterildi ama sadece bir tanesi en iyi film ödülünü alacak. Ve bunun için zarfı açmam gerekiyor. İşte geliyor. Ve gözlerim Oppenheimer'ı görüyor, evet!" dedi (AP)
Pacino, "10 harika film aday gösterildi ama sadece bir tanesi en iyi film ödülünü alacak. Ve bunun için zarfı açmam gerekiyor. İşte geliyor. Ve gözlerim Oppenheimer'ı görüyor, evet!" dedi (AP)

Akademi Ödülleri, hemen hemen beklendiği gibi, Oppenheimer'ın hakimiyetiyle sonuçlandı. Christopher Nolan imzalı epik film, tahmin edildiği gibi toplamda 7 Oscar alarak ortalığı kasıp kavurdu. 

Kimmel esprileriyle bombaladı

53 yaşındaki Nolan'ın yönetmen, Cillian Murphy'nin erkek oyuncu ve Robert Downey Jr'ın yardımcı erkek oyuncu ödüllerinin yanı sıra Hoyte van Hoytema görüntü yönetimi, Jennifer Lame kurgu ve Ludwig Göransson da film müziği dallarında ödül kazandı.

ABD'de ABC kanalında ekranlara gelen ödül töreninde 4. kez sunuculuk yapan Jimmy Kimmel, açılış monoloğundaki esprilerini çoğunlukla sahneye yakın oturan yıldız isimlere odakladı ve özellikle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Downey Jr'la dalga geçti. 

56 yaşındaki komedyen ayrıca geçen yılki yazar ve oyuncu grevlerine de değindi. Kimmel, Oscar'ın set emekçilerini sahnede kendisine katılmaya davet ederken, "Bir anlaşma yapabilmemizin nedeni, etrafımızda ve yanımızda toplanan kişiler sayesinde oldu" dedi: 

Ve kendimizi kutlamadan önce, sahne arkasında çalışan insanlar için çok iyi hak edilmiş bir alkış alalım: takım işçileri, kamyon şoförleri, ses mühendisleri, ışık şefleri, sahne görevlileri, tüm ekip.

Gecenin diğer önemli anları arasında Ryan Gosling'in Barbie'de de söylediği I'm Just Ken şarkısını keyifli bir şekilde seslendirmesi ve Greta Gerwig'in verdiği neşeli tepki vardı.

Aksiyon yıldızı John Cena'nın neredeyse tamamen çırılçıplak bir şekilde elindeki zarfı incir yaprağı gibi tutarak sahneye çıkması da izleyicileri şoke eden bir diğer andı.

Bu gösteri, 1974'te gerçekleşen 46. Oscar Ödülleri'nde David Niven, Elizabeth Taylor'ı takdim ederken çıplak bir adamın sahneye koşarak tüm ilgiyi üzerine çektiği ana bir göndermeydi.

"Biraz Shakespeare oynayayım mı?"

Usta oyuncu Al Pacino'nun gecenin en önemli ödülünü sunuşu sonsuza dek kısalığı ile hatırlanacak. Yaralı Yüz'ün (Scarface) 83 yaşındaki yıldızı sahneye çıktı ve Shakespeare'le ilgili bir espri yaptı: 

Vay canına. Teşekkür ederim. Oh, dostlarım. Teşekkür ederim, teşekkür ederim. Bilmiyorum. Şimdi biraz Shakespeare oynayayım mı? Sırada o var, değil mi? Olmak ya da... Hayır, yapmayacağım. Kusura bakmayın. Gecenin son ödülünün zamanı geldi. Ve bunu takdim etmek benim için bir onurdur.

Pacino, En İyi Film kategorisindeki 10 adayı saymadan zarfı açtı ve sadece "Oppenheimer" dedi. Bu herkesin kafasını karıştırdı.

Elbisesi yırtılan Emma Stone galibiyete şoke oldu

En İyi Kadın Oyuncu kategorisi, En İyi Film adayları arasında da olan Dolunay Katilleri (Killers of the Flower Moon) ve Zavallılar'ın (Poor Things) yıldızları Lily Gladstone ve Emma Stone'un kıyasıya yarışı diye nitelendiriliyordu. Her iki aktris de Altın Küre'yi eve götürmüş, Gladstone SAG Ödülü'nün sahibi olurken, Stone da BAFTA'yı kazanmıştı.

Emma Stone, Damien Chazelle imzalı Aşıklar Şehri'nde Ryan Gosling'le birlikte rol alarak Mia karakterini canlandırmıştı. Stone, müzikalde performansıyla 2017'de ilk Oscar'ına uzanmıştı (AFP)
Emma Stone, Damien Chazelle imzalı Aşıklar Şehri'nde Ryan Gosling'le birlikte rol alarak Mia karakterini canlandırmıştı. Stone, müzikalde performansıyla 2017'de ilk Oscar'ına uzanmıştı (AFP)

Ama sonuçta kazanan Stone oldu. Bu, 35 yaşındaki Stone'un 2016'daki Aşıklar Şehri'nden (La La Land) sonra ikinci Oscar'ı. Stone ödül karşısında şaşkın görünüyordu. Konuşmasının başında yaratıcı işbirlikçilerinden ve Bella Baxter karakterinin geçirdiği yolculuktan bahsetmeden önce belirttiği gibi, sahneye çıkarken elbisesi yırtılmıştı. 

Vay canına! Elbisem yırtıldı. Sanırım I'm Just Ken sırasında oldu. Buna epey eminim. Tanrım, bu çok yoğun. Özür dilerim, sesim de biraz gitti. Her neyse.

Büyük ödüllerin birçoğu aylar önceden tahmin edilen sonuçlar olsa da her iki başrol oyunculuğu kategorisinde de mücadelenin kıyasıya olması eğlenceliydi. 

Cillian Murphy, karakter oyuncusu Giamatti'yi yendi

İrlandalı aktör Cillian Murphy, onlarca yılını anlattığı J. Robert Oppenheimer'ı soğukkanlılıkla canlandırarak, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanacak mıydı? 

Ya da yıllar önce Sideways'deki nefis performansıyla göz ardı edilen karakter oyuncusu Paul Giamatti, Noel tatilinde şımarık bir öğrenciyle samimi olduktan sonra yumuşayan öfkeli yatılı okul öğretmeni Paul Hunham'ı canlandırarak bu kez heykelciğe ulaşabilecek miydi?

Murphy, Nolan'la 6. işbirliğinde, onun filmlerindeki ilk başrolüyle ipi göğüsledi.

Scorsese ve Cooper için üzücü gece: Sıfır çektiler

Dikkat çekici bir şekilde Dolunay Katilleri, Martin Scorsese'nin New York Çeteleri (Gangs of New York) ve The Irishman'in ardından Oscar'da sıfır çeken üçüncü filmi oldu. 

Scorsese'nin filmi, Nolan'ın durdurulamaz Oppenheimer'ının başını çektiği alanlarda Amerikan nihilizmi temalarını ele alan diğer büyük epik olma şanssızlığına sahipti. Emma Stone'un Lily Gladstone'u yenmesiyle filmin kaderi belli oldu.

Bradley Cooper da kariyeri boyunca farklı kategorilerdeki Oscar adaylıklarında 12'de sıfır yaptı. Ayrıca Maestro'daki oyunculuğu, yazarlığı ve yapımcılığıyla üç adaylığını da kaybetti. Sezona Netflix'in şov midillisi olarak başlayan, Venedik ve New York film festivallerinde çok beğenilen bir film için üzücü bir son. 

Independnet Türkçe, Variety, Daily Mail



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety