İslam sanatlarından izler taşıyan "İstanbul Mushafı" tamamlandı

İslam sanatlarından izler taşıyan "İstanbul Mushafı" tamamlandı
TT

İslam sanatlarından izler taşıyan "İstanbul Mushafı" tamamlandı

İslam sanatlarından izler taşıyan "İstanbul Mushafı" tamamlandı

Asr-ı Saadet'ten bugüne bütün İslam tarihi ve İslam coğrafyasını merkeze alan "İstanbul Mushafı", Kur'an-ı Kerim'in 10 cilt olarak el ile yazılmasını ihtiva ediyor.

İslam medeniyetinin 15 asırlık seyrine "Mushaf Sanatları Tarihi" yönünden bakmayı amaçlayan çalışma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teklif ve himayeleri ile gerçekleştirildi.

Ebadı 365'e 559 milimetre olan ve tamamı 850 sayfadan oluşan el yazma orijinal altın nüsha eser, ilim adamlarına ve İslam medeniyetlerine verdiği desteklerden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim edilecek.

"Kur'an-ı Kerim etrafında nasıl bir medeniyet örgüsü var, bunu göstermeye çalıştık"

AA muhabirine esere ilişkin açıklamada bulunan Hüseyin Kutlu, projenin aslında 8 yıllık değil, 15 asırlık bir mesele olduğunun altını çizerek, "Biz 15 asrın birikimini ortaya koymuş oluyoruz. Bu 15 asrın birikimini yeni bir anlayışla, 10 ciltte gösterdik. Bizden önceki üstatların kanatlarıyla uçuyoruz." dedi.

İslam medeniyetinin bugün yok farz edildiğini belirten Kutlu, şöyle devam etti:

"Biz belli bir süre sonra İslam ümmetinden olduğumuzu inkar etmedik ama İslam medeniyetinden olmadığımızı veya böyle bir medeniyetin olmadığını farz ederek, 'Batı medeniyetindeniz' dedik. Oysaki İslam medeniyeti fonksiyonunu yitirmiş değil. Bunu göstermek ve buna işaret etmek için İslam ümmetinin ana kaynağı olan Kur'an-ı Kerim etrafında nasıl bir medeniyet örgüsü var, bunu göstermeye çalıştık. Dolayısıyla Asr-ı Saadet'ten, Efendimizin döneminden günümüze kadar ve bütün İslam coğrafyasını içine alan bir bakış açısıyla Kur'an-ı Kerim yazımı, tezhiplenmesi, cildi, rahlesi, muhafazası, mürekkebi, kağıt yapımı ile 'Mushaf Sanatları Tarihi' hüviyetini ortaya çıkaran bir eser ortaya koyduk. Bu çalışma ile işaret etmek istediğimiz şey 'İslam medeniyetinin farkına varınız. Bu hazineyi keşfediniz. Kendinize kendiniz gibi yol çiziniz. Başkalarını taklidi bırakınız.' hikaye budur."

Eserin belgeseli yapılacak ve her ciltteki çalışmalar birer kitap olarak kaleme alınacak

Usta sanatkar, projeyi 40 yıldır gönlünde demlediğini dile getirerek, "Bunun kuvveden fiile çıkması Cumhurbaşkanımızın işaretiyle, onun teşvik ve himayeleriyle oldu. Tabii yazmak için kağıda ihtiyaç vardı. Dünyanın her tarafından el yapımı kağıtlar getirttik. Fakat bunlar bizi tatmin etmedi. Çünkü eskitmeye konulduğu zaman bozulmalar gördük. Boyalarda da hakeza aynı şeyleri müşahede ettik. Dolayısıyla biz kağıt yapımına da karar verdik. Nasıl yapıldığını biliyoruz ama tecrübemiz yoktu. Allah'ın yardımıyla bu konuda da çok güzel neticeler aldık ve kendi yaptığımız kağıda Kur'an-ı yazdık." diye konuştu.

Eserde mürekkepleri de tamamen doğal malzemelerden kendilerinin hazırladığını aktaran Kutlu, şunları kaydetti:

"Baskıyı da burada gerçekleştirdik. Henüz bu baskı tekniği başka bir yerde yok. Bu ofset baskı falan değil. Çok özel bir baskı. Gördüğünüz gibi orijinaliyle tıpkıbasımı arasında çok uzman kişiler farkı anlayabilir. Çünkü aharlı, orijinal el yapımı kağıtlara baskı yapıyoruz. Kısa zamanda bu çalışmaları anlatmak çok zor. Çalışmanın belgeseli yapılacak. Ayrıca belki çalışmanın her sayfasını anlatan bir kitap çıkacak. İnşallah umduğumuz şeylere nail oluruz."

İslam diyarının önemli şehirlerinden getirilen bitki dalları eserin kağıt hamuruna katıldı

Hüseyin Kutlu, çalışmanın tüm aşamalarını 66 kişilik bir ekiple birlikte Bilim Kültür ve Sanat Derneğinde (BİKSAD) tamamladıklarına işaret ederek, "66 rakamının ebced hesabında rakamsal karşılığı İsmi Celal'in karşılığıdır. Yani Allah lafzı hesaplandığı zaman ebced karşılığı 66 tutar." dedi.

İstanbul Mushafı'nda kullanılan el yapımı kağıdın hamurunun da çok özel olduğunu vurgulayan Kutlu, şu bilgileri verdi:

"Çalışmaya ayrı bir ruhaniyet katsın diye Mekke'den, Medine'den, Kudüs'ten, Semerkant'tan, Buhara'dan yani İslam diyarının mukaddes bilinen makamlarından dut, gül dalları vesaire getirtildi. Kabukları soyuldu ve dövülerek Mushaf'ın hamuruna karıştırıldı. Bu bir teberrük. Yani bu farklı bitkilerin, ağaç dallarının bir araya gelip Mushaf'a hamur olması gibi, ümmetin de bir araya gelip bir güç oluşturması için fiili bir duadır. Ayrıca zemzem, Eyüp Sultan Hazretleri'nin kuyusundan alınmış su, İbrahim Aleyhisselam'ın doğduğu mağaradan su, Nil nehrinden Peygamber Efendimizin mübarek saçlarını yıkadığı suyun çoğaltılmışından boyalara suların katılmasıyla da bir teberrük yapılmış oldu."

"Hedefimiz İslam coğrafyasındaki önemli sanat merkezlerini ele almaktı"

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü'nden Doç. Dr. Şehnaz Biçer ise eserin ortaya çıkmasında multidisipliner bir ekibin çalıştığına dikkati çekerek, "8 yıl boyunca içinde maceralar yaşadığımız, çok zorlandığımız uzun bir yol aldık. Geleneğimizden gelen bazı değerleri de bu projede yeniden canlandırdık diyebilirim. Örneğin el yapımı kağıt ve boyalarımız gibi." değerlendirmesini yaptı.

Biçer, geçmişte de Kur'an-ı Kerim'in farklı farklı Mushaflar olarak yazıldığını söyleyerek, "Bizim hedefimiz İslam coğrafyasındaki önemli sanat merkezlerini ele almaktı. En doğuda Babür'den en batıdaki Endülüs'e kadar bu geniş coğrafyada üslup geliştirmiş ve kitap sanatlarına önem vermiş sanat merkezlerini ele aldık. Tabii bunları ele alırken dünya müzelerinden dokümanlar topladık. Ayrıca Topkapı Sarayı ve Türk İslam Eserleri Müzesi de bize son derece desteklerini sundular. Oralarda da eserler üzerinde inceleme yapma şansımız oldu." dedi.

İslam sanat tarihindeki üsluplardan ilham alarak İstanbul Mushafı'na tezhipleri nakşettiklerini ifade eden Biçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mushaf'ta ilk cildimiz Kur'an'ın indirildiği tarihten başlıyor. O süreçte İslam coğrafyasında henüz üslup oluşturulmadığından, biz her cildin başında zahriye ve serlevhası da yaptığımız için o dönemi nasıl değerlendirebiliriz diye çok düşündük. Hırka-i Şerif Camisi'ndeki Peygamber Efendimizin hırkası bir fikir olarak düşünüldü ve ilk iki sayfamız o hırkanın desenleri analiz edilerek tasarlandı. Hatta ayetler bittikten sonra konan durak dediğimiz işaretler de o hırkanın düğmelerine ait yapıldı. Böylelikle eseri ilk açtığınızda Peygamber Efendimizin hırkasıyla karşılaşacaksınız ve son ciltte de son sayfa Topkapı Sarayı'ndaki Hırka-i Şerif'in bulunduğu mekanın çinilerinden esinlenilerek yapıldı."

Böyle bir projede yer almaktan dolayı kendini şanslı hissettiğini dile getiren Biçer, çalışmayı dünya müzelerinde de sergilemeyi arzu ettiklerini sözlerine ekledi.

İstanbul Mushafı hakkında

Mushaf'ın kağıtlarının yapımında 200 tabaka kağıt için toplamda 800 bin organik yumurtanın akı kullanıldı. Yapılan kağıtların aharlanması için de benzeri olmayan bir aharlama makinası icat edildi.

İstanbul Nakkaşhanesi'nde bin adet özel tıpkı basımı da yapılan Mushaf'ın ölçüleri orijinaliyle aynı olarak hazırlandı. Toplam 10 cilt olan eserde, her cildin dış kapak, iç kapak, zahriye ve serlevhası dönem özelliğini taşıyan farklı şekillerde tasarlandı.

Kufi, maşrık kufisi, tezyini kufi, kayrevan kufisi, mağribi, muhakkak, reyhani, sülüs, nesih, ta'lik ve icaze olmak üzere 11 farklı hat çeşidi kullanılan eserde, yine her biri farklı olmak üzere 62 adet sayfa tasarımı yapıldı.

İslam sanatlarına katkı sunmayı amaçlayan eserin 59'a 45 milimetre ebadında aharlı el yapımı kağıtlara aynı baskı tekniğiyle tek cilt halinde de herkesle buluşması adına hazırlanacak.

Çalışma, 1. cilt Asr-ı Saadet'ten başlayarak, Emevi, Abbasi, Büyük Selçuklu, Gazneli, Anadolu Selçuklu, 1. dönem Anadolu Beylikleri ve Eyyubi, 2. cilt Memluk, 3. cilt Endülüs ve Mağrib, 4. cilt İlhanlı, 5. cilt Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen, 6. cilt Timur dönemi, 7. cilt Delhi Sultanlığı ve Babürlü, 8. cilt Safevi, 9. cilt 2. dönem Anadolu Beylikleri ve 16. yüzyıla kadar Osmanlı, 10. cilt ise 16. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar Osmanlı üslubunu içeriyor.



Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları, Andrea Bocelli’nin katılımıyla Roma’nın kalbinde sahne aldı

Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
TT

Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları, Andrea Bocelli’nin katılımıyla Roma’nın kalbinde sahne aldı

Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Müziğin ezgilerinin tarihin ruhuyla birleştiği bir gecede, Roma’daki Kolezyum’da bulunan antik Venüs Meydanı, Suudi Arabistan ile İtalya arasında kültürel diyaloğa açık bir sahneye dönüştü. ‘Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları’ konserleri, dünya turnesini, dünyaca ünlü sanatçı Andrea Bocelli’nin de katılımıyla tamamladı. Bu etkinlik, Suudi Arabistan’ın uluslararası sanat projesinin en dikkat çekici duraklarından biri olarak öne çıktı.

Suudi Arabistan Kültür Bakanı ve Müzik Komisyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan’ın himayesinde düzenlenen etkinlik kapsamında, Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı’na bağlı Müzik Komisyonu, Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabını İtalya’nın başkenti Roma’da tamamladı. Kültürel ve sanatsal katılımın yoğun olduğu gecede, müzik etkinliği Kolezyum arka planında gerçekleşti. Programda Suudi, İtalyan ve uluslararası müzik eserleri bir araya gelirken, gece, dünya mirası niteliğindeki tarihi yapının atmosferinde kültürler arası bir buluşmaya sahne oldu.

ERVFE
 Konsere Suudi Ulusal Orkestra ve Korosu’ndan 32 müzisyen ile Fontane di Roma Orkestrası’ndan 30 müzisyen katıldı. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Konserde, Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu’ndan 32 müzisyen ile İtalya merkezli Fontane di Roma Orkestrası’ndan 30 müzisyen sahne aldı. Gösteri, İtalyan şef Marcello Rota yönetiminde gerçekleştirildi. Ortak performans, iki ülke arasındaki kültürel etkileşim ruhunu yansıtan bir müzik gösterisine dönüştü. Programda Suudi Arabistan, İtalya ve dünya müziklerinden seçilmiş eserlerin yanı sıra ulusal ezgiler ve çeşitli orkestra düzenlemeleri yer aldı.

Etkinlikte ayrıca, Suudi Arabistan’ın geleneksel sahne sanatlarından çeşitli örnekler de izleyiciyle buluştu. Söz konusu gösteriler, Suudi Arabistan’ın kültürel ve sanatsal çeşitliliğini uluslararası izleyiciye tanıtma ve Suudi sahne sanatları mirasını görünür kılma çabalarının bir parçası olarak değerlendirildi.

RTHY
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Gecede ayrıca ‘el-Hicr ve Roma’ başlıklı özel bir müzik eseri de seslendirildi. Tarihçi ve araştırmacı Dr. Süleyman ez-Zib’in sözlerinden ilham alınarak hazırlanan eser, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki medeniyet ve kültür bağlarını ele aldı. Yapıt, müziğin coğrafi ve zamansal sınırları aşan ortak bir dil olarak iki medeniyet arasındaki kültürel diyaloğun sürekliliğini yansıttı.

Dünyaca ünlü sanatçı Andrea Bocelli ise Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu ile sahne almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kolezyum’un yanında şarkı söylemenin her zaman ‘olağanüstü duygular’ yarattığını ifade eden Bocelli, Suudi ekibiyle birlikte performans sergilemenin bu deneyime ‘daha da özel bir nitelik kazandırdığını’ söyledi. Bocelli, müziğin kültürleri birbirine bağlayan ve zaman ile mekân sınırlarını aşan bir dil olduğunu vurguladı.

DFV
Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabı, İtalya’nın başkentinde kültür ve sanat camiasının katılımıyla sona erdi. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Suudi Arabistan Müzik Komisyonu CEO’su Paul Pacifico, Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları projesinin Roma’da sahnelenmesinin Suudi müzik tarihinde ‘olağanüstü bir durak’ olduğunu ve kültürel diyaloğun derinliğini yansıtan bir sembol niteliği taşıdığını söyledi. Pacifico, dünyanın en önemli tarihi yapılarından birinde Fontane di Roma Orkestrası ile gerçekleştirilen sanatsal iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın müzik mirasını küresel bir izleyici kitlesine sunmayı hedeflediğini belirtti. Ayrıca bu tür ortaklıkların, Suudi müzik ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacak sürdürülebilir yaratıcı iş birliklerinin kurulmasına zemin hazırladığını ifade etti.

VFRVF
Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabında, Suudi Arabistan’ın kültürel ve sanatsal çeşitliliğini vurgulamak ve dünya kamuoyuna Suudi performans mirasını tanıtmak amacıyla bir dizi geleneksel Suudi performans sanatı sergilendi. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Suudi Arabistan Tiyatro ve Sahne Sanatları Komisyonu CEO’su Dr. Muhammed Hasan Alvan, söz konusu katılımın Roma tiyatrosunun evrensel bir medeniyet simgesi olarak taşıdığı köklü miras ile Suudi Arabistan’ın geleneksel sahne sanatlarının ulusal kimliğin bir parçası olarak birleşimini temsil ettiğini ifade etti. Alvan, gösterinin Suudi kültürünü sanatsal bir üslupla sunarak uluslararası görünürlüğünü artırdığını ve halklar arasında kültürel iletişimi güçlendirdiğini belirtti.

