2025'in merakla beklenen 10 filmi

Alacakaranlık (Twilight) serisiyle yıldızı parlayan 38 yaşındaki Robert Pattinson'ın bu yıl gösterime girmesi planlanan iki filmi daha var (Warner Bros. Pictures)
Alacakaranlık (Twilight) serisiyle yıldızı parlayan 38 yaşındaki Robert Pattinson'ın bu yıl gösterime girmesi planlanan iki filmi daha var (Warner Bros. Pictures)
TT

2025'in merakla beklenen 10 filmi

Alacakaranlık (Twilight) serisiyle yıldızı parlayan 38 yaşındaki Robert Pattinson'ın bu yıl gösterime girmesi planlanan iki filmi daha var (Warner Bros. Pictures)
Alacakaranlık (Twilight) serisiyle yıldızı parlayan 38 yaşındaki Robert Pattinson'ın bu yıl gösterime girmesi planlanan iki filmi daha var (Warner Bros. Pictures)

2024'te Deadpool & Wolverine ve Ters Yüz 2 gibi gişe canavarlarını da izledik, Furiosa: Bir Mad Max Destanı (Furiosa: A Mad Max Saga) ve Dune: Çöl Gezegeni Bölüm İki (Dune: Part Two) gibi epik bilimkurguları da. Rekabet (Challengers) ve Anora gibi çarpıcı dramalar, jenerik akmaya başladıktan çok sonra da bizimle kaldı. Cevher (The Substance) ve Cambaz (Longlegs) gibi gerilimler ise içimize işledi ve tüylerimizi ürpertti.

Sırada 2025 ve bizi bekleyen yepyeni filmler var... Başka bir deyişle, henüz kimsenin konuşmadığı ama çok yakında konuşulacağından emin olduğumuz filmler.

Vizyon tarihlerinin sırasına göre, 2025'in sabırsızlıkla beklediğimiz filmlerini sebepleriyle birlikte sıraladık...

Bridget Jones Onun İçin Çıldırıyor

Onu ister sevin ister nefret edin ama Bridget Jones dönüyor, bizden söylemesi... 

Popüler serinin 4. halkası Bridget Jones Onun İçin Çıldırıyor (Bridget Jones: Mad About The Boy), romantik komedi hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

Michael Morris'in yönettiği ve Helen Fielding'in 2013 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan film, izleyicisine hem nostalji hem de yenilik vaat ediyor. 

Renée Zellweger, Hugh Grant, Colin Firth ve Emma Thompson gibi yıldız oyuncuların önceki rollerine dönmesi, serinin klasik cazibesini koruyacağına işaret ediyor. Özellikle Firth'ün Mark Darcy rolüyle bu kez bir "hayalet" olarak geri dönmesi fikri, hikayeye ilginç bir dokunuş katacak gibi görünüyor.

Yeni karakterler arasında Oscar adayı Chiwetel Ejiofor ve One Day'le yıldızı daha da parlayan Leo Woodall'ın yer alması, seriyi gençleştirirken dinamik bir enerji de ekliyor.

Bridget Jones Onun İçin Çıldırıyor'un vizyon zamanlaması da manidar: Romantik komedi, 14 Şubat'ta gösterime girecek.

Mickey 17

Robert Pattinson, Bong Joon-ho'nun bilimkurgu filminde uzay yolcusu Mickey 17 rolünde izleyicilerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Edward Ashton'ın 2022 tarihli Mickey7 romanından uyarlanan Mickey 17, bilimkurgu ve kara komediyi buluştururken insanlığın uzak bir buz dünyası olan Niflheim'ı kolonileştirme çabalarını anlatıyor. 

Hikaye, "harcanabilir" bir çalışan olan Mickey Barnes'ın ölümden sonra yeniden dirilen klonları arasında yaşanan gerilim ve kimlik mücadelesine odaklanıyor. 

Bong Joon-ho'nun Parazit (Parasite) ve Snowpiercer gibi yapımlarındaki benzersiz tarzı, 150 milyon dolarlık bütçeyle çekilen Mickey 17 için büyük bir beklenti yaratıyor.

