Zengin ailenin "örnek" çocuğu, bir CEO'yu güpegündüz vuracak duruma nasıl geldi?

Sağlık sisteminden zarar görmemiş bir jüri kurulamayacağı için Mangione'nin ceza almayabileceği sosyal medyada savunuluyor (Facebook)
Sağlık sisteminden zarar görmemiş bir jüri kurulamayacağı için Mangione'nin ceza almayabileceği sosyal medyada savunuluyor (Facebook)
TT

Zengin ailenin "örnek" çocuğu, bir CEO'yu güpegündüz vuracak duruma nasıl geldi?

Sağlık sisteminden zarar görmemiş bir jüri kurulamayacağı için Mangione'nin ceza almayabileceği sosyal medyada savunuluyor (Facebook)
Sağlık sisteminden zarar görmemiş bir jüri kurulamayacağı için Mangione'nin ceza almayabileceği sosyal medyada savunuluyor (Facebook)

Dünya Suriye'de 13 yıldır süren iç savaşta Beşar Esad'ın devrilmesine kilitlenmiş haldeyken ABD gündeminde daha önce benzeri görülmeyen bir cinayet var. 

Önde gelen sağlık sigortası şirketlerinden UnitedHealthcare'in Üst Yöneticisi (CEO) Brian Thompson'ın 4 Aralık sabahında New York'un ortasında öldürülmesinin yarattığı şok henüz geçmemişken pazartesi yakalanan cinayet zanlısının kimliği şaşkınlığı daha da büyüttü. 

Müşterilerine ödeme yapmamak için türlü numaralar çeviren sağlık sigortası şirketlerine korku salan katil, sosyal medyada "gerçek devrimci" gibi ifadelerle övülüyor. 

Pazartesi sabahı yakalanan cinayet zanlısıysa zengin bir aileden gelen ve "Ivy League" (Sarmaşık Ligi) diye nitelendirilen en seçkin Amerikan üniversitelerinin birinden mezun olan bir genç. 

Dikkat, cinayet anı sizi rahatsız edebilir:

26 yaşındaki Luigi Mangione'nin İtalyan asıllı ailesi, Maryland'de iyi biliniyor. 

The Wire adlı diziyi izlemiş olanların hatırlayacağı Baltimore kenti civarında yaşayan ailenin golf kulüpleri, huzurevi ve radyo kanalı gibi çeşitli işyerlerine sahip olduğu bildiriliyor. 

2014'te henüz bir liseli olan Manigone'nin, ailesine ait Lorien Health Services adlı sağlık şirketinde çalıştığı bilgisi de LinkedIn hesabında var.

Luigi Mangione'nin tutuklanmasının ardından aile adına açıklama yapan kişi, 37 yaşındaki Nino Mangione oldu. 

Eyalet yönetiminde söz sahibi olan Cumhuriyetçi kuzen, Luigi'nin tutuklanmasının kendilerini şoke ettiğini belirterek maktulün ailesine başsağlığı diledi. 

Haberle sarsılanlardan biri de aileyi tanıyan avukat Thomas Maronick olmuş:

Toplum için bu kadar çok şey yaptığı bilinen bir ailenin imtiyaz ve imkanlarına sahip birinin böyle bir şey yapmasını beklemezsiniz.

htyju
50 yaşındaki Thompson evli ve iki çocukluydu (AP)

Yıllık ücreti 38 bin dolar olan ve geleceğin senatörleriyle valilerini yetiştirmekle övünen prestijli bir erkek okulundan bir katilin çıkması, dönem arkadaşlarını şaşırttı. 

6. sınıftan üniversiteye kadar okuduğu Gilman School'daki başarısından dolayı 2016'daki mezuniyet töreninde konuşma yapan Mangione'nin sınıfındakiler onu "sempatik, atletik, çalışkan, sessiz ve teknolojiyle ilgili biriydi" diye tanımlıyor.

Pensilvanya Üniversitesi'nde bilgisayar bilimleri üzerine lisans ve yüksek lisansını yaparken onu tanıyanlar da benzer bir şekilde "süper normal" ve "zeki biri" diyor. 

Video oyunu geliştirme kulübü açıp öğretim asistanlığı yapan Mangione, orada da örnek bir öğrenciymiş. 

Mayıs 2020'de mezun olduktan sonra ne yaptığıysa biraz karışık. 

Yerel medyaya göre, annesi temmuzdan beri oğlundan haber alamadığını belirterek geçen ay San Francisco'daki yetkili birimlere kayıp başvurusunda bulunmuş.

Adının gizlenmesini isteyen bir arkadaşı da Mangione'ye 6 aydır ne ailesinin ne de arkadaşlarının ulaşabildiğini söylüyor. 

Sosyal medya hesaplarına gelen yorumlar da arkadaşlarının genç adamla iletişime geçmeye çalıştığını gösteriyor.

Mangione'nin profilleri, otomobil satışına odaklanan TrueCar adlı bir internet sitesinde veri mühendisi olarak Kasım 2020'de çalışmaya başladığını ortaya koydu. Şirketin sözcüsüyse 2023'ten beri kendileriyle ilişiğinin kalmadığını söylüyor. 