Öte yandan şef Marcello Rota, Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu ile Fontane di Roma Orkestrası arasındaki iş birliğini ‘zengin bir sanatsal deneyim’ olarak nitelendirdi. Rota, farklı müzik tarzları ve geleneklere rağmen yorum, disiplin ve müzikal duyarlılık açısından ortak bir anlayış bulunduğunu, bunun da Suudi ve İtalyan eserlerinin uyumlu bir müzikal diyalog içinde sunulmasına imkân sağladığını söyledi.

CSDCDS
 Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Roma’daki konser, Suudi Arabistan Müzik Komisyonu’nun Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesi kapsamında düzenlenen bir dizi etkinliğin parçası olarak gerçekleştirildi. Komisyonun bu proje aracılığıyla, Suudi Arabistan’ın kültürel varlığını uluslararası alanda güçlendirmeyi, Suudi sanatçıların küresel izleyicilerle etkileşim kurmasını sağlamayı ve ulusal müzik kimliğini öne çıkarmayı hedeflediği belirtildi. Aynı zamanda girişimin, Suudi Arabistan içinde sürdürülebilir bir müzik ekosistemi oluşturma yönündeki çalışmalarla paralel ilerlediği ifade edildi.


Ünlü oyuncu eşiyle arasındaki yaş farkını umursamadığını söyledi

Stanley Tucci, eşi Felicity Blunt'la aralarındaki 21 yaş farkına rağmen "çok iyi anlaştıklarını" söylüyor (AFP)
Stanley Tucci, eşi Felicity Blunt'la aralarındaki 21 yaş farkına rağmen "çok iyi anlaştıklarını" söylüyor (AFP)
TT

Ünlü oyuncu eşiyle arasındaki yaş farkını umursamadığını söyledi

Stanley Tucci, eşi Felicity Blunt'la aralarındaki 21 yaş farkına rağmen "çok iyi anlaştıklarını" söylüyor (AFP)
Stanley Tucci, eşi Felicity Blunt'la aralarındaki 21 yaş farkına rağmen "çok iyi anlaştıklarını" söylüyor (AFP)

Amber Raiken Yaşam Haberleri Muhabiri 

Stanley Tucci, eşi Felicity Blunt'la aralarındaki 21 yaş farkını savunarak bunun aralarındaki bağı etkilemediğini söyledi.

Jenna Bush Hager'ın Open Book podcast'inin perşembe günü yayımlanan bölümünde 65 yaşındaki aktör, 45 yaşındaki eşiyle tanışmasını anlattı. Tucci, ilk eşi Kate Tucci'nin 2009'da kanserden hayatını kaybetmesinden sonra "bir daha evlenip evlenmeyeceğinden" emin olmadığını açıkladı.

Kate'ten üç çocuğu olan Stanley, "Bir daha çocuk sahibi olacağımı hiç düşünmemiştim" dedi. 

Ve [Blunt'la] tanıştığımda, 21 yıllık yaş farkına rağmen her şey bir şekilde yerine oturdu. Ve tabii ki ailesini tanıyordum ve kız kardeşi en iyi arkadaşlarımdan biriydi. Ve çok iyi anlaştık. Hiçbir ortak yanımız olmasa da birçok ortak yanımız vardı.

Aktör "Ve bu ilişki bir şekilde sürdü. Ama bence o, bana bir güvenlik duygusu vererek hayatımı değiştirdi" diye devam etti.

Çocuklarıma da güvenlik duygusu verdi. Ayrıca eğlenceli biri. Yani onunla vakit geçirmek çok eğlenceli.

Yazar menajerinin zekasını överek, "Yani zekası inanılmaz. Sadece kitaplardan değil, dünyadan da bilgi alıp onu işleyerek başka bir şeye dönüştürme yeteneği olağanüstü" diye ekledi.

