İzleyeni koltuğuna mıhlayan 12 gerçek suç belgeseli

63 yaşındaki ödüllü belgeselci Joe Berlinger imzasını taşıyan Bir Katilin İfadeleri: Ted Bundy, günümüzden röportajlar, arşiv görüntüleri ve idam koğuşundan ses kayıtlarıyla seri katil Ted Bundy'nin sarsıcı bir portresini çiziyor (Netflix)
63 yaşındaki ödüllü belgeselci Joe Berlinger imzasını taşıyan Bir Katilin İfadeleri: Ted Bundy, günümüzden röportajlar, arşiv görüntüleri ve idam koğuşundan ses kayıtlarıyla seri katil Ted Bundy'nin sarsıcı bir portresini çiziyor (Netflix)
TT

İzleyeni koltuğuna mıhlayan 12 gerçek suç belgeseli

63 yaşındaki ödüllü belgeselci Joe Berlinger imzasını taşıyan Bir Katilin İfadeleri: Ted Bundy, günümüzden röportajlar, arşiv görüntüleri ve idam koğuşundan ses kayıtlarıyla seri katil Ted Bundy'nin sarsıcı bir portresini çiziyor (Netflix)
63 yaşındaki ödüllü belgeselci Joe Berlinger imzasını taşıyan Bir Katilin İfadeleri: Ted Bundy, günümüzden röportajlar, arşiv görüntüleri ve idam koğuşundan ses kayıtlarıyla seri katil Ted Bundy'nin sarsıcı bir portresini çiziyor (Netflix)

Suç, insanlık tarihinin en kadim meraklarından biri. Yüzyıllar önce infazlar panayır muamelesi görürken, o günlerden bugüne değişen pek bir şey yok aslında. Sadece suçun anlatıldığı mecralar çeşitlendi, izleyici kitlesi katbekat arttı. 

Gerçek suç belgeselleri, özellikle son yıllarda dijital platformlarda adeta patlama yaşadı. Popüler platformların en çok izlenen yapımları arasında gerçek suç dizilerinin yer alması tesadüf değil. Çünkü izleyici hâlâ adaletin tecelli ettiğini görmek, iyinin kötüye üstün geldiğine şahit olmak istiyor. Kimi yaşananların dehşetine rağmen ekran başından kalkamıyor, kimiyse oturduğu yerden dedektifliğe soyunmaktan hoşlanıyor. 

Amerikalı romancı Truman Capote'nin 1965 tarihli klasiği Soğukkanlı'yla (In Cold Blood) modern anlamda başlayan gerçek suç ilgisi, Oscarlı yönetmen Errol Morris'in 1988 yapımı filmi İnce Mavi Çizgi'yle (The Thin Blue Line) belgesel sinemanın mühim damarlarından biri oldu. Zamanla cinayetler, kaybolan insanlar ve çözülemeyen dosyalar ekranların vazgeçilmezi haline geldi. 

Üstelik bazı belgeseller yalnızca izleyicisini değil, gerçek hayatı da etkiledi. Suçluların yakalanmasına, davaların yeniden açılmasına veya yasaların değişmesine sebep oldu. 

Bugün, belki de gecenin bir yarısı herhangi bir platforma girip "öylesine" izlemeye başladığımız o karanlık hikayeler aslında gerçek. Ve siz de bu gerçeklerle baş etmekte zorlanmanıza rağmen kendinizi izlemekten alıkoyamıyorsanız bizdensiniz demektir. 

İşte tam da bu sebeple, türün en çarpıcı ve unutulmaz örneklerini sizin için derledik.

