Nobel Ödülleri'ne yapay zeka damga vurdu: Bilim dünyası ne söylüyor?

Bu yılın Nobel maratonu geride kalırken, uzun yıllara dayanan çalışmalar takdir edildi.

İlk ödüller, Alfred Nobel'in ölümünden 5 yıl sonra verildi (AP)
İlk ödüller, Alfred Nobel'in ölümünden 5 yıl sonra verildi (AP)
TT

Nobel Ödülleri'ne yapay zeka damga vurdu: Bilim dünyası ne söylüyor?

İlk ödüller, Alfred Nobel'in ölümünden 5 yıl sonra verildi (AP)
İlk ödüller, Alfred Nobel'in ölümünden 5 yıl sonra verildi (AP)

Bilimin ışığıyla evrenin derinliklerine yolculuğa hazır mısınız? Her hafta bilimin nabzını tutacağımız, merak uyandıran soruların peşine düşeceğimiz yeni sürekli bölümümüz Logos başlıyor.

"Logos" sözcüğü, düşünce, akıl ve sözün buluştuğu bir kavram olarak Antik Yunan'dan günümüze uzanıyor. Biz de bu köşede, bilimin ve düşüncenin izinde, evrenin sırlarını birlikte keşfedeceğiz. Galaksilerin en uzak köşelerinden okyanusların derinliklerindeki yaşam formlarına, yapay zekadan, güneş enerjisine bilim ve teknolojinin dokunduğu her konuyu ele alacağız.

İlk durağımız, geçen günlerde açıklanan 2024 Nobel Ödülleri. Hangi çalışmalar ödüle layık görüldü? Bilim dünyasını hangi keşifler şekillendiriyor? Gelin, bu soruların yanıtını birlikte arayalım.

Dinamitin mucidi Alfred Nobel'in vasiyetiyle 1901'de verilmeye başlanan ödüller, bilim dünyasının en prestijli takdirleri arasında yer alıyor. 

İsveçli kimyager ve iş insanının deyimiyle "insanlığa en büyük faydayı sağlayan" kişileri onurlandıran Nobel Ödülleri, sadece önceki yılın başarılarını değil, genellikle bütün bir kariyeri hesaba katıyor. 

1896'da hayatını kaybeden Nobel, bir yıl önce yazdığı vasiyetinde Nobel Ödülleri'nin başlatılması için 31 milyon İsveç kronu bırakmıştı. Bugün yaklaşık 1,8 milyar İsveç kronuna ve 6 milyar TL'ye yakın bir paraya denk geliyor. 

Fizik, kimya, tıp, ekonomi bilimleri, barış ve edebiyat olmak üzere 6 kategoride dağıtılan ödüllerde bu yıl yapay zekanın öne çıktığını söylemek mümkün. 

Her bir Nobel'e ayrılan 11 milyon İsveç kronu (yaklaşık 36 milyon TL) değerindeki para ödülü, kazananlar arasında paylaşılacak.

Nobel Tıp Ödülü, ilk başta hiç önemsemeyen keşfe gitti

2023 Nobel Tıp Ödülü'nün sahibi, gen ifadesinin düzenlenmesinde çığır açıcı bir keşfe imza atan Dr. Victor Ambros ve Dr. Gary Ruvkun oldu. 

ABD'deki Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Ambros ve Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Ruvkun, küçük bir RNA türü olan mikroRNA'yı keşfederek "tamamen yeni bir gen düzenleme ilkesini" bilim dünyasına kazandırdıkları için bu onura layık görüldü. 

Her türlü görevi gören proteinleri üretme sürecinde kritik rol oynayan mikroRNA'ların ortaya çıkması, çeşitli hastalıkların tedavisinde dönüm noktası niteliğinde gelişmelerin başını çekme potansiyeli taşıyor.

Vücuttaki bütün hücrelerde aynı DNA bulunuyor. Bu moleküllerdeki bilgi sayesinde her bir hücre farklı işlevler gören proteinler üretiyor.

