Falih: Piyasanın istikrarı kolay bir seçenek değil

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
TT

Falih: Piyasanın istikrarı kolay bir seçenek değil

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Suudi Arabistan’ın bazı enerji varlıklarına yönelik gerçekleştirilen son saldırıların ülkenin üretimini etkilemese de enerji piyasasını etkileyen petrol arz güvenliği için riskler oluşturduğunu kaydetti.
Bakan Falih, dün Cidde’de Suudi Arabistan ve Rusya öncülüğünde yapılan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi olan ve OPEC üyesi olmayan petrol üreticilerinin (OPEC+) oluşturduğu Ortak Bakanlar Gözetim Komitesi (OBGK) 14’üncü toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu.
Açıklamasında, petrol kesintisi kararına sadece birkaç üreticinin değil, herkesin bağlı kalması gerektiğini vurgulayan Falih, küresel petrol rezervlerinin artmakta olduğuna ve bazı üreticilerin çok büyük rezervleri bulunduğuna dikkat çekti.
OBGK toplantısı, ABD’nin İran petrol ihracatı üzerindeki yaptırımlara tanıdığı muafiyet süresinin sona ermesinin ardından İran'ın petrol ihracatının bu ay da düşmeye devam etmesi beklentisiyle enerji piyasasında arz sıkıntısı yaşanabileceğine ilişkin endişeler çerçevesinde gerçekleşti.
Bununla birlikte toplantının başında OBGK başkanı sıfatıyla bir konuşma yapan Bakan Halid el-Falih, bölgenin karşı karşıya olduğu bir takım ciddi zorluklara dikkat çekerek, son bir yıldır ve Bakü'de yapılan son OPEC+ toplantısından bu yana geçen iki ay boyunca hızlı gelişmeler yaşandığına işaret etti. Bu durumun hiç kimse için şaşırtıcı olmaması gerektiğini belirten Falih, bunun uluslararası ilişkiler ve küresel ticaretin yeni normu olduğunu, ancak olayların karmaşıklığı ve yoğunluğunun yanı sıra petrol piyasasını birçok yönden etkileyen farklı meselelerin çalışmalarını etkilediğini belirtti. Falih, petrol üreticilerinin piyasada olası bir dalgalanmayı engellemek için birleşmeseydi, küresel ekonomik istikrarın tehlikeye girmesinin kaçınılmaz olacağını da sözlerine ekledi.
Pazarın istikrarının hazır mallar gibi kolay bir seçenekle sağlanamadığının altını çizen Falih, “Çoğumuzdan beklenen öncelikler ve çözümler arasında denge kurmamız gerekiyor” dedi. Herkes için ortak faktörün; tüketiciler de dahil olmak üzere, herkese açıkça faydası olan “piyasa istikrarı” olduğuna dikkat çeken Falih, “İşbirliği; büyük ölçüde güvenilirlik, karşılık verme ve etkinlik gerektirir. Petrol piyasasının yakın dönemine bakıldığında enerji piyasasından çelişkili sinyallerin geldiği ve bazı sinyallerin arzın azalmakta olduğuna işaret ettiği bulanık bir tablo ortaya çıkıyor. Bununla birlikte sürekli artan envanteriyle ABD petrol üretiminin iyileşmesi diğer bir önemli nokta. Öte yandan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) stokları son 5 yıldır orta seviyede seyrediyor. Ancak son yıllarda stokların birikmesi nedeniyle nispeten yüksek kalıyor. Dolayısıyla birçok yönden izlenmesi gereken önemli bir konu olmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.
Bakan Falih şöyle devam etti;
“ABD’nin farklı eyaletlerinden Orta Doğu’ya kadar bazı ortaklarımız bir takım güçlüklerle karşı karşıya kalıyor. Umarız yakında bu zorlukların üstesinden gelinir ve ortak çabamıza tam olarak destek verebilirler.”
Şuan mevcut atmosferde birçok belirsizliğin olduğunu söyleyen Falih, “Bazı kurumlar petrol için talep tahminlerini azaltarak değerlendirme yaparken diğer raporlar OECD üyesi olmayan ülkelerdeki (Çin, Rusya ve Hindistan liderliğindeki) talebin yıllık büyüme hızı olarak yaklaşık 1 milyon varil arttığını gösteriyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH), ABD ekonomisinin istikrarlı seyretmesi ve Çin ekonomisinin yılın başında biraz güçlü bir performans sergilemesiyle sağlıklı bir şekilde makul düzeyde kalıyor. Dünyanın iki büyük ekonomik gücü ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret anlaşmazlığı, küresel ekonomi görünümüne gölge düşürürken bu durum, zaten zayıf olan petrol talebine yansıması halinde diğer ülkeleri etkileyebilir” ifadelerini kullandı.
"Saldırlar sevkiyat tehdit etti ancak üretimi durduramadı"
Suudi Arabistan’ın geçtiğimiz hafta üst üste iki kez saldırıya uğradığını belirten Falih, söz konusu saldırılara rağmen ilerleme kaydettiklerini ve saldırıların petrol sevkiyatını tehdit ettiğini ancak üretimlerini etkilemediğini kaydetti.
Bakan Falih sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bugün ortaklarımızı ve tüm dünya güçlerini, küresel enerji tedarikini engellemek ve zaten olumsuz bir havası olan küresel ekonomiyi yeni tehlikelere sokma girişimi olan bu saldırıları kınamaya davet ediyoruz.”
Piyasa koşullarının küresel yatırımlar üzerinde önemli bir etkisi olduğunu vurgulayan Suudi Bakan, söz konusu yatırımlarda bir miktar iyileşme olmasına rağmen, henüz tatmin edici seviyelere ulaşmadığını, ama yine de piyasadaki ruh halinin iyi bir göstergesi olduğunu kaydetti. ABD petrol sondaj seviyelerinin de bir başka iyi gösterge olduğunu vurgulayan Falih, ancak bununda büyük bir güce işaret etmediğini belirterek istikrar ya da düşüşe işaret eden çelişkili göstergeler ortaya koyduğunu kaydetti.
Herkesin verilerdeki çelişkileri ve belirsizlik nedenlerini görebildiğini söyleyen Suudi Bakan, “Açıkçası akıllıca kararlar almak için bu verileri incelemeli ve anlamalıyız. Petrol piyasasındaki dengesizliği azaltmak istiyoruz. Pazar dengesinin korunmasına yardımcı olunması ve istikrarın artırılması, tüketiciler ve üreticiler dahil herkesin yararına olacaktır” dedi.
Tüm OPEC ve OPEC+ üyelerine çelişkili verilere bakarak aceleci davranıp bir takım kararlar almaktan ve durumu karmaşık bir hale getirmekten kaçınmaları için çağrıda bulunan Falih, bu nedenle Aralık ayında Viyana'da yapılması planlanan OPEC+ toplantısını ertelediklerini ve böylece daha fazla veri elde edebildiklerini söyledi. Falih, “Haziran ayında yapılacak olan OPEC toplantısı, mümkün olan en iyi kararlara ulaşmak için daha fazla bilgiye sahip olmamızı sağlayacak” ifadelerini kullandı.
"Suudi Arabistan, bulunduğu pozisyonun bilincinde"
Öte yandan Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak, Cidde’deki toplantıda yaptığı konuşmada, herkesin Suudi Arabistan'ın dünya enerji ve petrol piyasası üzerinde önemli olan olumlu etkisinin farkında olması gerektiğini ve Suudi Arabistan'ın da bulunduğu pozisyonun büyüklüğü ve küresel enerji piyasasının verdiği sorumluluğun bilincinde olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan’ın petrol piyasasına yönelik eylemleri ve aldığı önlemlerin olumlu etkisine dikkati çeken Bakan Novak, “Ayrıca, OPEC üyeleri ve diğer üreticilerin, dünya genelindeki petrol endüstrisinin yanı sıra petrol pazarını da olumlu yönde etkileyecek ortak bir eylem için bir araya geleceğini umuyorum” dedi.
Geçtiğimiz Aralık ayındaki toplantıda alınan kararların nasıl olumlu bir etkisi olduğunu herkesin gördüğünü vurgulayan Novak, bunun herkesin ortak çabası sayesinde gerçekleştiğini kaydetti.
Herkesin ortak çabaları sürdürmenin yanı sıra özellikle arz ve talep arasındaki denge ve petrol piyasasında dengesizliğe sebep olabilecek unsurlara ilişkin mevcut durumu görmek için Cidde toplantısını dört gözle beklediğini söyleyen Rus Bakan, “Dünyadaki herkesin bu toplantının sonucunu ve OBGK’de olumlu bir atmosfer oluşmasını beklediğinden eminim. Tüm ülkelerin ortak çıkarları ışığında bu toplantıdan iyi bir birikimle çıkacağımızı düşünüyorum. Geçmiş dönemlerde tesis ettiğimiz bu güvenin sürmesi önemli. Bu toplantının herkes için verimli ve yapıcı olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.



Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
TT

Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)

ABD'de ara seçimlerin ardından yapay zeka sektörünün geleceğine ilişkin endişeler, teknoloji hisselerinde sert düşüşlere yol açtı.

Demokratların hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu sağlaması hisselerdeki düşüşü tetikleyen gelişmelerden biri oldu.

Partinin önde gelen isimleri, yapay zeka sektörünün büyümesini sağlayan veri merkezlerinin denetimsiz biçimde yaygınlaşmasına karşı çıkıyor. Bu tesislerin yüksek miktarda su ve elektrik tüketmesinin hane halkı faturalarını artıracağına ve yerel toplulukları olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyorlar.

Mayısta yayımlanan Gallup anketine göre Amerikalıların yüzde 71'i yaşadıkları bölgede veri merkezi kurulmasına karşı çıkıyor.

Elon Musk'ın SpaceX ve Tesla firmalarının ana merkezinin yer aldığı Teksas'ta Senato seçimini kazanan Demokrat James Talarico, yapay zeka alanındaki ABD liderliğinin korunması gerektiğini ancak teknolojinin çalışma hayatı ve çocukların eğitimi üzerindeki etkilerinin de ele alınmasının elzem olduğunu belirtti.

Teksas'ta Cumhuriyetçi rakibini yenerek eyaletin valisi seçilen Demokrat Gina Hinojosa da seçim kampanyasında yeni veri merkezlerinin inşasına yönelik denetimler uygulanacağı sözü verdi.

New York borsasında teknoloji şirketlerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq Composite endeksi perşembe (5 Kasım) günü yüzde 5,5 gerileyerek Nisan 2025'ten bu yana en büyük günlük kaybını yaşadı. Nasdaq 100 endeksindeki düşüş ise yüzde 6,4'e ulaştı.

Satış dalgasında S&P 500 şirketlerinin toplam piyasa değerinden yaklaşık 3 trilyon dolar silindi. Asya piyasalarına da yayılan düşüşte Japonya'nın Nikkei 225 endeksi haftayı yüzde 9,3 kayıpla tamamladı. Bu, endeksin Mart 2020'den bu yana en kötü haftalık performansıydı.

ABD piyasaları cuma günü (6 Kasım) kayıplarının bir bölümünü telafi etse de Nasdaq Composite, S&P 500 ve Dow Jones haftayı ekside kapattı.

Diğer yandan teknoloji hisselerindeki düşüş yalnızca siyasi belirsizliklerden kaynaklanmıyor.

Yatırımcılar haftalardır veri merkezi işletmecilerinin artan borçlarından, teknoloji devlerinin azalan nakit rezervlerinden ve yapay zeka yatırımlarının beklenen getiriyi sağlayıp sağlayamayacağından endişe duyuyordu. Demokratların seçim zaferi, sektördeki büyümenin yavaşlayabileceğine ilişkin bu kaygıları daha da güçlendirdi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC


Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Çin yuanının dolar ve euro karşısında değer kazanması, ihracatçı şirketlerin kâr marjlarını daraltırken Pekin yönetimini de zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.

Yuan bu yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 5, euro karşısında yüzde 9 değer kazandı. Avrupa liderleri ve Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin para biriminin hâlâ gerekenden düşük değerde seyrettiğini ve ihracatçılara haksız rekabet avantajı sağladığını savunuyor.

Pekin yönetimiyse hızlı değer artışının ihracatçıların kârlarını eriterek istihdamı tehdit etmesinden endişeleniyor. Çin Merkez Bankası (PBOC), rekor düzeydeki dış ticaret fazlasının yuanın düşük değerinden değil, sanayideki teknolojik dönüşümden kaynaklandığını belirtiyor.

Reuters'ın görüştüğü analistler, PBOC'nin yuanın yükselişini yavaşlatmak için kademeli adımlar atmasını bekliyor.

PBOC salı günü finans kuruluşlarının tutması gereken döviz zorunlu karşılık oranını artıracağını duyurmuştu. Diğer seçenekler arasında bankalardan yuanı aşağı yönlendirmelerini istemek, günlük referans kurunu daha zayıf belirlemek ve yurtdışı yatırımlara yönelik kuralları gevşetmek yer alıyor.

Diğer yandan Pekin'in, Avrupa'nın 1985'teki Plaza Anlaşması benzeri bir kur düzenlemesine katılma çağrılarına mesafeli yaklaşması bekleniyor. ABD, Japonya, Batı Almanya ve Fransa yönetimleri arasında imzalanan anlaşma, doların diğer para birimleri karşısında sert biçimde değer kaybetmesini sağlamıştı.

Çinli yetkililer, bu anlaşmayı uzun süredir ABD'nin ekonomik baskısının bir örneği olarak görüyor ve Japonya'nın sonraki yıllarda yaşadığı ekonomik durgunlukla ilişkilendiriyor.

Yuan, ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatıyor

The Diplomat'ın analizinde, Donald Trump'ın gümrük tarifeleri, müttefiklerine yönelik tehditleri ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bağımsızlığını zayıflatma girişimlerinin doların geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdığı ifade ediliyor.

Çin ve BRICS ülkeleri uzun süredir doların küresel ticaretteki ağırlığını azaltmayı hedefliyor. Bu süreçte yuan, özellikle Çin'in komşuları ve Kuşak ve Yol Girişimi'ne katılan ülkeler açısından dolara alternatif olarak öne çıkıyor.

Çin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. CIPS'nin günlük ortalama işlem hacmi, Ocak 2022'de 339 milyar yuan seviyesindeyken Haziran 2026'da 828 milyar yuana yükseldi. Çin'in sınır ötesi ödemelerinde yuanın payı da Ocak 2014'te yüzde 21'den Temmuz 2026'da yüzde 49'a çıktı.

Ancak küresel finans piyasalarında doların ağırlığını kaybettiğine ilişkin belirgin bir işaret bulunmuyor.

Çin'in, Batı yaptırımlarını atlatmak isteyen Rusya ve İran'la yuan üzerinden ticaret yapmasının, küresel ekonomide doların yerini değiştirmekten çok ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatmayı amaçladığı yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, The Diplomat, Reuters


Wall Street’te sert satış dalgası... Nasdaq 2,3 trilyon dolar değer kaybetti

New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
TT

Wall Street’te sert satış dalgası... Nasdaq 2,3 trilyon dolar değer kaybetti

New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)

Wall Street, yapay zekâ odaklı teknoloji ve yarı iletken şirketlerinin öncülüğünde geniş çaplı bir satış dalgasının etkisiyle, son yılların en sert düşüş seanslarından birini yaşadı. Washington’daki siyasi değişimlerin veri merkezlerine yapılan devasa yatırımları frenleyebileceği ve aylardır piyasaları rekor seviyelere taşıyan hızlı büyümeye son verebileceği yönündeki endişeler artış gösterdi.

S&P 500 endeksi yüzde 4,4 oranında gerileyerek, Başkan Donald Trump’ın açıkladığı gümrük vergilerinin küresel piyasaları sarstığı Nisan 2025’ten bu yana en kötü günlük performansını kaydetti. Dow Jones endeksi 1833 puan (yüzde 3,4) düşerken, Nasdaq endeksi yüzde 5,5 ile daha büyük bir kayıp yaşadı.

Yapay zekâyla bağlantılı varlıklardan çıkış eğiliminin yayılmasıyla birlikte bu baskılar ABD piyasalarıyla sınırlı kalmayarak küresel piyasalara da sıçradı. Nasdaq 100 endeksi yüzde 6’dan fazla düşüşle Mart 2020’deki Kovid-19 pandemisi çalkantılarından bu yana en büyük düşüşünü kaydetti; piyasa değerinden yaklaşık 2,3 trilton dolar silindi ve endeks 6 Ekim’deki zirvesinden yüzde 15 uzaklaştı.

Fırtınanın merkezinde yapay zekâ

Çip şirketleri ve veri merkezi altyapı sağlayıcıları, yüksek borçlanma maliyetleri ve sektör hisselerindeki aşırı değerleme endişeleri eşliğinde, yapay zekâ altyapısına yönelik devasa harcamaların mevcut hızda sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretlerinin yeniden gündeme gelmesiyle en çok kaybettirenler arasında yer aldı.

Nvidia hisseleri yüzde 9,3 oranında gerileyerek Ocak 2025’ten bu yana en büyük düşüşünü kaydetti ve yıl başından bu yana elde ettiği kazançları sildi. Advanced Micro Devices hisseleri yüzde 17,3, CoreWeave yüzde 9,8 ve GE Vernova yüzde 7,5 oranında değer kaybetti. Philadelphia Yarı İletken Endeksi de yüzde 12 düşüşle Mart 2020’den bu yana en kötü seansını yaşadı ve haziran ayındaki zirvesinden bu yana yüzde 38’den fazla değer kaybederek ayı piyasasına girdi.

Teknoloji ve çip şirketlerinin ABD endekslerindeki yüksek ağırlığı dikkate alındığında, bu kayıplar ayrı bir önem kazanıyor. Bu şirketlerin hisse hareketleri artık piyasanın genel performansını doğrudan etkiliyor ve değerlemelerindeki herhangi bir düzeltme ana endeksleri daha alt seviyelere çekebilecek bir güç taşıyor.

Söz konusu satış dalgası, Demokratların Kongre ara seçimlerini kazanmasının ardından piyasalarda yaşanan güçlü kazançların sadece bir gün sonrasında geldi. Seçim sonuçları, yatırımcılar arasında Trump'ın nüfuzunu sınırlayacak politik bir dengenin oluşacağı, İran ile yaşanan savaşın ve bu savaşın enerji fiyatları ile enflasyon üzerindeki baskılarının kontrol altına alınmasının önünü açacağı beklentilerini güçlendirmişti.

Ancak ilk günkü iyimserlik, yatırımcıların odağının siyasi değişimin yapay zekâ sektörü üzerindeki olası etkilerine kaymasıyla hızla yerini düşüşe bıraktı. Demokratların zaferi, özellikle yerel toplulukların yüksek elektrik tüketimi ve bunun enerji faturalarına yansımasına yönelik artan itirazları doğrultusunda, veri merkezlerinin genişlemesine ilişkin denetimlerin sıkılaştırılacağı endişelerini artırdı.

Bu merkezlerin inşasındaki herhangi bir yavaşlama; gelişmiş çip, elektrik ve altyapı ekipmanlarına olan talebi azaltma riski taşıyor. Bu sektörler, ABD ekonomik büyümesinin ana itici güçlerinden biri haline gelen devasa yatırım harcamaları dalgasından doğrudan faydalanmıştı.

Purpose Investments Baş Yatırım Sorumlusu Greg Taylor, satış dalgasının 2000 ve 2001 yıllarındaki dot-com balonunun çöküşünü hatırlattığını belirterek, piyasanın tek bir temaya -yapay zekâya- odaklanmasının, yatırımcı beklentileri değiştiğinde piyasayı düşüşe karşı daha hassas hale getirdiğine dikkat çekti.

Portföyden çıkışların artması ve riskten korunma talebinin yükselmesi

Savunma sektörleri de düşüş dalgasından kaçamadı; kayıplar S&P 500 endeksinde yer alan 11 sektörün tamamına yayılırken, Dow Jones endeksini oluşturan 30 hissenin tamamı değer kaybetti. Açığa satış pozisyonu en yüksek olan şirketler ile kâr etmeyen teknoloji şirketlerinin hisseleri de geriledi. Bu durum, yatırımcıların sadece yapay zekaya olan risklerini azaltmakla kalmayıp, portföylerindeki risk seviyesini genel anlamda düşürmeye yöneldiklerine işaret etti.

Oynaklık endeksi VIX 28,18 puana yükselerek mart ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü ve hisse senetlerindeki beklenen dalgalanmalara ilişkin endişelerin arttığını gösterdi. İnanılan yükseliş trendini sürdüren kazanan hisselere yatırım yapan stratejilerin satış dalgasından etkilenmesiyle, iShares MSCI USA Momentum Factor ETF’si yüzde 8,2 oranında gerileyerek 2020’den bu yana en kötü günlük performansını kaydetti.

Buna karşılık yatırımcılar daha güvenli bir liman arayışıyla ABD Hazine tahvillerine yöneldi. Geçen ay yüzde 5,3’ü aşan 10 yıllık tahvil getirisi, çarşamba günkü kapanıştaki yüzde 4,90 seviyesinden yüzde 4,84’e geriledi.

Enerji piyasalarında ise Brent petrol vadeli işlemleri, İran ile yaşanan savaşın gidişatı ve küresel enerji arzının normale dönme zamanına ilişkin belirsizliklerin sürmesiyle, bir önceki seansta yaşanan yaklaşık yüzde 9’luk keskin kayıpların bir kısmını toparlayarak yüzde 3,9 artışla varil başına 98,29 dolara yükseldi.

Düşüşün şiddetine rağmen bazı hisseler istisnai kazançlar elde etti. AppLovin hisseleri, analist beklentilerini aşan finansal sonuçların ardından yüzde 31 sıçrarken; Tapestry hisseleri, beklenenden güçlü kâr açıklaması ve yıllık öngörülerini yükseltmesi sonrasında yüzde 7,1 değer kazandı.

Seans genel olarak değerlendirildiğinde, yüksek değerleme ve sermaye harcamalarındaki yavaşlama endişelerinin, siyasi değişimler ve jeopolitik belirsizliklerle kesiştiği bir dönemde piyasaların; yapay zekânın sunduğu olağanüstü büyüme fırsatlarını fiyatlamaktan, bu büyümenin maliyetini ve risklerini yeniden değerlendirme aşamasına geçtiğini ortaya koyuyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü belirlemeyi daha da zorlaştırıyor.