2024'ün en iyi 10 korku filmi

Rekortmen bağımsız projeler, başarılı devam filmleri ve çarpıcı ilkler

AMC Networks Film Grubu Başkanı Scott Shooman, Chris Nash'in ilk uzun metrajı In a Violent Nature'ı "korku dünyasında kalıcı bir etki yaratacak bir film" diye nitelendiriyor (IFC Films)
AMC Networks Film Grubu Başkanı Scott Shooman, Chris Nash'in ilk uzun metrajı In a Violent Nature'ı "korku dünyasında kalıcı bir etki yaratacak bir film" diye nitelendiriyor (IFC Films)
TT

2024'ün en iyi 10 korku filmi

AMC Networks Film Grubu Başkanı Scott Shooman, Chris Nash'in ilk uzun metrajı In a Violent Nature'ı "korku dünyasında kalıcı bir etki yaratacak bir film" diye nitelendiriyor (IFC Films)
AMC Networks Film Grubu Başkanı Scott Shooman, Chris Nash'in ilk uzun metrajı In a Violent Nature'ı "korku dünyasında kalıcı bir etki yaratacak bir film" diye nitelendiriyor (IFC Films)

2024, korku filmleri açısından son derece bereketli bir yıl oldu. İstilacı devasa örümceklerden türlü türlü seri katillere, sadist psikopatlardan kurtulması güç lanetlere kadar, farklı alt türlerdeki birbirinden ürkütücü filmler izledik. 

Bağımsız yapımların yükselişi takdire şayandı; yüz milyonlarca dolar bütçeli filmleri gişede madara eden düşük maliyetli korkular bile oldu.

Korku türü açısından böylesine keyifli geçen bir senede, filmleri sıralamak epey zorlayıcı ama bir o kadar da keyifliydi. 

İlk 10'da kendine kıl payıyla yer bulamayan Azrail (Azrael), Terrifier 3, Alien: Romulus, MaXXXine ve Omen: İlk Kehanet (The First Omen) de türün meraklılarını tatmin edebilecek, dikkate ve bahsetmeye değer yapımlar olarak öne çıktı.

Kostümle, makyajla uğraşmadan, evinde kendi Cadılar Bayramı'nı kutlamak isteyen korku meraklılarına bugün (ve aslında her gün) için önerilerimizi sıraladık...

10. Tutsak Abigail (Abigail)

Samara Weaving'in gerçek bir çığlık kraliçesi olduğunu kanıtlayan 2019 yapımı Saklambaç'a (Ready or Not) da imza atan Matt Bettinelli-Olpin ve Tyler Gillett ikilisi, korkuyla komedi karışımını mükemmelleştirince ortaya Tutsak Abigail çıktı.

sacdv
Geçen yaz hayatını kaybeden Euphoria yıldızı Angus Cloud'un da rol aldığı filmde 34 yaşındaki Melissa Barrera'ya (solda) 2009 doğumlu İrlandalı yıldız Alisha Weir (sağda) eşlik ediyor (Universal Pictures) 

Çığlık 5 (Scream) ve Çığlık 6'nın (Scream IV) yükselen (ancak maalesef seriden kovulan) yıldızı Melissa Barrera ve Dan Stevens'ın ilham verici performanslarıyla daha da keyifli bir seyirlik haline gelen bu bol kanlı fidye macerasında, masum ve ürkek bir kız gibi görünen bir vampiri kaçıran talihsiz grubun başlarına gelenleri izliyoruz.

9. Oddity 

Damian McCarthy'nin doğaüstü cinayet gizemi Oddity, çarpıcı görüntüler ve etkileyici performanslarla dolu. Carolyn Bracken, kız kardeşinin ölümünün gizemini çözmeye çalışan, psişik güçlere sahip kör bir kadını başarıyla canlandırıyor. Perili bir antika dükkanının sahibi olan Bracken, yanına epeyce ürkütücü tahta bir manken alarak kız kardeşinin saray yavrusu gibi malikanesinde ipucu arıyor. 

bghnjukı
Prömiyeri 8 Mart'ta South by Southwest'te yapılan Oddity, festivalin İzleyici Ödülü'nü kazandı (Wildcard Distribution)

McCarthy, ilk uzun metrajı Caveat'le yaptığı sağlam başlangıcı, tüyler ürperten atmosferiyle izleyicisini diken üstünde tutmayı başaran Oddity'yle daha iyi bir noktaya taşımayı başarıyor.  

8. Şeytanla Bir Gece (Late Night with the Devil)

Yılın sürprizlerinden Şeytanla Bir Gece, izleyicilerin yan rollerde görmeye alıştığı David Dastmalchian'i filmin merkezine taşıyor. 49 yaşındaki aktör, eşinin ölümünden sonra düşen reytinglerini yükseltmeye kararlı ikinci sınıf bir sohbet programı sunucusu rolünde izleyicinin karşısına çıkıyor. Bu yüzden de şeytan tarafından ele geçirilmiş olabilecek bir kızı, Cadılar Bayramı özel bölümüne çıkarmakta tereddüt etmiyor.

xcdvf
Şeytanla Bir Gece, sinemalarda gösterime girdiği ilk üç günde 2,8 milyon dolar kazanarak dağıtımcısı IFC Films için rekor kırmıştı (IFC Films)

Yönetmen koltuğunu Cameron ve Colin Cairnes paylaşırken, 1977'de geçen bu dönem filminde zekice kurgulanmış hikaye, gerçek zamanlı ilerliyor ve son perdeye kadar inişli çıkışlı bir seyir izliyor.

Şeytanla Bir Gece, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 tam puan almaya çok yaklaşmıştı.

7. Sakın Ses Çıkarma (Speak No Evil)

Hollywood 2022'de, izleyiciyi yerine mıhlayan Danimarka yapımı Speak No Evil'ı gördüğünde elbette kayıtsız kalamadı ve arayı çok da açmamaya karar vererek bu filmi yeniden çekmeye karar verdi. 

Bunun için yeniden çevrimde rol alması için belki de en uygun aktörlerden birinde karar kılındı: 2016 yapımı Parçalanmış'ta (Split) adeta "Nasıl binbir surat olunur?" dersi veren İskoç aktör James McAvoy.

xcdvfgrth
James McAvoy, karanlık bir sırrı olan Britanyalı ailenin babası Paddy'yi canlandırırken "toksik" fenomen Andrew Tate'ten esinlendiğini söylemişti (Universal Pictures)

2008'de ilk filmi Kan Gölü'yle (Eden Lake) başarılı bir iş çıkaran yönetmen James Watkins imzasını taşıyan Sakın Ses Çıkarma, tatilde tanıştıkları Britanyalı çiftin daveti üzerine çiftliklerine misafirliğe giden Amerikalı bir ailenin kabusa dönen hayatını merkeze alıyor. Filmi izledikten sonra davetleri kabul etmeden önce iki kere düşünebilirsiniz...

6. Gülümse 2 (Smile 2) 

Gülümse 2, dünya turnesine çıkmaya hazırlanırken yaşadığı açıklanamayan olaylarla hayatı kabusa dönen pop yıldızı Skye Riley'nin etrafında dönüyor. 

Naomi Scott'ın etkileyici performansıyla öne çıkan devam filmi, ilk Gülümse'nin sürpriz başarısını sürdürmeyi beceriyor. 

xcsvfbg
18 Ekim'de gösterime giren Gülümse 2'nin 2 saat 12 dakikalık süresini "fazla uzun" bulan eleştirmenler de oldu (Paramount Pictures)

Senaristliğini ve yönetmenliğini ilk filmde olduğu gibi Parker Finn'in üstlendiği tekinsiz korku, kötü niyetli gülümsemeleriyle yine izleyicisinin tüylerini ürpertip asabını bozuyor.

37 yaşındaki Finn, ilk filmle aldığı övgü dolu yorumları ve yüksek puanları daha da yükseğe taşımayı başardı.

