2025'in merakla beklenen 10 filmi

Alacakaranlık (Twilight) serisiyle yıldızı parlayan 38 yaşındaki Robert Pattinson'ın bu yıl gösterime girmesi planlanan iki filmi daha var (Warner Bros. Pictures)
Alacakaranlık (Twilight) serisiyle yıldızı parlayan 38 yaşındaki Robert Pattinson'ın bu yıl gösterime girmesi planlanan iki filmi daha var (Warner Bros. Pictures)
TT

2025'in merakla beklenen 10 filmi

Alacakaranlık (Twilight) serisiyle yıldızı parlayan 38 yaşındaki Robert Pattinson'ın bu yıl gösterime girmesi planlanan iki filmi daha var (Warner Bros. Pictures)
Alacakaranlık (Twilight) serisiyle yıldızı parlayan 38 yaşındaki Robert Pattinson'ın bu yıl gösterime girmesi planlanan iki filmi daha var (Warner Bros. Pictures)

2024'te Deadpool & Wolverine ve Ters Yüz 2 gibi gişe canavarlarını da izledik, Furiosa: Bir Mad Max Destanı (Furiosa: A Mad Max Saga) ve Dune: Çöl Gezegeni Bölüm İki (Dune: Part Two) gibi epik bilimkurguları da. Rekabet (Challengers) ve Anora gibi çarpıcı dramalar, jenerik akmaya başladıktan çok sonra da bizimle kaldı. Cevher (The Substance) ve Cambaz (Longlegs) gibi gerilimler ise içimize işledi ve tüylerimizi ürpertti.

Sırada 2025 ve bizi bekleyen yepyeni filmler var... Başka bir deyişle, henüz kimsenin konuşmadığı ama çok yakında konuşulacağından emin olduğumuz filmler.

Vizyon tarihlerinin sırasına göre, 2025'in sabırsızlıkla beklediğimiz filmlerini sebepleriyle birlikte sıraladık...

Bridget Jones Onun İçin Çıldırıyor

Onu ister sevin ister nefret edin ama Bridget Jones dönüyor, bizden söylemesi... 

Popüler serinin 4. halkası Bridget Jones Onun İçin Çıldırıyor (Bridget Jones: Mad About The Boy), romantik komedi hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

Michael Morris'in yönettiği ve Helen Fielding'in 2013 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan film, izleyicisine hem nostalji hem de yenilik vaat ediyor. 

Renée Zellweger, Hugh Grant, Colin Firth ve Emma Thompson gibi yıldız oyuncuların önceki rollerine dönmesi, serinin klasik cazibesini koruyacağına işaret ediyor. Özellikle Firth'ün Mark Darcy rolüyle bu kez bir "hayalet" olarak geri dönmesi fikri, hikayeye ilginç bir dokunuş katacak gibi görünüyor.

Yeni karakterler arasında Oscar adayı Chiwetel Ejiofor ve One Day'le yıldızı daha da parlayan Leo Woodall'ın yer alması, seriyi gençleştirirken dinamik bir enerji de ekliyor.

Bridget Jones Onun İçin Çıldırıyor'un vizyon zamanlaması da manidar: Romantik komedi, 14 Şubat'ta gösterime girecek.

Mickey 17

Robert Pattinson, Bong Joon-ho'nun bilimkurgu filminde uzay yolcusu Mickey 17 rolünde izleyicilerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Edward Ashton'ın 2022 tarihli Mickey7 romanından uyarlanan Mickey 17, bilimkurgu ve kara komediyi buluştururken insanlığın uzak bir buz dünyası olan Niflheim'ı kolonileştirme çabalarını anlatıyor. 

Hikaye, "harcanabilir" bir çalışan olan Mickey Barnes'ın ölümden sonra yeniden dirilen klonları arasında yaşanan gerilim ve kimlik mücadelesine odaklanıyor. 

Bong Joon-ho'nun Parazit (Parasite) ve Snowpiercer gibi yapımlarındaki benzersiz tarzı, 150 milyon dolarlık bütçeyle çekilen Mickey 17 için büyük bir beklenti yaratıyor.

Romanın varoluşsal ve etik sorularını, Bong'un karakter odaklı yönetmenlik anlayışıyla nasıl ele alacağı merak uyandırıyor. Ödüllü yazar Charles Yu'nun katkılarıyla zenginleşen senaryo, bilimkurgu türüne özgün bir dokunuş sunma potansiyeline sahip. 

Başroldeki Pattinson'a Naomi Ackie, Steven Yeun, Toni Collette ve Mark Ruffalo gibi yıldız isimler eşlik ediyor.

Vizyon tarihi defalarca değişen film, Türkiye'deki sinemaseverlerle 18 Nisan'da buluşacak.

F1 

Formula 1 dünyasını merkezine alan spor ve aksiyon filmi F1, Brad Pitt, Damson Idris, Kerry Condon, Javier Bardem ve Tobias Menzies gibi yıldızları bir araya getiriyor.

Yönetmen koltuğunda Top Gun: Maverick ve Korkusuzlar (Only the Brave) gibi yapımlara da imza atan Joseph Kosinski'nin otuduğu film, emekli bir F1 pilotunun genç bir yeteneğe akıl hocalığı yapma hikayesini anlatıyor. 

Aksiyon filmi, gerçek F1 sürücüleri ve takımlarının yanı sıra ikonik pistlerde çekilen sahnelerle türün meraklıları tarafından uzun süredir merakla bekleniyor. 

F1'de merak uyandıran detaylardan biri de bugüne dek dokunduğu her filmi güzelleştiren efsanevi besteci Hans Zimmer'in müzikleri. 

300 milyon dolarlık bütçesiyle epey iddialı olan F1, yalnızca aksiyon ve dramayı değil, aynı zamanda sporun duygusal yönlerini de ele almayı hedefliyor. Filmde yer alan profesyonel sürücüler arasında Esteban Ocon ve Carlos Sainz de yer alıyor.

27 Haziran'da vizyona girecek F1, Formula 1 meraklıları ve sinema tutkunları için yılın en heyecan verici projelerinden biri olarak öne çıkıyor. F1, sinemalardan sonra Apple TV+'ta da yayına girecek.

Lewis Hamilton'ın da filmin yapımcıları arasında yer aldığını hatırlatalım.

Mission: Impossible - Son Hesaplaşma

Görevimiz Tehlike serisinin 8. filmi Mission: Impossible - Son Hesaplaşma (Mission: Impossible - The Final Reckoning), aksiyon ve casusluk türünün sınırlarını bir kez daha zorlamaya hazırlanıyor. 

Tom Cruise meşhur casus Ethan Hunt rolünde sinemaseverlerin karşısına çıkarken ona Hayley Atwell, Ving Rhames ve Simon Pegg gibi isimler eşlik ediyor. Cruise'un dublör kullanmadan çektiği çılgın aksiyon sahneleri Son Hesaplaşma için beklentileri şimdiden arşa çıkarıyor.

Yönetmen koltuğunda Christopher McQuarrie'nin oturduğu filmin çekimlerinin Norveç, Güney Afrika ve Malta gibi büyüleyici lokasyonlarda gerçekleşmesi, Son Hesaplaşma'nın görsel açıdan yine etkileyici bir deneyim sunacağının sinyallerini veriyor. 

Colin Kittridge ve Erika Sloane gibi eski karakterlerin dönüşü, serinin nostaljik tarafını güçlendirirken, Angela Bassett'ın ABD Başkanı olarak rol alması hikayeye politik bir derinlik katıyor. 

400 milyon dolarlık dev bütçeli filmin ismi olarak Son Hesaplaşma'nın seçilmesi, Ethan Hunt için bir dönemin sonu gibi görünse de Cruise'un seriye devam etme isteği, gelecekte daha fazla macera ihtimaline açık kapı bırakıyor. 

