Kovid benzeri semptomlar gösteren hastalar bir yıl boyunca kendine gelemiyorhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5153372-kovid-benzeri-semptomlar-g%C3%B6steren-hastalar-bir-y%C4%B1l-boyunca-kendine-gelemiyor
Kovid benzeri semptomlar gösteren hastalar bir yıl boyunca kendine gelemiyor
UCLA'den araştırmacılar, Kovid benzeri semptomlar yaşayan kişilerin ruh sağlığına kavuşmasının 9 ayı bulabildiğini söylüyor (Reuters)
Kovid benzeri semptomlar yaşadınız mı? Kendinizi yeniden toparlamanız 9 ay, hatta daha uzun bir süreyi bulabilir.
UCLA'den araştırmacılar, bu semptomları gösteren hastaların yüzde 20'sinin enfeksiyondan sonra yaklaşık bir yıl boyunca standardın altında bir yaşam kalitesine sahip olduğunu tespit etti. Oysa fiziksel sağlıkları yalnızca üç ay sonra normale döndü.
UCLA'de tıp alanında yardımcı doçent olan Lauren Wisk yaptığı açıklamada, "Kovid enfeksiyonu sonrası zihinsel ve fiziksel sağlık açısından iyileşme farkını yeni keşfettik" diyor.
Wisk "Bulgular, sağlık çalışanlarının Kovid enfeksiyonu sonrası hastalarının ruh sağlığına daha fazla dikkat etmesi ve fiziksel sağlıklarının yanı sıra ruh sağlıklarını iyileştirmeye yardım edecek daha fazla kaynak sağlaması gerektiğini gösteriyor" diye ekliyor.
Wisk, salı günü Open Forum Infectious Diseases adlı hakemli dergide yayımlanan, ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri tarafından finanse edilen çalışmanın başyazarlarından biri. Çalışma, Kovid benzeri semptomlar nedeniyle tedaviye başvuran kişileri karşılaştırdı. Bunların yüzde 75'inin virüs testi pozitif çıktı. Geri kalanlar ise negatif sonuç aldı.
Aralık 2020'den Ağustos 2022'nin sonuna kadar semptomlar yaşayan 4 bin 700 katılımcıdan Kovid testi pozitif çıkanların, negatif çıkanlara kıyasla, sağlıkla ilgili optimal yaşam kalitesine enfeksiyondan sonraki bir yıl içinde dönme olasılığı istatistiksel olarak daha yüksekti.
Yazarlara göre bulgular, sağlık yetkililerinin daha önce Kovid dışı enfeksiyonların hastaların esenliği üzerindeki uzun vadeli etkilerini hafife almış olabileceğine işaret ediyor.
Araştırmacılar, yaklaşık 1100 Kovid pozitif hasta ve 317 Kovid negatif hastanın yanıtlarını analiz ederek ve fiziksel işlev, anksiyete, depresyon, yorgunluk, sosyal katılım, uyku bozukluğu, ağrının yaşamı etkilemesi ve bilişsel işlev gibi unsurları değerlendirerek bu sonuçlara ulaştı.
Çalışmaya katılanların yaklaşık 5'te birinin yaşam kalitesinin genellikle düşük olduğunu ve ilk enfeksiyondan sonraki bir yıla kadar uzun Kovid semptomları bildirme ihtimalinin yüksek olduğunu buldular.
Bilim insanları şu ifadeleri kullanıyor:
Kovid-19 benzeri hastalık geçirdikten sonraki 12 ay boyunca takip edilen, çeşitli coğrafi bölgelerden bireylerin yer aldığı bu geniş çaplı çalışmada katılımcıların önemli bir kısmı, akut semptomların SARS-CoV-2'den veya başka bir hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılmaksızın, [genel yaşam kalitesinin] düşük olduğunu bildirmeye devam etti.
Araştırmacılar, ruh sağlığının kademeli bir şekilde iyileştiğini ve enfeksiyondan 6 ila 9 ay sonra kayda değer gelişmeler görüldüğünü tespit etti.
