Taş-kağıt-makas oynayan sürüngenlerin genetik sırrı çözüldü

Boğazları farklı renklerdeki utaların çiftleşme davranışları da buna göre şekilleniyor (Ammon Corl)
Boğazları farklı renklerdeki utaların çiftleşme davranışları da buna göre şekilleniyor (Ammon Corl)
TT

Taş-kağıt-makas oynayan sürüngenlerin genetik sırrı çözüldü

Boğazları farklı renklerdeki utaların çiftleşme davranışları da buna göre şekilleniyor (Ammon Corl)
Boğazları farklı renklerdeki utaların çiftleşme davranışları da buna göre şekilleniyor (Ammon Corl)

Uta denen bir sürüngen cinsinin taş-kağıt-makas oyununa benzeyen çiftleşme yönteminin arkasındaki genetik gizem aydınlatıldı. 

Yaklaşık 30 yıl önce doğadaki utaları inceleyen biyolog Dr. Barry Sinervo, bu hayvanların ilginç bir çiftleşme davranışı sergilediğini fark etti.

Bu kertenkeleler, vücutlarındaki beneklerin rengine göre (mavi, turuncu veya sarı) üçe ayrılıyor.

Dr. Sinervo farklı renklerdeki erkeklerin çiftleşme döneminde farklı davrandığını gözlemledi. 

Diğer erkeklerle mücadele eden turuncu utalar, kendi bölgelerinde 6 dişiye kadar koruma sağlıyordu. Özellikle mavi uta erkekleriyle kavga ederek onların dişilerini ellerinden alıyorlardı.

Mavi olanlarsa daha küçük bir bölgeyi koruyor, sadece 1-2 dişiyle çiftleşiyor ve turuncularla savaşmak için diğer mavi erkeklerle işbirliği yapıyordu.

Öte yandan sarılar bölge korumakla hiç uğraşmıyor, diğer erkeklerin alanlarına girip oradaki dişilerle gizlice çiftleşmeye çalışıyordu.

Maviler genellikle sarıları kovmayı başarsa da daha geniş bir alanı yönetmeye çalışan turuncular başarısız oluyor ve korudukları dişiler çoğunlukla sarı erkeklerin yavrusunu dünyaya getiriyordu.

Indiana Üniversitesi'nden Dr. Sinervo ve Dr. Curtis Lively burada bir döngü olduğunu fark etti. Birkaç yıl turuncu erkekler en yüksek popülasyona sahipken, bu unvan daha sonra sarıya ardından mavilere ve nihayetinde tekrar turunculara geçiyordu.

Araştırmacılar bunu bir oyuna benzetmeye çalışarak meseleyi daha iyi anlamaya çalıştı. Dr. Lively, 2021'de hayatını kaybeden Dr. Sinervo'nun bir gün "havaya zıplayıp 'Taş-kağıt-makas oynuyorlar'" dediğini söylüyor.

Turuncu utalar (taş) mavileri (makas) sürekli yenerken, maviler sarıları (kağıt) ve sarılar da turuncuları yeniyordu. 

Ancak bu renklerin ve davranışların nasıl ortaya çıktığını bir türlü çözemediler. 

Dr. Sinervo'nun öğrencilerinden Dr. Ammon Corl ve ekip arkadaşları, bulguları 1 Ocak Perşembe günü hakemli dergi Science'ta yayımlanan çalışmada nihayet utaların oyununun genetik altyapısına ışık tuttu.

Araştırmacılar esaret altındaki utaların renk geliştirmemesi nedeniyle doğal ortamdaki hayvanlardan topladıkları örnekleri laboratuvarda analiz etti.

Bilim insanları turuncu ve mavi erkeklerin genomunun sadece bir noktada farklılık gösterdiğini saptadı. Aralarındaki genetik varyasyonun son derece basit olduğu ortaya çıktı.

Ancak sarı utalarda böyle bir farklılık görülmedi. Genetik açıdan mavi kertenkelelerden farksızlardı.

Buna rağmen neden ve nasıl sarı rengi oluşturdukları henüz bilinmiyor. Ancak Dr. Corl hayvanların bir bölgeyi ele geçirdikten sonra maviye dönüyor olabileceğini düşünüyor:

Sanki rozetlerini gösterip 'Hey, buradayım, benimle uğraşmayın' diyorlar.

Eğer bu doğruysa utaların ilk başta sadece mavi ve sarı renkte olması ve turuncuların daha sonra evrimleşmesi de muhtemel. Yeni mutasyonları sonucu iyice saldırganlaşarak mavi utalara karşı koymayı başarsa da sarılarla baş edememeleri sonucu taş-kağıt-makas döngüsü ortaya çıkmış olabilir.

Dr. Sinervo ve Dr. Lively bu döngünün sadece genetikle ilgili olduğunu düşünürken, yeni çalışma çevresel faktörlerin renk ve davranışları etkileyebileceğini öne sürüyor.

Yani oyunu oynamak için hem adaptasyon hem de kalıtım gerekiyor. Evrimsel biyolog Dr. Erik Svensson, yer almadığı çalışma hakkında "Bu harika bir sürpriz" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Science



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
TT

39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)

Dan Trachtenberg'in yönettiği Predator: Vahşi Topraklar (Predator: Badlands), Hulu'da yönetmenin 2022'de çektiği Prey'den bu yana en büyük film prömiyerine imza atarak platformun yeni bir numarası oldu. Geçen yılın çok konuşulan filmlerinden Vahşi Topraklar, platformdaki ilk 5 gününde dünya genelinde yaklaşık 9 milyon izlenmeye ulaştı.

Geçen sonbaharda vizyona giren film, Kuzey Amerika'da 40 milyon dolar, küreselde ise 80 milyon dolar açılış hasılatıyla serinin rekorunu kırmıştı. 

20th Century ve Disney ortak yapımı bilimkurgu, gişe yolculuğunu da 39 yıllık seri için yine rekor sayılan 184,5 milyon dolarlık küresel hasılatla tamamlamıştı. Predator serisi, toplamda dünya genelinde 925 milyon doların üzerinde gişe geliri elde etti.

Trachtenberg'ün Prey senaristi Patrick Aison'la birlikte geliştirdiği Vahşi Topraklar, 1987'de John McTiernan imzalı Av'la (Predator) başlayan 9 filmlik ikonik seriye yeni bir sayfa açıyor.

Predator: Vahşi Topraklar'da, Dimitrius Schuster-Koloamatangi tarafından canlandırılan yırtıcı Predator Dek, başrolde yer alıyor ve Elle Fanning'in hayat verdiği android Thia'yla bir araya geliyor. 

Hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden övgü alan film, klanı tarafından dışlanan Dek'in, Thia'yla beklenmedik bir ittifak kurarak en büyük rakibinin karşısına çıkmasını konu alıyor.

Hulu'nun paylaştığı verilere göre izleyiciler, Disney+ ve Hulu üzerinden Predator serisini dünya genelinde 300 milyon saatin üzerinde izledi. Platform, Disney+ ve Hulu'daki "Predator Creators Collection" seçkisine de 15 yeni video ekledi.

5 Ağustos 2022'de yayına giren Prey, Hulu'ya göre platformun bugüne kadarki "en çok izlenen film prömiyeri" unvanını koruyor. Hulu, filmin ilk hafta sonu performansına ilişkin izlenme verilerini ise açıklamamıştı.

Predator serisi, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor. 

Independent Türkçe, Deadline, The Walt Disney Company