Falih: Piyasanın istikrarı kolay bir seçenek değil

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
TT

Falih: Piyasanın istikrarı kolay bir seçenek değil

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Suudi Arabistan’ın bazı enerji varlıklarına yönelik gerçekleştirilen son saldırıların ülkenin üretimini etkilemese de enerji piyasasını etkileyen petrol arz güvenliği için riskler oluşturduğunu kaydetti.
Bakan Falih, dün Cidde’de Suudi Arabistan ve Rusya öncülüğünde yapılan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi olan ve OPEC üyesi olmayan petrol üreticilerinin (OPEC+) oluşturduğu Ortak Bakanlar Gözetim Komitesi (OBGK) 14’üncü toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu.
Açıklamasında, petrol kesintisi kararına sadece birkaç üreticinin değil, herkesin bağlı kalması gerektiğini vurgulayan Falih, küresel petrol rezervlerinin artmakta olduğuna ve bazı üreticilerin çok büyük rezervleri bulunduğuna dikkat çekti.
OBGK toplantısı, ABD’nin İran petrol ihracatı üzerindeki yaptırımlara tanıdığı muafiyet süresinin sona ermesinin ardından İran'ın petrol ihracatının bu ay da düşmeye devam etmesi beklentisiyle enerji piyasasında arz sıkıntısı yaşanabileceğine ilişkin endişeler çerçevesinde gerçekleşti.
Bununla birlikte toplantının başında OBGK başkanı sıfatıyla bir konuşma yapan Bakan Halid el-Falih, bölgenin karşı karşıya olduğu bir takım ciddi zorluklara dikkat çekerek, son bir yıldır ve Bakü'de yapılan son OPEC+ toplantısından bu yana geçen iki ay boyunca hızlı gelişmeler yaşandığına işaret etti. Bu durumun hiç kimse için şaşırtıcı olmaması gerektiğini belirten Falih, bunun uluslararası ilişkiler ve küresel ticaretin yeni normu olduğunu, ancak olayların karmaşıklığı ve yoğunluğunun yanı sıra petrol piyasasını birçok yönden etkileyen farklı meselelerin çalışmalarını etkilediğini belirtti. Falih, petrol üreticilerinin piyasada olası bir dalgalanmayı engellemek için birleşmeseydi, küresel ekonomik istikrarın tehlikeye girmesinin kaçınılmaz olacağını da sözlerine ekledi.
Pazarın istikrarının hazır mallar gibi kolay bir seçenekle sağlanamadığının altını çizen Falih, “Çoğumuzdan beklenen öncelikler ve çözümler arasında denge kurmamız gerekiyor” dedi. Herkes için ortak faktörün; tüketiciler de dahil olmak üzere, herkese açıkça faydası olan “piyasa istikrarı” olduğuna dikkat çeken Falih, “İşbirliği; büyük ölçüde güvenilirlik, karşılık verme ve etkinlik gerektirir. Petrol piyasasının yakın dönemine bakıldığında enerji piyasasından çelişkili sinyallerin geldiği ve bazı sinyallerin arzın azalmakta olduğuna işaret ettiği bulanık bir tablo ortaya çıkıyor. Bununla birlikte sürekli artan envanteriyle ABD petrol üretiminin iyileşmesi diğer bir önemli nokta. Öte yandan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) stokları son 5 yıldır orta seviyede seyrediyor. Ancak son yıllarda stokların birikmesi nedeniyle nispeten yüksek kalıyor. Dolayısıyla birçok yönden izlenmesi gereken önemli bir konu olmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.
Bakan Falih şöyle devam etti;
“ABD’nin farklı eyaletlerinden Orta Doğu’ya kadar bazı ortaklarımız bir takım güçlüklerle karşı karşıya kalıyor. Umarız yakında bu zorlukların üstesinden gelinir ve ortak çabamıza tam olarak destek verebilirler.”
Şuan mevcut atmosferde birçok belirsizliğin olduğunu söyleyen Falih, “Bazı kurumlar petrol için talep tahminlerini azaltarak değerlendirme yaparken diğer raporlar OECD üyesi olmayan ülkelerdeki (Çin, Rusya ve Hindistan liderliğindeki) talebin yıllık büyüme hızı olarak yaklaşık 1 milyon varil arttığını gösteriyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH), ABD ekonomisinin istikrarlı seyretmesi ve Çin ekonomisinin yılın başında biraz güçlü bir performans sergilemesiyle sağlıklı bir şekilde makul düzeyde kalıyor. Dünyanın iki büyük ekonomik gücü ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret anlaşmazlığı, küresel ekonomi görünümüne gölge düşürürken bu durum, zaten zayıf olan petrol talebine yansıması halinde diğer ülkeleri etkileyebilir” ifadelerini kullandı.
