Cezayir, kanserin erken teşhisi için biyometrik çip üretecek

Cezayir, devlet bütçesinin sağlık faturasını azaltmak için biyometrik çip üretme çalışmalarına başladı

Cezayir 2020’de 42 bin 747 kanser vakası kaydedildi (Independent Arabia)
Cezayir 2020’de 42 bin 747 kanser vakası kaydedildi (Independent Arabia)
TT

Cezayir, kanserin erken teşhisi için biyometrik çip üretecek

Cezayir 2020’de 42 bin 747 kanser vakası kaydedildi (Independent Arabia)
Cezayir 2020’de 42 bin 747 kanser vakası kaydedildi (Independent Arabia)

Cezayir, kamu hazinesine büyük miktarda paraya mal olan kanser tedavisi faturasını azaltmak amacıyla kanser hastalıklarının erken teşhisine yönelik yeni bir mekanizma olarak biyometrik çip üretmeye başladı. Karar, ülkede son yıllarda kanser hastası sayısında önemli bir artışın yaşanmasının ardından alındı.

Cezayir Yüksek Öğrenim Bakanı Danışmanı Abdulcabbar Davdi Konstantin şehrinde bir biyoteknoloji araştırma merkezinin, yurtdışından alınan bir çipin kamu hazinesine 547 dolara mal olmasının ardından, kanser hastalıklarını tespit eden bir biyometrik çip üretme çalışmalarına başladığını açıkladı.

Davdi Cezayir Radyosu’na verdiği röportajda “Cezayir laboratuvarları, tıbbi araştırmalarla ilgili bu tür teknolojiyi kontrol eden dünyadaki 90 laboratuvar arasında bu çipin üretiminde Afrika’yı temsil ediyor” dedi.

Bakanlıkta dijital medya ve istatistiksel bilgilerden sorumlu olan sözcü “Cezayir Üniversitesi, bazı bilimsel merkezleri desteklemek üzere çalışma da dahil olmak üzere, dünyanın tanık olduğu dönüşümlere ayak uydurmak amacıyla yerel ve bölgesel olarak pazarlanabilen bilimsel ürünlerde yenilikler yapıyor” ifadelerini kullandı.

Endişe verici bir yayılma

Kanserin endişe verici bir şekilde yaygınlaşması, Cezayir hükümetini durumu kontrol altına almak veya en azından hasta sayısının artmasını engellemek için acil önlemler almak durumda bıraktı. 2020 yılı ulusal kanser kayıtlarıyla ilgili istatistikler, kadınlarda meme kanserinin kayıtlı ilk kanser türü olması nedeniyle 24 bin 118’i kadın ve 18 bin 629’u erkek olmak üzere 42 bin 747 vakanın kaydedildiğini gösterdi.

Cezayir Sağlık Bakanı Abdulhak Seyhi yaptığı basın açıklamasında, kanseri teşhis etmek için gelişmiş yöntemlerin edinilmesinin tarama ve erken teşhiste ilerleme sağladığını ve bunların Cezayir dahil dünyada kanser hastalarının artış eğilimine rağmen ölümlerin azalmasına katkı sağlayacağını belirtti.

Seyhi, Ulusal Ağ tarafından yayınlanan 2020 ve 2021 yıllarına ait kanser kayıt verilerinden yararlanıldığını açıkladı. Bu bağlamda “Cezayir’de ve dünyada kanserin yükseliş eğilimi, yaşlanma, sağlığa zararlı yaşam tarzı ve bireysel ve kolektif sorumluluğun olmayışı ile sağlığa zararlı davranışlar ve çevresel faktörler gibi birçok faktörden kaynaklanıyor” ifadelerine de yer verdi.

Bakan “Özellikle beklentilere dayalı öncelikler belirleniyor ve ağ verileri için istatistiksel modeller geliştirerek 2024-2030 kanserle mücadeleye yönelik ulusal kontrol planı hakkında düşünülüyor” dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun Kasım 2023’te, 2024’ün başına kadar Ulusal Kanser Fonu’na yarım milyar dolarlık mali fon sağlama sözü verdi. Kapsamlı bir girişim kapsamında, hasta bakımının geliştirilmesi, hastalığın önlenmesi, erken teşhisi ve risk faktörleriyle mücadeleye yönelik planların hayata geçirilmesi, kanserin önlenmesi ve kontrolü alanında tüm tarafların katılımının yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların teşvik edilmesi ve geliştirilmesi, tıbbi kullanıma yönelik elektronik nükleer yatırımların yönlendirilmesi ve kanser ilaçlarının ulusal üretiminin artırılması hedefleniyor. 

Girişim, başta radyoterapi, hematoloji ve çocuk hastalıkları olmak üzere kanser kontrol merkezlerinin ülke geneline dağılımındaki eksikliklerin giderilmesini, ilaç ihtiyaçlarının belirlenmesi ve dağıtılması için dijital bir sistemin geliştirilmesini, kanser hastası kayıtlarının dijitalleştirilmesini ve bu dijital yapının, doğruluğu en yüksek düzeyde tutmak ve bu kategoriye yönelik ilaçların yokluğunu tamamen gidermek amacıyla Ulusal Medeni Hal Siciline bağlanmasını da içeriyor.

Fotoğraf altı: Cezayir, ülkedeki kanser hastalarının tedavi maliyetlerini azaltmak için teknolojiyi kullanmaya çalışıyor (Independent Arabia)
Cezayir, ülkedeki kanser hastalarının tedavi maliyetlerini azaltmak için teknolojiyi kullanmaya çalışıyor (Independent Arabia)

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Cezayir’de ülkenin çeşitli yerlerinden kanser hastalarının tedavisi ve bakımına ayrılmış büyük bir hastane bulunmazken, 6’sı özel kurum olmak üzere 20 uzmanlaşmış kanser tedavi merkezi, 41 kanser bölümü ve kemoterapi uygulanan toplam 77 ünite bulunuyor.

Hükümetin 2022 yılında yayınladığı bir rapora göre, çeşitli kanser türlerine yakalanan kişi sayısının 2025 yılına kadar yıllık 61 bin yeni vakaya ulaşması bekleniyor. Sağlık Bakanlığı’nın son istatistikleri ise hastalıkla enfeksiyon vakalarının yıllık 100 bin kişi başına 103 vaka oranında artacağını ve enfeksiyon sayısının 2030’da yıllık 70 bin vakaya çıkacağını gösteriyor.

Bilgiler ve uyarılar

Bu bağlamda Cezayirli halk sağlığı araştırmacısı Muhammed Kevaş, biyometrik çipin kanser hücrelerini daha ortaya çıkar çıkmaz tespit ederek bilgi ve uyarı verebileceğini öne süren bir hipotezin var olduğunu zira bu bağlamda önceki deneylerin, kanser hücrelerinin semptomları ortaya çıkmadan önce kanserli kişileri tespit etmek için köpeklerin eğitilmesiyle gerçekleştirildiğini belirtti.

Kevaş Independent Arabia’ya bu yeni biyometrik çipin geliştirilmesinin, Cezayirli araştırmacıların yüksek öğrenim, bilimsel araştırma, sanayi ve sağlık olmak üzere farklı sektörler arasında koordinasyon içinde teknik çözümün somutlaştırılması ve bu çipin erken teşhis için meme, kolon, prostat, akciğer kanseri gibi genetik faktörü yüksek olan hastaların ve isteyen diğer kişilerin vücuduna yerleştirilmesi açısından bir başarı olacağını belirtti. Çeşitli deneysel aşamalarda iyi huylu tümörlerin kötü huylu tümörlere dönüşmesi ve metastaz veya vücutta kapsamlı yayılma aşamasına ulaşmasını önlenerek, kemoterapi ve radyasyon yoluyla hızlı bir şekilde tedavi edilmesini sağlayacağını vurguladı.