23 Mayıs'ta izleyiciyle buluşacak filmin, yılın gişe canavarlarından biri olacağına şimdiden kesin gözüyle bakılıyor.

Ballerina

2025, Keanu Reeves'in meşhur suikastçısı John Wick'i özleyenler için sıcak bir kucaklaşma vaat ediyor. 

John Wick evreninde geçen Ballerina, ailesinin ölümünden sorumlu katilleri birer birer öldürmeye ant içmiş genç bir suikastçının intikam arayışını anlatıyor.

Ana de Armas'ın başrolde yer aldığı film, karakter odaklı bir hikayeyle dövüş sanatlarının estetiğini birleştiriyor. 

Len Wiseman'ın yönetmenliği ve Chad Stahelski'nin aksiyon sahnelerine katkıları, serinin benzersiz koreografisine yeni bir boyut katmayı amaçlıyor.

Reeves ve Ian McShane gibi tanıdık yüzlerin geri dönüşü, John Wick evreniyle köprü kurarken 2023'te aramızdan ayrılan usta aktör Lance Reddick'in son performansı, filme duygusal bir ağırlık ekliyor. 

The Walking Dead'in sevilen karakteri Daryl'a hayat veren Norman Reedus'ın da rol aldığı filmin defalarca ertelenmesi ve tekrarlanan çekimler, beklentileri yükseltirken bazı endişeleri de beraberinde getiriyor. 

Eğer işler yolunda giderse Ballerina, hem seriye aşina olanlar hem de bağımsız bir aksiyon hikayesi arayanlar için ideal bir film olabilir. Peki bunu ne zaman öğrenebileceğiz? 6 Haziran'da...

28 Yıl Sonra

28 Yıl Sonra (28 Years Later), Danny Boyle'un yeniden yönetmen koltuğuna oturduğu ve Alex Garland'ın kaleminden çıkan hikayeyle devam ediyor. Başrollerde Jodie Comer, Aaron Taylor-Johnson ve Ralph Fiennes'in yer aldığı 28 Yıl Sonra'da, ilk filmin Oscarlı yıldızı Cillian Murphy de Jim rolüyle dönüyor.

Hikaye, Öfke virüsünün dünyayı mahvetmesinden neredeyse 30 yıl sonra, bir adada hayatta kalmaya çalışan bir grubun mücadelesini ve karanlık sırları keşfetme yolculuğunu işliyor.

Boyle ve Garland'ın seriye dönüşü, korku hayranları için nostaljik bir heyecan yaratırken, ikilinin dehası hesaba katıldığında yenilikçi yönler de ekleyecek gibi görünüyor.

Kuzey Britanya'nın karanlık ve melankolik doğası, filmin atmosferini tamamlayarak gerçekçi bir kıyamet sonrası manzara sunuyor. 

iPhone'la çekilen film, hem serinin sadık hayranları hem de yeni izleyiciler için heyecan verici.

28 Yıl Sonra, ilk filmin gösterime girmesinden 23 sene sonra, 20 Haziran'da vizyonda.

Jurassic World: Rebirth

Jurassic World: Rebirth, bilimkurgu ve aksiyonu bir araya getirerek, 6 milyar dolarlık gösterişli seriyi yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. 

Yönetmenliğini İstila (Monsters) ve Godzilla'yla tanınan Gareth Edwards'ın üstlendiği film, izleyicileri tropik bölgelerde geçen, hem görsel hem de duygusal olarak etkileyici bir maceraya sürüklüyor. 

sadfrgt
Filmin senaryosu, 1993 yapımı ilk Jurassic Park'ın senaryosunu da yazan David Koepp imzasını taşıyor (Universal Pictures)

Scarlett Johansson, Mahershala Ali ve Jonathan Bailey'nin liderliğindeki güçlü oyuncu kadrosu, hikayeye derinlik katmayı vaat ediyor. 

Film, insanlık için hayati öneme sahip bir ilaç üretmek adına, dinozorların genetik materyalini toplama görevini merkeze alıyor. 

Serinin önceki halkalarından bağımsız şekilde ilerleyen Rebirth, ilk Jurassic Park'ın bilimsel doğruluğu ve atmosferine dönüş yapmayı hedefliyor. 

