BioNTech aleyhindeki ilk duruşma ertelendi: Dava, aşıların yan etkileri açısından ne anlama geliyor?

Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucusu olduğu BioNTech'te geliştirilen Kovid-19 aşısına Comirnaty adı verildi (AA)
Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucusu olduğu BioNTech'te geliştirilen Kovid-19 aşısına Comirnaty adı verildi (AA)
TT

BioNTech aleyhindeki ilk duruşma ertelendi: Dava, aşıların yan etkileri açısından ne anlama geliyor?

Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucusu olduğu BioNTech'te geliştirilen Kovid-19 aşısına Comirnaty adı verildi (AA)
Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucusu olduğu BioNTech'te geliştirilen Kovid-19 aşısına Comirnaty adı verildi (AA)

Kovid-19'a karşı mRNA aşıları geliştiren Alman biyoteknoloji firması BioNTech, aşının olası yan etkileriyle ilgili bir dava nedeniyle bugün (12 Haziran) ilk kez mahkemeye çıkması bekleniyordu.

Ancak Hamburg Eyalet Mahkemesi'nde açılan davanın ertelendiği öğrenildi. Erteleme kararı, davalı tarafın avukatının reddihakim talebi sonrası verildi.

Dava, Kovid-19 aşısı olduktan sonra kalp ritim bozukluğu ve beyin sisi gibi semptomlar gösterdiğini söyleyen ve adı açıklanmayan Alman bir kadın tarafından açılmıştı.

Öte yandan bu, şirket aleyhinde açılması beklenen yüzlerce tazminat davasından ilkiydi.

Davanın basında yer almasından kısa bir süre sonra sosyal medyada da konuyla ilgili tartışmalar patlak verdi.

Aralarında ünlü isimlerin de yer aldığı çok sayıda kullanıcı, bu davanın açılmasını aşıların kalıcı ve olumsuz yan etkilere sahip olduğunu kanıtladığını ileri sürdü.

Öte yandan birçok uzman da henüz görülmemiş bir davanın aşılara ve olası yan etkilerine dair net fikirler sunamayacağı görüşünde.

Davacı ne söylüyor?

Alman mahremiyet yasası kapsamında adının ifşa edilmemesi hakkını kullanan davacı, Alman aşı üreticisinden "bedensel zarar gördüğü" gerekçesiyle en az 150 bin euro (yaklaşık 4 milyon TL) tazminat talep ediyor.

Davacı, aşı nedeniyle vücudunun üst kısmında ağrı hissettiğini, kol ve bacaklarında şişlikler oluştuğunu, yorgunluk ve uyku bozukluğundan mustarip olduğunu savunuyor.

Öte yandan davacı bu davayı kazanırsa tazminatı tam olarak kimin ödeyeceği ve mahkeme masraflarını kimin karşılayacağı da belli değil.

Zira Avrupa Birliği'nin (AB) BioNTech de dahil olmak üzere aşı üreticileriyle yaptığı bazı toplu satın alma anlaşmaları, birliğin hem yasal maliyetler hem de olası tazminatlar için tam veya kısmi sorumluluk almasını gerektirebilir.

Birçok ülkede olduğu gibi Almanya'da da herhangi bir aşı yüzünden kalıcı zarar gören kişiler için kamusal bir mali destek planı var. Ancak  bu programa başvuran bireyler ayrıca tazminat davası da açabiliyor.

ABD'de ise yetkililerden yasal onay alan Kovid-19 aşıları için üreticilere sorumluluktan muaf tutulma hakkı tanınmıştı.

Davacının avukatı ünlü bir aşı karşıtı

Dava Hamburg bölge mahkemesinde görülecek. Davacıyı hukuk firması Rogert & Ulbrich temsil ediyor.

Firmanın başında ise sosyal medyada aşı üreticilerini sert bir dille sık sık eleştiren nakliye hukuku uzmanı Tobias Ulbrich var.

Ulbrich, ABD'li milyarder Bill Gates'in Almanya'nın nüfusunu 27 milyon kişiye düşürmek için aşıları biyolojik silah olarak kullanmak istediğini iddia etmiş ve pandemi sürecinde tartışmalı bir figür haline gelmişti.

Avukat ayrıca bazı müvekkillerinin aşı nedeniyle AIDS olduğunu öne sürmüştü. Ulbrich'in bu iddiaları kanıtlanamazken, bilim insanları da Kovid aşılarının AIDS'le herhangi bir bağlantısının bulunamadığını belirtiyor.

Kaç dava açıldı, kaç kişi aşı oldu?

Rogert & Ulbrich, Kovid-19 aşılarının olası yan etkileri nedeniyle BioNTech'ten tazminat talep eden müvekkilleri için yaklaşık 250 dava başvurusu yaptığını duyurdu.

Bir diğer hukuk firması Caesar-Preller de aynı şirkete karşı 100 dava başvurusu yaptıklarını belirtti. İki firma Almanya'daki tüm aşı davalarını kapsadıklarını iddia ediyor. Bu da BioNTech'e karşı toplamda 350 davanın yolda olduğu anlamına geliyor.

BioNTech'e göre Almanya'da 64 milyon, dünya genelinde de yaklaşık 1,5 milyar insan aşı oldu.

BioNTech'in savunması

BioNTech sözcüleri, bu yan etki davalarının hakimler tarafından reddedileceğinden emin olduklarını söylemişti.

Şirket, "Aşının güvenlik profili sürekli analiz edildi ve dünya çapında uygulanan 2,6 milyardan fazla aşı dozundan sonra, bugüne kadar prospektüslerde zaten yer alanlar dışında yan etki tespit edilmedi" açıklamasında bulunmuştu.

Açıklamada ayrıca bugün görülecek davada karşı tarafın avukatlarının "olumsuz semptomlar ve aşı arasında tesadüfi değil, nedensel bir ilişki olduğunu" gösteremedikleri ifade edilmişti.

Şirket buradan hareketle davayı "haksız" diye nitelendiriyor.

Öte yandan hem Rogert & Ulbrich hem de Cäsar-Preller, "yasal mücadeleyi kazanma ihtimali çok az olan kişilerin endişelerini istismar ettikleri" yönündeki suçlamaları reddediyor.

Aşının yan etkileri

Hakemli bilimsel dergilerde yayımlanan araştırmalar, Kovid-19 aşılarının 4 tür nörolojik komplikasyona ve miyokardit diye bilinen kalp kası iltihabına nadiren de olsa sebep olabileceğini göstermişti.

Avrupa İlaç Ajansı EMA, bu mayıs ayına kadar yaklaşık 1,7 milyon şüpheli yan etki raporu kaydetti. Bu da uygulanan her 100 doz için yaklaşık 0,2 oranında yan etki ihbarı yapıldığı anlamına geliyor.

En sık görülen geçici yan etkiler arasında ise baş ağrısı, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı görülüyor.

Bu noktada sağlık yetkilileri, aşılara onay verirken "kâr-zarar hesabı" yapmak zorunda kalıyor. Zira uzmanlara göre, Kovid-19'a yakalanmanın miyokardit gibi ciddi yan etkilere neden olma ihtimali aşılardan daha yüksek.

Örneğin, Ohio'daki Case Western Reserve Üniversitesi’nden bilim insanlarının Ağustos 2021'de yaptığı bir araştırma da Kovid-19’a yakalananlarda miyokardit riskinin daha yüksek olduğuna işaret etmişti.

Miyokardit riskinin özellikle genç erkeklerde daha fazla olduğu biliniyor. Araştırmacılar, Kovid-19’dan sonraki üç ay içinde genç erkeklerin miyokardit geçirme riskinin 1 milyonda 450 olduğunu tespit etmişti.

ABD Bağışıklama Uygulamaları Danışma Komitesi ise aynı yaşlardaki erkeklerin ikinci doz mRNA aşısı olduktan sonra miyokardit geçirme riskini 1 milyonda 67 olarak belirlemişti.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times, New Scientist, DW



Acı yiyecekler ve içecekler egzersiz gibi beyni uyarabilir

Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
TT

Acı yiyecekler ve içecekler egzersiz gibi beyni uyarabilir

Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)

Yeni bir araştırma, bitter çikolata, yeşil ve siyah çay ile böğürtlen gibi bazı acı tatlı gıdaların ve içeceklerin, egzersiz yaparken görülen beyin aktivasyonuna benzer şekilde beyni uyarabileceğini ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Fox News’ten aktardığına göre, Japonya’dan araştırmacılar tarafından yapılan çalışma, bu yiyeceklerde bulunan flavanol adlı bitkisel bileşiklerin beynin uyarılmasını yalnızca kana karışarak değil, acı tatla ilişkili duyusal tepki aracılığıyla da tetikleyebileceğini gösterdi.

Çalışmada fareler üzerinde yapılan deneylerde, tek bir flavanol dozu, farelerin doğal hareketliliğini artırdı ve hafıza testlerinde performanslarını iyileştirdi. Bulgular, Current Research in Food Science (CRFS) dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar ayrıca dikkati, uyanıklığı ve stres düzenlemesini kontrol eden beyin bölgelerinin hızlı şekilde aktive olduğunu gözlemledi.

İnsanların tükettiği flavanollerin yalnızca çok küçük bir kısmı kana geçtiği için, etkilerin büyük olasılıkla duyusal sinirler aracılığıyla beyin ve kalbi etkilediği düşünülüyor.

Araştırmacılar, bu yaklaşımı ‘duyusal beslenme’ olarak adlandırılan yeni bir alanın parçası olarak değerlendiriyor. Bu fikir, yiyeceklerin tadı ve beraberindeki fiziksel hislerin biyolojik işlevleri doğrudan düzenleyebileceğini öne sürüyor.

Bu etki, hafif egzersiz sırasında yaşanan uyarılmaya benziyor; kısa süreli sempatik sinir sistemi aktivasyonu, bazen ‘savaş ya da kaç’ tepkisi olarak tanımlanıyor ve kısa vadeli stres, odaklanma ve uyanıklığı artırabiliyor.

Japonya’daki Shibaura Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Naomi Osakabe, çalışmaya katıldığını belirterek, “Bu deneyin en önemli bulgusu, flavanol açısından zengin acı yiyeceklerin uyarımının ilk kez merkezi sinir sistemine nasıl iletildiğini göstermesi. Bu uyarım, kısa süreli hafızayı geliştiren bir stres tepkisi oluşturuyor ve dolaşım sistemi üzerinde olumlu etkiler yaratıyor” dedi.

Osakabe, flavanolün beyin aktivitesini artırıcı etkisinin çok düşük bir dozda bile ortaya çıkmasının şaşırtıcı olduğunu vurguladı.

Çalışmanın bazı sınırlamaları bulunuyor. Araştırma fareler üzerinde yapıldı ve kullanılan yiyecekler, birbirleriyle etkileşime girebilecek birçok bileşiğin karışımıydı.

Araştırmacılar, farelerde gözlemlenen etkilerin insanlarda da geçerli olup olmadığını belirlemek için daha geniş kapsamlı insan çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.


Cilt kanserinin büyümesine yol açan molekül keşfedildi

Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
TT

Cilt kanserinin büyümesine yol açan molekül keşfedildi

Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)

Uluslararası bir araştırma ekibi, cilt kanserinin büyümesini neyin tetiklediğini ve tümörlerin bağışıklık sisteminin savunmasını nasıl atlattığını anlamada çığır açıcı bir adım attı.

New York, Meksika ve Brezilya'dan bir ekip, ABD'deki 200'den fazla melanom hastasının tümörlerini analiz ederek gen aktivitesini düzenlemeye yardımcı olan bir molekülün ("HOXD13" diye bilinen kilit bir protein) melanom tümör hücrelerini besleyen ve onlara oksijen ve besin maddeleri pompalayan kan damarlarının büyümesinde kritik rol oynadığını keşfetti.

Ayrıca sitotoksik "T hücreleri" diye bilinen kanser öldürücü beyaz kan hücrelerinin kan dolaşımındaki seviyelerinin, HOXD13 proteininin aktivitesinin yükseldiği melanom hastalarında daha düşük olduğunu ve bu hastaların T hücrelerinin tümörlere girme yeteneğinin azaldığını buldular.

Ancak araştırmacılar, HOXD13 proteininin aktivitesini baskılayınca tümörlerin küçüldüğünü gözlemledi.

Bu, en ölümcül cilt kanseri türü olan melanomla yaşayan 1 milyondan fazla Amerikalı için iyi haber.

Amerikan Kanser Derneği'ne göre, bu yıl ABD'de melanomla bağlantılı 8 bin 500'den fazla ölüm ve 112 bin yeni vaka bekleniyor.

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi ve Perlmutter Kanser Merkezi'nde doktora sonrası araştırmacı olan Dr. Pietro Berico yaptığı açıklamada şöyle diyor:

Çalışmamız, HOXD13 transkripsiyon faktörünün melanom büyümesinde güçlü bir tetikleyici olduğunu ve hastalıkla savaşmak için gereken T hücresi aktivitesini bastırdığını gösteren yeni kanıtlar sunuyor.

Protein, tümörlerin çevresindeki alanı da değiştirerek bağışıklık sisteminin kanserle savaşma içgüdüsüne düşman hale getirdi ve kimyasal adenozin seviyelerini artıran CD73 proteini düzeylerini yükseltti.

Adenozin tümörler için bir kalkan görevi görerek T hücrelerinin geçmesini engelliyor.

