Fransa’da ilk kez yapılan gırtlak nakli sayesinde bir hasta konuşma yetisine kavuştu

Ameliyatı gerçekleştiren sağlık ekibi (Arşiv - Reuters)
Ameliyatı gerçekleştiren sağlık ekibi (Arşiv - Reuters)
TT

Fransa’da ilk kez yapılan gırtlak nakli sayesinde bir hasta konuşma yetisine kavuştu

Ameliyatı gerçekleştiren sağlık ekibi (Arşiv - Reuters)
Ameliyatı gerçekleştiren sağlık ekibi (Arşiv - Reuters)

Fransa’da bir kadın Lyon’da bir sağlık ekibi tarafından gerçekleştirilen cerrahi operasyon ile ülkedeki ilk gırtlak nakli ameliyatını oldu. Sağlık ekibi bu nadir ‘başarıyı’ küresel düzeyde tekrarlayabilmeyi ümit ettiğini belirtti.

Sadece ismi paylaşılan 49 yaşındaki Karen, 1996 yılında geçirdiği kalp krizinin ardından uygulanan entübasyona bağlı komplikasyonlar nedeniyle yaklaşık 20 yıldır trakeostomiden nefes alıyordu ve konuşamıyordu.

2 - 3 Eylül tarihlerinde Lyon’da gerçekleştirilen ameliyattan birkaç gün sonra Karen birkaç kelime söyleyebildi. O zamandan beri, konuşma yeteneğini kalıcı olarak yeniden kazanma umuduyla bir konuşma terapisti ile ses telleri, yutma ve nefes almaya yönelik rehabilitasyon seanslarına katılıyor. Vücudun nakledilen organın reddetmesinin ardından bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavisi artırılan hasta, 26 Ekim’de Fransa’nın güneyindeki evine dönebildi.

Hasta bu nedenle dün ameliyatın detaylarının sunulacağı konferansa katılamadı. Ancak yazılı olarak 10 yıl önceki ‘normal hayatına dönmek’ için bu bilimsel deneye katılmaya gönüllü olduğunu belirtti. Yazdığı notta “Kızlarım benim konuştuğumu hiç duymadı” ifadelerine yer verirken, acılarla yüzleşmek ve yeniden öğrenme yolunda ilerlemek için cesaret ve sabırla donanmış olduğunu belirtti.

La Croix-Rousse Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Profesör Philippe Seroz da Fransa’da benzeri görülmemiş bu nakli koordine etmeden önce ne kadar kararlı olduğuna da değindi..

‘Şans’ ameliyatı

Bu cerrahi müdahale fikri, 1998 yılında ABD’nin Cleveland kentinde bir motosiklet kazasında ses tellerini kaybeden adam için gerçekleştirilen dünyanın ilk gırtlak nakli sonrasında ortaya çıktı.

Cerrah bu ameliyat hakkında düşünse de 2010 yılında bir konferans sırasında tesadüfen, bu ameliyatı herhangi bir rapor yayınlamadan tekrarlayan Kolombiyalı bir meslektaşıyla tanışıncaya kadar uygulama kararı almadı.

Profesör Seroz’a göre, Kolombiyalı Doktor Luis Fernando Tentenago Londoño, bu organ ‘çok küçük sinirler içerdiği, kesişen çok küçük arterlerin olduğu ve kan damarları aracılığıyla kan beslendiği için’ ameliyatın ‘en karmaşık yönlerden biri olan’ gırtlağın nasıl yerleştirileceğini öğretmek için Seroz’u bir haftalığına Kolombiya’nın Cali şehrine davet etti.

Sonraki on yıl boyunca uzmanlardan oluşan bir ekiple eğitim aldı, onaylar aldı ve nitelikli hastalar aramaya başladı. 2019 yılında Karen ile tanıştı. Ancak Kovid salgını her şeyin durmasına neden oldu.

Bu arada, dünya genelindeki tıbbi kayıtlarda, biri 2010’da Kaliforniya’da, diğeri 2015’te Polonya’da olmak üzere iki gırtlak nakli olduğunu gösteriyor. Bu sayı çok fazla değil zira bu işlemlere herhangi bir öncelik verilmiyor. Laringeal disfonksiyon ciddi sakatlığa neden olsa da hastaların yaşamları için bir tehdit oluşturmuyor.

Rahim ve penis nakli

2022 yılında Fransız sağlık ekibi bu alanda başlattığı çalışmaları tamamlamak için geri döndü. Geriye sadece gırtlak için ‘cinsiyet, kilo, boy, kan grubu açısından alıcıyla tamamen uyumlu anatomik özellikleri karşılayan’ uygun donörü bulmak kalmıştı.

1 Eylül’de donör bulundu. Ailenin onayının ardından yaklaşık 10 saati gırtlağın alınması, 17 saati ise nakil olmak üzere 27 saat süren cerrahi müdahale gerçekleştirildi.

Fransa’da bir ilk olan bu operasyona, Edouard Hérieux Hastanesi Üroloji ve Transplant Cerrahisi Bölüm Başkanı Profesör Seroz ve meslektaşı Lionel Badet’in koordinatörlüğünde Lyon Üniversitesi Hastanesi’nden 12 cerrah ve yaklaşık 50 çalışan katıldı.

Bu tıbbi kahramanlıktan duyulan gurura rağmen Fransız sağlık ekibi temkinli davranıyor. Seroz, ‘ameliyatın başarılı olup olmayacağının hasta tarafından belirleneceğine’ dikkat çekerek, gırtlaktaki motor fonksiyonların yeniden kazanılmasının 12 ila 18 ay süreceğini, bu sürenin sinirlerin yeniden büyümesi için uygun olduğunu belirtti. Bu nedenle, Seroz diğer iki boğaz nakline geçmeden önce kadının ‘tamamen sağlıklı’ olmasını bekleyeceğini belirtti.

Lyon hastaneleri, daha önce 1998 yılında dünyanın ilk el nakline, 2000 yılında ise organ naklinin öncülerinden olan ve 2021 yılında hayatını kaybeden Profesör Jean-Michel Dubernar’ın iki elinin nakledilmesi ile ilk iki el nakline ev sahipliği yapmıştı.

Profesör Badet, yeni uzmanlıklara açılan bu ‘nakil serüvenine’ kendisinin de katıldığını belirterek, önümüzdeki dönemde kol ve boğazdan sonra rahim ve penis nakillerine de tanık olacağımızı düşünüyor.



Sabahları kahve içmenin bağırsak sağlığına etkisi nedir?

Kahvenin bağırsak bakterileri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini gösteren kanıtlar var. (Arşiv – Reuters)
Kahvenin bağırsak bakterileri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini gösteren kanıtlar var. (Arşiv – Reuters)
TT

Sabahları kahve içmenin bağırsak sağlığına etkisi nedir?

Kahvenin bağırsak bakterileri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini gösteren kanıtlar var. (Arşiv – Reuters)
Kahvenin bağırsak bakterileri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini gösteren kanıtlar var. (Arşiv – Reuters)

Sabah içilen bir fincan kahvenin yalnızca güne zinde başlamaya yardımcı olmadığı, aynı zamanda sindirim sisteminde yaşayan milyarlarca faydalı bakteriyi de destekleyebileceği belirtiliyor. Artan sayıda araştırmaya göre kahvenin bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğine dair bulgular bulunuyor; bu durumun genel sağlık üzerinde iyileştirici etkileri olabileceği ve hatta yaşam süresine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.

Beslenme uzmanı ve fonksiyonel tıp uygulayıcısı Nicola Shubrook, mikrobiyomun insan sağlığını destekleyen çok sayıda ‘iyi bakteri’ türünü barındırdığını ve bunların birlikte işlev gördüğünü ifade ediyor.

Shubrook, bu mikroorganizmaların giderek artan biçimde metabolik sağlığın iyileştirilmesi, kilo yönetimi ve hatta ruh sağlığının desteklenmesiyle ilişkilendirildiğini belirtiyor. Ayrıca kahvenin prebiyotik özellik taşıyan bileşikler içerdiğini, yani bağırsaktaki faydalı bakterileri besleyerek onların çoğalmasına ve işlevlerini daha iyi yerine getirmesine yardımcı olduğunu söylüyor.

Kahve bağırsak sağlığı için neden faydalı?

Kahvenin bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkisinin birden fazla mekanizma üzerinden gerçekleştiği düşünülüyor.