Yazarlar, semptomatik Kovid negatif hastaların hangi rahatsızlıklardan muzdarip olduğunun hâlâ belirsiz olduğunu ve Kovid testlerinin hem yanlış pozitif hem de yanlış negatif sonuçlar verebileceğini söyleyerek daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor. Soğuk algınlığı, alerji, grip ve Kovid birçok benzer semptoma sahip.
Wisk, "Gelecekteki araştırmalar, Kovid-19 semptomları devam eden hastaların tedavi modellerinin nasıl iyileştirilebileceğine ve bunların hastaların yaşam kalitesi üzerindeki etkisine odaklanmalı. Özellikle de her 5 hastadan biri ilk enfeksiyondan bir yıl sonra da semptomlar yaşamaya devam edebildiğinden, bu durum muhtemelen uzun Kovid'i yansıtıyor" diyor.
Sadece eğlenmek için izlenecek en iyi 5 kaçış dizisihttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5297015-sadece-e%C4%9Flenmek-i%C3%A7in-izlenecek-en-iyi-5-ka%C3%A7%C4%B1%C5%9F-dizisi
Sadece eğlenmek için izlenecek en iyi 5 kaçış dizisi
Sex and the City'de Carrie ve Mr. Big'in bir dargın bir barışık ilişkisi yoğun, çoğu zaman toksik ama kopması imkansız bir "ruh eşi" hikayesi (HBO)
Yaz sıcakları iyice bastırmışken, ekran karşısında bizi derin düşüncelere daldıran ağır ve kasvetli dramaları izleyecek dermanı kendimizde bulmakta zorlanıyoruz.
Tam da bu yüzden, zihnimizi tamamen nadasa bırakabileceğimiz, izlerken bizi yormayacak ama bir o kadar da kendine bağlayacak dizilerin, o tatlı kaçamakların yani suçlu zevklerimizin hakkını teslim etmek için harika bir liste hazırlamaya karar verdik.
Hani şu başkalarına "Aslında izlemiyorum ya, öylesine arkada dönüyor" diye yalan söylediğimiz ama yalnız kaldığımızda pür dikkat kesildiğimiz, mantık sınırlarını zorlasalar da bize tarifsiz bir konfor sunan gizli zevklerimizden bahsediyoruz.
Bu listede, Paris'in büyüleyici manzaraları eşliğinde saçmalık seviyesinde kararlar alan Emily'nin renkli dünyasına kendimizi bırakıyoruz.
Hemen ardından New York'un genç elitlerinin skandallarla dolu hayatını "XOXO" fısıltısıyla ifşa eden Gossip Girl'ün pırıltılı entrikalarına kapılıveriyoruz.
Akabinde Manhattan sokaklarında kokteyllerini yudumlarken sarsılmaz dostlukları ve kaotik aşk seçimleriyle yıllardır hayatımızda olan Sex and the City kadınlarına selam duruyoruz.
Seattle Grace Hastanesi'nin nöbet odalarında geçen aşk üçgenleri ve bitmek bilmeyen tıbbi krizleriyle Grey's Anatomy'nin heyecan dolu pembe dizi girdabına çekiliyoruz.
Son durakta Kaliforniya'nın güneşli sahillerine uzanıyor ve The O.C. ile 2000'ler nostaljisine teslim oluyoruz. Bu keyifli karmaşaya katılmak isteyenleri de listeye alalım; neticede bizi kim suçlayabilir ki?
Emily in Paris (2020 - )
Bazen tek istediğiniz, son derece absürt kararlar alan birini Paris manzaraları ve kıskanılacak kıyafetler eşliğinde izlemektir. İşte Lily Collins'in canlandırdığı Amerikalı pazarlama uzmanının maceralarını anlatan Emily in Paris, gözümüz gönlümüz açılsın, biraz da pür eğlence ihtiyacımız karşılansın diye ekran başındaki en büyük suçlu zevkimiz haline geldi.
