Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları, Andrea Bocelli’nin katılımıyla Roma’nın kalbinde sahne aldı

Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
TT

Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları, Andrea Bocelli’nin katılımıyla Roma’nın kalbinde sahne aldı

Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Müziğin ezgilerinin tarihin ruhuyla birleştiği bir gecede, Roma’daki Kolezyum’da bulunan antik Venüs Meydanı, Suudi Arabistan ile İtalya arasında kültürel diyaloğa açık bir sahneye dönüştü. ‘Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları’ konserleri, dünya turnesini, dünyaca ünlü sanatçı Andrea Bocelli’nin de katılımıyla tamamladı. Bu etkinlik, Suudi Arabistan’ın uluslararası sanat projesinin en dikkat çekici duraklarından biri olarak öne çıktı.

Suudi Arabistan Kültür Bakanı ve Müzik Komisyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan’ın himayesinde düzenlenen etkinlik kapsamında, Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı’na bağlı Müzik Komisyonu, Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabını İtalya’nın başkenti Roma’da tamamladı. Kültürel ve sanatsal katılımın yoğun olduğu gecede, müzik etkinliği Kolezyum arka planında gerçekleşti. Programda Suudi, İtalyan ve uluslararası müzik eserleri bir araya gelirken, gece, dünya mirası niteliğindeki tarihi yapının atmosferinde kültürler arası bir buluşmaya sahne oldu.

ERVFE
 Konsere Suudi Ulusal Orkestra ve Korosu’ndan 32 müzisyen ile Fontane di Roma Orkestrası’ndan 30 müzisyen katıldı. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Konserde, Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu’ndan 32 müzisyen ile İtalya merkezli Fontane di Roma Orkestrası’ndan 30 müzisyen sahne aldı. Gösteri, İtalyan şef Marcello Rota yönetiminde gerçekleştirildi. Ortak performans, iki ülke arasındaki kültürel etkileşim ruhunu yansıtan bir müzik gösterisine dönüştü. Programda Suudi Arabistan, İtalya ve dünya müziklerinden seçilmiş eserlerin yanı sıra ulusal ezgiler ve çeşitli orkestra düzenlemeleri yer aldı.

Etkinlikte ayrıca, Suudi Arabistan’ın geleneksel sahne sanatlarından çeşitli örnekler de izleyiciyle buluştu. Söz konusu gösteriler, Suudi Arabistan’ın kültürel ve sanatsal çeşitliliğini uluslararası izleyiciye tanıtma ve Suudi sahne sanatları mirasını görünür kılma çabalarının bir parçası olarak değerlendirildi.

RTHY
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Gecede ayrıca ‘el-Hicr ve Roma’ başlıklı özel bir müzik eseri de seslendirildi. Tarihçi ve araştırmacı Dr. Süleyman ez-Zib’in sözlerinden ilham alınarak hazırlanan eser, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki medeniyet ve kültür bağlarını ele aldı. Yapıt, müziğin coğrafi ve zamansal sınırları aşan ortak bir dil olarak iki medeniyet arasındaki kültürel diyaloğun sürekliliğini yansıttı.

Dünyaca ünlü sanatçı Andrea Bocelli ise Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu ile sahne almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kolezyum’un yanında şarkı söylemenin her zaman ‘olağanüstü duygular’ yarattığını ifade eden Bocelli, Suudi ekibiyle birlikte performans sergilemenin bu deneyime ‘daha da özel bir nitelik kazandırdığını’ söyledi. Bocelli, müziğin kültürleri birbirine bağlayan ve zaman ile mekân sınırlarını aşan bir dil olduğunu vurguladı.

DFV
Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabı, İtalya’nın başkentinde kültür ve sanat camiasının katılımıyla sona erdi. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Suudi Arabistan Müzik Komisyonu CEO’su Paul Pacifico, Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları projesinin Roma’da sahnelenmesinin Suudi müzik tarihinde ‘olağanüstü bir durak’ olduğunu ve kültürel diyaloğun derinliğini yansıtan bir sembol niteliği taşıdığını söyledi. Pacifico, dünyanın en önemli tarihi yapılarından birinde Fontane di Roma Orkestrası ile gerçekleştirilen sanatsal iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın müzik mirasını küresel bir izleyici kitlesine sunmayı hedeflediğini belirtti. Ayrıca bu tür ortaklıkların, Suudi müzik ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacak sürdürülebilir yaratıcı iş birliklerinin kurulmasına zemin hazırladığını ifade etti.

VFRVF
Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabında, Suudi Arabistan’ın kültürel ve sanatsal çeşitliliğini vurgulamak ve dünya kamuoyuna Suudi performans mirasını tanıtmak amacıyla bir dizi geleneksel Suudi performans sanatı sergilendi. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Suudi Arabistan Tiyatro ve Sahne Sanatları Komisyonu CEO’su Dr. Muhammed Hasan Alvan, söz konusu katılımın Roma tiyatrosunun evrensel bir medeniyet simgesi olarak taşıdığı köklü miras ile Suudi Arabistan’ın geleneksel sahne sanatlarının ulusal kimliğin bir parçası olarak birleşimini temsil ettiğini ifade etti. Alvan, gösterinin Suudi kültürünü sanatsal bir üslupla sunarak uluslararası görünürlüğünü artırdığını ve halklar arasında kültürel iletişimi güçlendirdiğini belirtti.

Öte yandan şef Marcello Rota, Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu ile Fontane di Roma Orkestrası arasındaki iş birliğini ‘zengin bir sanatsal deneyim’ olarak nitelendirdi. Rota, farklı müzik tarzları ve geleneklere rağmen yorum, disiplin ve müzikal duyarlılık açısından ortak bir anlayış bulunduğunu, bunun da Suudi ve İtalyan eserlerinin uyumlu bir müzikal diyalog içinde sunulmasına imkân sağladığını söyledi.

CSDCDS
 Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Roma’daki konser, Suudi Arabistan Müzik Komisyonu’nun Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesi kapsamında düzenlenen bir dizi etkinliğin parçası olarak gerçekleştirildi. Komisyonun bu proje aracılığıyla, Suudi Arabistan’ın kültürel varlığını uluslararası alanda güçlendirmeyi, Suudi sanatçıların küresel izleyicilerle etkileşim kurmasını sağlamayı ve ulusal müzik kimliğini öne çıkarmayı hedeflediği belirtildi. Aynı zamanda girişimin, Suudi Arabistan içinde sürdürülebilir bir müzik ekosistemi oluşturma yönündeki çalışmalarla paralel ilerlediği ifade edildi.



Bilim insanları uzaylı arayışında çığır açan yeni bir yöntem keşfetti

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Bilim insanları uzaylı arayışında çığır açan yeni bir yöntem keşfetti

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Bilim insanları, başka dünyalarda yaşam bulmalarını sağlayacağını umdukları çığır açıcı yeni bir yöntem keşfetti.

Uzayda yaşam belirtileri bulmak için canlıların geride bıraktığı, "biyoimza" denen izleri aramak gerekiyor. Ancak bunları saptamak zor olabiliyor: Kullanılacak ekipmanın hem sinyalleri algılayacak kadar hassas hem de başka bir gezegene gönderilebilecek kadar küçük olması gerekiyor.

Yapay zekayla elektrik sinyallerini birleştiren Osaka Üniversitesi araştırmacıları, artık dünya dışı yaşamı bulmayı sağlayacak yeni bir yöntem keşfettiklerini düşünüyor. Ayrıca bu yöntemin, evrende yalnız olup olmadığımızı öğrenmek amacıyla başka gezegenlere gönderilebilecek kadar güçlü ve küçük olmasını umuyorlar.

Canlıları keşfedip onları cansız kimyasallar ve süreçlerden ayırmak için genellikle proteinlerin yapıtaşları amino asitler inceleniyor. Amino asitler aynı kimyasal formülü içerse de birbirlerinin aynadaki yansıması olan iki biçimde ortaya çıkıyor; canlılarda neredeyse hepsi L-form, şekerlerde ise D-formken, cansız süreçlerde her iki form da yakın miktarlarda üretiliyor.

Bilim insanları, bu farklı biçimleri ve birbirlerine oranlarını yaşamın varlığına işaret edebilecek bir biyoimza olarak kullanabileceklerine inanıyor. Ancak bunu fiilen gerçekleştirmek pek mümkün değil: Araştırmacıların, büyük molekül gruplarını elde etmesi gerekiyor ki bu, gezegenlerin çok uzak olması nedeniyle zor bir iş.

Araştırmacılar bu sorunun üstesinde gelmek için sinyalleri elektrik kullanarak saptamanın yollarını arıyor. Bu yöntemin daha basit olması, ölçüm sırasında titreşimlerden daha az etkilenmesi ve kimyasal reaktif kullanma ihtiyacını ortadan kaldırması bekleniyor.

Araştırmacılar artık bu çalışmalarda bir atılım yaptıklarını söylüyor.

Yeni çalışmada bilim insanları, son derece ince iki altın tel arasındaki boşluktan geçen moleküllerin ölçümünü yapmayı başardı. Bu teller arasından geçen akımın dalga formları, orada bulunan amino asit türüne göre farklılık gösteriyor ve böylece ekipman, geçen molekülleri sayarak bunları birbirinden ayırt etmeyi mümkün kılıyor.

Makalenin başyazarı Takahito Oshiro, "Nano-boşluk geçiş tekniğimizi yapay zekayla birleştirerek amino asitlerin L ve D formlarını yüzde 80'in üzerinde doğrulukla ayırt etmeyi başardık" diyor. 

Tek molekül düzeyinde amino asit kiralitesinin ilk kez ayırt edildiği bu çalışma, kimyasal algılama alanında temel bir ilerlemeyi temsil ediyor.

Araştırmacılar yöntemi Dünya'da elde edilen örneklerle test etti: Avustralya'daki Murchison meteoritinden alınan bir örnek ve Şili'deki Atacama Çölü'nden alınan toprak. Yöntem, geleneksel tekniklerle benzer şekilde işleyerek araştırmacıların örneklerdeki amino asitlerin bileşimini anlamasını sağladı.

Araştırmacılar, bu teknolojiyi kullanarak elektrikle çalışan ve uzaylı yaşamın izlerini tespit edebilen küçük cihazlar üretebilmeyi umuyor.

Çalışma, hakemli dergi Nature Communications'ta yayımlanan "Chiral discrimination of amino acids in meteorite and desert soil extracts via single-molecule nanogap conductance" (Tek molekül nano-boşluk iletkenliği yoluyla meteorit ve çöl toprağı örneklerinde amino asitlerin kiral ayrımı) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe


Ünlü oyuncudan gişede batan filmiyle ilgili itiraf

Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Ünlü oyuncudan gişede batan filmiyle ilgili itiraf

Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)
Avcı Kraven'ın başrolünde yer alan 36 yaşındaki Aaron Taylor-Johnson, karakterin çizgi romanlardaki görünümüne sadık kalabilmek için yaklaşık 18 kilo kas kütlesi kazanarak 90 kiloya çıkmıştı (Sony Pictures Releasing)

Yeni X-Men filminde Profesör Xavier'ı canlandıracak Christopher Abbott, Avcı Kraven'da (Kraven the Hunter) yaşadığı zorlu deneyimi anlattı.

Happy Sad Confused adlı podcast programına katılan oyuncu, Örümcek-Adam evreninden doğan 2024 yapımı filmde canlandırdığı Yabancı (The Foreigner) hakkında, "O filmde ne yaptığımı bilmiyorum" dedi.

Abbott, karakterinin hipnozla bağlantılı güçlerinin nasıl işlediğini bile anlamadığını itiraf etti:

Süper gücünün ne olduğunu anlamıyordum; neler olup bittiğini bilmiyordum. Gözlüklerimi çıkarıyorum, peki sonra ne oluyor? Bana kalırsa kimsenin buna doğru düzgün bir cevabı yoktu.

Oyuncu, çekimler sırasında da işlerin "iyi gitmediğini" düşündüğünü belirtti ve ekledi:

O filmde ne giydiğimi de bilmiyorum. Bunları zihnimin derinliklerine gömdüm sayılır... İnsan böyle böyle öğreniyor.

Avcı Kraven'da başrolü Aaron Taylor-Johnson üstlenmişti. Oyuncu, Marvel çizgi romanlarında uzun süredir Örümcek-Adam'ın başına bela olan ve filme adını veren avcıyı canlandırıyordu. 

Film, bir aslan saldırısının ardından babası tarafından ölüme terk edilen Sergei Kravinoff'un özel güçler kazanarak Avcı Kraven'a dönüşmesini anlatıyordu.

J. C. Chandor imzalı yapım, dünya genelinde yalnızca 60 milyon dolar hasılatla gişede başarısız oldu. Abbott ise şimdi başka bir süper kahraman projesinin kadrosunda: X-Men.

Ancak 40 yaşındaki Abbott, X-Men kadrosuyla birlikte D23 etkinliğinde sahneye çıktığında beklediği karşılığı bulamadığını söylüyor.

Geçen hafta The Cut'a konuşan Abbott, o anı şöyle anlatmıştı:

Sanırım sahneye oldukça hevesli bir şekilde çıkmaya başladım. Sonra oradaki pek çok kişinin kim olduğumu bilmediğini hissettim ve bir anda enerjim değişti.

X-Men, 5 Mayıs 2028'de vizyona girecek.

Independent Türkçe, Happy Sad Confused, GamesRadar, The Cut


Shyamalan'dan sürpriz prömiyer: Yeni filmine övgü bombardımanı

Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
TT

Shyamalan'dan sürpriz prömiyer: Yeni filmine övgü bombardımanı

Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)
Benimle Kal'da Oscar adayı Jake Gyllenhaal'a Bridgerton'la yıldızı parlayan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor eşlik ediyor (Warner Bros. Pictures)

M. Night Shyamalan, yeni gerilim filmi Benimle Kal'ın (Remain) dünya prömiyerini geçen hafta Los Angeles'taki Beyond Fest'te sürpriz bir gösterimle yaptı.

Sosyal medyadaki ilk yorumlarda başrol oyuncusu Jake Gyllenhaal'un performansı "inanılmaz" diye övülürken, filmin yönetmenin daha önce çektiği hiçbir yapıma benzemediği belirtiliyor.

Shyamalan'ın senaryosunu Nicholas Sparks'la birlikte yazdığı, doğaüstü unsurlar içeren romantik filmin şubatta vizyona girmesi planlanıyor. Altıncı His'in (The Sixth Sense) özel gösterimi için festivale gelen izleyiciler ise Benimle Kal'ı vizyona girmesinden aylar önce izleme fırsatı buldu.

Filmin resmi özetine göre Gyllenhaal, akut depresyon tedavisinin ardından yeni bir başlangıç yapmak isteyen New Yorklu mimar Tate Gordon'ı canlandırıyor. 

En yakın arkadaşına bir yazlık tasarlamak için Cape Cod'a giden Tate, kız kardeşinin yasını hâlâ tutarken özenle kurduğu düzeni altüst eden genç Wren'le (Phoebe Dynevor) tanışıyor.

İlk yorumlara bakılırsa Benimle Kal, Beyond Fest izleyicilerini etkilemiş.

FilmSpeak sunucusu ve eleştirmen Griffin Schiller'e göre filmde Shyamalan'ın "en içten ve samimi hali" görülüyor. Schiller, yapımı yönetmenin ilk dönem çalışmalarını hatırlatan "duygu dolu ve romantik" bir film diye niteledi.

Schiller'e göre Gyllenhaal, "Shyamalan için kusursuz bir başrol oyuncusu" ve "ölçülü ama duygu dolu" bir performans sergiliyor. Dynevor ise "büyüleyici".

Oyuncu ve sinemacı Luke Barnett da filmin gişede büyük başarı kazanacağını öngörerek şu değerlendirmeyi yaptı:

Benimle Kal ortalığı kasıp kavuracak. Sinemada izlerken hem korkutup hem eğlendiren filmleri kimsenin M. Night kadar iyi yapamadığını bir kez daha hatırlatıyor. İşaretler'in (Signs) mizahıyla Altıncı His'in sağlam kurulmuş, duygusal hayalet hikayesini birleştiriyor. İnsanı yerinden sıçratan pek çok an var. Vizyona girdiğinde büyük perdede, sesi sonuna kadar açılmış bir salonda izleyin.

Yazar ve komedyen Josh Levesque, filmi "hem ödünüzü koparan hem de yürek burkan" bir yapım diye tanımladı. AccordingToSeth adıyla paylaşım yapan eleştirmen ise Benimle Kal'ın, Shyamalan'ın bugüne kadar yaptığı hiçbir şeye benzemediğini söyledi:

Şimdiye kadarki en komik filmi ama aynı zamanda yürek burkan, iç ısıtan, korkutucu, romantik ve tek kelimeyle güzel.

Avengers serisinin yönetmeniyle aynı adı taşıyan yazar Joe Russo da övgüsünü şu sözlerle dile getirdi:

M. Night Shyamalan'ın Benimle Kal'ı, son 10 yıldaki çalışmalarının doruk noktası; üstelik bunları kendi parasıyla finanse ettiğini de unutmayın. Kendini 'ilginç bir şef' diye tanımlayan yönetmen, doğru malzemeleri arıyordu. Onları burada bulmuş. İşaretler ve Köy'den (The Village) bu yana yaptığı en iyi iş.

Yazar Will Landman, filmin festivalde yarattığı etkiyi anlattığı paylaşımında şöyle yazdı:

Beyond Fest'te izleyicileri coşturan Benimle Kal'ı o zamandan beri aklımdan çıkaramıyorum. Shyamalan bu filmde başka deneysel yönetmenleri hatırlatan tercihler yapıyor; insanların filmi görecek olması beni çok heyecanlandırıyor. Planların kompozisyonu, kariyerindeki en iyi örnekler arasında ve her tercih son derece bilinçli görünüyor.

Filmi ilk izleyenlerden bir başkası, Alfred Hitchcock klasiği Ölüm Korkusu'yla (Vertigo) karşılaştırma yaptı:

Benimle Kal, M. Night Shyamalan'ın kendi Ölüm Korkusu'su. Eski formuna tam anlamıyla dönmüş. Shyamalan'dan bildiğimiz ve beklediğimiz kitsch unsurları korurken Hitchcock'a hiç olmadığı kadar yaklaşıyor.

Sosyal medyada paylaşılan bir diğer yorumda ise şu ifadeler yer aldı:

Bunu öylesine söylemiyorum: M. Night Shyamalan'ın yeni filmi Benimle Kal bir başyapıt. Altıncı His'le birlikte iki filmlik bir gösterim için kusursuz bir seçim. Tek başına da dokunaklı, korkutucu ve güzel bir film.

İzleyiciyi hazırlıksız yakalayan bu sürpriz, Shyamalan'ın tarzına uygun bir hamleydi. İlk yorumlar da şubattaki vizyon tarihine kadar sürecek bekleyişi hayranları için biraz daha zorlaştıracak gibi görünüyor.

Benimle Kal, Türkiye'de 5 Şubat 2027'de vizyona girecek. 

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, GamesRadar