İslam sanatlarından izler taşıyan "İstanbul Mushafı" tamamlandı

İslam sanatlarından izler taşıyan "İstanbul Mushafı" tamamlandı
TT

İslam sanatlarından izler taşıyan "İstanbul Mushafı" tamamlandı

İslam sanatlarından izler taşıyan "İstanbul Mushafı" tamamlandı

Asr-ı Saadet'ten bugüne bütün İslam tarihi ve İslam coğrafyasını merkeze alan "İstanbul Mushafı", Kur'an-ı Kerim'in 10 cilt olarak el ile yazılmasını ihtiva ediyor.

İslam medeniyetinin 15 asırlık seyrine "Mushaf Sanatları Tarihi" yönünden bakmayı amaçlayan çalışma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teklif ve himayeleri ile gerçekleştirildi.

Ebadı 365'e 559 milimetre olan ve tamamı 850 sayfadan oluşan el yazma orijinal altın nüsha eser, ilim adamlarına ve İslam medeniyetlerine verdiği desteklerden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim edilecek.

"Kur'an-ı Kerim etrafında nasıl bir medeniyet örgüsü var, bunu göstermeye çalıştık"

AA muhabirine esere ilişkin açıklamada bulunan Hüseyin Kutlu, projenin aslında 8 yıllık değil, 15 asırlık bir mesele olduğunun altını çizerek, "Biz 15 asrın birikimini ortaya koymuş oluyoruz. Bu 15 asrın birikimini yeni bir anlayışla, 10 ciltte gösterdik. Bizden önceki üstatların kanatlarıyla uçuyoruz." dedi.

İslam medeniyetinin bugün yok farz edildiğini belirten Kutlu, şöyle devam etti:

"Biz belli bir süre sonra İslam ümmetinden olduğumuzu inkar etmedik ama İslam medeniyetinden olmadığımızı veya böyle bir medeniyetin olmadığını farz ederek, 'Batı medeniyetindeniz' dedik. Oysaki İslam medeniyeti fonksiyonunu yitirmiş değil. Bunu göstermek ve buna işaret etmek için İslam ümmetinin ana kaynağı olan Kur'an-ı Kerim etrafında nasıl bir medeniyet örgüsü var, bunu göstermeye çalıştık. Dolayısıyla Asr-ı Saadet'ten, Efendimizin döneminden günümüze kadar ve bütün İslam coğrafyasını içine alan bir bakış açısıyla Kur'an-ı Kerim yazımı, tezhiplenmesi, cildi, rahlesi, muhafazası, mürekkebi, kağıt yapımı ile 'Mushaf Sanatları Tarihi' hüviyetini ortaya çıkaran bir eser ortaya koyduk. Bu çalışma ile işaret etmek istediğimiz şey 'İslam medeniyetinin farkına varınız. Bu hazineyi keşfediniz. Kendinize kendiniz gibi yol çiziniz. Başkalarını taklidi bırakınız.' hikaye budur."

Eserin belgeseli yapılacak ve her ciltteki çalışmalar birer kitap olarak kaleme alınacak

Usta sanatkar, projeyi 40 yıldır gönlünde demlediğini dile getirerek, "Bunun kuvveden fiile çıkması Cumhurbaşkanımızın işaretiyle, onun teşvik ve himayeleriyle oldu. Tabii yazmak için kağıda ihtiyaç vardı. Dünyanın her tarafından el yapımı kağıtlar getirttik. Fakat bunlar bizi tatmin etmedi. Çünkü eskitmeye konulduğu zaman bozulmalar gördük. Boyalarda da hakeza aynı şeyleri müşahede ettik. Dolayısıyla biz kağıt yapımına da karar verdik. Nasıl yapıldığını biliyoruz ama tecrübemiz yoktu. Allah'ın yardımıyla bu konuda da çok güzel neticeler aldık ve kendi yaptığımız kağıda Kur'an-ı yazdık." diye konuştu.

Eserde mürekkepleri de tamamen doğal malzemelerden kendilerinin hazırladığını aktaran Kutlu, şunları kaydetti:

"Baskıyı da burada gerçekleştirdik. Henüz bu baskı tekniği başka bir yerde yok. Bu ofset baskı falan değil. Çok özel bir baskı. Gördüğünüz gibi orijinaliyle tıpkıbasımı arasında çok uzman kişiler farkı anlayabilir. Çünkü aharlı, orijinal el yapımı kağıtlara baskı yapıyoruz. Kısa zamanda bu çalışmaları anlatmak çok zor. Çalışmanın belgeseli yapılacak. Ayrıca belki çalışmanın her sayfasını anlatan bir kitap çıkacak. İnşallah umduğumuz şeylere nail oluruz."

İslam diyarının önemli şehirlerinden getirilen bitki dalları eserin kağıt hamuruna katıldı

Hüseyin Kutlu, çalışmanın tüm aşamalarını 66 kişilik bir ekiple birlikte Bilim Kültür ve Sanat Derneğinde (BİKSAD) tamamladıklarına işaret ederek, "66 rakamının ebced hesabında rakamsal karşılığı İsmi Celal'in karşılığıdır. Yani Allah lafzı hesaplandığı zaman ebced karşılığı 66 tutar." dedi.

İstanbul Mushafı'nda kullanılan el yapımı kağıdın hamurunun da çok özel olduğunu vurgulayan Kutlu, şu bilgileri verdi:

"Çalışmaya ayrı bir ruhaniyet katsın diye Mekke'den, Medine'den, Kudüs'ten, Semerkant'tan, Buhara'dan yani İslam diyarının mukaddes bilinen makamlarından dut, gül dalları vesaire getirtildi. Kabukları soyuldu ve dövülerek Mushaf'ın hamuruna karıştırıldı. Bu bir teberrük. Yani bu farklı bitkilerin, ağaç dallarının bir araya gelip Mushaf'a hamur olması gibi, ümmetin de bir araya gelip bir güç oluşturması için fiili bir duadır. Ayrıca zemzem, Eyüp Sultan Hazretleri'nin kuyusundan alınmış su, İbrahim Aleyhisselam'ın doğduğu mağaradan su, Nil nehrinden Peygamber Efendimizin mübarek saçlarını yıkadığı suyun çoğaltılmışından boyalara suların katılmasıyla da bir teberrük yapılmış oldu."

"Hedefimiz İslam coğrafyasındaki önemli sanat merkezlerini ele almaktı"

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü'nden Doç. Dr. Şehnaz Biçer ise eserin ortaya çıkmasında multidisipliner bir ekibin çalıştığına dikkati çekerek, "8 yıl boyunca içinde maceralar yaşadığımız, çok zorlandığımız uzun bir yol aldık. Geleneğimizden gelen bazı değerleri de bu projede yeniden canlandırdık diyebilirim. Örneğin el yapımı kağıt ve boyalarımız gibi." değerlendirmesini yaptı.

Biçer, geçmişte de Kur'an-ı Kerim'in farklı farklı Mushaflar olarak yazıldığını söyleyerek, "Bizim hedefimiz İslam coğrafyasındaki önemli sanat merkezlerini ele almaktı. En doğuda Babür'den en batıdaki Endülüs'e kadar bu geniş coğrafyada üslup geliştirmiş ve kitap sanatlarına önem vermiş sanat merkezlerini ele aldık. Tabii bunları ele alırken dünya müzelerinden dokümanlar topladık. Ayrıca Topkapı Sarayı ve Türk İslam Eserleri Müzesi de bize son derece desteklerini sundular. Oralarda da eserler üzerinde inceleme yapma şansımız oldu." dedi.

İslam sanat tarihindeki üsluplardan ilham alarak İstanbul Mushafı'na tezhipleri nakşettiklerini ifade eden Biçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mushaf'ta ilk cildimiz Kur'an'ın indirildiği tarihten başlıyor. O süreçte İslam coğrafyasında henüz üslup oluşturulmadığından, biz her cildin başında zahriye ve serlevhası da yaptığımız için o dönemi nasıl değerlendirebiliriz diye çok düşündük. Hırka-i Şerif Camisi'ndeki Peygamber Efendimizin hırkası bir fikir olarak düşünüldü ve ilk iki sayfamız o hırkanın desenleri analiz edilerek tasarlandı. Hatta ayetler bittikten sonra konan durak dediğimiz işaretler de o hırkanın düğmelerine ait yapıldı. Böylelikle eseri ilk açtığınızda Peygamber Efendimizin hırkasıyla karşılaşacaksınız ve son ciltte de son sayfa Topkapı Sarayı'ndaki Hırka-i Şerif'in bulunduğu mekanın çinilerinden esinlenilerek yapıldı."