Araştırmacılar HOXD13'ü kapattıklarında, tümörlere giren T hücrelerinde artış yaşandı.

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi'nden öğretim üyesi Dr. Eva Hernando-Monge'ye göre bulgular, HOXD13'ün neden olduğu melanoma karşı yeni tedavi yollarının önünü açıyor.

Bu süreçleri hedef alan ilaçların güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek üzere ayrı klinik çalışmalar yürütülüyor.

Araştırmacılar, deneylerin başarıya ulaşması halinde HOXD13 seviyeleri yüksek kişilerde melanom tedavisi için bu ilaçları kullanmayı planladıklarını belirtiyor.

Mevcut melanom tedavileri hastanın teşhisine bağlı olmakla birlikte, ameliyat, kemoterapi, radyasyon ve hücreleri bulup yok eden kanser ilaçları, yani immünoterapi gibi çeşitli yöntemler var.

Derneğe göre ilaçlar çoğu zaman ilk basamak tedavi olarak kullanılıyor ve tümörleri uzun süre küçültebiliyor.

Melanom, tüm cilt kanseri vakalarının sadece yüzde 1'ini oluştursa da Birleşik Devletler'deki cilt kanseri kaynaklı yıllık ölümlerin büyük çoğunluğuna yol açıyor.

Independent Türkçe


Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
TT

Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)

Beynin hafızadan sorumlu bölümü hipokampusun, anıları yeniden düzenleyerek gelecekteki sonuçları öngördüğü bulundu.

Hipokampus, fiziksel alan ve geçmiş deneyimlerin haritalarını oluşturarak kişinin, etrafındaki dünyayı anlamasını sağlıyor. 

Beyin aktivitesi kalıplarının değişmesiyle bu haritaların da zaman içinde değiştiği biliniyor. Ancak sözkonusu değişimin rasgele gerçekleştiği düşünülüyordu.

McGill ve Harvard üniversitelerinden bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde bu sürecin rasgele değil, sistematik bir şekilde geliştiğini saptadı.

Araştırmacılar, nöronları yalnızca kısa süre izleyebilen yöntemler yerine, aktif nöronların parlamasını sağlayan yeni görüntüleme tekniklerine başvurdu. 

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmada, bir görevi öğrenen ve ödül alan farelerin nöron aktivitesi izlendi.

Bilim insanları farelerin nöron aktivitesinin önceleri ödül verildiği sırada zirveye ulaştığını gözlemledi. Ancak daha sonra bu zirve gittikçe erken bir zamana kaydı ve nihayetinde, fare henüz ödülü almadan görülmeye başladı.

Bulgular, hipokampusun anıları depolamakla kalmadığını, aynı zamanda sonuçları aktif olarak tahmin ettiğini gösteriyor.

Makalenin kıdemli yazarı Mark Brandon bu durumun "şaşırtıcı" olduğunu ifade ediyor.

Daha önce Ivan Pavlov'un deneylerinde, beynin ödülleri öğrenme becerisi olduğu ve hayvanların, zil gibi bir ipucunu yiyecekle ilişkilendirebildiği saptanmıştı. 

Ancak yeni çalışma, Pavlov'un deneylerindeki basit ipucu-ödül ilişkisinin ötesine geçiyor ve hipokampusun, hafıza ve bağlamı kullanarak sonuçları tahmin ettiğini ortaya koyuyor.

Brandon, "Hipokampus genellikle beynin dünyaya ilişkin içsel modeli olarak tanımlanır" diyerek ekliyor: 

Burada bu modelin statik olmadığını görüyoruz; beyin tahminlerdeki hatalarından ders çıkararak bu modeli her gün güncelliyor. Sonuçlar beklendiği gibi gelmeye başladığında, hipokampustaki nöronlar bundan sonra ne olacağını öğreniyor ve daha erken tepki vermeye başlıyor.

Bulgular, Alzheimer gibi hastalıklardan muzdarip kişilere de yardım etme potansiyeli taşıyor.

Alzheimer hastaları genellikle sadece geçmişi hatırlamakta değil, deneyimlerden ders çıkarma ve karar vermekte de zorluk çekiyor.

Hipokampusun anıları tahminlere dönüştürdüğünü gösteren bu çalışma, Alzheimer'ın erken evrelerinde öğrenme ve karar verme süreçlerinin neden etkilendiğini anlama yolunda yeni bir çerçeve sunuyor. 

Bilim insanları bu becerinin nasıl bozulduğunu anlamanın yeni tedavilere kapı aralayabileceğini düşünüyor.

Independent Türkçe, McGill Üniversitesi, Quantum Zeitgeist, Nature