Covid'den sonra dünya yeni bir pandemiye hazır mı?

Koronavirüs pandemisi son olmayacak. (Reuters)
Koronavirüs pandemisi son olmayacak. (Reuters)
TT

Covid'den sonra dünya yeni bir pandemiye hazır mı?

Koronavirüs pandemisi son olmayacak. (Reuters)
Koronavirüs pandemisi son olmayacak. (Reuters)

İngiliz The Guardian gazetesi, yıllar önce Koronavirüs pandemisine maruz kalan dünya ülkelerinin yeni bir pandemiye karşı hazır olup olmadıklarını sorguladı.

Beş yıl önce dünya, Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve Covid-19 olarak bilinen gizemli grip benzeri bir hastalığın ilk raporlarını duydu.

Ardından gelen pandemi 14 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı, dünya çapında yaklaşık 400 milyon insanı uzun süre enfekte etti ve küresel ekonomiyi sarstı. Dünya liderleri başka bir pandemi için sorunun ‘Ya olursa?’ değil, ‘Ne zaman?’ olduğunu fark ettiler. Küresel sağlık sistemlerini güçlendirmek için birlikte çalışma sözü verdiler, ancak daha fazla küresel halk sağlığı tehdidi ve acil durum tespit edilmesine rağmen müzakereler 2024 yılında durdu.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığına göre, 2025 yılında yeni bir pandemi tehdidi ortaya çıkarsa, uzmanlar bunu bir öncekinden daha iyi idare edeceğimize ikna olmuş değil.

Tehditler neler?

Uzmanlar başka bir pandeminin kaçınılmaz olduğu konusunda hemfikir olsa da, ne olacağını, nerede olacağını ve ne zaman olacağını tahmin etmek imkansız.

Sık sık yeni sağlık tehditleri ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yetkilileri 2024 yılında Afrika'daki bir sıtma salgınını uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etti. Yıl sonunda uzman ekipler, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin ücra bir bölgesinde olası bir bilinmeyen hastalık salgınını araştırıyordu. Şu anda salgının sıtma ve yetersiz beslenmeyle şiddetlenen diğer hastalıklardan kaynaklandığına inanılıyor.

WHO Salgın ve Pandemi Hazırlığı ve Önleme Direktörü Maria Van Kerkhove, kuş gribi konusunda endişeli. Virüs insandan insana bulaşmıyor, ancak geçtiğimiz yıl insan enfeksiyonlarının sayısında artış yaşandı.

Kerkhove, özellikle influenzaya odaklanan uluslararası bir gözetim sistemi olsa da, ticaret ve tarım gibi insan ve hayvanların iç içe geçtiği sektörlerde gözetimin yeterince kapsamlı olmadığını belirtti.

Kerkhove, “Riskin doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi, ülkelerin bu örnekleri tespit etmesine, sıralamasına ve paylaşma konusundaki şeffaflığına bağlıdır” dedi.

csdfvegrt
Koronavirüs pandemisi insanlığa hiçbir şeyin fiziksel ve ruhsal sağlıktan daha önemli olmadığını öğretti. (Reuters)

Koronavirüs pandemisi dünya çapında sağlık sistemlerini ‘gerçekten sarstı’ ve bunu diğer sağlık krizlerinin uzun bir listesi izledi.

Kerkhove, “Mevsimsel grip yayılmaya başladı. Kolera, depremler, seller, kızamık, dang humması yaşadık. Sağlık sistemleri bu yükün altında çöküyor, sağlık iş gücümüz küresel olarak ağır darbe aldı, birçoğu travma sonrası stres bozukluğundan mustarip. Pek çok kişi öldü” ifadelerini kullandı.

Kerkhove, tehdidin hızlı bir şekilde tespit edilmesi için uzmanlık, teknoloji ve veri sistemleri söz konusu olduğunda dünyanın hiç bu kadar iyi bir konumda olmadığını söyledi.

Kerkhove, dünyanın birçok ülkesinde genişletilmiş genomik dizileme kabiliyetleri, tıbbi oksijene erişimin iyileştirilmesi ve enfeksiyon önleme ve kontrolünün Koronavirüs pandemisinden sonra ‘gerçekten büyük kazanımlar’ olmaya devam ettiğini belirtti. Bu da dünyanın bir sonraki pandemiye hazır olup olmadığı sorusuna verdiği yanıtın ‘Hem evet hem hayır’ olduğu anlamına geliyor.

Kerkhove sözlerini şöyle sürdürdü: “Öte yandan savaş, iklim değişikliği, ekonomik ve siyasi krizler bağlamında Covid ve diğer hastalıklarla yaşadığımız zorluklar ve travma nedeniyle, başka bir pandemiyle başa çıkmaya hiç hazır olmadığımızı düşünüyorum. Dünya beni televizyonda bir sonraki krizin ufukta olduğunu söylerken duymak istemiyor. Halk sağlığı dünyası, sürekli bir hazırlık durumunda kalmak için çalışan ülkelerden ziyade, politik, finansal ve yatırım ilgisi için mücadele ediyor. Uzun vadeli çözüm, bu yatırım seviyesini doğru ayarlamak ve sistemin kırılgan olmadığından emin olmaktır.”

Pandemiye hazırlanmak için gerekli fonlar mevcut mu?

Ruanda Sağlık Bakanı Dr. Sabin Nsanzimana, 2024 yılında kendisini iki büyük salgınla uğraşırken buldu: Afrika'nın halk sağlığı acil durumu ve ülkesinde 66 Marburg virüsü vakası.

Nsanzimana, 2022 yılında yoksul ülkelerin yeni ortaya çıkan salgın tehditlerine karşı hazırlanmalarına yardımcı olmak üzere bir fon mekanizması olarak kurulan Pandemi Fonu'nun yönetim kurulunun eş başkanlığını yürütüyor.

Bir sonraki pandeminin 2025'te ortaya çıkması ihtimali üzerine uyarıda bulunan Nsanzimana, “Ne yazık ki dünya buna hazır değil. Covid halk sağlığı acil durumunun geçen yıl sona ermesinden bu yana, birçok siyasi lider dikkatlerini ve kaynaklarını başka zorluklara yöneltti. İhmal döngüsü dediğimiz, insanların bir pandeminin insan yaşamları ve ekonomiler için ne kadar maliyetli olduğunu unuttuğu ve derslerini dikkate almadığı bir döngü içine giriyoruz” ifadelerini kullandı.

Nsanzimana, Pandemi Fonu'nun ‘misyonunu yerine getirmek için acilen daha fazla kaynağa ihtiyacı olduğunu’ belirtti.

WHO 2022 yılında, gelecekteki uluslararası iş birliği için güçlü bir temel sağlayacak yeni bir pandemi anlaşması üzerinde müzakerelere başladı. Ancak görüşmeler 2024'teki yıllık Dünya Sağlık Asamblesi'nin ilk son tarihine kadar bir sonuca ulaşamadı ve müzakereciler şimdi bu yılki toplantı için bir son tarih belirlemeyi hedefliyor.

efrgt
Koronavirüs pandemisi pek çok algıyı ve alışkanlığı değiştirdi. (EPA)

Diğer yandan London School of Economics Sağlık Politikası Bölümü'nden Dr. Clare Wenham şunları söyledi: “Görüşmeler şu ana kadar ülkeler arasındaki güven sorununu daha da arttırdı. ‘Patojenlere erişim ve fayda paylaşımı’ konusunda bir anlaşma olmadığı gibi, yoksul ülkelerin gelecekteki bir pandemiye karşı, bu tedavilerin oluşturulmasına olanak tanıyacak numune ve verileri sağlamaları karşılığında tedavi ve aşılara erişebileceklerinin garantisi de yok.

Araştırmalar, Covid-19 salgını sırasında aşılara daha eşit erişimin bir milyondan fazla hayat kurtarabileceğini gösteriyor.

Wenham, “Hükümetler birbirlerinden çok uzakta ve kimse geri adım atmaya niyetli değil” ifadesini kullandı.

WHO'nun hükümetler arası müzakere organının eş başkanı Anne-Claire Amprou ise “Anlamlı bir pandemi anlaşmasına ihtiyacımız var” dedi.



Obsession ve Backrooms'un ardından yeni korku fenomeni mi geliyor?

Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
TT

Obsession ve Backrooms'un ardından yeni korku fenomeni mi geliyor?

Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)

Korku mevsimi resmen başladı. Cadılar Bayramı yaklaşırken sinemaseverleri havaya sokacak korku filmleri de birbiri ardına gösterime giriyor. Sezonun ilk büyük yapımlarından biri, Jessica Chastain'in başrolünü üstlendiği Diğer Anne (Other Mommy).

Yönetmen Rob Savage, pandemi kapanmaları sırasında çektiği Host'la adını duyurmuş, film izleyicilerin birbirine tavsiye etmesiyle büyük ilgi görmüştü. 

