Covid'den sonra dünya yeni bir pandemiye hazır mı?

Koronavirüs pandemisi son olmayacak. (Reuters)
Koronavirüs pandemisi son olmayacak. (Reuters)
TT

Covid'den sonra dünya yeni bir pandemiye hazır mı?

Koronavirüs pandemisi son olmayacak. (Reuters)
Koronavirüs pandemisi son olmayacak. (Reuters)

İngiliz The Guardian gazetesi, yıllar önce Koronavirüs pandemisine maruz kalan dünya ülkelerinin yeni bir pandemiye karşı hazır olup olmadıklarını sorguladı.

Beş yıl önce dünya, Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve Covid-19 olarak bilinen gizemli grip benzeri bir hastalığın ilk raporlarını duydu.

Ardından gelen pandemi 14 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı, dünya çapında yaklaşık 400 milyon insanı uzun süre enfekte etti ve küresel ekonomiyi sarstı. Dünya liderleri başka bir pandemi için sorunun ‘Ya olursa?’ değil, ‘Ne zaman?’ olduğunu fark ettiler. Küresel sağlık sistemlerini güçlendirmek için birlikte çalışma sözü verdiler, ancak daha fazla küresel halk sağlığı tehdidi ve acil durum tespit edilmesine rağmen müzakereler 2024 yılında durdu.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığına göre, 2025 yılında yeni bir pandemi tehdidi ortaya çıkarsa, uzmanlar bunu bir öncekinden daha iyi idare edeceğimize ikna olmuş değil.

Tehditler neler?

Uzmanlar başka bir pandeminin kaçınılmaz olduğu konusunda hemfikir olsa da, ne olacağını, nerede olacağını ve ne zaman olacağını tahmin etmek imkansız.

Sık sık yeni sağlık tehditleri ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yetkilileri 2024 yılında Afrika'daki bir sıtma salgınını uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etti. Yıl sonunda uzman ekipler, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin ücra bir bölgesinde olası bir bilinmeyen hastalık salgınını araştırıyordu. Şu anda salgının sıtma ve yetersiz beslenmeyle şiddetlenen diğer hastalıklardan kaynaklandığına inanılıyor.

WHO Salgın ve Pandemi Hazırlığı ve Önleme Direktörü Maria Van Kerkhove, kuş gribi konusunda endişeli. Virüs insandan insana bulaşmıyor, ancak geçtiğimiz yıl insan enfeksiyonlarının sayısında artış yaşandı.

Kerkhove, özellikle influenzaya odaklanan uluslararası bir gözetim sistemi olsa da, ticaret ve tarım gibi insan ve hayvanların iç içe geçtiği sektörlerde gözetimin yeterince kapsamlı olmadığını belirtti.

Kerkhove, “Riskin doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi, ülkelerin bu örnekleri tespit etmesine, sıralamasına ve paylaşma konusundaki şeffaflığına bağlıdır” dedi.

csdfvegrt
Koronavirüs pandemisi insanlığa hiçbir şeyin fiziksel ve ruhsal sağlıktan daha önemli olmadığını öğretti. (Reuters)

Koronavirüs pandemisi dünya çapında sağlık sistemlerini ‘gerçekten sarstı’ ve bunu diğer sağlık krizlerinin uzun bir listesi izledi.

Kerkhove, “Mevsimsel grip yayılmaya başladı. Kolera, depremler, seller, kızamık, dang humması yaşadık. Sağlık sistemleri bu yükün altında çöküyor, sağlık iş gücümüz küresel olarak ağır darbe aldı, birçoğu travma sonrası stres bozukluğundan mustarip. Pek çok kişi öldü” ifadelerini kullandı.

Kerkhove, tehdidin hızlı bir şekilde tespit edilmesi için uzmanlık, teknoloji ve veri sistemleri söz konusu olduğunda dünyanın hiç bu kadar iyi bir konumda olmadığını söyledi.