Making a Murderer (2015-2018)

Making a Murderer, Netflix'in gerçek suç belgesellerinde dönüm noktası kabul edilen bir yapım. Steven Avery'nin başına gelenler, adalet sisteminin karanlık yüzüne ışık tutuyor. Masum olduğu halde 18 yıl yok yere hapis yattıktan sonra beraat eden Avery, kısa süre sonra başka bir cinayetle suçlanıyor. 

xsdcfrgt
Fotoğraf: Netflix

Belgesel, bu olayın ardındaki soru işaretlerini ve polis teşkilatının tutumunu sorgulatıyor. İzleyiciyi sürekli "Acaba gerçekten yaptı mı?" sorusuyla baş başa bırakan belgeselin ardından binlerce kişi, Avery'nin affı için kampanyalar düzenlemişti. Ancak işin hukuki boyutu, işleyişin bu kadar kolay olmadığını gösteriyor.

İki sezon boyunca izleyiciyi diken üstünde tutan yapım, sadece bir suç hikayesi değil, aynı zamanda bir sistem eleştirisi. Making a Murderer, suç ve adalet arasındaki ince çizgiyi sorgulatan güçlü bir anlatı. Gerçek suç belgeselleriyle ilgilenen herkesin mutlaka izlemesi gerekenlerden.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 8.2

The Keepers (2017)

The Keepers, ilk bakışta 1969'da öldürülen bir rahibenin çözülememiş davasını konu alıyor gibi görünüyor. Ama birkaç bölüm sonra anlıyorsunuz ki mesele sadece Rahibe Catherine Cesnik'in cinayeti değil. Belgesel, Baltimore'daki bir Katolik okulunda yaşanan sistematik istismarın kapısını aralıyor. Eski öğrencilerin tanıklıkları, yaşananların üstünün nasıl örtüldüğünü ve bu karanlık sırların yıllar sonra nasıl ortaya döküldüğünü çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Her bölüm, cevap vermekten çok yeni sorular doğuruyor. Cesnik'in ölümünün ardındaki sır hâlâ çözülmemiş olsa da hikayenin asıl gücü bu belirsizlikte saklı. 

sdfgrth
Fotoğraf: Netflix

Netflix'in en çarpıcı gerçek suç yapımlarından biri olarak öne çıkan belgesel, izleyiciyi hem rahatsız ediyor hem de derin düşüncelere sürüklüyor. The Keepers, anlatması kolay olmayan bir gerçeği, cesaret isteyen bir şekilde işliyor. Soğukkanlı anlatımı ve kurbanların sesine kulak veren yapısıyla türün en sarsıcı işlerinden biri olan The Keepers, Katolik Kilisesi içindeki istismar ve suskunluk kültürüne dair önemli bir yüzleşme ve türe ilgi duyanların mutlaka izlemesi gereken bir yapım.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 8.0

The Staircase 

Gerçek suç belgeseli denince akla ilk gelen yapımlardan biri The Staircase. 2001'de Kathleen Peterson'ın evinin merdiven boşluğunda ölü bulunmasıyla başlayan bu dava, sıradan bir cinayet soruşturması gibi görünse de kısa sürede bambaşka bir hal alıyor. Katil zanlısı ise kendi halindeki roman yazarı Michael Peterson... Peki bu ölüm kaza mıydı, yoksa planlı bir cinayet mi? Cevap ararken karşınıza gizli ilişkiler, aile sırları ve uluslararası detaylar çıkıyor. 

dfrgth
Fotoğraf: Netflix

Belgesel ekibi, olayın en başından itibaren tüm süreci kayda alarak izleyiciyi adeta davanın bir parçası yapıyor. Gerçek duruşma görüntüleri ve yıllara yayılan aile röportajları, hikayeye ayrı bir ağırlık katıyor. Özellikle karakterlerin giderek çözülmesi, belgeselin temposunu sürekli diri tutuyor. The Staircase, adaletin ne kadar belirsiz bir kavram olabileceğini çarpıcı biçimde hatırlatırken, türün klasiklerinden biri olmayı sonuna kadar hak ediyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.8

Bir Katilin İfadeleri: Ted Bundy (Conversations with a Killer: The Ted Bundy Tapes) 

Bir Katilin İfadeleri: Ted Bundy, tarihin en korkunç seri katillerinden birinin karanlık zihnine açılan bir pencere. Netflix'in 4 bölümlük belgeseli, Bundy'nin genç kadınları kandırıp vahşice katlettiği dönemi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Arşiv görüntüleri, polis kayıtları ve ölüm hücresinden yapılan röportajlarla kurulan anlatı, izleyiciyi rahatsız edici bir gerçeklikle baş başa bırakıyor. Bundy'nin her cinayet sonrası "tatmin olacağını" düşünmesi ama her defasında daha fazlasını araması, insan doğasının en karanlık köşelerine işaret ediyor. 

cvfghy
Fotoğraf: Netflix

Belgesel, seri katilin çevresindeki insanların da onunla ilgili itiraf ve gözlemlerini aktarıyor. Özellikle Bundy'nin mağdurlarını kandırma yöntemleri tüyleri diken diken ediyor. Arabanın yanına yaklaşıp kolu alçıda numarası yapması ya da polis taklidiyle kurbanlarını avlaması, soğukkanlılığının boyutunu ortaya koyuyor. Belgeselin kronolojik anlatımı, Bundy'nin yükselişi ve çöküşünü sistemli bir şekilde takip etme imkanı sunuyor. Cinayet detayları ve kaçış hikayeleri adeta bir gerilim filminden fırlamış gibi. En çarpıcı kısımlardan biriyse Bundy'nin kendi sesinden duyduklarımız. Bir Katilin İfadeleri: Ted Bundy, rahatsız edici ama kendini izlettiren, gerçek suç belgeseli tutkunlarının kaçırmaması gereken bir yapım.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.7

Brother's Keeper

Brother's Keeper, medyanın ve adalet sisteminin, sessiz bir kasabada yaşayan eğitimsiz bir adamın hayatını nasıl altüst ettiğinin çarpıcı hikayesi. Delbert ve William, harap ve izole evde diğer iki kardeşleriyle birlikte münzevi bir yaşam sürüyordu. Ancak William'ın ölü bulunmasıyla bu düzen tepetaklak oldu.

sdefrgt
Fotoğraf: Creative Thinking International Ltd.

 1991'de, New York'un Munnsville kırsalındaki bu dava, Delbert Ward'un hasta kardeşini öldürmekle suçlanmasıyla başlıyor. Olay, basit bir ölüm vakasından ulusal medyanın iştahla izlediği bir skandala dönüşüyor. Belgesel, kasaba halkının Delbert'a sahip çıkışını ve büyük şehir medyasının olayı nasıl çarpıttığını çarpıcı bir dille anlatıyor. 

Yönetmenler Joe Berlinger ve Bruce Sinofsky, kameralarını olabildiğince arka plana çekerek, doğrudan tanıklıklar ve içten ifadelerle hikayeyi izleyiciye sunuyor. Delbert'ın okuma yazma bilmemesi, polis baskısıyla zorla alınan ifadesiyle birleşince dava tam bir adalet sınavına dönüşüyor. 

Çetrefilli davayı detaylıca işleyen film, sistemin zayıf ve savunmasız bireyler üzerindeki gücünü sorgulayan sarsıcı bir portre çiziyor. Sundance'ten En İyi Belgesel Seyirci Ödülü'yle dönen yapım, türünün en dokunaklı ve unutulmaz örneklerinden biri. Brother's Keeper, gerçek suç belgesellerinin sadece suç ve suçlu üzerinden değil, insanlık ve vicdan üzerinden de okunabileceğinin kanıtı. Sadeliğiyle vuruyor, sessizliğiyle çığlık atıyor.

Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor
IMDb: 7.5

Night Stalker: Bir Seri Katili Yakalamak (Night Stalker: The Hunt For a Serial Killer)

Los Angeles, 1980'lerin ortasında suç oranı düşerken, karanlık gecelerde dolaşan bir seri katilin dehşetiyle sarsılıyordu. Netflix'in 4 bölümlük belgesel dizisi Night Stalker: Bir Seri Katili Yakalamak, işte tam da bu korku dolu zamanları merkezine alıyor. Tüyler ürperten belgeselde Richard Ramirez'in cinayet ve saldırıları, geride bıraktığı korku ve peşine düşen iki dedektifin hikayesi anlatılıyor. 

asdfrgt
Fotoğraf: Netflix

Özellikle dedektifler Frank Salerno ve Gil Carrillo'nun tanıklıkları Dönemin sıcak yaz gecelerinde kapılarını kilitlemeyi unutan insanların yaşadığı dehşeti ekrana taşıyan belgeselin en güçlü yanlarından biri. Night Stalker, kimi anlarda gerçek suç anlatılarının kaçamadığı o sansasyonel dile başvuruyor ama şehir ve katil arasındaki ilişkiyi de son derece iyi kurmayı başarıyor. Hikayeyi sadece bir suç dosyası değil, dönemin ruh hali ve medya baskısıyla da ele alıyor. Özellikle final bölümü, Ramirez'in yakalanışı ve sonrasındaki medya çılgınlığıyla akıllara kazınıyor. İzleyeni hem tedirgin eden hem de o dönemin Los Angeles'ına ışık tutan belgesel, sıkılmadan bir çırpıda izleniyor. Bu meşhur seri katilin hikayesi, türü sevenler için biçilmiş kaftan.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.5

Amerikan Kabusu (American Nightmare) 

Amerikan Kabusu, sıradışı bir suç hikayesinin, sistematik önyargı ve medya lincine nasıl dönüştüğünün sarsıcı bir anlatısı. Denise Huskins'in kaçırılışı ve sevgilisi Aaron Quinn'in, polisin gözünde bir anda baş şüpheliye dönüşmesi insanın içini burkan bir adalet çöküşü. Belgesel, yalnızca şoke edici bir suç dosyası sunmuyor, aynı zamanda kurbanı suçlama, cinsiyetçi bakış ve kurumların basiretsizliği üzerine de sert cümleler kuruyor. 

csdfgthy
Fotoğraf: Netflix

Popüler kültür etkisiyle, kurbanlar bir anda şüpheliye, aşk hikayeleriyse komplolara indirgeniyor. David Fincher imzalı gerilim Kayıp Kız (Gone Girl) benzetmeleri, Denise'in yaşadıklarını gölgede bırakırken medya ve polis gerçek suçluyu gözden kaçırıyor.

Yönetmenler Bernadette Higgins ve Felicity Morris, bu üç bölümlük dizide nefes aldırmayan bir tempo ve büyük bir öfkeyle anlatıyor hikayeyi. Gerilim dozunu hiç düşürmeden, olayın perde arkasını ve sistemdeki boşlukları cesurca deşiyorlar. İzleyici de ister istemez sık sık öfke ve hayret arasında gidip geliyor.

Eleştirmenlerin Seçimi Belgesel Ödülleri'nde adaylık kazanan yapım, sadece bir kabusun değil, aynı zamanda bir uyanışın hikayesi. İzleyeni öfkelendiriyor ama tam da bu yüzden izlenmeyi hak ediyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.5

Kötülük Dehası: Amerika'nın En Şeytani Banka Soygununun Gerçek Hikayesi (Evil Genius: The True Story of America's Most Diabolical Bank Heist)

Kötülük Dehası, en tuhaf ve en unutulmaz hikayelerden birine odaklanıyor. 2003'te boynuna bomba bağlanarak banka soymaya zorlanan Brian Wells'in şoke edici öyküsü, ilk bakışta tekinsiz bir vaka gibi dursa da derinlere indikçe daha karanlık bir tablo ortaya çıkıyor. Belgesel, olayın arkasındaki akılalmaz planı ve bunun mimarı Marjorie Diehl-Armstrong'u mercek altına alıyor. 

Yönetmen Trey Borzillieri'nin yıllar süren takıntılı araştırması ve Marjorie'yle cezaevindeki yazışmaları belgeselin en çarpıcı yanlarından biri. Kötülük Dehası, sadece suçun kendisini değil, şüphelilerin ve kurbanların karmaşık hayatlarını da gözler önüne seriyor. 

dfghyju
Fotoğraf: Netflix

Telegraph, bu 4 bölümlük belgeseli "akılda kalıcı, tuhaf ve karanlık bir hikaye" diye tanımlarken, Eater ise belgeselin dosya değil insan odaklı anlatımını övüyor. Vulture, hikayeyi sürükleyici bulsa da Marjorie’nin ruh sağlığına yaklaşımını problemli bulduğunu belirtiyor. Hollywood Reporter, belgeselin gerilim ve keşif duygusunu başarıyla yansıttığını yazıyor. 

Kötülük Dehası, akılalmaz gerçeklerin kurgudan çok daha sarsıcı olabileceğini kanıtlayan bir yapım. Çarpıcı kurgusu ve rahatsız edici detaylarıyla, hafta sonu maratonu için ideal. 

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.5

Watts Ailesi Cinayeti (American Murder: The Family Next Door) 

Watts Ailesi Cinayeti, sıradan bir ailenin içindeki görünmez çatlakları, sosyal medyanın parıltılı yüzüyle gerçek hayatın karanlığı arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Belgesel, Shanann'ın neşeli Instagram videoları ve mutlu aile pozlarıyla başlıyor ama her anını izleyicinin içine bir şey oturmuş şekilde takip etmesini sağlıyor. Anlatıcıya ihtiyaç duymadan, yalnızca dijital izlerle kurgulanan bu hikaye, yaşananların soğuk gerçekliğini daha da sert hissettiriyor. 

dfghytju
Fotoğraf: Netflix

Chris Watts'ın soğukkanlılığı ve kamera karşısındaki ikiyüzlülüğüyse tüyleri hiç kuşkusuz diken diken ediyor. Yalan makinesine girdiğindeki yüz ifadesi ve itiraf anı, izleyenin hafızasına kazınan anlardan biri. Belgesel, bir trajedinin ardında medyanın kurduğu spekülasyonları ve sosyal medyanın nasıl bir illüzyon yarattığını da ustaca sorguluyor. 

Gerilim dozu her dakika biraz daha yükselirken, bu aileye neler olduğunu adım adım öğrenmek insanın içini parçalıyor. En vurucu tarafı, "böyle insanlar aramızda geziyor" hissini iliklerine kadar hissettirmesi. Belgeselin finali geldiğinde bir rahatlama değil, derin bir boşluk kalıyor izleyicide. Belgesel sona erse de etkisi uzun süre zihinde kalıyor. Ve sonunda bir kez daha anlıyoruz ki, sosyal medya yalnızca görmek istediğimizi gösteriyor.

Hatırlatmakta fayda var; Chris Watts, 2018'de hamile eşi Shanann'la küçük kızları Bella ve Celeste'yi Colorado'daki evlerinde öldürmekten ömür boyu hapis cezasını çekiyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.2

Tinder Avcısı (The Tinder Swindler)

Aşk çağında dolandırıcılık hikayesi diye tanımlayabileceğimiz Tinder Avcısı, izleyiciyi ilk dakikada Instagram filtreli hayaller dünyasına davet ediyor. Ancak bu gösterişli hayatın arkasında, Simon Leviev adını kullanan bir dolandırıcının milyon dolarlık tuzağı yatıyor. Felicity Morris'in yönetmenliğinde şekillenen belgesel, Tinder üzerinden başlayan romantik sohbetlerin nasıl kabusa döndüğünü gözler önüne seriyor. Hikaye, aşkın ve güvenin nasıl kolayca sömürülebileceğini çarpıcı örneklerle anlatıyor. Leviev'in "düşmanlarım peşimde" yalanıyla kadınlardan acil para istemesi, insan psikolojisinin en zayıf noktalarına dokunuyor. Belgesel, dijital çağda bile kalbin akla nasıl üstün geldiğini kanıtlıyor. Sahte kimlikler, özel jetler ve lüks oteller arasında geçen bu dolandırıcılık ağı, tek kelimeyle akılalmaz.

dsfgthy
Fotoğraf: Netflix

Bir yandan sinirlenip bir yandan şaşırma garantili Tinder Avcısı, romantik masallara fazla kaptıranlara sert bir uyarı niteliğinde. Ve haliyle belgeselin finalinde akıllarda tek bir soru kalıyor: 

Kimi gerçekten tanıyoruz?

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.1

Jeffrey Epstein: Korkunç Zengin (Jeffrey Epstein: Filthy Rich) 

Jeffrey Epstein: Korkunç Zengin, paranın ve gücün nasıl yıllarca korkunç suçları gizleyebildiğini tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Belgesel, Epstein'in sırça köşkünün kapılarını aralayıp içerde neler yaşandığını mağdurların sesiyle anlatıyor. Masaj bahanesiyle başlayan buluşmaların nasıl sistematik bir istismara dönüştüğünü duymak tek kelimeyle insanın kanını donduruyor. Dönemin #MeToo dalgasına denk gelen yapım, tüm tehdit ve baskılara rağmen kadınların susturulamadığını bir kez daha hatırlatıyor.

fgbhtyjuı

Belgeselin en çarpıcı yanı, medyanın ve toplumun görmezden geldiği detayları göz önüne sermesi. Epstein'in sadece zengin bir adam değil, bir sistem sorunu olduğunu fark ettiriyor. Güçlü bağlantılar ve sınırsız servetle inşa edilen kirli imparatorluk, izleyicide öfke ve hayret bırakıyor. 4 bölüm boyunca her anlatım daha da ağırlaşıyor, daha da karanlıklaşıyor. Bu belgeseli izlemek cesaret istiyor ama bu yaşanan çirkinlikleri bilmek de şart. Çünkü gerçek en çok saklandığı yerden çıkıp hesap soruyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.1

Amanda Knox

2016 yapımı Amanda Knox, modern çağın en tartışmalı ve medyatik cinayet davalarından birine ayna tutuyor. 2007'de oda arkadaşı Meredith Kercher'ın öldürülmesinin ardından Knox'un tutuklanması, yargılanması ve suçsuzluk mücadelesi tüm dünyanın gözü önünde yaşanmıştı. Belgesel, Knox'un hikayesini kendi ağzından dinleme fırsatı sunarak izleyiciyi doğrudan olayların merkezine çekiyor. 

asdfergt
Fotoğraf: Netflix

Knox'un yanı sıra eski sevgilisi Raffaele Sollecito, İtalyan savcı Giuliano Mignini ve Daily Mail muhabiri Nick Pisa'nın da anlatımları bu karmaşık dosyaya farklı bakış açıları ekliyor. Hikayeyi insan odaklı portrelere dönüştüren belgeselde, medya ve toplumsal önyargıların yargı sürecine nasıl yön verdiği de çarpıcı biçimde gözler önüne seriliyor. Sürükleyici oluşunun yanı sıra yer yer eksik kaldığı düşünülen detaylarıyla da konuşulan belgesel, iki Emmy adaylığı da elde etmişti. Toronto Film Festivali'ndeki prömiyeri sonrası ses getiren Amanda Knox, suçun gölgesinde insan kalabilmenin ne kadar zor olduğunu hissettiren, sarsıcı bir iş. Medya ve adalet sisteminin çarpıklıklarını da düşündüren belgesel, gerçek suç sevenler için kaçırılmaması gerekenlerden.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 6.9

Independent Türkçe



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct