Psikanalizle düşünmek: Cinsellikten komediye Alenka Zupančič'in 4 eseri

Slovenyalı felsefeci ve kuramcı Alenka Zupančič, düşüncenin labirentinde inkar, komedi ve cinselliği yeniden yorumluyor

Alenka Zupančič, Slovenya'daki Nova Gorica Üniversitesi'yle İsviçre'deki European Graduate School'da (EGS) felsefe ve psikanaliz üzerine dersler veriyor (EGS)
Alenka Zupančič, Slovenya'daki Nova Gorica Üniversitesi'yle İsviçre'deki European Graduate School'da (EGS) felsefe ve psikanaliz üzerine dersler veriyor (EGS)
TT

Psikanalizle düşünmek: Cinsellikten komediye Alenka Zupančič'in 4 eseri

Alenka Zupančič, Slovenya'daki Nova Gorica Üniversitesi'yle İsviçre'deki European Graduate School'da (EGS) felsefe ve psikanaliz üzerine dersler veriyor (EGS)
Alenka Zupančič, Slovenya'daki Nova Gorica Üniversitesi'yle İsviçre'deki European Graduate School'da (EGS) felsefe ve psikanaliz üzerine dersler veriyor (EGS)

Minerva'nın Baykuşu bu hafta, insanın açmazlarıyla toplumsal ilişkilerin farklı boyutlarının izlerini Slovenyalı kuramcı Alenka Zupančič rehberliğinde, psikanaliz ve felsefenin kesişim noktalarında arıyor. 

1966 doğumlu Zupančič'in okumaları Hegel, Kant, Nietzsche ve Marx gibi ağır topların yanı sıra Lacan ve Freud'un psikanaliz kuramlarıyla diyalog halinde ilerliyor. 

Ljubljana Psikanaliz Ekolü'nün kurucularından olan felsefeci, Slavoj Žižek ve Mladlen Dolar'la birlikte Slovenya'dan çıkan sağlam düşünürlerden.

Mayısta yayımlanan Biliyorum ama yine de… kasım sonunda Metis Yayınları etiketiyle Türkiye'deki okurlarla buluştu.

Bu vesileyle Zupančič'in okumalarının farklı boyutlarını ortaya koyan 4 kitabını ele aldık. 

Biliyorum, ama yine de…

Özgün başlığı Disavowal olan Zupančič'in son kitabı, adını Fransız psikanalist Dominique-Octave Mannoni'nin özlü formülasyonundan alıyor: "Biliyorum, ama yine de…" Zupančič, bu çalışmasında psikanalitik kuramdan hareketle çağımızı belirleyen kayıtsızlık ve görmezden gelme davranışlarının bir anatomisini sunuyor. 

kızarmış
Zupančič'in son kitabı, kişisel ve toplumsal ölçekte bilmezden gelmenin nasıl işlediğini inceliyor (Londra Goldsmiths Üniversitesi)

Felsefecinin tezleri, bastırmayla bilmezden gelme arasında kurduğu temel ayrım üzerine inşa ediliyor. Bastırılan şey, kişinin gerçekliğinin bir parçası olmaktan çıkar. Bilmezden gelmeyse bir şeyi ortadan kaldırmak yerine anlamını değiştirerek onu gerçeklik içinde tutar. Sarsıcılığıyla bizi krize sürüklemesi gerekenin ehlileştirildiği bu süreç toplumsal boyutta şöyle işliyor:

Her defasında 'bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak', 'nihayet uyandık' deyip hiçbir şey olmamış gibi devam ediyoruz (...) Bu 'uyanış' etrafında pek çok beyanda bulunuluyor, çok fazla gürültü kopuyor ama bu gürültünün ortasında rüya görmeye devam ediyor gibiyiz.

Zupančič, Freud ve Lacan'ın kavramsal çerçevelerini kullanarak, bu bilmezden gelmenin iklim krizinden inançlara ve komplo teorilerine kadar çeşitli alanlarda nasıl işlediğini tüm incelikleriyle masaya yatırıyor. Ve okuruna şöyle sesleniyor: 

Uyanmamız gerekiyor – travmayı unutup 'rasyonel yollar'dan savunmamızı güçlendirmemiz değil, normal, günlük gerçekliğin çatlaklarında travmanın ve doğurduğu sonuçların izini sürmemiz gerekiyor.

