14 Şubat'tan hazzetmeyenlere: Aşka tövbe ettiren 14 film

Independent Türkçe’den Nazlı Erdol bu sene Sevgililer Günü'nde, romantik ilişkileri klişelerden arındırarak ele alan ve "kusursuz aşk" fikrini sorgulatan filmleri ele alıyor.

Guardian, Aşk ve Küller'le ilgili incelemesinde "bir evliliğin kasvetli ve acılı bir portresi" ifadesini kullanmıştı (The Weinstein Company)
Guardian, Aşk ve Küller'le ilgili incelemesinde "bir evliliğin kasvetli ve acılı bir portresi" ifadesini kullanmıştı (The Weinstein Company)
TT

14 Şubat'tan hazzetmeyenlere: Aşka tövbe ettiren 14 film

Guardian, Aşk ve Küller'le ilgili incelemesinde "bir evliliğin kasvetli ve acılı bir portresi" ifadesini kullanmıştı (The Weinstein Company)
Guardian, Aşk ve Küller'le ilgili incelemesinde "bir evliliğin kasvetli ve acılı bir portresi" ifadesini kullanmıştı (The Weinstein Company)

14 Şubat 2025... Bazıları için sıradan bir cuma günü, bazıları ve aslında çok daha fazlası için kaçınılmaz bir klişe, Sevgililer Günü. 

Uslanmaz romantikler aşklarını kırmızı güller ve cafcaflı hediyeler eşliğinde haykırmak için yanıp tutuşurken, alaycı bir hoşnutsuzluktan başka bir şey hissetmeyenler de var.

Bu abartılı aşk gösterisinden hoşlanmamak sadece bekarlara, sevgilisinden ayrılanlara ya da yakın zamanda reddedilenlere özgü değil. Mutlu ve sağlıklı bir ilişki içinde olanlar da pekala bu şovmenlikten hazzetmeyerek göz deviriyor olabilir. 

Sebebinin pek de önemi yok. Eğer siz de bugün restoranları, sinemaları ya da en basitinden sokakları dolduran çiftlerin arasına karışmak istemiyorsanız, kaçış yolu 7. sanat olabilir. Merak etmeyin, aşağıda sıraladığımız filmlerin hiçbirinde "Sonsuza dek mutlu yaşadılar" klişesinin esamesi okunmuyor. Tam tersi, bu filmler aşkı alışılmışın dışında biçimlerde ele alıyor. Listemizden seçimini yapın ve ister bugün ister her daim romantizmden uzaklaşıp aşka tövbe etmeye hazırlanın...

Aşkın (500) Günü (500 Days of Summer)

Bu bir aşk hikayesi değil, aşk hakkında bir hikaye.

Aşkın (500) Günü, bu sözlerle başlarken bize aşağı yukarı neyle karşılaşacağımızın sinyalini veriyordu aslında. Ve bu filmi izleyen hiç kimse, The Smiths klasiği There Is a Light That Never Goes Out'u bir daha aynı kafayla dinleyemedi.

Film, aşkın lineer bir anlatı olmadığını ve ilişkilerin çoğunun mutlu sonla bitmediğini hatırlatarak, izleyicisini klasik romantik komedi kalıplarının dışına çıkarıyor.

Joseph Gordon-Levitt'in canlandırdığı Tom'un perspektifinden anlatılan hikaye, aşkın idealize edilmiş haliyle gerçeği arasındaki farkı gözler önüne sererken, biz de kendimizi ilişkilerimizi sorgularken buluyoruz.

ZXSDFERG
Marc Webb'in yönettiği 2009 yapımı Aşkın 500 Günü, izleyicinin taraf tutma eğilimini sürekli değiştirir (Searchlight Pictures)

Zooey Deschanel'in mavi gözlerinde boğulmamıza neden olan Summer karakteri, "ruh eşi" kavramına romantik olmayan bir bakış açısı kazandırıyor. 

Filmin doğrusal olmayan anlatım yapısı, ilişkilerin iniş çıkışlarını vurgulayarak, izleyiciyi Tom'un hafızasında bir yolculuğa çıkarıp aşkın subjektif doğasını çarpıcı şekilde yansıtıyor.

Filmin sonunda aşkın kaçınılmaz bir hayal kırıklığı ve öğrenme süreci olduğunu koşulsuz kabul ederken, Tom'un hikayesi aracılığıyla yeni başlangıçların mümkün olduğunu da hatırlıyoruz.

Bu içten ve gerçekçi modern aşk hikayesinden sonra bize dayatılan "kusursuz aşk" fikrinin saçmalık olduğundan da artık eminiz. Teşekkürler Summer...

Aşk Zamanı (Fa Yeung Nin Wa)

Aşk Zamanı, aşkın bazen dile getirilmeyen bastırılmış duygular ve kaçırılmış fırsatlar üzerinden şekillenen bir deneyim olabileceğini, izleyiciye derin bir melankoliyle hissettiriyor.

Wong Kar-wai'ın ustalıkla yönettiği film, ihtişamlı görüntüleri ve atmosferik sinematografisiyle aşkın yoğun ama kırılgan doğasını zarif bir şekilde yansıtıyor.

ASCDFRGT
Altın Palmiye adayı Aşk Zamanı, izleyicisini hem büyüleyici hem de kalp kırıcı bir duygusal yolculuğa çıkarıyor (Block 2 Pictures)

Tony Leung ve Maggie Cheung'ın performansları, iki yalnız ruhun birbirine duyduğu çekimi incelikle işleyerek, suskunlukların kelimelerden daha fazla şey anlatabileceğini gösteriyor.

Film, aşkı bir sahiplenme duygusundan ziyade, zamanın ve koşulların sınırlandırdığı bir özlem olarak ele alarak izleyicide derin bir hüzün bırakıyor.

Karakterlerin yaşadığı yasak ve imkansız aşk, Shigeru Umebayashi'nin tüyleri diken diken eden parçası Yumeji's Theme, dar koridorlar, loş ışıklar ve yinelenen karşılaşmalarla aşkın zamanla nasıl bir takıntı ve pişmanlığa dönüşebileceğini görüyoruz.

Aşıklar Şehri (La La Land)

Aşıklar Şehri, aşkın büyüleyici ama fedakarlık gerektiren bir yolculuk olduğunu izleyicisine fena halde hissettirmesiyle hafızaya kazınıyor. 

Mia ve Sebastian'ın hikayesi, önceliklerin vazgeçişleri beraberinde getirdiğini ve birbirini severken yolların nasıl ayrılabildiğini gözler önüne seriyor. 

Damien Chazelle'in müzikal yapıya ne kadar önem verdiğine Whiplash'ten aşinayız. Burada da hem yönetimi hem de filmin müzikal yapısıyla, aşkın coşkusu ve hüznünü aynı anda hissettiren bir atmosfer yaratıyor Chazelle.

ASDFRGT
Ryan Gosling ve Emma Stone'un başrolleri paylaştığı Aşıklar Şehri, hayallerle aşkın bir arada var olup olamayacağını sorgularken, yeri gelince en sevdiğimiz şeylerden nasıl bir çırpıda vazgeçtiğimizi gösteriyor (Lionsgate Films)

Özetle Aşıklar Şehri, final sahnesiyla kalplerimizi paramparça ederken, izleyiciye alternatif bir gerçeklik sunarak "Ya farklı olsaydı?" sorusunu da sorduruyor. Hayatın her zaman istediğimiz gibi gitmeyeceğini ve seçimlerimizin bizi sonsuza dek değiştireceğini vurgulayan film, Justin Hurwitz'in müzikleriyle izleyicisine yumuşak da olsa bir tokat indiriyor.

Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road)

Hayallerin Peşinde, aşkın ve evliliğin idealize edilmiş romantik hayallerden çok daha karmaşık ve yıpratıcı olduğunu, izleyicisine sert bir şekilde hissettiriyor.

Frank ve April Wheeler'ın hikayesi, çiftlerin zamanla birbirine yabancılaşabileceğini gösterirken, bireysel hayallerin ve toplumsal beklentilerin ilişkilere nasıl zarar verebileceğini de gözler önüne seriyor.

scdfvgrt
İnsanı gerçek mutluluğun doğasını sorgulamaya iten Hayallerin Peşinde, izleyiciyi rahatsız edici bir iç hesaplaşmaya sürüklüyor (Paramount Pictures)

Sam Mendes'in usta işi yönetimiyle Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet'ın etkileyici performansları, aşkın tutkulu bir bağ olmaktan çıkıp bir mücadeleye dönüşmesini içtenlikle yansıtıyor.

Aşkın sadece romantik bir düşten ibaret olmadığını bir kez daha yüzümüze vuran film hayal kırıklıkları, ağır sorumluluklar ve fedakarlıklar altında nasıl ezildiğimizi de bir güzel anımsatıyor.