Romanın varoluşsal ve etik sorularını, Bong'un karakter odaklı yönetmenlik anlayışıyla nasıl ele alacağı merak uyandırıyor. Ödüllü yazar Charles Yu'nun katkılarıyla zenginleşen senaryo, bilimkurgu türüne özgün bir dokunuş sunma potansiyeline sahip. 

Başroldeki Pattinson'a Naomi Ackie, Steven Yeun, Toni Collette ve Mark Ruffalo gibi yıldız isimler eşlik ediyor.

Vizyon tarihi defalarca değişen film, Türkiye'deki sinemaseverlerle 18 Nisan'da buluşacak.

F1 

Formula 1 dünyasını merkezine alan spor ve aksiyon filmi F1, Brad Pitt, Damson Idris, Kerry Condon, Javier Bardem ve Tobias Menzies gibi yıldızları bir araya getiriyor.

Yönetmen koltuğunda Top Gun: Maverick ve Korkusuzlar (Only the Brave) gibi yapımlara da imza atan Joseph Kosinski'nin otuduğu film, emekli bir F1 pilotunun genç bir yeteneğe akıl hocalığı yapma hikayesini anlatıyor. 

Aksiyon filmi, gerçek F1 sürücüleri ve takımlarının yanı sıra ikonik pistlerde çekilen sahnelerle türün meraklıları tarafından uzun süredir merakla bekleniyor. 

F1'de merak uyandıran detaylardan biri de bugüne dek dokunduğu her filmi güzelleştiren efsanevi besteci Hans Zimmer'in müzikleri. 

300 milyon dolarlık bütçesiyle epey iddialı olan F1, yalnızca aksiyon ve dramayı değil, aynı zamanda sporun duygusal yönlerini de ele almayı hedefliyor. Filmde yer alan profesyonel sürücüler arasında Esteban Ocon ve Carlos Sainz de yer alıyor.

27 Haziran'da vizyona girecek F1, Formula 1 meraklıları ve sinema tutkunları için yılın en heyecan verici projelerinden biri olarak öne çıkıyor. F1, sinemalardan sonra Apple TV+'ta da yayına girecek.

Lewis Hamilton'ın da filmin yapımcıları arasında yer aldığını hatırlatalım.

Mission: Impossible - Son Hesaplaşma

Görevimiz Tehlike serisinin 8. filmi Mission: Impossible - Son Hesaplaşma (Mission: Impossible - The Final Reckoning), aksiyon ve casusluk türünün sınırlarını bir kez daha zorlamaya hazırlanıyor. 

Tom Cruise meşhur casus Ethan Hunt rolünde sinemaseverlerin karşısına çıkarken ona Hayley Atwell, Ving Rhames ve Simon Pegg gibi isimler eşlik ediyor. Cruise'un dublör kullanmadan çektiği çılgın aksiyon sahneleri Son Hesaplaşma için beklentileri şimdiden arşa çıkarıyor.

Yönetmen koltuğunda Christopher McQuarrie'nin oturduğu filmin çekimlerinin Norveç, Güney Afrika ve Malta gibi büyüleyici lokasyonlarda gerçekleşmesi, Son Hesaplaşma'nın görsel açıdan yine etkileyici bir deneyim sunacağının sinyallerini veriyor. 

Colin Kittridge ve Erika Sloane gibi eski karakterlerin dönüşü, serinin nostaljik tarafını güçlendirirken, Angela Bassett'ın ABD Başkanı olarak rol alması hikayeye politik bir derinlik katıyor. 

400 milyon dolarlık dev bütçeli filmin ismi olarak Son Hesaplaşma'nın seçilmesi, Ethan Hunt için bir dönemin sonu gibi görünse de Cruise'un seriye devam etme isteği, gelecekte daha fazla macera ihtimaline açık kapı bırakıyor. 

23 Mayıs'ta izleyiciyle buluşacak filmin, yılın gişe canavarlarından biri olacağına şimdiden kesin gözüyle bakılıyor.

Ballerina

2025, Keanu Reeves'in meşhur suikastçısı John Wick'i özleyenler için sıcak bir kucaklaşma vaat ediyor. 

John Wick evreninde geçen Ballerina, ailesinin ölümünden sorumlu katilleri birer birer öldürmeye ant içmiş genç bir suikastçının intikam arayışını anlatıyor.

Ana de Armas'ın başrolde yer aldığı film, karakter odaklı bir hikayeyle dövüş sanatlarının estetiğini birleştiriyor. 