Polis, zanlının son olarak ABD'nin Hawaii eyaletine bağlı Honolulu'ya kayıtlı olduğunu bildiriyor.

Hawaii'de sörfçülerin birlikte yaşadığı Surfbreak adlı tesisteki arkadaşlarıysa uzun doğa yürüyüşleri ve su sporlarının Mangione'nin sırt ağrılarını artırması üzerine genç adamın Nisan 2022'de oradan ayrıldığını belirtiyor. 

Sarah Nehemiah, "Mangione, Ocak-Nisan 2022'de Surfbreak'te yaşadı. Bildiğimiz kadarıyla, ayrıldıktan sonra Surfbreak'teki döneminde yer alan tüm üyeler onunla teması yitirdi. 2023 başlarında kısa süreliğine Hawaii'ye dönüp bir kitap kulübü başlattığını biliyoruz. Kitap tercihlerinden dolayı bazı üyeler ayrılmış" diyor.

Diğer yandan Hawaii'deki bir eyalet parkına izinsiz giriş yaptığı gerekçesiyle Kasım 2023'te aldığı bir ceza da var.

cdvf
Bu 100 dolarlık para cezası dışında başka bir sabıkayaysa rastlanmadı (AP)

Surfbreak'teki eski oda arkadaşı RJ Martin, Mangione'nin sağlık sorunları nedeniyle "pek çok normal şeyi" yapamadığını aktarırken "Hiçbir zaman şikayet etmezdi" diye ekliyor. 

Martin de "Ameliyat olacağını biliyordum, o yüzden önceki aylarda onu aradım. Ameliyat olduğunu doğrulayıp röntgenlerini yolladı. Omurgasına giren dev vidalarla korkunç bir görüntü oluşmuştu" diyor.

Cinayet sonrasında basına konuşan RJ Martin, "Başkasına zarar vermeyi asla düşünmezdi" ifadesini de kullanıyor.

Lisedeki bir sınıf arkadaşı adının verilmemesi koşuluyla ABC'ye konuştu ve hakkında "Hiçbir zaman başı derde girmezdi, ilgi arayışında falan da değildi. Parlak bir geleceği olan parlak bir çocuktu" dediği Mangione'nin son aylarda omurgasından bir ameliyat geçirdiğini doğruladı.

cdjukı
Mangione'nin hesabında spinal füzyon ameliyatı sonrasında çekilmiş bir röntgen görüntüsüne rastlandı (X)

Goodreads adlı sitede yer alan okuma listesi de 2022'de sırt ağrısıyla ilgili iki kitap okuduğunu ortaya koyuyor. 

Bu hesapta en dikkat çeken unsursa, bombalı eylemleriyle Amerikan kamuoyunda büyük ses getirmiş olan "Unabomber" lakaplı Ted Kaczynski'nin manifestosuna 5 üzerinden 4 yıldız vermesi. 

Cinayet zanlısı, kitapla ilgili yorumunda şu ifadeleri kullanıyor:

Barışçıl protestonun bize hiçbir sonuç getirmediğini anlayacak cesareti vardı ve günün sonunda muhtemelen haklı. Diğer tüm iletişim biçimleri başarısız olunca hayatta kalmak için şiddet gerekir. Yöntemlerini sevmeyebilirsiniz ama onun perspektifinden bakarsanız, bu terörizm değil, savaş ve devrim.

X'te (Twitter) en az iki kere yaptığı bir paylaşımdaysa Hintli düşünür Jiddu Krishnamurti'nin "Son derece hasta bir topluma iyi uyum sağlamak sağlık göstergesi değildir" sözünü alıntıladığı görülüyor. 

sgtjuk
Katilin başına FBI, 50 bin dolar; New York polisiyse 10 bin dolar kadar ödül koymuştu (Reuters)

Katil zanlısı, pazartesi sabahı Pensilvanya'nın Altoona şehrindeki bir McDonald's şubesinde yakalandı. 

Müşterilerden birinin, servis edilen güvenlik kamerası görüntülerinden şüpheliyi tanıyıp fast food restoranı çalışanını bilgilendirdiği, onun da polisi çağırdığı aktarılıyor. 

Bir polis memurunun restoranda dizüstü bilgisayarıyla oturan ve mavi medikal maske takan Mangione'ye yaklaşıp "Yakın zaman önce New York'ta mıydın?" demesi üzerine cinayet zanlısının sessizleşip titremeye başladığı bildiriliyor. 

Üç boyutlu yazıcıyla yapılmış bir tabanca ve bir susturucuyla birlikte sahte kimlikler ve üç sayfalık bir yazı Mangione'nin üstünde bulundu. 