Edwards'ın yönetmenlik tarzı ve çekim yapılan egzotik lokasyonların görsel ihtişamı güçlendireceği tamin ediliyor. 

Filmin, eleştirmenlerden olumsuz yorumlar alan 2022 yapımı Jurassic World: Hakimiyet'ten (Jurassic World: Dominion) sonra seriye itibar kazandırması amaçlanıyor. 

Önceki filmlerin yıldızlarını barındırmayan yeni hikaye, seriye taze bir soluk getirecek. 

Jurassic World: Rebirth, Türkiye'de ABD'den iki gün sonra, 4 Temmuz'da gösterime girecek. 

Superman

James Gunn, Superman'i yeniden başlattığı DC Evreni'nin bir parçası olarak bir kez daha beyazperdeye getiriyor. David Corenswet'in Clark Kent/Superman rolünde izleyicilerin karşısına çıkacağı film, görsel olarak etkileyici bir atmosfer sunmayı vaat ediyor. 

Rachel Brosnahan ve Nicholas Hoult gibi isimlerin de rol aldığı film, pratik efektler ve modern IMAX kameralarıyla çekilerek sinematik kaliteyi üst düzeye çıkarıyor.

DC Evreni'nin yeni dönemine güçlü bir başlangıç yapmayı hedefleyen Gunn, önceki projelerinde olduğu gibi mizah, aksiyon ve duygusal derinliği harmanlayarak, izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunmak istiyor.

All-Star Superman çizgi roman serisinden ilham alan yapım, kahramanımızın "süperköpeği" Krypto gibi sevilen yan karakterleri de seriye katıyor.

Hasılat rekorları kırması beklenen Superman, 11 Temmuz'da vizyona girecek.

Wicked: For Good

Broadway uyarlaması Wicked şu sıralar gişe rekorlarını altüst ederken, ilk filme bayılanlar şimdiden ikinci kısım için sabırsızlanmaya başladı bile. 

Jon M. Chu'nun yönettiği Wicked: For Good, Oz Diyarı'nın büyüleyici dünyasına güçlü bir dönüş yapmayı vaat ediyor. Winnie Holzman'la Dana Fox'un kaleme aldığı senaryo, Wicked sahne müzikalinin ikinci perdesine sadık kalırken hikayeyi daha derinlemesine keşfetmek için genişletilmiş. 

j7u8kı9l
Wall Street Journal yazarı Kyle Smith, Cynthia Erivo (solda) ve Ariana Grande'nin (sağda) performanslarını övdüğü incelemesinde Wicked için "yılın en eğlenceli filmi" ifadesini kullanıyor (Universal Studios)

Cynthia Erivo ve Ariana Grande, sırasıyla Elphaba ve Glinda'ya hayat verirken onlara Game of Thrones'un yıldızı Peter Dinklage ve Oscar ödüllü Michelle Yeoh gibi isimler eşlik ediyor.

Devam filmi, ilkinde olduğu gibi Broadway müzikalinin unutulmaz şarkılarının ve dramatik dönüm noktalarının eksiksiz bir şekilde aktarılmasını hedefliyor. 

Wicked: For Good, 21 Kasım'da izleyiciyle buluşacak.

Avatar: Fire And Ash

James Cameron, bu yılın sonunda bir kez daha sinemaseverleri Avatar'ın büyülü dünyasında kaybolmaya davet ediyor. 

Avatar: Fire and Ash, Cameron'ın vizyonunu ve sinematik yenilikçiliğini bir kez daha sergileyen epik bir bilimkurgu olarak öne çıkıyor. İlk iki filmin başarılarına dayanarak seriyi ileri taşıyan yapım, Pandora'nın büyüleyici dünyasını ve karakterlerini daha derinlemesine keşfetmeyi vaat ediyor.

scwfergt
Avatar: Fire And Ash için yeni konsept çizim, kasımda gerçekleşen Brezilya D23 etkinliğinde açıklandı (Dylan Cole)

Sam Worthington ve Zoe Saldaña'nın yanı sıra Sigourney Weaver ve Stephen Lang gibi yıldızlar da serinin üçüncü filmi için geri dönüyor. 