Len Wiseman'ın yönetmenliği ve Chad Stahelski'nin aksiyon sahnelerine katkıları, serinin benzersiz koreografisine yeni bir boyut katmayı amaçlıyor.

Reeves ve Ian McShane gibi tanıdık yüzlerin geri dönüşü, John Wick evreniyle köprü kurarken 2023'te aramızdan ayrılan usta aktör Lance Reddick'in son performansı, filme duygusal bir ağırlık ekliyor. 

The Walking Dead'in sevilen karakteri Daryl'a hayat veren Norman Reedus'ın da rol aldığı filmin defalarca ertelenmesi ve tekrarlanan çekimler, beklentileri yükseltirken bazı endişeleri de beraberinde getiriyor. 

Eğer işler yolunda giderse Ballerina, hem seriye aşina olanlar hem de bağımsız bir aksiyon hikayesi arayanlar için ideal bir film olabilir. Peki bunu ne zaman öğrenebileceğiz? 6 Haziran'da...

28 Yıl Sonra

28 Yıl Sonra (28 Years Later), Danny Boyle'un yeniden yönetmen koltuğuna oturduğu ve Alex Garland'ın kaleminden çıkan hikayeyle devam ediyor. Başrollerde Jodie Comer, Aaron Taylor-Johnson ve Ralph Fiennes'in yer aldığı 28 Yıl Sonra'da, ilk filmin Oscarlı yıldızı Cillian Murphy de Jim rolüyle dönüyor.

Hikaye, Öfke virüsünün dünyayı mahvetmesinden neredeyse 30 yıl sonra, bir adada hayatta kalmaya çalışan bir grubun mücadelesini ve karanlık sırları keşfetme yolculuğunu işliyor.

Boyle ve Garland'ın seriye dönüşü, korku hayranları için nostaljik bir heyecan yaratırken, ikilinin dehası hesaba katıldığında yenilikçi yönler de ekleyecek gibi görünüyor.

Kuzey Britanya'nın karanlık ve melankolik doğası, filmin atmosferini tamamlayarak gerçekçi bir kıyamet sonrası manzara sunuyor. 

iPhone'la çekilen film, hem serinin sadık hayranları hem de yeni izleyiciler için heyecan verici.

28 Yıl Sonra, ilk filmin gösterime girmesinden 23 sene sonra, 20 Haziran'da vizyonda.

Jurassic World: Rebirth

Jurassic World: Rebirth, bilimkurgu ve aksiyonu bir araya getirerek, 6 milyar dolarlık gösterişli seriyi yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. 

Yönetmenliğini İstila (Monsters) ve Godzilla'yla tanınan Gareth Edwards'ın üstlendiği film, izleyicileri tropik bölgelerde geçen, hem görsel hem de duygusal olarak etkileyici bir maceraya sürüklüyor. 

sadfrgt
Filmin senaryosu, 1993 yapımı ilk Jurassic Park'ın senaryosunu da yazan David Koepp imzasını taşıyor (Universal Pictures)

Scarlett Johansson, Mahershala Ali ve Jonathan Bailey'nin liderliğindeki güçlü oyuncu kadrosu, hikayeye derinlik katmayı vaat ediyor. 

Film, insanlık için hayati öneme sahip bir ilaç üretmek adına, dinozorların genetik materyalini toplama görevini merkeze alıyor. 

Serinin önceki halkalarından bağımsız şekilde ilerleyen Rebirth, ilk Jurassic Park'ın bilimsel doğruluğu ve atmosferine dönüş yapmayı hedefliyor. 

Edwards'ın yönetmenlik tarzı ve çekim yapılan egzotik lokasyonların görsel ihtişamı güçlendireceği tamin ediliyor. 

Filmin, eleştirmenlerden olumsuz yorumlar alan 2022 yapımı Jurassic World: Hakimiyet'ten (Jurassic World: Dominion) sonra seriye itibar kazandırması amaçlanıyor. 

Önceki filmlerin yıldızlarını barındırmayan yeni hikaye, seriye taze bir soluk getirecek. 

Jurassic World: Rebirth, Türkiye'de ABD'den iki gün sonra, 4 Temmuz'da gösterime girecek. 