CBS'in aktardığına göre yazıda, "dünyadaki en pahalı sağlık sistemine sahip" ABD'nin ortalama yaşam süresinde 42. olduğu bildiriliyor. Sağlık sigortası şirketleri için de "çok güçlenen mafya" nitelemesi yapılırken "Açıkçası bu parazitler hak ettiğini buldu" ifadesi de kullanılmış.

frgth
Polis memurları, şüpheli davranan Mangione maskesini çıkardığında onun aradıkları kişi olduğunu hemen anladıklarını söylüyor (Pensilvanya Eyalet Polisi) 

ABC, UnitedHealthcare'in de adının bu yazıda geçtiğini ancak sağlık deviyle Mangione'nin ilişkisinin henüz netleştirilemediğini aktarıyor. Polisin değerlendirmesine göre Mangione, maktulün programından ve otele tam şirket toplantısı öncesinde ulaşacağından önceden haberdarmış gibi görünüyor. 

AP haber ajansı da şu ifadelerin kullanıldığını bildirdi:

Sizi uzun bir soruşturmadan kurtarmak için hiç kimseyle birlikte çalışmadığımı açıkça ifade ediyorum.

New York Polis Teşkilatı (NYPD) baş dedektifi Joseph Kenny detay vermekten kaçınırken "Amerika'daki özel şirketlere karşı garez besliyor gibi görünüyor" dedi. 

Kenny, New York'tan sonra Pittsburgh ve Altoona'ya geçen zanlının sinyal kesici engelleyici çantası sayesinde takipten kurtulduğunu söyledi. 

Manhattan Bölge Savcılığı, polise kimliği hakkında yalan beyanda bulunma, sahtecilik ve ruhsatsız "hayalet silah" taşıma dahil 5 ayrı suçla itham edilen Mangione'nin cinayetle yargılanacağını duyurdu.

Avukatı Thomas Dickey ise müvekkiline suçlamaları reddetmesi için tavsiye verdiğini söylüyor:

Bu noktada hiçbir kanıt görmüyorum.

Mangione, tutuklandığı Pensilvanya'dan cinayet mahali New York'a sevki için yapılan yasal hamleye de itiraz etti.

Savunma avukatlarının iadeye karşı belge sunmak için 14 günü var. 

cd
Salı günü görülen iade duruşması için mahkemeye götürülen zanlının "Bu, Amerikan halkının zekasına hakarettir" diye bağırdığı görüldü (Reuters)

"İnkar et, ertele ve savun" 

Silahın namlusundan çıkan kurşunların üzerinde "inkar et", "savun" ve "kurtul" kelimelerinin yazması da dikkat çekiyor. 

Bu kelimeler, sağlık sigortası şirketlerinin "inkar et, ertele ve savun" mantığına işaret ediyor. 

Dev şirketlere pek çok dava açan avukat Paul Napoli, "Bu yaygın bir kalıp. Ödeme yapmamak için bu metotları ve araçları kullanıyorlar" diyor.

"İnkar et", "savun" ve "kurtul" kalıbı, DDD (Deny Defend Depose) adlı yeni bir kripto para birimine de ilham verdi. 

Yakınlık sadece seksle ilgili değildir. Bazen en iyi yakınlık yalnızca birlikte uzanarak, gülerek ve bir CEO'nun vurulmasından keyif almakla sağlanır.

Kahraman mı, terörist mi?

Almak zorunda oldukları sağlık hizmetlerine sigorta şirketinin karşılamaması durumunda binlerce dolar ödemek durumunda kalan Amerikalıların öfkesi sosyal medyaya da yansıdı.

"Sağlık bakımına ihtiyaç duyan kişilerin sırtından devasa miktarlarda para kazanan bir adama merhamet yok", "Maalesef taziyelerim sistem tarafından karşılanmıyor ve tıbbi olarak zaruri görülmüyor", "Acil servis hemşiresiyim ve sigorta şirketlerinin ölen hastalar için ödeme yapmadığını gördüm, bu yüzden üzülemeyeceğim" ve "Onun çalıştığı şirket kocamın kalp krizi geçirmesinin gerçek bir acil durum olmadığını söylemişti" gibi ifadeler dikkat çekti.

CEO'yu vuran adam bu yani

Sigorta şirketleri, kendilerine karşı barışçıl eylemlerin düzenlenmesine alışık. Ancak bir yöneticinin Manhattan'ın en işlek bölgesinde güpegündüz öldürülmesiyle sektöre korku hakim oldu. 

NYPD'deki kaynaklar, Mangione'nin örnek alınarak benzer olayların gerçekleştirilmesinden korktuklarını söylüyor. 

Bu durumun farkına veren yetkililerden Pensilvanya Valisi Josh Shapiro pazartesi düzenlediği basın toplantısında "bu katili kınamak yerine kutlamaya yönelen" Amerikalıların "rahatsız edici" sayıda olduğunu belirtti:

O bir korkak, kahraman değil.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre de konuyla ilgii soruya "Kurumsal açgözlülüğün herhangi bir türüne karşı şiddet kullanmak kabul edilemez" yanıtını verdi.

"Mangione'nin suçu ispatlanacak mı?", "Neden böyle bir şey yaptı?", "Gerçekten tek başına mıydı?" gibi bazı sorular hâlâ yanıtsız. Ancak görünen o ki, Mangione bu cinayetle en azından Amerikan toplumundaki önemli bir soruna işaret etti. 

Kaynaklar: ABC, AFP, AP, BBC, CBS, Wall Street Journal



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety