Meyve, doğal olarak şeker içerdiği için kan şekeri üzerindeki etkisi nedeniyle çoğu zaman kötü bir üne sahip. Ancak diyabet veya prediyabet tanısı, meyve tüketmekten tamamen vazgeçilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Meyveyle ilgili yaygın uyarıların çoğu da beslenmenin genel tablosunu göz ardı ediyor.
Şarku’l Avsat’ın Verywell Health’ten aktardığı habere göre meyve tüketimi ve bunun kan şekeri üzerindeki etkisiyle ilgili yaygın yanlış inanışları ve tıbbi önerilerin meyveyi beslenme düzenine dahil etmenin en uygun yolları konusunda neler söylediğini ele alıyor.
1. Meyvenin çok fazla şeker içerdiği inanışı
Meyve fruktoz, glikoz ve sakkaroz gibi doğal şekerler içeriyor. Ancak şeker, meyvenin sağladığı besin öğelerinden yalnızca biri.
Tam meyveler aynı zamanda lif, su, vitamin, mineral ve yararlı bitkisel bileşikler açısından zengin. Amerikan Diyabet Derneği (ADA), diyabet ve prediyabet hastaları için besin değeri yüksek bir seçenek olarak tam meyve tüketilmesini öneriyor.
Meyvede bulunan şekerin gramına yalnızca odaklanmak yerine beslenmenin genel tablosuna bakmak daha doğru:
Meyvenin içerdiği toplam karbonhidrat ve lif miktarı dikkate alınmalı.
İşlenmiş meyve ürünleri yerine tam meyveler daha fazla tercih edilmeli.
Bir gıdada doğal olarak bulunan şekerin, o gıdanın otomatik olarak sağlıksız olduğu anlamına gelmediği unutulmamalı.
2. Diyabet hastalarının meyveden kaçınması gerektiği inanışı
Diyabet tanısı almak meyve tüketmeyi bırakmayı gerektirmiyor. Aksine bazı araştırmalar, daha fazla taze meyve tüketen tip 2 diyabet hastalarının kan şekeri kontrolünde daha iyi sonuçlar elde etme eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Bu durum, söz konusu iyileşmenin yalnızca meyve tüketiminden kaynaklandığını kanıtlamasa da meyvenin sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabileceğine işaret ediyor.
Meyve, diyabet hastalarına uygun bir beslenme düzenine çeşitli şekillerde dahil edilebilir:
Taze, dondurulmuş veya ilave şeker içermeyen konserve meyvelerden farklı çeşitlerde tüketilebilir.
Özellikle alınan karbonhidrat miktarı takip ediliyorsa porsiyonlara dikkat edilebilir.
Vücudun farklı meyve türlerine ve miktarlarına verdiği yanıtı görmek için kan şekeri ölçümlerinden yararlanılabilir.
3. Bazı meyvelerin "yasak" olduğu inanışı
Muz, ananas, üzüm, mango ve karpuz gibi meyveler, tatlarının daha şekerli olması veya bazı meyvelere kıyasla bir porsiyonda daha fazla karbonhidrat içermeleri nedeniyle zaman zaman "yenmemesi gereken gıdalar" listesine alınıyor.
Ancak diyabet veya prediyabet hastalarının tamamının kaçınması gereken meyvelerden oluşan tek bir liste bulunmuyor.
Bunun yerine porsiyon büyüklüğünü ve kişinin kan şekeri yanıtını dikkate almak daha doğru:
Karbonhidrat içeriği daha yüksek meyveler kişisel ihtiyaçlara uygun miktarlarda tüketilmeli.
Meyve, kuruyemiş, peynir, süzme yoğurt veya başka bir protein ya da yağ kaynağıyla birlikte tüketilebilir.
Tadı daha tatlı olan bir meyvenin otomatik olarak kötü bir seçenek olduğu düşünülmemeli.
4. Tek iyi seçeneğin orman meyveleri olduğu inanışı
Orman meyveleri lif ve diğer besin öğelerini içermeleri nedeniyle iyi bir seçenek. Ancak kan şekerinin dengede tutulmasına yardımcı olan bir beslenme düzenine uygun tek meyve grubu bunlar değil.
Amerikan Diyabet Derneği, seçenekleri yalnızca birkaç meyve türüyle sınırlandırmak yerine genel olarak sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olarak tam meyvelere odaklanılmasını öneriyor.
Farklı meyveleri tüketmek daha geniş bir besin öğesi yelpazesinin alınmasına yardımcı olabilir:
Orman meyveleri, elma, armut, turunçgiller, şeftali, kivi veya kavun gibi farklı meyveler dönüşümlü olarak tüketilebilir.
Kişinin sevdiği ve düzenli olarak tüketme ihtimali yüksek meyveler tercih edilebilir.
Belirli meyveleri "iyi" veya "kötü" olarak sınıflandırmak yerine genel beslenme düzenine bakılmalı.
5. Doğal şekerin hesaba katılmadığı inanışı
Bir başka yaygın inanış da meyvede doğal olarak bulunan şekerin önem taşımadığı yönünde. Meyvedeki şeker doğal olsa da meyve aynı zamanda karbonhidrat içeriyor ve bu karbonhidratlar kan şekeri seviyesini yükseltebiliyor.
Amerikan Diyabet Derneği, diyabetle mücadele için oluşturulan kişisel beslenme planında karbonhidratların kan şekeri üzerindeki etkisinin dikkate alınmasını öneriyor.
Bu nedenle meyve karbonhidratların etkisinden tamamen "muaf" değil ancak aynı zamanda korkulması gereken bir gıda da değil:
Karbonhidrat hesabına dayalı bir beslenme düzeni uygulanıyorsa meyve, tüketilen toplam karbonhidrat miktarına dahil edilmeli.
Aynı anda birden fazla porsiyon meyve tüketildiğinde porsiyon büyüklüğüne dikkat edilmeli.
Öğün ve ara öğünler planlanırken yemeğin diğer bileşenleri de dikkate alınmalı.
6. Meyve suyunun tam meyveyle aynı olduğu inanışı
Meyve suyu ve tam meyve aynı kaynaktan elde edilse de vücut bunları farklı şekilde işliyor.
Meyvenin suyu çıkarılırken lifin büyük bölümü kayboluyor. Ayrıca birden fazla meyvenin içerdiği karbonhidratları tek seferde içmek daha kolay hale geliyor. Bu nedenle Amerikan Diyabet Derneği tam meyvelerin tercih edilmesini ve meyve suyunun ölçülü tüketilmesini öneriyor.
Günlük kan şekeri yönetimi için:
Tam meyveler alışılmış tercih haline getirilmeli.
Meyve suyu tüketilecekse miktar sınırlı tutulmalı ve yüzde 100 meyve suyu tercih edilmeli.
Meyve suyu, meyve tüketmenin temel yolu olarak görülmemeli.
7. Kuru meyvenin kan şekeri için kötü olduğu inanışı
Kuru meyveler, içerdikleri suyun büyük bölümünün kaybolması nedeniyle taze meyvelere kıyasla daha yoğun hale geliyor. Bu da küçük bir miktar kuru meyvenin yüksek miktarda karbonhidrat içerebilmesi anlamına geliyor.
Kuru meyveler yasak değil ancak porsiyon büyüklüğü önem taşıyor. Uzmanlar, kuru meyvenin kan şekeri üzerindeki etkisinin tüketilen meyvenin türüne ve miktarına bağlı olduğunu belirtiyor.
Kuru meyveler de beslenme düzenine uygun şekilde dahil edilebilir:
Doğrudan paketten tüketmek yerine porsiyon miktarına dikkat edilmeli.
Bulunabildiği durumlarda ilave şeker içermeyen çeşitler tercih edilmeli.
Küçük bir miktar kuru meyve, kuruyemiş veya protein ya da yağ içeren başka bir gıdayla birlikte tüketilebilir.