Beyin tümörünü yarıya indiren yenilikçi radyoterapi tedavisi umut vadediyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Beyin tümörünü yarıya indiren yenilikçi radyoterapi tedavisi umut vadediyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yeni bir radyasyon tekniği sayesinde hayatı tehdit eden beyin tümörünün önemli ölçüde küçültüldüğünü, hastalığın tamamen ortadan kaldırılabileceğine dair umutları da artırdı.

University College London Hospitals NHS Foundation Trust'taki doktorlar, çoğu insanı sadece 18 ay içinde öldüren bir kanser olan glioblastoma tedavisine yönelik yeni bir klinik çalışma yürütüyor. Bu tedaviyle doğrudan tümöre hassas dozlarda radyasyon enjekte edilerek, kanser hücrelerini etkili bir şekilde hedef alıp yok ederek hastalığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

Bazı glioblastoma tümörleri immünoterapiye yanıt verebilse de, bu yanıt şu anda yalnızca enfeksiyon ve kanama riski taşıyan bir prosedür olan cerrahi beyin biyopsisi yoluyla değerlendirilebiliyor.

Bu nedenle, glioblastoma tümörleri nadiren tümörü çıkarmak için ameliyattan önce biyopsi yapılmakta ve hastalar durumlarını iyileştirebilecek ileri tedavilere erişememektedir.

Araştırmacıların, riskli bir biyopsiye gerek kalmadan immünoterapi ilaçlarından faydalanabilecek hastaları belirleyebilecek yeni bir görüntüleme tekniği geliştirmesiyle birlikte umutlar yeşeriyor.

Şarku’l Avsat’ın araştırmayı yürüten sağlık ekibinden edindiği bilgilere göre Luton'da yaşayan 62 yaşındaki mühendis Paul Reid, denemeye katılan ilk hasta oldu ve tümörünün sadece birkaç hafta içinde yarı yarıya küçüldü.

Ameliyat sırasında cerrahlar tümörün mümkün olduğunca büyük bir kısmını çıkardılar ve ardından ince bir tüp aracılığıyla tümöre bağlanan Ommaya rezervuarı adı verilen küçük bir tıbbi cihazı kafa derisinin altına yerleştirdiler. UCLH nükleer tıp ekibi, İyot-123 içeren bir PARP inhibitörü olan ATT001 adlı bir ilacı doğrudan tümöre enjekte ederek hassas dozlarda radyasyon verilmesine yardımcı oluyor.

İlaç, çevredeki sağlıklı dokuyu korurken kanser hücrelerini hassas bir şekilde hedef alıp yok ettiği için dört ila altı hafta boyunca haftalık olarak veriliyor.

 Bir türlü geçmeyen şiddetli baş ağrıları yaşamaya başlayan Reid, iki hafta sonra eşi Pauline yüzünün bir tarafının sarktığını fark etti ve bunun bir felç olabileceği şüphesiyle hemen Luton ve Dunstable Üniversite Hastanesi A&E'ye gittiler.  Burada yapılan tetkiklerde Reid'in beyninde büyük bir kitle olduğunu gösterdi.

Acilen Londra'daki Queen Square'de bulunan Ulusal Nöroloji ve Nöroşirürji Hastanesi'ne götürülen Reid, burada kendisine glioblastom teşhisi konulduğuna dair şok edici haberi aldı.

27 Aralık 2023'te tümörün mümkün olduğunca büyük bir kısmını çıkarmak için ameliyat edilen Reid, ardından kalan hücreleri hedef almak için radyoterapi ve kemoterapi tedavisi gördü. Temmuz ayında tümör yeniden büyümeye başladı.

Bunun üzerine, daha önce klinik araştırmada yer almayı kabul etmiş olan Reid'e UCLH'deki yeni denemeye katılma fırsatı sunuldu.

Reid tedevi süreci ile ilgili şu ifadeleri kullandı: “Tümörün agresif doğası nedeniyle geri dönebileceğinin farkındaydım ve prognozun iyi olmadığını bilmeme rağmen, seçenekleri araştırmaya hazırdım. Bu çalışma benim için bir can simidi oldu, özellikle de veriler hayatta kalma şansımın bir yılı geçmeyebileceğini gösterdiği için. Çalışmaya katılma fırsatı bulduğum için çok minnettarım ve enjeksiyonlardan herhangi bir yan etki yaşamadım. Hiçbir şeyden korkmuyorum.

Hayat karşımıza kontrol edemeyeceğimiz şeyler çıkarıyor. Bu tedavi işe yararsa harika, yaramazsa da sorun değil... Kaybedecek hiçbir şeyim yoktu. Bir umutla tedavi denemesine katıldım"

University College London Hospitals NHS Foundation Trust'tan Onkolog Dr. Paul Mulholland  baş araştırmacı olarak süreci planladı.

Çalışma, tedavisi zor kanserler için hedefe yönelik radyoterapi tedavileri geliştiren biyoteknoloji şirketi Ariceum Therapeutics tarafından desteklenmektedir.

Dr. Mulholland tedavi sürecine dair şu ifadeleri kullandı: “Şimdiye kadarki tedavi çok basit ve sorunsuzdu. İlaçtaki radyasyon, yalnızca tümör hücrelerini hedef alacak şekilde ve çok küçük bir dozda hassas bir şekilde yönlendiriliyor. Radyasyon doğrudan tümör hücrelerini hedef alarak onları yok etmede son derece etkili oluyor.  Şu ana kadar ilk hastada tümör yüzde 50'ye varan oranda küçüldü. Tarama sonuçlarını hastayla birlikte gözden geçirdik ve tedaviden sonraki son tarama tümörün boyutunda önemli bir azalma olduğunu gördük, bu da bu şiddette bir tümör için inanılmaz bir başarı.”

Doktorlar şu anda denemenin ilk aşamasında ayda bir hastayı tedavi ediyor, ancak yakında denemeyi daha fazla hastayı içerecek şekilde genişletmeyi planlıyorlar.

Dr Mulholland sözlerini şu ifadeleri sonlandırıdı: “Radyasyon dozu deneme süresince kademeli olarak artacak ve daha sonra ilacı bağışıklık sisteminin kanserle savaşmasına yardımcı olan bir immünoterapi ile birleştirerek 40 hastayı tedavi etmeyi hedefliyoruz. Amacımız bu hastalığı tamamen ortadan kaldırmak ve özellikle de beynin hep aynı bölgesinde ortaya çıktığı için bunun başarılabileceğine veriler var.”



Yeni üç boyutlu deriyle hayvanlar deneklikten kurtulabilir

Cenevre Üniversitesi'nde bir zooteknisyen, laboratuvar faresi tutuyor (AFP)
Cenevre Üniversitesi'nde bir zooteknisyen, laboratuvar faresi tutuyor (AFP)
TT

Yeni üç boyutlu deriyle hayvanlar deneklikten kurtulabilir

Cenevre Üniversitesi'nde bir zooteknisyen, laboratuvar faresi tutuyor (AFP)
Cenevre Üniversitesi'nde bir zooteknisyen, laboratuvar faresi tutuyor (AFP)

Üç boyutlu baskıyla insan derisinin canlı hücreler içeren taklidini geliştiren bilim insanları, hayvan kullanılmadan kozmetik testler yapılmasına olanak sağlayabilecek bir ilerleme kaydettiklerini söylüyor.

Hindistan'daki Vellore Teknoloji Enstitüsü'nden isimlerin de aralarında yer aldığı araştırmacılar imitasyon derinin, insan derisinin doğal üç katmanlı doku yapısını taklit ettiğini ve kozmetik nanopartikülleri test etmeye hazır olduğunu söylüyor.

STAR Protocols adlı hakemli dergide yayımlanan çalışma, Avrupa Birliği'nde kozmetik ürünlerin ve içeriklerinin hayvanlar üzerinde test edilmesine kısıtlamalar getirildiği bir dönemde yapıldı.

Dünya çapında bilim insanları, güneş kremleri ve serumlar gibi kozmetiklerin emilimini ve toksisitesini test etmek için alternatifler arıyor.

Son araştırma, insan derisine benzer iskelelerin üç boyutlu baskı kullanılarak üretilmesine yönelik bir protokol sunuyor. Bilim insanları çalışmada, "Süreç basit, uygun maliyetli, çevre dostu ve işlem parametrelerini ayarlayarak kişiselleştirmeye olanak tanıyor" diye yazıyor.

Araştırmacılar, bu imitasyon derilerin yapımında başlangıç noktasının, canlı hücrelerle birlikte basılan bir hidrojel formülasyonu olduğunu söylüyor.

dfrgthy
Üç boyutlu baskıyla üretilmiş hidrojel (Manisha Sonthalia/Vellore Teknoloji Enstitüsü)

Yüksek su içeriğine sahip bu jeller, hücrelerin büyümesi için ideal koşulları sağlıyor. Avusturya'daki TU Graz'dan Karin Stana Kleinschek, ortak yazarı olduğu yeni çalışma hakkında "Üç boyutlu yazıcıyla yapılan imitasyon deri için hidrojellerin bir dizi gereksinimi karşılaması gerekiyor" diyor.

Hidrojeller canlı deri hücreleriyle etkileşime girebilmeli. Bu hücreler hayatta kalmanın yanı sıra aynı zamanda büyüyüp çoğalabilmeli.

ergthy
Üç boyutlu baskıyla üretilmiş imitasyon deri (Manisha Sonthalia/Vellore Teknoloji Enstitüsü)

Hidrojel üzerinde büyüyen hücrelerin toksik kimyasallar kullanılmadan stabilize edilmesi de gerekiyor.

Araştırmacılar, "Ancak hidrojel içindeki deri hücreleri hücre kültüründe iki ila üç hafta hayatta kaldığında ve deri dokusu geliştirdiğinde deri imitasyonundan söz edebiliriz" diye açıklıyor.

Bu imitasyon deri daha sonra kozmetikler üzerinde daha ileri hücre testlerinde kullanılabilir.

Bilim insanları üç boyutlu baskıyla üretilmiş deri hücreleriyle yaptıkları ilk testlerin "çok başarılı" olduğunu iddia ediyor. "Bu, TU Graz ve VIT'deki tamamlayıcı araştırmalar açısından bir başarıdır. Doku taklitleri için malzeme araştırmaları alanındaki uzun yıllara dayanan uzmanlığımızla VIT'nin moleküler ve hücre biyolojisi alanındaki uzmanlığı birbirini mükemmel bir şekilde tamamladı" diye yazıyorlar.

Dr. Kleinschek, "Şimdi hidrojel formülasyonlarını daha da iyi hale getirmek ve hayvan deneylerinin yerine kullanılabilirliğini doğrulamak üzere birlikte çalışıyoruz" diyor.

Araştırmacılar yeni protokolün aynı zamanda doku yenileyici ilaçlar için sürdürülebilir biyomalzemeler geliştirme yöntemi de sunduğunu söylüyor.

Independent Türkçe