İlk olarak, uyarıcı etkisiyle bilinen kafeinin, bağırsaktaki faydalı bakteri çeşitliliğini artırmaya yardımcı olabileceği belirtiliyor. Bunun da genellikle daha sağlıklı bir sindirim sistemiyle ilişkilendirildiği ifade ediliyor. Shubrook, bağırsak bakterilerindeki çeşitliliğin artmasının, bağırsak sağlığının olumlu bir göstergesi olduğunu söylüyor.

2023 yılında yayımlanan bir araştırmada, düzenli kahve tüketen kişilerin bağırsak bakterilerinde daha yüksek çeşitlilik görüldüğü, bazı faydalı bakteri türlerinin arttığı ve sindirim sorunlarıyla ilişkilendirilebilen bazı türlerin ise azaldığı tespit edildi. Daha önceki çalışmalar da kahve tüketiminin, liflerin sindirimine yardımcı olan ve bağışıklık sistemini destekleyen yararlı bakteri türlerini artırabileceğini gösteriyor.

Kahvenin etkisi yalnızca kafeinle sınırlı değil. İçeriğinde bulunan polifenoller, antioksidan özellik gösteren bitkisel bileşikler olarak iltihaplanmayı azaltmaya ve hücreleri hasara karşı korumaya yardımcı olabiliyor.

Bu bileşikler arasında öne çıkan klorojenik asit, yapılan bazı araştırmalara göre tip 2 diyabet ve alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması riskini azaltmaya yardımcı olabilir; ayrıca kilo kontrolünü destekleme potansiyeli de taşıyor.

Buna ek olarak çalışmalar, kafeinin kolon hareketlerini uyarabileceğini ve bazı kişilerde bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine katkı sağlayabileceğini de gösteriyor.

Günde kaç fincan kahve içilmesi tavsiye edilir?

‘Mavi bölgeler’ olarak bilinen ve uzun ömürlü insanların yaşadığı bölgeleri inceleyen son bir araştırma, İtalya’daki Sardinya ve Yunanistan’daki İkarya gibi yerlerde yaşayan birçok kişinin günde iki ila üç fincan kahve tükettiğini ortaya koyuyor.

Uzmanlar, günde iki ila üç fincan kahve tüketiminin ideal aralık olabileceğini, sağlıklı yetişkinler için ise beş fincanın genellikle üst sınır olarak kabul edildiğini belirtiyor.

Bununla birlikte uzmanlar, kafein miktarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Günlük önerilen maksimum kafein alımının yaklaşık 400 mg olduğu, 600 mg’ın üzerine çıkılmasının ise uykusuzluk ve yüksek tansiyon gibi sorunlarla ilişkilendirilebileceği ifade ediliyor.

Kafein miktarının kahvenin türüne ve hazırlanış şekline göre değiştiği belirtiliyor. Evde hazırlanan bir fincan kahvede genellikle 70 ila 140 mg kafein bulunurken, bazı hazır veya ticari kahve türlerinde bu miktarın daha yüksek olabileceği ifade ediliyor.

Dikkat çekici bir diğer nokta ise yoğun aroması nedeniyle yaygın bir yanılgının aksine espresso kahvenin, bazı diğer kahve türlerine kıyasla çoğu zaman daha düşük miktarda kafein içerebilmesi.


Somondan sardalyaya: Beyin sağlığını destekleyen 6 balık

Somon, beyin sağlığı için en faydalı balık seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (Pexels)
Somon, beyin sağlığı için en faydalı balık seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (Pexels)
TT

Somondan sardalyaya: Beyin sağlığını destekleyen 6 balık

Somon, beyin sağlığı için en faydalı balık seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (Pexels)
Somon, beyin sağlığı için en faydalı balık seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (Pexels)

Beslenme, hafızadan konsantrasyona, öğrenme ve karar verme yeteneğine kadar beyin sağlığının korunmasında ve işlevlerinin desteklenmesinde temel bir rol oynuyor. Bu alanda geniş ilgi gören besinlerin başında ise, özellikle omega-3 yağ asitleri olmak üzere beyin için gerekli birçok vitamin ve minerali içeren balıklar geliyor.