Çipin, kanser tedavisinin başlangıç ​​aşamasında sağlanmasını güvence altına alarak hastaların acılarını azaltacağını, ayrıca hastaları birçok test ile seyahat, çeşitli masraflar ve zorlu tedavilerden kurtardığını belirtti.

Kevaş “Bu yeni teknoloji, devletin kanser hastalarının bakımına ayırdığı yüksek meblağı azaltmasını sağlayacak. Etkinliği deneylerle kanıtlanırsa Cezayir’de kanser sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı azalacak. Projenin hızla ilerlemesini ve çipin hastane düzeyinde kullanıma sunulmasını ve vatandaşlara yönelik bilinçlendirme ve duyarlılık kampanyaları yapılmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Cezayir’deki dijital tıbbi platformlardan birinin yetkilisi olan Cemil Devavede, biyometrik çip üretilmesinin ülkedeki mevcut kanser türlerinin bilinmesini ve sayılmasını kolaylaştıracağını, ayrıca hasta kişilerin sayısının hızlı ve doğru bir şekilde belirlenmesini sağlayacağını söyledi.

Bunların yanı sıra çipin kullanılmasının, sağlık kurumlarının tedavi ve takip cihazı ihtiyaçlarının belirlenmesine yardımcı olacağını, hastaların takip ve tedavisinde ilaç veya farmasötik malzeme sıkıntısından kaynaklanan birçok sorunu ortadan kaldıracağını sözlerine ekledi.

Devavede, çipin lojistik malzemelerin belirlenmesi, hastanın gidişatının takip edilmesi ve kanserin ülkedeki yayılımına ilişkin bir harita geliştirilmesi de dahil olmak üzere birçok sorunu çözeceğini vurguladı.

Hastaların hastanelerde sağlık durumlarını takip edilmesini kolaylaştırmak için sağlık sektörünün modern teknolojiden ve yeni bilimsel ve teknik araştırmalardan yararlanmaya açık olması gerektiğini belirten Devavede, tıbbi teknoloji çözümlerinin geliştirilmesinin, doğru bilginin etkili teknik araçlar kullanılarak sağlanması ile hastaneler, doktorlar ve hastalar üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlayacağını belirtti.



Zayıflama iğnelerinin ilginç yan etkisi: Şiddet riskini azaltıyor

Araştırmacılar, zayıflama ilacının şiddet içeren davranışlar, dürtüsellik ve alkol kullanımı arasındaki ilişkiyi değiştirdiğini buldu (AFP)
Araştırmacılar, zayıflama ilacının şiddet içeren davranışlar, dürtüsellik ve alkol kullanımı arasındaki ilişkiyi değiştirdiğini buldu (AFP)
TT

Zayıflama iğnelerinin ilginç yan etkisi: Şiddet riskini azaltıyor

Araştırmacılar, zayıflama ilacının şiddet içeren davranışlar, dürtüsellik ve alkol kullanımı arasındaki ilişkiyi değiştirdiğini buldu (AFP)
Araştırmacılar, zayıflama ilacının şiddet içeren davranışlar, dürtüsellik ve alkol kullanımı arasındaki ilişkiyi değiştirdiğini buldu (AFP)

Bir araştırmaya göre zayıflama ilaçları şiddet içeren suçlarla bağlantılı davranışları azaltabilir.

Araştırmacılar, Wegovy ve Ozempic gibi GLP-1 ilaçlarının sadece kilo vermeye ve kan şekerini düzenlemeye yardımcı olmadığını, aynı zamanda dürtüsellik ve alkol tüketiminin etkilerini azaltarak davranışları da etkilediğine inanıyor.

Bilim insanları, yüksek dürtüsellik ve alkol kullanımının genel olarak şiddet içeren davranışlarla güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu ancak bu ilişkilerin kilo verme ilaçları kullananlarda önemli ölçüde zayıfladığını buldu. Çalışma, dolayısıyla GLP-1 kullanan biri alkol alsa veya dürtüsel davransa bile, durumun şiddet içeren suça karışmayla sonuçlanma ihtimalinin daha düşük olduğunu öne sürüyor.

Çalışmanın baş yazarı ve Rutgers Halk Sağlığı Okulu'ndaki New Jersey Silah Şiddeti Araştırma Merkezi'nin araştırma direktörü Daniel Semenza, "Çalışmanın en güçlü bulgusu, dürtüsellik ve şiddet içeren davranış arasındaki köklü bağlantının, eski kullanıcılara kıyasla mevcut GLP-1 kullanıcılarında önemli ölçüde daha zayıf olmasıydı" dedi.

Profesör Semenza, "GLP-1 ilaçları giderek yaygınlaştıkça, kamu güvenliğiyle ilgili olanlar da dahil tüm olası davranışsal etkilerini anlamak önemli" dedi.

GLP-1 reseptör agonistleri diye de bilinen zayıflama iğneleri, kan şekerini, iştahı ve sindirimi düzenleyen doğal hormonu taklit ederek çalışıyor.

Ancak Ozempic ve Wegovy gibi semaglutid içeren ilaçlar, beynin ödül merkezleri üzerinde de etki gösteriyor. GLP-1 ilaçlarının alkol, nikotin ve hatta kumar bağımlılığıyla bağlantılı olan mutluluk hormonu dopaminin ani artışını azalttığı ortaya konmuştu.

Criminology adlı akademik dergide yayımlanan çalışma için araştırmacılar, 2025'te 7 bin 521 ABD'li yetişkinin katıldığı bir anketten alınan verileri analiz etti. Bu kişilerin 821'i daha önce GLP-1 ilacı kullanmıştı.

Çalışma, mevcut GLP-1 kullanıcılarını eski kullanıcılarla karşılaştırdı ve ilaç kullanımının şiddet içeren davranış, dürtüsellik ve alkol kullanımı arasındaki ilişkiyi değiştirip değiştirmediğini inceledi.

Katılımcılar şiddet içeren davranışlar, kavga, saldırı ve hırsızlık gibi eylemleri değerlendiren bir "suç ölçeği" üzerinden kendileri bildirildi.

Sonuçlar, dürtüsellikle şiddet davranışı arasındaki ilişkinin, eski kullanıcılara kıyasla halihazırda kilo verme iğneleri kullanan kişilerde yaklaşık yüzde 62 daha zayıf olduğunu gösterdi. Alkol kullanımıyla şiddet davranışı arasındaki ilişki ise mevcut kullanıcılar arasında yaklaşık yüzde 52 daha zayıftı.

Rutgers Üniversitesi-Camden'de yardımcı doçent ve çalışmanın ortak yazarı Christopher Thomas, "Bulgularımız, bu ilaçların bilişsel davranışçı terapi gibi çalışarak, dürtüselliğin kendisini ortadan kaldırmaktan ziyade, dürtüden eyleme giden yolu zayıflattığı yönündeki görüşle tutarlı" dedi.

Ancak çalışma gözlemsel olduğu için araştırmacılar herhangi bir sonuca varamıyor ve GLP-1 ilaçlarının şiddet riskini gerçekten azaltıp azaltmadığını ve ilgili mekanizmaları belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyacaklar.

Independent Türkçe


İnsan deneyleri sonuç verdi: Zayıflama ilaçları, yaşlanmayı yavaşlatabilir

Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünün (UC-San Diego) bu hafta yayımladığı araştırma, semaglutid içeren GLP-1 ilaçlarının hücreleri yeniden programlayarak bağışıklık sistemini güçlendirip iltihaplanmayı azaltabileceğini ve böylece vücudun hücresel düzeydeki yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini gösterdi (Reuters)
Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünün (UC-San Diego) bu hafta yayımladığı araştırma, semaglutid içeren GLP-1 ilaçlarının hücreleri yeniden programlayarak bağışıklık sistemini güçlendirip iltihaplanmayı azaltabileceğini ve böylece vücudun hücresel düzeydeki yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini gösterdi (Reuters)
TT

İnsan deneyleri sonuç verdi: Zayıflama ilaçları, yaşlanmayı yavaşlatabilir

Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünün (UC-San Diego) bu hafta yayımladığı araştırma, semaglutid içeren GLP-1 ilaçlarının hücreleri yeniden programlayarak bağışıklık sistemini güçlendirip iltihaplanmayı azaltabileceğini ve böylece vücudun hücresel düzeydeki yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini gösterdi (Reuters)
Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünün (UC-San Diego) bu hafta yayımladığı araştırma, semaglutid içeren GLP-1 ilaçlarının hücreleri yeniden programlayarak bağışıklık sistemini güçlendirip iltihaplanmayı azaltabileceğini ve böylece vücudun hücresel düzeydeki yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini gösterdi (Reuters)

Julia Musto Bilim ve İklim Muhabiri 

Yeni bir araştırmaya göre, Ozempic ve GLP-1 sınıfındaki diğer zayıflama ilaçları biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabilir.

Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünün (UC-San Diego) bu hafta yayımladığı araştırma, semaglutid içeren GLP-1 ilaçlarının hücreleri yeniden programlayarak bağışıklık sistemini güçlendirip iltihaplanmayı azaltabileceğini ve böylece vücudun hücresel düzeydeki yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini ortaya koydu.

GLP-1'lerin diğer sağlık yararları önceden tespit edilmişti ve San Diego ekibi, bunların biyolojik yaşlanmanın yavaşlamasıyla bağlantılı olabileceğini söylüyor. Ancak ekip, bu süreç hakkında hâlâ öğrenilmesi gereken çok şey olduğunu belirtiyor.

Okulun tıp fakültesinden Doçent Michael Corley yaptığı açıklamada, "Semaglutidin yaşlanmayı tersine çevirdiğini veya insanları gençleştirdiğini söylemiyoruz" diyor. 

Yaşlanmayla ilişkili bazı biyolojik süreçleri yavaşlatabileceğine dair bir işaret görüyoruz.

Yaklaşık 30 milyon Amerikalı, zayıflamaya yardım etmesinin yanı sıra diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi diğer rahatsızlıklar için de GLP-1'leri kullanıyor.

Uzmanlar, alkolle uyuşturucudan uzak durma, iyi bir beslenme biçimi ve düzenli egzersizin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabileceğini uzun zamandır biliyor.

Colorado Üniversitesi Boulder Anschutz kampüsünün önceden yaptığı bir araştırma, GLP-1'lerin hücreleri yeniden programlayarak vücudun bağışıklık tepkisini güçlendirebileceğini göstermişti.

UC-San Diego'dan Corley, bu çalışmada da aynı şeyin olabileceğini öne sürüyor. Bilim insanı, "Yeni yeni ortaya çıkan veriler, GLP-1 ilaçlarının farklı organlardaki belirli hücreleri yeniden programlayabileceğine işaret ediyor" diyor.

İltihaplanma, vücudun yaralanmalara ve istilacı bakterilere verdiği doğal bir tepki ancak uzun süre devam ettiğinde, organlarla dokulara zarar verebilir ve hücre yaşlanmasını hızlandırabilir.

UC-San Diego'ya göre, GLP-1 ilaçları, iltihaplanmaya neden olabilecek fazla yağın atılmasını sağlayarak hücre yaşlanmasını durduruyor.

İltihaplanma ayrıca HIV gibi kronik hastalıkların gelişme riskini de artırıyor. Daha önceki araştırmalar, genital iltihaplanmadan muzdarip kadınların cinsel yolla HIV enfeksiyonu kapma riskinin daha yüksek olduğunu göstermişti.

