İnsanlar neden haksızken bile haklı olduğunu düşünür?

Bilim insanları bir paradoksa işaret ediyor

Uzmanlar "bilgi yeterliliği yanılsaması" denen bir olgudan söz ediyor (Pexels)
Uzmanlar "bilgi yeterliliği yanılsaması" denen bir olgudan söz ediyor (Pexels)
TT

İnsanlar neden haksızken bile haklı olduğunu düşünür?

Uzmanlar "bilgi yeterliliği yanılsaması" denen bir olgudan söz ediyor (Pexels)
Uzmanlar "bilgi yeterliliği yanılsaması" denen bir olgudan söz ediyor (Pexels)

Pek çok kişi hayatında en azından bir kere, elinde yeterli bilgi olmadan bir konu hakkında kendinden emin bir şekilde konuşmuştur.

Bu inatçı tavır bazen karşıdan karşıya geçen bir yaya olduğunu görmeden, trafikte öndeki aracın aniden durmasına tepki göstermek gibi durumlarda da ortaya çıkabiliyor.

Yeni bir araştırmaya göre bu davranışların arkasında, kişinin bir karar almak için elinde tüm bilgilerin bulunduğuna dair gizli bir önyargıya sahip olması yatıyor. 

PLOS One adlı hakemli dergide dün (9 Ekim) yayımlanan araştırmayı yürüten ekip, insanların elinde yeterli veri olmasa bile doğal olarak böyle bir varsayımda bulunduğunu söylüyor.

Araştırmacılar, ABD'den 1261 kişiyle internet üzerinden bir deney yürüttü. Üç gruba ayrılan katılımcılara iki okulun birleşmesiyle ilgili argümanlar verildi.

Bir grup birleşme, diğer grup ayrı kalmaya yönelik argümanları okurken, kontrol grubundakilere iki tarafın da savları sunuldu. 

Katılımcıların hiçbirine kendilerine eksik bilgi verildiği söylenmedi. 

Beklendiği üzere ilk iki gruptakiler kendilerine verilen tarafın görüşünü savundu. Diğer yandan katılımcıların ihtiyaç duydukları tüm bilgiye sahip olduklarını bildirmesi ve kendilerini karar verebilecek konumda görmesi daha ilginç bir bulguydu.

Hatta ilk iki gruptaki katılımcılar, haklı olduklarına kontrol grubundakilerden daha emindi. Ayrıca bu gruplardakilerin, başkalarının da kendileri gibi bir tercih yapacağını düşündüğü kaydedildi. 

Ohio Eyalet Üniversitesi'nden çalışmanın ortak yazarı Angus Fletcher "İnsanların genel olarak bir saniye durup da daha bilinçli bir karar vermelerini sağlayacak daha fazla bilgi olup olmadığını düşünmediğini bulduk" diyerek ekliyor:

İnsanlara birbiriyle uyumlu görünen birkaç parça bilgi verince, çoğu 'Bu doğru görünüyor' diyip hayatına devam ediyor.

Çoğu kişi her şeyi bilmediğinin teoride farkında olsa da düşünce ve yargılarını desteklemek adına elinde tüm bilgiler varmış gibi davranabiliyor.

Yeni makalede "bilgi yeterliliği yanılsaması" denen bu paradoks, günlük hayatta yaşanan pek çok çatışma ve yanlış anlamanın da sebebi olabilir.

Fletcher, bir karar almadan önce kişinin elinde eksik bilgi olup olmadığını sorgulamasını tavsiye ediyor:

Biriyle hemfikir olmadığınızda ilk yapacağınız şey, 'Acaba onun bakış açısını görüp konumunu daha iyi anlamamı sağlayacak bir şeyi kaçırıyor muyum?' diye düşünmek olmalı. Bilgi yeterliliği yanılsamasıyla mücadele etmenin yolu bu.

Çalışmada yer almayan psikolog Dr. Sandra Wheatley ise "Birinin karakteri hakkında yargıda bulunmak gibi ciddi bir karar alırken, kaynakları iki kez kontrol etmek önemli" diyerek ekliyor:

Aslında mesele, sizi sorgulayan, meraklandıran, kendinizden ya da başkalarından şüphe duymanıza neden olan bilgilere sürekli açık olmakla ilgili.

Independent Türkçe, BBC Science Focus, Science Daily, PLOS One



CEO cinayeti zanlısı Mangione davasında avukatlar anlaşma arayışında

Luigi Mangione'nin savunma avukatlarının, UnitedHealthcare yöneticisinin cinayeti davasında ikrar anlaşması için görüşmeler yürüttüğü bildirildi (Reuters)
Luigi Mangione'nin savunma avukatlarının, UnitedHealthcare yöneticisinin cinayeti davasında ikrar anlaşması için görüşmeler yürüttüğü bildirildi (Reuters)
TT

CEO cinayeti zanlısı Mangione davasında avukatlar anlaşma arayışında

Luigi Mangione'nin savunma avukatlarının, UnitedHealthcare yöneticisinin cinayeti davasında ikrar anlaşması için görüşmeler yürüttüğü bildirildi (Reuters)
Luigi Mangione'nin savunma avukatlarının, UnitedHealthcare yöneticisinin cinayeti davasında ikrar anlaşması için görüşmeler yürüttüğü bildirildi (Reuters)

UnitedHealthcare CEO'su Brian Thompson'ı öldürmekle suçlanan Luigi Mangione'nin avukatları ve federal savcıların, yaklaşan duruşma öncesinde ikrar anlaşması görüşmeleri yürüttüğü bildirildi.

NBC News'a konuşan kaynaklar, önceki günlerde bir anlaşmaya varılması yakın görünse de görüşmelerin daha sonra başarısızlıkla sonuçlandığını söyledi.

Bu gelişme, Mangione'nin eyalet düzeyindeki davasında uygulayacağı savunma stratejisinde son dönemde yaşanan değişikliklerin ardından geldi. Savunma avukatları önceki haftalarda psikiyatrik savunma yoluna gidebilecekleri işaretini vermiş ancak 28 yaşındaki sanığın silahlı saldırı sırasında "yoğun bir duygusal sıkıntı" yaşadığını savunacaklarına ilişkin bildirimlerini geri çekmişti.

Mangione, 4 Aralık 2024'te Manhattan'ın merkezindeki bir otelin önünde 50 yaşındaki sağlık sektörü yöneticisi Brian Thompson'a yapılan silahlı saldırıyla ilgili tüm eyalet ve federal düzeydeki suçlamaları reddediyor.

UnitedHealth Group'ta 20 yıl çalışan ve 2021'de şirketin sigorta bölümünün CEO'su olan Thompson, bir yatırımcı konferansına giderken vurulmuştu. Saldırıyı gerçekleştiren maskeli bir silahlı saldırgan güvenlik kamerası kayıtlarına yansımış, dedektifler ise kullanılan mermilerin üzerine "geciktir", "reddet" ve "kurtul" yazdığını açıklamıştı; bu, sigorta sektörünün uygulamalarına yönelik bir eleştiri niteliğindeydi.

Hukuk uzmanları, büyük ceza davalarında duruşma öncesi ikrar anlaşması müzakerelerinin olağan bir uygulama olduğunu belirtiyor.

NBC hukuk analisti Danny Cevallos haber kuruluşuna yaptığı açıklamada, federal ikrar anlaşmasının, New York eyaletinin aynı suç için eyalet yasaları kapsamında kendi kovuşturmasını sürdürmesini engelleyebileceğini söyledi.

Mangione'nin savunma avukatı Karen Friedman Agnifilo ise müzakerelerin sızdırılmasını eleştirdi.

NBC New York'a yaptığı açıklamada Agnifilo, ismi açıklanmayan kaynaklara atfedilen bilgilerin, müvekkiline karşı önyargı yaratmak, kamuoyunu etkilemek ve adil yargılanma hakkını ihlal etmek amacıyla kolluk kuvvetleri ve savcılar tarafından kasten paylaşıldığını söyledi.

Agnifilo, "Amerika'daki her sanık, suçu kanıtlanana kadar masumdur; aynı yasal suçlamalarla iki kez mücadele etmek zorunda kalan Luigi de buna dahil" dedi.

sdvfedr
Mangione, Aralık 2024'te New York'taki bir caddenin ortasında UnitedHealthcare CEO'su Brian Thompson'ı öldürmekle suçlanıyor (Reuters)

Büyük yankı uyandıran bu cinayet, ABD sağlık sigorta sistemi üzerine ülke genelinde hararetli bir tartışmaya yol açmış, kamuoyunun Mangione'ye tepkisi ise şiddetin kınanmasıyla kurumsal sigorta politikalarına duyulan ortak öfke arasında bölünmüştü. Mangione'nin, silahlı saldırının ardından kaçmasıyla ülke genelinde geniş çaplı bir insan avı başlatılmıştı.

