Günde bir B6 vitamini hapı depresyon belirtilerini hafifletebilir

Günde bir B6 vitamini hapı depresyon belirtilerini hafifletebilir
TT

Günde bir B6 vitamini hapı depresyon belirtilerini hafifletebilir

Günde bir B6 vitamini hapı depresyon belirtilerini hafifletebilir

Araştırmalar, her gün bir B6 vitamini hapı almanın depresyon belirtilerini yalnızca bir ay içinde hafifletebileceğine işaret ediyor.

Bilim insanları, bu takviyelerin ruh haliyle bağlantılı kimyasal nörotransmiterlerin beyindeki üretimini artırdığına inanıyor. Deneyde kullanılan B6 vitamini dozu 100 miligramdı. Bu miktar, çoğu insanın günlük aldığı dozun 50 katından fazlasına karşılık geliyor.

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), erkeklerin günde en az 1,4 miligram, kadınların ise 1,2 miligram B6 vitamini almasını tavsiye ediyor. Çoğu insan ise beslenme yoluyla yaklaşık 2 miligram B6 vitamini alıyor. İngiliz Times gazetesinin aktardığına göre bu vitamin, çok sayıda gıdada düşük miktarlarda bulunuyor.

B6 vitamininin faydaları

B6 vitamini, proteinlerin, karbonhidratların ve yağların parçalanmasında ve güçlü bir bağışıklık sisteminin oluşturulmasında önemli rol oynuyor. Ancak bu işlevlerin yerine getirilmesi için yalnızca düşük miktarlarda B6 vitaminine ihtiyaç duyuluyor.

İngiltere'de gerçekleştirilen ve bu ay Depression and Anxiety dergisinde yayımlanan yeni araştırmanın, B6 vitamininin etkilerini inceleyecek daha kapsamlı klinik deneylerin önünü açması bekleniyor.

Araştırmanın başlangıcında 268 katılımcı, psikologların depresyon, stres ve kaygı düzeylerini ölçmek için kullandığı bir anketi doldurdu. Ankette katılımcılara günlük yaşamda karşılaştıkları olaylara verdikleri duygusal tepkiler soruldu.

Ardından gönüllüler rastgele gruplara ayrılarak bir ay boyunca B6 vitamini, B12 vitamini veya plasebo aldı.

Araştırmanın başlangıcında depresyon belirtileri bulunan katılımcıların depresyon puanları, bir ay boyunca B6 vitamini tabletleri kullandıktan sonra yarı yarıya düştü. Bu etki, plasebo grubunda gözlemlenen etkinin yaklaşık üç katı, B12 vitamini alan grubundaki etkinin ise beş katından fazlaydı.

Araştırmadan umut verici sonuçlar

Araştırmanın başyazarı, Reading Üniversitesi'nden Dr. David Field, “B6 vitamini depresyonda istatistiksel açıdan önemli bir düşüşe neden oldu. Etkisi güçlü ve son derece belirgin” dedi.

Field, B6 vitamininin serotonin, dopamin ve gama-aminobütirik asit (GABA) düzeylerini artırdığını, bunların tamamının duygu ve ruh halinin düzenlenmesine katkıda bulunduğunu belirtti.

Field, “Bu nörotransmiterlerin artması, yüksek dozda B6 vitamininin bir ay boyunca düzenli olarak alınmasının depresyon belirtileri yaşayan kişilerde belirgin bir azalmaya yol açtığını gözlemlememizin muhtemel nedeni” diye konuştu.

Field, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu, B6 vitamininin tek başına veya mevcut tedavilerle birlikte depresyon tedavisinde kullanımını değerlendirecek geniş kapsamlı klinik araştırmalar yapılmasını gerektirdiğine inandığımız umut verici bir sonuç. Bu araştırmalar olası yan etkileri de izleyecek.”

Depresyon, dünya genelinde en yaygın ruh sağlığı bozukluklarından biri. Ancak çok sayıda hasta, mevcut ilaç tedavilerini ya yan etkileri nedeniyle ya da etkili bulmadıkları için kullanmamayı tercih ediyor.

Field'a göre bu çalışma, B6 vitamininin depresyon üzerindeki etkisine ilişkin bir kavram kanıtı sunuyor. Ancak artık geniş kapsamlı bir klinik araştırmaya geçilmesi için güçlü bir gerekçe bulunuyor.

Field, kişisel olarak veya ailesinde depresyon öyküsü bulunan kişilerin koruyucu amaçla yüksek doz B6 vitamini takviyesi kullanabileceğini öne sürdü. Ancak araştırmasının bu konuyu ele almadığını da belirtti.

B6 vitamini açısından zengin besinler arasında muz, patates, kümes hayvanları, ton balığı ve somon gibi balıklar, nohut ve fasulye, tam tahıllar, yumurta, kuruyemişler ve tohumlar bulunuyor. Ayrıca avokado ve ıspanak gibi bazı meyve ve sebzelerden de B6 vitamini alınabiliyor.



Alzheimer ilacı, semptom göstermeyen kişilerde denenecek

Alzheimer Derneği'ne göre BK'de yaklaşık 982 bin kişinin demansla yaşadığı tahmin ediliyor (Unsplash)
Alzheimer Derneği'ne göre BK'de yaklaşık 982 bin kişinin demansla yaşadığı tahmin ediliyor (Unsplash)
TT

Alzheimer ilacı, semptom göstermeyen kişilerde denenecek

Alzheimer Derneği'ne göre BK'de yaklaşık 982 bin kişinin demansla yaşadığı tahmin ediliyor (Unsplash)
Alzheimer Derneği'ne göre BK'de yaklaşık 982 bin kişinin demansla yaşadığı tahmin ediliyor (Unsplash)

Avrupa'da daha önce benzeri yapılmamış bir Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi (NHS) deneyinde, Alzheimer hastalığı riski yüksek olan ancak semptom göstermeyen kişilere bir Alzheimer ilacı verilecek. 

Deneyde, Alzheimer hastalığının geciktirilip geciktirilemeyeceği veya önlenip önlenemeyeceği araştırılacak. Bu amaçla hastalık açısından yüksek risk taşıyan kişilere Trontinemab verilecek. 

BBC'nin haberine göre Surrey ve Borders Partnership NHS Foundation Trust, Avrupa'da bu deneye katılan ilk kurum olacak. Deneye, uluslararası düzeyde 55 ila 80 yaşındaki 1600 sağlıklı yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilecek.

Birleşik Krallık'taki katılımcılar, hafıza kaybı belirtileri göstermediklerinden emin olmak için test edilecek ve Alzheimer gelişimini öngörebilen p-tau217 biyobelirtecinin tespiti için de kan tahlilinden geçecekler. 

İsviçreli ilaç şirketi Roche'un geliştirdiği Trontinemab, serumla doğrudan damara veriliyor. 

Alzheimer Derneği'nin belirttiğine göre ilaç, amiloid proteininin beyinde kümelenmesiyle oluşan amiloid plaklarını hedef alıyor.

Dernek, bu proteinin birikiminin beyin hücrelerinin işlevini yavaşlatabileceğini ve sonunda onları öldürebileceğini söyledi.

Roche'un yayımladığı önceki deney sonuçları, Trontinemab'ın hastalarda amiloidi temizleyebildiğini gösteriyor.

Deneyin baş araştırmacısı Profesör Ramin Nilforooshan, The Telegraph'a şunları söyledi:

Onlarca yıldır araştırmalar, Alzheimer hastalığının belirtileri ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesine odaklandı. PrevenTron (deneyin adı) farklı bir soruyu ele alıyor: Belirtiler başlamadan önce müdahale edebilir miyiz?

Nilforooshan, tedaviyle ilgili hâlâ belirsizlik olduğunu da ekleyerek şunları söyledi:

Bu deneyin mucize yaratacağını söylemiyorum. Bu deneysel bir ilaç. İşe yarayıp yaramayacağını bekleyip görmemiz gerekiyor.

Alzheimer, BK'de demansın en yaygın nedeni ve ilerleyici bir hastalık. Yani semptomlar zamanla kötüleşiyor. 

NHS'e göre en sık 65 yaş üzerindeki kişilerde görülüyor ve bu yaş grubundaki her 14 kişiden birini etkiliyor.

Bu oran 80 yaş üstünde altıda bire kadar yükseliyor. Alzheimer Derneği'ne göre BK'de yaklaşık 982 bin kişinin demans hastası olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


Evde yapılan test, mesane kanserini yüzde 90 doğrulukla tespit ediyor

Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 10 bin 900 yeni mesane kanseri vakası saptanırken, bunlar genellikle sistoskopi adı verilen bir işlemle teşhis ediliyor (Unsplash)
Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 10 bin 900 yeni mesane kanseri vakası saptanırken, bunlar genellikle sistoskopi adı verilen bir işlemle teşhis ediliyor (Unsplash)
TT

Evde yapılan test, mesane kanserini yüzde 90 doğrulukla tespit ediyor

Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 10 bin 900 yeni mesane kanseri vakası saptanırken, bunlar genellikle sistoskopi adı verilen bir işlemle teşhis ediliyor (Unsplash)
Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 10 bin 900 yeni mesane kanseri vakası saptanırken, bunlar genellikle sistoskopi adı verilen bir işlemle teşhis ediliyor (Unsplash)

Evde yapılan bir idrar testinin, mesane kanseri vakalarının 10'da 9'undan fazlasını tespit edebildiği bir araştırmada ortaya kondu.

Birleşik Krallık (BK) Ulusal Sağlık Servisi'nin (NHS) deneylerini yürüttüğü invaziv olmayan test, 7 farklı NHS üroloji bölümünde 964 hasta üzerinde uygulandı.

Cancer Research'e göre BK'de her yıl yaklaşık 10 bin 900 yeni mesane kanseri vakası teşhis ediliyor.

Çoğu hastanın teşhis için üretradan mesaneye küçük bir kamera sokulmasını içeren, sistoskopi adlı invaziv bir işlemden geçmesi gerekiyor.

Yılda 300 binden fazla sistoskopi yapılıyor ancak invaziv olmayan bu yeni test sayesinde binlerce kişi bu işlemden kurtulabilir.

Test, sistoskopinin yerini almasa da doktorların yüksek risk taşıyan ve acil tetkiklerde öncelik verilmesi gereken hastaları belirlemesine yardımcı olabilir.

Çalışmanın ortak yazarlarından, Nonacus Kurucu Ortağı ve Ürün Direktörü Lee Silcock, "En önemlisi, kanser olma ihtimali en yüksek kişileri daha erken belirlemek ve hekimlerin hangi hastaların sistoskopi için güvenle bekleyebileceğine karar vermesini sağlamak" diyor.

Birmingham Üniversitesi ve tanı şirketi Nonacus'un yürüttüğü çalışmanın bulguları, hakemli dergi European Urology Oncology'de yayımlandı.

GALEAS Bladder adıyla satılan idrar testinin, mesane kanseri nedeniyle idrara karışan genomik materyali kontrol ederek yaklaşık bin hasta arasındaki 77 kanser vakasının 71'ini (yüzde 92,2) saptadığı bulundu.

Test, 23 gen üzerinde mesane kanseriyle ilişkili 450'den fazla DNA mutasyonunu tarıyor.

Birmingham Üniversitesi Mesane Kanseri Araştırma Merkezi Direktörü ve çalışmanın ortak yazarı Profesör Richard Bryan, "Bu sonuçlar klinik uygulama açısından çok önemli" diyor.

Çalışmadaki hastaların sadece yüzde 8'ine nihayetinde mesane kanseri teşhisi kondu. Bu durum, çoğu kanser olmamasına rağmen aynı acil tanı sürecinde çok sayıda hastanın bulunduğu NHS hematüri hizmetlerinin karşılaştığı zorluğu vurguluyor. Umut vadeden ve daha az invaziv bir test olan GALEAS'in uygulanması daha kolay ve mesane kanserinin test ve taramalarını çok daha basit hale getirebilir.

Çalışma, evde yapılabilen testlerin kullanılmasının üroloji departmanları üzerindeki yükü azaltabileceğini savunuyor.

Hastaların triyajında GALEAS Bladder'ın kullanılmasıyla, herkese acil sistoskopi uygulanmasına kıyasla her bin hastada 730 daha az acil sistoskopi yapılacağı tahmin ediliyor.

GALEAS Bladder, İngiltere ve Galler'deki NHS süreçleri kapsamında halihazırda kullanılıyor.

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç


Tek doz gen tedavisi kolesterolü bir yıl boyunca yarı yarıya düşürdü

Tek dozluk enjeksiyon, kötü kolesterol ve trigliserit düzeylerini yaklaşık yüzde 50 oranında düşürebilir. (Reuters)
Tek dozluk enjeksiyon, kötü kolesterol ve trigliserit düzeylerini yaklaşık yüzde 50 oranında düşürebilir. (Reuters)
TT

Tek doz gen tedavisi kolesterolü bir yıl boyunca yarı yarıya düşürdü

Tek dozluk enjeksiyon, kötü kolesterol ve trigliserit düzeylerini yaklaşık yüzde 50 oranında düşürebilir. (Reuters)
Tek dozluk enjeksiyon, kötü kolesterol ve trigliserit düzeylerini yaklaşık yüzde 50 oranında düşürebilir. (Reuters)

Yeni bir bilimsel çalışma, kolesterol seviyelerini düşürmeyi amaçlayan gen düzenleme temelli bir tedavinin umut verici sonuçlar verdiğini ortaya koydu. Bulgulara göre tek doz tedavi, kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol ile trigliserit düzeylerini yaklaşık yüzde 50 oranında düşürdü. En yüksek dozu alan hastalarda bu düşüşün bir yıl boyunca devam ettiği görüldü.

New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre çalışmaya tek doz olarak farklı miktarlarda lipit nanopartikülleri içeren enjeksiyon uygulanan 15 hasta dahil edildi. Yağdan oluşan bu küçük parçacıklar, gen düzenleme mekanizmalarını hastaların karaciğerlerine taşıdı. Tedavide, kolesterol metabolizmasında rol oynayan ANGPTL3 genini keserek devre dışı bırakacak şekilde programlanan bir gen düzenleme mekanizması kullanıldı.

Bilim insanları daha önce, bu genin doğal olarak işlevsiz kopyalarını taşıyan kişilerin çok düşük kolesterol ve trigliserit seviyelerine sahip olduğunu ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma risklerinin daha düşük olduğunu gözlemlemişti.

Şarku’l Avsat’ın NYT’den aktardığına göre çalışmada, en yüksek dozda enjeksiyon uygulanan hastaların LDL kolesterol ve trigliserit seviyelerinde yaklaşık yüzde 50 oranında belirgin düşüş görüldü. Bu düşüşün tedaviden bir yıl sonra da devam ettiği belirlendi.

Çalışmayı yöneten Cleveland Clinic kardiyoloğu Dr. Luke Laffin, “Kalp hastalıklarının önlenmesi alanında uzman bir doktor olarak hastaları yıllarca sürekli tedavi etmeyi düşünürsünüz. Oysa tek seferlik bir tedavi sunabilme ihtimali, cerrahi gibi diğer uzmanlık alanlarında uygulanan yaklaşıma daha yakın” dedi.

Çalışmaya katılmayan Colorado Üniversitesi kardiyoloğu Dr. Amrüt Ambardikar ise, “Bir kez tedavi oluyorsunuz ve bitiyor. Bununla ilgili endişe etmeniz gerekmiyor. Bence heyecan verici olan tarafı bu. Ancak güvenliğinin ne ölçüde olduğunu hâlâ anlamaya çalışıyoruz ve şu ana kadarki çalışmalar çok küçük” değerlendirmesinde bulundu.

Pennsylvania Üniversitesi kardiyoloğu Dr. Kiran Musunuru da “Veriler iyi görünüyor” değerlendirmesinde bulunmakla birlikte, sonuçların henüz erken aşamada olduğunu ve çok daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Onlarca hastayı kapsayacak bir sonraki klinik aşamanın sonuçlarının yıl sonundan önce açıklanması bekleniyor. Ardından, tedavinin güvenliği ve etkinliğini geniş kapsamlı bir klinik çalışmayla değerlendirecek 3. aşama denemesi için düzenleyici kurumlarla görüşmelerin başlaması planlanıyor.

Gen düzenleme teknolojisi henüz yeni olduğu ve güvenliği ile etkilerinin ne kadar süre devam edeceği konusunda birçok bilinmeyen bulunduğu için düzenleyici kurumlar, tedavi gören hastaların 15 yıl boyunca takip edilmesini şart koşuyor.