Savage, birkaç yıl sonra Universal Pictures'ın şimdiden adından söz ettiren korku filmi Diğer Anne'yle dönüyor. Başrolde ise Tammy Faye'in Gözleri'yle (The Eyes of Tammy Faye) Oscar kazanan Jessica Chastain var. 

Peki Diğer Anne, Saplantı (Obsession) ve Backrooms'un ardından korku sinemasının bu yılki yeni gişe sürprizi olabilir mi?

Deadline'ın aktardığına göre Diğer Anne'nin, Kuzey Amerika'da 3 bin 200 sinemada gösterime girerek ilk hafta sonunda yaklaşık 20 milyon dolar kazanması ve gişenin zirvesine yerleşmesi bekleniyor.

Kaynakların 18 ila 19 milyon dolar olarak verdiği yapım bütçesi düşünüldüğünde, bu tahminin gerçekleşmesi güçlü bir başlangıç anlamına gelecek.

Film, gelişmiş görüntü ve ses olanakları sunan büyük ekranlı salonlarda da gösterilecek.

Yapımcılığını James Wan'ın üstlendiği, abartıyı bilinçli bir üslup olarak kullanan korku filmi, annesine tekinsiz derecede benzeyen doğaüstü bir varlıkla ilişki kuran Bela'yı (Arabella Olivia Clark) merkezine alıyor. Annesinin görünümüne bürünen bu varlık, aileye musallat oluyor.

Chastain, hem endişeli anneyi hem de onun görünümüne bürünüp kızına musallat olan acımasız varlığı canlandırıyor.

Oyuncu kadrosunda Industry'den Jay Duplass ve Severance'tan Dichen Lachman da bulunuyor. 

TheWrap'in aktardığına göre Diğer Anne, Blumhouse-Atomic Monster'ın Saplantı ve Backrooms'un başarısının da rüzgarını arkasına aldığı bir dönemde vizyona giriyor.

Blumhouse'un kurucusu ve CEO'su Jason Blum, geçen yıl Toronto Uluslararası Film Festivali'nde Focus Features'ın satın aldığı bağımsız yapım Saplantı'ya daha sonra yönetici yapımcı olarak katılmıştı. Atomic Monster'ın kurucusu James Wan ise Backrooms'un yapımcıları arasındaydı.

Chastain'in önceki korku filmleri de Kuzey Amerika gişesinde başarılı olmuştu. Oyuncunun yönetmen Andy Muschietti'yle ilk filmi, 2013 yapımı Mama, 28,4 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Film, gösterim sürecini Kuzey Amerika'da 71,6 milyon, dünya genelinde 146,4 milyon dolarla tamamlamıştı.

İkiliyi 2019'da yeniden buluşturan Stephen King uyarlaması O: Bölüm 2 (It Chapter Two), Kuzey Amerika'da 91 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Filmin toplam hasılatı Kuzey Amerika'da 211,6 milyon, dünya genelinde ise 473,1 milyon dolara ulaşmıştı.

Savage, Saplantı'nın yönetmeni Curry Barker ve Backrooms'un yönetmeni Kane Parsons gibi adını internette duyurdu. Üç yönetmen de mevcut bir serinin parçası olmayan korku filmleriyle izleyiciden karşılık buluyor.

SlashFilm'e göre Diğer Anne, açılış tahminlerinin alt sınırında kalsa bile gişede başarılı olabilir. İzleyicilerin olumlu yorumları ve Cadılar Bayramı öncesinde korku filmlerine artan ilgi, yapımın ay sonuna kadar güçlü hasılat elde etmesini sağlayabilir.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, TheWrap, SlashFilm


Yeni Facebook filmine ilk yorumlar: İyi ama harika değil

47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Yeni Facebook filmine ilk yorumlar: İyi ama harika değil

47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)

Aaron Sorkin imzalı Sosyal Hesaplaşma (The Social Reckoning) sinema basınının karşısına çıktı. 

Sosyal Ağ'ın (The Social Network) devamı niteliğindeki yapım, ilk yorumlarda "sağlam bir devam filmi", "Mark Zuckerberg'e yönelik sert bir değerlendirme" ve "toplumun bugünkü çalkantılı haline yönelik ağır bir eleştiri" diye nitelendiriliyor.

İlk değerlendirmelerde övgülerin yanında çekinceler de var.

Sosyal Hesaplaşma, 2010 yapımı Sosyal Ağ'ın bağımsız olarak da izlenebilen devam filmi. 