Sarmaşık Ligi (Ivy League / ABD'nin 8 köklü üniversitesinin içinde yer aldığı gayrı resmi bir sınıflandırma -ed.n.) mezunu ve Maryland'den varlıklı bir ailenin çocuğu olan Mangione, olaydan 5 gün sonra, 9 Aralık 2024'te Pensilvanya'nın Altoona kentindeki bir McDonald's'ta yakalanmıştı.

Her iki taraf da aylarca duruşmalara hazırlandı. Eyalet mahkemesindeki duruşmanın eylülde, federal mahkemedeki duruşmanın ise 13 Ekim'de başlaması planlanıyor. Mangione, mahkemelerden herhangi birinde suçlu bulunması halinde ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Aleyhindeki davada kritik somut deliller var. 18 Mayıs'taki duruşmada New York Yargıcı Gregory Carro, Mangione gözaltına alınırken ele geçirilen bir not defteriyle 3D yazıcıyla bastırılmış bir tabancayı savcılığın delil olarak sunabileceğine hükmetmişti. Savcılık, silahın cinayette kullanılan tabancayla eşleştiğini ve not defterinde bir sağlık sigortası yöneticisini hedef alma ve sektöre isyan etme arzusunun açıkça detaylandırıldığını söylemişti.

Independent Türkçe


Siber güvenlik uzmanları, GTA 6 hayranlarını dolandırıcılara karşı uyardı

Grand Theft Auto VI'nın Kasım 2026'da piyasaya sürülmesi planlanırken, ön siparişler 25 Haziran'da başladı (AFP)
Grand Theft Auto VI'nın Kasım 2026'da piyasaya sürülmesi planlanırken, ön siparişler 25 Haziran'da başladı (AFP)
TT

Siber güvenlik uzmanları, GTA 6 hayranlarını dolandırıcılara karşı uyardı

Grand Theft Auto VI'nın Kasım 2026'da piyasaya sürülmesi planlanırken, ön siparişler 25 Haziran'da başladı (AFP)
Grand Theft Auto VI'nın Kasım 2026'da piyasaya sürülmesi planlanırken, ön siparişler 25 Haziran'da başladı (AFP)

Güvenlik araştırmacıları, siber suçluların Grand Theft Auto VI'ya yönelik heyecandan yararlanarak oyuna erkenden erişmeyi uman kişileri hedef aldığı uyarısında bulundu.

GTA 6, 19 Kasım 2026'da çıkacak olsa da oyunun geliştiricisi Rockstar Games ön siparişleri 25 Haziran'da açtı.

GTA V'in merakla beklenen devam oyununun ilk başta 2025'te piyasaya sürülmesi planlanmış ancak yaşanan gecikmeler nedeniyle bu tarih bir yıl ertelenmişti.

Oyunun piyasaya çıkış tarihiyle ilgili yaşanan hayal kırıklığı ve kafa karışıklığından yararlanan dolandırıcılar, halihazırda GTA 6'ya sahte erken erişim imkanı sunuyor.

Bitdefender'dan siber güvenlik uzmanı Cristian Silviu, The Independent'a yaptığı açıklamada, "Kesin olan bir şey var ki, dünyadaki tüm önemli olaylar beraberinde her zaman dolandırıcılığı da getirir" dedi.

İster insani bir felaket, ister Dünya Kupası, isterse popüler bir oyunun lansmanı olsun, fark etmez. GTA VI muhtemelen tarihin en çok beklenen oyunlarından biri olduğundan, insanların ilgisiyle doğru orantılı şekilde dolandırıcılık vakaları görmeyi bekliyoruz.

Popüler dolandırıcılık yöntemlerinden biri, sosyal medyada paylaşılan veya e-postayla gönderilen kötü amaçlı bağlantıları içeriyor. Bu gönderiler, "yaratıcı önizlemesi" veya "erken konsol testi" davetiyelerini içerse de bağlantılar, kullanıcıları Rockstar, Playstation, Xbox, Steam veya Google hesaplarına giriş yapmalarını isteyen kimlik avı sayfalarına yönlendiriyor.

Kullanıcılar bu sahte sayfalar üzerinden oturum açtığında, dolandırıcılar onların kişisel hesaplarına erişim sağlıyor. Diğer bağlantılar ise hackerlara kullanıcının cihazına uzaktan erişim imkanı veren kötü amaçlı yazılımlar içerebiliyor.

defvbfedrb
5 Aralık 2023'te Kaliforniya'nın Los Angeles kentindeki bilgisayar ekranlarında Rockstar Games'in Grand Theft Auto 6 oyununun fragmanı görülüyor (AFP)

Siber güvenlik şirketi Malwarebytes da dolandırıcıların yapay zeka kullanarak oyuna erken erişim vaat eden sahte internet siteleri oluşturduğu uyarısında bulunuyor.

Sahte internet siteleri, oyunu indirmeleri için insanları kripto parayla ödeme yapmaya ikna etmek amacıyla yapay zekayla üretilmiş oyun görsellerini kullanıyor.

Malwarebytes'tan araştırmacılar, oyuna yönelik beklenti nedeniyle GTA 6'yı dolandırıcıların gözünde "mükemmel bir yem" diye niteliyor.

Kötü amaçlı yazılım testi uzmanı Stefan Dasic, "Bu düzenbazlıkların neden şimdi ortaya çıktığını anlamak için GTA'nın ne kadar büyük bir şey olduğunu anlamanız gerekiyor" diyor.

Grand Theft Auto, şimdiye kadar yaratılmış en başarılı oyun serilerinden biri. GTA 5, Eylül 2013'te piyasaya sürüldü... İki oyun arasında 13 yıllık bir ara var. Buna bir dizi erteleme ve yıllarca süren spekülasyonları da ekleyince ortaya herhangi bir haber, sızıntı, ön izleme veya erken erişim fırsatını sabırsızlıkla bekleyen milyonlarca hayran çıkıyor. Dolandırıcılar bu heyecanı suiistimal ediyor.

Güvenlik araştırmacıları, erken erişim sunduğunu iddia eden çevrimiçi reklamlara veya sosyal medya paylaşımlarına karşı dikkatli olunmasını ve GTA 6 ön siparişinin yalnızca resmi kanallardan verilmesini öneriyor.

Independent Türkçe


Beyazperdeden küçük ekrana: Dizilerde de zirveye çıkan 5 film yıldızı

True Detective'in ilk sezonu, 1995-2012'de Louisiana'da geçen gizemli seri cinayetleri aydınlatmaya çalışan, birbirine tamamen zıt iki dedektif olan Rust Cohle ve Martin Hart'ın 17 yıla yayılan ilişkisini konu alıyor (HBO)
True Detective'in ilk sezonu, 1995-2012'de Louisiana'da geçen gizemli seri cinayetleri aydınlatmaya çalışan, birbirine tamamen zıt iki dedektif olan Rust Cohle ve Martin Hart'ın 17 yıla yayılan ilişkisini konu alıyor (HBO)
TT

Beyazperdeden küçük ekrana: Dizilerde de zirveye çıkan 5 film yıldızı

True Detective'in ilk sezonu, 1995-2012'de Louisiana'da geçen gizemli seri cinayetleri aydınlatmaya çalışan, birbirine tamamen zıt iki dedektif olan Rust Cohle ve Martin Hart'ın 17 yıla yayılan ilişkisini konu alıyor (HBO)
True Detective'in ilk sezonu, 1995-2012'de Louisiana'da geçen gizemli seri cinayetleri aydınlatmaya çalışan, birbirine tamamen zıt iki dedektif olan Rust Cohle ve Martin Hart'ın 17 yıla yayılan ilişkisini konu alıyor (HBO)

Bir zamanlar Hollywood'da yazılı olmayan bir kural vardı: Asıl yıldızlar sinemada olur, televizyon ise kariyer basamaklarının bir altı olarak görülürdü. Saygın bir film yıldızının televizyon yapımlarında rol alması son derece nadir bir durumdu ve bu radikal geçiş, genellikle o oyuncunun kariyerinin düşüşe geçtiği şeklinde yorumlanırdı.

Bugünse işler tamamen değişti, dijital platformların yükselişiyle birlikte sinema ve televizyon arasındaki o keskin sınırlar tamamen ortadan kalktı. Küçük ekran, dev bütçeli başyapıtların yeni evi haline geldi.

Özellikle son dönemde, her rolün adamı Nicolas Cage'in Spider-Noir'daki gizemli başrolüyle televizyona adım atması ve Oscar ödüllü Javier Bardem'in Cape Fear uyarlamasındaki tüyler ürpertici Max Cady performansı, sinemanın en büyük yıldızlarının televizyon projelerine yönelmeye devam ettiğini gösteren son örnekler arasında yer aldı.

Biz de bu dönüşümden ilhamla, beyazperdede kazandıkları başarıyı televizyon ekranına da taşıyan oyunculara yakından baktık.

Birmingham sokaklarını keskin zekasıyla yöneten Thomas Shelby rolündeki Cillian Murphy'nin Peaky Blinders'taki oyunculuk resitaline yakından bakacağız. Hemen ardından, Hollywood'un kurallarını yıkan Matthew McConaughey ve onun True Detective'deki hipnotize edici Rust Cohle yorumunu selamlayacağız. Modern western janrını yeniden şahlandıran Kevin Costner'dan, Anthony Hopkins'in Westworld'deki etkileyici performansına ve Jude Law'un XIII. Pius rolüyle öne çıktığı The Young Pope'a dalacağız. 

İşte beyazperdede kurdukları yıldız statüsünü televizyon ekranında da koruyan ve kariyerlerinin en unutulmaz performanslarından bazılarına imza atan oyuncular...

Cillian Murphy (Peaky Blinders)

Danny Boyle'un küresel çapta hit olan zombi filmi 28 Gün Sonra'yla (28 Days Later) çıkışını yapan Cillian Murphy, Christopher Nolan'ın Batman üçlemesindeki performansıyla sektörün en saygın oyuncularından biri haline geldi.

Kariyer zirvelerinden birine Oppenheimer'la ulaşarak Oscar'a uzanan Murphy, sinemadaki başarısını televizyon ekranına da taşıyarak son yılların en büyük dizi fenomenlerinden birinin yüzü haline geldi.

Onu kült bir figüre dönüştüren rolse, Peaky Blinders'daki Thomas Shelby oldu. Steven Knight imzalı dizi, Birmingham'ın suç dünyasında yükselen Shelby ailesinin hikayesini anlatırken, Murphy de televizyon tarihinin en unutulmaz anti-kahramanlarından birine hayat verdi. Tommy'nin sakin görünümünün altında bastırılmış travmalar, keskin bir zeka ve bitmek bilmeyen bir hırs yatıyordu. Murphy, karakterin bu çelişkili yönlerini büyük bir ustalıkla yansıttı.

dsvedvb
Cillian Murphy, Steven Knight'ın aklındaki ilk isim olmasa da "Unutma Steve, ben bir oyuncuyum" mesajıyla Tommy Shelby rolünü kaptı (Netflix)

Tom Hardy, Adrien Brody ve Sam Neill gibi güçlü isimler kadroya renk katmış olsa da dizinin asıl ağırlık merkezi her zaman Murphy oldu.

50 yaşındaki Murphy, karaktere yaklaşımını bir röportajda şu sözlerle özetliyordu: 

Tommy'yi oynamanın sırrı onun ne söylediğinden çok ne söylemediğini anlamakta yatıyor.

Son derece sakin, gözlerden uzak yaşayan ve sigara kullanmayan Murphy, canlandırdığı Thomas Shelby'nin ekrandaki o meşhur ağır ve efkarlı havasını yaratabilmek için çekimler boyunca binlerce bitkisel sigara içmek zorunda kalmıştı.

İrlandalı aktör, rolün psikolojik ağırlığını, "Tommy Shelby gibi bir karakteri oynamak harika bir şey ama onun karanlık dünyasının içinde aylarca yaşamak insanı gerçekten tüketiyor" sözleriyle ifade etmişti.

Tommy Shelby'nin yürüyüşü, bakışları ve sessiz karizması zamanla popüler kültürün en tanınan simgelerinden birine dönüştü. 

Tommy'nin kendine has jilet gibi giyim tarzı ve saç kesimi, diziyle birlikte geniş bir hayran kitlesini etkileyen bir moda akımına dönüştü.

Peaky Blinders'ın dünya çapındaki başarısı, Murphy'nin yalnızca güçlü bir sinema oyuncusu değil, ekranı da sırtlayabilecek bir yıldız olduğunu gösterdi.

6 sezon boyunca ve bu yıl yayına giren Netflix filmi Peaky Blinders: Ölümsüz Adam'da (Peaky Blinders: The Immortal Man) karaktere yeniden hayat veren Murphy, Thomas Shelby'yi modern televizyon tarihinin en unutulmaz figürlerinden birine dönüştürmeyi başardı.

Matthew McConaughey (True Detective)

Matthew McConaughey, Richard Linklater'ın Genç ve Heyecanlı'sıyla (Dazed and Confused) çıkış yaptıktan sonra Hollywood'un en karizmatik yıldızlarından birine dönüştü.

Oyunculuk kariyerinde yeni bir zirveye çıktığı 2014'te Sınırsızlar Kulübü'ndeki (Dallas Buyers Club) performansıyla Oscar kazanırken, Mud ve Yıldızlararası (Interstellar) gibi yapımlarla da kariyerinin en güçlü dönemlerinden birini yaşadı. 

Tam bu yükseliş sırasında televizyona yönelmesi birçok kişi için sürprizdi ancak True Detective bu kararın ne kadar isabetli olduğunu kanıtladı.

McConaughey'nin bu cesur hamlesi, dizinin sonraki sezonlarında Colin Farrell, Rachel McAdams, Vince Vaughn ve Jodie Foster gibi diğer büyük Hollywood yıldızlarının da projeye dahil olmasına ön ayak oldu.

fvfdeb
56 yaşındaki Matthew McConaughey, aslında Woody Harrelson'ın canlandırdığı Marty Hart karakteri için düşünülse de senaryoyu okuduğunda Rust Cohle karakterine adeta aşık oldu ve rolü almak için bizzat lobi yaptı (HBO)

HBO'nun suç ve gizem dizisinin ilk sezonunda McConaughey, geçmişinin yükünü omuzlarında taşıyan nihilist dedektif Rust Cohle'a hayat verdi. Karamsar dünya görüşü, felsefi monologları ve sıra dışı zekasıyla Rust Cohle kısa sürede televizyon tarihinin en unutulmaz dedektiflerinden birine dönüştü.

McConaughey, Rust Cohle'u neden sevdiğini bir röportajda şu sözlerle anlatıyordu:

Onun cevaplardan çok sorularla ilgilenmesini sevdim.

Role son derece titiz hazırlanan McConaughey, karakterin zaman içindeki zihinsel dönüşümünü kusursuzca aktarabilmek adına, "Rustin Cohle'un Dört Evresi" isimli 450 sayfalık bir analiz günlüğü kaleme almıştı.

Woody Harrelson'la yakaladığı güçlü ekran uyumu da ilk sezonun en çok övgü alan unsurlarından biriydi. Rol için fiziksel dönüşümden ziyade karakterin zihnine odaklanan McConaughey, Rust'ın uzun sorgu sahnelerindeki pek çok ayrıntıya kendi yorumunu kattı.

True Detective, film yıldızlarının televizyona geçişinin kariyerlerinde geri adım değil, yeni bir fırsat olabileceğini gösteren yapımlardan biri kabul ediliyor.

Rust Cohle performansı ise bugün hâlâ hem televizyon tarihinin hem de McConaughey kariyerinin en unutulmaz rollerinden biri olarak görülüyor.

Kevin Costner (Yellowstone)

Kurtlarla Dans (Dances with Wolves), Robin Hood: Hırsızlar Prensi (Robin Hood: Prince of Thieves) ve The Bodyguard gibi gişe rekortmeni filmlerle özellikle 1990'larda Hollywood'un en büyük yıldızlarından biri haline gelen iki Oscarlı Kevin Costner, kariyerinin büyük bölümünü beyazperdede geçirdi.

