Alzheimer'ı önlemede etkili olabilecek egzersiz şekli belirlendi

Genetiği değiştirilmiş farelerle yapılan deneyler, hastalığı önlemeye yardımcı olabilecek egzersiz biçimini ortaya koyuyor

Dünya Sağlık Örgütü , dünya genelinde 55 milyondan fazla Alzheimer hastası olduğunu ve bu sayının 2030'da 78 milyona, 2050'de ise 139 milyona çıkacağını tahmin ediyor (Unsplash)
Dünya Sağlık Örgütü , dünya genelinde 55 milyondan fazla Alzheimer hastası olduğunu ve bu sayının 2030'da 78 milyona, 2050'de ise 139 milyona çıkacağını tahmin ediyor (Unsplash)
TT

Alzheimer'ı önlemede etkili olabilecek egzersiz şekli belirlendi

Dünya Sağlık Örgütü , dünya genelinde 55 milyondan fazla Alzheimer hastası olduğunu ve bu sayının 2030'da 78 milyona, 2050'de ise 139 milyona çıkacağını tahmin ediyor (Unsplash)
Dünya Sağlık Örgütü , dünya genelinde 55 milyondan fazla Alzheimer hastası olduğunu ve bu sayının 2030'da 78 milyona, 2050'de ise 139 milyona çıkacağını tahmin ediyor (Unsplash)

Bilim insanları Alzheimer hastalığının önlenmesine yardımcı olabilecek bir egzersiz şekli tespit etti.

Fareler üzerinde yürütülen yeni çalışmada elde edilen bulgular, düzenli direnç egzersizinin yaşa bağlı nörolojik hastalığı önleyebileceğini ya da en azından belirtilerin başlamasını geciktirebileceğini gösteriyor. Çalışma ayrıca hastalık riski taşıyanlar için uygun fiyatlı tedavilere de imkan tanıyabilir.

Demans hastalarının günlük uzun koşulara çıkmaları veya yüksek yoğunluklu diğer aerobik egzersizleri yapmaları pek olası olmasa da, aralarında Brezilya'daki São Paulo Federal Üniversitesi'nden araştırmacıların da bulunduğu ekip, bu aktivitelerin Alzheimer'la ilgili bilimsel çalışmaların çoğunun odak noktası olduğunu belirtiyor.

Öte yandan, belirli kasların bir dış dirence karşı kasılmasını içeren kuvvet antrenmanı, dengeyi sağlamak, duruşu iyileştirmek ve düşmeleri önlemek için en iyi seçenek olarak görülüyor.

Bu egzersizin kas kütlesini, gücünü ve kemik yoğunluğunu artırmanın yanı sıra genel dengeyi ve kas kaybını da iyileştirdiği ortaya kondu.

Frontiers in Neuroscience adlı bilimsel dergide yakın zamanda yayımlanan yeni çalışmada, bilim insanları direnç eğitiminin sinir sistemini koruma yeteneğini değerlendirdi.

Araştırmacılar, Alzheimer hastalığının önemli bir özelliği olan, beyinde beta-amiloid plaklar birikmesinden sorumlu mutasyonu taşıyan genetiği değiştirilmiş fareler üzerinde deney yaptı.

Bu protein, vücudun merkezi sinir sisteminde birikerek, sinirlere zarar veriyor ve sinirler arasındaki bağlantıları koparıyor. Bunların hepsi Alzheimer hastalığının özellikleri.

Bilim insanları araştırma kapsamında fareleri 80 derece eğime ve iki santimetre basamak genişliğine sahip, 110 santimetre uzunluğundaki bir merdivene tırmanmaları için eğitti.

İnsanların spor salonlarında yaptığı direnç antrenmanları taklit edilerek, vücut ağırlığının yüzde 75, yüzde 90 ve yüzde 100'üne karşılık gelen yükler farelerin kuyruklarına bağlandı.

Antrenmanlar bu şekilde 4 hafta devam ettikten sonra, farelerden kan örnekleri alındı ve insanlardaki kortizol adlı stres hormonunun farelerdeki karşılığı olan kortikosteronun plazmadaki seviyesi ölçüldü.

Strese tepki olarak yükselen kortizol seviyelerinin Alzheimer'a yakalanma riskini artırdığı daha önce tespit edilmişti.

Egzersiz eğitimi alan farelerde hormon seviyelerinin normal olduğu görüldü.

Farelerin beyin doku analizleri de beta-amiloid plak oluşumunda azalma gösteriyordu.

Çalışmanın ortak yazarı Henrique Correia Campos yaptığı açıklamada, "Bu, fiziksel aktivitenin Alzheimer hastalığının klinik semptomlarına yol açan nöropatolojik değişiklikleri tersine çevirebileceğini doğruluyor" dedi.

Farelerin kaygı seviyeleriyse hayvanların kutularındaki en çok stres yaratan alandan kaçınma derecesini ölçen bir test yardımıyla tespit edildi.

Bilim insanları direnç egzersizinin, genetik açıdan Alzheimer benzeri bir hastalığa yatkın fareler arasında kaygı kaynaklı aşırı hareketi azalttığını keşfetti.

Çalışmanın bir diğer yazarı Beatriz Monteiro Longo, "Direnç egzersizi, çok faktörlü ve yaşlanmayla ilişkili olabilen sporadik Alzheimer belirtilerinin ortaya çıkmasını önlemek ya da belirtilerin kalıtsal Alzheimer'da ortaya çıkmasını geciktirmek için etkili bir strateji olduğunu giderek daha iyi kanıtlıyor" dedi.

Araştırmacılar bu etkinin olası ana nedeninin direnç egzersizinin anti-enflamatuar özelliği olabileceğini tahmin ediyor.

Bulgular, Alzheimer hastalığının görülme sıklığını azaltmayı hedefleyen uygun maliyetli kamu politikaları oluşturmada kullanılabilir.

Independent Türkçe



Bilim insanları B12'nin yeni faydasını keşfetti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Bilim insanları B12'nin yeni faydasını keşfetti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

B12 vitamini, sağlıklı kan hücrelerini ve sinir fonksiyonlarını desteklemekten zihni zinde ve odaklanmış tutmaya kadar sayısız faydaya sahip. Şimdiyse bilim insanları bir başka olumlu etki daha keşfetti.

Cornell Üniversitesi araştırmacılarına göre B12, insan vücudunu hızlandırılmış yaşlanma ve hastalıklardan korumaya yardımcı olabilir.

Farelerde B12 eksikliklerini inceleyen son çalışma, vitaminin metabolizma üzerindeki stresle ve bağışıklık sistemini hedef alan istilacılarla savaşabileceğini buldu.

Bulgular, yeterli B12 alamayan yaklaşık 10 milyon Amerikalı için büyük önem taşıyor. İnsanlar, et, tahıllar ve ekmekler gibi takviye edilmiş gıdaları içeren dengeli bir beslenme düzeniyle daha fazla B12 alabilir.

Cornell çalışması, yeterli B12 almanın spor salonunda da ilerleme kaydedilmesini sağlayabileceğini gösterdi.

Okulun Beslenme Bilimleri Bölümü'nden Doçent Martha Field, bir açıklamada, "Düşük B12 seviyesinin daha düşük kas kütlesi ve belki de kas gücüyle ilişkili olduğu görülüyor" dedi.

Bunun nedeni belirsiz olsa da B12 eksikliğinin kas ağrısıyla bağlantısı daha önce kurulmuştu. Kas geliştirmek sadece iyi görünmekle ilgili değil; kas gücü ve kütlesi bizi yaralanmalardan korumaya yardımcı olur ve kemik kaybını yavaşlatabilir.

Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Howard LeWine, "İyi haber şu ki araştırmalar güç antrenmanının kemik kaybını yavaşlatmada rol oynayabileceğini ve hatta kemik oluşturabileceğini gösteriyor" dedi.

Bu, kemik kütlesindeki yaşa bağlı azalmayı dengelemek için son derece faydalı.

Cornell araştırmacıları, bulgularının doktorların B12 eksikliği olan hastalar için daha kişiselleştirilmiş tedavi programları oluşturmasını sağlamasını umuyor. B12 eksikliği yorgunluk, baş dönmesi ve karıncalanmaya, hatta uzun süreli eksikliklerde hafıza kaybına bile neden olabiliyor.

Uzmanlar, yetişkinlerin günlük beslenmelerinde yaklaşık 2,4 mikrogram B12 vitamini almasını öneriyor. Hamile veya emziren kadınların ise 2,6 mikrograma ihtiyacı var çünkü B12 bebek için de önemli. Yale Halk Sağlığı Okulu'na göre düşük B12 seviyelerinin erken doğum riskini artırdığı bile gösterilmiştir.

Harvard'a göre, bu vitamin açısından en zengin besin midye ve 85 gramında 84 mikrogram B12 bulunuyor. Ancak midye sevmiyorsanız, 85 gram somonda 4,9 mikrogram, 170 gram yağsız sade yoğurtta 1,3 mikrogram ve büyük bir yumurtada 0,6 mikrogram da alabilirsiniz.

Hayvansal ürün tüketmeyenler için, bir kase kahvaltılık gevrekte 6 mikrogram ve bir bardak çikolatalı soya sütünde 1,7 mikrogram bulunuyor.

Takviyeler de bir seçenek ancak hiçbiri ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından denetlenmiyor. B12 hapları bu vitaminden 50-5 bin mikrogram içeriyor.

Independent Türkçe


Kan şekerini yükseltmeden hurmayı tüketmenin 4 sağlıklı yolu

Taze hurmalar sağlıklı bir atıştırmalık olarak ideal bir seçimdir (Pixels)
Taze hurmalar sağlıklı bir atıştırmalık olarak ideal bir seçimdir (Pixels)
TT

Kan şekerini yükseltmeden hurmayı tüketmenin 4 sağlıklı yolu

Taze hurmalar sağlıklı bir atıştırmalık olarak ideal bir seçimdir (Pixels)
Taze hurmalar sağlıklı bir atıştırmalık olarak ideal bir seçimdir (Pixels)

Hurmanın geleneksel ve besin açısından zengin bir gıda olduğu, son yıllarda özellikle kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine katkısı açısından daha fazla ilgi görüyor. Doğal tatlılığına rağmen lif ve faydalı bileşenler açısından zengin yapısı, şeker emilimini yavaşlatmaya ve sindirimi desteklemeye yardımcı oluyor. Şarku’l Avsat’ın Verywell Health sitesinden aktardığı habere göre hurma taze, kuru, ezme (pasta) ve pekmez gibi farklı formlarda tüketilebiliyor ve her birinin besin özellikleri ile kullanım alanları farklılık gösteriyor.

1. Taze hurma tüketimi

Taze hurma, sağlıklı bir ara öğün için ideal bir seçenektir. Kuru hurmaya kıyasla:

  • Daha yüksek su içeriğine sahiptir, bu da onu daha yumuşak ve daha az tatlı yapar.
  • Daha az kalori, protein ve fenolik bileşik içerir.
  • Sindirimi daha kolaydır.

Taze hurmanın buzdolabında saklanması önerilir, çünkü kuru hurmaya göre daha çabuk bozulabilir. Ancak doğru şekilde saklandığında birkaç ay dayanabilir.

2. Kuru hurma tüketimi

Kuru hurma, tatlı aroması ve yumuşak-çiğnenebilir dokusuyla kuru üzüme benzer. İçeriğinde:

  • Taze hurmaya göre daha yüksek şeker ve kalori bulunur.
  • Lif açısından zengindir ve uzun süreli enerji sağlar.

Ayrıca niasin, potasyum, B6 vitamini, magnezyum, bakır ve selenyum gibi önemli besin öğeleri içererek yüksek şeker oranına rağmen besleyici değerini artırır.

3. Hurma ezmesi ile fırıncılıkta kullanım

Hurma ezmesi, ezilmiş hurma posasından hazırlanır ve tatlılar, hamur işleri ve süt ürünlerinde yaygın olarak kullanılır. Doğal tatlılığı ve dengeli yapısı sayesinde rafine şeker yerine tercih edilebilir.

Lif ve antioksidan içeriği sayesinde daha besleyici bir alternatiftir. Ayrıca fıstık ezmesine benzer kıvamda hurma yağı (hurma ezmesi yağı), reçel veya jöle gibi farklı ürünlere de dönüştürülebilir.

4. Doğal tatlandırıcı olarak hurma pekmezi kullanımı

Yoğun tatlılığı ve yapışkan kıvamı sayesinde hurma pekmezi, özellikle baharatlar veya kuruyemişlerle birlikte birçok tarifte doğal tatlandırıcı olarak kullanılabilir. Şeker oranı yüksek olsa da antioksidanlar açısından zengindir ve beyaz şeker ile yapay tatlandırıcılara kıyasla daha besleyici bir seçenek sunar.


Kuşlara olan tutkusu hayatına mal oldu... Sıfır hasta kimdir? Hantavirüsün bir yolcu gemisinde yayılmasının perde arkası

Hollandalı kuş bilimci Leo Schelbert (Facebook hesabından alınan fotoğraf)
Hollandalı kuş bilimci Leo Schelbert (Facebook hesabından alınan fotoğraf)
TT

Kuşlara olan tutkusu hayatına mal oldu... Sıfır hasta kimdir? Hantavirüsün bir yolcu gemisinde yayılmasının perde arkası

Hollandalı kuş bilimci Leo Schelbert (Facebook hesabından alınan fotoğraf)
Hollandalı kuş bilimci Leo Schelbert (Facebook hesabından alınan fotoğraf)

Arjantinli yetkililer, MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde ölümcül hantavirüs salgınının sıfır hasta olarak bilinen kişisinin kimliğini açıkladı. Buna göre, Hollandalı kuş bilimci Leo Schelbert’in kuş gözlemine olan tutkusu, hem kendi hem de eşinin ölümüne yol açan enfeksiyonun kaynağı olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin New York Post gazetesine göre, 70 yaşındaki Schelbert ve 69 yaşındaki eşi Miriam, Güney Amerika’da beş ay sürecek bir seyahatteydi. Kasım ayı sonunda Arjantin’de başlayan yolculukları Şili ve Uruguay’a uzanmış, ardından Mart ayında yeniden Arjantin’e dönmüşlerdi. Burada yaptıkları kuş gözlemi gezisi trajediyle sonuçlandı.

Hollanda’nın yaklaşık 3 bin nüfuslu küçük bir köyü olan Haulerwijk kökenli çift, köylerinin aylık dergisinde yayımlanan bir ölüm ilanıyla tanındı.

Çiftin doğa ve kuşlara büyük bir tutkusu olduğu, 1984’te Hollanda ornitoloji dergisi Het Vogeljaar’da pembe ayaklı kazlar üzerine bir bilimsel çalışma yayımladıkları belirtildi. Dünyanın farklı yerlerine araştırma gezileri düzenleyen çiftin, 2013’te Sri Lanka’da 12 günlük bir kuş gözlem gezisine katıldığı ve nadir Serendib Scops baykuşunu görmeyi büyük bir deneyim olarak nitelendirdiği aktarıldı.

Yetkililere göre çift, 27 Mart’ta Arjantin’in Ushuaia kentinin yakınındaki bir çöplüğü ziyaret etti. Burası, “beyaz boğazlı karakara” adlı nadir bir kuşu görmek isteyen gözlemciler tarafından ziyaret edilen bir noktaydı. Ancak yerel halk, kemirgenlerin taşıdığı hantavirüs nedeniyle bölgenin tehlikeli olduğu konusunda uyarılarda bulunuyordu.

Arjantinli yetkililer, çiftin çöplükte uzun kuyruklu cüce pirinç sıçanlarının dışkısından yayılan partikülleri solumuş olabileceğinden şüpheleniyor. Bu tür, And Dağları hantavirüsünün taşıyıcısı olarak biliniyor ve insandan insana bulaşabilen tek varyant olarak kabul ediliyor.

1 Nisan’da çift, Ushuaia’dan MV Hondius adlı kruvaziyer gemisine bindi. Gemide aralarında kuş gözlemcileri ve bilim insanlarının da bulunduğu 112 yolcu vardı.

6 Nisan’da Leo Schelbert’te yüksek ateş, baş ağrısı, mide ağrısı ve ishal gibi ağır belirtiler ortaya çıktı. Beş gün sonra gemi üzerinde hayatını kaybetti.

Eşi Miriam ise 24 Nisan’da Güney Atlantik’teki Saint Helena Adası’nda planlı bir duruş sırasında eşinin naaşıyla birlikte gemiden ayrıldı. Daha sonra Güney Afrika’nın Johannesburg kentine uçtu ancak sağlık durumu hızla kötüleşti. Uçuşa binmeden önce uçaktan indirilen Miriam, havaalanında fenalaştı ve ertesi gün hayatını kaybetti.

Dünya Sağlık Örgütü, Cuma günü yaptığı açıklamada aralarında üç ölümün bulunduğu sekiz vakanın tespit edildiğini duyurdu. Ölenler arasında Hollandalı çift ve bir Alman vatandaşının bulunduğu belirtildi.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), gemideki tüm yolcuların yüksek riskli temaslı olarak sınıflandırıldığını açıkladı.

Gemi, Pazar günü İspanya’nın Tenerife Adası açıklarında demirledi.

Merkez ayrıca, semptom göstermeyen yolcuların ülkelerine döndükten sonra özel düzenlemelerle taşınacağını ve ticari uçuşlar yerine kendi düzenlenen ulaşımla karantinaya alınacağını bildirdi.