Bu besin öğelerinin faydaları yalnızca zihinsel performansı desteklemekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda iltihaplanmayı azaltıyor, sinir hücrelerini koruyor ve yaş ilerledikçe bilişsel gerilemenin önlenmesine katkı sağlıyor. Özellikle omega-3 yağ asitleri ile B12 ve D vitaminleri bakımından zengin balıklar, beyin sağlığını desteklemek için en iyi seçenekler arasında gösteriliyor.

İşte beslenme düzenine eklenmesi tavsiye edilen başlıca balık türleri:

1. Somon

Somon, beyin sağlığı için en faydalı balıklardan biri olarak kabul ediliyor. Bunun başlıca nedeni, DHA (dokosahekzaenoik asit) ve EPA (eikosapentaenoik asit) başta olmak üzere yüksek miktarda omega-3 yağ asidi içermesi.

Bu yağlar iltihaplanmayı azaltmada ve beyin hücrelerinin yapısını desteklemede önemli rol oynuyor. Ayrıca omega-3 yağ asitleri, sinir hücreleri arasındaki iletişimi güçlendirerek hafıza ve öğrenme süreçlerine katkı sağlıyor. DHA ise beynin temel yapı taşlarından biri olarak yaşamın tüm evrelerinde beyin gelişimi ve işlevlerinde kritik öneme sahip.

sdvf
Ringa balığı, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin yağlı balıklar arasında yer alıyor. (Pexels)

Somon ayrıca protein, D vitamini ve antioksidan özellik gösteren selenyum açısından da zengin. Bazı araştırmalar, düzenli balık tüketen yaşlı bireylerde hafıza kaybının daha yavaş ilerlediğini ortaya koyuyor.

2. Konserve ton balığı

Konserve ton balığı, beyin için yararlı besinleri diyete eklemenin pratik ve ekonomik yollarından biri olarak öne çıkıyor. İçerdiği omega-3 yağ asitleri, beyne giden kan akışını artırarak hafıza ve öğrenme işlevlerini destekleyebilir.

Ayrıca sinir hücrelerinin sağlığını korumak için gerekli olan B12 vitamini bakımından oldukça zengin. Yaklaşık 100 gramlık bir porsiyon, günlük B12 vitamini ihtiyacının yüzde 100’ünden fazlasını karşılıyor. Bu vitaminin eksikliği ise hafıza sorunları ve bilişsel gerilemeyle ilişkilendiriliyor.

3. Alabalık

Hafif lezzetiyle bilinen alabalık da besin değeri yüksek balıklar arasında yer alıyor. DHA ve EPA dâhil olmak üzere omega-3 yağ asitleri açısından iyi bir kaynak olmasının yanı sıra, D vitamini bakımından da en zengin besinlerden biri.

Yaklaşık 85 gramlık bir porsiyon, günlük D vitamini ihtiyacının yüzde 81’ine denk gelen yaklaşık 645 IU D vitamini içeriyor. D vitamini yalnızca kemik sağlığı için değil, beyin fonksiyonlarının desteklenmesi açısından da önemli görülüyor.

Araştırmalar, düşük D vitamini seviyelerinin bilişsel gerileme ve özellikle yaşlı bireylerde demans riskinin artışıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.

4. Ringa balığı

Ringa balığı, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin yağlı balıklar arasında yer alıyor. Ayrıca B12 vitamini ve selenyum gibi beyin sağlığını destekleyen önemli besin öğeleri içeriyor.

Ringa balığının avantajlarından biri de büyük yırtıcı balıklara kıyasla daha düşük cıva seviyelerine sahip olması. Küçük yapısı sayesinde düzenli tüketim için daha güvenli seçeneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

5. Sardalya

Küçük boyutuna rağmen sardalya, beyin için en yoğun besin içeriğine sahip balıklardan biri kabul ediliyor. Omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra B12 vitamini ve D vitamini bakımından da oldukça zengin.

Ayrıca kalsiyum, selenyum, çinko ve antioksidan görevi gören E vitamini içeriyor. E vitamini, beyin hücrelerini hasardan korumaya yardımcı oluyor. Bazı araştırmalar, düşük E vitamini tüketiminin yaşlı bireylerde demans riskini artırabileceğini gösteriyor.

Ringa balığında olduğu gibi sardalyada da cıva seviyesi düşük bulunuyor. Bunun nedeni, besin zincirinin alt basamaklarında yer alması.

6. Hamsi

Hamsi, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin küçük balıklardan biri. Aynı zamanda protein, kalsiyum ve B12 vitamini sağlayarak hem beyin hem de genel vücut sağlığını destekliyor.

Yaklaşık 100 gramlık bir porsiyon, günlük demir ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılıyor. Bu da enerji üretimi ve çeşitli vücut işlevleri açısından ek fayda sağlıyor.


Hantavirüs görülen gemiden 94 yolcu tahliye edildi... Bir Amerikalı ve bir Fransız’ın enfekte olduğu doğrulandı

MV Hondius yolcu gemisinden ülkelerine getirilen İngiliz vatandaşlarını taşıyan bir otobüs, İngiltere’deki Arrowe Park Hastanesi’ne ulaştı, 10 Mayıs 2026. (Reuters)
MV Hondius yolcu gemisinden ülkelerine getirilen İngiliz vatandaşlarını taşıyan bir otobüs, İngiltere’deki Arrowe Park Hastanesi’ne ulaştı, 10 Mayıs 2026. (Reuters)
TT

Hantavirüs görülen gemiden 94 yolcu tahliye edildi... Bir Amerikalı ve bir Fransız’ın enfekte olduğu doğrulandı

MV Hondius yolcu gemisinden ülkelerine getirilen İngiliz vatandaşlarını taşıyan bir otobüs, İngiltere’deki Arrowe Park Hastanesi’ne ulaştı, 10 Mayıs 2026. (Reuters)
MV Hondius yolcu gemisinden ülkelerine getirilen İngiliz vatandaşlarını taşıyan bir otobüs, İngiltere’deki Arrowe Park Hastanesi’ne ulaştı, 10 Mayıs 2026. (Reuters)

MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde hantavirüs vakalarının tespit edilmesi üzerine, dün yaklaşık 100 yolcu ve mürettebat üyesi sıkı sağlık önlemleri altında tahliye edildi. Tahliye işlemlerinin bugün de sürmesi ve ardından geminin Hollanda’ya doğru yola çıkması bekleniyor. Diğer yandan ABD’li bir yolcu ile Fransız bir kadının, ülkelerine döndükten sonra enfekte olduklarının doğrulandığı bildirildi.

İspanya Sağlık Bakanı Monica Garcia dün gazetecilere yaptığı açıklamada, 19 farklı milletten toplam 94 yolcu ve mürettebatın tahliye edildiğini duyurdu.

Tahliye edilen ilk grup İspanyol vatandaşları oldu. Yolcuların tek kullanımlık koruyucu kıyafetler giydiği ve maske taktığı görüldü. İspanyolların ardından Fransızlar ve diğer ülke vatandaşları gemiden ayrıldı.

Tahliye edilen kişiler, hava yoluyla İspanya takımadalarından ülkelerine gönderildi.

MV Hondius gemisindeki sağlık krizi dünya genelinde endişe yaratırken, Kovid-19 salgınına ilişkin anıları da yeniden gündeme taşıdı.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), şu ana kadar sekiz şüpheli vakadan altısının hantavirüs olarak doğrulandığını açıkladı. Vakalar arasında üç ölüm bulunurken, nadir görülen bu virüse karşı bilinen bir aşı veya kesin tedavi yöntemi bulunmuyor.

Avustralya’ya yapılacak son uçuş

Tahliye operasyonlarının bugün öğleden sonra yeniden başlaması ve Avustralya’ya yapılacak son uçuşla tamamlanması planlanıyor.

İspanyol yetkililere göre, tahliyelerin ardından gemi saat 19.00’da Granada Limanı’ndan ayrılarak Atlantik Okyanusu’na açılacak.

Madrid yönetiminin ‘karmaşık’ ve ‘benzeri görülmemiş’ olarak nitelendirdiği operasyon kapsamında, 23 farklı milletten 100’den fazla kişi 48 saatten kısa sürede tahliye edilmiş olacak.

yj6
MV Hondius kruvaziyer gemisindeki yolcuların Tenerife Adası’ndaki Granadilla Limanı’nda karaya çıkışı, 10 Mayıs 2026 (AP)

WHO, 1 Nisan’da Arjantin’in Ushuaia kentinden hareket eden gemide bulunan tüm yolcuların ‘yüksek riskli temaslı’ kabul edildiğini ve 42 gün boyunca sağlık gözetimi altında tutulacağını açıkladı.

Gemiden tahliye edilen 14 İspanyol vatandaşını taşıyan uçak dün Madrid yakınlarındaki Torrejon Askeri Üssü’ne indi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, 13 yolcu ve bir mürettebattan oluşan grup, doğrudan Madrid’in güneybatısındaki Gomez Ulla Askeri Hastanesi’ne sevk edildi. Burada karantinaya alınacak kişilerin gerekli tıbbi bakımı alacağı belirtildi.

Gemiden tahliye edilen beş Fransız vatandaşını taşıyan uçak ise Paris yakınlarındaki Le Bourget Havalimanı’na ulaştı.

Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, tahliye edilen yolculardan bir Fransız kadının hantavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı. Rist, Fransa’da şu ana kadar 22 temaslı vakanın kayıt altına alındığını bildirdi.

Paris’e getirilen ve karantinaya alınan beş Fransızdan biri olan kadının durumunun gece saatlerinde kötüleştiğini belirten Rist, France Inter radyosuna yaptığı açıklamada, “Ne yazık ki sağlık durumu bu gece kötüleşti ve yapılan testlerde virüs tespit edildi” dedi.

Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu’nun konuya ilişkin öğleden sonra yeni bir kriz toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

Tahliye edilen yolculardan Roland Siter, uçağın kalkışı öncesinde AFP’ye yaptığı açıklamada, “Her şey yolunda” ifadesini kullandı. Fransız hükümetine göre Siter ve diğer dört Fransız vatandaşının 72 saatlik karantinanın ardından sağlık durumlarının stabil olması halinde 45 gün süreyle ev izolasyonuna alınmaları planlanıyor.

Öte yandan Hollanda’ya ait tahliye uçağı da Eindhoven kentine ulaştı. Uçakta Hollandalı, Alman, Belçikalı ve Yunan yolcu ile mürettebat üyelerinden oluşan toplam 26 kişi bulunuyordu.

Eindhoven Havalimanı’nda tahliye edilen kişilere, Kızılhaç ekiplerinin de yer aldığı sağlık görevlileri tarafından test yapıldı. Hollandalı yolcuların altı haftalık karantina şartıyla evlerine gönderileceği bildirildi.

Bir ABD’li enfekte oldu

ABD’li sağlık yetkilileri dün akşam yaptıkları açıklamada, tahliye edilen 17 ABD vatandaşından birinin hantavirüs testinin pozitif çıktığını, ancak kişide herhangi bir belirti görülmediğini duyurdu.

ABD vatandaşlarının ilk olarak, federal hükümet tarafından finanse edilen bir karantina merkezine sahip Nebraska Üniversitesi’ne götürüleceği belirtildi. Burada yolcuların semptom gösteren kişilerle yakın temas kurup kurmadığı değerlendirilecek ve virüsü yayma risk düzeyleri belirlenecek.

Nebraska Tıp Merkezi Sözcüsü Kayla Thomas yaptığı açıklamada, “Bir yolcu varışının ardından Nebraska’daki biyolojik izolasyon ünitesine nakledilecek. Diğer yolcular ise değerlendirme ve gözlem amacıyla ulusal karantina birimine yönlendirilecek. Biyolojik izolasyon ünitesine alınacak yolcunun virüs testi pozitif çıktı ancak herhangi bir semptom göstermiyor” ifadelerini kullandı.

Nadir bir tür

Uzmanlar, gemide tespit edilen virüs türünün Andes varyantı olduğunu ve bunun insandan insana bulaşabilen nadir bir hantavirüs türü olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Yetkililer, virüsün kuluçka süresinin altı haftaya kadar uzayabileceğine dikkat çekiyor.

Hantavirüs genellikle enfekte kemirgenlerden bulaşıyor. Bulaşmanın çoğunlukla kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyası yoluyla gerçekleştiği ifade ediliyor.

Yaşanan sağlık krizi nedeniyle Kanarya Adaları’ndaki bölgesel yönetim, geminin takımadalara yanaşmasına karşı çıktı. Bölge halkı da olası bulaş riskine ilişkin endişelerini dile getirdi.

Hastalık ağır solunum yetmezliğine yol açabilse de WHO, virüsün dünya genelinde büyük bir salgına neden olan Kovid-19 ile aynı özellikleri taşımadığını vurguladı.