Kültür şokları, absürt pazarlama hataları, göz alıcı kombinler, her köşeden çıkan yakışıklı erkekler ve güzel kadınlar, bir de bitmek bilmeyen aşk üçgenleri diziyi her saniyesiyle hem "cringe" hem de bağımlılık yapan bir formüle oturtuyor.
Evimiz Hollywood'da (Beverly Hills, 90210) ve Sex and the City gibi entrika harikalarının yaratıcısı Darren Star'ın elinden çıkan yapım, Fransız klişelerini gözümüze soksa da Paris'in kartpostallık dokusuyla izleyiciyi bir şekilde avlamayı başarıyor. Her bölüm kolay tüketilen, renkli ve hafif bir kaçış hissi sunarken romantik sürprizler de merak duygusunu sürekli canlı tutuyor.
Emily in Paris, Şikago'da yaşayan genç bir pazarlama uzmanının iş için beklenmedik bir şekilde Paris'e taşınmasıyla başlıyor (Netflix)
Neden izlediğimizi tam olarak açıklayamadığımız ama yeni sezonu düştüğü an tek oturuşta bitirdiğimiz bu rengarenk kaos, 6. sezonuyla veda etmeye hazırlanıyor. Bize de "Kim bilir Emily yine hangi akla ziyan kararıyla Avrupa'yı birbirine katacak?" diye düşünmek kalıyor.
IMDb: 6,8
Nereden izlenir: Netflix
Gossip Girl (2007 - 2012)
New York'un ultra zenginlerinin yaşadığı Upper East Side dünyasının kapılarını aralayan Gossip Girl, bizi gerçek dünyadan tamamen koparıp o pırıltılı ama entrika dolu hayata davet eden tam bir gizli zevk klasiği.
Serena, Blair, Chuck ve Dan gibi karakterlerin lüks kıyafetler içinde yaşadığı absürt aşk çıkmazları, ihanetler ve skandallar mantık sınırlarını zorlasa da izleyiciyi her saniye ekrana kilitlemeyi başarıyor.
Herkesin kirli çamaşırlarını ifşa eden gizemli blog yazarının kimliğini çözmeye çalışırken, kendimizi bu şımarık gençlerin dertlerine ortak olmuş halde buluyoruz.
Gossip Girl'de Serena (solda) ve Blair (sağda), birbirlerini kardeş gibi sevse de ikili arasındaki ilişki sürekli bir güç savaşı, kıskançlık ve sadakat sınavı üzerine kurulu (The CW)
Normalde asla kabul etmeyeceğimiz abartılı entrikaları ve mantık hatalarını, sırf o şaşaalı dünya, dev malikaneler, ikonik moda tercihleri ve muhteşem New York manzaraları hatrına gözümüzü kırpmadan sineye çekiyoruz.
Blake Lively ve Leighton Meester gibi yıldızları henüz yolun başındayken izlediğimiz yapım, zenginliğin getirdiği sahte mükemmelliği arka planda inceden inceye eleştirerek sıradan bir gençlik draması olmadığını da kanıtlıyor.
Çevrenize "arkada öylesine açık kalmış" diye yalan söyleseniz bile gizlice pür dikkat takip edeceğiniz bu kaotik dünya, kulaklarımızda yankılanan o meşhur "XOXO" fısıltısıyla her defasında bizi kendine bağlamayı biliyor.
IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix, HBO Max, Amazon Prime Video
Sex and the City (1998 - 2004)
Millenyumun eşiğindeki New York'un o ışıltılı, partiler ve kokteylleriyle dolu dünyasını önümüze seren Sex and the City, televizyon tarihinin en zamansız kaçamak keyiflerinden biri.
Carrie, Samantha, Charlotte ve Miranda'nın çarpıcı kombinleri eşliğinde karşımıza çıkan bu rüya gibi Manhattan hayatı, gerçek dünyanın dertlerinden uzaklaşıp sığınabileceğimiz kusursuz bir liman görevi görüyor.
Diziyi asıl bağımlılık yapıcı kılan ise karakterlerin son derece hatalı, zaman zaman toksik ve bizi ekran başında çileden çıkaran ilişki kararları.