Stanley, daha önce 2025'te The Times of London'a verdiği röportajda evliliğindeki yaş farkı hakkında içtenlikle konuşmuştu.

Oyuncu "Onun yaşlandığını göremeyeceğime ve bakıma ihtiyaç duyarsa ona bakamayacağıma üzülüyorum" demişti. 

Bence insanların birlikte yaşlanmasında gerçekten güzel bir şey var. Ve bir mucize olmazsa bu gerçekleşemeyecek.

Stanley, Şeytan Marka Giyer'in (The Devil Wears Prada) 2006'daki galasına ilk eşi Kate'le katıldığında Blunt'la tanışmıştı. Ancak kız kardeşi Emily Blunt'la John Krasinski'nin 2010'daki düğününe kadar onunla yeniden bir araya gelmemişti.

2012'de evlenen Stanley ve Blunt'ın daha sonra iki çocuğu oldu: 11 yaşındaki Matteo ve 8 yaşındaki Emilia. Stanley ve ilk eşinin de üç çocuğu vardı: 26 yaşındaki çift yumurta ikizleri Isabel'le Nicolo ve 24 yaşındaki Camila.

Open Book bölümünün başka bir yerinde Stanley, Kate'in hayatını kaybetmesinden sonra ölüm ve yaşlanmanın kendisini "dehşete düşürdüğünü" itiraf etti.

Oyuncu "İnsan, benim eşimi kaybetmem gibi gerçekten sevdiği birini kaybettiğinde, o korkunç mücadeleyi gördüğünde, bunun çocukları, ailesi ve kendisi üzerindeki etkisini gördüğünde, bu his asla kaybolmaz. Ve bu insanı ele geçirir" dedi.

Bu insana güç verir. Bunun size güç vermesine müsaade etmelisiniz. Ama sanırım ölüm korkusu her zaman var ve hatta belki daha da artıyor çünkü nasıl bir şey olduğunu öğreniyorsunuz.

 Independent Türkçe, independent.co.uk/life-style


Red Hot Chili Peppers müzik kataloğunu sattı

Grup Flea, Anthony Kiedis, Chad Smith ve John Frusciante'den oluşuyor (Reuters)
Grup Flea, Anthony Kiedis, Chad Smith ve John Frusciante'den oluşuyor (Reuters)
TT

Red Hot Chili Peppers müzik kataloğunu sattı

Grup Flea, Anthony Kiedis, Chad Smith ve John Frusciante'den oluşuyor (Reuters)
Grup Flea, Anthony Kiedis, Chad Smith ve John Frusciante'den oluşuyor (Reuters)

Amerikalı ünlü müzik grubu Red Hot Chili Peppers, müzik kataloğunu satanlar arasına katıldı. 

The Hollywood Reporter'ın haberine göre Warner Music Group, grubun tüm parçalarının hakları için 300 milyon doları aşkın bir ödeme yapacak.

1982'de Los Angeles'ta kurulan Red Hot Chili Peppers'ın müzik kataloğunu satmak istediği bir süredir konuşuluyordu.

Şubat 2025'te yayımladığı haberde Billboard, grubun 350 milyon dolarlık bir bedel belirlediğini bildirmişti. 

Californication, Can't Stop, Under the Bridge ve Otherside gibi pek çok hite imza atan grup popülaritesini koruyor. 

Red Hot Chili Peppers, dünyanın farklı yerlerindeki stadyumlarda verdiği konserleri doldurmayı beceriyor. 

Daha önce Bruce Springsteen, Justin Bieber, Bob Dylan, Paul Simon, Stevie Nicks, Shakira ve Neil Young gibi pek çok sanatçı eserlerinin bir kısmını ya da tamamını milyonlarca dolara satmıştı.

Örneğin ABD'li müzisyen Springsteen müzik kataloğunun haklarını Aralık 2021'de 500 milyon dolara Sony Music'e devretmişti. 

Dylan da Aralık 2020'de 600'den fazla şarkısının tüm telif haklarını 300 milyon dolara Universal Music'e vermişti.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Billboard