Berlin'in karanlığından dijital suçlara: İzlemeye değer 6 Alman dizisi

Kleo'da 33 yaşındaki Alman aktris Jella Haase, diziye adını veren casusu canlandırıyor (Netflix)
Kleo'da 33 yaşındaki Alman aktris Jella Haase, diziye adını veren casusu canlandırıyor (Netflix)
TT

Berlin'in karanlığından dijital suçlara: İzlemeye değer 6 Alman dizisi

Kleo'da 33 yaşındaki Alman aktris Jella Haase, diziye adını veren casusu canlandırıyor (Netflix)
Kleo'da 33 yaşındaki Alman aktris Jella Haase, diziye adını veren casusu canlandırıyor (Netflix)

Unfamiliar fırtınası dinmek bilmiyor. Netflix'in 6 bölümlük yeni dizisi, 76 ülkede ilk 10'dan düşmeden zirve yarışını sürdürüyor.

Tam da bu yüzden "Peki başka hangi Alman dizileri izlemeye değer?" sorusu yeniden masaya geldi. İki eski casusun etrafında örülen bu gerilimden yola çıkarak, farklı damarlardan ama aynı ölçüde iddialı yapımları bir araya getirdik. Dark'ı ise özellikle pas geçiyoruz: Emek istese de karşılığını fazlasıyla veren bu bilimkurgu başyapıtını zaten çoktan izlediğinizi varsayıyoruz.

Soğuk Savaş paranoyasından dijital çağda kara mizahla harmanlanan bir suç hikayesine; stil sahibi intikam öyküsünden karanlık atmosferiyle hipnotize eden bir edebiyat uyarlamasına kadar aradığınız şey bu listede.

Babylon Berlin (2017 - )

Babylon Berlin, 1920'lerin sonuyla 1930'ların başındaki Berlin'in büyüsünü, aşırılığını ve yaklaşan felaket hissini aynı potada eriten karanlık ve sürükleyici bir polisiye gerilim. Volker Kutscher'in romanlarından uyarlanan dizi, Köln'den Berlin'e gönderilen dedektif Gereon Rath'ın bir soruşturmaya destek vermek için geldiği şehirde kendini çok daha büyük bir komplonun içinde bulmasını anlatırken, polis olma hayali kuran Charlotte Ritter'i de hikayenin kalbine yerleştiriyor.

scsdc
I. Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da geçen Babylon Berlin, Dedektif Gereon ve çevresindekilerin hikayesini merkezine alırken ülkenin sosyolojik durumunu da gözler önüne seriyor (Sky 1 / Das Erste)

Tom Tykwer, Achim von Borries ve Hendrik Handloegten imzalı yapım, Volker Bruch ve Liv Lisa Fries'in güçlü performanslarıyla Alman televizyonunun en gösterişli ve özenli işlerinden biri olarak öne çıkıyor. Dizi, kabarelerin parıltısıyla sokak yoksulluğunu aynı kadrajda buluşturarak Weimar Cumhuriyeti'nin son günlerini sadece "şık" bir dönem dekoru olarak değil, gerilimi adeta teninize değen canlı bir tarih sahnesi gibi kuruyor.

Gereon'un savaş travması, morfin bağımlılığı ve özel hayatındaki duygusal çıkmaz, Charlotte'la ortaklığını daha katmanlı kılıp hikayeye güçlü bir insan tarafı ekliyor. Yolsuzluk, siyasi çıkarcılık, suç ağları ve yükselen sağ tehdidi her sezon biraz daha boğucu bir atmosfer kurarken, karakterler de doğru olanla hayatta kalmak arasında sürekli zor seçimler yapmak zorunda kalıyor. Bu yüzden Babylon Berlin, yalnızca gerilim dozu yüksek atmosferiyle değil, Berlin'in kaosa sürüklenişini görkemli ama cilasız bir dille resmettiği için de en iyi Alman dizileri arasında özel bir yere oturuyor.

IMDb: 8,4
Nereden izlenir: Şu anda Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Deutschland 83 (2015)

Deutschland 83, Soğuk Savaş gerilimini casusluk hikayesiyle birleştirirken, Martin Rauch'un dönüşümü üzerinden dönemin ruhunu çok iyi yakalayan güçlü bir Alman dizisi. 1983'te geçen hikaye, 24 yaşındaki Doğu Alman sınır görevlisi Martin'in Stasi tarafından "Moritz Stamm" kod adıyla Batı Almanya ordusuna sızdırılmasıyla başlıyor. Martin'in görevi NATO'nun özellikle nükleer savunma planları hakkında bilgi toplamak olsa da dizi, asıl gücünü, Martin'in giderek derinleşen kimlik çatışmasından ve ahlaki çıkmazlarından alıyor. Bir yanda sadakat, ideoloji ve devlet baskısı, diğer yanda Batı'daki gündelik hayatın cazibesi ve bireysel özgürlük hissi, Martin'i zor kararların içine itiyor.

scvd
Adından da anlaşılacağı üzere 1983'te geçen Deutschland 83, askeri ve siyasi gerginliklerin yaşandığı dönemde batıya casus olarak sızan bir Doğu Alman subayının hikayesi anlatıyor (RTL / Sundance TV)

Dizinin en güçlü yanlarından biri, NATO tatbikatları ve nükleer gerilim gibi gerçek siyasi gelişmeleri hikayeye yedirirken dekor, kostüm, müzik ve kültürel ayrıntılarla 1980'ler atmosferini son derece canlı kurması. Jonas Nay'in performansı da anlatının tam merkezine oturuyor çünkü Martin'i ne alıştığımız türden bir kahraman ne de soğuk bir ajan olarak çiziyor. Bu yüzden Deutschland 83, tempolu bir casusluk dizisi olmanın ötesinde, Doğu-Batı hattındaki korku, paranoya ve ideolojik çöküşü hissedilir kılan, üçlemenin güçlü başlangıç halkası.

IMDb: 8,0
Nereden izlenir: GAİN

How to Sell Drugs Online (Fast) (2019 - 2025)

How to Sell Drugs Online (Fast), küçük bir Alman kasabasındaki içine kapanık lise öğrencisi Moritz Zimmermann'ın kalp kırıklığını tehlikeli bir hırsa dönüştürmesini anlatıyor. Teknolojiyle birleşen bu "parlak fikir", kısa sürede hızlı ve zekice bir suç hikâyesine evriliyor.

Moritz'in sevgilisi Lisa'yı etkilemek için kurup yatak odasından yürüttüğü "online" uyuşturucu işi, en yakın arkadaşı Lenny'nin teknik desteğiyle kısa sürede kontrolden çıkan bir suç ağına dönüşüyor. Dizinin en güçlü yanlarından biri, ekran kayıtları, sahte eğitim videoları ve enerjik anlatımı klasik polisiye ritmine ustalıkla yedirerek hikayeyi dijital çağın temposuna uygun biçimde kurması.

xsdcvf
How to Sell Drugs Online (Fast), eski kız arkadaşını geri kazanmaya çalışan inek bir öğrencinin, internet üzerinden ecstasy satarak Avrupa'nın en büyük uyuşturucu tacirlerinden biri haline gelmesini konu alıyor (Netflix)

Başta eğlenceli ve yaratıcı görünen bu girişim rakip satıcılar, polis ve aile baskısı devreye girdikçe nefes kesen bir gerilime dönüşüyor. Böylece dizi komediden paniğin baskın olduğu bir gerilime doğru kayıyor.

Merkezdeki Moritz-Lenny ilişkisi çatladıkça, hiçbir iş planının duygusal sonuçları telafi edemeyeceği daha net görülüyor. Dizi, mizahın altına internetin "güvenli mesafe" yanılsamasını ve gençler üzerindeki başarı baskısını eleştiren güçlü bir katman da koyuyor.

Gerçek olaylardan esinlenen How to Sell Drugs Online (Fast), bağımlılık yapıcı bölüm sonları, sevilebilir ama giderek kararan karakterleri ve çağdaş anlatım diliyle izleme listenizde yer alması gereken modern bir Alman dizisi.

IMDb: 7,8
Nereden izlenir: Netflix

Kleo (2022 - )

Kleo, Berlin Duvarı'nın yıkılışının ardından ihanete uğrayan eski bir Stasi tetikçisinin Avrupa'ya uzanan intikam ve hakikat arayışını anlatıyor. Casuslukla kara mizahı birleştiren dizi, temposu hiç düşmeyen enerjik bir iş.

Jella Haase'nin canlandırdığı Kleo, hem soğukkanlı hem de kaosun içinde neredeyse oyun oynar gibi hareket eden bir karakter. Bu da diziyi sıradan bir "ajan intikamı" öyküsünün ötesine taşıyor. Dizi, 1990'ların birleşme dönemi atmosferini renkli, kitsch ve pop-art bir görsellikle kurarken, dövüş sahnelerini de neredeyse koreografi gibi akıtarak izlemeyi keyifli kılıyor. Bir yandan kılık değiştirmeler, kovalamacalar ve sürpriz hamlelerle tempoyu hep yüksek tutuyor, diğer yandan adalet, sadakat ve yeniden başlama fikrini sorgulatıyor.

sdfr
Kleo, Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından serbest bırakılan Doğu Almanyalı eski bir casusun, kendisine ihanet edenleri bulmak için ölümcül becerilerini kullanmasını anlatıyor (Netflix)

En güzel taraflarından biri de başlarda karikatür gibi görünen yan karakterlerin zamanla kendi idealleri ve motivasyonları olan güçlü figürlere dönüşmesi. Müzik seçimleri de diziyi yukarı taşıyor, sahnelerin enerjisini artırırken Kleo'nun dünyasını daha da cazip kılıyor. Karanlık, hızlı ve stil sahibi yapısıyla Kleo, hem casus hikayelerini sevenlere hem de eğlenceli ama sert tonlu bir seyirlik arayanlar için çok iyi bir seçenek.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix

Dogs of Berlin (2018 - )

Dogs of Berlin, önemli bir maç öncesinde öldürülen Türk asıllı Alman futbolcu Orkan Erdem'in cinayeti üzerinden Berlin'in suç, siyaset ve kimlik gerilimlerini aynı potada eriten sert bir polisiye. Dizinin merkezinde, birbirine hiç benzemeyen iki polis var: Erol Birkan ve Kurt Grimmer. İkili cinayeti çözmeye çalıştıkça yalnızca suç dünyasına değil, kendi kurumlarının karanlık taraflarına da yaklaşıyor.
Soruşturma ilerledikçe mafya bağlantıları, aşırı sağ gruplar ve mahalleler arası güç savaşları ortaya çıkıyor. Böylece Felix Kramer ve Fahri Yardım'ın başrolleri paylaştığı dizide hikaye, tek bir cinayet dosyasının çok ötesine taşınıyor.

scdfgrt
Yaratıcılığını Christian Alvart'ın üstlendiği Dogs of Berlin'de iki polis, ünlü bir futbolcunun cinayetini soruşturuyor (Netflix)

Dizi, Berlin'i bir arka plan olarak kullanmakla yetinmiyor; neon gecelerle kasvetli gündüzler arasında bölünen şehrin ruhunu da güçlü biçimde hissettiriyor. En etkileyici taraflarından biri, soruşturmayı aynı zamanda bir karakter incelemesine dönüştürmesi. Birkan da Grimmer da olay büyüdükçe kendi sınırları ve ahlaki çizgileriyle yüzleşmek zorunda kalıyor.

Borçlar, aile ilişkileri ve itibar meseleleri gibi yan öyküler de diziyi daha sahici kılıyor ve polisiye tonun içinde insani bir derinlik yaratıyor. Karanlık atmosferine rağmen tamamen umutsuzluğa yaslanmayan Dogs of Berlin, temposu yüksek, dişli ve güçlü bir Alman suç dizisi arayanlar için ideal bir seçenek.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix

Perfume (Parfum / 2018)

Perfume, Patrick Süskind'in ikonik metnini birebir tekrar etmek yerine onu bugüne taşıyan karanlık bir suç dizisi. Hikaye, modern adli soruşturma diliyle yeniden kurulduğu için de daha sert ve rahatsız edici bir tona kavuşuyor. Vahşi bir cinayet, aynı yatılı okul çevresinden gelen karakterleri yeniden bir araya getirirken hikaye, koku takıntısını yalnızca bir atmosfer unsuru olmaktan çıkarıp arzunun, kontrolün ve manipülasyonun tam merkezine yerleştiriyor. Dizinin en güçlü yanı, kokuyu bir metafora indirgememesi; tam tersine ipucu, motivasyon ve duygusal kırılma anı olarak kullanıp polisiye yapıyı daha özgün bir yere taşıması.

Soğuk renk paleti, ormanlık arka planlar ve ritüel hissi veren mizansen, diziye sürekli bir tedirginlik duygusu veriyor; bu açıdan görsel tonu ve kasvetli atmosferiyle Dark izleyicilerine de tanıdık gelecektir.

dsfvrg
Perfume'de cinayete kurban gitmiş bir şarkıcı, koku bezleri vücudundan kesilip çıkarılmış halde bulununca, dedektifler onun arkadaşlarını sorguluyor (Netflix)

Nadja Simon, sertliği ve mesafesiyle seyirciyi hikâyenin içine çeken güçlü bir rehber. Dedektif Matthias Köhler'in daha "eski usul" polisliği ise soruşturmaya iyi bir denge ve karşıtlık getiriyor. Üstelik dizi, karakterlerini parlatmaya çalışmıyor; onları kusurlu, bencil, kırılgan ve zaman zaman zalim halleriyle olduğu gibi bırakıyor. Bu da onu siyah-beyaz ahlak çizgilerinden uzak, daha gerçek ve daha huzursuz edici bir yere taşıyor.

Sonuçta Perfume, sadece bir katili bulma hikayesi sunmuyor. Yakınlığın gerçekten kurulup kurulamayacağını, arzunun ne kadar yapaylaştırılabileceğini ve geçmişin kokusunun insanın üstünde ne kadar kalıcı olabileceğini sorgularken, etkisi finalden sonra da burnunuzda kalıyor.

IMDb: 7,0
Nereden izlenir: Netflix

Indpendent Türkçe



Z kuşağının dijital yayın platformu taktiği açığa çıktı

Yeni bir raporda, Z kuşağının yarısından fazlasının yalnızca belirli bir dizi veya filmi izlemek için bir dijital yayın platformuna üye olup ardından aboneliğini iptal ettiği saptandı (Unsplash)
Yeni bir raporda, Z kuşağının yarısından fazlasının yalnızca belirli bir dizi veya filmi izlemek için bir dijital yayın platformuna üye olup ardından aboneliğini iptal ettiği saptandı (Unsplash)
TT

Z kuşağının dijital yayın platformu taktiği açığa çıktı

Yeni bir raporda, Z kuşağının yarısından fazlasının yalnızca belirli bir dizi veya filmi izlemek için bir dijital yayın platformuna üye olup ardından aboneliğini iptal ettiği saptandı (Unsplash)
Yeni bir raporda, Z kuşağının yarısından fazlasının yalnızca belirli bir dizi veya filmi izlemek için bir dijital yayın platformuna üye olup ardından aboneliğini iptal ettiği saptandı (Unsplash)

Mike Bedigan 

Yeni bir raporda, Z kuşağının yarısından fazlasının yalnızca belirli bir dizi veya filmi izlemek için bir dijital yayın platformuna üye olup ardından aboneliğini iptal ettiği saptandı.

Dentsu ve IGN Entertainment'ın analizi, 13 ila 28 yaşlarındaki bu grubun yüzde 59'unun "tek bir yapımı izlemek için" aktif abonelik alıp üyeliğini iptal ettiğini ortaya koyarken, "platform sadakatinin fiilen sona erdiği" sonucuna vardı.

Kantar ve Kaliforniya Üniversitesi Berkeley kampüsü tarafından bağımsız olarak yürütülen araştırma, ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya'da "yüksek düzeyde etkileşimde bulunan eğlence tüketicilerinden" 6 bin 250'sini içeriyor.

Dentsu'nun küresel oyun başkanı Brent Koning, Variety'ye yaptığı açıklamada "Buradaki değişim sadece daha fazla, yeni veya orijinal içerik üretmekle ilgili değil çünkü sadakatin aslında uzun ömürlü fikri mülkiyet haklarına odaklandığını biliyoruz" dedi.

Stranger Things, Game of Thrones, The Walking Dead... Bunlar izleyicilerin ilgisini canlı tutan ve daha fazlası için geri gelmelerini sağlayan destanlar. Ancak fikri mülkiyet formatlar arasında geçiş yaptığında izleyicileri de beraberinde getirdiğini görüyoruz; bu nedenle bu destanlar da ödünç alınabilir.

Çalışmada ayrıca genç nesillerin medya ve içerik tüketme biçiminde genel bir değişim olduğu ve "o anda ihtiyaç duydukları şeye göre yayın, oyun, sosyal medya ve arama motorları arasında akıcı bir şekilde geçiş yaptıkları" belirtiliyor.

Raporda "Eğlence tüketimi parça parça değil, bağlamsaldır. Kazanan strateji, platformların her yerde bulunması değil, niyetlerin uyumlu olmasıdır" ifadelerine yer veriliyor. Z kuşağının izleme alışkanlıkları, "akranlar tarafından onaylanan ortak bir diyalog"dan etkilenmeye daha yatkındı.

Bu nedenle katılımcıların yüzde 59'u, spoilerlar yapımın tadını kaçırmasın diye ve "kültürel söyleme" katılabilmek için bir dizinin en son bölümünü yayımlandığı gün izlediklerini bildirdi.

Raporda, "Sabırlı bir 'bekle ve gör' yaklaşımıyla tanımlanan X kuşağı içeriğin mevcut aboneliklerine gelmesini tercih ederken, Z kuşağı ise içerik tüketimini zamana duyarlı bir sosyal zorunluluk olarak görüyor" deniyor.

Z kuşağının "anında erişim için daha fazla ödeme yapmaya istekli" bir nesil olduğu ekleniyor.

Araştırmacılar bunun yanı sıra Z kuşağının, açılış hafta sonu gösterimlerine katılma olasılığının daha yaşlı sinemaseverlere kıyasla yüzde 13 daha yüksek olduğunu buldu. Kovid-19 salgını ve dijital yayın platformlarının ortaya çıkmasıyla sarsılan sektör için bu olumlu bir işaret.

Variety'ye konuşan Koning, "Araştırma, genç izleyiciler hakkındaki geleneksel kanıları kesinlikle alt üst ediyor" dedi.

Gerçek şu ki, Z kuşağı sinemaya gitmeyi ekrana tapınma pratiğinden ziyade sosyal ve toplumsal bir deneyim olarak görüyor. Sinemaya tek seferlik bir etkinlik olarak değil, daha uzun bir gündüz veya akşam deneyiminin parçası olarak bakıyorlar.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


407 km'lik ultra maratonda trajedi: Bir koşucu yaşamını yitirdi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

407 km'lik ultra maratonda trajedi: Bir koşucu yaşamını yitirdi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

ABD'nin Arizona eyaletinde düzenlenen 407 km'lik ultra maratonda, yüksek rakımlı parkurda meydana gelen tıbbi acil durum sonucu bir koşucu hayatını kaybetti.

Pazartesi günü Black Canyon City'de başlayan ve Cumartesi günü Flagstaff'ta sona ermesi planlanan Cocodona 250, yarış yetkililerinin "ciddi bir tıbbi acil durum" diye nitelediği olay nedeniyle kesintiye uğradı. Koşucunun kimliği henüz açıklanmadı.

Yarışın organizatörü Aravaipa Running, sosyal medyada yayımladığı açıklamada ölümü doğruladı.

Açıklamada, "Bir katılımcının bugün etkinlik sırasında ciddi bir tıbbi acil durum yaşadığını ve hayatını kaybettiğini üzülerek bildiriyoruz. Koşucunun ailesi ve ekibi bilgilendirildi" dendi.

Organizasyon, acil durumun niteliği veya ilgili kişi hakkında daha fazla ayrıntı paylaşmadı.

Organizasyon, "Koşucunun ailesine ve sevdiklerine duyduğumuz saygıdan dolayı şu anda ek kişisel ayrıntıları paylaşmıyoruz" dedi.

Ekibimiz doğrudan ilgili kişilere destek veriyor ve daha fazla bilgiyi ancak uygun olduğunda paylaşacağız.

Cocodona 250, yaklaşık 12 km'lik yükseklik artışıyla bilinen son derece zorlu bir yarış.

Rota, 608 metre yükseklikteki yüksek çöl bölgesinde başlıyor ve Elden Dağı'ndaki 2,8 km'lik zirveye kadar yükseliyor. Ölümün ardından yetkililer, yarışmanın devam edeceğini duyurdu.

Açıklamada, "Yarış, onun anısına devam edecek" dendi.

Tüm katılımcılardan ve ekip üyelerinden, bu koşucunun anısını parkurda yanlarında taşımalarını rica ediyoruz. Lütfen koşucunun ailesine, arkadaşlarına, diğer koşuculara, gönüllülere ve ilk müdahale ekiplerine düşüncelerinizde yer verin. Bu güzel topluluğa son derece minnettarız.

Yarış, ilk kez 2021'de düzenlendiğinden beri istikrarlı bir şekilde büyüdü. Bu yıl, 408 km'lik parkurun tamamına 395 koşucu kayıt yaptırdı.

Çarşamba günü Rachel Entrekin, parkuru 56 saat 9 dakikada tamamlayarak Cocodona 250'yi kazanan ilk kadın oldu. Entrekin, önceki genel parkur rekorunu iki saatten fazla bir süreyle geride bıraktı.

Bu ölüm, ultra maraton koşmanın güvenliğine dair daha genel endişelerin ortasında gerçekleşti.

CBS News'un bildirdiğine göre, 2025'te Colorado'da 164 km'lik bir yarış sırasında Michiganlı bir koşucu hayatını kaybetmişti. Ve 2021'de Çin'de düzenlenen bir etkinlikte aşırı hava koşulları nedeniyle 21 yarışmacı ölmüştü.

Cocodona parkuru, Flagstaff şehir merkezinde bitmeden önce Crown King, Prescott, Jerome ve Sedona dahil Arizona'nın birçok simge yerinden geçiyor.

Independent Türkçe


James Cameron'ın 40 yıllık kült filmi teknolojik dokunuşla dönüyor

Yaratık 2'de Ellen Ripley, haber alınamayan LV-426 gezegenindeki koloniden hayatta kalanları kurtarmak için bir grup komandoyla geri dönüyordu (20th Century Fox)
Yaratık 2'de Ellen Ripley, haber alınamayan LV-426 gezegenindeki koloniden hayatta kalanları kurtarmak için bir grup komandoyla geri dönüyordu (20th Century Fox)
TT

James Cameron'ın 40 yıllık kült filmi teknolojik dokunuşla dönüyor

Yaratık 2'de Ellen Ripley, haber alınamayan LV-426 gezegenindeki koloniden hayatta kalanları kurtarmak için bir grup komandoyla geri dönüyordu (20th Century Fox)
Yaratık 2'de Ellen Ripley, haber alınamayan LV-426 gezegenindeki koloniden hayatta kalanları kurtarmak için bir grup komandoyla geri dönüyordu (20th Century Fox)

Usta yönetmen James Cameron, 1986 yapımı meşhur devam filmi Yaratık 2'nin (Aliens) yepyeni bir versiyonu üzerinde çalıştığını duyurdu. 

Billie Eilish konser filminin tanıtımı sırasında Letterboxd'a konuşan Cameron, bilimkurgu sinemasının 40 yıllık mihenk taşını 3D teknolojisiyle yeniden sinemalara taşımayı planladığını açıkladı.

Cameron, filmin ilk halini "kendi döneminin bir ürünü" diye nitelendirirken, günümüz teknolojisinin sunduğu imkanlara dikkat çekti. 

71 yaşındaki yönetmen, "Yaratık 2'yi 3D'ye dönüştürmeyi düşünüyoruz çünkü artık derinlik haritaları oluşturmak için kullanılan araçlar eskiye göre çok daha gelişmiş durumda. Bu dönüşümü muhtemelen gerçekleştireceğiz ve bence harika bir deneyim olacak" dedi.

Çifte Oscarlı Yaratık 2'nin yıllar sonra bile popülerliğini korumasına değinen Cameron, "Bu film zamana meydan okuyor. İnsanlar hâlâ ona dönüp bakıyor. Eğer izleyiciler 38 yıl önce çektiğim bir filmi bugün bile hatırlıyorsa, bu tartışmayı çoktan kazanmışım demektir" ifadelerini kullandı.

3D eleştirilerine gişe yanıtı

Sinemada 3D formatının en büyük savunucularından biri olan Cameron; Avatar serisi, Titanik'in (Titanic) 3D yeniden gösterimi ve son olarak Billie Eilish'in konser filmiyle bu alandaki tutkusunu sürdürüyor. 

Bazı sinemaseverlerin 3D deneyimine yönelik eleştirilerine ise geçen yıl, Avatar: Ateş ve Kül'ün (Avatar: Fire and Ash) vizyon sürecinde şu net yanıtı vermişti: 

2,3 milyar dolarlık gişe hasılatı, yanılıyor olabileceğinizi söylüyor. Sanatsal açıdan bakarsak; ben bu formatı seviyorum ve bu benim filmim.

93 puanlı gişe canavarı

Ridley Scott'ın 1979 tarihli klostrofobik korku klasiği Yaratık'ın (Alien) ardından Cameron, devam filminde aksiyon dozunu artırarak büyük bir başarıya imza atmıştı. 

Sinema tarihinin en iyi devam filmlerinden biri kabul edilen Yaratık 2, Sigourney Weaver'ın canlandırdığı Ellen Ripley'nin 50 yıllık bir uykunun ardından kurtarılıp, kolonicilerin kaybolduğu tehlikeli gezegene bir grup deniz piyadesiyle geri dönmesini konu alıyor.

Rotten Tomatoes'ta yüzde 93 gibi etkileyici bir puana sahip film, vizyona girdiği dönemde 183 milyon dolar hasılat elde ederek serinin yolunu açmıştı. 

Cameron bu filmden sonra seriye bir daha yönetmen olarak dönmemiş, bayrağı Yaratık 3'le (Alien 3) David Fincher devralmıştı.

Independent Türkçe, CBR.com, Letterboxd, Polygon, GamesRadar