Yıllar süren prodüksiyon süreci ve 9 kez ertelenen vizyon tarihi beklentiyi artırırken, filmin kalitesine olan inancı da pekiştiriyor. Pandora'nın hikayesini yalnızca görsel değil, aynı zamanda duygusal açıdan da derinleştiren bu üçüncü film, serinin gelecekteki iki devam halkası için sağlam bir temel oluşturacak.

İlk iki filmin gişe başarıları göz önüne alındığında, Avatar: Fire and Ash'in sinema tarihine damga vurması kaçınılmaz görünüyor.

Avatar serisinin sabırsızlıkla beklenen yeni halkası, 19 Aralık'ta sinemalarda gösterime girecek.



Büyük köpeklerin küçük köpeklerden hızlı yaşlanmasının gizemi çözüldü

Araştırmacılar, büyük köpeklerin neden daha kısa yaşadığına dair ilk güçlü moleküler açıklamayı bulduklarını söylüyor (Charlie Leight / Arizona Devlet Üniversitesi)
Araştırmacılar, büyük köpeklerin neden daha kısa yaşadığına dair ilk güçlü moleküler açıklamayı bulduklarını söylüyor (Charlie Leight / Arizona Devlet Üniversitesi)
TT

Büyük köpeklerin küçük köpeklerden hızlı yaşlanmasının gizemi çözüldü

Araştırmacılar, büyük köpeklerin neden daha kısa yaşadığına dair ilk güçlü moleküler açıklamayı bulduklarını söylüyor (Charlie Leight / Arizona Devlet Üniversitesi)
Araştırmacılar, büyük köpeklerin neden daha kısa yaşadığına dair ilk güçlü moleküler açıklamayı bulduklarını söylüyor (Charlie Leight / Arizona Devlet Üniversitesi)

Bilim insanları, uzun süredir gizemini koruyan bir sorunun, büyük köpeklerin neden küçük köpeklere göre daha hızlı yaşlandığının yanıtını nihayet bulduğunu söylüyor.

Genellikle daha büyük canlıların daha uzun yaşadığı hayvanlar alemindeki genel eğilimin aksine, küçük köpeklerin büyük köpeklere kıyasla daha uzun ömürler sürmeye yatkın olduğu uzun zamandır görülüyor. Fakat bilim insanları, bu durumun köpeklerde neden farklı olduğunu bugüne kadar bilmiyordu.

Ancak yeni araştırma, her şeyin köpek DNA'sına ve LINE1 adlı "sıçrayan" bir genle ilgili olduğunu öne sürüyor.

Kendi kendilerini kopyalayabilen LINE1 genleri, bir köpeğin genetik sistemine kendini çoğaltarak ekleyebiliyor.

Bu genler "DNA metilasyonu" adı verilen ve gen aktivitesini düzenleyen bir süreçle genellikle kontrol altında tutuluyor. Ancak metilasyon kaybolduğunda bu genlerin aktivitesi artabiliyor ve bu süreçte DNA'ya zarar vererek yaşlanmayı hızlandırabiliyor.

En önemlisi, ABD çapında bir yıldan uzun süre yürütülen Köpek Yaşlanma Projesi'ne dahil edilen 864 köpek üzerindeki yeni analize göre, büyük köpekler küçük köpeklere kıyasla yüzde 35 daha fazla LINE1 gen metilasyonu kaybediyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacı ve çalışmanın yazarlarından Blaise Mariner yaptığı açıklamada, "Bu, köpeklerde iyi bilinen boyut-yaşam süresi dengesiyle örtüştüğünü gördüğümüz en net moleküler işaretlerden biri" ifadelerini kullanıyor.

Bu durum, büyük köpeklerdeki daha hızlı yaşlanmanın, en azından kısmen bu 'sıçrayan genler' üzerindeki kontrolün azalmasından kaynaklanabileceğine işaret ediyor.

Çalışma ayrıca şaşırtıcı bir şekilde, erkek ve dişi büyük köpekler arasındaki farkları da ortaya çıkararak dişilerde  daha fazla LINE1 gen sıçraması yaşanabileceğini gösterdi.

Çalışmanın ortak yürütücülerinden Brianah McCoy, "Bu beklenmedik bir sonuçtu" diyor. 

Bu bulgu, X kromozomunun nasıl düzenlendiğine dair bazı varsayımlarımızı sorgulatıyor ve epigenetik yaşlanmanın karmaşıklığını vurguluyor.

Daha önce uzmanlar, insanın sadık dostu köpeklerdeki bu farkı incelerken, büyük köpeklerin yaşam süresindeki farkı daha hızlı yaşlanma oranları ve daha kısa ömürle ilişkilendirmiş ancak bunun nedenini tam olarak anlayamamıştı.

Arizona Üniversitesi'nin yakın tarihli bir araştırmasında büyük köpeklerin beyninin küçük köpeklerin beyinlerinden daha hızlı yaşlanmadığının tespit edilmesi, hayvanların bilişsel gerileme yaşamadan önce öldüğüne işaret ediyor.

erb
Noah Snyder-Mackler, Homer (ortada) ve Juno adlı iki köpeğiyle birlikte (Deanna Dent / Arizona Eyalet Üniversitesi)

LINE1 aktivitesinin yaşlanmanın bir nedeni mi yoksa sonucu mu olduğunu belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Ancak araştırmacılar, bulguların hem köpeklere hem de bize fayda sağlayarak bilim insanlarının büyük köpeklerin ömrünü uzatacak yöntemler geliştirmesine yardımcı olmasını umuyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi'nden öğretim üyesi ve çalışmanın kıdemli yazarı Noah Snyder-Mackler, "Tek bir tür içinde yaşam süresi açısından çarpıcı farklılıklar sergilediği için köpekler yaşlanmayı anlama açısından olağanüstü bir model sunuyor" diyor.

Snyder-Mackler, "Çalışmamız, transpozonların memelilerde yaşlanma sürecinin temel bir parçası olabileceğine işaret ediyor" diye ekliyor.

Eğer durum böyleyse bu unsurları veya onları düzenleyen mekanizmaları hedef almak, insanlarda sağlıklı yaşam süresini uzatmaya yönelik gelecekteki tedavilerde umut verici bir yol olabilir.

Independent Türkçe


Ben Affleck, eski rol arkadaşından hâlâ korktuğunu söyledi

Ben Affleck, Rosamund Pike'ın 2014 yapımı Kayıp Kız'daki ürkütücü performansından "hâlâ korktuğunu" itiraf etti (20th Century Studios)
Ben Affleck, Rosamund Pike'ın 2014 yapımı Kayıp Kız'daki ürkütücü performansından "hâlâ korktuğunu" itiraf etti (20th Century Studios)
TT

Ben Affleck, eski rol arkadaşından hâlâ korktuğunu söyledi

Ben Affleck, Rosamund Pike'ın 2014 yapımı Kayıp Kız'daki ürkütücü performansından "hâlâ korktuğunu" itiraf etti (20th Century Studios)
Ben Affleck, Rosamund Pike'ın 2014 yapımı Kayıp Kız'daki ürkütücü performansından "hâlâ korktuğunu" itiraf etti (20th Century Studios)

Ben Affleck, birlikte oynadıkları filmin üzerinden 10 yıldan uzun süre geçmesine rağmen performansının etkisini hâlâ üzerinden atamadığı rol arkadaşının kim olduğunu açıkladı.

Can Dostum'un (Good Will Hunting) yıldızı, David Fincher'ın yönettiği 2014 yapımı gerilim filmi Kayıp Kız'da (Gone Girl), eşi Amy Dunne'ın gizemli bir şekilde kaybolmasıyla bağlantılı bir şüpheli olan Nick Dunne'ı canlandırmıştı.

