Amanda Seyfried, geçen hafta New Yorker'a verdiği söyleşide Oscar kazanmanın kendisi için önemli olmadığını söyledi. Seyfried, "Akademi Ödülü olmadan da bu kadar yol geldim; şimdi neden ihtiyaç duyayım?" dedi.
Seyfried, "Son 10 yılda kimin kazandığını hatırlıyor musunuz? Önemli olan kazanmaktan ziyade adaylık" diye konuşarak ekledi:
Adaylık sizi ileriye taşır; bu bir gerçek. Peki bir-iki hafta içinde ya da ne zaman olursa olsun benim buna ihtiyacım var mı? Hayır, elbette yok. Harika olur mu? Tabii ki olur; her açıdan. Ama gerekli değil. Bir oyuncunun kariyerindeki kalıcılık tesadüf değil, bilinçli tercihlerle inşa edilir. Kalıcılık, eğlenceli, büyük ticari işlerin arasında sanat yapmayı mümkün kılacak bilinçli seçimlerle ilgilidir; hem keyifli hem de para kazandırır.
40 yaşındaki Seyfried'in henüz Oscar'ı yok. Ancak Amerikalı oyuncu, David Fincher imzalı Mank'taki performansıyla 2021'de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterilmişti. Aralık ayında vizyona giren The Testament of Ann Lee'deki performansı ise Seyfried'e Altın Küre ve Eleştirmenlerin Seçimi ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu adaylığı getirdi. Bu durum, Akademi'den de bir adaylığın gelebileceğine işaret ediyor.
Bu yıl Oscar adaylığı alamasa bile kendisini "çoktan kanıtladığını" söyleyen Seyfried, "İnsanların bana zor işleri emanet edebileceğine inanmasını sağlama" konusunda ilerleme kaydettiğini belirtti.
Oyunculuğa henüz 15 yaşındayken adım atan Seyfried, kariyerinin iniş çıkışlarına da değinerek "Bunlar hepimizin kariyerinde var; nasıl algılandığımız günden güne değişebilir. Ama ben seçimlerimde tutarlıyım; değerlerimde, ihtiyaçlarımda da öyle" dedi.
Oyuncu sözlerini şöyle sürdürdü:
Şu an işlerim son derece iyi çünkü Hizmetçi (The Housemaid) para kazandırdı. Bu her zaman böyle olmuyor. Bazen Mamma Mia! gibi bir işte oluyorsunuz. Bazen de gişede büyük iş yapacak sanılan ama beklentiyi karşılamayan Ted 2 ya da Yeni Başlayanlar için Vahşi Batı (A Million Ways to Die in the West) gibi filmler çekiyorsunuz.
Independent Türkçe, New Yorker, Variety