İlk film, 8 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve En İyi Uyarlama Senaryo dahil üç ödül kazanmıştı. Senaryo ödülü Sorkin'e gitmişti.

Yeni filmin senaryosunu da yazan Sorkin, bu kez yönetmenliği David Fincher'dan devraldı.

Sosyal Hesaplaşma, Facebook'un kuruluşu yerine 2021'de şirketin iç belgelerinin sızdırılmasına odaklanıyor. 

Anora'yla Oscar kazanan Mikey Madison, şirket içindeki uygulamaları ifşa eden Frances Haugen'ı canlandırıyor. The Bear'la Emmy kazanan Jeremy Allen White ise Wall Street Journal muhabiri Jeff Horwitz'i oynuyor.

Jeremy Strong, Zuckerberg rolünü Jesse Eisenberg'den devralıyor. Kadroda Wunmi Mosaku, Betty Gilpin, Billy Magnussen ve Bill Burr da yer alıyor.

Sinema eleştirmeni Tom Chatalbash, X'teki paylaşımında filmi şöyle değerlendirdi:

Sosyal Ağ'ı tamamlayan, günümüzün meselelerine dokunan sürükleyici bir film. Yine de ilk filmden çok Sorkin'in The Newsroom dizisine yakın duruyor. Mikey Madison ve Jeremy Allen White, gösterişe kaçmadan izleyiciyi kendilerine çekiyor. Bill Burr ve Betty Gilpin, Sorkin'in diyaloglarını söylemek için doğmuş gibiler. Jeremy Strong ise Zuckerberg rolünde son derece güçlü bir performans sergiliyor ve karakteri yalnızca taklit etmekle yetinmiyor.

Chatalbash, oyunculara ve diyaloglara yönelik övgüsünün yanında yönetmenlik ve tempoyla ilgili çekincelerini de paylaştı:

Sorkin'in diyalogları hâlâ canlı ve jilet kadar keskin. Özellikle de Facebook'un karanlık uygulamalarını araştıran hikayede gerilim doruğa çıktığında... Ancak senaryo, onun en iyi çalışmalarından çok uzak. Son derece düz kalan yönetmenliği ve filmin cansız temposu, hikayenin duygusal etkisini neredeyse köreltiyor. Yine de bu hikaye anlatılmayı hak ediyor. Film de bazı aksaklıklarına rağmen finalini başarıyla yapan, sürükleyici bir araştırmacı gazetecilik yapımı. İyi ama harika değil. Beni kızdırdı, oysa öfkeden deliye döndürmeliydi.

Diğer bazı eleştirmenler de Sosyal Ağ'ın devam filmi için çıtayı çok yükseğe koyduğunu belirtmekle birlikte yeni yapımın güçlü yanlarını öne çıkardı.

Awards Radar editörü Joey Magidson, şöyle yazdı:

Sosyal Hesaplaşma, Sosyal Ağ gibi bir başyapıt olmasa da ilgimi baştan sona canlı tuttu. Yavaş yavaş yükselen gerilim, hikayenin gerektirdiği gibi beni öfkeden köpürten bir doruk noktasına ulaşıyor. Pek incelikli değil ama Aaron Sorkin'in Facebook'a önceki bakışını tamamlayan bir film olarak iyi işliyor.

Sinema eleştirmeni Manuel São Bento ise çok daha coşkulu bir değerlendirme yaptı:

Sosyal Hesaplaşma benim için Sosyal Ağ'la aynı seviyede. Zaten fazlasıyla tartışmalı olan bu görüşe bir şey daha ekleyeyim: Bu film daha önemli! Aaron Sorkin, Facebook Dosyaları'nı ne yaptığını gayet iyi bilen bir şirket hakkında insanı öfkelendiren bir filme dönüştürüyor.

São Bento, sözlerini şöyle sürdürdü:

Filmin merkezindeki ifade özgürlüğü tartışması kolay cevaplarla geçiştirilemiyor; Sorkin'in benzetmeleri de sarsıcı. Bazıları bütün bunlar zaten kamuya açık olduğu için filmin geç kaldığını söylüyor ama kamuya açık olmak, bilinmekle aynı şey değil. Mikey Madison, hınçla değil sevgiyle hareket eden bir ifşacı rolünde mükemmel. Jeremy Strong'un Zuckerberg yorumu karikatürize ama yine de bana inandırıcı geldi. Evet, televizyon yapımı gibi görünüyor ama hikaye bu kadar önemliyken kimin umurunda? Filmi izlemeden önce konu hakkında çok az şey biliyordum, izlediğimden beri de ilgili yazıları okumayı bırakamıyorum. Bu yıl izlediğim en sürükleyici filmlerden biri ve hâlâ öfkeliyim.

Film gösterime girmeden önce en çok konuşulan konulardan biri, Facebook'un kurucu ortağı Mark Zuckerberg rolüne Strong'un seçilmesiydi. Sosyal Ağ'da bu rolü canlandıran Eisenberg, performansıyla Oscar adaylığı kazanmıştı.

Sorkin, önce Eisenberg'e yeniden Zuckerberg'i canlandırmasını teklif etmiş ancak oyuncu, artık onunla özdeşleştirilmek istemediği için teklifi reddetmişti.

Eisenberg, daha sonra Variety'ye verdiği röportajda kararını şöyle açıklamıştı:

Ona sadece hayatımda farklı yönlere ilerlediğimi söyledim. O karakterle özdeşleştirilmek istemiyorum. Ama bu filmde yer almak istemememin nedenlerinin filmin kalitesiyle hiçbir ilgisi yok. Harika bir film olacağından eminim, hatta eminim şimdiden öyle.

Sorkin ise Vanity Fair'a verdiği röportajda, Eisenberg'i role dönmeye ikna etmek için üç gün uğraştığını söylemişti:

Rolün ona ait olduğunu düşünüyordum. Üstelik bu rolde kendini kanıtlamıştı. Artık Mark Zuckerberg'le özdeşleştirilmek istemiyordu; Zuckerberg'le ilgili sorunları vardı.

Sosyal Hesaplaşma, yarın (9 Ekim) sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe, Variety, ScreenRant, Vanity Fair


Netflix'ten bol entrikalı diziye erken onay: Üçüncü sezon geliyor

The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
TT

Netflix'ten bol entrikalı diziye erken onay: Üçüncü sezon geliyor

The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)

The Hunting Wives, üçüncü sezon onayı aldı.

Haber, ikinci sezonun 26 Kasım'da Netflix'te yayımlanmasından önce geldi.

Lionsgate ve 3 Arts'ın yapımcılığını üstlendiği dizi, başlangıçta Starz için hazırlanıyordu. Ancak Netflix, ilk sezonun 2025'te yayımlanmasından önce diziyi satın aldı. The Hunting Wives, bundan sonra da Netflix orijinal dizisi olarak devam edecek.

Başrollerini Brittany Snow ve Malin Åkerman'ın paylaştığı The Hunting Wives, May Cobb'un aynı adlı romanından uyarlanıyor. İkinci sezon ise hikayeyi kitapta anlatılanların ötesine taşıyacak.

Resmi konu özetine göre ilk sezon, ailesiyle birlikte ABD'nin Doğu Yakası'ndan Doğu Teksas'ın iç kesimlerine taşınan Sophie O'Neil'ın (Snow) hikayesini anlatıyordu.

Sophie, sosyetenin tanınmış isimlerinden Margo'nun (Åkerman) karşı konulmaz cazibesine kapılıyor; kendini saplantı, baştan çıkarma ve cinayetin iç içe geçtiği bir hayatın içinde buluyordu.

İkinci sezonun konu özeti ise şöyle:

Sophie ve Margo'nun arası bozuk. Ancak çok geçmeden eski sırlar ve yeni düşmanlar onları yeniden bir araya gelmeye zorluyor. Tehlikeli oyunlarını sürdürürken akıllara şu soru geliyor: Onlar avcı mı, yoksa av mı?

Oyuncu kadrosundaki diğer isimler arasında Dermot Mulroney, Jaime Ray Newman, Evan Jonigkeit, George Ferrier, John Stamos ve Angel Reese bulunuyor.

The Hunting Wives'ın yaratıcısı Rebecca Cutter, dizi sorumluluğunu da üstleniyor. Yönetici yapımcılar arasında Cutter, Cobb ve 3 Arts'tan Erwin Stoff bulunuyor. Yapımın arkasındaki stüdyo ise Lionsgate.

Cutter, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Maple Brook'a döneceğimiz için çok heyecanlıyım. Size söz veriyorum, ikinci sezonu bitirdiğinizde hikayenin devamını öğrenmek için sabırsızlanacaksınız. Kemerlerinizi bağlayın çünkü üçüncü sezon daha da skandal dolu, daha da çarpık olacak.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter