Bilim insanları Etiyopya'nın Afar bölgesinde, buraya hiç ulaşmadığı düşünülen bir hominin grubunun fosilini keşfetti. Bulgular, insanların soyağacında önemli bir boşluğu dolduruyor.
İnsan ve şempanze soylarının yaklaşık 7 milyon yıl önce ayrılmasından sonra çeşitli hominin grupları paralel biçimde evrimleşti. Bu gruplar farklı anatomik özelliklere ve davranışlara sahipti.
Örneğin erken homininlerden Ardipithecus cinsi hem ağaçlarda yaşayıp hem iki ayak üstünde yürüyordu. Australopithecus ise daha çok iki ayak üstünde yürüyen türleri içeriyordu.
Hominin türlerinin ortak bir özelliğiyse Etiyopya'nın kuzeyindeki Afar bölgesinde fosilleri olmasıydı. Ancak Paranthropus cinsine ait kalıntıların bugüne kadar güney kesimlerle sınırlı kalması kafa karışıklığı yaratıyordu.
Üç türü olan Paranthropus'un fosilleri 1,4 milyon ila 2,8 milyon yıl öncesine tarihlenmişti. Bu türler, tıpkı Australopithecus gibi iki ayak üstünde yürüse de son derece büyük azı dişleri ve güçlü çiğnemeye uygun yüz yapılarıyla ayrılıyorlardı.
Bu özellikler hominin grubuna "Fındıkkıran Adam" ismini kazandırmış ve daha sınırlı, özel bir beslenme biçimine sahip olduğu düşüncesine yol açmıştı.
Bazı bilim insanları Paranthropus'un fosillerinin Afar'da ortaya çıkmamasını bu sınırlılığa atfederken, diğerleri grubun Homo cinsiyle rekabet edememesine bağlıyordu.
Ancak Chicago Üniversitesi'nden Zeresenay Alemseged liderliğindeki yeni çalışma bu iki varsayımı da çürüttü.
Araştırmacılar Afar'daki Mille-Logya kazı alanında 2,6 milyon yıllık bir çene fosili keşfetti. Yapılan analizler sonucu kalıntıların Paranthropus'a ait olduğu saptandı.
Hakemli dergi Nature'da dün (21 Ocak) yayımlanan makaleye göre bu grup sanılandan çok daha kuzeye yayılmıştı. Bulgular, cinsin yayıldığı alanı kuzeye doğru yaklaşık bin kilometre genişletiyor.
Alemseged, hominin grubuna ait fosillerin Afar'da olmamasıyla ilgili iki teoriden bahsederek şöyle diyor:
Bunların ikisi de doğru değildi: Paranthropus, Homo kadar geniş bir alana yayılmıştı ve çok yönlüydü. Yeni bulgu, Afar'da bulunmamasının fosil kayıtlarının eksikliği olduğunu gösteriyor.
Yeni çalışma insanlar ve diğer homininlerin geçmişindeki önemli bir boşluğu dolduruyor. Paranthropus, Homo ve diğer türlerin doğrudan etkileşime girip girmediği henüz bilinmese de evrimleştikleri ortamı daha detaylı anlamayı sağlıyor.
Alemseged "Eğer bir cins ve tür olarak kendi evrimsel yolculuğumuzu anlamak istiyorsak evrimimizi şekillendiren çevresel, ekolojik ve rekabetçi faktörleri anlamamız gerekiyor" diyerek ekliyor:
Bu keşif, Paranthropus'un varlığının tarihteki anlık bir görüntüsünden çok daha fazlası: Cinsin evriminin arkasındaki itici güçlere yeni bir ışık tutuyor.
Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature