Rob Reiner'ın ardından: Türleri aşan bir anlatıcının vedası

Amerikan sinemasının en kalıcı yapımlarına imza atan isimlerinden Rob Reiner, ardında kuşaklar boyunca yaşayan hikayeler bırakarak 78 yaşında hayata veda etti

Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
TT

Rob Reiner'ın ardından: Türleri aşan bir anlatıcının vedası

Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)

Televizyon komedisinin içinden çıkıp Hollywood'un en kalıcı filmlerinden bazılarına imza atan Rob Reiner, 78 yaşında hayatını kaybetti. Oyuncu, yönetmen, yazar ve politik aktivist kimlikleriyle yarım yüzyılı aşan bir kariyer inşa eden Reiner, ardında yalnızca gişe başarıları değil, kuşaklar boyunca alıntılanan sahneler, replikler ve duygular bıraktı.

Reiner ve eşi Michele Singer'ın cansız bedenleri Kaliforniya'daki evlerinde bulundu. Los Angeles Polis Departmanı, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve çiftin ölümünün "cinayet ihtimali" kapsamında soruşturulduğunu açıkladı. Ailenin talebi üzerine soruşturma sürerken kamuoyundan mahremiyet istendi.

Televizyondan sinema tarihine uzanan yol

6 Mart 1947'de New York'ta doğan Rob Reiner, Amerikan komedisinin dev isimlerinden Carl Reiner'ın oğluydu. Babasının yarattığı The Dick Van Dyke Show gibi klasiklerle çevrili bir evde büyüse de kariyeri boyunca "ünlü soyadının" gölgesinde kalmamaya özen gösterdi. Yıllar sonra bunu, "Babamdan ne para aldım ne de yol gösterici bir akıl. Ne yaptığımı biliyordum" sözleriyle anlatacaktı.

Reiner'ın kariyerinin ilk büyük sıçraması, 1971-1979'da ekrana gelen All in the Family sayesinde geldi. Dizide, huysuz muhafazakar Archie Bunker'ın liberal damadı Mike Stivic'i oynarken yalnızca bir sitcom karakteri yaratmadı; Amerika'nın kültür savaşlarını geniş kitlelerin gündelik hayatına taşıyan bir dönemin simge yüzlerinden biri haline geldi. Ancak o yıllarda kameranın önünde olduğu kadar arkasına da ilgi duyuyor, setlerde yazar odalarını ve prodüksiyon süreçlerini yakından izliyordu.

Spinal Tap ve bir türün doğuşu

1984'te yönettiği ilk uzun metraj filmi This Is Spinal Tap, Reiner'ın yalnızca kariyerini değil, modern komedi sinemasını da değiştirdi. Britanyalı bir heavy metal grubunu konu alan sahte belgesel (mockumentary), doğaçlamaya dayalı yapısıyla hem rock yıldızlarını hem de sanat dünyasının egolarını tiye aldı. Film zamanla kült bir klasiğe dönüşerek popüler kültürde kalıcı bir yer edindi.

Reiner için Spinal Tap, televizyon oyunculuğundan sinema yönetmenliğine geçişte bir tür sınavdı. O sınavı fazlasıyla geçti ve sinemadaki yerini hızla sağlamlaştırdı.

Türler arasında dolaşan bir yönetmen

Reiner'ın asıl mirası, 1980'ler ve 90'larda arka arkaya çektiği, birbirinden çok farklı ama aynı derecede kalıcı filmlerle şekillendi.

Stephen King'in Ceset (The Body) adlı kısa romanından beyazperdeye uyarladığı Benimle Kal'la (Stand by Me) çocukluk ve büyüme sancılarını sade bir duygusallıkla anlattı. 1987 yapımı Prenses Gelin'de (The Princess Bride) masalı mizahla ve romantizmle buluşturdu. Billy Crystal ve Meg Ryan'ı bir araya getiren Harry Sally'le Tanışınca...'yla (When Harry Met Sally…) ise romantik komedinin sınırlarını yeniden çizdi.

Nora Ephron'un kusursuz senaryosunu yönettiği Harry Sally'yle Tanışınca..., yalnızca bir aşk hikayesi değil, modern ilişkiler üzerine yapılmış en zekice filmlerden biri olarak kabul edildi. Ryan'ın restorandaki meşhur sahnesi ve Reiner'ın annesi Estelle Reiner'ın söylediği "O ne yiyorsa ben de aynısından alayım" repliği, sinema tarihine kazındı.

