Erken bunama... Neden görmezden geliyoruz? En belirgin belirtileri neler?

Bunama genellikle yaşlılarla ilişkilendirilse de bu durum yaş ayrımı gözetmez. (Reuters)
Bunama genellikle yaşlılarla ilişkilendirilse de bu durum yaş ayrımı gözetmez. (Reuters)
TT

Erken bunama... Neden görmezden geliyoruz? En belirgin belirtileri neler?

Bunama genellikle yaşlılarla ilişkilendirilse de bu durum yaş ayrımı gözetmez. (Reuters)
Bunama genellikle yaşlılarla ilişkilendirilse de bu durum yaş ayrımı gözetmez. (Reuters)

Dünya çapında yaklaşık 57 milyon insan bunama (demans) hastalığından mustarip. Demans vakalarının çoğu yaşlı insanlarda teşhis edilirken, vakaların yaklaşık yüzde 7'si 65 yaşın altındaki insanlarda görülüyor.

Bu sayının daha yüksek olmasının nedeni erken bunamanın yeterince teşhis edilememesi olabilir. Bu da pek çok insanın ihtiyaç duyduğu destekten mahrum kalabileceği anlamına geliyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent'tan aktardığına göre erken bunamanın yeterince teşhis edilmemesinin beş nedeni ve hastalıkla ilişkili en yaygın semptomlar şunlar:

Demans ve yaşlılıkla ilişkisi

‘Demans’ kelimesini duyduğunuzda aklınıza 65 yaş altı biri geliyor mu? Demans genellikle yaşlılarla ilişkilendirilse de bu durum ayrım gözetmez. Aslında, herkese (hatta çocuklara bile) farklı demans türleri teşhisi konulabilir. Ancak bu yaygın varsayım, pek çok gencin doktorlarına başvurmayacağı anlamına geliyor. Çünkü çoğu kişi semptomlarının herhangi birinin nedeninin demans olabileceğini düşünmez.

Doktorlar da genellikle gençlerde demans olasılığını göz ardı ediyor. Erken bunama teşhisi konulan birçok kişinin semptomları başlangıçta göz ardı edilmiş ve hatta bazı doktorlar bu kişilerin deneyimlerine çok az ilgi göstermiştir. Gençlere demans için ‘çok genç’ olduklarının söylenmesi de alışılmadık bir durum değildir.

Bu deneyimlerin hayal kırıklığına yol açması şaşırtıcı değildir. Hastalar ve aileleri, sağlık sistemleri tarafından önemsenmediklerini ve ihmal edildiklerini hisseder.

Farklı semptomlar

Demans genellikle kısa süreli hafıza kaybı ile ilişkilendirilir. Ancak biliş (düşünmeden algılamaya kadar tüm zihinsel süreçlerimizi kapsar) son derece karmaşıktır.

Bu nedenle demans, kişilik ve dilde değişiklikler, nesneleri tanımada, mesafeleri tahmin etmede veya hareketleri koordine etmede zorluklar ve hatta halüsinasyonlar ve sanrılar gibi çok çeşitli semptomlara yol açabilir.

Yaşlılarda görülen demansla karşılaştırıldığında, erken bunama hastalarında hafıza kaybı dışında belirtilerin görülme olasılığı daha yüksektir. Örneğin, araştırmalar erken Alzheimer hastalığı olan kişilerin yaklaşık üçte birinde koordinasyon sorunları ve görme değişiklikleri ile ilişkili erken belirtiler olduğunu göstermektedir.

Demansın nadir nedenleri

Demans, hepsi bilişsel bozukluğa neden olan bir dizi beyin bozukluğu için kullanılan bir şemsiye terimdir. Yaşlılarda demansın en yaygın nedeni Alzheimer hastalığıdır ve vakaların yüzde 50 ila 75'ini oluşturur. Ancak 65 yaşın altındaki kişilerde demans vakalarının yalnızca yüzde 40'ı Alzheimer hastalığına bağlanabilir.

Bunun yerine, erken bunama genellikle frontotemporal demans gibi nadir görülen nörodejeneratif durumlardan kaynaklanır. Frontotemporal demans, demans teşhisi konulan yaklaşık yirmi kişiden birini etkilemektedir. Bu hastalıklar beynin kişilik, davranış, dil, konuşma ve yürütme işlevlerinden sorumlu bölümlerini etkiler.

Örneğin, primer progresif afazi bir frontotemporal demans türüdür. Bu tür, her 100 bin kişiden yaklaşık üçünü etkiler. Primer progresif afazi esas olarak kişinin iletişim kurma ve konuşmayı anlama becerisini etkiler.

Sekonder demans da erken başlangıçlı demansı olan kişilerde daha yaygındır. Altta yatan başka bir tıbbi durum, bir hastalık (Huntington hastalığı veya beyin tümörü gibi) veya bir dış faktörün (viral enfeksiyon, madde bağımlılığı veya kafa travması gibi) neden olduğu demanstır.

Semptomların diğer durumlarla örtüşmesi

Erken bunama belirtileri, bipolar bozukluk, psikoz, depresyon ve anksiyete gibi bazı ruh sağlığı durumlarında yaygın olarak görülen belirtilere çok benzer.

Belirtiler arasında ilgisizlik, panik hissi, sinirlilik, ajitasyon, halüsinasyonlar ve sanrılar da yer alabilir.

Erken bunamanın erken belirtileri kadınlarda menopoz veya yorgunluk dönemi olarak yanlış teşhis edilebilir.

Elbette bu belirtileri yaşayan herkes erken bunama hastası değildir. Ancak teşhisi kolaylaştırmak için örtüşen semptomlar hakkında farkındalık yaratmak önemlidir.

Deneyimler kişiden kişiye değişir

Bir kişinin semptomlarının türü ve şiddeti, fiziksel sağlığı, sosyal çevresi ve hatta stres düzeyleri gibi birçok faktöre bağlı olarak değişebilir. Tüm bunlar demansın nasıl yaşandığı konusunda önemli farklılıklara yol açar.

Kişinin bilişsel rezervi (beynin hasar veya beyin değişikliklerine rağmen iyi bilişsel işlevi sürdürme yeteneği) de demans semptomlarını nasıl yaşadıklarını ve bunlarla nasıl başa çıktıklarını etkiler. Bazı insanlar bu zorlukların üstesinden gelmek için güçlü destek ağlarına, psikolojik dayanıklılığa veya kişiselleştirilmiş başa çıkma stratejilerine güvenerek daha etkili bir şekilde uyum sağlayabilir.



Plastik su şişeleri pankreasa zarar verebilir, diyabet riskini artırabilir

Su şişelerinde bulunan mikroplastik parçacıklar pankreasa doğrudan zarar verebilir (Reuters)
Su şişelerinde bulunan mikroplastik parçacıklar pankreasa doğrudan zarar verebilir (Reuters)
TT

Plastik su şişeleri pankreasa zarar verebilir, diyabet riskini artırabilir

Su şişelerinde bulunan mikroplastik parçacıklar pankreasa doğrudan zarar verebilir (Reuters)
Su şişelerinde bulunan mikroplastik parçacıklar pankreasa doğrudan zarar verebilir (Reuters)

Yeni bir araştırma, plastik su şişelerinde bulunan mikroplastik parçacıkların pankreasa doğrudan zarar verebileceğini ve diyabete yol açabileceğini ortaya koydu.

Önceki çalışmalar, boyutları milimetrenin binde biri ile beş milimetre arasında değişen mikroplastik parçacıkları; hormonal bozukluklar, diyabet, felç ve çeşitli kanser türleri dâhil olmak üzere birçok sağlık sorunuyla ilişkilendirmişti. Ancak bu araştırmaların büyük bölümünde mikroplastikler ile söz konusu hastalıklar arasında doğrudan nedensel bir bağ net biçimde ortaya konulamamıştı.

Şarku’l Avsat’ın  Independent’ten aktardığı habere göre Polonya ve İspanya’dan araştırmacıların yürüttüğü yeni çalışma, plastik şişelerin ana bileşeni olan polietilen tereftalat (PET) parçacıklarının domuzlarda pankreas hücreleri üzerinde doğrudan toksik etkilere sahip olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, pankreas fonksiyonları ve metabolik süreçler açısından insanlara benzerliği nedeniyle hayvan modeli olarak domuzları tercih etti.

Çalışmada, domuz pankreası dört hafta boyunca farklı yoğunluklarda PET türü mikroplastiklere maruz bırakıldı. Bu süreçte yağ birikimi, hücresel düzeyde toksisite ve pankreasın genel metabolik işlevlerindeki değişimler yakından takip edildi.

Araştırma sonuçları, PET türü mikroplastiklerin pankreas içinde ciddi hücre ölümüne yol açabildiğine ve bunun organın işlevlerinde ağır bozulmalara neden olabileceğine işaret etti. Bu parçacıkların, pankreasın temel görevlerinde rol alan proteinleri doğrudan etkilediği belirlendi.

Özellikle mikroplastiklere maruz kalma sonrası pankreasta anormal yağ damlacığı birikimi tespit edildi. Bu durumun, insülin salgısının azalması ve glikoz metabolizmasının bozulmasıyla ilişkili olduğu vurgulandı. Ayrıca araştırmacılar, mikroplastiklerin hücresel düzeyde pankreas iltihabına da yol açabileceğini belirtti.

Araştırma ekibi, politika yapıcıları ve sağlık otoritelerini artan mikroplastik kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerine daha fazla odaklanmaya çağırdı. Ayrıca mikroplastiklerin gıda zincirinde nasıl biriktiğinin daha iyi anlaşılması için ileri araştırmalara ihtiyaç olduğu ifade edildi.


Karanfil astıma iyi gelir mi? Uzmanlar bilimsel kanıtlara dikkat çekiyor

Günlük bir karanfil tanesi tüketmek, bronşlardaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir (Pexels)
Günlük bir karanfil tanesi tüketmek, bronşlardaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir (Pexels)
TT

Karanfil astıma iyi gelir mi? Uzmanlar bilimsel kanıtlara dikkat çekiyor

Günlük bir karanfil tanesi tüketmek, bronşlardaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir (Pexels)
Günlük bir karanfil tanesi tüketmek, bronşlardaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir (Pexels)

Karanfil, kendine has aromasıyla hem mutfakların hem de geleneksel tıbbın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Karanfil ağacının çiçek tomurcuklarından elde edilen bu baharat; et yemeklerinden sıcak içeceklere, tatlılardan hamur işlerine kadar pek çok alanda kullanılıyor.

Solunum yolu hastalıklarında karanfil

Araştırmalar, karanfilde bulunan bazı bileşiklerin karaciğer sağlığını desteklemek, kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olmak ve solunum yolu hastalıklarına katkı sağlamak gibi çeşitli sağlık yararları olabileceğine işaret ediyor. Karanfil, geleneksel olarak astım, bronşit ve öksürük gibi solunum yolu rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılmıştır.

Anti-inflamatuar (iltihap giderici) ve balgam söktürücü özellikleri sayesinde hava yollarının temizlenmesine ve nefes almanın kolaylaşmasına yardımcı olabileceği belirtilmektedir. Günde bir adet karanfil tüketmenin, bronşlardaki iltihabı azaltmaya, tahrişi yatıştırmaya ve solunum sistemi sorunlarının belirtilerini hafifletmeye katkı sağlayabileceği ifade edilmektedir. Bu etkinin özellikle soğuk algınlığı ve grip mevsimlerinde, solunum sağlığının daha hassas olduğu dönemlerde faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Karanfilin uçucu yağında bulunan ve ana bileşen olan öjenol maddesinin; iltihap giderici, ağrı kesici ve antimikrobiyal özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Bu özellikler, bronşların iltihaplanması ve daralmasıyla karakterize edilen astım hastalığında teorik olarak faydalı olabilir.

Ancak, karanfilin astım tedavisindeki etkinliğini kesin olarak destekleyen bilimsel kanıtlar sınırlıdır. Bazı deneysel çalışmalarda, karanfil özleri ya da öjenolün hayvan modellerinde bronşları genişletici veya iltihap azaltıcı etkiler gösterebildiği öne sürülse de, bu bulgular insanlarda yapılan güçlü klinik çalışmalarla henüz net biçimde doğrulanmış değildir.

Karanfilin olası yan etkileri

Ağızdan tüketim:

Küçük miktarlarda karanfil tüketimi genellikle güvenli kabul edilmektedir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), karanfil tomurcukları ve karanfil yağını gıda katkısı olarak “genel olarak güvenli” sınıfında değerlendirmektedir. Bununla birlikte, özellikle hamileler ve emziren kadınlarda yüksek miktarlarda tüketimin etkilerine dair yeterli veri bulunmamaktadır. Bu nedenle tariflerde önerilen miktarların aşılmaması tavsiye edilir.

Karanfil yağının yutulması:

Karanfil ve karanfil yağı öjenol içerir; ancak bu maddenin konsantrasyonu damıtılmış yağda çok daha yüksektir. Bu nedenle karanfil yağının ağızdan alınması, özellikle çocuklar için güvenli değildir. Küçük miktarlar bile nöbetler, karaciğer hasarı ve vücut sıvı dengesinde bozulmalar gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Ayrıca kanama bozukluğu olan kişilerde ya da cerrahi girişimler sırasında kanama riskini artırabilir.

Harici kullanım:

Karanfil yağı veya karanfil özlü kremlerin cilt üzerine kullanımı genellikle güvenli kabul edilir. Ancak karanfil yağının diş etlerine uygulanması tahrişe ve doku hasarına neden olabilir.

İlaç etkileşimleri:

Kan sulandırıcı ilaçlar veya kan şekerini düzenleyen ilaçlar (diyabet ilaçları gibi) kullanan kişilerin dikkatli olması gerekir. Karanfilde bulunan öjenol, bu tür ilaçların etkileriyle etkileşime girebilir.