"Saldırlar sevkiyat tehdit etti ancak üretimi durduramadı"
Suudi Arabistan’ın geçtiğimiz hafta üst üste iki kez saldırıya uğradığını belirten Falih, söz konusu saldırılara rağmen ilerleme kaydettiklerini ve saldırıların petrol sevkiyatını tehdit ettiğini ancak üretimlerini etkilemediğini kaydetti.
Bakan Falih sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bugün ortaklarımızı ve tüm dünya güçlerini, küresel enerji tedarikini engellemek ve zaten olumsuz bir havası olan küresel ekonomiyi yeni tehlikelere sokma girişimi olan bu saldırıları kınamaya davet ediyoruz.”
Piyasa koşullarının küresel yatırımlar üzerinde önemli bir etkisi olduğunu vurgulayan Suudi Bakan, söz konusu yatırımlarda bir miktar iyileşme olmasına rağmen, henüz tatmin edici seviyelere ulaşmadığını, ama yine de piyasadaki ruh halinin iyi bir göstergesi olduğunu kaydetti. ABD petrol sondaj seviyelerinin de bir başka iyi gösterge olduğunu vurgulayan Falih, ancak bununda büyük bir güce işaret etmediğini belirterek istikrar ya da düşüşe işaret eden çelişkili göstergeler ortaya koyduğunu kaydetti.
Herkesin verilerdeki çelişkileri ve belirsizlik nedenlerini görebildiğini söyleyen Suudi Bakan, “Açıkçası akıllıca kararlar almak için bu verileri incelemeli ve anlamalıyız. Petrol piyasasındaki dengesizliği azaltmak istiyoruz. Pazar dengesinin korunmasına yardımcı olunması ve istikrarın artırılması, tüketiciler ve üreticiler dahil herkesin yararına olacaktır” dedi.
Tüm OPEC ve OPEC+ üyelerine çelişkili verilere bakarak aceleci davranıp bir takım kararlar almaktan ve durumu karmaşık bir hale getirmekten kaçınmaları için çağrıda bulunan Falih, bu nedenle Aralık ayında Viyana'da yapılması planlanan OPEC+ toplantısını ertelediklerini ve böylece daha fazla veri elde edebildiklerini söyledi. Falih, “Haziran ayında yapılacak olan OPEC toplantısı, mümkün olan en iyi kararlara ulaşmak için daha fazla bilgiye sahip olmamızı sağlayacak” ifadelerini kullandı.
"Suudi Arabistan, bulunduğu pozisyonun bilincinde"
Öte yandan Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak, Cidde’deki toplantıda yaptığı konuşmada, herkesin Suudi Arabistan'ın dünya enerji ve petrol piyasası üzerinde önemli olan olumlu etkisinin farkında olması gerektiğini ve Suudi Arabistan'ın da bulunduğu pozisyonun büyüklüğü ve küresel enerji piyasasının verdiği sorumluluğun bilincinde olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan’ın petrol piyasasına yönelik eylemleri ve aldığı önlemlerin olumlu etkisine dikkati çeken Bakan Novak, “Ayrıca, OPEC üyeleri ve diğer üreticilerin, dünya genelindeki petrol endüstrisinin yanı sıra petrol pazarını da olumlu yönde etkileyecek ortak bir eylem için bir araya geleceğini umuyorum” dedi.
Geçtiğimiz Aralık ayındaki toplantıda alınan kararların nasıl olumlu bir etkisi olduğunu herkesin gördüğünü vurgulayan Novak, bunun herkesin ortak çabası sayesinde gerçekleştiğini kaydetti.
Herkesin ortak çabaları sürdürmenin yanı sıra özellikle arz ve talep arasındaki denge ve petrol piyasasında dengesizliğe sebep olabilecek unsurlara ilişkin mevcut durumu görmek için Cidde toplantısını dört gözle beklediğini söyleyen Rus Bakan, “Dünyadaki herkesin bu toplantının sonucunu ve OBGK’de olumlu bir atmosfer oluşmasını beklediğinden eminim. Tüm ülkelerin ortak çıkarları ışığında bu toplantıdan iyi bir birikimle çıkacağımızı düşünüyorum. Geçmiş dönemlerde tesis ettiğimiz bu güvenin sürmesi önemli. Bu toplantının herkes için verimli ve yapıcı olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.



SAL, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olarak konumunu pekiştirmek için uluslararası genişlemeye odaklanıyor

Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

SAL, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olarak konumunu pekiştirmek için uluslararası genişlemeye odaklanıyor

Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Lojistik Hizmetleri Şirketi (SAL) CEO’su Omar Hariri, şirketin Suudi Arabistan bağlantılı ticaret koridorlarını destekleyen ölçülü yatırım ve satın almalar yoluyla ülke dışına açılmanın yanı sıra kargo yer hizmetleri, lojistik hizmetler ve SAL lojistik bölgelerindeki faaliyetlerini geliştirmeye dayalı, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefleyen bir genişleme stratejisini uygulamaya devam ettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hariri, kargo yer hizmetleri sektörünün önümüzdeki yıllarda da şirketin gelirlerinin ana sütunu olmayı sürdüreceğini, ancak lojistik hizmetler sektörünün katkısının kademeli olarak artmasının yanı sıra SAL lojistik bölgesinin de uzun vadeli büyüme için ek bir itici güce dönüşmesinin beklendiğini ifade etti.

Hacim artışı

Hariri, şirketin fiyatlandırma disiplinini koruyup operasyonel verimliliği artırırken havayolu şirketlerinden oluşan müşteri tabanını genişletmeye, elleçleme hacimlerini büyütmeye ve kargo karmasını iyileştirmeye devam ettiğini belirtti. SAL’ın nitelikli satın almalar yoluyla büyüme fırsatlarını da incelediğini kaydeden Hariri, bunun son örneğinin Belçika’daki Aviapartner Liege SA şirketinin satın alınması olduğunu ifade etti.

Lojistik hizmetler sektörünün depolama merkezlerinin yüksek doluluk oranları, sözleşmeli lojistik hizmetlerindeki genişleme ve karayolu bağlantı hizmetlerindeki büyümenin etkisiyle gelecekteki en önemli büyüme itici güçlerinden birini temsil ettiğini ekleyen Hariri, sektörün faaliyet kârlılığındaki sürekli iyileşmeyle birlikte gelirlerde çift haneli büyüme kaydetmeye devam ettiğini bildirdi.

Finansal sonuçlar

Finansal sonuçlara değinen Hariri, SAL’ın 2026 yılı ikinci çeyreğinde tarihinin en iyi çeyreklik performansını kaydettiğini belirtti. Bu dönemde gelirler yüzde 30 artışla 512 milyon riyale (136,5 milyon dolar) ulaşırken, faaliyet kârı yüzde 24 büyüyerek 213 milyon riyal (56,8 milyon dolar) seviyesinde gerçekleşti. Şirketin net kârı yüzde 18 artışla 191 milyon riyale (50,9 milyon dolar) yükselirken, faaliyet kâr marjı ise yüzde 41,6 oldu.

sdfgt
SAL şirketinin CEO’su Omar Hariri (Şarku’l Avsat)

Gelirlerdeki büyümenin kârdan daha hızlı gerçekleşmesinin, yapısı gereği daha yüksek operasyonel maliyet gerektiren lojistik hizmetler faaliyetlerinin genişlemesinden ve gelecek büyüme aşamalarına hazırlık amacıyla altyapı ile operasyonel kapasiteye yapılan yatırımların sürdürülmesinden kaynaklandığını açıkladı.