Kerkhove, dünyanın birçok ülkesinde genişletilmiş genomik dizileme kabiliyetleri, tıbbi oksijene erişimin iyileştirilmesi ve enfeksiyon önleme ve kontrolünün Koronavirüs pandemisinden sonra ‘gerçekten büyük kazanımlar’ olmaya devam ettiğini belirtti. Bu da dünyanın bir sonraki pandemiye hazır olup olmadığı sorusuna verdiği yanıtın ‘Hem evet hem hayır’ olduğu anlamına geliyor.

Kerkhove sözlerini şöyle sürdürdü: “Öte yandan savaş, iklim değişikliği, ekonomik ve siyasi krizler bağlamında Covid ve diğer hastalıklarla yaşadığımız zorluklar ve travma nedeniyle, başka bir pandemiyle başa çıkmaya hiç hazır olmadığımızı düşünüyorum. Dünya beni televizyonda bir sonraki krizin ufukta olduğunu söylerken duymak istemiyor. Halk sağlığı dünyası, sürekli bir hazırlık durumunda kalmak için çalışan ülkelerden ziyade, politik, finansal ve yatırım ilgisi için mücadele ediyor. Uzun vadeli çözüm, bu yatırım seviyesini doğru ayarlamak ve sistemin kırılgan olmadığından emin olmaktır.”

Pandemiye hazırlanmak için gerekli fonlar mevcut mu?

Ruanda Sağlık Bakanı Dr. Sabin Nsanzimana, 2024 yılında kendisini iki büyük salgınla uğraşırken buldu: Afrika'nın halk sağlığı acil durumu ve ülkesinde 66 Marburg virüsü vakası.

Nsanzimana, 2022 yılında yoksul ülkelerin yeni ortaya çıkan salgın tehditlerine karşı hazırlanmalarına yardımcı olmak üzere bir fon mekanizması olarak kurulan Pandemi Fonu'nun yönetim kurulunun eş başkanlığını yürütüyor.

Bir sonraki pandeminin 2025'te ortaya çıkması ihtimali üzerine uyarıda bulunan Nsanzimana, “Ne yazık ki dünya buna hazır değil. Covid halk sağlığı acil durumunun geçen yıl sona ermesinden bu yana, birçok siyasi lider dikkatlerini ve kaynaklarını başka zorluklara yöneltti. İhmal döngüsü dediğimiz, insanların bir pandeminin insan yaşamları ve ekonomiler için ne kadar maliyetli olduğunu unuttuğu ve derslerini dikkate almadığı bir döngü içine giriyoruz” ifadelerini kullandı.

Nsanzimana, Pandemi Fonu'nun ‘misyonunu yerine getirmek için acilen daha fazla kaynağa ihtiyacı olduğunu’ belirtti.

WHO 2022 yılında, gelecekteki uluslararası iş birliği için güçlü bir temel sağlayacak yeni bir pandemi anlaşması üzerinde müzakerelere başladı. Ancak görüşmeler 2024'teki yıllık Dünya Sağlık Asamblesi'nin ilk son tarihine kadar bir sonuca ulaşamadı ve müzakereciler şimdi bu yılki toplantı için bir son tarih belirlemeyi hedefliyor.

efrgt
Koronavirüs pandemisi pek çok algıyı ve alışkanlığı değiştirdi. (EPA)

Diğer yandan London School of Economics Sağlık Politikası Bölümü'nden Dr. Clare Wenham şunları söyledi: “Görüşmeler şu ana kadar ülkeler arasındaki güven sorununu daha da arttırdı. ‘Patojenlere erişim ve fayda paylaşımı’ konusunda bir anlaşma olmadığı gibi, yoksul ülkelerin gelecekteki bir pandemiye karşı, bu tedavilerin oluşturulmasına olanak tanıyacak numune ve verileri sağlamaları karşılığında tedavi ve aşılara erişebileceklerinin garantisi de yok.