Bilim insanları ergenlerin ruh sağlığını iyileştirmenin yolunu açıkladı

Yeni araştırma, hafta sonları uyumanın ergenlerin depresyon belirtileri sergileme riskini azaltabileceğini gösteriyor (Unsplash)
Yeni araştırma, hafta sonları uyumanın ergenlerin depresyon belirtileri sergileme riskini azaltabileceğini gösteriyor (Unsplash)
TT

Bilim insanları ergenlerin ruh sağlığını iyileştirmenin yolunu açıkladı

Yeni araştırma, hafta sonları uyumanın ergenlerin depresyon belirtileri sergileme riskini azaltabileceğini gösteriyor (Unsplash)
Yeni araştırma, hafta sonları uyumanın ergenlerin depresyon belirtileri sergileme riskini azaltabileceğini gösteriyor (Unsplash)

Julia Musto Bilim ve İklim Muhabiri 

Federal bir araştırmada ABD'li ergenlerin ruh sağlığının son 10 yılda kötüleştiği ve sürekli üzgün veya umutsuz hissettiğini bildirenlerin oranının 2013'te yüzde 30'ken 2023'te yüzde 40'a çıktığı bulundu.

ABD Sağlık Kaynakları ve Hizmetleri İdaresi'nin yine 2023'e ait verilerine göre, o yıl ergenlerin 5'te birinden fazlası bir ruh sağlığı sorunu veya davranış bozukluğu tanısı aldı.

Oregon Üniversitesi'nden araştırmacılar, genç Amerikalıların ruh sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilecek bir yöntem bulduklarını söylüyor.

Oregon Üniversitesi ve New York Eyalet Üniversitesi Upstate Tıp Fakültesi'nden araştırmacılar, hafta sonları daha uzun süre uyumanın 16-24 yaşlarındaki Amerikalılarda depresyon belirtileri geliştirme riskini yüzde 41 azalttığını saptadı.

Oregon Üniversitesi doçentlerinden lisanslı psikolog Melynda Casement yaptığı açıklamada, "Uyku araştırmacıları ve hekimler, ergenlerin haftanın her günü düzenli vakitlerde 8-10 saat uyumasını uzun zamandır öneriyor ancak bu birçok ergen veya insanların geneli için pratik değil" diyor.

Araştırmacılar, ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri'nin 2021-23'ü kapsayan Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketi'nden elde edilen verileri kullandı. Bu veriler, ergenlerin hafta içi ve hafta sonları uyandığı ve uyuduğu saatlerin yanı sıra depresyon belirtileri yaşayıp yaşamadığını veya günlük ölçekte üzgün ya da depresif hissedip hissetmediğini içeriyordu.

Katılımcıların hafta sonu aldığı telafi uykusu ve hafta sonu günlerindeki ortalama uyku süresiyle hafta içi günlerindeki ortalama uyku süresi arasındaki fark hesaplandı.

Araştırmacılar, hafta sonları uyumanın ergenlerin ruh sağlığını olumlu yönde nasıl etkilediğiyle ilgili spekülasyon yürütmese de bu yaş grubunun kötü uykudan orantısız bir şekilde etkilendiğini, normal uyku düzenlerinin bu yıllarda değişmeye başladığını, böylece erkenden okula gidecekleri günden önceki akşam uykuya dalmakta zorlandıklarını belirtiyor.

Casement, "Sabah insanı olmak yerine, daha çok gece kuşu oluyorlar" diyor. 

Ve uyumaya başlama saati ergenlik döneminde, 18-20 yaşına kadar giderek ileriye kayıyor. Ondan sonra tekrar sabah insanı olmaya başlıyorlar.

Casement, gençlerin sağlığı için en iyisinin her gece önerilen miktarda uyku almak olduğunu ancak sundukları stratejinin, gece kuşlarının kullanabileceği bir seçenek olabileceğini söylüyor.

Önceki araştırmalar Amerikalı gençlerin 20 yıl öncesine kıyasla (büyük ölçüde elektronik cihazlar nedeniyle) daha az uyuduğunu gösterirken Haziran 2025'te yapılan bir araştırma, daha az uyuyan ergenlerin karar verme, özdüşünüm ve bilgi işleme gibi kritik rollere sahip beyin bölümleri arasında daha az bağlantı kurulduğunu ortaya koymuştu.

Georgia Üniversitesi'ne göre beynin bu bölümlerindeki aksaklıklar, depresyon, DEHB ve şizofreni gibi zihinsel hastalıklarla bağlantılı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/life-style