32 hafta süren yeni çalışma, lipohipertrofi adı verilen bir rahatsızlık nedeniyle aşırı yağ birikimi olan 100'den fazla HIV'li yetişkin üzerinde gerçekleştirildi. Lipohipertrofi, iğne tedavisi gören kişilerde yaygın rastlanan ve iltihaplanma nedeniyle gelişen bir rahatsızlık. Çalışmaya katılanların bazıları, HIV hastalarının sıklıkla yakalandığı bir başka sorun olan metabolik disfonksiyona bağlı steatoz karaciğer hastalığından da muzdaripti.

UC-San Diego ekibi çalışmanın 24. haftasında, GLP-1'lerin HIV ve steatoz karaciğer hastalığı olan katılımcıların yüzde 42'sinde biyolojik yaşlanma hızını yavaşlattığını tespit etti.

Corley, "HIV'de incelediğimiz biyolojik süreçlerin çoğu, genel nüfustaki yaşlanma için de merkezi öneme sahip" diyor. 

Bu süreçler HIV'li kişilerde daha erken veya daha belirgin görülebildiği için bu topluluk, sağlıklı yaşam süresini daha kapsamlı bir şekilde iyileştirebilecek müdahaleleri belirlememize yardımcı olabilir.

UC-San Diego ekibi, bu bulguları doğrulamak ve ilaçların vücuttaki biyolojik yaşlanmayı ne kadar süreyle yavaşlatabileceğini belirlemek için daha geniş çaplı denemeler yapmayı umuyor. Bu, gelecekte HIV'li kişilerin ve nüfusun daha geniş kısmının ilaç dozlarına ve tedavisine ışık tutabilir.

Araştırmacılar ayrıca sağlıklı beslenme, egzersiz ve uyku gibi etkisi kanıtlanmış diğer yöntemlerle yaşlanmanın daha da yavaşlatılmasının mümkün olup olmadığını araştırmayı planlıyor.

Corley, "GLP-1 bazlı yeni tedavilerin ortaya çıkmasıyla birlikte bu alanda, bu sınıftaki farklı ilaçların yaşlanma biyolojisi üzerinde farklı etkileri olup olmadığını test etme ve en fazla faydayı hangi hastalara sağlayabileceğini belirleme fırsatı doğdu" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


Enerjik hissederken uykuya dalmanın yolları

Fotoğraf: Pexels
Fotoğraf: Pexels
TT

Enerjik hissederken uykuya dalmanın yolları

Fotoğraf: Pexels
Fotoğraf: Pexels

Bazı insanlar, gevşemeye ihtiyaç duymalarına rağmen kendilerini enerjik hissettikleri için uykuya dalmakta güçlük çekerler.

Şarku’l Avsat’ın Amerikan Ulusal Kamu Radyosu'nun (NPR) aktardığı habere göre uyku uzmanları, yatmadan önce vücudu uykuya hazırlayacak alışkanlıkları içeren bir gevşeme rutini edinilmesini tavsiye ediyor. Bu alışkanlıklar; örgü örmek veya kitap okumak gibi sakinleştirici hobileri, meditasyon yapmak ya da akşam yürüyüşüne çıkmak gibi kişisel bakım aktivitelerini veya ideal bir uyku ortamı hazırlamayı kapsayabilir.

California Üniversitesi'nde klinik psikolog ve profesör olan Allison Harvey, "Eğer bir uyku öncesi ritüeliniz yoksa, yeni bir tane edinmenin tam zamanı" diyor. Harvey'e göre bu ritüeller, vücudumuza uyku vaktinin geldiğini haber veren bir dizi biyolojik ve fizyolojik tepkiyi tetikleyebiliyor. Harvey, "Gün içinde biriken o 'tehdit' veya gerginlik hissinden kurtulabilirsek, bu durum uykumuzu doğrudan destekleyecektir." şeklinde konuştu.

Uyku uzmanları, uyku öncesi rutininize dahil edebileceğiniz bilimsel olarak kanıtlanmış şu stratejileri öneriyor:

1. Strateji: Ortamın ışığını azaltın

Işıkları kısmak, vücudumuzun melatonin salgılamasını tetikler. Melatonin, sirkadiyen ritmimizi (biyolojik saatimizi) düzenleyen ve vücuda uyku vaktinin geldiğini sinyalini veren doğal bir hormondur.

Bu gece şunu deneyin: Akşam saatlerinde oturma odası ve yatak odasındaki parlak tavan lambalarını kapatın. Ortamı loş tutmak için düşük enerjili abajur veya masa lambalarını açın. Yatarken de bu lambaları kapatmayı unutmayın.

dgth
Fotoğraf: Pexels

Profesör Harvey, gözleriniz kapalı olsa bile ışığın uykunuzu etkileyebileceğini belirtiyor. Bu nedenle, evinizde ışık geçirmeyen kalın perdeleriniz (blackout) yoksa, sızan ışıkları engellemek için bir uyku maskesi kullanabilirsiniz.

2. Strateji: Vücudunuzu serin tutun

Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin podcast sunucusu ve uyku tıbbı uzmanı Dr. Seema Khosla, daha hızlı uykuya dalmak için vücut iç sıcaklığının düşürülmesi gerektiğini belirtiyor. Bu durum vücuda uyku zamanının geldiği sinyalini verir; vücut sıcaklığınız ne kadar hızlı düşerse, o kadar çabuk uykuya dalarsınız.

Dr. Khosla, vücut sıcaklığını hızla düşürmek için şu yöntemi öneriyor:

Yatmadan önce ılık bir duş alın. Duştan çıkıp daha serin bir ortama (örneğin serin bir yatak odasına) geçmek uykuyu kolaylaştırır.

Oda termostatının derecesini düşürün. Khosla, yatak odası sıcaklığının ideal olarak 20°C civarında tutulmasını tavsiye ediyor.

3. Strateji: Sizi heyecanlandıracak her şeyden kaçının

Profesör Harvey, "Deliksiz bir uyku için yatmadan önce kendinizi sakin ve dingin bir ruh haline hazırlamaya çalışın. İster pozitif ister negatif olsun, duygularınızı harekete geçirecek her şeyden kaçınmak en doğrusudur. Gece yatma vakti; gelen son e-postayı kontrol etmek veya arkadaşlarınıza heyecan verici planlar hakkında mesaj atmak için doğru bir zaman değildir" diyor.

Bunun yerine, "bir güven hissi yaratmaya ve uyku vaktini güzel anılarla bağdaştırmaya" odaklanmalısınız. Gece aktivitelerinize yeni bir gözle bakın: Sizi gerçekten rahatlatıyorlar mı? Cevabınız hayır ise onları değiştirmeyi deneyin.

Harvey ayrıca, kaygı ve stres hissini azaltmak için duygusal bağ kurmayı öneriyor. Yatmadan önce çocuğunuza sarılmak gibi basit eylemler, rahatlama hissi yaratmaya büyük ölçüde yardımcı olur.

4. Strateji: Problemleri aşırıya kaçmadan çözün

Zihniniz pek çok düşünceyle meşgulken uykuya dalmak zor olabilir. Harvey, zihindeki karmaşık düşünceleri yatıştırmak için ışıkları kapatmadan önce stres kaynaklarıyla yüzleşilmesini tavsiye ediyor ve ekliyor: "Uyumaya çalışırken tüm bu düşüncelerin üst üste yığılmasını istemeyiz."

Kendinizi sorunlar veya yapılacaklar listesi hakkında endişelenirken bulursanız, elinize bir kağıt ve kalem alın. Her bir sorunu veya görevi ve bunu çözmek için ertesi gün atacağınız ilk somut adımı yazın. Ancak o an sorunu çözmeye çalışmayın. İnsanlar yatakta problem çözmeye başladıklarında, bu durum uykuyu kaçıran yeni bir kaygı kaynağına dönüşür.