Kariyerinin olgunluk döneminde herkes ondan yeni sinema projeleri beklerken, 2018'de Taylor Sheridan'ın modern western draması Yellowstone'la televizyona radikal bir geçiş yapması beklenmedik bir ikinci bahar etkisi yarattı. 

Dizide Montana'daki devasa Yellowstone Çiftliği'ni dış tehditlere ve yozlaşmış güçlere karşı korumaya çalışan sert, sadık ve mağrur aile reisi John Dutton III karakterine hayat veren aktör, televizyona klasik Hollywood yıldızlarının ağırlığını ve karizmasını getirdi.

sdvdef
Yellowstone yaratıcısı Taylor Sheridan, John Dutton karakterini doğrudan Kevin Costner'ı düşünerek yazdı ve rolü kendisine doğrudan teklif etti (Paramount Network)

Yellowstone başlangıçta tek sezonluk bir mini dizi olarak düşünülüyordu. Ancak Costner'ın projeye katılmasıyla Paramount'un planları değişti ve yapım yıllara yayılan büyük bir televizyon evrenine dönüştü.

Dizinin yaratıcısı Sheridan, ekrandaki kovboy hayatının olabildiğince gerçekçi durmasını istediği için Costner dahil tüm oyuncu kadrosunu çekimler başlamadan önce dağlarda ata binmeyi, katır yüklemeyi ve vahşi doğada hayatta kalmayı öğrendikleri zorlu bir "kovboy kampına" sokmuştu. 

Costner bir röportajında Yellowstone'u anlatırken, "İnsanlar bu hikayeyi izliyor çünkü toprak, aile ve miras gibi evrensel meselelerle ilgili" sözleriyle dizinin başarısını açıklamıştı.

Montana'nın geniş ve sert doğasıyla Costner'ın ağırbaşlı oyunculuğu birleşince ortaya dizinin en güçlü atmosferlerinden biri çıktı.

Costner, verdiği bir röportajda modern western türünü klasik tiyatroya benzeterek, "Western bizim için aslında bir nevi Shakespeare'dir. En iyi hallerindeyken silahlı çatışmalara yatırım yaptıkları kadar dilin gücüne, insanların birbiriyle konuşma şekline ve bilinmeyenin getirdiği şiddete de yatırım yaparlar" sözleriyle projeyi neden seçtiğini özetlemişti. 

Dizinin en önemli yüzü haline gelen Costner, ilk sezonda bölüm başına yaklaşık 500 bin dolar kazanıyordu. Bu rakam ilerleyen yıllarda televizyon tarihinin en yüksek ücretlerinden biri kabul edilen bölüm başı 1,3 milyon dolara kadar yükseldi.

Yellowstone, John Dutton rolüyle Altın Küre kazanan Costner'ın beyazperdedeki yıldız gücünü televizyona taşıyıp daha da büyüttüğünün en güçlü kanıtlarından biri olarak hatırlanacak.

Anthony Hopkins (Westworld)

Kuzuların Sessizliği'ndeki Dr. Hannibal Lecter'dan Marvel Sinematik Evreni'ndeki Odin'e kadar uzanan yüzden fazla filmle kültürel bir ikona dönüşen çifte Oscarlı Sör Anthony Hopkins, şüphe yok ki sinema tarihinin yaşayan efsanelerinden biri. 

Sanata katkılarından dolayı 1993'te Kraliçe II. Elizabeth tarafından şövalye unvanıyla onurlandırılan usta aktör, kariyerinin ilk yıllarında televizyon yapımlarında yer alsa da saygınlığını beyazperdede kazandı. Bu nedenle, sinemanın bu dev isminin 2016'da HBO'nun dev bütçeli distopik bilimkurgusu Westworld'le ekranlara geri dönmesi hem izleyiciler hem de eleştirmenler arasında büyük heyecan yaratmıştı.

sdvfebf
Westworld'ün yaratıcıları Jonathan Nolan ve Lisa Joy, Westworld'deki Dr. Robert Ford karakterini doğrudan Anthony Hopkins'i ve onun oyunculuk tarzını düşünerek yazmış (HBO)

Dizide yapay zekaya sahip robotların dünyasını tasarlayan gizemli, dahi ve tekinsiz Dr. Robert Ford karakterine hayat veren Hopkins, zaten güçlü olan oyuncu kadrosunu tek başına bambaşka bir seviyeye taşıdı. Hopkins'in ölçülü ve soğukkanlı oyunculuğu, dizinin felsefi yönünü güçlendiren en önemli unsurlardan biri oldu.

Set ekibi, Hopkins'in sahnelerde yarattığı otoriter havanın oyuncular üzerinde güçlü bir etki bıraktığını sık sık dile getirmişti.

Oyuncu bir röportajında, "Westworld'ün senaryosunu okuduğumda ne olup bittiğini tam olarak anlayamadım ama bu hoşuma gitti" diyerek projenin karmaşık yapısının kendisini cezbettiğini anlatmıştı. 

Hopkins, yıllardır kullandığı yöntemlerden biri olarak repliklerini ses kaydına alıp tekrar tekrar dinlediğini de anlatmıştı.

Hopkins, başka bir röportajında Ford karakterinin dünyaya bakışını şu sözlerle özetlemişti:

Ford karakteri yapay zeka yaratıklarının insanlardan çok daha temiz, dürüst ve kusursuz olduğunu düşünüyor. Çünkü insanlar her şeyi mahvetmekte usta.

Rolünün gerektirdiği o tekinsiz sakinliği ve entelektüel ağırlığı pürüzsüzce ekrana yansıtan usta oyuncu, bu performansıyla Emmy Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu adaylığı elde etmişti. 

Dr. Robert Ford performansı, Anthony Hopkins'in sinemadaki ağırlığını televizyon ekranına da başarıyla taşıdığını gösteren en güçlü örneklerden biri.

Jude Law (The Young Pope)

1997'de Gattaca ve bir yıl sonra gelen romantik komedi Yan Odadan Melodiler'le (Music From Another Room) hayatımıza giren Jude Law, Yetenekli Bay Ripley (The Talented Mr. Ripley), Sherlock Holmes ve Salgın (Contagion) gibi yapımlarla sinemada yıldız statüsüne ulaştıktan sonra televizyona geçiş yapan oyuncular arasında en başarılı örneklerden biri. 

Paolo Sorrentino imzalı The Young Pope'ta, Katolik Kilisesi'nin ilk Amerikalı papası Lenny Belardo'yu yani XIII. Pius'u canlandıran Law, kariyerinin en katmanlı performanslarından birine imza attı.

sdvdfsevf
The Young Pope'un yaratıcısı ve yönetmeni Paolo Sorrentino, Lenny Belardo / Papa XIII. Pius rolü için Jude Law'u seçmesinin ardındaki en büyük etkenin aktörün yürüyüş tarzı olduğunu söylemişti (HBO)

 Zincirleme sigara içen, gizemli, otoriter ve bir o kadar kırılgan bu karakter, Vatikan'ın yerleşik düzenini sarsarken kişisel travmalarıyla da yüzleşiyordu. Law, karakterin sertliğiyle savunmasızlığı arasındaki ince çizgiyi büyük bir ustalıkla yansıtarak eleştirmenlerden tam not aldı. 

Oyuncunun performansı ona En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre daylığı getirirken, televizyon kariyerinin de zirve noktalarından biri olarak gösterildi. Karakterin öngörülemez yapısını ve yalnızlığını çok iyi analiz eden Law, muazzam bir ekran hakimiyeti sergiledi.

The Young Pope'un başarısının ardından Law, karakteri The New Pope'ta yeniden canlandırdı. 

Oyuncu, verdiği bir röportajda Lenny Belardo'nun kendisini en çok etkileyen yönünün çelişkileri olduğunu söyleyerek, "Onun hem son derece güçlü hem de inanılmaz derecede yalnız biri olması beni büyüledi" ifadelerini kullanmıştı. 

Law'a göre karakterin bütün kararlarının merkezinde çocuk yaşta terk edilmiş olmanın yarattığı derin yara yatıyordu. Gösterişli papalık kıyafetleri, kırmızı güneş gözlükleri ve kuralları hiçe sayan tavrıyla akıllara kazınan XIII. Pius, televizyon tarihinin en sıradışı dini lider portrelerinden biri haline geldi. Jude Law da bu rolle yalnızca başarılı bir film yıldızı olmadığını, televizyonun sunduğu uzun soluklu karakter anlatılarında da ne kadar etkileyici olabileceğini kanıtladı.

Independet Türkçe