Superman

James Gunn, Superman'i yeniden başlattığı DC Evreni'nin bir parçası olarak bir kez daha beyazperdeye getiriyor. David Corenswet'in Clark Kent/Superman rolünde izleyicilerin karşısına çıkacağı film, görsel olarak etkileyici bir atmosfer sunmayı vaat ediyor. 

Rachel Brosnahan ve Nicholas Hoult gibi isimlerin de rol aldığı film, pratik efektler ve modern IMAX kameralarıyla çekilerek sinematik kaliteyi üst düzeye çıkarıyor.

DC Evreni'nin yeni dönemine güçlü bir başlangıç yapmayı hedefleyen Gunn, önceki projelerinde olduğu gibi mizah, aksiyon ve duygusal derinliği harmanlayarak, izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunmak istiyor.

All-Star Superman çizgi roman serisinden ilham alan yapım, kahramanımızın "süperköpeği" Krypto gibi sevilen yan karakterleri de seriye katıyor.

Hasılat rekorları kırması beklenen Superman, 11 Temmuz'da vizyona girecek.

Wicked: For Good

Broadway uyarlaması Wicked şu sıralar gişe rekorlarını altüst ederken, ilk filme bayılanlar şimdiden ikinci kısım için sabırsızlanmaya başladı bile. 

Jon M. Chu'nun yönettiği Wicked: For Good, Oz Diyarı'nın büyüleyici dünyasına güçlü bir dönüş yapmayı vaat ediyor. Winnie Holzman'la Dana Fox'un kaleme aldığı senaryo, Wicked sahne müzikalinin ikinci perdesine sadık kalırken hikayeyi daha derinlemesine keşfetmek için genişletilmiş. 

j7u8kı9l
Wall Street Journal yazarı Kyle Smith, Cynthia Erivo (solda) ve Ariana Grande'nin (sağda) performanslarını övdüğü incelemesinde Wicked için "yılın en eğlenceli filmi" ifadesini kullanıyor (Universal Studios)

Cynthia Erivo ve Ariana Grande, sırasıyla Elphaba ve Glinda'ya hayat verirken onlara Game of Thrones'un yıldızı Peter Dinklage ve Oscar ödüllü Michelle Yeoh gibi isimler eşlik ediyor.

Devam filmi, ilkinde olduğu gibi Broadway müzikalinin unutulmaz şarkılarının ve dramatik dönüm noktalarının eksiksiz bir şekilde aktarılmasını hedefliyor. 

Wicked: For Good, 21 Kasım'da izleyiciyle buluşacak.

Avatar: Fire And Ash

James Cameron, bu yılın sonunda bir kez daha sinemaseverleri Avatar'ın büyülü dünyasında kaybolmaya davet ediyor. 

Avatar: Fire and Ash, Cameron'ın vizyonunu ve sinematik yenilikçiliğini bir kez daha sergileyen epik bir bilimkurgu olarak öne çıkıyor. İlk iki filmin başarılarına dayanarak seriyi ileri taşıyan yapım, Pandora'nın büyüleyici dünyasını ve karakterlerini daha derinlemesine keşfetmeyi vaat ediyor.

scwfergt
Avatar: Fire And Ash için yeni konsept çizim, kasımda gerçekleşen Brezilya D23 etkinliğinde açıklandı (Dylan Cole)

Sam Worthington ve Zoe Saldaña'nın yanı sıra Sigourney Weaver ve Stephen Lang gibi yıldızlar da serinin üçüncü filmi için geri dönüyor. 

Yıllar süren prodüksiyon süreci ve 9 kez ertelenen vizyon tarihi beklentiyi artırırken, filmin kalitesine olan inancı da pekiştiriyor. Pandora'nın hikayesini yalnızca görsel değil, aynı zamanda duygusal açıdan da derinleştiren bu üçüncü film, serinin gelecekteki iki devam halkası için sağlam bir temel oluşturacak.

İlk iki filmin gişe başarıları göz önüne alındığında, Avatar: Fire and Ash'in sinema tarihine damga vurması kaçınılmaz görünüyor.

Avatar serisinin sabırsızlıkla beklenen yeni halkası, 19 Aralık'ta sinemalarda gösterime girecek.