Kasların kasılmasından beyindeki sinir hücreleri arasındaki sinyal iletimine kadar bütün süreçler bu proteinler sayesinde gerçekleşiyor. 

DNA aynı olmasına karşın hücrelerin farklı görevleri yerine getiren proteinler üretmesini sağlayan şeyse gen ifadesinin düzenlenmesi. Bu sayede hücreler sadece gerekli işlev için ihtiyaç duyulan DNA bilgisini kullanıyor.

Hücreler bu bilgiyi mesajcı RNA veya mRNA denen moleküllere kopyalıyor ve ardından mRNA talimatlarının okunmasıyla proteinler üretiliyor. 

cv bgfnh
İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, 7 Ekim Pazartesi günü çığır açıcı başarıyı ödüllendirdi (Reuters)

DNA'dan proteine giden bilgi akışını sağlayan mRNA, Kovid-19 pandemisinden tanıdık gelebilir. mRNA aşıları, hücrelere virüsü engelleyecek proteinler üretme talimatı veren bir mesaj iletiyor.

Kovid-19'a karşı geliştirilen mRNA aşılarını mümkün kılan teknolojiye katkıları nedeniyle Katalin Kariko ve Drew Weissman 2023 Nobel Tıp Ödülü'ne layık görülmüştü. 

MikroRNA'lar ise DNA bilgisinin kopyalanıp mRNA'nın proteine çevrilme sürecinde kritik bir rol üstleniyor. 

Protein üretimine katılmayan bu küçük moleküller, proteini üreten genlerin açılıp kapanması gibi işlevleri kontrol ediyor. Hücrelerin doğru zaman ve miktarda protein üretmesini sağlıyor. 

Dr. Ambros ve Dr. Ruvkun, 1980'lerde yürüttükleri çalışmalarda Caenorhabditis elegans denen bir milimetre boyundaki yuvarlak solucanların bazı genlerindeki mutasyona neyin yol açtığını anlamaya çalışıyordu. 

Solucanların gelişimini engelleyen bu mutasyonlar lin-4 ve lin-14 adlı genlerde gerçekleşiyordu. 

Dr. Ambros, 1993'te lin-4'ün mikroRNA ürettiğini keşfederken, Dr. Ruvkun ise lin-4 mikroRNA'sının lin-14 mRNA'sının bir kısmına bağlandığını buldu.

Bu bağlantı, solucanın olgunlaşması için gereken diğer genleri düzenleyen lin-14 proteininin üretimini azaltıyordu. 

Böyle bir gen ifadesi düzenleme biçimi muazzam bir yenilik olmasına karşın bilim dünyasının pek ilgisini çekmemişti. 

Cambridge Üniversitesi'nden genetikçi Eric Miska, keşif ilk duyurulduğunda bunun "solucanlarla alakalı tuhaf bir şey" olduğunun sanıldığını söylüyor:

Kimsenin pek ilgisini çekmedi.

2000'de Ruvkun'ın mikroRNA'nın pek çok hayvan ve insanda da olduğunu tespit etmesiyle dikkatler bu küçük moleküllere çevrildi.

Halihazırda insanlarda bilinen en az bin mikroRNA var. Sağlıklı hücrelerin çalışmasını sağlayan bu moleküllerde sorun yaşanması, kanser gibi hastalıklara yol açabiliyor.

ABD merkezli Ulusal Genel Tıp Bilimleri Enstitüsü Direktörü Jon Lorsch, Nobel'e layık görülen keşfi şöyle değerlendiriyor:

Hastalıkların nasıl ortaya çıktığına dair yepyeni bir anlayışa yol açtı. Bu da bu hastalıkları tersine çevirebileceğimiz yeni olanaklar sağlıyor.

Nörodejeneratif ve kalp hastalıklarının yanı sıra  kansere karşı mikroRNA temelli tedaviler henüz piyasaya sürülmese de bazılarında insan deneylerine geçildi. 

MikroRNA keşfinin tarihçesini kaleme alan biyolog Geraldine Seydoux, ödülle ilgili ayrı bir heyecan duyduğunu söylüyor. 

Johns Hopkins Üniversitesi'nden Seydoux "Merak temelli bilimi kutlayan bir Nobel" diyerek ekliyor: 

Ayrıca bir bulmacayı çözmeye hevesli bu iki bilim insanı arasındaki dostluk ve işbirliğini de kutluyor.

Nobel Fizik Ödülü, yapay zekaya karşı uyaran uzmana verildi

Bu yılın Nobel Fizik Ödülü'nün sahibi, insan beyni gibi çalışan yapay zekaya giden yola öncülük eden Dr. John J. Hopfield ve Dr. Geoffrey E. Hinton oldu. 

İkilinin çalışmaları, Siri gibi dijital asistanlardan OpenAI'ın ChatGPT'si gibi sohbet botlarına kadar pek çok teknolojinin kullandığı yapay sinir ağlarını mümkün kıldı. 

Bu araçlar fizikten ziyade matematik ve bilgisayar bilimlerinin alanına girse de Dr. Hopfield ve Dr. Hinton, yıllar önce fiziği kullanarak yapay sinir ağlarını geliştirmişti. 

ABD'nin Merced kentindeki Kaliforniya Üniversitesi'nden biyofizikçi Prof. Dr. Ajay Gopinathan "Bu Nobel, biyolojiden esinlenen fiziği ve daha geniş bir alan olan biyofiziği takdir ediyor" diyerek ekliyor: 

İşte bu arayüz, bu alanlara ilişkin anlayışımızın yanı sıra bilgisayar bilimi ve yapay zeka alanındaki uygulamalarımızda gerçek bir dönüşüm yaratan ilerlemelere yol açtı.

Halihazırda Princeton Üniversitesi'nde emeritus profesör olan Dr. Hopfield, 1982'de yapay sinir ağları için bir model geliştirdi. 

Hopfield ağı denen bu model, anıların beyinde saklanmasına benzer şekilde bilgi ve görüntüleri örüntüler halinde depolayabiliyordu. Benzer örüntüler sunulunca da bunları anımsayan ağın çalışma biçimi, bir an için duyulan bir şarkıyı hatırlayan beyne benziyor. 

Sık sık yapay zekanın öncüsü diye anılan Dr. Hinton daha sonraki yıllarda Dr. Hopfield'in çalışmalarından hareketle çok katmanlı bir yapay sinir ağı geliştirdi. 

Boltzmann makinesi adlı bu ağ görüntüleri sınıflandırmanın yanı sıra eğitildiği örüntü türünün yeni örneklerini oluşturmada kullanılabiliyor. 

Hopfield ağı ve Boltzmann makinesi modern yapay zeka araçlarında kullanılmasa da bu çalışmalar yapay sinir ağlarıyla makine öğreniminin önünü açtı. 

xcdfvgrt
İki isim de 8 Ekim'de açıklanan ödülü kazanmayı hiç beklemediğini söylerken, Dr. Hinton haberi aldığı sırada "ucuz bir otelde" kalıyormuş (Reuters)

Meta'nın yapay zekadan sorumlu baş bilim insanı Yann LeCun, ikilinin çalışmaları sayesinde pek çok araştırmacının yapay sinir ağı çalışmalarına yöneldiğini söylüyor. 

Halihazırda Kanada'daki Toronto Üniversitesi'nde emeritus profesör olan Dr. Hinton, yapay zekanın öncüsü olmasına karşın bu teknolojinin tehlikeleri hakkında rahatça konuşabilmek adına geçen yıl Google'dan istifa etmişti.

Yapay zekayla ilgili  endişeleri, geniş çaplı işsizlikten insan varoluşunu tehdit etmeye kadar uzanan Dr. Hinton, Nobel'i almasından sonra yaptığı açıklamada yapay zekanın Sanayi Devrimi'yle yarışacak bir etki yaratacağını söyledi.

Britaya asıllı Kanadalı "Ancak insanları fiziksel güç yerine, zihinsel yetenek açısından aşacak. Bizden daha zeki şeyler olmasının nasıl bir şey olduğuna dair hiçbir deneyimimiz yok ve bu pek çok açıdan harika olacak" diyerek ekledi:

Fakat aynı zamanda bir dizi muhtemel kötü sonuçtan, özellikle de bu şeylerin kontrolden çıkma tehdidinden endişelenmeliyiz.

Nobel Fizik Komitesi Başkanı Ellen Moons ise salı günü yaptığı basın açıklamasında yapay zekaya yönelik endişelere değinerek şu ifadeleri kullandı:

Bu yeni teknolojinin insanlığın yararına olacak, güvenli ve etik bir şekilde kullanılmasının sorumluluğu hep birlikte insanlara düşüyor.

Nobel Kimya Ödülü, 50 yıllık sorunu çözen araştırmacılara layık görüldü

2024 Nobel Kimya Ödülü, yaşamın yapıtaşlarına dair çalışmaları takdir ederken yapay zekanın bilimsel çalışmalardaki önemini de vurguluyor. 

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nin 9 Ekim Çarşamba günü yaptığı açıklamayla Prof. Dr. David Baker, Demis Hassabis ve John Jumper, proteinle ilgili çalışmaları sayesinde prestijli ödülün sahibi oldu. 

"Muazzam potansiyele sahip" bu çalışmalar, kendilerinin ötesinde çok sayıda buluş ve keşfin önünü açtı. 

ABD'nin Seattle kentindeki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Baker, 2003'te ilk defa doğada olmayan yeni bir protein üretmeyi başarmıştı. 

Kanda oksijen taşımaktan dokuların oluşmasına katkı sağlamaya kadar kritik görevler üstlenen proteinler yaşamın yapıtaşları arasında kabul ediliyor. 

Prof. Dr. Baker, bilgisayar programları kullanarak 21 yıl önceki başarısına imza attıktan sonra ekibiyle birlikte yepyeni proteinler yaratmaya devam etti.

Sözkonusu proteinler ilaçtan aşılara, nanomalzemelerden küçük sensörlere kadar çeşitli alanlarda kullanılabiliyor.

xcvfbrgt
Nobel Kimya Ödülü'nün bu yılki sahipleri, çeşitli alanlardaki bir çok gelişmeyi mümkün kıld (AFP)

Nobel Komitesi'nden Johan Aqvist "Bu teknolojiyle artık neredeyse her tür protein üretilebiliyor gibi görünüyor" sözleriyle başarının önemini vurguladı.

Ödülün ikinci kısmıysa Google'ın yapay zeka departmanı Deepmind'ın yapay zeka modeli AlphaFold'un arkasındaki iki isme verildi. 

Hassabis ve Jumper, proteinlerin kimyasal bileşimine bakarak yapısını tahmin eden yapay zeka aracıyla, 50 yıldır çözülmeye çalışan bir sorunu ortadan kaldırdı.

Proteinleri meydana getiren 20 kadar amino asit, neredeyse sonsuz farklı şekilde bir araya gelerek üç boyutlu yapılara dönüşüyor

Bu yapılar ve kimyasal bileşimleri, proteinlerin vücuttaki bir ilaca bağlanıp bağlanamayacağı gibi kritik etkileşimleri belirliyor. 

Bilim dünyası 1970'lerden beri sadece kimyasal dizilime bakarak amino asitlerin alacağı yapıyı tahmin etmeye çalışıyor. 

Amino asit dizilimine bakarak bilinen 200 milyon kadar proteinin çoğunun yapısını tahmin eden AlphaFold Protein Yapısı Veritabanı, bu alandaki çalışmalarda çığır açıcı bir adıma imza attı.

2024 Nobel Fizik Ödülü sahipleri sayesinde mümkün olan yapay sinir ağlarını kullanan araç, proteinler için adeta bir Google görevi görüyor.

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nden Anna Wedell, "Her şeyi kamuya açtılar, böylece aşağı yukarı her alan artık bu veritabanına başvurabiliyor ve bu araçları kullanarak kendi özel sorunlarını ele alabiliyor" diyerek ekliyor:

Bu sayede çok ama çok farklı alanlarda sıçrama yapmak mümkün oldu.

190 ülkeden en az 2 milyon kişi tarafından kullanılan AlphaFold antibiyotik direnci çalışmalarından plastiği ayrıştırabilen enzimler geliştirmeye kadar çeşitli alanlarda fayda sağlıyor.

Hassabis ve Jumper'ın da yer aldığı ekibin buluşu açıkladığı 2021 tarihli makalesi, 16 binden fazla atfa sahip. 

Clarivate adlı ABD merkezli analiz şirketinin Bilimsel Bilgi Enstitüsü Araştırma Analizi Başkanı David Pendlebury, 61 milyon bilimsel makaleden sadece 500'üne 10 binden fazla atıf yapıldığını söylüyor. 

Pendlebury bu nedenle ikilinin Nobel kazanabileceğini tahmin ediyordu.

Uzman, bu yıl fizik ve kimya alanlarında yapay zekanın rolünü takdir eden ödüller verilmesini "cesur" bir hareket olarak görüyor. 

Nobel Ekonomi Ödülü'nün kazananları arasında Türkiye asıllı Acemoğlu var

Türkiye asıllı ABD'li Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Britanya kökenli ABD'li Prof. Dr. Simon Johnson ve Prof. Dr. James Robinson'la birlikte 2024 Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazandı. 

Yıllardır birlikte çalışan üç ekonomist, sömürgeciliğin dünya çapındaki ülkeler arasında halen devam eden eşitsizliğe nasıl yol açtığını gösteren araştırmaları nedeniyle bu ödüle layık görüldü. 

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi dün (14 Ekim) duyurduğu kazananların "kurumların nasıl oluştuğunu ve refahı nasıl etkilediğini" gösterdiğini ifade ediyor. 

ABD'deki Chicago Üniversitesi'nden Prof. Dr. Robinson'la Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Acemoğlu ve Prof. Dr. Johnson'ın çalışmaları özellikle Avrupa'nın sömürgeleştirdiği ülkelere odaklanıyor. 

Bazı ülkelerde sömürgecilerin yerel halkları kullanarak kaynakları kendi yararına kullandığını, bazılarındaysa Avrupalı göçmenlere fayda sağlayan daha kapsamlı kurumlar oluşturduğunu gözlemlediler.
 

zx cvfbg
Robinson, duyurunun ardından yaptığı açıklamada ödülü kazanan diğer ekonomistlerin "en yakın arkadaşları" olduğunu söyledi (Reuters)

Araştırmaları, genellike bu kurumların inşa edildiği yoksul ülkelerin refahı zaman içinde artarken, sömürge sürecinin başında varlıklı olan ülkelerin kaynaklarını kaybederek yoksullaştığını ortaya koyuyor.

Nobel Komitesi "Hukukun üstünlüğünün zayıf olduğu toplumlar ve halkını sömüren kurumlar büyüme veya daha iyiye doğru değişim yaratmaz. Ödül sahiplerinin araştırması bunun nedenini anlamamızı sağlıyor" ifadelerini kullanıyor.

Harvard Kennedy Okulu'nda uluslararası politik ekonomi profesörü olan Dani Rodrik, üçlünün çalışmalarının kurumlar ve ekonomi tarihi çalışmalarını "ekonomik analizin tam merkezine" taşıdığını söylüyor:

Farklı kurum türlerine, demokrasinin değerine ve özellikle kapsayıcı kurumlara, sadece kendi başlarına sahip oldukları değerden dolayı değil, aynı zamanda ekonomik performans açısından iyi olduklarına ilişkin çok önemli, yeni bir bakış açısı eklediler.

Alfred Nobel'in Anısına Ekonomi Bilimlerinde The Sveriges Riksbank Ödülü, diğer 5 alandan farklı olarak Nobel'in vasiyetiyle verilmeye başlanmadı. 

İsveç Merkez Bankası'nın 1968'de başlattığı ödüllerde son yıllarda eşitsizlik alanındaki çalışmalar daha sık takdir ediliyor.

Geçen yıl Harvard Üniversitesi'nden ekonomist Claudia Goldin, kadın ve erkek arasındaki ücret ve işgücü piyasası eşitsizliğinin nedenlerini ortaya koyan çalışmalarıyla ödüle layık görülmüştü. 

Ermeni kökenli Acemoğlu, Orhan Pamuk ve Prof. Dr. Aziz Sancar'dan sonra Türkiye'den Nobel kazanan üçüncü isim oldu. 

Yunanistan'ın başkenti Atina'da dün gazetecilere konuşan Prof. Dr. Acemoğlu, demokrasi destekçisi grupların verilerine göre dünyanın pek çok yerinde kamu kurumlarının ve hukukun üstünlüğünün zayıfladığını söyledi:

Otoriter büyüme genellikle daha istikrarsızdır ve genellikle çok hızlı ve orijinal yenilikler getirmez.

Haftaya bilim ve teknoloji dünyasından yeni keşifler, dosyalar, listelerle buluşmak üzere, merakla kalın!

Independent Türkçe

 



11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
TT

11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)

Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme), aldığı 11 adaylığa rağmen dün akşamki BAFTA Ödülleri'nden eli boş döndü.

Timothée Chalamet'nin başrolünde yer aldığı yapım, En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu dahil, birçok teknik dalda da aday gösterilmişti. 

Aşık Kadınlar ve Düşler Ülkesi'nin izinde

BAFTA tarihinde daha önce 1969 yapımı Aşık Kadınlar (Women in Love) ve 2004 tarihli Düşler Ülkesi (Finding Neverland), 11 adaylığa rağmen ödül kazanamayan filmler arasında yer almıştı.

Dünkü hayal kırıklığına rağmen Muhteşem Marty, gelecek ayki Oscarlarda hâlâ iddialı görünüyor: Spor temalı drama En İyi Film, Yönetmen ve Erkek Oyuncu dahil 9 dalda aday.

Gecenin en büyük sürprizi, I Swear'deki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Robert Aramayo oldu. Bu kategorinin favorisi, Muhteşem Marty'deki performansıyla birçok ödül kazanan Timothée Chalamet'ydi. 

Aramayo aynı zamanda BAFTA Yükselen Yıldız ödülünü de aldı. Tourette sendromu farkındalığı için kampanya yürüten John Davidson'ı konu alan film, ayrıca En İyi Oyuncu Seçimi ödülünü kazanarak geceyi toplam üç ödülle kapattı.

Sean Penn'den bir ilk

Öte yandan Paul Thomas Anderson imzalı Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) geceye damga vurdu. Yapım, En İyi Film dahil 6 ödül kazandı. Anderson, En İyi Uyarlama Senaryo ödülünü alırken, Michael Bauman En İyi Görüntü Yönetimi ödülüne layık görüldü. Sean Penn ise Yardımcı Erkek Oyuncu dalında sürpriz bir zafer elde ederek kariyerinin ilk BAFTA ödülünü kazandı. 

Ryan Coogler imzalı Günahkarlar (Sinners) geceyi üç ödülle tamamladı. Coogler, Günahkarlar'la En İyi Özgün Senaryo ödülünü evine götürürken bu kategoride kazanan ilk siyah sinemacı oldu. Ayrıca 39 yaşındaki Wunmi Mosaku Yardımcı Kadın Oyuncu, Ludwig Göransson da Özgün Müzik ödülünü kazandı.

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın başarısını tekrar edebilecek mi?

Her ne kadar BAFTA gecesi Muhteşem Marty için kötü geçmiş olsa da ödül sezonu tarihinde bunun her zaman yolun sonu olmadığını gösteren güçlü örnekler de mevcut. Bir başka A24 yapımı Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once), BAFTA'da yalnızca Kurgu ödülünü almış; ardından Oscarlarda En İyi Film ve Yönetmen dahil 7 ödüle uzanmıştı. 

Ay Işığı (Moonlight) da BAFTA'da 4 adaylığının hiçbirini kazanamamış ancak Oscar'da En İyi Film ödülünü alarak tarihe geçen bir sürprize imza atmıştı.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paul Thomas Anderson, sanatçıların siyasi konular hakkında konuşma yükümlülüğü olup olmadığına dair süregelen tartışmaya ilişkin düşüncelerini paylaştı.

Berlinale'de festival başkanının yıldızlara "siyasetten uzak durun" demesinden bir hafta sonra, yönetmen Anderson, 22 Şubat Pazar gecesi BAFTA Film Ödülleri'nde kendine yöneltilen sorularla karşı karşıya kaldı.

Savaş Üstüne Savaş'la (One Battle After Another) En İyi Yönetmen ve En İyi Film dalında BAFTA kazandıktan sonra, sinemanın önde gelen isimlerinin siyaset hakkında konuşması gerekip gerekmediği sorulduğunda, Anderson açıklama yapmaktan kaçınarak basın mensuplarına "Bu durumda nihayetinde başarısız olacağım" diye konuştu.

Başaracağımdan emin olduğum yer film yapmak. Dünyaya dair duygularımı filmle aktarmakta kendime çok daha fazla güveniyorum ve bence bu filmle bunu başardık. Bu mecrada akıllıca bir şeyler söylemeye çalışmak olmazdı. Ben politikacı değilim ama sinemacıyım, bu yüzden bunu işim aracılığıyla yapmaya çalışıyorum.

Thomas Pynchon'ın 1990 tarihli romanından esinlenen Savaş Üstüne Savaş birçok eleştirmen ve izleyici tarafından Trump'ın Amerika'sının hicvi ve eleştirisi olarak yorumlandı. Leonardo DiCaprio, Teyana Taylor ve Chase Infiniti'nin başrollerini paylaştığı film, Sean Penn'in canlandırdığı yozlaşmış beyaz üstünlükçü subayın önderliğindeki orduya karşı savaşan devrimci bir grubu konu alıyor.

Film, ABD'deki sağcı yorumcuların tepkisini çekti. Sağcı yorumcular Anderson'ın eserini "radikal terörizme pervasız bir övgü" diye nitelendirirken, Ben Shapiro ise "radikal sol terörizmin savunuculuğu" olarak adlandırdı.

Bu yorumlar Berlin Film Festivali'nden birkaç hafta sonra geldi. Festivalde Rupert Grint'ten Neil Patrick Harris'e kadar birçok oyuncuya aşırı sağın yükselişi hakkında sorular yöneltilmiş ve Başkan Wim Wenders bunu daha sonra "Berlinale'yi kasıp kavuran medya fırtınası" diye adlandırmıştı.

Wenders, sinemacıların "siyasetten uzak durması gerektiğini" söyleyerek, "filmlerin dünyayı değiştirebileceğini", bunu ancak "siyasete bulaşmadan" yapabileceklerini eklemişti.

Sonuç olarak yazar Arundhati Roy, yorumları "vicdansızca" diye nitelendirerek Berlinale'den çekilmişti. Öte yandan Javier Bardem, Tilda Swinton ve Brian Cox da dahil 81 sanatçı tarafından imzalanan açık bir mektupta, "Filistinlilerin soykırımına ilişkin kurumsal sessizlik" sorgulandı.

The Independent, yorum için Anderson'ın temsilcisiyle iletişime geçti.

Independent Türkçe


Sigaradan alınan DNA, 44 yıl sonra katili ortaya çıkardı

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
TT

Sigaradan alınan DNA, 44 yıl sonra katili ortaya çıkardı

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)

ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bir gencin vahşice öldürülmesinin üzerinden 40 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, yetkililer atılmış bir sigara izmaritinde bulunan DNA'yı kullanarak katili yakaladı.

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de Cloverdale kasabasındaki bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü.

Sonoma County Savcılığı'nın açıklamasına göre, şehir merkezine doğru yürürken James Unick ona yaklaşmıştı. Unick, zorla bir ara sokağa sürüklediği kız çocuğuna "vahşice tecavüz etmiş" ve onu kendi şortuyla boğarak öldürmüştü.

Genç kızın cesedi ertesi sabah, vardiyasından sonra eve yürüyen bir Cloverdale itfaiyecisi tarafından bulunmuştu. Ölümü cinayet olarak değerlendirilse de savcılar "o dönemde adli tıp imkanlarının sınırlı olması" nedeniyle davanın onlarca yıl boyunca çözümsüz kaldığını söyledi.

CNN'e konuşan savcılık, jürinin 64 yaşındaki Unick'i 13 Şubat'ta, yani Geer'in 57. doğum gününde, Geer'i öldürmekten suçlu bulduğunu belirtti.

dcefrtghy
Sigara izmaritinden alınan DNA, Kaliforniya yetkililerinin yaklaşık 44 yıl önce 13 yaşındaki kız çocuğunun vahşice öldürülmesinden sorumlu adamı tespit etmesini sağladı (Sonoma County Savcılığı)

Davanın dönüm noktası 2003'te, araştırmacıların Geer'in iç çamaşırından alınan spermden bir DNA profili oluşturmasıyla yaşanmıştı. Ancak profil, kolluk kuvvetleri veri tabanlarında bulunan DNA'ya sahip hiç kimseyle eşleşmemiş ve dava yine çözülememişti.

Cloverdale Polis Teşkilatı, Geer'in ölümüyle ilgili soruşturmayı 2021'de yeniden başlatmış ve DNA profiline potansiyel bir eşleşme bulmak için FBI'dan yardım istemişti.

Savcılar, "FBI, aile soyağacı veri tabanlarına erişimiyle, Sarah'dan alınan DNA kanıtının kaynağının, James Unick de dahil 4 kardeşten birine ait olduğu sonucuna vardı" dedi.

Unick'i gözetim altında tuttuktan sonra, FBI ajanları attığı bir sigara izmaritini topladı ve bu da DNA'sının önceki profille eşleştiğini doğruladı.

Cloverdale Polis Departmanı, Unick'i Temmuz 2024'te evinde tutukladı. Tutuklandığı sırada Unick, Geer'i tanıdığını ve öldürüldüğü gece olanları bildiğini inkar etti. Ancak bir ay süren yargılaması boyunca hikayesi değişti.

İfadesinde Unick, oyun salonunda "video oyunu oynarken genç kızın kendisine cinsel ilişki teklif ettiğini" ve bir nehir kenarındaki bir tepede rızaya dayalı cinsel ilişkiye girdiklerini, "bu da Sarah Geer'in o akşam daha sonra DNA kanıtı bırakmayan bilinmeyen bir adam tarafından saldırıya uğrayıp öldürüldüğü anlamına geldiğini" söyledi.

Yaklaşık iki saatlik müzakerenin ardından jüri, Unick'i cinayetten suçlu buldu.

Cezası 23 Nisan'da açıklanacak.

Bölge Savcısı Carla Rodriguez, basın açıklamasında, "Bu suçlu kararı, Sarah'nın katilini aramaktan asla vazgeçmeyen herkesin azmini kanıtlıyor" dedi.

Bu, Sonoma County jürisine sunulan çözülmemiş davaların en eskisi. 44 yıl beklemek çok uzun olsa da hem Sarah'nın sevdikleri hem de topluluğu için adalet nihayet yerini buldu.

Independent Türkçe