Böyle bir projede yer almaktan dolayı kendini şanslı hissettiğini dile getiren Biçer, çalışmayı dünya müzelerinde de sergilemeyi arzu ettiklerini sözlerine ekledi.

İstanbul Mushafı hakkında

Mushaf'ın kağıtlarının yapımında 200 tabaka kağıt için toplamda 800 bin organik yumurtanın akı kullanıldı. Yapılan kağıtların aharlanması için de benzeri olmayan bir aharlama makinası icat edildi.

İstanbul Nakkaşhanesi'nde bin adet özel tıpkı basımı da yapılan Mushaf'ın ölçüleri orijinaliyle aynı olarak hazırlandı. Toplam 10 cilt olan eserde, her cildin dış kapak, iç kapak, zahriye ve serlevhası dönem özelliğini taşıyan farklı şekillerde tasarlandı.

Kufi, maşrık kufisi, tezyini kufi, kayrevan kufisi, mağribi, muhakkak, reyhani, sülüs, nesih, ta'lik ve icaze olmak üzere 11 farklı hat çeşidi kullanılan eserde, yine her biri farklı olmak üzere 62 adet sayfa tasarımı yapıldı.

İslam sanatlarına katkı sunmayı amaçlayan eserin 59'a 45 milimetre ebadında aharlı el yapımı kağıtlara aynı baskı tekniğiyle tek cilt halinde de herkesle buluşması adına hazırlanacak.

Çalışma, 1. cilt Asr-ı Saadet'ten başlayarak, Emevi, Abbasi, Büyük Selçuklu, Gazneli, Anadolu Selçuklu, 1. dönem Anadolu Beylikleri ve Eyyubi, 2. cilt Memluk, 3. cilt Endülüs ve Mağrib, 4. cilt İlhanlı, 5. cilt Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen, 6. cilt Timur dönemi, 7. cilt Delhi Sultanlığı ve Babürlü, 8. cilt Safevi, 9. cilt 2. dönem Anadolu Beylikleri ve 16. yüzyıla kadar Osmanlı, 10. cilt ise 16. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar Osmanlı üslubunu içeriyor.



Trump 007: ABD Başkanı şimdi de James Bond oldu

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social'daki son paylaşımında kendisini James Bond'a benzetti (Donald J. Trump/Truth Social)
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social'daki son paylaşımında kendisini James Bond'a benzetti (Donald J. Trump/Truth Social)
TT

Trump 007: ABD Başkanı şimdi de James Bond oldu

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social'daki son paylaşımında kendisini James Bond'a benzetti (Donald J. Trump/Truth Social)
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social'daki son paylaşımında kendisini James Bond'a benzetti (Donald J. Trump/Truth Social)

Joe Sommerlad Araştırmacı Yazar 

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social'da yine art arda paylaşımlar yaptığı bir gece, kendisini Britanyalı ikonik gizli ajan James Bond olarak gösteren bir mim paylaştı.

Trump’ın kendisini böbürlenerek benzettiği ünlü figürlerin listesi kabarık. Bunlar arasında Elvis Presley, Sör Winston Churchill, Rahibe Teresa ve en son ve tartışmalı olarak İsa Mesih var.

Son paylaşımında daha gençken çekilmiş, panelli bir aynanın önünde durduğu arşiv fotoğrafını "Trump 007" başlığıyla kullandı.

Başkanın arkadaşı Jeff Bezos'a ait Amazon MGM, Daniel Craig'in yerine geçecek yeni bir Bond için resmi bir oyuncu seçimi duyurusu yaparken, Beyaz Saray da Trump'ı bu rol için alaycı bir şekilde aday göstermişti.

Beyaz Saray'ın resmi hesabı, 16 Mayıs'ta Trump'ınkinden daha ayrıntılı bir mim yayımlamıştı. Bu mimde, smokin giymiş ve susturuculu tabancayı havaya kaldırmış başkanın silüetini gösteren bir illüstrasyon yer alıyordu.

"Amerika'yı Yeniden Harika Yap" sloganı, sağ alt köşede altın rengi askeri yazı tipiyle yazılmıştı.
 

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social'daki son paylaşımında kendisini James Bond'a benzetti (Donald J. Trump/Truth Social)ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social'daki son paylaşımında kendisini James Bond'a benzetti (Donald J. Trump/Truth Social)

Ian Fleming'in zarif casusunu canlandıracak bir sonraki oyuncunun kimliği, Aaron Taylor-Johnson, Tom Holland, Harris Dickinson, Jacob Elordi ve Callum Turner'ın adaylar arasında olduğu söylentileriyle birlikte, yoğun tartışma ve tahminlere konu olmayı sürdürüyor.

Sean Connery, George Lazenby, Roger Moore, Timothy Dalton ve Pierce Brosnan'ın izinden giden Craig, 2021 yapımı Ölmek İçin Zaman Yok'ta (No Time to Die) rolü son kez canlandırmıştı.

Sosyal medya platformunda salı günü başka bir paylaşımda başkan, bir miting kalabalığının önünde göründüğü fotoğrafını yayımladı ve kendisini "En Büyük Cazibe" ilan etti.
 

Beyaz Saray da mayısta Trump'ı 007 olarak gösteren bir mim paylaşmıştı (Beyaz Saray/X)Beyaz Saray da mayısta Trump'ı 007 olarak gösteren bir mim paylaşmıştı (Beyaz Saray/X)

Trump ayrıca, hiçbir açık sebep olmaksızın, merhum pop süperstarı Whitney Houston'la birlikte çekilmiş eski bir fotoğrafını da paylaştı. Houston 2012'de vefat etmişti.

Trump ayrıca salı günkü eyalet seçimlerinde desteklediği Cumhuriyetçi adayların seçim zaferlerini kutlarken, Iowa'nın bir sonraki valisi olmak için yarışan ve Cumhuriyetçi ön seçimde iş adamı Zach Lahn'a yenilen Iowa Temsilcisi Randy Feenstra hakkında sessiz kaldı.

Ayrıca, bu kez ABD Senatosu için yarışan Teksas Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico'yu, Mad dergisinin çilli, dişleri aralıklı maskotu Alfred E. Neuman'a benzeten bir başka popüler kültür mimi de paylaştı.

Trump daha önce 2019'da eski ABD Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg'i de aynı karaktere benzetmişti.

 Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/americas/us-politics


Churchill faşizme karşı mücadelede sanatta nasıl bir sığınak buldu?

Winston Churchill, Eylül 1946'da Belçika'da resim yaparken (Churchill Arşiv Merkezi)
Winston Churchill, Eylül 1946'da Belçika'da resim yaparken (Churchill Arşiv Merkezi)
TT

Churchill faşizme karşı mücadelede sanatta nasıl bir sığınak buldu?

Winston Churchill, Eylül 1946'da Belçika'da resim yaparken (Churchill Arşiv Merkezi)
Winston Churchill, Eylül 1946'da Belçika'da resim yaparken (Churchill Arşiv Merkezi)

Yeni bir sergi, Winston Churchill’in daha az bilinen yönlerinden birine ışık tutuyor. Churchill için resim yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda psikolojik bir sığınak ve yumuşak gücünün önemli araçlarından biriydi.

Ziyaretçileri karşılayan nadir bir otoportrede Churchill, keskin bakışlarıyla tuvalden izleyiciye bakıyor. Kel başını çevreleyen kumral saçlar, sonraki yıllarda alışılan görüntüsünden daha gür; vücudu da yaşlılık dönemine kıyasla daha ince. Ancak güçlü çene yapısı ve buldogu andıran yüz hatları onu hemen ele veriyor. Bu eser, Churchill’in 1915 yılında yaptığı öz portrelerden biri.

Londra’daki Wallace Collection tarafından düzenlenen yeni sergi, Churchill’in siyasi kariyerinin hem içinde hem de dışında sürdürdüğü resim çalışmalarına odaklanıyor. Sergi, onun sanatla kurduğu ilişkiyi yalnızca kişisel bir uğraş olarak değil, siyaset ve devlet yönetiminin baskılarından uzaklaşmasını sağlayan bir terapi ve nefes alma alanı olarak ele alıyor. Ayrıca tablolarının, savaş yıllarında müttefiklerine ve siyasi dostlarına verdiği hediyeler aracılığıyla diplomatik bir işlev de gördüğüne dikkat çekiliyor.

Sergi, Churchill’i aynı anda siyasetçi, yazar ve ressam olarak tanıtıyor. Bu çok yönlü profil, yıllar sonra Boris Johnson’ın da örnek almaya çalıştığı bir model olarak değerlendiriliyor.

Resimle geç tanıştı

Churchill, resim yapmaya 1915 yılında, 40 yaşındayken başladı. Bu dönemde, Gelibolu Harekâtı’nın başarısızlığının ardından siyasi açıdan gözden düşmüş durumdaydı. Kardeşinin eşi tarafından teşvik edilen Churchill, kısa sürede resimde yeni bir enerji ve motivasyon kaynağı buldu.

dfbrtbg
Kutubiyye (Koutoubia) Camii Minaresi" (1943), 2021 yılında Christie's müzayedesinde 8,28 milyon sterlinlik rekor fiyatla satıldı (Churchill Heritage Ltd.)

Portre ressamı dostu John Lavery ona rehberlik ederek açık havada çalışmasını tavsiye etti. Churchill, 1916’da yeniden askeri göreve döndüğünde Belçika’daki cephe hattında dahi resim yapmaya devam etti. Ardından Britanya’ya ve aktif siyasete geri döndü.

İlk eserleri arasında doğduğu yer olan Blenheim Palace’daki iç mekân sahneleri ve natürmortlar yer aldı. Daha sonra dostlarının evlerinde ve 1922’de satın aldığı kırsal konutu Chartwell’de yaptığı manzara resimleri geldi. İlerleyen yıllarda İtalya, Fransa ve Fas’tan ilham alan daha canlı ve cesur renkler kullanmaya başladı.

Churchill, Lavery’nin ardından ressamlar William Nicholson ve Walter Sickert’tan da teknik destek aldı. Onlardan, görüntüyü tuvale yansıtarak çalışma gibi yöntemler öğrendi.

“Resim bir eğlencedir”

Churchill, resim yapmanın zorlukları ve keyfi üzerine 1921 ve 1922 yıllarında makaleler kaleme aldı. Bu yazılar daha sonra 1948’de yayımlanan Painting as a Pastime adlı kitapta toplandı.

Buna rağmen eserlerine karşı oldukça mütevazıydı. Tablolarını sık sık “karalamalar” veya “boya lekeleri” olarak nitelendiriyordu. Hatta bazı çalışmalarını 1921’de Paris’teki bir sergiye ve 1947’de Kraliyet Akademisi’ne takma isimlerle göndermişti.

Savaşın ortasında yapılan tek tablo

Serginin merkezindeki eserlerden biri, “Koutoubia Camii Kulesi” tablosu. Bu çalışma, Churchill’in II. Dünya Savaşı sırasında başbakanlığı döneminde tamamladığı tek tablo olma özelliğini taşıyor.

Churchill, bu eseri, dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’e, kritik öneme sahip Casablanca Konferansı’nın anısına hediye etti. Rivayete göre Churchill, çocuk felci nedeniyle hareket kabiliyeti kısıtlı olan Roosevelt’in Marakeş manzarasını görebilmesi için özel çaba göstermişti.

  v vf
"Cap d'Ail, Deniz Alpleri" (1952) (Churchill Heritage Ltd.)

Tablo daha sonra Angelina Jolie’nin koleksiyonuna geçti. Eser, 2021 yılında Christie's müzayedesinde 8,28 milyon sterline satılarak Churchill’in eserleri arasında rekor fiyatla el değiştirdi.

“Üzerinde durulmayı hak eden bir hikâye”

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Wallace Collection Direktörü Xavier Bray, sergiyi küratör Lucy Davis ile birlikte hazırladı. Bray, sergi fikrinin pandemi sırasında Chartwell’deki stüdyoyu ziyaret etmesiyle ortaya çıktığını belirtiyor.