5. Vermines

Yönetmen ve ortak yazar Sébastien Vanicek, Fransa'daki köhne bir apartmana ölümcül örümceklerden oluşan bir ordu getirince, ortaya yılın en iyi korku filmlerinden biri çıkıyor. 

sh
Stephen King'in de övgüyle bahsettiği filmi olabildiğince gerçekçi kılmak için çekimlerde 200 gerçek örümcek kullanıldı (My Box Films)

Vermines, egzotik hayvanlara tutkuyla bağlı Kaleb'ın, evine zehirli bir örümceği getirmesiyle çığrından çıkan olayları merkeze alıyor. Özellikle örümcek ve böcek korkusu olan korku meraklılarını, baş etmesi zor dakikalar bekliyor. 

Ceset sayısının sürekli arttığı filmde, örümcekler her duvar ve yüzeyde cirit attıkça seyirciler irkilecek, yerinden zıplayacak ve istemsizce kaşınacak. Tecrübeyle sabittir...

4. In a Violent Nature

Variety, In a Violent Nature için "Yönetmen Chris Nash'in 80'lerin slasher'larına getirdiği yenilikçi yaklaşım, VHS dönemi hayranları için bulunmaz bir nimet" ifadelerini kullanıyor. 

Johnny adında doğaüstü ve maskeli bir katili takip eden düşük bütçeli yapımın temposu film boyunca fazla hızlanmasa da izleyiciyi tedirgin etmeye yetiyor da artıyor bile. Nash'in vahşi sahneleriyle izleyiciyi zorlaması muhtemel filmi, bu kez olayları kurbanın değil katilin bakış açısından ele alıyor.

6uk
Kanada yapımı In A Violent Nature, mayısta Şikago Film Festivali'nde gösterilmiş ve izleyicileri şoke etmişti (IFC Films)

Birleşik Krallık merkezli gazete Guardian, Türkiye'de vizyon şansı bulamayan filmle ilgili incelemesinde şöyle diyor: 

Yönetmen Chris Nash, türün klişelerinden uzaklaşarak, tehlikenin açık havanın güzelliği içinde ortaya çıktığı büyüleyici derecede farklı bir slasher filmi sunuyor.

3. Cambaz (Longlegs)

Oz Perkins'in izleyicisini yorulmak bilmeden korkutan filminde kötülük her yerde pusuda bekliyor. Peşimdeki Şeytan (It Follows) ve Watcher'la tanınan Maika Monroe, polisiye unsurlar da içeren ve Jonathan Demme'in tüyler ürperten klasiği Kuzuların Sessizliği'yle (Silence of the Lambs) kıyaslanan Cambaz'da, bağımsız korku sinemasının "çığlık kraliçesi" olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Cambaz'ın atmosferi kötülükle dolup taşarken yönetmen Perkins, dehşetin dozunu hiç düşürmüyor. Cambaz'da izleyiciler, özellikle de uzun plan çekimlerde köşeyi dönünce ne olacağını merak ederken kan ter içinde kalıyor.

rbgthy
Eleştirmenler Cambaz için "Bittikten sonra da düşüncelerinizde, derinizin altında ve karın boşluğunuzda kalıyor" ifadelerini kullanmıştı (Neon)

60 yaşındaki Nicolas Cage, 2019 yapımı Color Out of Space ve Panos Cosmatos'un yönettiği Mandy gibi yapımlarla korku türündeki başarısını zaten kanıtlamıştı. Sıradışı bir seri katil hikayesi anlatan Cambaz'da Cage, daha önceki hiçbir haline benzemiyor. 