Araştırmalar, Covid-19 salgını sırasında aşılara daha eşit erişimin bir milyondan fazla hayat kurtarabileceğini gösteriyor.

Wenham, “Hükümetler birbirlerinden çok uzakta ve kimse geri adım atmaya niyetli değil” ifadesini kullandı.

WHO'nun hükümetler arası müzakere organının eş başkanı Anne-Claire Amprou ise “Anlamlı bir pandemi anlaşmasına ihtiyacımız var” dedi.



Yapay zekâ, Suudi Arabistan’daki girişim sermayesi yatırımlarının çehresini değiştiriyor

‘Yapay zekâ’ ibaresi, bir klavye ve robot ellerinin yer aldığı bir illüstrasyon (Reuters)
‘Yapay zekâ’ ibaresi, bir klavye ve robot ellerinin yer aldığı bir illüstrasyon (Reuters)
TT

Yapay zekâ, Suudi Arabistan’daki girişim sermayesi yatırımlarının çehresini değiştiriyor

‘Yapay zekâ’ ibaresi, bir klavye ve robot ellerinin yer aldığı bir illüstrasyon (Reuters)
‘Yapay zekâ’ ibaresi, bir klavye ve robot ellerinin yer aldığı bir illüstrasyon (Reuters)

Suudi Arabistan, girişim sermayesi yatırımlarında bölgesel liderliğini pekiştirmek için hızlı adımlar atıyor. Ülkedeki girişim şirketlerini destekleyen yatırımcı sayısı yüzde 38’lik rekor artışla 194’e yükselirken, bu büyümede uluslararası yatırımcı katılımının yüzde 65 artması etkili oldu.

Bu ivmeyi yansıtan önemli bir gelişme olarak, 2,3 milyar dolar büyüklüğünde varlığı yöneten küresel yatırım şirketi 500 Global’in Yönetici Ortağı Emel Duhan, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamalarda Suudi Arabistan’ın yeni yatırım haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duhan, yapay zekâ teknolojilerinin artık yalnızca ‘ek bir avantaj’ olmaktan çıktığını, iş modellerini yeniden şekillendiren ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayan temel araç haline geldiğini belirterek, bunun bölgede yeni milyar dolarlık şirketlerin ortaya çıkmasının önünü açacağını ifade etti.

Duhan, 29-30 Haziran tarihlerinde Riyad’da düzenlenen Global AI Show 2026 kapsamında yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın yatırımcıların aradığı birçok unsuru bir arada sunduğunu söyledi. Duhan, ülkenin inovasyonu destekleyen güçlü devlet politikaları, yüksek dijital farkındalığa sahip nüfusu, sermaye erişimi ve ekonomiyi çeşitlendirmeye yönelik iddialı hedefleri sayesinde yatırım açısından benzersiz bir konuma sahip olduğunu vurguladı.

cdfv df
500 Global’in Yönetici Ortağı Emel Duhan (Şarku’l Avsat)

Ayrıca, Suudi Arabistan pazarını daha cazip kılan unsurun yalnızca yeni teknolojilerin benimsenmesindeki genişleme olmadığına dikkat çekti. Duhan, aynı zamanda birçok ekonomik sektörde iş modellerinin eş zamanlı olarak yeniden şekillendiğini belirterek, bunun girişimcilere piyasalarını sadece geliştirmekle sınırlı kalmadan, onları yeniden tanımlayabilecek şirketler kurma imkânı sunduğunu ifade etti.

Yapay zekâya bahis

Duhan, bölgedeki bir sonraki teknoloji milyarderi şirket dalgasının, Suudi Arabistan’ın stratejik öncelik taşıyan sektörlerinde ortaya çıkacağını öngördü. Bu alanlar arasında yapay zekâ destekli kurumsal yazılımlar, finansal teknoloji altyapısı, sağlık teknolojileri, lojistik ve tedarik zinciri teknolojileri, iklim ve enerji teknolojileri, endüstriyel teknolojiler ile kamu kurumları ve büyük ölçekli kuruluşların dijital dönüşümünü destekleyen platformlar yer alıyor.