Churchill’in yaklaşık 600 tablosu arasından seçilen 60 eser, onun sanatsal gelişimini ve yeteneğini gözler önüne seriyor. Bray’e göre bazı tablolar açıkça zayıf olsa da, onlar bile sanatçının öğrenme sürecini göstermesi açısından ilgi çekici.

“Ünlü bir amatörden fazlası”

Sanat taciri ve yazar Philip Mould ise serginin Churchill’i yalnızca “ünlü bir amatör” olarak değil, ciddi bir ressam olarak değerlendirmeye imkân verdiğini söylüyor.

Churchill’in uluslararası şöhreti sayesinde dönemin önemli ressamlarıyla yakın ilişkiler kurabildiğini ve onlardan doğrudan öğrenme fırsatı bulduğunu belirten Mould, serginin kendi kendini yetiştirmiş tutkulu bir sanatçının gelişimini ortaya koyduğunu ifade ediyor.

Bray, Churchill’in siyasi olarak muhafazakâr olmasına rağmen post-empresyonist ressamlara ilgi duyduğunu, Paul Cézanne’ı tanıdığını ve Claude Monet’nin bir eserine sahip olduğunu aktarıyor. Ancak modernizme mesafeli duran Churchill, Pablo Picasso’yu büyük bir sanatçı olarak görmüyordu.

Buna karşın Picasso, 1948’de Churchill’in “La Dragonière” adlı eserini gördüğünde, onun Avrupa’yı faşizmden kurtarmakla meşgul olmasaydı ressam olarak da rahatlıkla geçinebileceğini söylemişti.

Sanat bir terapi aracıydı

Philip Mould’a göre Churchill, liderlik baskısının ve depresyona yatkın ruh hâlinin etkilerini hafifletmek için sanatı kullandı.

Mould, “Zihnini meşgul eden yüklerden kurtulmak, dengesini yeniden kazanmak ve kendini toparlamak için resim yapıyordu” diyor ve ekliyor:

“Winston Churchill sanatı bir psikolojik tedavi yöntemi olarak kullandı. Hatta daha ileri giderek, sanatın ona sağladığı faydalar olmasaydı Nazi tehdidinin galip gelebileceğini söyleyebilirim.”

Siyasetçinin kültürel yüzü

Bray’e göre Churchill yalnızca resim yapmayı sevmiyordu; aynı zamanda başkalarını da mutluluk veren uğraşların peşinden gitmeye teşvik etmek istiyordu. Kendisini mütevazı bir amatör olarak sunması, halkla daha yakın bir bağ kurmasına yardımcı oldu.

1945’te iktidarı kaybettikten sonra ve 1951’de yeniden başbakan olana kadar geçen dönemde, ressam Churchill imajının neredeyse bir halkla ilişkiler kampanyasına dönüştüğü belirtiliyor. Bu imaj sayesinde Churchill, savaş sonrası barışın ve kültürel canlanmanın sembollerinden biri olarak görülmek istedi.

Sergi ayrıca siyaset ve sanat arasındaki ilişkiyi de gündeme getiriyor. Churchill’in resim tutkusundan etkilenen isimler arasında Dwight D. Eisenhower ve George W. Bush bulunuyor. Buna karşılık Tony Blair ve Keir Starmer müzikle ilgilerini daha geri planda tutuyor.

Öte yandan Boris Johnson’ın da resme ilgi duyduğu biliniyor. Ancak eleştirmenleri, 2021’de şövale başında verdiği pozların Churchill’le bilinçli bir benzerlik kurma çabası olduğunu savunuyor.

Sonuç olarak Wallace Collection’daki sergi, Churchill’in yalnızca savaş zamanı lideri değil, aynı zamanda sanatı kişisel dayanıklılık, zihinsel denge ve kamusal imaj oluşturma aracı olarak kullanan yetenekli bir amatör ressam olduğunu ortaya koyuyor.

“Winston Churchill: The Painter” sergisi, 23 Mayıs – 29 Kasım tarihleri arasında Wallace Collection’da ziyaret edilebilecek.


Hollywood yıldızı, 11 yıl aradan sonra Oyuncak Hikayesi 5'le ortaya çıktı

Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
TT

Hollywood yıldızı, 11 yıl aradan sonra Oyuncak Hikayesi 5'le ortaya çıktı

Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)

Amber Raiken Yaşam Haberleri Muhabiri 

Joan Cusack, Oyuncak Hikayesi 5'in (Toy Story 5) Londra galasına katılarak 11 yılın ardından ilk kez kırmızı halıda boy gösterdi.

63 yaşındaki Cusack, Saturday Night Live'da çıkış yaparak 1980'lerde ün kazandıktan sonra o dönemin sinemasının Oscar'a aday gösterilecek kadar beğenilen bir figürü haline geldi.

1990'lar ve 2000'lerde de başarısını sürdüren Cusack, Oyuncaklar (Toys/1992), Addams Ailesi 2 (Addams Family Values/1993), Dokuz Ay (Nine Months/1995), Looney Tunes: Maceraya Devam (Looney Tunes: Back in Action/2003), Hababam Rock (School of Rock/2003) ve Amerikalı Bir Kız (Kit Kittredge: An American Girl/2008) gibi filmlerde rol aldı.

1999 yapımı Oyuncak Hikayesi 2'den (Toy Story 2) bu yana ise sevilen Disney-Pixar serisinde Woody'ye hayat veren Tom Hanks'le birlikte rol alarak Jessie'yi seslendiriyor.

Son 10 yıldır kırmızı halıdan uzak duran ve en son 2015'te Showtime Emmy Eve etkinliğinde görülen Cusack, Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü Odeon Luxe Leicester Square'de düzenlenen Birleşik Krallık galası için kamuoyunun önüne çıktı.

Oyuncu bu etkinlik için uzun siyah eteğin içine sokulmuş beyaz bir gömlek giyerek siyah çerçeveli gözlük taktı. Saçlarını bob tarzda kestiren Hababam Rock yıldızına 63 yaşındaki eşi Richard Burke eşlik etti. Çiftin, 28 yaşındaki Miles ve 25 yaşındaki Dylan olmak üzere iki oğlu var.

Doğal olarak Cusack'ın Oyuncak Hikayesi'ndeki rol arkadaşları Hanks ve Tim Allen'la da fotoğrafları çekildi ki bu ikili, filmde sırasıyla Woody ve Buzz Lightyear'ı bir kere daha seslendiriyor.

Hollywood'dan uzaklaştıktan sonra ailesiyle birlikte Şikago'ya taşınan Cusack, 2011'den beri burada kendi hediyelik eşya dükkanı Judy Maxwell Home'u işletiyor.

2019'da The Huffington Post'a konuşan aktris, "Çocuklarımın da dediği gibi, 'Şikago harika!' Zengin bir kültüre ve tarihe sahip olmasının yanı sıra dünyanın en iyi müzeleri, mimarisi ve restoranlarından bazılarına da ev sahipliği yapıyor" demişti.

Ayrıca aile hayatımızın televizyon ve filmler etrafında dönmesini engelliyor. Los Angeles'ta nasıl göründüğünüze veya ne kadar paranız olduğuna kendinizi kaptırmak çok kolay ve çocuklarımın böyle değerleri benimsemesini istemiyorum.

19 Haziran'da vizyona girecek Oyuncak Hikayesi 5, oyuncakların sahibi Bonnie'ye hediye edilen dijital tablet Lilypad'in, çocuğun vaktini gittikçe daha fazla tüketmesini ve bunun sonucunda aksiyon figürlerinden oluşan asıl grubun yalnız kalmasını anlatıyor. Film, birçok ebeveynin kafasını kurcalayan bir soruyu ele alıyor: Teknoloji, geleneksel oyuncakların yerini mi alıyor?

Haziran 2019'da vizyona giren Oyuncak Hikayesi 4'ün sonunda, hayranlar Woody'nin kaybolan oyuncaklara yardım etmek için Bo Peep'le birlikte ayrıldığını ve Jessie'yle Buzz'ın onun yerini alarak Bonnie'nin oyuncaklarının yeni liderleri olduğunu izlemişti. Oyuncak Hikayesi 5'in fragmanında Jessie'nin, Lilypad'in gelişiyle başlayan kargaşada oyuncaklara liderlik etmesine ve Bonnie'nin ilgisini geri kazanma planları yapmasına bakılırsa, bu hikaye yeni filme de taşınıyor gibi görünüyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/arts-entertainment