Daha Yaklaş (Closer)

Damien Rice'ın 2002 tarihli nefis parçası The Blower's Daughter'la açılan Daha Yaklaş, daha en başından izleyicisine olacakların sinyalini veriyor. 

Aşkın romantik bir masal olmaktan çok dürüstlük, ihanet ve arzunun iç içe geçtiği karmaşık bir oyun olduğunu hissettiren Daha Yaklaş'taki karakterler, birbirlerini severken aynı zamanda yalan söyleyerek, aldatıp inciterek aşkın doğasına dair çarpıcı bir gerçeklik sunuyor.

asdefrt
Mike Nichols'ın 2004 yapımı Daha Yaklaş'ta Natalie Portman gizemli striptizci Alice'i, Clive Owen da dermatolog Larry Gray'yi oynuyor (Sony Pictures Releasing)

Güç savaşları, manipülasyon ve egoların ilişkileri nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seren film, insanların ikiyüzlülüğünü sorgulatırken "toksik" kelimesinin sözlük anlamını da görüntülü olarak anlatıyor.

Modern ilişkilerin acımasız doğasını yansıtan film, aşkın bazen (en iyisi biz ona çoğu zaman diyelim) bencilce yaşandığını ve sevmenin her zaman (en iyisi biz buna da çoğu zaman diyelim) sevilmek anlamına gelmediğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

Aşkın en saf halini ararken kaybolan insanların hikayesini anlatan drama, izleyicisini şu rahatsız edici gerçekle yüzleştiriyor: Aşk, her zaman mutlu bitmeyebilir ve çoğu zaman geride yalnızca yıkıntılar bırakır. 

Marriage Story

Noah Baumbach'ın Oscar adayı duygu seli Marriage Story, bir evliliğin çöküşünü anlatırken izleyiciyi aşk, kayıp ve bireysel kimlik üzerine kafa yormaya zorluyor. Baumbach'ın gerçekçi ve incelikli anlatımı, boşanmanın hukuki bir süreçten çok duygusal bir savaş olduğunu sapına kadar hissettiriyor. Scarlett Johansson ve Adam Driver'ın çarpıcı performansları sayesinde iki tutkulu karakterin öfkesi, pişmanlığı ve özlemi seyirciye doğrudan geçiyor. 

dfregt56y7u
Adam Driver'ın En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildiği Marriage Story, bir ilişkinin sonlanma sürecini işlerken, aşkın bitip bitmediğini değil, nasıl bir dönüşüm geçirdiğini sorguluyor (Netflix)

İnkar edilemez şekilde içinize işleyen film, taraf tutmadan her iki karakterin de haklı ve haksız yanlarını ortaya koyarak izleyiciyi empatiyle düşünmeye zorluyor. Filmde sadece bir ilişkinin sonunu değil, sevginin zamanla nasıl evrildiğini de görüyoruz. Yıpranmış ilişkilerinin yarattığı acıyı derinlemesine hissettiren film, korkularınızı tetikleyerek kendinizi evlilikten soğutmak için birebir... 

Kramer Kramer'e Karşı (Kramer vs. Kramer)

Buyrun size evliliğe küstürecek bir film daha... Kramer Kramer'e Karşı, aşkın sadece romantik bir bağdan ibaret olmadığını, ebeveynlik ve sorumlulukla da şekillendiğini gözler önüne seriyor.

Film, boşanma sonrası bir babanın oğluyla kurduğu ilişkiye odaklanarak, izleyiciye sevginin fedakarlık ve büyüme gerektirdiğini gösteriyor. Ted ve Joanna arasındaki çatışma, evliliklerin sadece sevgiyle ayakta kalamayabileceğini ve bireysel mutluluğun da önemli olduğunu vurguluyor.

asdfrgt
Dustin Hoffman ve Meryl Streep'in performanslarıyla Oscar'a layık görüldüğü Kramer Kramer'e Karşı'nın yönetmenliğini Robert Benton üstlenmişti (Columbia Pictures)

Hikaye boyunca Ted'in dönüşümü, aşkın bazen kendi kimliğimizi kaybetmeden yaşanması gerektiğini anlatıyor. Joanna'nın ayrılıktan sonra kendi kimliğini yeniden bulma süreciyse aşk ve bireysellik arasındaki dengeyi sorgulatıyor.