Variety'ye verdiği röportajda Affleck, çekimlerden sonra aralarında geçen bazı konuşmaları anlatarak filmdeki eşini oynayan rol arkadaşı Rosamund Pike'tan "hâlâ korktuğunu” itiraf etti.

54 yaşındaki Affleck, kaydedilen video röportajda tedirginmiş gibi yaparak "Ona, 'Selam Rosamund. Nasılsın?' falan diyorum" dedi.

Sözlerine, "Hâlâ bir nevi öyle bakıyor. Neyden bahsettiğimi biliyorsunuz, değil mi?" diye devam eden aktör, ardından Pike'ın filmdeki soğuk performansını ve Britanya aksanını taklit etmeye çalıştı.

dfgh
Ben Affleck ve Rosamund Pike, gerilim filmi Kayıp Kız'da karıkoca rolündeydi (20th Century Studios)

Pike'ın karakterine bürünen Affleck gizemli bir ses tonuyla, "Merhaba Ben, seninle konuştuğuma sevindim" dedi. 

Affleck, "Ben de 'Ah, lanet olsun' falan oluyorum" diye şaka yaptı. 

Hâlâ o özelliğe sahip. Harika bir performanstı. Filmde muhteşemdi.

Gillian Flynn'in aynı adlı romanından uyarlanan Kayıp Kız, görünüşte mükemmel bir evliliğe sahip Nick ve Amy çiftini konu alıyor. Amy'nin evlilik yıldönümlerinde beklenmedik şekilde kaybolması ve Nick'in baş şüpheli haline gelmesiyle aşk hikayelerinde dönüm noktası yaşanıyor. Amy'nin, eşini suçlu göstermek için kendisine kayıp süsü verdiği ortaya çıkıyor.

Pike, 2015'te En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiş ancak ödül nihayetinde Unutma Beni'deki (Still Alice) rolüyle Julianne Moore'a gitmişti.

Hikayenin merkezindeki çifti canlandırmaları için ilk tercih edilen isimler Affleck ve Pike değildi. Başlangıçta rol için Jon Hamm düşünülmüştü ancak o sırada 6. sezonu yayımlanan Mad Men'deki sorumlulukları nedeniyle aktör çekimlere katılamamıştı.

2023'te Watch What Happens Live'a konuk olan Hamm, "Rol benim olacaktı ama Bay Draper'ın süregelen maceralarını çekmemiz gerekiyordu" demişti.

Pike'ın rolü de neredeyse Reese Witherspoon'a gidecekti ancak Fincher, onun bu role uygun olmadığına karar vermişti.

Witherspoon, Las Culturistas podcast'inde "[Fincher] beni karşısına oturttu ve bunun için onu suçlamıyorum ama David 'Bu rol için tamamen yanlışsın ve seni bu role almayacağım' dedi" diye anlatmıştı.

Rolü kaçırsa da geriye dönüp bakınca yönetmeni "tamamen haklı" bulduğunu söylemişti.

Fincher harika bir iş çıkardı, Rosamund Pike çok şeytani ve Ben Affleck ise bunun tam tersi bir avanak.

Kayıp Kız, dünya çapında 369,3 milyon dolar gişe hasılatı elde ederek büyük bir başarı yakalamıştı.

Independent Türkçe


İzleyiciler Netflix'in yeni gerilimini Emmy'li diziye benzetiyor

Josh Hartnett, Netflix’in yeni gerilim dizisi Below'da gizemli bir deniz yaratığıyla mücadele eden sert mizaçlı bir balıkçı rolünü üstleniyor (Netflix)
Josh Hartnett, Netflix’in yeni gerilim dizisi Below'da gizemli bir deniz yaratığıyla mücadele eden sert mizaçlı bir balıkçı rolünü üstleniyor (Netflix)
TT

İzleyiciler Netflix'in yeni gerilimini Emmy'li diziye benzetiyor

Josh Hartnett, Netflix’in yeni gerilim dizisi Below'da gizemli bir deniz yaratığıyla mücadele eden sert mizaçlı bir balıkçı rolünü üstleniyor (Netflix)
Josh Hartnett, Netflix’in yeni gerilim dizisi Below'da gizemli bir deniz yaratığıyla mücadele eden sert mizaçlı bir balıkçı rolünü üstleniyor (Netflix)

Yeni bir Netflix dizisinin, Apple TV'nin popüler doğaüstü komedisi Widow's Bay'le olumlu benzerliklerine dikkat çekiliyor.

6 bölümlük mini dizi Below'da Josh Hartnett, gizemli bir deniz yaratığının dehşet saçtığı küçük bir Newfoundland kasabasında yaşayan sert mizaçlı bir balıkçı rolünde.

Konusu nedeniyle dizi, doğaüstü olaylarla kuşatılmış New England'daki izole bir adada geçen ve kısa süre önce Emmy Ödülleri'nde rekorlar kıran Widow's Bay'e benzetiliyor.

Financial Times'tan bir eleştirmen yeni diziyi "Netflix'in Widow's Bay'e yanıtı" diye nitelerken, bir sosyal medya kullanıcısı da X'te şöyle yazdı: 

Bu biraz tartışmalı olabilir ama Below, Widow's Bay'den daha sürükleyici bir 'küçük topluluk odaklı gizem/gerilim' dizisi. Temposu daha iyi, karakterleri daha sempatik ve ortamı sıradan bir küçük kasabadan ziyade eşsiz bir yere benziyor. Ama sadece iki bölüm izledim, bakalım nihai karar ne olacak.

Öte yandan Below'un yaratıcısı Jesse McKeown ve yönetici yapımcısı Jessica Rhoades yakın zamanda The Hollywood Reporter'a verdikleri röportajda, iki dizinin tonunun çok farklı olduğuna dikkat çekti.

Yayın kuruluşuna konuşan Rhoades, "Dizilerin arkasındaki ekipler birbirinden çok farklı ve her iki dizi de yaratıcılarına özgü. Katie'nin [Widow's Bay'in yaratıcısı Dippold] senaryosunu yıllardır biliyordum; ona herkes bayıldı, muhteşemdi" dedi.

Rhoades sözlerine şöyle devam etti: 

Jesse'nin senaryoları ise çok farklı ve çok spesifikti. Bence bu dizileri genel anlamda ele alınca, tanıtım metninde anlatınca ya da belki fragmanı izleyince durum değişiyor. Ama senaryolar gerçekten çok farklıydı. Her ikisinin de çok farklı yol gösterici ilkeleri ve hedefleri vardı. Benim için bu bir endişe kaynağı değildi çünkü paralel bir yolda ilerlerken bile farklı diziler yaptığımızı biliyordum.

McKeown ise Widow's Bay'in fragmanını ilk gördüğünde diziler arasında benzerlikler olabileceğinden endişelendiğini kabul ederek şöyle dedi:

Çekimler bitene kadar bunun farkında değildim, bu yüzden ilk tepkim 'Kahretsin' oldu. Ama izleyen herkes bana bunun çok farklı olduğuna dair güvence verdi.

Widow's Bay'in yıldızı Kate O'Flynn önceki aylarda The Independent'a yaptığı açıklamada, ezilen karakteri Patricia'nın izleyiciye bu kadar yakın geleceğini tahmin etmediğini söylemişti.

O'Flynn, "İnsanların onunla bu kadar bağ kuracağını pek tahmin etmemiştim ve bunu yapmaları gerçekten içimi ısıtıyor. Çünkü sanki herkesin içinde bir Patricia var ya da içlerindeki Patricia'dan korkuyorlar gibi geliyor. Ancak Patricia, toplum içinde böyle olmaktan kendini alamıyor ve bu yüzden onun bu şekilde desteklendiğini görmek harika" demişti. 

Her şeyin bu şekilde gelişmesi resmen bir hayalin gerçekleşmesi oldu. Açıkçası aslında hâlâ çok inanılmaz geliyor ama çok heyecanlıyım.

Below, Netflix'te halen yayında.

Independent Türkçe