Sex and the City, New York'ta yaşayan, kariyer sahibi ve birbirine sıkı sıkıya bağlı 4 yakın arkadaşın aşk, seks, iş ve sosyal hayatlarını konu alıyor (HBO)
Günümüz gözlüğüyle bakıldığında bazı hikaye detayları demode gelse de kadınların cinselliği özgürce sahiplenmesi, 30'lu yaşlarda bekar olmanın tadını çıkarması, brunch sohbetleri ve en önemlisi sarsılmaz dostlukları asla eskimiyor.
Arkadaş grubumuzla buluşup dedikodu yapıyormuş hissi veren keskin mizahı ve bitmek bilmeyen aşk çıkmazları, bu diziyi tembellik etmek istediğimiz her hafta sonunun vazgeçilmezi haline getiriyor.
İşte bu yüzden, her izlediğimizde Carrie Bradshaw'un kaotik aşk hayatına ve isyan ettiren seçimlerine iç çekip kızsak da o tanıdık dünyaya kendimizi bırakarak "Bile bile lades" demenin keyfini çıkarıyoruz.
IMDb: 7,4
Nereden izlenir: HBO Max ve TV+
Grey's Anatomy (2005 - )
Televizyon tarihinin en uzun soluklu yapımlarından Grey's Anatomy, Ellen Pompeo, Sandra Oh ve Chandra Wilson gibi oyuncuların yarattığı güçlü karakterleriyle öne çıkan ve prestijli ödüllere ambargo koyan bir medikal dramayken zamanla bir gizli zevk klasiğine dönüştü.
Shonda Rhimes imzalı yapım, hastane koridorlarında geçen akılalmaz tıbbi krizleri, nöbet odalarındaki gizli kaçamakları ve bitmek bilmeyen aşk üçgenlerini harmanlayarak izleyiciyi bir pembe dizi girdabına çekiyor.
Dizinin her sezonda dozu biraz daha artan absürt kazalar, hastane baskınları ve akılalmaz ölümler gibi aşırı dramatik senaryo hamleleri, mantık sınırlarını zorlasa da seyirciyi ekrana kilitlemeyi her defasında başarıyor.
23. sezon onayını alarak televizyon tarihine geçen Grey's Anatomy, Seattle'daki bir hastanede görev yapan cerrahların iş ve özel hayatlarını merkezine alıyor (ABC)
Uzun yıllardır hayatımızda olan bu kaotik hastane ortamı, her ne kadar artık senaryonun tıkandığı hissini verse de tanıdık karakterleri ve düşmeyen temposuyla her an sığınabileceğimiz konforlu bir liman sunuyor.
Birçok izleyicinin artık "söylenerek izleme" aşamasına geçtiği dizi, her şeye rağmen zihnimizi boşaltan ve bizi dertlerimizden uzaklaştıran vazgeçilmez bir alışkanlık.
İşte bu yüzden, Meredith Grey ve ekibinin başından geçen mantık dışı felaketlere gözlerimizi devirsek de kendimizi bir kez daha bu duygu fırtınasına bilerek teslim olurken buluyoruz.
IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Disney+
The O.C. (2003 - 2007)
2000'lerin başındaki o unutulmaz gençlik rüzgarını estiren The O.C., Kaliforniya'nın ultra lüks bölgesi Newport Beach'in kapılarını bize aralayarak televizyon tarihinin en ikonik kaçamak keyiflerinden biri haline geldi.
Chino'dan gelen sorunlu ama iyi niyetli Ryan'ın zengin Cohen ailesinin yanına yerleşmesiyle başlayan hikaye, Seth, Summer ve Marissa'nın gençlik buhranlarıyla dönemin kült indie rock parçalarını hayatımıza sokmuştu.
Diziyi tam bir gizli zevk klasiği yapan unsursa zengin gençlerin o pırıltılı dünyasındaki ihanetlerin, aşırı dozda dramanın ve Tijuana sokaklarındaki baygınlıklardan tutun da imkansız ilişkilere kadar uzanan mantık dışı entrikaların bağımlılık yaratan doğası...
