Eleştirmenlerden Spielberg'e övgü: Sinemanın büyüsünü en iyi o anlıyor

İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
TT

Eleştirmenlerden Spielberg'e övgü: Sinemanın büyüsünü en iyi o anlıyor

İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)

Spielberg'den eski usul ama etkileyici bir bilimkurgu macerası!

Sinema eleştirmenleri, Steven Spielberg'ün son filmi İfşa Günü (Disclosure Day) hakkında işte bu yorumu yapıyor... 

Efsanevi yönetmen, yeni bilimkurgu filmiyle uzaylı yaşamı ve insanlığın evrendeki yeri üzerine felsefi sorulara geri dönüyor.

İfşa Günü, ABD hükümetinin akıllı yaşam formlarının varlığını gizlemek için yürüttüğü bir komployu konu alıyor. Savaşın ve yok oluşun eşiğindeki bir dünyaya gerçeği "ifşa etmeye" kararlı, küçük ama azimli bir grup, hükümetin bu gizli planlarını altüst ediyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Josh O'Connor, Emily Blunt, Colman Domingo, Colin Firth, Eve Hewson ve Wyatt Russell gibi güçlü isimler yer alıyor. 

Senaryosunu Spielberg'ün sık sık birlikte çalıştığı David Koepp'in kaleme aldığı yapımın mutfağında ise yine tanıdık isimler var: Görüntü yönetmeni Janusz Kaminski, kurgucu Sarah Broshar ve efsanevi besteci John Williams.

Universal Pictures imzalı film için ilk eleştiriler 9 Haziran itibarıyla internete düşmeye başladı. 

Dünya çapında yarın (12 Haziran) vizyona girecek İfşa Günü, halihazırda Rotten Tomatoes'da 174 inceleme sonucunda yüzde 83 beğeni oranına ulaştı.

Eleştirmenler ne diyor?

Hollywood Reporter'dan David Rooney, filme övgüler yağdırarak, "Yaşayan hiçbir yönetmen sinemanın büyüsünü ondan daha iyi anlayamaz" dedi. Filmin köklerinin Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters of the Third Kind) ve E.T.'ye (E.T. The Extra-Terrestrial) dayandığını belirten eleştirmen, sözlerine şöyle devam etti:

Ancak 80 yaşına merdiven dayamış bir yönetmene yakışır şekilde, o hayranlık dolu çocuksu masumiyete artık daha olgun ve derin bir bakış eşlik ediyor. Bu olgunluk, özellikle hükümet gücünün getirdiği gizlilik, manipülasyon ve aldatmaca sahnelerinde kendini hissettiriyor. Film, beni Spielberg'ün eski bilimkurguları kadar, 2002 yapımı muhteşem Azınlık Raporu'nun (Minority Report) sorduğu ahlaki ve felsefi sorulara da götürdü.

Rooney ayrıca filmin derinliğinden etkilendiğini belirterek, bilinmeyenden korkmanın zalimliği ve sömürüyü nasıl beslediğine dair alegoriler içerse de yapımın her şeyden önce umut, dürüstlük, empati ve hatta maneviyatı barındıran sürükleyici bir macera olduğunu vurguladı.

Guardian'ın filme 4 yıldız veren deneyimli eleştirmeni Peter Bradshaw, "eğlenceli ve tamamen absürt bir uzaylı komplosu macerası" diye tanımladığı filmin "aynı ölçüde hem muzip hem de son derece ciddi" olduğunu yazdı. 

Bradshaw, "Dünyanın en bilinen iki efsanesini yani Roswell ve ekin çemberlerini ele alıp bunlara böylesine ciddi ve saygılı bir yaklaşım getirmeyi sadece Spielberg becerebilirdi. Yönetmen o içten idealizmiyle, nihai gerçek ortaya çıktığında tüm insanlığın, yakalanan uzaylılara yapılan kobay muamelesine derinden üzüleceğine inanmamızı istiyor" ifadelerini kullandı.