Duhan ayrıca, 500 Global’in odağını yalnızca ürünlerine yapay zekâyı bir özellik olarak ekleyen girişimlerden ziyade, bu teknolojinin benimsenmesi için gerekli altyapıyı geliştiren şirketlere kaydırdığını belirtti. En yüksek değerlemeye ulaşacak şirketlerin ise özel veriye sahip olanlar, temel iş akışlarını yönetenler veya yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte değeri artan dağıtım kanallarını kontrol edenler olacağını vurguladı.

Sürdürülebilir rekabet avantajı

Girişim şirketlerinin ekonomik verimliliklerini artırma kapasitesine ilişkin olarak Duhan, müşteri edinme maliyetini düşürmenin yalnızca pazarlama harcamalarını azaltmakla sağlanamayacağını, bunun yerine şirket büyüdükçe müşteriye erişimi daha verimli hâle getiren sistemler kurmakla mümkün olduğunu açıkladı. Duhan, yapay zekâ ve otomasyonun müşteri hedeflemesini ve müşteri adaylarının nitelendirilmesini iyileştirdiğini, hizmetlere katılım süreçlerini kolaylaştırdığını ve müşteri elde tutma oranlarını artırdığını belirterek, bunun pazarlama harcamalarını artırmaya dayalı bir büyüme modelinden ziyade dönüşüm oranlarını yükselten bir yaklaşım sunduğunu ifade etti.

Teknolojinin tek başına artık sürdürülebilir bir rekabet avantajı oluşturmadığını vurgulayan Duhan, yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte üstünlüğün giderek daha fazla özel müşteri verisine ve içgörüye sahip olmaya, marka güveni oluşturmaya ve güçlü dağıtım kanalları geliştirmeye bağlı hale geldiğine dikkat çekti.

Duhan ayrıca, en güçlü şirketlerin yalnızca müşteri edinme maliyetini düşürmeye odaklananlar olmadığını, bunun yerine müşteri yaşam boyu değeri ile müşteri edinme maliyeti arasında dengeli bir yapı kurabilen şirketler olduğunu söyledi. Bu şirketlerin her müşteri etkileşimini ürünü geliştiren, kullanıcı deneyimini iyileştiren ve gelecekte müşteri edinme maliyetlerini düşüren veriye dönüştürdüğünü, böylece rakipler tarafından kopyalanması zor bir rekabet avantajı oluşturduğunu ifade etti.

Büyüme verimliliği

Ölçeklenebilirlik konusuna ilişkin olarak Duhan, girişim sermayesi yatırımcılarının, müşteri tabanını ve pazarını büyütebilirken gelirleri, operasyonel giderlerden daha hızlı artırabilen şirketlere odaklandığını belirtti. Bu yaklaşım, iş hacmi genişlerken maliyetlerin aynı oranda artmaması anlamına geliyor.

Duhan, yatırımcıların büyümesini çalışan sayısındaki artışa dayandıran şirketler yerine, ölçeklenebilir operasyon sistemleri kuran girişimcileri tercih ettiğini ifade etti. Müşteri hizmetleri, uyum süreçleri ve raporlama gibi tekrar eden iş süreçlerinin erken aşamalarda gözden geçirilerek otomasyona geçirilmesinin önemine dikkat çekti.

Bu hedefe ulaşmanın, daha başlangıç aşamasında ölçeklenebilir bir teknoloji altyapısına yatırım yapılmasını gerektirdiğini vurgulayan Duhan; güçlü veri altyapısı, API tabanlı mimari ve modern bulut sistemlerinin bu yapının temel unsurları olduğunu söyledi. Bu sayede şirketlerin, çalışan sayısını veya operasyonel yapıyı paralel biçimde büyütmeden binlerce ek müşteriye hizmet verebileceğini, bunun da iş büyüdükçe kârlılık marjlarının iyileşmesini sağladığını ifade etti.

Operasyonel esneklik ve risk yönetimi

Siber güvenlik konusunda ise Duhan, siber risklerin artık yalnızca bilgi teknolojileri departmanlarını ilgilendiren teknik bir mesele olmaktan çıktığını, şirketlerin değerlemesi ve yatırım çekme kapasitesini etkileyen temel unsurlardan biri haline geldiğini söyledi. Duhan, herhangi bir siber saldırı ya da sistemlerde yaşanacak uzun süreli bir kesintinin gelirleri, müşteri güvenini, düzenleyici uyumu ve yeni yatırım alma fırsatlarını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Şirketlerin veri ve yapay zekâ teknolojilerine bağımlılığının artmasının, güvenlik açıklarının ekonomik maliyetini de yükselttiğine dikkat çeken Duhan, bu nedenle siber güvenliğin yalnızca teknik bir gereklilik değil, kurumsal yönetim stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Duhan, yatırımcıların girişimcilerden siber güvenliği finansal denetim mekanizmalarına gösterdikleri disiplinle ele almalarını beklediğini vurguladı. Bunun; açık bir yönetişim yapısı oluşturmayı, düzenli güvenlik denetimleri gerçekleştirmeyi, felaket kurtarma planları hazırlamayı, erişim kontrolleri ve veri koruma önlemleri uygulamayı, ayrıca çalışanlara sürekli eğitim verilmesini ve sistemlerin kesintisiz izlenmesini kapsadığını söyledi.

Duhan, operasyonel dayanıklılığın başlı başına bir rekabet avantajına dönüştüğünü belirterek, müşterilerin, büyük şirketlerin ve yatırımcıların; şirketlerin siber güvenlik olaylarını hızla tespit etme, kontrol altına alma ve kısa sürede normale dönme kabiliyetine giderek daha fazla önem verdiğini, bunun da uzun vadede güveni güçlendirerek şirketlerin ekonomik değerini artırdığını ifade etti.


Bir dönemin fenomen dizisi 20 yıl sonra geri döndü

36 yaşındaki Amerikalı aktris Hayden Panettiere, Heroes'da vücudu hızla kendini iyileştirebilen ve fiziksel acı hissetmeyen liseli amigo kız Claire'e hayat vermişti (NBC)
36 yaşındaki Amerikalı aktris Hayden Panettiere, Heroes'da vücudu hızla kendini iyileştirebilen ve fiziksel acı hissetmeyen liseli amigo kız Claire'e hayat vermişti (NBC)
TT

Bir dönemin fenomen dizisi 20 yıl sonra geri döndü

36 yaşındaki Amerikalı aktris Hayden Panettiere, Heroes'da vücudu hızla kendini iyileştirebilen ve fiziksel acı hissetmeyen liseli amigo kız Claire'e hayat vermişti (NBC)
36 yaşındaki Amerikalı aktris Hayden Panettiere, Heroes'da vücudu hızla kendini iyileştirebilen ve fiziksel acı hissetmeyen liseli amigo kız Claire'e hayat vermişti (NBC)

Yayımlandığı dönemde "başyapıt" diye anılan, aradan geçen 20 yıla rağmen hayranlarının hâlâ geri dönmesi için imza kampanyaları düzenlediği fenomen dizi Heroes, 4 sezonuyla Netflix kütüphanesine eklendi.

İlk kez 2006'da izleyiciyle buluşan dizi, süper güçlere sahip olduklarını keşfeden sıradan insanların, dünyayı yaklaşan büyük bir felaketten kurtarmak için yollarının kesişmesini konu alıyor.

Heroes, kendi kendini iyileştirebilen ponpon kız Claire Bennett (Hayden Panettiere), zaman ve mekanı bükebilen Hiro Nakamura (Masi Oka), başkalarının güçlerini kopyalayabilen Peter Petrelli (Milo Ventimiglia) ve unutulmaz kötü karakter Sylar (Zachary Quinto) gibi televizyon tarihine geçen figürleri popüler kültüre kazandırmıştı.

Zirveden iptale uzanan hikaye

Dizinin ilk sezonu, ABD'de bölüm başına ortalama 14,3 milyon izleyiciye ulaşarak NBC'nin en çok izlenen drama yapımlarından biri olmuştu. Heroes ayrıca Emmy, Altın Küre ve BAFTA gibi prestijli ödüllerde de adaylıklar elde etmişti.

Ancak bu büyük çıkış uzun ömürlü olmadı. Reytinglerdeki sert düşüş ve yüksek prodüksiyon maliyetleri nedeniyle dizi, 2010'da yayımlanan 4. sezonun ardından iptal edildi. Bu karar, televizyon tarihinin en büyük hayal kırıklıklarından biri olarak gösteriliyor.

Hayranlar hâlâ geri dönüş istiyor

Yıllar içinde dijital platformlar sayesinde yeni bir izleyici kitlesi kazanan Heroes, sosyal medyada ve Reddit'te yeniden gündeme taşındı. Pek çok hayran, dizinin modern bir devam yapımı ya da yeniden çevrimi hak ettiğini savunuyor.

İnternette en çok öne çıkan yorumlardan biri şöyle:

Heroes'un ilk sezonu televizyon tarihinin en iyilerinden biri. Birbirinden bağımsız görünen karakterlerin hikayelerinin finalde kusursuz biçimde birleşmesini izlemek inanılmazdı. Sonraki sezonların aynı kaliteyi yakalayamaması ise büyük talihsizlik.

Bir başka hayran da dizinin süper kahraman türüne etkisini şu sözlerle anlatıyor:

İlk sezon yayımlandığında adeta oyunun kurallarını değiştirdi. Marvel'ın Avengers: Endgame'i ve Christopher Nolan'ın Kara Şövalye üçlemesinden sonra bile Heroes gibi ciddi ve karakter odaklı bir süper kahraman hikayesine yeniden ihtiyacımız var. Marvel, ne duruyorsun; Claire'i, Peter'ı ve Sylar'ı geri getir.

Bir başka izleyici ise dizinin sonraki yıllarda düşüş yaşadığını kabul ederken yeniden dönüş ihtimaline sıcak bakıyor:

İkinci sezondan sonra kalite düşmeye başladı ama yine de harika bir diziydi. Ana kadroyu yeniden bir araya getirmek zor olabilir ancak yeni oyuncularla çekilecek, serinin itibarını geri kazandıracak bir devam dizisini izlemeyi çok isterim.

Devam dizisi beklentileri karşılayamadı

NBC, 2015'te Jack Coleman (Noah Bennett), Sendhil Ramamurthy (Mohinder Suresh) ve Christine Rose'un (Angela Petrelli) geri döndüğü 13 bölümlük Heroes Reborn adlı diziyle seriyi yeniden canlandırmayı denedi.

Ancak yapım, ne eleştirmenlerden ne de hayranlardan beklenen ilgiyi görebildi ve ilk dizinin yarattığı etkiyi yakalayamadı.

Heroes'un 4 sezonu artık Netflix'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Metro, Collider, Manchester Evening News


The Pitt yıldızı Er Ryan'ı Kurtarmak'ı neden reddettiğini açıkladı

1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak, hayattaki son oğlu James Ryan'ı, üç oğlunu II. Dünya Savaşı'nda kaybeden annesinin evine döndürmek için başlatılan arama operasyonunu konu alıyordu (Paramount Pictures)
1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak, hayattaki son oğlu James Ryan'ı, üç oğlunu II. Dünya Savaşı'nda kaybeden annesinin evine döndürmek için başlatılan arama operasyonunu konu alıyordu (Paramount Pictures)
TT

The Pitt yıldızı Er Ryan'ı Kurtarmak'ı neden reddettiğini açıkladı

1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak, hayattaki son oğlu James Ryan'ı, üç oğlunu II. Dünya Savaşı'nda kaybeden annesinin evine döndürmek için başlatılan arama operasyonunu konu alıyordu (Paramount Pictures)
1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak, hayattaki son oğlu James Ryan'ı, üç oğlunu II. Dünya Savaşı'nda kaybeden annesinin evine döndürmek için başlatılan arama operasyonunu konu alıyordu (Paramount Pictures)

HBO'nun rekortmen acil servis dizisi The Pitt'le yeniden gündeme gelen Noah Wyle, yıllar önce sinema tarihinin kült yapımlarından Er Ryan'ı Kurtarmak'tan (Saving Private Ryan) teklif aldığını ancak rolü kabul edemediğini açıkladı.

55 yaşındaki Wyle, katıldığı Still Here Hollywood adlı podcast programında, teklif geldiğinde NBC'nin efsane dizisi ER'daki Dr. John Carter rolü nedeniyle yoğun bir çekim takvimine sahip olduğunu söyledi. 

Başarılı aktör, "Filmdeki Er Ryan rolü bana teklif edilmişti ancak ER'ın yoğunluğundan dolayı projeye zaman ayıramadım" dedi.

Wyle'ın anlattıklarına göre, Steven Spielberg ünlü oyuncuya ilk olarak Onbaşı Timothy Upham rolünü teklif etti. Ancak Wyle'ın takviminin uymaması üzerine bu rol, sergilediği performansla hafızalar kazınan Jeremy Davies'e gitti. 

Spielberg, daha sonra Wyle'ı filmin sonlarına doğru ortaya çıkan Er James Francis Ryan karakteri için de düşündü fakat bu girişim de sonuçsuz kaldı. Rolü nihayetinde Matt Damon aldı. 

Wyle, kaçan bu fırsatlar için "Hayat işte... Ama geriye dönüp baktığımda hiçbir pişmanlık duymuyorum" diyerek ekledi: 

Çünkü o oyuncular rollerinin hakkını fazlasıyla verdi. Özellikle Jeremy Davies, Upham rolünde o kadar muazzamdı ki onun yanına bile yaklaşabileceğimi sanmıyorum.

George Clooney'nin teklifini de geri çevirmiş

Wyle, 1994-2009'da rol aldığı ER nedeniyle kabul edemediği onlarca projeden birinin de 2005 yapımı İyi Geceler, İyi Şanslar (Good Night, and Good Luck) olduğunu belirtti. ER'daki rol arkadaşı George Clooney'nin yönettiği bu filmden gelen teklifi de aynı yoğunluk sebebiyle kabul edemediğini anlattı.

Zamanında Clooney, Anthony Edwards, Julianna Margulies ve Mariska Hargitay gibi birçok yıldızın kariyerini değiştiren ER, Noah Wyle'ı da televizyon dünyasının en saygın aktörlerinden biri haline getirdi.

Wyle, yıllar sonra yine bir medikal dramayla ekranlara muhteşem bir dönüş yaptı. HBO Max'te yayımlanan The Pitt'te, Pittsburgh Travma Tıp Merkezi'nin acil servis şefi Dr. Michael "Robby" Robinavitch'i canlandıran aktör, dizinin sadece başrolü değil, aynı zamanda yazarı, yönetmeni ve idari yapımcısı.

Geçen nisanda ikinci sezonunu tamamlayan ve haziranda üçüncü sezon çekimlerine başlanan The Pitt, 2025 Emmy Ödülleri'ne damga vurarak En İyi Drama Dizisi dahil 5 ödül kazanmıştı. 

Wyle da bu dizideki performansıyla Emmy, Altın Küre ve Eleştirmenlerin Seçimi gibi prestijli ödüllerin sahibi olmuştu.
 

Independent Türkçe, Daily Beast, People, Variety, Still Here Hollywood