Rekortmen korkunun yönetmeni iddialı: X-Men filmi çekecek değilim

Inverse'ten Matt Donato, filmle ilgili "Cambaz, Perkins'in alametifarikası olan estetiğini en üst seviyeye çıkarıyor" ifadesini kullanmıştı (Neon)
Inverse'ten Matt Donato, filmle ilgili "Cambaz, Perkins'in alametifarikası olan estetiğini en üst seviyeye çıkarıyor" ifadesini kullanmıştı (Neon)
TT

Rekortmen korkunun yönetmeni iddialı: X-Men filmi çekecek değilim

Inverse'ten Matt Donato, filmle ilgili "Cambaz, Perkins'in alametifarikası olan estetiğini en üst seviyeye çıkarıyor" ifadesini kullanmıştı (Neon)
Inverse'ten Matt Donato, filmle ilgili "Cambaz, Perkins'in alametifarikası olan estetiğini en üst seviyeye çıkarıyor" ifadesini kullanmıştı (Neon)

Geçen yıla damga vuran tüyler ürpertici seri katil hikayesi Cambaz'ın (Longlegs) yönetmeni Osgood Perkins, son dönemdeki korku filmlerinin başarısının kendisi için sürpriz olduğunu söylüyor. 

Nicolas Cage'in bir seri katili, Maika Monroe'nun ise onu yakalamaya çalışan genç bir FBI ajanını canlandırdığı 2024 yapımı Cambaz, 9 milyon dolarlık bütçesiyle 125 milyon dolar gişe hasılatı elde etmişti. 

"Kimse bunu istemez"

Perkins'in yeni filmi The Monkey de halihazırda sinemalarda gösterimde ve büyük ilgi görüyor. Komedi unsurlarıyla da öne çıkan film, bağımsız yapım ve dağıtım şirketi Neon'un en yüksek ikinci açılış gişe rakamına ulaştı. The Monkey, sadece Kuzey Amerika'da 14 milyon dolardan fazla hasılat yaptı.

Ancak Perkins, bu başarıların ardından yönünü değiştirmeyi düşünmüyor. Variety'ye verdiği röportajda Cambaz'ın başarısı hakkında, "Her şeyi değiştirdi ama aslında hiçbir şeyi değiştirmedi" diyerek ekledi: 

Bana güven verdi ama gidip bir video oyunu uyarlaması ya da bir X-Men filmi çekecek değilim. Sanırım kimse de bunu istemez.

Bunun yerine Perkins, kendi tarzına sadık kalacağını belirterek, "Benden muhtemelen yine aynı türde filmler göreceksiniz ama daha iyi çekilmiş versiyonları" dedi.

Stephen King'in aynı adlı kısa hikayesinden uyarlanan The Monkey, lanetli bir oyuncak maymunun bir aileye yaşattığı dehşeti konu alıyor. Ancak Perkins şimdiden bir sonraki projesi üzerinde çalışıyor.

51 yaşındaki yönetmenin sıradaki filmi Keeper adını taşıyor ve ekimde vizyona girmesi planlanıyor. Tatiana Maslany'nin başrolünde olduğu film, izole bir dağ kulübesinde geçiyor ve evlilik yıldönümlerini kutlamak için tatile çıkan bir çiftin karşılaştığı uğursuz varlığı konu alıyor.

GamesRadar'a konuşan Maslany, film hakkında şunları söyledi: 

Açıkçası ben de izlemek için sabırsızlanıyorum çünkü henüz görmedim. Ama çekimleri gerçekten çok eğlenceliydi. Hikayenin ağır ve kasvetli bir tonu olsa da Oz'un filmlerinde her zaman bir parça yaramazlık vardır.

Independent Türkçe, Variety, GamesRadar



Harvardlı psikiyatr yanıtladı: Neden bazı gençler kendilerinden nefret ediyor?

Psikiyatr, kendinden nefret etme davranışına ilişkin örüntülerin gençlikte başladığını belirtiyor (Unsplash)
Psikiyatr, kendinden nefret etme davranışına ilişkin örüntülerin gençlikte başladığını belirtiyor (Unsplash)
TT

Harvardlı psikiyatr yanıtladı: Neden bazı gençler kendilerinden nefret ediyor?

Psikiyatr, kendinden nefret etme davranışına ilişkin örüntülerin gençlikte başladığını belirtiyor (Unsplash)
Psikiyatr, kendinden nefret etme davranışına ilişkin örüntülerin gençlikte başladığını belirtiyor (Unsplash)

Harvardlı psikiyatr Blaise Aguirre, gençlerin kendinden nefret etme davranışını mercek altına aldı.  

CNN’in konuştuğu Aguirre, ergenlikte kişinin dünya bakışını ve başkalarıyla ilişkisini belirleyen temel unsurun benlik algısı olduğunu söylüyor.

Kendinden nefret etme davranışının patolojik boyutlara varmasında yetersizlik hissi büyük rol oynuyor. Psikiyatr, buna dikkat çekerek şu ifadeleri kullanıyor: 

Bu olduğunda, kendinize karşı beslediğiniz nefret, aldığınız kararların çoğunu, başvurduğunuz işleri, gittiğiniz okulları ve romantik partner seçimlerinizi şekillendirmeye başlar. Bir kişinin benliğine işlemiş bir özellikten bahsediyorum. Kendinden nefret etmek böyle bir şeydir.

Kendinden nefret etme davranışının çocuklukta başladığını vurgulayan Aguirre, bundan muzdarip gençlerin genellikle okulda zorbalığa uğradığını ya da duygusal istismara maruz kaldığını söylüyor.

Uzman psikiyatr, günümüzde teknolojinin de bu sorunda büyük rolü olduğuna işaret ediyor: 

Büyük şirketler, teknolojiyi kendinden nefret edenlere bir şeyler satmak için nasıl kullanacağını öğrendi. Mesajlar şöyle: Yeterince uzun değilsin, yeterince güzel değilsin, cildin yeterince genç görünmüyor, yeterince zayıf değilsin, yeterince güçlü değilsin, yeterince kaslı değilsin ve yeterince zeki değilsin.

Aguirre, dev firmaların bu stratejiyle “Bizim ürünümüzü satın alırsan, daha iyi biri olacaksın” mesajını vermeyi hedeflediğini de sözlerine ekliyor.

Kendinden nefret etmeyle depresyon arasında bir ilişki bulunduğunu belirten psikiyatr, bunların birbirine karıştırılmaması gerektiğinin de altını çiziyor. Bilim insanı, depresyon tedavisi başarılı olsa bile kendinden nefret etme davranışının sürebileceğini ifade ediyor.

Ebeveynlerin yaklaşımlarının, sorunların çözümünde önemli olduğunu belirten Aguirre, anne babaların çocuklarını gerçekten dinlemesi gerektiğini söylüyor: 

Bir çocuk cidden zorlandığında, güven vermeye çalışmadan onu samimi şekilde dinlemek fark yaratabilir. ‘Sen sevilesi birisin. Bir sürü arkadaşın var. İyi olacaksın’ demeyin. Bunun yerine, yaşadıklarının onlara ne kadar acı verdiğini dinleyin.

Sorunu hızlı şekilde çözmeye kalkışmanın problemi daha da büyütebileceğini ifade eden Harvardlı bilim insanı, “Buradaki fikir, sorunu çözmeye çalışmadan, en azından onlar duyulduklarını hissedene ve siz de sorunu derinlemesine anlayana kadar onlarla birlikte oturmaktır” diyor.

Independent Türkçe, CNN, Psychology Today