2. Sevgilim Kaç (Strange Darling)

Bu muhteşem ve dolambaçlı seri katil filmiyle ilgili ne kadar az şey bilirseniz o kadar iyi. Fragmanı bile izlemeden, kendinizi sadece iki başrol oyuncusuyla, sizi diken üstünde tutarak ilerleyen hikayenin akışına bırakın. Etkileyici performanslar sayesinde zamanın nasıl geçtiğini bile anlamayacağınız Sevgilim Kaç'ta Willa Fitzgerald ve Kyle Gallner'ın oyunculukları göz dolduruyor. Kedi-fare kovalamacası, kazara onların yörüngesine giren insanlara neredeyse hiç şans tanımadan Oregon'un küçük kasabasını altüst ediyor.

sxcdvf
Prömiyeri 22 Eylül 2023'te, Teksas'ın Austin kentinde düzenlenen Fantastic Fest'te yapılan Sevgilim Kaç, tek gecelik bir ilişkinin kedi fare oyununa dönüşmesini anlatıyor (Miramax)

Korku üstadı Stephen King'in de övmeye doyamadığı Sevgilim Kaç, yılın en vurucu bağımsız filmi olarak öne çıkıyor. Alkışlar yönetmen J.T. Mollner'a...

1. Cevher (The Substance)

Coralie Fargeat'nın ünlüleri hicveden filmi, yaşlanmayı tersine çevirmekle ilgili zekice bir bilimkurgu öyküsü gibi başlıyor. Ancak film, üçüncü perdesinde bambaşka bir hal alarak aynı anda hem eğlenceli hem çirkin hem de trajik olmayı başarabilen bir kan banyosuna dönüşüyor.

Demi Moore, bir zamanlar fırtına gibi eserken artık yaşlandığı için yerini kendisinden daha genç birinin alacağını kabullenemeyen eski bir yıldızı canlandırıyor. Çok geçmeden Margaret Qualley devreye giriyor ve izleyiciler, hızlı ve tehlikeli bir yükselişe şahit oluyor. İzleyiciler Cevher'le ilgili ne kadar az şey bilse o kadar iyi. O sebeple üçüncü perdeye dair ipucu vermemek en iyisi.

xs
Cevher, prömiyerini yaptığı prestijli Cannes Film Festivali'nde En İyi Senaryo ödülüne layık görülmüş, 61 yaşındaki Demi Moore'un performansı övgüyle karşılanmıştı (MUBI)

48 yaşındaki Fargeat, başrolünde İtalyan yıldız Matilda Anna Ingrid Lutz'un yer aldığı, sınırları zorlayan 2017 yapımı İntikam'la (Revenge) neler yapabileceğinin sinyalini çoktan vermişti. Ancak Fargeat, Cevher'le bunu üst seviyeye taşıyor ve belki de sadece yılın değil beden korkusu (body horror) alt türünün en iyi örneklerinden birine imza atıyor.

Independent Türkçe_Nazlı Erdol



Jüpiter'in uydusu Europa'da yaşam olma ihtimali suya mı düştü?

Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
TT

Jüpiter'in uydusu Europa'da yaşam olma ihtimali suya mı düştü?

Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)

Bilim insanları, Güneş Sistemi’nde yaşam barındırma ihtimali en yüksek gökcisimlerinden birinin bu koşulları sağlamadığını öne sürdü.

Jüpiter'in bilinen 95 uydusu var ancak bunlardan biri bilim insanlarından özel ilgi görüyor. Buz yüzeyinin altında devasa bir okyanus olan Europa, yaşam arayışında önemli bir hedef konumunda.

Europa'nın, Ay'dan biraz küçük olmasına karşın Dünya'daki tüm okyanusların toplamından daha fazla su içerdiği tahmin ediliyor. Bu okyanusta yaşamın ortaya çıkması ihtimalini araştırmak üzere NASA, 2024'te uyduya bir sonda göndermişti. Europa Clipper adlı aracın 2030'da uyduya ulaşarak yakın geçişler yapması planlanıyor.

Bununla beraber yaşam için gerekli tek şey su değil. Bilim insanları organik kimyasallar ve enerjiye de ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor.

Örneğin Dünya'daki yaşamın, birkaç milyar yıl önce deniz tabanındaki hidrotermal bacaların etrafındaki ortamda ortaya çıkmış olduğu düşünülüyor.

Ancak bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta dün (6 Ocak) yayımlanan çalışmaya göre Europa böyle bir ortamdan mahrum olabilir.

Washington Üniversitesi St. Louis kampüsünden Paul Byrne ve ekibi, Europa'nın okyanus tabanındaki tektonik ve volkanik aktivite ihtimalini inceledi. Bu aktiviteler, Dünya'da kaya ve deniz suyu arasındaki etkileşimleri kolaylaştırarak yaşam için gereken besin maddelerini ve kimyasal enerjiyi üretiyor.

Araştırmacılar uydunun büyüklüğünü ve kaya çekirdeğinin yapısını göz önüne alarak hesaplama yaptı. Analizin ardından deniz tabanının tektonik ve volkanik aktiviteye izin vermeyecek kadar sert ve durağan olduğu sonucuna vardılar.

Europa'nın buz tabakasının altında Dünya’dakine benzer bir kaya çekirdek var.. Ancak bilim insanları gezegenin çekirdeği hâlâ yanarken, uydunun çekirdeğinden gelen ısının milyarlarca yıl önce dışarı kaçmış olması gerektiğini öne sürüyor.

Byrne, "Eğer o okyanusu uzaktan kumandalı bir denizaltıyla keşfedebilseydik, deniz tabanında yeni kırıklar, aktif volkanlar veya sıcak su püskürmeleri görmeyeceğimizi tahmin ediyoruz" diyerek ekliyor: 

Jeolojik açıdan orada pek bir şey olmuyor. Oradaki her şey sessiz olmalı. 

Ekip, Jüpiter'in uyguladığı kütleçekim kuvvetinin yaşam için gereken enerjiyi üretip üretmediğini de analiz etti. Örneğin gezegenin, Io uydusuna uyguladığı kuvvet burada güçlü gelgit kuvvetleri oluşturarak sürtünme ve ısı üretiyor. Hatta Io, Güneş Sistemi'nde volkanik açıdan en aktif cisim konumunda.

Ancak çalışmaya göre Europa'nın yörüngesi nispeten istikrarlı ve gezegene uzak olduğundan, bu türden gelgit kuvvetleri oluşması pek muhtemel değil.

Byrne, "Europa'da muhtemelen bir miktar gelgit ısınması var ve bu yüzden tamamen donmuyor" diye açıklıyor: 

Ve uzak geçmişte çok daha fazla ısınma yaşanmış olabilir. Ancak bugün Io'da gördüğümüz gibi yüzeyden fışkıran buz volkanları Europa'da yok ve hesaplamalarımız, gelgitlerin deniz tabanında herhangi bir önemli jeolojik aktiviteyi tetikleyecek kadar güçlü olmadığını gösteriyor.

Yine de bilim insanları Europa'da yapılacak keşiflerle ilgili heyecanlı. Georgia Üniversitesi'nden makalenin ortak yazarı Christian Klimczak şu ifadeleri kullanıyor:

Jeoloji Güneş Sistemi'nde benzer şekilde işlese de keşfettiğimiz her cismin kendine özgü bir süreci olduğu bulundu. Europa hakkında bildiklerimiz göz önüne alındığında, Dünya dışı yaşam aramak için en iyi yer hâlâ orası.

Independent Türkçe, Reuters, EurekAlert, Nature Communications


İspanya'da domuz gribi alarmı

Virüsün yayılmasını kontrol altına almak için ordu görevlendirildi (Arşiv/AP)
Virüsün yayılmasını kontrol altına almak için ordu görevlendirildi (Arşiv/AP)
TT

İspanya'da domuz gribi alarmı

Virüsün yayılmasını kontrol altına almak için ordu görevlendirildi (Arşiv/AP)
Virüsün yayılmasını kontrol altına almak için ordu görevlendirildi (Arşiv/AP)

İspanya'da Katalonya'yı kasıp kavuran ölümcül Afrika domuz gribi (ADG) vakalarında hızlı bir artış kaydedilirken, yetkililer salgının kontrol altına alınması için drone ve helikopterleri devreye soktu.

Bölgenin tarım dairesinden pazartesi yapılan açıklamada Cerdanyola del Valles yakınlarında 18 yaban domuzunun daha bu bulaşıcı hastalıktan öldüğü ve sayının toplam 47'ye ulaştığı duyuruldu.

Daire, bu artışın Noel tatili boyunca ulaşılması zor bölgelerde hava yoluyla yapılan daha geniş çaplı testlerden kaynaklandığını söyledi. Daire bunun "ani" bir artış değil, bildirilen vakaların "birikmesi" olduğunu vurguladı.

İspanya aralık ayında kontrol altına alma çabalarını artırarak yayılmayı izlemek için iz takip köpeklerini ve orduyu devreye sokmuştu. Son haftalarda 620'den fazla yaban domuzu analiz edildi ve bunların yaklaşık yüzde 8'inin virüs testi pozitif çıktı.

Araştırmacılar, yerel olarak bulundurulan herhangi bir örnekle eşleşmeyen "Bellaterra" varyantının yeni bir mutasyon olabileceğine inanıyor.

Yerel hükümet virüsün bir laboratuardan yayılmış olabileceği teorisini ciddiye almazken, Tarım Bakanı Oscar Ordeig geçen hafta soruşturmalar devam ederken "sağduyu" çağrısında bulundu.

İspanyol polisi, hastalığın tesisten dışarı sızmış olabileceği endişesiyle, salgının kökenine ilişkin soruşturmalardan birinde geçen ay Barselona yakınlarında devletin finanse ettiği bir laboratuvara baskın düzenlemişti.

Genom dizilimi, suşun araştırma ve aşı geliştirmede kullanılanlara benzediğini ve Avrupa'daki diğer vakalardan farklı olduğunu ortaya koydu.

Ancak Barselona'daki Biyotıp Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan analizler, Cresa'nın yerel olarak elinde bulundurduğu suşlarla eşleşmedi. Yerel yönetim, ilacın bir laboratuvardan gelme ihtimalinin "son derece düşük" olduğuna inanıyor.

rtghyj
Barselona yakınlarındaki Collserola tabiat parkının girişindeki direğe asılan yerel polis uyarısında "Afrika Domuz Gribi Gözetim Bölgesi" yazıyor (AFP)

Ordeig aralık ayı başında Katalunya Radyosu'na, yetkililerin virüsün yurt dışından ülkeye getirilen kontamine gıdalardan yayılmış olabileceği varsayımı üzerinde çalıştıklarını söyleyerek şöyle devam etmişti:

Bellaterra bölgesine Avrupa'nın her yerinden çok fazla trafik geldiğini hesaba katmalıyız. En olası seçenek... Söğüş et, sandviç, kontamine yiyeceklerin bir çöp kutusuna atılması ve sonra bir yaban domuzunun bunları yiyip enfekte olması.

İspanyol El Pais gazetesi, yaban domuzunun bir kanala atılmış sandviçin içindeki kontamine sosisleri yemiş ve daha sonra enfekte olmuş olabileceğini bildirdi.

Bu, İspanya'da 1994'ten bu yana görülen ilk ADG salgını. Virüs yalnızca Barselona'nın dışındaki Collserola tepelerindeki yabani hayvanlarda tespit edildi ve çiftliklerde herhangi bir vaka bildirilmedi.

ADG insanlar için zararsız olsa da domuz ve yaban domuzları arasında hızla yayılıyor.

Virüs ilk olarak kasım sonlarında Collserola sıradağlarında yer alan Bellaterra'da iki yaban domuzunda tespit edilmişti.

İspanya'nın milyarlarca euroluk domuz eti endüstrisi tehlikedeyken yayılma baskısı sürüyor. El Periodico'ya göre Katalan ihracatçılar sadece salgının ilk ayında 62 milyon euro kaybetti.

Independent Türkçe


Denizanaları, uykunun yüz milyonlarca yıllık işlevini ortaya çıkardı

Uykunun, sinir sistemine sahip en eski hayvanlar olan knidlilerde yüzlerce milyon yıl önce geliştiği düşünülüyor (Unsplash)
Uykunun, sinir sistemine sahip en eski hayvanlar olan knidlilerde yüzlerce milyon yıl önce geliştiği düşünülüyor (Unsplash)
TT

Denizanaları, uykunun yüz milyonlarca yıllık işlevini ortaya çıkardı

Uykunun, sinir sistemine sahip en eski hayvanlar olan knidlilerde yüzlerce milyon yıl önce geliştiği düşünülüyor (Unsplash)
Uykunun, sinir sistemine sahip en eski hayvanlar olan knidlilerde yüzlerce milyon yıl önce geliştiği düşünülüyor (Unsplash)

Bilim insanları denizanalarını inceleyerek uykunun yüz milyonlarca yıllık geçmişine ve işlevine ışık tuttu.

Sinir sistemine sahip hayvanların uyuduğu bilinse de bu eylemin bazı dezavantajları da var. Uyurken çevreye dair farkındalığın azalmasıyla hayvanların avlanma riski artıyor, beslenme ve üreme gibi davranışları aksıyor.

Bu olumsuzluklara rağmen uykunun neden ve nasıl geliştiği biyolojideki önemli sorulardan biriydi.

Bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta dün (6 Ocak) yayımlanan çalışmaya göre hayvan evriminin erken dönemlerinde ortaya çıkan uykunun hayati işlevi, tehlikelerden daha ağır bastığı için gelişti.

İsrail'deki Bar-İlan Üniversitesi'nden Lior Appelbaum ve Oren Levy'nin yürüttüğü araştırmada knidliler grubundaki denizanası ve denizşakayığı incelendi. 

Knidlilerin merkezi bir beyni yok ama sinir sistemleri var. 

Bilim insanları denizanalarının gece boyunca uyuduğunu hatta gün içinde de şekerleme yaptığını gözlemledi. Denizşakayıklarıysa gece uyanık kalıp şafaktan gün ortalarına kadar uyuyordu.

Araştırmacılar  iki türün de tıpkı insanlar gibi günde yaklaşık 8 saat uyuduğunu saptadı.

Daha sonra hem doğal ortamda hem de laboratuvarda yaptıkları incelemelerde farklı uyku düzenlerine rağmen  iki türün de uykusunda benzer bir durum yaşandığını tespit ettiler. Uyanıkken nöronlarında DNA hasarı birikiyor, uyku sırasında ise azalıyordu.

Ayrıca hayvanlar uzun süre uyanık tutulduğunda DNA hasarı artıyor ve sonrasında daha fazla uyuyorlardı.

Dahası, UV radyasyonu gibi yollarla DNA hasarı artırılan hayvanlar yine uykuya ihtiyaç duyuyor, melatonin hormonu vererek uykuyu tetiklemek de hasarı azaltıyordu.

Bulgular, DNA hasarının uyku ihtiyacını artırdığı ve uykunun da hasarın azaltılmasını kolaylaştırdığına işaret ediyor. 

Bilim insanları uykunun evrimsel açıdan gelişmesinin, nöronları günlük hücresel stresten ve DNA hasarından korumasından kaynaklandığını söylüyor.

Araştırmacılar makalede "Uyanıkken DNA hasarıyla onarım arasındaki denge yetersiz kalıyor; uyku ise tek tek nöronlarda verimli hücresel bakım için uygun bir zaman aralığı sağlıyor" diye yazıyor.

Çalışmanın insan sağlığı açısından da önemi var. Uykuyla ilgili sorunlar bilişsel gerileme ve Alzheimer gibi hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Bulgular uyku kalitesiyle uzun vadeli beyin sağlığı arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekiyor.

Appelbaum, "Uyku sadece öğrenme ve hafıza için değil, aynı zamanda nöronlarımızı sağlıklı tutmak için de önemli" diyerek ekliyor: 

Denizanası ve denizşakayığında gördüğümüz nöronları koruma yönündeki evrimsel dürtü, belki de günümüzde uykunun insanlar için bu kadar önemli olmasının nedenlerinden biridir.

Independent Türkçe, Science Alert, Medical News, Nature Communications