Aşkın sona ermesinin tamamen bir başarısızlık olmadığını hatırlatan film, bazen ayrılığın her iki taraf için de büyüme ve olgunlaşma anlamına gelebileceğini de hissettiriyor. 

Kayıp Kız (Gone Girl)

Modern ilişkilerin karanlık yüzünü ve aşkın ne denli tehlikeli olabileceğini gözler önüne seren Kayıp Kız, evlilik kavramını romantik bir ideal olmaktan çıkarıp manipülasyon, güç savaşı ve medya algısı ekseninde şekillenen toksik bir mücadeleye dönüştürüyor. 

Amy ve Nick'in ilişkisi, aşkın yalnızca sevgi ve bağlılıktan değil, kontrol, intikam ve toplumsal beklentilerle şekillendiğini de gösteriyor. 

xscdfrgt
Kayıp Kız aşkın, medya manipülasyonu aracılığıyla ne kadar çarpıtılabileceğini de eleştirerek, gerçeklikle algı arasındaki ince çizgiyi vurguluyor (20th Century Studios)

İnsanı iliklerine kadar germeyi kendine görev edinen David Fincher'ın soğuk ve keskin anlatımı, ilişkilerdeki dürüstlük ve güven kavramlarını sorgulatırken, bireylerin kendilerini nasıl birer kurbana ya da canavara dönüştürebileceğini gözler önüne seriyor.

Amy'nin zekice kurgulanmış planı, kadınların toplumda nasıl belli kalıplara sokulmaya çalışıldığını ve bunların istendiğinde birer silaha dönüştürülebileceğini gösteriyor. 

Kayıp Kız, aşkın masumiyetini sorgulattığı izleyicisini, ilişkilerdeki güç dinamiklerini derinlemesine düşünmeye iterken, güven problemi olanların içine kuşku tohumları ekmeyi de ihmal etmiyor. 

Aşk ve Küller (Blue Valentine)

Aşk ve Küller, aşkın sadece büyüleyici başlangıç anlarından değil, aynı zamanda kaçınılmaz çöküşlerinden de oluştuğunu göstererek, izleyicisini romantik ilişkilerin acımasız gerçekliğiyle yüzleştiriyor.

Film, geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelen anlatımıyla, Dean ve Cindy arasındaki aşkın nasıl doğduğunu ve zamanla nasıl aşındığını ustalıkla gözler önüne seriyor.

dfrgty
Ryan Gosling ve Michelle Williams, yönetmen koltuğunda Derek Cianfrance'in oturduğu Aşk ve Küller'deki performanslarıyla Altın Küre adaylıkları almıştı (The Weinstein Company)

İkilinin doğal oyunculukları ve filmin belgeselvari çekim tarzı, izleyiciyi karakterlerin hayatlarına adeta birer tanık gibi dahil ederek, ilişkinin evrelerini rahatsız edici bir samimiyetle hissettiriyor.

Aşk ve Küller'de aşkın zamanla nasıl değiştiğini ve bazen kurtarılamaz hale geldiğini görürken yine kendi ilişkilerimiz üzerine derin düşüncelere dalıyoruz. 

Cindy ve Dean'in çatışmaları, aşkın sadece tutkulu anlardan ibaret olmadığını, sorumluluklar, fedakarlıklar ve karşılanamayan beklentilerle şekillendiğini gözler önüne seriyor. Böylece hep beraber, Cindy ve Dean'le birlikte kaçınılmaz sona doğru sürükleniyoruz. Aşk ve Küller'in muhteşem soundtrack'i de bize eşlik ediyor.

Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)

21. yüzyıl için yazılmış yürek burkan aşk hikayesi Sil Baştan, yönetmen Michel Gondry'nin dokunuşuyla unutulmaz arasına girdi.

Başrollerini Jim Carrey ve Kate Winslet'ın paylaştığı film, bir zamanlar tutkulu bir aşk yaşayan Clementine ve Joel'un, birbirlerini unutabilmek için hafızalarını sildirme kararlarını konu alıyor. Bir ayrılığın ardından anılarımızı ve aşkı nasıl koruyabileceğimizi sorgulayan Sil Baştan nostalji, pişmanlık ve melankoli temelleri üzerine inşa edilmiş bir hikaye sunuyor.

ASCDFRGT
Ayrılık acısının insanı şekillendiren bir parça olduğunu hatırlatan Sil Baştan, aşkta mantık aramanın nafile olduğunu gözler önüne seriyor (Focus Features) 

Gondry'nin rüya gibi anlatımı, izleyiciyi gerçeklik ve hafıza arasında bir labirente sürüklerken, bu modern sinema harikası da hafızamızın bize oynadığı tatlı oyunları sorgulatıyor. Beck'in Everybody's Got to Learn Sometime yorumu ve Jim Carrey'nin meşhur sahnesiyle gözleriniz dolmazsa kalbinizin taş kestiğinden şüphe ederiz, ona göre... 

Kapan (Get Out)

Aşka küsmek isterseniz Jordan Peele'in psikolojik gerilimi Kapan, epey iyi bir bahane. Film, kız arkadaşı Rose'un ailesiyle ilk kez tanışan Chris'in kendini içinde bulduğu korkunç durumu anlatıyor. Siyah bir adam olarak Chris, Rose'un beyaz ailesinin kendisine düşmanca davranabileceğinden endişe ediyor. Önceleri ortam biraz tuhaf da olsa endişelenecek bir durum yok gibi görünüyor. Ancak Chris, sevdiceğinin ailesinin evinde daha fazla zaman geçirdikçe işler sarpa sarıyor. 

ASDEFRT5
Kapan, Chris ve Rose'un ilişkisi üzerinden güven, samimiyet ve güç dengelerinin nasıl manipüle edilebileceğini göstererek, aşkın bazen bir illüzyon olabileceğini gözler önüne seriyor (Universal Pictures)

21. yüzyıl ırkçılığını mercek altına alan Kapan, bir yandan da en kötü ihanetlerin en sevdiklerinizden gelebileceğini ortaya koyuyor. Hem de epey sert bir şekilde...

Elveda Las Vegas (Leaving Las Vegsa)

Aşk sen nelere kadirsin? Mesela insan ruhunun çöküşüne, bitmeyen bir yalnızlığa ya da belki de ölüme? 

Elveda Las Vegas, izleyicisini derin bir melankoliye sürüklerken kaybetmenin kaçınılmaz olduğu sarsıcı bir deneyim sunuyor. Nicolas Cage'in Oscarlı performansıyla hayat verdiği, alemlerin en büyük kaybedeni Ben karakteriyle, yaşamla bağlarını tamamen koparmış bir adamın kendi kendini yok edişine tanıklık ediyoruz. 

Film, Las Vegas'ın parlak neon ışıkları altında, özünde bir çıkışsızlık ve yalnızlık hikayesi anlatırken, romantizmin en yıkıcı ve umutsuz halini de gözler önüne seriyor. Biz izleyiciler, film boyunca empati ve çaresizliği bir arada hissediyoruz.

CSDFRGT
Elveda Las Vegas, umutsuzluk içinde dahi anlam arayan insanların hikayesini anlatırken, izleyicisini duygu dünyasındaki bir uçurumun kenarına getirip, unutamayacakları bir iz bırakıyor (Metro-Goldwyn-Mayer)

Elisabeth Shue'nun canlandırdığı Sera karakteri, Ben'in trajik yolculuğunda ona eşlik eden tek kişi olarak, izleyiciye koşulsuz sevgi ve kabullenmenin bile her zaman kurtuluş getirmeyeceğini hatırlatıyor. Sonunda film izleyiciye, bazen hayatın mutlu sonlara değil, kaçınılmaz çöküşlere yazgılı olduğunu düşündürerek derin bir keder bırakıyor.

Sting'in film boyunca sık sık duyduğumuz kederli sesi, Mike Figgis'in minimalist müzikleri ve kasvetli atmosferi, filmin melankolik ruh halini pekiştirirken, karakterlerin içinde bulunduğu duygusal ve fiziksel çöküşü daha da gerçek kılıyor.

Ritüel (Midsommar)

21. yüzyılın en iyi korku filmlerinden biri kabul edilen Ari Aster imzalı Ritüel, iki baş karakterin çalkantılı ilişkisi etrafında dönen bir anksiyete kasırgası.

zASEDFRT
Florence Pugh, Ritüel'de Dani karakterini canlandırırken "kendini istismar ettiğini" ve "hiç bu kadar acı çeken birini oynamadığını" söylemişti (A24)

İsveç'in cennet gibi kırsalındaki yaz festivaline giden bir grup arkadaşı izleyen film, çok geçmeden gündüz gözüyle nasıl felaketlerin yaşanabileceğini kusursuz biçimde aktarıyor. Florence Pugh'nun Dani rolündeki performansıyla harikalar yarattığı Ritüel'de Aster, gerçekten acı verici bir ayrılık filmi yaratmayı başarıyor. Dani ve Christian’ın ilişkisi, duygusal destek eksikliğinin ve sağlıksız dinamiklerin, bireyi nasıl savunmasız hale getirdiğini gösterirken Ritüel, aşkı bir kurtuluş ya da huzur kaynağı olarak değil, bireyin içinde bulunduğu psikolojik durumun bir yansıması olarak sunarak izleyiciyi rahatsız edici bir yolculuğa çıkarıyor.

(Bir taşla iki kuş) Kill Bill serisi

Quentin Tarantino'nun kanlı ve acımasız intikam serisi, her şeyden çok kan ve şiddet üzerine bir hikaye anlatıyor gibi görünebilir ama unutmamak gerekir ki filmin özünde kırık bir kalp yatıyor.

rgtyhu7
Empire 2015'te, Black Mamba kod adlı Beatrix Kiddo'yu tüm zamanların en iyi 23. film karakteri seçmişti (Miramax Films)

Bir suikast timi tarafından ihanete uğrayan Gelin (Uma Thurman), en büyük hayal kırıklığını eski sevgilisi ve çocuğunun babası yüzünden yaşıyor. Devam eden film, onun eski aşkını öldürmek için her yolu denemesini izliyor. Kill Bill serisi dışarıdan bakıldığında aksiyon dozu yüksek keyifli bir seyirlik gibi dursa da aslında, kadın gücü ve aşkın kusurlu doğasına dair derin bir hikaye saklıyor. "Gelin"in, eski sevgilisi ve çocuğunun babası Bill tarafından ihanete uğraması, aşkın güven ve sadakatten çok, güç ve sahiplenmeyle kirletilebileceğini gösteriyor. Tarantino’nun stilize şiddetle bezediği bu intikam yolculuğu, aşkın bir motivasyon kadar, yok edici bir savaş sebebi olduğunu da düşündürüyor. Sonrası zaten kan golü...



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
TT

39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)

Dan Trachtenberg'in yönettiği Predator: Vahşi Topraklar (Predator: Badlands), Hulu'da yönetmenin 2022'de çektiği Prey'den bu yana en büyük film prömiyerine imza atarak platformun yeni bir numarası oldu. Geçen yılın çok konuşulan filmlerinden Vahşi Topraklar, platformdaki ilk 5 gününde dünya genelinde yaklaşık 9 milyon izlenmeye ulaştı.

Geçen sonbaharda vizyona giren film, Kuzey Amerika'da 40 milyon dolar, küreselde ise 80 milyon dolar açılış hasılatıyla serinin rekorunu kırmıştı. 

20th Century ve Disney ortak yapımı bilimkurgu, gişe yolculuğunu da 39 yıllık seri için yine rekor sayılan 184,5 milyon dolarlık küresel hasılatla tamamlamıştı. Predator serisi, toplamda dünya genelinde 925 milyon doların üzerinde gişe geliri elde etti.

Trachtenberg'ün Prey senaristi Patrick Aison'la birlikte geliştirdiği Vahşi Topraklar, 1987'de John McTiernan imzalı Av'la (Predator) başlayan 9 filmlik ikonik seriye yeni bir sayfa açıyor.

Predator: Vahşi Topraklar'da, Dimitrius Schuster-Koloamatangi tarafından canlandırılan yırtıcı Predator Dek, başrolde yer alıyor ve Elle Fanning'in hayat verdiği android Thia'yla bir araya geliyor. 

Hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden övgü alan film, klanı tarafından dışlanan Dek'in, Thia'yla beklenmedik bir ittifak kurarak en büyük rakibinin karşısına çıkmasını konu alıyor.

Hulu'nun paylaştığı verilere göre izleyiciler, Disney+ ve Hulu üzerinden Predator serisini dünya genelinde 300 milyon saatin üzerinde izledi. Platform, Disney+ ve Hulu'daki "Predator Creators Collection" seçkisine de 15 yeni video ekledi.

5 Ağustos 2022'de yayına giren Prey, Hulu'ya göre platformun bugüne kadarki "en çok izlenen film prömiyeri" unvanını koruyor. Hulu, filmin ilk hafta sonu performansına ilişkin izlenme verilerini ise açıklamamıştı.

Predator serisi, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor. 

Independent Türkçe, Deadline, The Walt Disney Company