The O.C.'de Newport Beach'in zengin, popüler ama bir o kadar da sorunlu popüler kızı Marissa Cooper'ı Mischa Barton canlandırmıştı (Fox)
Özellikle ilk sezondan sonra senaryo kalitesi düşse ve klişelere teslim olsa da karakterlerin kendi durumlarıyla dalga geçebilen nüktedan dili sayesinde kendisini izletmeyi her daim bildi.
Gerçek dünyanın monotonluğundan kaçıp her an her şeyin yaşanabileceği uçarı Kaliforniya rüyasına sığınmak, hâlâ izleyiciye tarifsiz bir konfor alanı ve nostalji hissi sunuyor.
İşte bu yüzden, Marissa'nın bitmeyen buhranları ve hikayenin absürtlüğü karşısında saç baş yolsak da Phantom Planet'in jenerikte çalan meşhur şarkısı California'nın ilk notalarını duyar duymaz kendimizi yeniden Newport Beach'te buluyoruz. Bilerek ve isteyerek...
IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Amazon Prime Video
Independent Türkçe
Bilim insanlarından güneş fırtınası uyarısıhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5296911-bilim-insanlar%C4%B1ndan-g%C3%BCne%C5%9F-f%C4%B1rt%C4%B1nas%C4%B1-uyar%C4%B1s%C4%B1
Bilim insanları, güneş fırtınalarının ve uzaydaki ekstrem hava olaylarının etkilerinin düşündüğümüzden bile daha tehlikeli olabileceği uyarısını yaptı.
Uzay havası, Dünya'nın manyetik alanlarındaki ve üst atmosferindeki değişikliklerden kaynaklanıyor ve araştırmacılar, etkilerinin ölümcül olabileceği konusunda uzun zamandır uyarıyor. Uzmanlar, ekstrem fırtınaların uydu iletişimini bozabileceğini ve elektrik kesintilerine yol açabileceğini söylüyor.
Ancak araştırmacılar, bu fırtınaların etkilerinin düşündüğümüzden bile daha kötü olabileceği uyarısında bulundu. Onlarca yıldır araştırmacılar Dünya'nın güneş fırtınalarına verdiği tepkinin bir üst sınırı bulunduğu düşünüyordu ancak yeni araştırmalar bunun bir yanılsama olduğunu gösteriyor.
Yeni makaleye göre sorun, güneş rüzgarlarının gücünü nasıl yorumladığımıza ilişkin yanlış bir varsayımdan kaynaklanıyor. Bu da Dünya'nın düşündüğümüz kadar iyi korunmadığı ve uzaydaki ekstrem hava olaylarının teknolojimiz üzerinde tahmin ettiğimizden çok daha çarpıcı etkileri olabileceği anlamına geliyor.
Çalışmayı yöneten, Lancaster Üniversitesi'nden Maria Walach, "Gezegenimizin manyetik alanı, bizi birçok uzay hava olayı etkisine karşı korumada gerçekten harika bir iş çıkarıyor ve bu nedenle bunlar genellikle sadece aksaklıklar veya güzel kutup ışıkları olarak ortaya çıkıyor" dedi.
Ancak uyduların beklenmedik şekilde Dünya'ya düştüğü veya iletişim ve GPS sinyallerini kaybettiğimiz ekstrem durumlar da var.
Sorun, Güneş'ten bize doğru akan sıcak gazlar olan güneş rüzgarının ölçümlerinin, Güneş'e kıyasla Dünya'ya 1,6 milyon km daha yakın bir noktadan alınmasından kaynaklanıyor. Ancak yeni çalışma, Dünya yörüngesinde bulunan bir NASA uzay aracından alınan verileri kullandı ve gezegenimize daha yakın etkileri gösteriyor.
Dr. Walach, "Gezegenimizin güneş rüzgarına verdiği tepkinin bir üst sınırı yoksa, ekstrem durumlar için modelleme yapılırken bu dikkate alınmalı ve uzay hava olaylarına karşı tetikte olmalıyız” dedi.
Neyse ki bu çok ekstrem durumlar nadir ancak bu aynı zamanda elimizde sınırlı veri olduğu anlamına geliyor. Bin yılda bir görülen türden ekstrem olaylarda ne yaşanacağını ancak zaman gösterecek.
Independent Türkçe
OpenAI donanım işine girdi: "Dünyanın en havalı teknoloji ürünü" yoldahttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5296909-openai-donan%C4%B1m-i%C5%9Fine-girdi-d%C3%BCnyan%C4%B1n-en-haval%C4%B1-teknoloji-%C3%BCr%C3%BCn%C3%BC-yolda
OpenAI donanım işine girdi: "Dünyanın en havalı teknoloji ürünü" yolda
OpenAI, Codex Micro klavyesini 15 Temmuz 2026'da tanıttı (OpenAI)
OpenAI, Apple'ın ticari sırlarını çaldığı yönündeki suçlamalar sürerken ilk donanım ürününü tanıttı.
ChatGPT'nin yaratıcısı, çarşamba günü piyasaya sürdüğü 230 dolarlık minyatür klavye Codex Micro'yu, Codex aracının kullanıcıları için yapay zeka kodlama asistanı olarak tanıttı.
Donanım tasarım şirketi Work Louder'la işbirliği içinde geliştirilen ürün, bir kontrol kolu (joystick), bir döner kadran, 12 klavye tuşu, bir USB-C bağlantısı ve Bluetooth özelliklerine sahip.
OpenAI tanıtım videosunda, "Görevler arasında geçiş yapmayı hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor" ifadelerini kullanıyor.
Bu arada analog kontrol kolu, Codex’in görevini tamamlamasını beklerken harika bir stres atma oyuncağı oluyor.
Codex Micro klavye, Work Louder'la işbirliği içinde geliştirildi (OpenAI)
Apple'ın, Cupertino merkezli şirketin eski çalışanları aracılığıyla donanım sırlarını çalma suçlamasıyla OpenAI'a dava açmasının üzerinden bir hafta geçmeden Codex Micro tanıtıldı.
OpenAI yaptığı açıklamada, "bu iddianın geçerliliğine dair herhangi bir kanıta rastlamadığını" söylemişti.
Şirket, "Adil rekabete ve kişilerin istedikleri yerde çalışma özgürlüğüne inanıyoruz ve her yerdeki insanları güçlendiren yenilikçi teknolojiler geliştirmeye odaklanıyoruz" diye eklemişti.
OpenAI, gündelik kullanım için "insan benzeri" bir eşlikçi görevi görecek başka bir yapay zeka cihazı üzerinde de çalışıyor ancak henüz bir çıkış tarihi belirlenmedi.
Uzun süredir beklenen cihaz, eski iPhone tasarımcısı Jony Ive'la birlikte geliştiriliyor ve ekransız bir akıllı hoparlör şeklinde sunulması bekleniyor.
OpenAI CEO'su Sam Altman geçen yıl yayımlanan bir tanıtım videosunda bu aracı, "üçüncü çekirdek cihaz" (birinci ve ikinci çekirdekler bilgisayar ve akıllı telefon) diye tanımlamış ve bunun "dünyanın şimdiye kadar göreceği en havalı teknoloji ürünü" olduğunu söylemişti.
Sızdırılan bir şirket içi personel toplantısında daha fazla ayrıntı veren Altman, cihazın "kullanıcının çevresini ve yaşantısını tamamen algılayabileceğini, göze batmayacağını ve cepte ya da masada durabileceğini" iddia etmişti.
Bloomberg, cihazın kullanıcının çevresini "algılayabilmesi" için kamera ve ek sensörlerle birlikte geleceğini ve her yere taşınabilmesini sağlayacak şarj edilebilir bir bataryası olacağını bu hafta bildirmişti.
Cihazın 2027'de piyasaya sürülmesinin planlandığı söyleniyor.
Independent Türkçe
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة