Falih: Piyasanın istikrarı kolay bir seçenek değil

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
TT

Falih: Piyasanın istikrarı kolay bir seçenek değil

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Suudi Arabistan’ın bazı enerji varlıklarına yönelik gerçekleştirilen son saldırıların ülkenin üretimini etkilemese de enerji piyasasını etkileyen petrol arz güvenliği için riskler oluşturduğunu kaydetti.
Bakan Falih, dün Cidde’de Suudi Arabistan ve Rusya öncülüğünde yapılan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi olan ve OPEC üyesi olmayan petrol üreticilerinin (OPEC+) oluşturduğu Ortak Bakanlar Gözetim Komitesi (OBGK) 14’üncü toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu.
Açıklamasında, petrol kesintisi kararına sadece birkaç üreticinin değil, herkesin bağlı kalması gerektiğini vurgulayan Falih, küresel petrol rezervlerinin artmakta olduğuna ve bazı üreticilerin çok büyük rezervleri bulunduğuna dikkat çekti.
OBGK toplantısı, ABD’nin İran petrol ihracatı üzerindeki yaptırımlara tanıdığı muafiyet süresinin sona ermesinin ardından İran'ın petrol ihracatının bu ay da düşmeye devam etmesi beklentisiyle enerji piyasasında arz sıkıntısı yaşanabileceğine ilişkin endişeler çerçevesinde gerçekleşti.
Bununla birlikte toplantının başında OBGK başkanı sıfatıyla bir konuşma yapan Bakan Halid el-Falih, bölgenin karşı karşıya olduğu bir takım ciddi zorluklara dikkat çekerek, son bir yıldır ve Bakü'de yapılan son OPEC+ toplantısından bu yana geçen iki ay boyunca hızlı gelişmeler yaşandığına işaret etti. Bu durumun hiç kimse için şaşırtıcı olmaması gerektiğini belirten Falih, bunun uluslararası ilişkiler ve küresel ticaretin yeni normu olduğunu, ancak olayların karmaşıklığı ve yoğunluğunun yanı sıra petrol piyasasını birçok yönden etkileyen farklı meselelerin çalışmalarını etkilediğini belirtti. Falih, petrol üreticilerinin piyasada olası bir dalgalanmayı engellemek için birleşmeseydi, küresel ekonomik istikrarın tehlikeye girmesinin kaçınılmaz olacağını da sözlerine ekledi.
Pazarın istikrarının hazır mallar gibi kolay bir seçenekle sağlanamadığının altını çizen Falih, “Çoğumuzdan beklenen öncelikler ve çözümler arasında denge kurmamız gerekiyor” dedi. Herkes için ortak faktörün; tüketiciler de dahil olmak üzere, herkese açıkça faydası olan “piyasa istikrarı” olduğuna dikkat çeken Falih, “İşbirliği; büyük ölçüde güvenilirlik, karşılık verme ve etkinlik gerektirir. Petrol piyasasının yakın dönemine bakıldığında enerji piyasasından çelişkili sinyallerin geldiği ve bazı sinyallerin arzın azalmakta olduğuna işaret ettiği bulanık bir tablo ortaya çıkıyor. Bununla birlikte sürekli artan envanteriyle ABD petrol üretiminin iyileşmesi diğer bir önemli nokta. Öte yandan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) stokları son 5 yıldır orta seviyede seyrediyor. Ancak son yıllarda stokların birikmesi nedeniyle nispeten yüksek kalıyor. Dolayısıyla birçok yönden izlenmesi gereken önemli bir konu olmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.
Bakan Falih şöyle devam etti;
“ABD’nin farklı eyaletlerinden Orta Doğu’ya kadar bazı ortaklarımız bir takım güçlüklerle karşı karşıya kalıyor. Umarız yakında bu zorlukların üstesinden gelinir ve ortak çabamıza tam olarak destek verebilirler.”
Şuan mevcut atmosferde birçok belirsizliğin olduğunu söyleyen Falih, “Bazı kurumlar petrol için talep tahminlerini azaltarak değerlendirme yaparken diğer raporlar OECD üyesi olmayan ülkelerdeki (Çin, Rusya ve Hindistan liderliğindeki) talebin yıllık büyüme hızı olarak yaklaşık 1 milyon varil arttığını gösteriyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH), ABD ekonomisinin istikrarlı seyretmesi ve Çin ekonomisinin yılın başında biraz güçlü bir performans sergilemesiyle sağlıklı bir şekilde makul düzeyde kalıyor. Dünyanın iki büyük ekonomik gücü ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret anlaşmazlığı, küresel ekonomi görünümüne gölge düşürürken bu durum, zaten zayıf olan petrol talebine yansıması halinde diğer ülkeleri etkileyebilir” ifadelerini kullandı.
"Saldırlar sevkiyat tehdit etti ancak üretimi durduramadı"
Suudi Arabistan’ın geçtiğimiz hafta üst üste iki kez saldırıya uğradığını belirten Falih, söz konusu saldırılara rağmen ilerleme kaydettiklerini ve saldırıların petrol sevkiyatını tehdit ettiğini ancak üretimlerini etkilemediğini kaydetti.
Bakan Falih sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bugün ortaklarımızı ve tüm dünya güçlerini, küresel enerji tedarikini engellemek ve zaten olumsuz bir havası olan küresel ekonomiyi yeni tehlikelere sokma girişimi olan bu saldırıları kınamaya davet ediyoruz.”
Piyasa koşullarının küresel yatırımlar üzerinde önemli bir etkisi olduğunu vurgulayan Suudi Bakan, söz konusu yatırımlarda bir miktar iyileşme olmasına rağmen, henüz tatmin edici seviyelere ulaşmadığını, ama yine de piyasadaki ruh halinin iyi bir göstergesi olduğunu kaydetti. ABD petrol sondaj seviyelerinin de bir başka iyi gösterge olduğunu vurgulayan Falih, ancak bununda büyük bir güce işaret etmediğini belirterek istikrar ya da düşüşe işaret eden çelişkili göstergeler ortaya koyduğunu kaydetti.
Herkesin verilerdeki çelişkileri ve belirsizlik nedenlerini görebildiğini söyleyen Suudi Bakan, “Açıkçası akıllıca kararlar almak için bu verileri incelemeli ve anlamalıyız. Petrol piyasasındaki dengesizliği azaltmak istiyoruz. Pazar dengesinin korunmasına yardımcı olunması ve istikrarın artırılması, tüketiciler ve üreticiler dahil herkesin yararına olacaktır” dedi.
Tüm OPEC ve OPEC+ üyelerine çelişkili verilere bakarak aceleci davranıp bir takım kararlar almaktan ve durumu karmaşık bir hale getirmekten kaçınmaları için çağrıda bulunan Falih, bu nedenle Aralık ayında Viyana'da yapılması planlanan OPEC+ toplantısını ertelediklerini ve böylece daha fazla veri elde edebildiklerini söyledi. Falih, “Haziran ayında yapılacak olan OPEC toplantısı, mümkün olan en iyi kararlara ulaşmak için daha fazla bilgiye sahip olmamızı sağlayacak” ifadelerini kullandı.
"Suudi Arabistan, bulunduğu pozisyonun bilincinde"
Öte yandan Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak, Cidde’deki toplantıda yaptığı konuşmada, herkesin Suudi Arabistan'ın dünya enerji ve petrol piyasası üzerinde önemli olan olumlu etkisinin farkında olması gerektiğini ve Suudi Arabistan'ın da bulunduğu pozisyonun büyüklüğü ve küresel enerji piyasasının verdiği sorumluluğun bilincinde olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan’ın petrol piyasasına yönelik eylemleri ve aldığı önlemlerin olumlu etkisine dikkati çeken Bakan Novak, “Ayrıca, OPEC üyeleri ve diğer üreticilerin, dünya genelindeki petrol endüstrisinin yanı sıra petrol pazarını da olumlu yönde etkileyecek ortak bir eylem için bir araya geleceğini umuyorum” dedi.
Geçtiğimiz Aralık ayındaki toplantıda alınan kararların nasıl olumlu bir etkisi olduğunu herkesin gördüğünü vurgulayan Novak, bunun herkesin ortak çabası sayesinde gerçekleştiğini kaydetti.
Herkesin ortak çabaları sürdürmenin yanı sıra özellikle arz ve talep arasındaki denge ve petrol piyasasında dengesizliğe sebep olabilecek unsurlara ilişkin mevcut durumu görmek için Cidde toplantısını dört gözle beklediğini söyleyen Rus Bakan, “Dünyadaki herkesin bu toplantının sonucunu ve OBGK’de olumlu bir atmosfer oluşmasını beklediğinden eminim. Tüm ülkelerin ortak çıkarları ışığında bu toplantıdan iyi bir birikimle çıkacağımızı düşünüyorum. Geçmiş dönemlerde tesis ettiğimiz bu güvenin sürmesi önemli. Bu toplantının herkes için verimli ve yapıcı olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.



Veliaht Prens’in kararlarının üzerinden bir yıl geçtikten sonra... Riyad gayrimenkul piyasası, işlem değerlerinde yüzde 64’lük düşüşle spekülasyona veda ediyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

Veliaht Prens’in kararlarının üzerinden bir yıl geçtikten sonra... Riyad gayrimenkul piyasası, işlem değerlerinde yüzde 64’lük düşüşle spekülasyona veda ediyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın 29 Mart 2025’te Riyad gayrimenkul piyasasında dengeyi yeniden sağlamak amacıyla açıkladığı tarihi karar paketinin üzerinden bir yıl geçerken, başkentin sokaklarında ve özellikle kuzey bölgelerindeki planlamalarda yeni bir yol haritasının belirginleştiği görülüyor. Gayrimenkul borsasından gelen veriler, yalnızca istatistik olmanın ötesine geçerek, yıllardır piyasayı tüketen spekülatif dalganın geri çekildiğini açık biçimde ortaya koydu. İşlem değerleri yüzde 64 oranında sert bir düşüş kaydederken, Riyad ‘büyük düzeltme’ olarak nitelendirilen süreçle, vatandaş ve gerçek geliştiriciyi merkeze alan sürdürülebilir bir modele yönelmeye başladı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın yönlendirmeleri, piyasaya yeni bir istikamet kazandıran kapsamlı yürütme kararlarıyla somutlaştı. Bu kapsamda başkentin kuzeyinde milyonlarca metrekarelik alan üzerindeki kısıtlamalar kaldırıldı, konut arzını artırmak için boş arazilere yönelik vergiler devreye alındı. Aynı zamanda kira artışları dondurulurken, ev sahibi ile kiracı arasındaki sözleşmesel ilişkiler de yeniden düzenlendi. Söz konusu adımlar, konut maliyetlerinin istikrara kavuşmasına ve son yıllarda görülen gerekçesiz fiyat artışlarının sınırlanmasına doğrudan katkı sağladı.

Bu yapısal reformların etkisi, Adalet Bakanlığı’na bağlı gayrimenkul borsasının verilerine de net şekilde yansıdı. İşlem değerleri yüzde 64 oranında gerileyerek yaklaşık 53 bin işlemde 17,3 milyar dolar (65 milyar riyal) seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, kararların öncesindeki yıl kaydedilen yaklaşık 48,3 milyar dolar (181 milyar riyal) seviyesine kıyasla ciddi bir düşüşe işaret etti. Veriler ayrıca toplam işlem alanının da 228 bin metrekareden 153 bin metrekareye gerilediğini gösterdi. Uzmanlar, bu düşüşü likiditenin büyük ölçekli arsa spekülasyonundan çıkarak planlı konut geliştirme projelerine yönelmesiyle açıklıyor.

Gayrimenkul piyasasının yeniden şekillenmesi

Gayrimenkul alanındaki uzmanlar ve sektörle ilgilenen isimler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmelerde, söz konusu tarihi adımların Riyad’daki gayrimenkul piyasasını daha sürdürülebilir bir modele doğru yeniden şekillendirdiğini belirtti. Uzmanlar, piyasanın artık gayrimenkul geliştirme ve gerçek konut talebine dayalı bir yapıya evrildiğini, bunun da denge, olgunlaşma ve fiyat istikrarı açısından yeni bir aşamaya geçiş sağladığını ifade etti. Ayrıca bu dönüşümün, Suudi Arabistan’ın yaşadığı ekonomik değişimlere uyum sağlayabilecek daha dayanıklı bir gayrimenkul piyasasının inşasında önemli bir adım olduğu vurgulandı.

Gayrimenkul uzmanı ve pazarlama danışmanı Sakr ez-Zehrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, alınan kararların piyasa yapısında belirgin bir dönüşüm yarattığını söyledi. Zehrani, işlem değerlerindeki düşüşün piyasa zayıflığına değil, fiyatları gerçek konut talebinden koparan spekülatif hareketlerin gerilemesine işaret ettiğini dile getirdi.

Zehrani ayrıca, dengeleyici emlak politikalarının özellikle metrekare başına yaklaşık bin 500 riyal seviyesinden sunulan destekli arsalar sayesinde yeni bir fiyat referansı oluşturduğunu belirtti. Bu durumun bazı mahallelerde fiyat beklentilerini yeniden şekillendirdiğini ve geçmiş yıllarda görülen gerekçesiz artışları sınırladığını ifade etti.

Öte yandan, Riyad’ın kuzeyindeki arazilerde fiyatların ‘serbest düşüşe’ benzer bir gerileme yaşadığına dikkat çekildi. Piyasa raporlarına göre bazı bölgelerde fiyatlar, yıllarca süren hızlı yükselişlerin ardından kayda değer oranlarda düştü. Bu yükselişlerin, büyük ölçüde spekülasyon ve hızlı büyüme beklentileriyle desteklendiği belirtilirken, mevcut gerilemenin ise daha gerçekçi kriterlere dayalı bir yeniden fiyatlama sürecinin parçası olarak değerlendirildiği aktarıldı.

Riyad’da tespit edilen arazi planlarının haritası (SPA)Riyad’da tespit edilen arazi planlarının haritası (SPA)

Spekülasyondan gayrimenkul geliştirmeye

Zehrani, dengeleyici gayrimenkul kararlarının üzerinden geçen bir yıl içinde piyasada bir dizi önemli eğilimin öne çıktığını belirtti. Bunların başında, likiditenin bir bölümünün spekülasyondan gayrimenkul geliştirme faaliyetlerine kayması gelirken, arazi alım satımı yerine planlı projelere yönelimin arttığını ifade etti. Ayrıca kısa vadeli yatırımcıların etkisinin azalmasıyla birlikte gerçek konut alıcısının piyasanın ana itici gücü haline geldiğini vurguladı.

Zehrani, konut birimleri ve geliştirilmiş arsalar için ‘harita üzerinden satış’ projelerinin ilk örneklerinin ortaya çıkmaya başladığını, bu modelin konut arzını artırma ve mülkiyet maliyetlerini düşürme açısından önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşmasının beklendiğini söyledi. Piyasanın aynı zamanda, başta boş gayrimenkullere yönelik vergiler olmak üzere, beklenen yeni düzenlemeleri yakından izlediğini; bu adımların şehirlerde atıl varlıkların ekonomiye kazandırılmasına ve mevcut emlak stokunun daha verimli kullanılmasına katkı sağlamasının öngörüldüğünü dile getirdi.

Önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmesinde Zehrani, Riyad’daki emlak piyasasının daha olgun ve sürdürülebilir bir aşamaya ilerleyeceğini, harita üzerinden satış projelerinde artış ve şehir içi arzın genişlemesiyle birlikte reformların etkisinin süreceğini belirtti. Zehrani, bu sürecin fiyat istikrarını destekleyeceğini ve arz-talep dengesinin daha sağlıklı bir zemine oturmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Zehrani ayrıca, bugün Riyad emlak piyasasında yaşananların bir durgunluktan ziyade, piyasayı daha sürdürülebilir bir modele taşıyan yeniden yapılanma süreci olduğunu vurguladı. Bu modelin, gayrimenkul geliştirme ve gerçek konut talebine dayanarak kentsel kalkınma hedeflerini destekleyeceğini ve başkentte yaşam kalitesini artıracağını sözlerine ekledi.

Piyasa davranışı

Gayrimenkul uzmanı ve pazarlama danışmanı Abdullah el-Musa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyad gayrimenkul piyasasının ekonomik döngüsü içinde kritik bir aşamaya girdiğini belirtti. Musa, bu yıl yaşanan dönüşümlerin yalnızca işlem sayısı ya da değerleriyle açıklanamayacağını, daha geniş bir çerçevede piyasa davranışlarının yeniden şekillenmesi ve arz-talep ilişkisinin yeniden dengelenmesi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Musa, söz konusu kararlar öncesindeki yıllarda Riyad’daki gayrimenkul piyasasında fiyatların hızlı bir şekilde yükseldiğini, bu artışların artan talep, hızlı kentsel büyüme ve farklı yatırımcı gruplarının piyasaya girişi gibi çeşitli faktörlerden kaynaklandığını söyledi. Ancak zamanla, piyasanın sürdürülebilirliğini sağlamak ve gerekçesiz fiyat artışlarını sınırlamak için yeniden denge kurulmasının kaçınılmaz hale geldiğini vurguladı.

Musa, son bir yılda işlem hacminde yaşanan gerilemenin, piyasanın yeniden dengelenme sürecinin doğal bir yansıması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu aşamada alıcıların daha temkinli davrandığını ve yatırım kararlarını yeniden gözden geçirdiğini ifade eden Musa, geliştiriciler ile mülk sahiplerinin de yeni koşullara uyum sağlamak amacıyla fiyatlandırma ve pazarlama stratejilerini revize ettiğini söyledi.

Musa, bu dönemin en dikkat çekici özelliklerinden birinin piyasa oyuncuları arasında artan bilinç düzeyi olduğunu vurguladı. Satın alma kararlarının artık kısa vadeli fiyat artışı beklentilerinden ziyade değer ve ekonomik fizibiliteye dayandığını belirten Musa, bazı gayrimenkul şirketlerinin de daha uzun vadeli ödeme planları sunarak ve ürünlerini piyasa ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlayarak satış ve pazarlama modellerini gözden geçirmeye başladığını kaydetti.

Bu sürecin, bazı bölgelerde fiyat hareketlerini etkileyen spekülatif işlemlerin azalmasına katkı sağladığını dile getiren Musa, bunun karşılığında arsaların elde tutulmak yerine geliştirilerek projelere dönüştürülmesi yönünde daha güçlü bir eğilim oluştuğunu ifade etti.

Musa, Riyad gayrimenkul piyasasında yaşananların bir durgunluk değil, piyasa kurallarını yeniden tanımlayan bir geçiş süreci olduğunu belirterek, bu dönüşümün spekülasyona dayalı yapıdan, gerçek varlık değerine ve uzun vadeli geliştirme verimliliğine dayanan daha istikrarlı ve olgun bir modele geçişi temsil ettiğini söyledi. Bunun, ülkenin ekonomik dönüşümüne uyum sağlayabilecek daha sürdürülebilir bir gayrimenkul piyasasının inşası açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini de paylaşan Musa, Riyad’daki gayrimenkul piyasasının daha dengeli ve olgun bir seyir izleyeceğini, projeler arasındaki rekabetin ise giderek daha fazla ürün kalitesi, geliştirme verimliliği ve piyasa ihtiyaçlarına uyum üzerinden şekilleneceğini ifade etti. Musa, şehirde devam eden büyük ölçekli projelerin etkisiyle gayrimenkul sektörünün ekonomik büyümeyi destekleyen başlıca alanlardan biri olmayı sürdüreceğini sözlerine ekledi.


Meta'nın aldığı şirketin yöneticilerinin Çin'den ayrılması yasaklandı

11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
TT

Meta'nın aldığı şirketin yöneticilerinin Çin'den ayrılması yasaklandı

11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)

Çin'in, Meta'nın 2 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın aldığı yapay zeka girişiminin patronunun ülkeden ayrılmasını engellediği bildirildi.

Financial Times'ın haberine göre Manus CEO'su Xiao Hong'a, düzenleyici kurumlar satış anlaşmasını incelerken Çin'den ayrılamayacağı bildirildi ve baş bilim insanı Ji Yichao'nun da ülkeden çıkması yasaklandı.

Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi Meta, yapay zeka hizmetlerini güçlendirmek amacıyla Manus'u satın alacağını aralık ayında duyurmuştu.

Geçen yıl "dünyanın tamamen otonom ilk yapay zekası" diye tanımladığı teknolojisini tanıttıktan sonra dikkatleri üzerine çeken Çin girişimi, temmuzda genel merkezini Singapur'a taşımıştı.  

Teknolojiyi yapay zeka için "yeni paradigma" diye tanımlayan yaratıcılarına göre Manus'un yapay zeka ajanı, tatil rezervasyonu yapmak veya podcast oluşturmak gibi karmaşık görevleri herhangi bir insan rehberliğine ihtiyaç duymadan yerine getirebiliyor.

Geçen martta ilk kez piyasaya sürülen Manus, önde gelen ABD şirketlerine ait bazı yapay zeka ajanlarının performansını geride bıraktıktan sonra 2 milyondan fazla kullanıcının bekleme listesine girmişti.

Meta, bağımsız Manus hizmetini işletmeye sürdürürken, bu hizmetin özelliklerini diğer ürünlerine de entegre edeceğini belirtmişti.

Satın alma işleminin duyurulmasından kısa süre sonra Çin Ticaret Bakanlığı, anlaşmanın yerel yasa ve yönetmeliklere uygun olup olmadığını araştıracağını açıklamıştı.

Meta yaptığı açıklamada satış anlaşmasının "yürürlükteki yasalara tamamen uygun" olduğunu belirterek "soruşturmanın düzgün bir şekilde sonuçlanmasını" beklediklerini eklemişti.

Bu satın alma, yapay zeka girişimlerini hedefleyerek bu alanda Google, Microsoft ve OpenAI'la rekabet etmeyi amaçlayan Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün, son aylardaki ses getiren birkaç devir işleminden biri.

Aralık ayında The Independent'la paylaşılan bir açıklamada Manus CEO'su Xiao Hong, "Meta'ya katılmak, birinci sınıf yapay zeka ürünlerini yaygınlaştırma yolculuğumuzda bir sonraki mantıklı adım" demişti.

Meta'nın mevcut ekipleriyle ortaklık kurarak Manus'un teknolojisini küresel bir yapay zeka portföyüne entegre edebilir ve otonom ajan yeteneklerimizi milyonlarca işletme ve yaratıcıya sunabiliriz.

Independent Türkçe


Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
TT

Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)

İran’a yönelik savaş, Doğu’dan Batı’ya küresel piyasalarda işlem yapanlar açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Şanghay merkezli fon yöneticisi Wang Yabi için ise mesele, geceleri rahat uyuyabilmekle ilgili. Ortadoğu’daki savaşın sürmesiyle küresel piyasalarda yaşanan sert satış dalgası karşısında Wang, portföyündeki pozisyonlarını keskin şekilde azalttı.

Özel Zigji fonunun yöneticisi Wang, pazartesi günü Çin hisselerinde yaşanan sert düşüşle ilgili şu ifadeleri kullandı:  “Keskin dalgalanmaları sevmem... Açılış kötüydü, bu yüzden portföy pozisyonlarımı yaklaşık yüzde 30’a indirdim. Sonrasında kendimi çok daha rahat hissettim.”

Hafta içinde sınırlı bir toparlanma görülse de Wang, hisse senetlerinden petrole, tahvillerden altına kadar tüm varlık sınıflarında gözlenen keskin ve öngörülemez dalgalanmalar nedeniyle yeni pozisyon eklemeyi planlamıyor.

Wang, “Bugün dipten alım fırsatı yakalamaya çalışıyorsunuz, ertesi gün yeni bir satış dalgasıyla karşılaşıyorsunuz. Belirsizlik hâkim olduğunda, iç huzuru için pozisyonlarınızı azaltırsınız” ifadelerini kullandı. Wang yalnız değil; Şanghay’dan New York’a kadar traderlar, yatırımcılar, varlık yöneticileri ve bankacılar uykusuz geceler, hafta sonu çalışmaları, müşterilerle uzun toplantılar ve son dakika işlemlerinde artan stresle karşı karşıya.

Bu zorlukların temelinde, ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik ve bunun petrol fiyatları (şimdiden varil başına 100 doların üzerine çıktı), enflasyon, faiz oranları ve merkez bankası politikaları üzerindeki etkileri yer alıyor. Beşinci haftasına girmek üzere olan savaş, geleneksel güvenli liman olan altının 2008’den bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşamasına yol açtı; fiyatlar yaklaşık yüzde 16 geriledi. ABD Hazine tahvillerinin getirileri ise bu ay 46 baz puan artarak Ekim 2024’ten bu yana en güçlü yükselişi kaydetti.

Piyasa oyuncularından bazıları 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve Kovid-19 pandemisi gibi geçmiş krizlerden ders çıkarmaya çalışsa da çoğu yatırımcı eski stratejilerin artık işe yaramadığını düşünüyor.

Güvenli varlıklar tartışması

Gama Varlık Yönetimi’nin Baş Yatırım Sorumlusu Rajeev De Mello, hafta sonları da çalıştıklarını ve ekip toplantılarının uzadığını belirterek, “Gerçek anlamda güvenli varlık sayısı çok az... ABD tahvilleri işe yaramıyor, yen ve İsviçre frangı gibi geleneksel güvenli para birimleri de öyle. Altın ve gümüş de durumu iyileştirmiyor” dedi.

Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarıyla başlayan ve yaklaşık bir aydır süren savaş, Tahran’ın dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasına yol açtı. Bu durum, yüksek enflasyonla düşük büyümenin bir arada görüldüğü stagflasyon endişelerini artırırken, yatırımcıları ABD doları dışında neredeyse tüm varlıkları satmaya itti. Singapur merkezli De Mello, “Savaşın başlamasından bu yana hisse yatırımlarımızı azalttık; saklanacak yer yok” dedi.

Asya borsaları sert darbe aldı

Güney Kore hisseleri bu ay yaklaşık yüzde 13, Japonya Nikkei endeksi ise yüzde 9 geriledi. ABD hisseleri ise görece daha iyi performans göstererek yalnızca yüzde 6 düştü ve bu durum bazı yatırımcıların ilgisini çekti.

Hong Kong’da UBS’de işlem satışları başkanı Kenyon Tsieh, mart ayı başından bu yana işlem masalarında her gün net satış görüldüğünü, özellikle küresel yatırımcıların Tayvan’a en büyük maruziyetini temsil eden ve Asya’nın en değerli şirketi olan TSMC hisselerinde yoğun satış yaşandığını söyledi.

Londra merkezli Allspring Global Investments’tan Matthias Scheiber ise gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını azalttığını ve taktiksel olarak ABD varlıklarına yöneldiğini, ancak küresel merkez bankalarının Avustralya’yı izleyerek faiz artırması halinde baskının artabileceğini ifade etti.

Piyasa çalkantılarında kayıp yaşayanlar için tablo daha da zor. Bir enerji şirketinde çalışan bir trader, şirketinin petrol fiyatlarının düşeceğine yönelik pozisyonlar taşıdığını ve savaşın başlamasıyla birlikte uykusuz geceler yaşadığını söyledi. İsmini vermek istemeyen trader, “Savaşın başladığı hafta sonu kelimenin tam anlamıyla uyuyamadım” dedi.

Eşi görülmemiş şok

UOB Kay Hian’da özel varlık yönetimi direktörü Kenneth Goh için de durum farklı değil. Goh, kayıplardan ziyade müşterilerin portföylerini yönetme baskısı nedeniyle neredeyse hiç uyuyamadığını belirterek, “Hiç durmadan devam ediyor. Şanslıysam gece yarısı uyurum, değilse sabaha karşı 2, 3 ya da 4’te... Ama bu, seçtiğim hayat” dedi.

Ortadoğu’daki çatışmaya ilişkin süregelen belirsizlik, şirket tahvili piyasasındaki yeni işlemleri de etkiledi. New York’ta bankalar, video oyun geliştiricisi Electronic Arts’ın 55 milyar dolarlık satın alımı için yaklaşık 18 milyar dolarlık borcu üstlendi.

Piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik altyapısına yönelik saldırılar için verdiği süreyi yakından takip etti. Bu takvim, İran elektrik şirketinin tahvil ihracının son aşamalarıyla çakıştı ve borçlanma koşullarını etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıktı.

Konuya yakın iki bankacıya göre, hafta sonu boyunca işlemde yer alan bankacılar, İran altyapısına olası saldırı ve bunun tahvil fiyatlarına etkisine karşı hazırlık yaptı. Trump’ın pazartesi günü saldırıları beş gün ertelemesinin ardından bankalar, farklı para birimlerinden oluşan yaklaşık 6,6 milyar dolarlık yüksek getirili tahvil diliminde borçlanma maliyetlerini düşürebildi. Perşembe günü ise Trump, saldırı tehdidini 6 Nisan’a kadar 10 gün süreyle askıya aldı.

Bu sürekli dalgalanma, yatırımcıları piyasaları anbean izlemeye zorluyor. Aravali Varlık Yönetimi Baş Yatırım Sorumlusu Mukesh Dev, “Piyasayı sürekli takip etmek ve anında tepki vermek zorundasınız; bu da zihinsel kapasitenizi ciddi şekilde etkiliyor” dedi.

Dev, 2008 küresel finans krizi ve 1990’ların sonundaki Asya krizinde benzer dalgalanmalar gördüğünü, ancak mevcut durumun o dönemlerle kıyaslanıp kıyaslanamayacağı konusunda henüz net konuşamayacağını belirterek, “Bu durum bir hafta daha sürerse göreceğiz. Hata yapma lüksü yok; hatalar kesinlikle kabul edilemez” ifadelerini kullandı.