Reiner, komediyle sınırlı kalmadı. Bir diğer Stephen King uyarlaması Ölüm Kitabı (Misery), Kathy Bates'e Oscar kazandırırken, Birkaç İyi Adam (A Few Good Men) sinema tarihinin en unutulmaz mahkeme sahnelerinden birini yarattı. Jack Nicholson'ın "Sen gerçeği kaldıramazsın!" çıkışı, Reiner'ın ana akım sinemada ikonik anlar yaratma yeteneğinin bir başka göstergesiydi.

Alçakgönüllü bir ustalık

Bunca başarıya rağmen Reiner, kendini hiçbir zaman "dahi" diye tanımlamadı. Bir röportajında, "Hiçbir şeyde mükemmel değilim ama pek çok şeyde iyiyim" demişti. Onu özel kılan şeylerden biri de buydu: Farklı yetenekleri tek bir filmde bir araya getirme becerisi.

Politik duruş ve son yıllar

Reiner, ilerleyen yıllarda politik kimliğiyle de daha görünür hale geldi. Açık sözlü bir liberal olarak George W. Bush ve Donald Trump'a sert eleştiriler yöneltti; sinemasını da zaman zaman bu politik öfkenin doğrudan bir ifadesi haline getirdi. Eleştirmenler erken dönem filmlerindeki büyüyü her zaman bulamasa da Reiner, anlatmak istediği hikayelerden vazgeçmedi.

Oyunculuğa da ara ara döndü; Martin Scorsese imzalı Para Avcısı'ndaki (The Wolf of Wall Street) performansı, arkadaşlık ve ilişkiler üzerine esprili yaklaşımıyla hatırlanan sitcom New Girl'daki rolüyle izleyiciyi yeniden güldürdü.

frgt
Rob Reiner, 2013 yapımı Para Avcısı'nda Amerikalı borsacı Jordan Belfort'un babası Max Belfort'u canlandırmıştı (Paramount Pictures) 

Son yıllarda ise Reiner'ın adını yeniden gündeme taşıyan başlık, Spinal Tap evrenine dönüş oldu. Yıllarca "klasiği kurcalamama" dürtüsü ağır basmışken, sonunda bu evreni yeniden ziyaret etmeyi kabul etti. Son filmi Spinal Tap II: The End Continues, yıllar boyunca direndiği devam fikrine sonunda "Hâlâ birbirimizi güldürebiliyoruz" diyerek ikna oluşunun ürünüydü. Reiner'ın bu yıl içinde verdiği röportajlar, projeye canlı bir yaratıcı merakla yaklaştığını gösteriyor: Eski ekip yeniden bir araya geliyor, karakterler yaş alıyor ama "duygusal olarak pek de büyümemiş" komedi ruhu korunuyor.

Hikayeleri kişisel deneyimler üzerinden anlatmak

Reiner'ı bu denli özel kılan belki de tam burada yatıyor: Hollywood'da pek az yönetmen, geniş kitlelere seslenen ana akım sinemanın içinde hem zeka hem hissiyat hem de mizahı aynı anda bu kadar dengeli taşıyabildi. Yıllar akıp gitse de filmleri, tekrar tekrar izlenebilir kalmayı başardı. Çünkü yalnızca "iyi yazılmış" ya da "iyi oynanmış" değillerdi: İnsanın kendini, dostluğunu, arzularını ve korkularını anlatan o tanıdık çekirdeğe dokundular.

Reiner, CBS'in 60 Minutes programına konuk olduğunda filmlerini şöyle özetlemişti:

Filmin ana karakteri her zaman yaşadığım ya da yaşamakta olduğum bir şeyden geçer. Hikayeyi anlatmanın tek yolu bu.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Rob Reiner'ın filmleri tam da bu yüzden eskimiyor. Onlar, tür fark etmeksizin, insan olmanın ortak duygularına dokunan hikayeler.

Hollywood ve Amerika yasa boğuldu

Reiner ve eşi Michele'in Brentwood'daki evlerinde ölü bulunması, yalnızca Hollywood'da değil, Amerika genelinde büyük bir şok ve derin bir yas yarattı. Sinema ve televizyon tarihine damga vuran filmleriyle kuşaklar boyunca izleyicilere ulaşan Reiner'ın ani ve şiddet içeren ölümü, sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı buldu.

fev
Aktivist kişiliğiyle de öne çıkan Reiner, 1988'de Beverly Hills’teki Castle Rock Enterprises ofisinde, sigara karşıtı kampanyalar için bağış toplamaya çalışmıştı (AP)

70 yıla yayılan kariyeri boyunca sinema tarihine geçen yapımlara uzanan bir miras bırakan Reiner için meslektaşlarından, sanatçılardan ve siyasetçilerden art arda taziye mesajları geldi.

Yönetmen Paul Feig, X'te yaptığı paylaşımda, "Rob benim kahramanlarımdan biriydi. Ona dostum diyebilme onurunu yaşadım. Bunun gerçekten yaşanmış olmasını kabullenemiyorum. Michele'le birlikte onları iki gece önce görmüştüm" ifadelerini kullandı.

Sinema eleştirmeni Richard Roeper ise Reiner'ı "tüm zamanların en etkili sitcom'larından birinde rol almış, yönetmen olarak inanılmaz bir kariyer inşa etmiş, bu sektörde tanıdığı en nazik, en düşünceli insanlardan biri" diye tanımladı.

"'Efsane' demek yetmez"

Yazar ve Hollywood tarihçisi Mark Harris, "Rob Reiner hakkında yönetmenliği, aktivizmi ve insanlığı üzerine söylenecek çok şey var ama şu an kelimeleri bir araya getiremiyorum" diyerek duygularını paylaştı.

Senarist C. Robert Cargill ise Reiner'ın kültürel etkisini filmlerinden alıntılarla hatırlattı:

Rob Reiner'ın kültür üzerindeki etkisi küçümsenemez. 'Efsane' kelimesi bile yetmez. '11'e kadar aç.' 'Sen gerçeği kaldıramazsın.' 'O ne yiyorsa ben de aynısından alayım.' 'Ben senin bir numaralı hayranınım.' 'Bir ceset görmek ister misiniz?' 'Bucket list' (Ölmeden önce yapılması gerekenler listesi) fikrinin kendisi... Hepsi onun filmlerinden.

CNN'den Brian Stelter ise Reiner'la yaptığı röportajı "unutulmaz bir deneyim" diye anlattı. Stelter, Reiner'ın sinemayı, başkalarının anlatmaya cesaret edemediği politik ve toplumsal hikayeler için bir araç olarak gördüğünü aktardı.

James Woods, Reiner'ı "iyi bir dost" diye andı; Elijah Wood, Sean Ono Lennon ve Roseanne Barr gibi isimler üzüntülerini dile getirdi. Birçok paylaşımdaki ortak duygu, yalnızca büyük bir yönetmenin değil, aynı zamanda Hollywood'un vicdanlı ve etkili seslerinden birinin kaybedilmiş olmasıydı.

Siyasi figürlerden gelen mesajlar da dikkat çekiciydi. Eski ABD Başkanı Barack Obama, eşi Michelle Obama'yla birlikte "Rob Reiner ve sevgili eşi Michele'in trajik ölümü karşısında yıkıldıklarını" belirtti. Obama, Reiner'ın yalnızca unutulmaz hikayeler anlatmadığını, aynı zamanda insanlara olan inancını hayatı boyunca eyleme dönüştürdüğünü söyledi.

Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Reiner çiftini "çok yakın dostlar" diye tanımladı ve Rob Reiner'ın eserlerinin Amerikan kültürünün dokusuna işlendiğini vurguladı. Harris, Reiner'ın demokrasiye duyduğu derin bağlılığa dikkat çekti.

vdvfde
Ekran Oyuncuları Birliği (SAG) Başkanı Sean Astin, açıklamasında "Rob Reiner (en sağda), sinema ve televizyon tarihinin en önemli figürlerinden biri. Amerikan kültürü üzerinde bıraktığı etki, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar büyük" ifadelerini kullandı (AP)

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ise Reiner'ı "koca yürekli bir deha" diye niteledi. Açıklamasında, Reiner'ın çocuk haklarından medeni haklara kadar birçok alanda tutkulu bir savunucu olduğunu, filmlerinin ötesinde toplumsal hayata da kalıcı katkılar sunduğunu söyledi.

Amerika'nın kültürel ve politik hayatında iz bırakan bir figür

Rob Reiner'ın ölümü, ardında bıraktığı filmler kadar, savunduğu değerler ve kurduğu insani bağlarla da hatırlanacak bir boşluk yarattı. Tepkiler, onun yalnızca bir sinemacı değil, Amerika'nın kültürel ve politik hayatında iz bırakan bir figür olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Filmleri hâlâ dönüp dönüp izleniyor; replikleri hâlâ gündelik hayatın içinde dolaşıyor. Ama asıl kalıcılığı, hikayelerini "büyük laflar" yerine tanıdık duygular üzerinden anlatmasında yatıyor. Dostluk, arzu, korku, pişmanlık, adalet duygusu... Hepsi, bir yönetmenin kişisel deneyimlerinden süzülüp kolektif bir hafızaya dönüştü.

Rob Reiner, sinemayı bir güç gösterisi değil, bir paylaşım alanı olarak gören nadir isimlerden biriydi. Kamera önünde ya da arkasında, politik kürsülerde ya da bir sitcom setinde, aynı şeyi yapmayı sürdürdü: İnsanlara dikkatle bakmak ve onların hikayelerini ciddiyetle anlatmak.

İnsan kalmaya dair eskimeyen hikayeler

Şimdi geriye, "en iyi filmler" listelerinin vazgeçilmezi olan hikayelerden daha fazlası kaldı. Kahkahalar, alıntılar, tekrar izleme arzusu ve her seferinde aynı sahnede hâlâ bir şey hissettirebilen o tanıdık anlar...

Belki de Reiner'ın asıl mirası tam olarak buydu: Zaman geçse de eskimeyen, insan kalmaya dair hikayeler.

Independent Türkçe

 



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
TT

39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)

Dan Trachtenberg'in yönettiği Predator: Vahşi Topraklar (Predator: Badlands), Hulu'da yönetmenin 2022'de çektiği Prey'den bu yana en büyük film prömiyerine imza atarak platformun yeni bir numarası oldu. Geçen yılın çok konuşulan filmlerinden Vahşi Topraklar, platformdaki ilk 5 gününde dünya genelinde yaklaşık 9 milyon izlenmeye ulaştı.

Geçen sonbaharda vizyona giren film, Kuzey Amerika'da 40 milyon dolar, küreselde ise 80 milyon dolar açılış hasılatıyla serinin rekorunu kırmıştı. 

20th Century ve Disney ortak yapımı bilimkurgu, gişe yolculuğunu da 39 yıllık seri için yine rekor sayılan 184,5 milyon dolarlık küresel hasılatla tamamlamıştı. Predator serisi, toplamda dünya genelinde 925 milyon doların üzerinde gişe geliri elde etti.

Trachtenberg'ün Prey senaristi Patrick Aison'la birlikte geliştirdiği Vahşi Topraklar, 1987'de John McTiernan imzalı Av'la (Predator) başlayan 9 filmlik ikonik seriye yeni bir sayfa açıyor.

Predator: Vahşi Topraklar'da, Dimitrius Schuster-Koloamatangi tarafından canlandırılan yırtıcı Predator Dek, başrolde yer alıyor ve Elle Fanning'in hayat verdiği android Thia'yla bir araya geliyor. 

Hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden övgü alan film, klanı tarafından dışlanan Dek'in, Thia'yla beklenmedik bir ittifak kurarak en büyük rakibinin karşısına çıkmasını konu alıyor.

Hulu'nun paylaştığı verilere göre izleyiciler, Disney+ ve Hulu üzerinden Predator serisini dünya genelinde 300 milyon saatin üzerinde izledi. Platform, Disney+ ve Hulu'daki "Predator Creators Collection" seçkisine de 15 yeni video ekledi.

5 Ağustos 2022'de yayına giren Prey, Hulu'ya göre platformun bugüne kadarki "en çok izlenen film prömiyeri" unvanını koruyor. Hulu, filmin ilk hafta sonu performansına ilişkin izlenme verilerini ise açıklamamıştı.

Predator serisi, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor. 

Independent Türkçe, Deadline, The Walt Disney Company