IndieWire yazarı David Ehrlich, Spielberg'ün temelde "eğlenceli bir ana akım sinema deneyimi" çekerken bile gösterdiği samimiyeti övdü. Yönetmenin ilerleyen yaşına ve filmin derin anlamına değinen Ehrlich şunları yazdı:

Modern sinemanın en sınır tanımayan hikaye anlatıcısı, 21. yüzyılda hayatın nasıl yalnızlaştığını ve insanların neden birbirinden uzaklaştığını anlamak için bu kez kendi içine dönmüş. Spielberg hayranları bu filme bayılacak. Yarım asır önce Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'ı çeken ve çocuksu merakını kaybetmeden ustalaşan bu ebedi hayalperest, sıradan insanların devasa olayların içinde kaybolmasını anlatmaktan hâlâ büyük keyif alıyor. Bu deneyimi seyircisine yaşatırken de ilk günkü kadar coşkulu.

Empire'dan Dan Jolin, İfşa Günü'ne 4 yıldız verirken Spielberg'ün imzasının her karede görüldüğünü belirtti:

Büyük oranda 35mm filmle çekilen ve John Williams'ın büyüleyici müzikleriyle desteklenen yapım, CGI çılgınlığının yaşandığı bu dönemde, özlediğimiz 'yetişkin sineması'na harika bir dönüş hissi veriyor.

Diğer eleştirmenler gibi İfşa Günü'nün Spielberg için çok kişisel olduğunu düşünen Vulture yazarı Bilge Ebiri ise şu yorumu yaptı:

Spielberg'ün bir ayağı her zaman korku türündedir. Jaws'tan beri doğrudan bir korku filmi yönetmemiş olsa da sinema dili korku ögelerinden, karanlıktaki görünmez figürlerden ve çocukluk travmalarından beslenir. Spielberg, birçok filminde aslında bilinemez ve ürkütücü olan şeyi kontrol etmeye ve yeniden tanımlamaya çalışır. Bu filmde de karakterlerin travmatik bir durumla yüzleştiğini ve çıkış yolu aradığını hissediyorsunuz. İfşa Günü zaman zaman dağınık bir yapıya bürünebiliyor ama güzelliği de zaten bu dağınıklığında yatıyor.

Olumsuz yorumlar da var

Çoğu eleştirmenin aksine filme mesafeli yaklaşan The AV Club yazarı Monica Castillo, İfşa Günü'nün Spielberg'ün alışıldık akıcı temposunu kaybettiğini savunarak şunları yazdı:

Bu iddialı film yan hikayeler, uzatılmış finaller ve havada kalan birkaç eksik nokta yüzünden ağırlaşmış. Ancak İfşa Günü, sadece Spielberg'ün kendi yüksek standartlarına göre vasat kalıyor. Onlarca yıllık düşünmeye sevk eden gişe canavarlarından, büyük destanlardan ve gerilim filmlerinden sonra Spielberg çıtayı öyle bir yere koydu ki, artık her projesinin bir başyapıt olması imkansız. İfşa Günü, yönetmenin yüksek standartlarına ulaşamasa da hâlâ heyecanlı bir macera sunuyor.

İfşa Günü'nü kesinlikle beğenmeyen BBC eleştirmeni Nicholas Barber, kaleme aldığı sert eleştiride yapımı "sıkıcı bir X-Files bölümüne ya da önemsemediğimiz insanların, yine önemsemediğimiz başka insanlar tarafından kovalandığı sıradan bir savaş filmine" benzetti. 

Colin Firth'ün canlandırdığı karakteri eleştiren Barber, Oscar ödüllü oyuncuya "basmakalıp bir kötü adam rolü ve klişe diyaloglar" verildiğini yazdı. İfşa Günü'ne sadece iki yıldız veren Barber yine de açık kapı bırakarak, "Eğer Spielberg'ün o saf ve umut dolu bakış açısını paylaşıyorsanız, film size o kadar da kötü gelmeyebilir" dedi.

Spielberg'den "devam filmi" iddialarına yanıt

Öte yandan İfşa Günü'nün, 1977 yapımı kült filmi Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'la bağlantılı olduğu yönündeki iddiaları yalanlayan Spielberg, filmin kesinlikle bir devam halkası olmadığını açıkladı.

Entertainment Weekly’ye konuşan efsanevi yönetmen, bu kez sırları saklayanın hükümet değil, anayasal sınırların ötesinde hareket eden "Wardex" adlı dev bir teknoloji şirketi olduğunu belirterek hikayenin tamamen bağımsız ve özgün olduğunu vurguladı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, BBC, The AV Club, Vulture, Empire, IndieWire, Guardian, Entertainment Weekly



Reddit ve TikTok aynı fikirde: "Bu dizi Game of Thrones'dan yüz kat daha iyi"

The Last Kingdom'da 43 yaşındaki Alman aktör Alexander Dreymon (solda), Sakson olarak doğup Vikingler tarafından yetiştirilen Uhtred rolünde (Netflix)
The Last Kingdom'da 43 yaşındaki Alman aktör Alexander Dreymon (solda), Sakson olarak doğup Vikingler tarafından yetiştirilen Uhtred rolünde (Netflix)
TT

Reddit ve TikTok aynı fikirde: "Bu dizi Game of Thrones'dan yüz kat daha iyi"

The Last Kingdom'da 43 yaşındaki Alman aktör Alexander Dreymon (solda), Sakson olarak doğup Vikingler tarafından yetiştirilen Uhtred rolünde (Netflix)
The Last Kingdom'da 43 yaşındaki Alman aktör Alexander Dreymon (solda), Sakson olarak doğup Vikingler tarafından yetiştirilen Uhtred rolünde (Netflix)

Yıllar önce yayımlanmasına rağmen Netflix'te yeniden keşfedilen bir dönem dizisi, son günlerde sosyal medyanın en çok konuştuğu yapımlardan biri haline geldi.

Bir TikTok kullanıcısının, "Bana öyle sürükleyici bir dizi önerin ki, 'Hadi bir bölüm daha' derken saat sabahın 3'ü olsun" diyerek başlattığı tartışma, kısa sürede büyük bir etkileşim dalgasına dönüştü. 

Binlerce kullanıcının favori Netflix yapımlarını paylaştığı bu gönderide, tek bir dizi açık ara öne çıktı: The Last Kingdom. 

Dizi, "Bir bölüm daha" derken sabahı ettiren ve sezonları peş peşe izleten nadir yapımlardan biri olarak gösteriliyor.

Seyircilerin "tam bir başyapıt" diye nitelendirdiği The Last Kingdom'a dair övgüler yalnızca TikTok'la sınırlı kalmazken, Reddit başta olmak üzere pek çok platformda da yapım hakkında binlerce olumlu yorum paylaşılıyor. 

Diziyi "Netflix'teki en iyi iş" diye niteleyen bir izleyici şu yorumu yapıyor:

Bana göre The Last Kingdom net bir şekilde Netflix'teki en iyi dizi. Game of Thrones'dan yüz kat daha başarılı.

Sadık bir hayran ise diziye doyamadığını şu ifadelerle dile getiriyor:

The Last Kingdom'ı şimdiye kadar üç kez baştan sona bitirdim, yakında 4. kez izlemeye başlayacağım.

Başka bir seyirci ise The Last Kingdom kalitesinde bir diziye kolay rastlanmayacağını şu sözlerle dile getiriyor:

Geçen yıl soluksuz bir şekilde izleyip bitirdim ve o günden beri onun ayarında bir dizi arıyorum.

Bernard Cornwell'in Sakson Hikayeleri (The Saxon Stories) adlı roman serisinden Stephen Butchard tarafından televizyona uyarlanan The Last Kingdom, tarihi drama türünün en başarılı örnekleri arasında anılıyor.

Ekran yolculuğuna 2015'te BBC Two'da başlayan dizi, ikinci sezonun ardından 2018'de tamamen Netflix bünyesine geçmişti. 

Mart 2022'de 5. sezonuyla final yapan dizinin öyküsü, Nisan 2023'te yine Netflix'te yayımlanan Yedi Kral Ölmeli (Seven Kings Must Die) adlı filmle sona ermişti.

9. yüzyıl sonu ile 10. yüzyıl başında geçen The Last Kingdom, Kral Büyük Alfred'in parçalanmış krallıkları birleştirme mücadelesini anlatıyor. 

Dizi, çocuk yaşta Vikingler tarafından esir alındıktan sonra onların arasında büyütülen Sakson soylusu Uhtred’in, doğduğu topraklarla kendisini yetiştiren insanlar arasında sıkışıp kalan sadakat mücadelesini konu alıyor.

The Last Kingdom, tüm sezonları ve final filmiyle Netflix'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Express, Mirror


Kült korku serisine yeni film: Eleştirmenler ikiye bölündü

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Kült korku serisine yeni film: Eleştirmenler ikiye bölündü

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)

Korku sinemasının en köklü ve uzun soluklu serilerinden Kötü Ruh (Evil Dead), yeni filmiyle beyazperdeye dönüyor.

İlk olarak 1980'lerde Sam Raimi yönetmenliğinde hayatımıza giren kült seri, efsanevi Ash Williams karakterini canlandıran Bruce Campbell'ın birkaç yıl önce rolden emekli olmasının ardından farklı yönlere evrilmişti. 

Serinin iki yılı aşkın süredir merakla beklenen 6. filmi Kötü Ruh: Cehennem Ateşi (Evil Dead Burn), 10 Temmuz'daki vizyon tarihi öncesinde eleştirmenlerin ilk yorumlarıyla Rotten Tomatoes perdesini açtı.

Yönetmen koltuğunda, kariyerinde daha önce yalnızca tek bir uzun metraj filme imza atan Sébastien Vaniček'in oturduğu Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, ilk değerlendirmeler sonucunda Rotten Tomatoes'ta yüzde 80 beğeni oranına ulaştı.

Bu başlangıç vizyon öncesi son derece umut verici görünse de filmin, 2013 yapımı yeniden çevrimden bu yana vizyona giren tüm Kötü Ruh projelerinin gerisinde kaldığını belirtmek gerekiyor. 

Serinin sinema geçmişine bakıldığında zirvede yüzde 88'lik beğeni oranıyla Vahşet (Evil Dead II) yer alırken, onu yüzde 85'le ilk film ve 2023 yapımı Kötü Ruh: Uyanış (Evil Dead Rise) takip ediyor. 

Serinin diğer halkaları Karanlığın Ordusu (Army of Darkness) yüzde 68, 2013 yapımı Kötü Ruh ise yüzde 64 beğeni oranına sahip. 

Öte yandan Sam Raimi'nin 2015'te hayata geçirdiği üç sezonluk yan dizisi Ash vs Evil Dead ise yüzde 99 gibi kusursuz bir skorla listenin en tepesinde bulunuyor.

Eleştirmenlerin ilk tepkilerine bakıldığında, Kötü Ruh: Cehennem Ateşi'nin kelimenin tam anlamıyla "vahşi, acımasız ve kanlı" bir yapım olduğu konusunda tam bir fikir birliği var. 

Bazı eleştirmenler filmi Sam Raimi imzası taşımayan en iyi Kötü Ruh filmi diye nitelendirirken, bir kısmı ise sadece kanlı sahneleriyle öne çıktığını ve serinin en zayıf halkası olduğunu savunuyor. 

Dread Central'dan Brad Miska, filmin salonu dolduran seyircileri çığlıklar ve kahkahalar arasında bıraktığını belirterek şöyle diyor: 

Bu filmin sadece +18 yaş sınırlamasıyla yetinmesine hayret ettim.

Diğer eleştirmenler ise yönetmen Vaniček'in filme kattığı "Yeni Fransız Aşırılığı" esintilerini överek, yapımın 2013'teki film kadar acımasız olduğunu ancak sadece kan dökmekle kalmayıp karakterlerin duygusal derinliğine de odaklandığını vurguluyor.

Başrollerini Souheila Yacoub, Tandi Wright, Hunter Doohan, Luciane Buchanan ve Alain Chabat'ın paylaştığı film, eşini yeni kaybeden Alice'e odaklanıyor. 

Alice ve eşinin ailesi, tam da yas tutmaları gereken bu zorlu dönemde, kuş uçmaz kervan geçmez bir bölgedeki tekinsiz bir evde mahsur kalarak dehşetle yüzleşmek zorunda kalıyor.

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, yarın (10 Temmuz) sinemalarda vizyona girecek.

Independent Türkçe, ScreenRant, SlashFilm


Zayıflama ilaçlarının sanıldığı gibi mutluluk getirmeyebileceği bulundu

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Zayıflama ilaçlarının sanıldığı gibi mutluluk getirmeyebileceği bulundu

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Ozempic ve Wegovy gibi ilaçlar, zayıflama alanında elde ettikleri çarpıcı başarının ötesinde kendilerini daha mutlu hale getirdiği ve ruh sağlıklarını iyileştirdiğini söyleyen bazı kişilerin de övgüsünü topluyor.

Ancak Chicago Üniversitesi'nin yaptığı yeni bir araştırmada, ilacı kullanan binlerce kişi iki yıldan uzun süre boyunca takip edildi ve bu iddiaları destekleyecek kanıtların az olduğu saptandı.

Henüz hakem değerlendirmesinden geçmeyen ve gözleme dayanan çalışmada, hastaların evlilikleri veya kariyerlerinde algıladığı iyileşmelerin zamanla büyük ölçüde ortadan kalktığı bulundu.

Yine de bu, ilaçların fiziksel sağlığın ötesinde hiçbir olumlu etkisi olmadığı anlamına gelmiyor. Araştırmacılar, bu etkilerin ölçülemeyecek kadar incelikli olabileceğini düşünüyor.

Harris Kamu Politikası Fakültesi'nden ekonomist Robert Kaestner yaptığı açıklamada, "Bir kişinin iş bulup bulmadığını, evlenip evlenmediğini veya boşanıp boşanmadığını ve ruh sağlığına ilişkin standart göstergeleri ölçtük" diyor. 

Bunlar önemli ölçütler ancak özgüven, ilişki kalitesi veya diğer günlük deneyimlerdeki değişiklikleri her zaman tam olarak yansıtmayabilirler.

Araştırmacılar ayrıca 10 yıldan uzun süre boyunca toplanan Ulusal Tıbbi Harcama Paneli Anketi verilerini de analiz etti. Bu veriler, yaklaşık 8 bin yetişkin diyabet hastasının depresyon belirtileri, medeni hali ve istihdam durumuna ilişkin gözlemleri de içeriyordu.

2012 ila 2023'te yapılan anket 354 binden fazla kişiyi kapsasa da ekip, bu ilaçların daha geniş kapsamlı sosyal etkilerini anlamak için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini söylüyor.

Kaestner, "Bu hâlâ çok yeni bir araştırma alanı" diyor.

Chicago Üniversitesi'nin bulguları, GLP-1 kullanımının halihazırda çalışan kadınlar için daha iyi flört ve iş olanaklarıyla bağlantılı olduğunu tespit eden yakın tarihli başka bir gözlemsel makaleyle çelişiyor.

Analiz grubu Gallup'un bu hafta ABD genelinde yaptığı ankete göre, bu ilaçları kullanan Amerikalıların sayısı hiç olmadığı kadar fazla. Ankete katılan 5 bin 65 yetişkinin yaklaşık yüzde 15'i bir noktada bu ilaçları kullandığını, yüzde 11'i ise şu anda kullandığını belirtti.

Bu, katılımcıların yüzde 3'ünün obezite ilacı kullandığını söylediği 2024'teki orandan daha yüksek.

dfrgt
Fransa'nın kuzeyindeki bir hastanede bir hemşire, haziranda bir kadına Mounjaro adlı ilacı enjekte ediyor. Bu ilaçlar pek çok sağlık faydası sağlasa da aynı zamanda ciddi yan etkilere de yol açabiliyor (AFP)​​​​​​

İştahı bastıran bir hormonu taklit ederek etki gösteren bu ilaçları kullanan birçok kişi, kendileriyle daha barışık olduğunu bildiriyor.

Zepbound kullanan Los Angeleslı içerik üreticisi Alexus Murphy daha önce CNN'e "Bu ilaç, sosyal hayatımın her alanında, kişisel yaşantımda ve kendi kendime karşı tavrımda hayatımı olumlu yönde değiştirdi. Bu ilaç, girdiğim ortamlarda daha özgüvenli olmamı sağladı" demişti.

İlaçların uzun vadeli etkileri hâlâ araştırılsa da iğnelerin ve hapların kalp ve karaciğere fayda sağlamanın yanı sıra demans ve kanser riskini de azaltabileceği gösterildi.

Öte yandan aşırı mide bulantısı, kusma ve hatta körlük gibi yan etkiler nedeniyle bu ilaçların başarısızlık oranı da yüksek.

Independent Türkçe