Meryl Streep yeni Narnia filminde Aslan'ı seslendirecek

C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
TT

Meryl Streep yeni Narnia filminde Aslan'ı seslendirecek

C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)

Greta Gerwig, C.S. Lewis'in fantastik serisinden uyarlayacağı yeni Narnia filminde Meryl Streep'le yeniden bir araya geliyor. İkili daha önce Küçük Kadınlar'da (Little Women) birlikte çalışmıştı.

Streep, Narnia'nın gizemli dünyasını yaratan kudretli aslan Aslan'ı seslendirecek.

Empire'a film hakkında bir kapak röportajı veren Gerwig, Streep'i neden seçtiğini şu sözlerle anlattı:

Derinlikli ama gösterişten uzak, ağırlığı olan ama kasvetli bir ciddiyete hapsolmayan birini istiyordum. Derinliği ve hüznü yansıtabildiği kadar neşe ve coşkuyu da hissettirebilecek birini arıyordum. 70 yaşın üzerinde, hayat tecrübesinin kazandırdığı bilgeliğe sahip ama aynı zamanda bir çocuğun katıksız merakını taşıyabilen biri olmalıydı. Tabii bir de gelmiş geçmiş en büyük oyunculardan biri olması gerekiyordu. Bütün bu nitelikleri taşıyanların sayısı pek fazla değil.

Aslan'ın görünümünde David Bowie etkisi

Gerwig'e göre David Bowie, yeni filmde farklı renklerde gözlere ve yüzünde kırmızı bir çizgiye sahip olacak Aslan'ın görünümüne ilham verdi. Bowie'nin etkisi filmin genel ruhuna da yansıdı.

Filmin görkemli ve sürükleyici olmasını, izleyiciye adeta bir rock operasındaymış hissi vermesini istediğini söyleyen yönetmen, müzikle kurduğu bağı şu sözlerle anlattı:

David Bowie hayatımı kurtardı. Paul McCartney hayatımı kurtardı. David Gilmour, Pete Townshend, Jimmy Page, Robert Plant... Hepsi hayatımı kurtardı. Onların müziğini dinlediğimde içimde, her şeyin yoluna gireceğine dair güçlü bir his belirirdi.

Gerwig, rock müzikle Narnia arasında kurduğu bağı da şöyle anlattı:

Narnia kelimenin tam anlamıyla müzikten yaratılmış bir dünya. Aslan'ın şarkısıyla hayat bulan bu evreni düşündüğümde, rock 'n' roll bana tam da müzikten doğmuş bir dünyayı çağrıştırıyor.

Gerwig'den Barbie sonrası görkemli dönüş

Narnia: Büyücünün Yeğeni (Narnia: The Magician's Nephew), Gerwig'in gişe rekorları kıran ve Oscar kazanan Barbie'nin ardından çekeceği yeni büyük bütçeli yapım olacak.

Film, C.S. Lewis'in ünlü fantastik serisinin başlangıç öyküsünü ve Narnia'nın nasıl yaratıldığını anlatıyor.

Oyuncu kadrosunda David McKenna, Beatrice Campbell, Daniel Craig, Emma Mackey, Carey Mulligan ve Ciarán Hinds de yer alıyor.

Başlangıçta 2026'daki Şükran Günü döneminde gösterime girmesi planlanan Narnia: Büyücünün Yeğeni, 12 Şubat 2027'de sinemalarda izleyiciyle buluşacak, 2 Nisan'da ise Netflix'te yayımlanacak.

Independent Türkçe, Variety, Empire


Netflix bir dizinin daha fişini çekti

Sweet Magnolias, Amerika'nın güneyindeki Serenity adlı küçük bir kasabada yaşayan, liseden beri yakın arkadaş üç kadının hayatını, dostluklarını, aşklarını ve kariyer mücadelelerini anlatıyordu (Netflix)
Sweet Magnolias, Amerika'nın güneyindeki Serenity adlı küçük bir kasabada yaşayan, liseden beri yakın arkadaş üç kadının hayatını, dostluklarını, aşklarını ve kariyer mücadelelerini anlatıyordu (Netflix)
TT

Netflix bir dizinin daha fişini çekti

Sweet Magnolias, Amerika'nın güneyindeki Serenity adlı küçük bir kasabada yaşayan, liseden beri yakın arkadaş üç kadının hayatını, dostluklarını, aşklarını ve kariyer mücadelelerini anlatıyordu (Netflix)
Sweet Magnolias, Amerika'nın güneyindeki Serenity adlı küçük bir kasabada yaşayan, liseden beri yakın arkadaş üç kadının hayatını, dostluklarını, aşklarını ve kariyer mücadelelerini anlatıyordu (Netflix)

Netflix, sevilen drama dizisi Sweet Magnolias'ı 5. sezonunun ardından iptal etti. Ancak dizinin yaratıcısı ve başrol oyuncularından biri, platform için geliştirilen yeni bir projede yeniden bir araya geliyor.

Sherryl Woods'un romanlarından uyarlanan Sweet Magnolias'ın iptal edildiği, 5. sezonun prömiyerinden üç ay sonra açıklandı.

İzlenme oranları hem dünya genelinde hem de ABD'de gerileyen dizinin 5. sezonu, Netflix'in kendi verilerine göre İngilizce dizilerin küresel ilk 10 listesinde üç hafta, reyting ölçüm şirketi Nielsen'ın ABD sıralamalarında ise 4 hafta kalabildi.

JoAnna Garcia Swisher, Brooke Elliott ve Heather Headley dizide, hayatın bütün iniş çıkışlarını birlikte göğüsleyen üç eski dostu canlandırıyordu.

Sweet Magnolias ekibinden yeni dizi

Sweet Magnolias'ın dizi sorumlusu Sheryl J. Anderson'la oyuncu JoAnna Garcia Swisher, Lauren Edmondson'ın romanından uyarlanacak Ladies of the House'un yapımcıları arasında yer alacak. Swisher'ın dizinin oyuncu kadrosunda da bulunması bekleniyor.

Resmi özete göre dizi, bir şarap imalathanesinin sahibi olan aileye odaklanıyor. İşletme sahibinin beklenmedik ölümünün ardından eşi ve iki yetişkin kızı, aile işletmesiyle, akrabalarıyla ve hayatlarındaki erkeklerle ilgili sorunların üstesinden gelebilmek için önce kendi aralarındaki meseleleri çözmek zorunda kalıyor.

Anderson dizinin sorumluluğunu ve yönetici yapımcılığını üstlenecek; Swisher ve Kate Gordon ise yapımcı olarak görev yapacak.

Yeni proje hakkında konuşan Anderson, "JoAnna ve Netflix'le bu yeni yolculuğa çıkmaktan büyük heyecan duyuyorum" diyerek ekledi:

Jo romanı benimle paylaştığında, aile, dostluk ve aşkın karmaşasıyla mücadele eden üç kadının hikayesinden nasıl bir dizi çıkabileceğini hemen gördüm. Richardson ailesinin kadınlarını ve onların dünyasını, dünyanın dört bir yanındaki Netflix izleyicileriyle buluşturmak için sabırsızlanıyorum.

Garcia Swisher ise duygularını şu sözlerle dile getirdi:

Olağanüstü Sheryl Anderson'la birlikte kadınları merkeze alan anlamlı hikayeler anlatmayı sürdürmekten büyük heyecan duyuyorum. Bu projeyi yapım şirketimiz Rolling Clover ve Black Label'daki harika ortaklarımızla hayata geçirecek olmak da mutluluğumu artırıyor. Netflix 7 yıldır yaratıcı anlamda kendimi evimde hissettiğim yer. Bu hikayeyi anlatmak için daha iyi bir platform veya ekip hayal edemezdim.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, TheWrap, Variety


100 bin kişilik araştırma: Uykunun kalitesi mi yoksa süresi mi önemli?

Bir uyku araştırmasında yer alan bir katılımcı (York Üniversitesi Uyku Laboratuvarı/Eurekalert)
Bir uyku araştırmasında yer alan bir katılımcı (York Üniversitesi Uyku Laboratuvarı/Eurekalert)
TT

100 bin kişilik araştırma: Uykunun kalitesi mi yoksa süresi mi önemli?

Bir uyku araştırmasında yer alan bir katılımcı (York Üniversitesi Uyku Laboratuvarı/Eurekalert)
Bir uyku araştırmasında yer alan bir katılımcı (York Üniversitesi Uyku Laboratuvarı/Eurekalert)

Yaklaşık 100 bin kişiyi kapsayan geniş çaplı bir araştırma, yalnızca ne kadar uyuduğumuzun değil, nasıl uyuduğumuzun da ilerleyen yaşlarda düzinelerce hastalığa yakalanma riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Daha önceki araştırmalar, günde 6 ila 8 saat uyumanın diyabet ve kalp hastalığı dahil çeşitli sağlık sorunlarına yakalanma riskini azalttığını ortaya koyuyor.

Ancak belirli uyku evrelerinin ve gerçek hayattaki uyku düzenlerinin sağlık çıktılarıyla nasıl bir ilişkisi olduğu büyük ölçüde belirsizliğini koruyordu. Bunun başlıca nedeni, çoğu çalışmada katılımcıların beyanına dayalı uyku ölçümlerini kullanması. Bu ölçümler genellikle nesnel değerlendirmelerle düşük düzeyde örtüştüğünden, günlük yaşamdaki uyku düzenlerini doğru biçimde yansıtmak zorlaşıyor.

Çin'in Pekin Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu sorunu aşmak için UK Biobank veri tabanındaki 95 bin 559 kişinin sağlık verilerini analiz etti. Birleşik Krallık'ta oluşturulan bu veri tabanı, yaklaşık 500 bin gönüllünün biyolojik, genetik ve yaşam tarzına ilişkin bilgilerini içeriyor. Çalışmaya dahil edilen kişiler, üst üste 7 gün ve gece boyunca bileklerine ivmeölçer taktı.

Araştırmacılar, REM, derin uyku ve hafif uyku gibi her bir uyku evresinin süresinin yanı sıra toplam uyku süresini, ilk uykuya dalmadan sonra uyanık geçirilen vakti ve geceden geceye değişen uyku düzensizliklerini analiz etti.

Bilim insanları, her bir katılımcıyı ortalama 9 yıl boyunca takip ederek sağlık kayıtlarında binden fazla hastalık çıktısıyla bağlantılar olup olmadığına baktı.

Araştırmacılar, REM uykusunun daha uzun sürmesinin, kalp yetmezliği, demans ve Parkinson da dahil 83 hastalığa yakalanma riskinin azalmasıyla ilişkilendirildiğini saptadı.

Derin uykunun daha uzun sürmesi, tip 2 diyabet ve klinik depresyonun da aralarında bulunduğu 7 rahatsızlığın riskinin düşmesiyle bağlantılıydı.

Diğer taraftan uyku düzensizliğinin ve ilk uykuya daldıktan sonra uyanık geçirilen sürenin artması, anksiyete ve madde kullanım bozuklukları gibi rahatsızlıkların riskinin artmasıyla ilişkilendirildi.

Araştırmacılar, düzenli olarak 6 ila 8 saat uyuyan katılımcıların çeşitli hastalıklarda en düşük riski taşıdığını belirtiyor. 5 saatten az uyuyan katılımcılar, klinik açıdan en hassas grubu oluşturuyor ve 37 sağlık sorununda daha güçlü bir ilişki gösteriyordu ancak 8 saatten fazla uyuyanlar da risk altındaydı.

dfrgthy
Uyku apnesi için kullanılan CPAP cihazı (Missouri Üniversitesi/Eurekalert)

Araştırmacılar, "Bu rahatsızlıkların çoğunda riskin en düşük görüldüğü uyku süresi, tam olarak 6-8 saat aralığında yoğunlaşıyordu" diye yazıyor.

Ancak araştırmacılar, bulguların sadece gözleme dayandığı ve uyku düzeninin hastalık riskine doğrudan neden olduğunu kanıtlamadığı uyarısında bulunuyor.

Çalışmada, "Bulgular, 6-8 saatlik uyku süresinin orta yaşlı ve yaşlı yetişkinlerde sağlık güvencesi rolü üstlendiğini destekleyen ek kanıtlar sunuyor; bu durum muhtemelen, uyku evrelerinin daha elverişli dağılımlarından kaynaklanıyor" ifadeleri yer alıyor.

6-8 saatlik bir uyku süresini korumak, çeşitli hastalıkların riskini etkin bir şekilde azaltabiliyor ve bu da sağlıklı yaşamı teşvik etme ve önleyici tıp çalışmalarına yeni öngörüler kazandırıyor.

Independent Türkçe