Hariri, şirketin yılın ikinci yarısındaki performansının bölgedeki operasyonel çevrenin seyri, ithalat talebi, elleçleme hacimleri, kargo karması, lojistik hizmetler ve SAL lojistik bölgesi projelerindeki ilerleme ile uluslararası genişleme planları gibi çeşitli faktörlerden etkileneceğini belirtti.

Lojistik hizmetler ile kargo yer hizmetlerini birbirine rakip iki sektör olarak değil, tek bir ekosistemin birbirini tamamlayan unsurları olarak gördüklerini vurgulayan Hariri, amacın kargo elleçlemeden depolama, dağıtım, sözleşmeli lojistik ve karayolu bağlantı hizmetlerine kadar uzanan entegre lojistik çözümleri sunmak olduğunu kaydetti. Hariri, bu yaklaşımın yer hizmetleri sektörünün merkezi rolüne halel getirmeksizin gelir kaynaklarının çeşitliliğini artırdığını ifade etti.

Jeopolitik gerilimler

Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin etkisine değinen Hariri, bazı havayolu şirketlerinin hava sahası kullanımında karşılaştığı kısıtlamalar nedeniyle bu durumun SAL’ın operasyonlarına yansımasının sınırlı ve geçici olduğunu, esas olarak bazı kargo rotalarının yeniden yönlendirilmesi ve kapasite yönetimiyle sınırlı kaldığını açıkladı.

Şirketin Suudi Arabistan’daki havalimanlarında sahip olduğu geniş operasyonel altyapı ile saha ekiplerinin esnekliğinin hizmet sürekliliğinin korunmasına ve kargo akışlarının etkin bir şekilde yeniden yönlendirilmesine katkı sağladığını belirten Hariri, havayolu şirketlerinin kademeli olarak normal operasyonlarına dönmesiyle birlikte hareketliliğin ikinci çeyreğin başından itibaren yeniden ivme kazanmaya başladığına dikkat çekti.

Hariri, bu gelişmelerin Suudi Arabistan’ın Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan stratejik konumundan ve lojistik altyapıya yapılan büyük yatırımlardan yararlanarak yüksek güvenilirliğe sahip bir lojistik merkezi olarak önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

Dış genişleme

Uluslararası genişleme planları çerçevesinde Hariri, SAL’ın ikinci çeyrekte şirketin uluslararası yatırımlarını yönetecek bir holding platformu olarak Hollanda merkezli SAL International Ground Services B.V. şirketini kurduğunu açıkladı. Hariri, büyüme stratejisinin yalnızca coğrafi yayılıma değil, Suudi Arabistan bağlantılı ticaret koridorlarına hizmet etmeye dayandığını vurguladı.

Şirketin Aviapartner Liege şirketini satın almasının, Belçika’nın en büyük, Avrupa’nın ise en büyük beşinci kargo havalimanı olan Liege Havalimanı aracılığıyla SAL’a Avrupa’nın en önemli hava kargo merkezlerinden birinde ülke dışındaki ilk operasyonel platformunu kazandırdığını belirten Hariri, bu hamlenin Suudi Arabistan’ın küresel ticaret koridorlarıyla olan bağını güçlendirdiğini ve şirketin müşteri tabanı ile uluslararası havayolu şirketleriyle olan ilişkilerini genişlettiğini ifade etti.

Hariri, şirketin şu aşamada bu satın almanın entegrasyonuna ve operasyonel ile stratejik hedeflerine ulaşmaya odaklandığını, gelecekte ise ölçülü ve disiplinli bir yaklaşım çerçevesinde yeni satın almalar yapma seçeneğini açık tuttuğunu kaydetti.

Havacılık sektörü

Suudi havacılık sektörüne ilişkin olarak Hariri, sektörde yaşanan büyük genişlemenin yeni havayolu şirketlerinin pazara girmesi, uçuş sayılarının ve uluslararası destinasyonların artmasıyla birlikte SAL’ın iş hacminin büyümesi için doğrudan bir fırsat sunduğunu doğruladı.

Şirketin ikinci çeyrekte Singapore Airlines, Çinli SF Group ile Özbekistan merkezli Fly Khiva ve Centrum Air gruplarıyla yeni anlaşmalar imzaladığını belirten Hariri, bu adımların elleçleme hacimlerini artırdığını ve müşteri tabanını çeşitlendirdiğini ifade etti.

SAL’ın Suudi Arabistan’daki havalimanlarında operasyonel kapasitelerini artırmaya, SAL lojistik bölgesini geliştirmeye ve verimlilik ile üretkenliği yükseltmek amacıyla ileri dijital çözümleri benimsemeye yönelik yatırımlarına devam ettiğini ekleyen Hariri, Yönetim Kurulu’nun havacılık ve lojistik sektöründe beklenen büyümeyi karşılamaya yönelik şirket hazır bulunuşluğunu sağlamak adına özel yatırımları onayladığını bildirdi.

SAL 2030 Vizyonu

Şirketin 2030 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hariri, SAL’ın Suudi Arabistan bağlantılı ticaret akışına hizmet eden uluslararası bir operasyonel varlık inşa ederken, kargo yer hizmetleri ve lojistik alanında entegre bir platform sunan ulusal bir lojistik lideri olmayı hedeflediğini söyledi.

Şirketin amacının sadece hacim büyütmek adına coğrafi genişleme sağlamak olmadığını vurgulayan Hariri, Suudi Arabistan merkezli, Krallık’ın ticaret koridorlarına hizmet veren noktalara uzanan bir operasyonel ağ kurmayı hedeflediklerini belirtti. Hariri, hizmet kalitesini ve finansal disiplini koruyarak atılan bu adımların, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olma yönündeki Vizyon 2030 hedeflerini desteklediğini ifade etti.


Trump'ın vergi iadesi Japon oyun devinin kârını uçurdu

Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
TT

Trump'ın vergi iadesi Japon oyun devinin kârını uçurdu

Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergilerinin iadesiyle Nintendo'nun kârı yüzde 53 arttı.

Guardian'ın aktardığına göre Nintendo'nun kârı, Trump'ın tarifelerinin bir bölümünün şirkete iade edilmesinin de etkisiyle yılın ikinci çeyreğinde yüzde 53, 3 arttı.

Japon video oyun devi, haziran sonuna kadar geçen üç aylık dönemde 147,4 milyar yen (yaklaşık 44,5 milyar TL) net kâr açıkladı. Bu rakam, uzmanların 77,8 milyar yenlik (yaklaşık 23,5 milyar TL) beklentisinin çok üzerinde gerçekleşti.

Şirket, geçen yaz piyasaya sürülen Switch 2 konsolunun satışlarının güçlü seyrini koruduğunu, Yoshi and the Mysterious Book, Star Fox ve Pokemon Pokopia gibi oyunların da istikrarlı performans gösterdiğini belirtti. Buna rağmen şirketin toplam geliri yıllık bazda yüzde 10 düşerek 517,8 milyar yene (yaklaşık 157,5 milyar TL) geriledi.

Habere göre kârdaki güçlü artışta, Trump yönetiminin uyguladığı gümrük vergilerinin iadesi önemli rol oynadı.

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın "Kurtuluş Günü" tarifelerinin yasadışı olduğu hükmünü şubatta açıklamıştı.

Beyaz Saray, mahkeme kararından önce tahsil edilen yaklaşık 165 milyar dolarlık tarifelerin 100 milyar dolarını, yani yaklaşık yüzde 60'ını şirketlere iade etti.

Nintendo da ABD Yüksek Mahkemesi'nin kararının ardından vergilerin "yasadışı" olduğunu savunarak martta Trump yönetimine dava açmıştı. Japon oyun konsolu devi, iadenin gerçekleştiğini doğrularken ne kadar ödeme yapıldığına dair bilgi paylaşmadı.

Öte yandan ABD'de iki kişi de nisanda Nintendo'ya dava açarak yasadışı olduğuna hükmedilen vergilerin geri ödenmesini istemişti. Tüketiciler, şirketin tarifelerin maliyetini fiyat artışlarıyla kendilerinden tahsil edip, ABD hükümetinden de iade alarak haksız kazanç sağlayacağını savunmuştu.

Nintendo ise geçen ay açtığı davada şikayetin düşürülmesini talep etmişti. Firma, tüketicilerin vergilerin iadesi üzerinde herhangi bir hukuki hakkı olmadığını savunmuş, haksız kazanç iddialarını da reddetmişti. Dava henüz sonuçlanmadı.

Independent Türkçe, Guardian, PC Magazine


Suudi Arabistan, enerji piyasalarını sakinleştirmek için arz güvenliği ile diplomasiyi birleştiriyor

Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
TT

Suudi Arabistan, enerji piyasalarını sakinleştirmek için arz güvenliği ile diplomasiyi birleştiriyor

Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)

Küresel enerji tedarik yollarını tehdit eden jeopolitik gerilimlerin tırmandığı bir dönemde Suudi Arabistan, stratejik altyapısı ve etkin diplomasisini bir araya getirerek petrol piyasalarının istikrarının korunmasında kilit bir aktör olarak öne çıktı.

Krallık, hassas deniz güzergâhlarını devre dışı bırakan ve günlük yaklaşık 7 milyon varil petrolü Kızıldeniz'e taşıyan Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden ihracatını kesintisiz sürdürmesinin yanı sıra, OPEC ve OPEC+ içindeki belirleyici rolü ile gerilimi düşürmeye yönelik siyasi girişimleri sayesinde, en güvenilir enerji tedarikçilerinden biri konumunu güçlendirdi. Böylece piyasalardaki dalgalanmaların sınırlandırılmasına ve küresel enerji arz güvenliğinin korunmasına katkı sağladı.

Suudi Arabistan, OPEC+ ittifakı içinde piyasa dengesinin korunmasında da önemli rol üstlendi. Üretim seviyelerinin koordinasyonuna öncülük eden Riyad, fiyatlardaki sert dalgalanmaların önüne geçilmesi ve arzda büyük açık ya da fazlalık oluşmasının engellenmesi için çaba gösterdi. Bu yaklaşım, ittifakın krizleri yönetme kapasitesine yönelik üretici ve tüketici güvenini artırdı.

Doğu-Batı boru hattı

Suudi Arabistan Petrol Bakanı'nın eski başdanışmanı Dr. Muhammed es-Sabban, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve ortaklarının 1980'li yılların ortasında inşa edilen Doğu-Batı Boru Hattı sayesinde petrol ihracatının kesintisiz sürmesini sağladığını belirtti.

Es-Sabban, söz konusu hattın bulunmaması halinde mevcut dönemde petrol piyasalarının ciddi sıkıntılar yaşayacağını vurgulayarak, hattan günlük yaklaşık 7 milyon varil petrol taşındığını ve bunun piyasalarda istikrarın korunmasına büyük katkı sağladığını söyledi.

Suudi Arabistan'ın OPEC ve OPEC+ bünyesindeki çalışmalarıyla petrol piyasalarının istikrarına katkıda bulunduğunu ifade eden Es-Sabban, Riyad'ın küresel piyasalara güven veren ve enerji arzını istikrarlı şekilde sağlayan temel aktörlerden biri olduğunu dile getirdi.

Es-Sabban ayrıca Suudi Arabistan'ın İran ile ABD arasında hem doğrudan hem de dolaylı temaslar yürüttüğünü, tarafları memnun edecek çözümler için çaba gösterdiğini belirterek, bu diplomatik girişimlerin hem gerilimin azaltılmasına hem de enerji piyasalarının istikrarına katkı sunduğunu kaydetti.

Stratejik altyapı

Enerji sektörü uzmanı Nayif ed-Dendeni ise Şarku’l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan'ın 2026 yılında Hürmüz Boğazı krizine rağmen petrol ihracatını sürdürdüğünü ve deniz taşımacılığındaki büyük aksaklıklara rağmen piyasalara petrol sağlamayı başardığını söyledi.

Dendeni, bu başarının küresel arz şoklarının etkisini azaltan ve piyasaların istikrarını destekleyen temel unsurlardan biri olduğunu, bunun da önceden yapılan hazırlıklar, alternatif altyapı yatırımları ve bölgesel koordinasyon sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.

Doğu-Batı Boru Hattı'nın (Petroline), Hürmüz Boğazı'na alternatif oluşturarak kritik rol oynadığını belirten Dendeni, hattın Suudi Arabistan'ın doğu bölgesinden Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı'na uzandığını ve günlük 7 milyon varile kadar taşıma kapasitesine sahip olduğunu söyledi.

Krizin yaşandığı dönemde Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının büyük bölümünü bu hat üzerinden gerçekleştirdiğini belirten Dendeni, böylece günlük 4 ila 5 milyon varil petrolün Hürmüz Boğazı kullanılmadan ihraç edildiğini ifade etti.

Dendeni, geçici hasarın ardından hattın tam kapasiteyle yeniden devreye alındığını, Kızıldeniz limanlarının da başlıca ihracat merkezlerine dönüştüğünü söyledi. Bazı aylarda Suudi Arabistan'ın batısındaki Yenbu Limanı üzerinden gerçekleştirilen ihracatın önceki dönemlere kıyasla yüzde 300'ün üzerinde arttığını kaydetti.

Alternatif güzergâhlar

Suudi Arabistan'ın bölgesel ortaklarıyla iş birliği yaptığını belirten Dendeni, Riyad'ın Kuveyt, Bahreyn ve diğer bazı ülkelerle boru hattı sistemlerinin genişletilmesi ve bu ülkelerin petrolünün de taşınabilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı.

Dendeni, ayrıca Saudi Aramco'nun yurt dışındaki depolama tesisleri ile Mısır'daki SUMED Boru Hattı'nın Avrupa ve Asya'ya yönelik petrol akışının sürdürülmesine destek verdiğini söyledi.

Riyad'ın küresel bir enerji tedarikçisi olarak güvenilirliğini koruduğunu vurgulayan Dendeni, Körfez bölgesinden yapılan toplam ihracatta düşüş yaşanmasına rağmen Suudi Arabistan'ın taahhütlerini yerine getirmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Takip verilerinin Suudi ham petrolünün alternatif ya da kısmi güzergâhlar üzerinden sevkiyatının devam ettiğini gösterdiğini belirten Dendeni, bunun Suudi Arabistan'ın lojistik açıdan yüksek esneklik sergilediğini ortaya koyduğunu söyledi.

Dendeni, "Bu başarı ihracat hacminde geçici bir düşüşü engelleyemedi ancak küresel enerji arzının tamamen çökmesini önledi ve petrol fiyatlarında felaket senaryolarının yaşanmasının önüne geçti" dedi.

Aramco ve OPEC+ vurgusu

Tüm bu gelişmeler, analistlerin Suudi Arabistan'ın küresel enerji piyasalarındaki istikrar sağlayıcı rolüne ilişkin değerlendirmelerini güçlendirdi.

Saudi Aramco da bugün yaptığı açıklamada, jeopolitik gerilimlere rağmen enerji arzındaki güvenilirliğini korumayı sürdürdüğünü, bunu ise başta Doğu-Batı Boru Hattı ve Kızıldeniz'deki ihracat tesisleri olmak üzere çeşitlendirilmiş altyapısı sayesinde başardığını duyurdu.

Bu açıklama, OPEC+ ittifakının eylül ayından itibaren üretim artışını kademeli olarak sürdürme kararının ardından geldi. Söz konusu adım, Suudi Arabistan öncülüğündeki büyük üreticilerin piyasa dengesini korumaya yönelik koordinasyonunun devam ettiğini ortaya koyarken, Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar da Krallığın güçlü altyapısı, OPEC+ içindeki lider konumu ve gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabalarının, enerji piyasalarındaki dalgalanmaların sınırlandırılması ve küresel enerji arz güvenliğinin korunmasında belirleyici rol oynadığını vurguladı.