Japonya'nın kayıp "kaplanları" hakkındaki gerçek, DNA analiziyle ortaya çıktı

Japonya'nın iç kesimindeki Şizuoka prefektörlüğünde bulunan mağara aslanı kafatası (Nobuyuki Yamaguchi)
Japonya'nın iç kesimindeki Şizuoka prefektörlüğünde bulunan mağara aslanı kafatası (Nobuyuki Yamaguchi)
TT

Japonya'nın kayıp "kaplanları" hakkındaki gerçek, DNA analiziyle ortaya çıktı

Japonya'nın iç kesimindeki Şizuoka prefektörlüğünde bulunan mağara aslanı kafatası (Nobuyuki Yamaguchi)
Japonya'nın iç kesimindeki Şizuoka prefektörlüğünde bulunan mağara aslanı kafatası (Nobuyuki Yamaguchi)

Japonya'da keşfedilen ve takımadaların kayıp kaplan popülasyonundan kaldığı düşünülen fosillerin, aslında eski bir aslan türüne ait olduğu tespit edildi.

Günümüzde Japonya'da yerli aslan veya kaplan popülasyonu olmasa da durum hep böyle değildi.

Fosiller, yaklaşık 129 bin ila 11 bin 700 yıl önceyi kapsayan Geç Pleistosen dönemde, en az bir büyük kedi türünün takımadalarda dolaştığına işaret ediyor.

Önceki araştırmalar bu fosillerin eski kaplanlara ait olduğunu öne sürüyordu. Ancak numunelerin yeni DNA analizi, bunların aslında eski bir aslan türü olduğunu ortaya çıkararak bölgenin biyolojik çeşitlilik tarihi hakkında bilinenleri altüst etti.

Aslanlar, yaklaşık bir milyon yıl önce Afrika'dan yayılarak Avrasya'daki yaşam alanlarını genişletti. Aslanlar Avrasya'nın daha kuzey bölgelerinde kalırken, kaplanlar genellikle daha güneyde bulunuyordu.

Geç Pleistosen dönemdeki yayılma alanları genellikle, Ortadoğu'dan Orta Asya'ya ve Rusya'nın Uzak Doğusu'na kadar Avrasya'yı kaplayan ve "aslan-kaplan geçiş kuşağı" diye bilinen bölgeyle çakışıyordu.

Ayrıca bazı hayvanlar, deniz seviyesinin düştüğü dönemlerde oluşan kara köprüleri üzerinden Asya anakarasından Japonya'ya geçmişti.

Bilim insanları hakemli dergi PNAS'te yayımlanan yeni çalışmada şöyle açıklıyor: 

Takımadalarla Asya anakarası arasında, buzul çağlarında deniz seviyesinin düşmesiyle dönem dönem oluşan kara bağlantıları, kıtadaki faunanın Japonya'ya göç etmesini mümkün kıldı.

Araştırmacılar daha önce Japonya'daki Orta ve Geç Pleistosen dönemlerine ait toprak katmanlarından Panthera cinsine ait fosiller ortaya çıkarmıştı.

Kalıntıların fiziksel özellikleri ve Japonya'nın güneybatısının bilhassa soğuk dönemlerde kaplanlara daha uygun olduğunu gösteren habitat çalışmaları nedeniyle ilk başta bu fosiller kaplanlarla ilişkilendirilmişti.

Diğer araştırmalar ise Geç Pleistosen dönemde Rusya'nın Uzak Doğusu'nun güneydoğusunda, Çin'in kuzeydoğusunda ve Kore Yarımadası'nın kuzeyinde mağara aslanlarının yaşadığını göstermişti.

Bu durum Japonya'daki fosillerin hangi türe ait olduğuyla ilgili soru işaretleri yarattı. Daha kapsamlı bir DNA analizi, Japonya'da keşfedilen tüm eski "kaplan" kalıntılarının aslında mağara aslanları diye adlandırılan, artık soyu tükenmiş bir aslan türüne ait olduğunu gösteren güvenilir kanıtlar sundu.

Örneklerin yaklaşık 31 bin 60 yıl öncesine ait olduğu tespit edildi.

Araştırmacılar bu bulgulara dayanarak mağara aslanlarının büyük ihtimalle yaklaşık 72 bin 700 ila 37 bin 500 yıl önce, muhtemelen buzul dönemlerinde kuzeyde oluşan kara köprüsü üzerinden Japonya'ya yerleştiğini öne sürüyor.

Mağara aslanlarının, Avrasya'nın diğer bölgelerinde nesli tükendikten sonra Japonya'da en az 20 bin yıl daha varlığını sürdürdüğünü düşünüyorlar.

Bilim insanları "Kıtaya ara sıra karayolu bağlantıları kurulmasıyla kesintiye uğrayan nispeten izolasyon dönemleri, kıtadaki muadili yok olduktan sonra Holosen döneme kadar hayatta kalan kalıntı popülasyonların (Japon kurdu gibi) varlığını tarihte mümkün kıldı" diye yazıyor.

Bulgularımız, kaplanların bir zamanlar Japonya'ya sığındığına dair uzun zamandır varlığını sürdüren görüşe meydan okuyarak mağara aslanlarının, bu dönemde Asya'nın kuzeydoğusunda yaygın olduğunu, Japonya'ya yayılan Panthera soyundan geldiğini, daha önce kaplanların yaşamasına elverişli olduğu düşünülen habitatlara rağmen ülkenin güneybatı bölgelerine bile ulaştığını gösteriyor.

Independent Türkçe



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
TT

39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)

Dan Trachtenberg'in yönettiği Predator: Vahşi Topraklar (Predator: Badlands), Hulu'da yönetmenin 2022'de çektiği Prey'den bu yana en büyük film prömiyerine imza atarak platformun yeni bir numarası oldu. Geçen yılın çok konuşulan filmlerinden Vahşi Topraklar, platformdaki ilk 5 gününde dünya genelinde yaklaşık 9 milyon izlenmeye ulaştı.

Geçen sonbaharda vizyona giren film, Kuzey Amerika'da 40 milyon dolar, küreselde ise 80 milyon dolar açılış hasılatıyla serinin rekorunu kırmıştı. 

20th Century ve Disney ortak yapımı bilimkurgu, gişe yolculuğunu da 39 yıllık seri için yine rekor sayılan 184,5 milyon dolarlık küresel hasılatla tamamlamıştı. Predator serisi, toplamda dünya genelinde 925 milyon doların üzerinde gişe geliri elde etti.

Trachtenberg'ün Prey senaristi Patrick Aison'la birlikte geliştirdiği Vahşi Topraklar, 1987'de John McTiernan imzalı Av'la (Predator) başlayan 9 filmlik ikonik seriye yeni bir sayfa açıyor.

Predator: Vahşi Topraklar'da, Dimitrius Schuster-Koloamatangi tarafından canlandırılan yırtıcı Predator Dek, başrolde yer alıyor ve Elle Fanning'in hayat verdiği android Thia'yla bir araya geliyor. 

Hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden övgü alan film, klanı tarafından dışlanan Dek'in, Thia'yla beklenmedik bir ittifak kurarak en büyük rakibinin karşısına çıkmasını konu alıyor.

Hulu'nun paylaştığı verilere göre izleyiciler, Disney+ ve Hulu üzerinden Predator serisini dünya genelinde 300 milyon saatin üzerinde izledi. Platform, Disney+ ve Hulu'daki "Predator Creators Collection" seçkisine de 15 yeni video ekledi.

5 Ağustos 2022'de yayına giren Prey, Hulu'ya göre platformun bugüne kadarki "en çok izlenen film prömiyeri" unvanını koruyor. Hulu, filmin ilk hafta sonu performansına ilişkin izlenme verilerini ise açıklamamıştı.

Predator serisi, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor. 

Independent Türkçe, Deadline, The Walt Disney Company