İngilizceden çeviren: Barış Engin Aksoy, 111 s., 2024, Metis Yayınları

Cinsellik Nedir?

Şu an sevişmiyorum, sizinle konuşuyorum. Gelin görün ki sevişirken yaşadığım tatminin aynısını yaşıyor olabilirim.

Zupančič'in cinsellik üzerine çalışması, Lacan'ın 1964'teki seminerinde paylaştığı bu kışkırtıcı tespitle açılıyor. Yüceltimi (sublimation) genelde bir ikame olarak düşünürüz. Sevişmek yerine yazmak, resim yapmak vb. eylemleri ikame ederek, eksik olan tatmini başka yollardan tamamlamaya çalışırız. Ancak Zupančič, Lacancı psikanalizin çok daha paradokssal bir tespitte bulunduğuna dikkat çekiyor: 

Faaliyet farklıdır ama tatmin birebir aynıdır (...) Esas nokta konuşmaktan elde edilen tatminin bizatihi 'cinsel' olmasıdır.

Bu saptamadan hareketle Zupančič, cinselliği gerçekliğe dair belirli çelişkilerin kesişim noktası olarak okuyor. Louis Althusser'in Marx ve Freud Üstüne denemesinden yola çıkarak cinsel olanın bizi düşünmeye ve ilgilenmeye mecbur bıraktığı müstesna açmazları ele alıyor. 
 

dcvefbt
Zupančič, cinsel ilişki ve cinsiyet kavramlarının inşasını ezber bozan bir okumayla yeniden düşünüyor (Idefix)

Cinsellik üzerine ezber bozan bu çalışmada felsefe ve psikanaliz arasındaki alışveriş kadar didişmeyi de takip ediyoruz. 

İngilizceden çeviren: Barış Engin Aksoy, 224 s., 2021, Metis Yayınları

En Kısa Gölge: Nietzsche'nin "İki" Felsefesi

Psikanaliz, Marksizm ve Lacan'a duyduğu ilgiyle tanınsa de Zupančič esasen bir Nietzsche araştırmacısı. Bu kitap, Nietzsche'nin düşüncesinin çok boyutluluğunu ve sarsıcılığını içi boş bir göreceliliğe indirgeyenlere ya da onu "büyük anlatıların" sonunu haber veren bir kahine dönüştürenlere itiraz niteliğinde.

En Kısa Gölge, Nietzsche'nin şoke edici üslubunu takip ederek onun düşüncesinin her türlü ehlileştirmeye direnen, her daim yabani kalan yanlarını inceliyor. Zupančič, kendini sık sık "psikolog" diye niteleyen ve bu alanda en büyük hocasının Dostoyevski olduğunu söyleyen felsefeciyi bir "metapsikolog" olarak görüyor. 
 

nju
En Kısa Gölge, basmakalıp Nietzsche yorumlarına bir meydan okuma niteliğinde (universitytimes.ie) 

Putların Alacakaranlığı'nda Nietzsche, öğlen vaktini tüm gölgelerin yok olduğu değil "en kısa gölgenin" belirdiği an olarak tanımlar. Zupančič, bunu her şeyin uyumundan ziyade "bir ve aynı olanın ikiye bölündüğü" bir zaman olarak okuyor. 

Aynı ve bir olanın içinde yatan bu "iki", Nietzsche'nin düşüncesine içkin tansiyonu ve indirgenemezliği de ortaya koyuyor. Psikanalizin de imkanlarını işe koşan En Kısa Gölge, burada açılan farklı patikaları sıradışı bir perspektiften yorumluyor. 

İngilizceden çeviren: Seyhan Bozkurt, 248 s., 2005, Encore Yayınları

Komedi: Sonsuzun Fiziği

Aristoteles'in komedi hakkındaki kitabı kaybolmasa felsefe, insanı ve hayatı anlama uğraşısını trajediye odaklanarak sürdürür müydü? 

Zupančič, bu "yarı şaka yarı ciddi" sorunun etrafında dolanarak, Hegel, Bergson, Freud ve Nietzsche gibi istisnalar dışında felsefenin mizahı odağa almaktan kaçındığını hatırlatıp, düşüncenin "ciddiyetine" meydan okuyor. 
 

fedvbg
Komedi: Sonsuzun Fiziği, mizahı felsefe ve psikanalizin kesişim noktalarına yerleştirerek okuyor (sloveniafrankfurt2023.com)

Komediyi başlıca bir mesele haline getirerek felsefeyle psikanalizin insana dair kavrayışında mizahtan neler öğrenilebileceği inceleniyor. İnsanı sadece zaaflarıyla kabullenmek ya da yüceltmek yerine komedi, gerçeklikte gedikler açan ya da bize gerçeklik olarak sunulanın içindeki çatlakları gösteren bir özelliğe sahip. 

Bu açıdan çağın olumlu düşünme ve mutluluk dayatmalarında bir perspektif kaymasına yol açıyor, ciddiyetin parmak sallayan vaazlarına da yanaşmıyor:

Komedi, arzu ve dürtünün yapılarından yola çıkarak öldüğümüz zaman hayatımıza ait bir şeylerin yaşamaya devam edeceği gibi vaazlar vermez; bunun yerine, biz konuşurken de, yani hayatımızın her anında hayatımıza ait bir şeylerin kendi hayatlarını yaşadığına dikkatimizi çeker.

İngilizceden çeviren: Tuncay Birkan, 216 s., 2022, Metis Yayınları

 

Psikanaliz ve felsefenin dirsek teması kurduğu noktalar kadar ayrı düştüğü ara bölgeleri de inceleyen Zupančič'in okumaları, sloganvari tespitler yerine ters köşeye yatıran bakış açıları getiriyor. 

Son yıllarda pandemi sonrası yeni döneme alışma telkinleri yavaş yavaş yerini nükleer felaket, dünya savaşı ya da yapay zeka paranoyasına bırakıyor. Büyüme ve kalkınmayla kemer sıkma arasında salınıp duran iktisadi söylemler, daha da güçlenen "Hayattan keyif almaya bak!" buyruğuyla el ele gidiyor. Bu kakafoni içinde bize öğütlenense "uyum sağlamak." 

Tam bu sırada kenardan sahneye Zupančič giriyor: 

Yeni gerçekliğe uyum sağlamamız gerektiğini işitip duruyoruz – peki tam olarak ne anlama geliyor bu? (...) Yeni bir gerçekliğe uyum sağlamak ya da alışmak nispeten kolay bir iş. 'Gerçekle meşgul olmak', yangının içindeki yangınla meşgul olmak, olup bitenlerin imkansız gerçeğini hesaba katıp bu hakikat zemininde seferber olmak, örgütlenmek ise çok daha zor. Lacan'ın da dediği gibi: 'Gerçekliğe alışıyor, [her krizle birlikte ortaya çıkan] hakikati ise bastırıyoruz.



Taylor Swift'in eşi Travis Kelce saadet zinciri kurbanı oldu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Taylor Swift'in eşi Travis Kelce saadet zinciri kurbanı oldu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD'nin Missouri eyaletinde bir savcı, Amerkian futbolu takımı Kansas City Chiefs’in iç açık oyuncusu Travis Kelce'nin yatırımcıları 35 milyon dolardan fazla dolandıran bir saadet zincirinin kurbanlarından biri olduğunu açıkladı.

Savcı, Kelce'nin adını salı günü, 11 yıl hapis cezasına çarptırılan 38 yaşındaki Siddharth Jawahar'ın ceza duruşması sırasında gündeme getirdi.

ABD Missouri Doğu Bölgesi Savcılığı'na göre Jawahar, ocak ayında St. Louis'deki ABD Bölge Mahkemesi'nde elektronik yollarla dolandırıcılık davasında üç ayrı suçlamayı kabul etmişti.

Mahkeme ayrıca Jawahar'ın toplam 31,35 milyon dolar tutarında tazminat ödemesine hükmetti.

Yerel televizyon kanalı KMOV, savcının Kelce'den bahsetmesine rağmen oyuncunun olaya dahliyle ilgili herhangi bir ek açıklama yapılmadığını bildirdi. Kelce'nin şirkete ne zaman ve ne kadar para yatırdığı belirsizliğini koruyor.

ABD Savcılığı tarafından yayımlanan basın bülteninde, Jawahar'ın 2015'te müşterilerden para toplamaya başlayan Teksas merkezli yatırım şirketi Swiftarc Capital LLC'yi yönettiği belirtildi.

Jawahar, gelen tüm sermayeyi tek bir varlığa yönlendirdi ve bu varlığın değeri daha sonra düşmüştü. Zararları açıklamak yerine, daha yeni yatırımcılardan topladığı sermayeyi eski yatırımcılara ödeme yapmak için kullanarak ve fonların kâr getirdiğini iddia ederek yatırımcıları yanıltmıştı.

Buna ek olarak Jawahar müşteri fonlarını, savcıların özel jetler, lüks konutlar, üst düzey restoranlarda yemekler ve seçkin özel kulüp üyeliklerini içeren "şatafatlı bir yaşam tarzı" diye tanımladığı harcamaları finanse etmek için kullanmıştı.

Açıklanan bilgilere göre Jawahar, Temmuz 2016'yla Aralık 2023 arasında 35 milyon dolardan fazla para topladı ancak aslında bunun sadece yaklaşık 10 milyon dolarlık kısmını yatırıma dönüştürdü.

36 yaşındaki Kelce'nin bu dolandırıcılık girişimine kanan tek profesyonel sporcu olması pek muhtemel görünmüyor.

Forbes'ta 2021'de yayımlanan ve NBA oyuncusu Gary Harris'in genişleyen finansal portföyünü ele alan bir makalede, Harris'in yatırımlarına dair çeşitli ifadelerine yer verilmişti; bu yatırımlar arasında Swiftarc Ventures Labs de bulunuyordu.

Jawahar bu şirketin kurucu ve yönetici ortağıydı ve Harris, Jawahar sayesinde ne kadar çok şey öğrendiğini anlatmıştı.

Aynı Forbes makalesi, fona yatırım yapan diğer sporculara da değinerek Kelce'yi basketbolcular Mason Plumlee ve Tim Hardaway Jr.'la birlikte öne çıkarmıştı.

Spotrac verileri Kelce, Hardaway ve Harris'in her birinin kariyer kazancının 111 milyon doların üzerinde olduğunu gösteriyor.

Kelce, temmuzda Forbes'a göre düğün günlerinde net serveti 2,1 milyar dolar olan pop yıldızı Taylor Swift'le dünyaevine girdi.

Independent Türkçe


Netflix'in Stanford Hapishane Deneyi programı tepki çekti

2016 tarihli film, Philip Zimbardo'nun Kaliforniya'daki Stanford Üniversitesi’nde 1971'de yürüttüğü meşhur projenin, katılımcılar üzerinde nasıl yıkıcı bir etki yarattığını gösteriyor (IFC Films)
2016 tarihli film, Philip Zimbardo'nun Kaliforniya'daki Stanford Üniversitesi’nde 1971'de yürüttüğü meşhur projenin, katılımcılar üzerinde nasıl yıkıcı bir etki yarattığını gösteriyor (IFC Films)
TT

Netflix'in Stanford Hapishane Deneyi programı tepki çekti

2016 tarihli film, Philip Zimbardo'nun Kaliforniya'daki Stanford Üniversitesi’nde 1971'de yürüttüğü meşhur projenin, katılımcılar üzerinde nasıl yıkıcı bir etki yarattığını gösteriyor (IFC Films)
2016 tarihli film, Philip Zimbardo'nun Kaliforniya'daki Stanford Üniversitesi’nde 1971'de yürüttüğü meşhur projenin, katılımcılar üzerinde nasıl yıkıcı bir etki yarattığını gösteriyor (IFC Films)

Netflix, kötü şöhretli Stanford Hapishane Deneyi'ni konu alan bir realite dizisi yapımına onay verdiği yönündeki haberlerin ardından internette tartışmaların fitilini ateşledi.

The New Stanford Prison Experiment (Yeni Stanford Hapishane Deneyi) adlı programın, 45 dakikalık 6 bölümle 21 Ekim'de gösterime gireceği bildiriliyor.

Variety'nin elde ettiği resmi özette "30 gönüllü katılımcı gerçek bir hapishaneye giriyor ve gardiyan ya da mahkum olarak rastgele atanıyor" diye yazıyor.

Güç, hiyerarşi ve kontrol sisteminin içine itilen katılımcılar, sıradan insanların kendilerine verilen rollere kaçınılmaz olarak uyum mu sağladığını, yoksa empati, ahlak ve bireyselliğin onları ters yönde iten güçlere karşı direndiğini mi keşfedecek. Baskı arttıkça ve güç dengesi değişmeye başladıkça, asıl soru her zamankinden daha acil hale geliyor: Güç, yozlaştırır mı?

The Independent cevap hakkı için Netflix'le temasa geçti.

X'te kullanıcılar, Netflix'in bu deneyi yeniden hayata geçireceği haberlerine inanamadı. Deney, gardiyan rolünü üstlenen öğrencilerin psikolojik istismarda bulunmaya başlaması, mahkum rolünü üstlenenlerin ise kaygılı, depresif ve öfkeli hissetmesi nedeniyle sadece 6 gün sonra bırakılmıştı.

Variety'nin haberine yanıt veren bir kişi "Affedersiniz ama NE? Cidden ne oluyor???" diye yazdı.

Başka biri de "Gerçekliğimiz hiç bitmeyen bir parodi ve üstelik komik bile değil" ifadelerini kullandı.

"Netflix, Squid Game'den tamamen YANLIŞ dersler çıkardı" diye ekleyen üçüncü bir kişi, paraya sıkışmış yarışmacıları hayatlarını değiştirecek bir nakit ödül için ölümcül oyunlarda yarışmaya zorlayan bir grup eliti konu alan, platformun sevilen Güney Kore dizisine atıf yaptı.

Dördüncü bir kullanıcı ise "İlkinden ders almadık mı yoksa..." diye yazdı.

1971'de yapılan kötü şöhretli hapishane araştırmasında, Dr. Philip Zimbardo ve bir grup lisansüstü öğrencisi, Stanford kampüsündeki bir binanın bodrum katında kurulan sahte bir hapishanede iki hafta geçirmeleri için üniversite çağında bir grup erkek seçmişti.

Ofisler hapishane hücrelerine, koridor avluya dönüştürülmüş, hademe dolabı da "tecrit hücresi" olarak kullanılmıştı.

Billy Crudup'un Zimbardo rolünü üstlendiği 2016 yapımı bir dram filmi, işlerin ne kadar ters gittiğini boğucu detaylarla gözler önüne sermişti. Gardiyan olarak rastgele seçilen normal, iyi eğitimli öğrencilerin bazıları kısa süre içinde, mahkumlara psikolojik işkence etmekten zevk almaya başlamıştı.

Diğerleri ise iş arkadaşlarının mahkumları cinsel olarak aşağılamasına, uykusuz bırakmasına, kovalara dışkılamaya zorlamasına ve daha birçok şeye seyirci kalmıştı.

Zimbardo, müdür rolünü üstlendiği, yani artık tarafsız bir gözlemci olmaktan çıkıp çalışmanın aktif bir katılımcısı haline geldiği için eleştirilmişti.

Daha sonra Zimbardo, projeye katılan lisansüstü öğrencilerinden biriyle birlikte, "Araştırmamızın sonucu şoke edici ve beklenmedikti" diye yazmıştı.

Stanford Üniversitesi yaptığı açıklamada, bu deneyin günümüzde psikoloji derslerinde kötülüğün psikolojisini ve insan deneklerle yapılan psikolojik araştırmaların etik boyutunu incelemek için kullanıldığını belirtiyor.

2016'da The Independent'a konuşan Zimbardo, "Böyle bir araştırma bir daha asla yapılamaz" demişti. 

İnsan deneklerle ilgili kurullar aşırı uç noktalara varmış durumda. Araştırmalarda katılımcılara aşırı stres yükleyecek hiçbir şey yapılmıyor. Bu durum, insan doğasıyla ilgili pek çok önemli soruyu dışarıda bırakıyor.

Independent Türkçe


Da Vinci imzalı tablonun gerçekliği lazerle belirlendi

Roma İmparatoru Domitianus'u tasvir eden tablo, Raman spektroskopisi yöntemiyle analiz edildi (Uppsala Üniversitesi)
Roma İmparatoru Domitianus'u tasvir eden tablo, Raman spektroskopisi yöntemiyle analiz edildi (Uppsala Üniversitesi)
TT

Da Vinci imzalı tablonun gerçekliği lazerle belirlendi

Roma İmparatoru Domitianus'u tasvir eden tablo, Raman spektroskopisi yöntemiyle analiz edildi (Uppsala Üniversitesi)
Roma İmparatoru Domitianus'u tasvir eden tablo, Raman spektroskopisi yöntemiyle analiz edildi (Uppsala Üniversitesi)

Bilim insanları, Rönesans dönemi dahisi Leonardo da Vinci tarafından yapılmış olması muhtemel bir tablodaki pigmentleri incelemek üzere lazer teknolojisini kullandı ve bu ileri teknolojinin, tarihi sanat eserlerinin sahte olup olmadığını belirlemede etkili bir araç olabileceğini belirtti.

Keşfi gerçekleştiren Uppsala Üniversitesi araştırmacıları, üzerinde "L daVinci" imzası bulunan ve Roma İmparatoru Domitianus'u tasvir eden bu tarihi tablonun, Rönesans döneminde kullanılan malzemelerle uyumlu olduğunu ifade ediyor.

Eser ilk olarak 1928 ve 1929'da Londra'daki Christie's müzayede evinde satışa sunulmuş ve o dönemde Rönesans ressamı Titian'a atfedilmişti.

Ancak daha sonra yapılan analizlerde, tablonun üzerinde "L daVinci" yazan bir imza ve hemen ardından Latince "resmetti" anlamına gelen "pinxit" olduğu düşünülen bir sözcük tespit edildi.

Materials Today Advances adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Jakob Thyr, "Leonardo da Vinci tarafından yapılmış olabilecek bir eser üzerinde çalışmak doğal olarak heyecan vericiydi. Üstelik imza, fark edilmesi zor bir konumdaydı" dedi.

Dr. Thyr durumu şöyle açıkladı:

Arka planla olan kontrastı düşük, imza ancak tablo doğru açıdan ışıklandırıldığında görünür hale geliyor.

Araştırmacılar, çalışmada Raman Spektroskopisi adı verilen bir teknik kullanarak tablodaki malzemelerin kimyasal ve yapısal özelliklerini incelemek üzere lazer ışığından yararlandı.

Hangi pigmentlerin kullanıldığını belirlemek amacıyla tablonun farklı bölgelerinden alınan küçük numuneler mikroskop altında da incelendi.

Toplam 13 farklı pigment tespit edildi. Bunlardan 12'si Orta Çağ veya Rönesans döneminde kullanılan geleneksel pigmentlerdi ve dolayısıyla Leonardo da Vinci'yle Titian'ın yaşadığı dönemde mevcuttu.

İmzadaki siyah pigment, antik çağlardan beri kullanılan karbon siyahıydı.

Ancak tespit edilen pigmentlerden biri, 18. yüzyılın başlarına kadar üretilmemiş sentetik bir pigment olan Prusya mavisiydi. Bu da sözkonusu pigmentin Leonardo da Vinci veya Titian'ın yaşadığı dönemde uygulanmış olamayacağı anlamına geliyordu.

sdfrgth
Prusya mavisi ve Prusya yeşilinin optik özellikleri (Materials Today Advances, 2026

Araştırmacılar, Prusya mavisinin tabloya daha sonraki bir restorasyon veya rötuş sırasında eklenmiş olabileceğini düşünüyor.

Tablonun röntgen görüntüleri, Prusya mavisi tespit edilen bölgelerden birinde değişiklik yapıldığına dair izler de ortaya koydu.

Dr. Thyr, "Tablolarda rötuş yapılması çok yaygın bir durum. Dolayısıyla sayılı bölgede yeni pigmentlere rastlanması, tablonun mutlaka sahte olduğu anlamına gelmez" dedi.

"Daha sonraki bir tarihte onarımlar yapılmış veya tablonun bazı kısımlarına rötuş uygulanmış olabilir" diye ekledi.

Bununla birlikte malzeme analizi tek başına tabloyu kimin yaptığını kesin biçimde belirlemeye yetmedi.

Ancak bu çalışma, malzeme biliminden elde edilen analitik yöntemlerin sanat eserlerine ve arkeolojik buluntulara nasıl uygulanabileceğini gösterdi.

Dr. Thyr, "Gelecekte bu tür analizlerin giderek daha yaygın hale geleceğine inanıyorum" dedi.

Independent Türkçe