Falih: Piyasanın istikrarı kolay bir seçenek değil

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
TT

Falih: Piyasanın istikrarı kolay bir seçenek değil

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak ve Nijerya Petrol Bakanı Emmanuel Ibe Kachikwu dün Cidde'de bir araya geldi (AFP)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Suudi Arabistan’ın bazı enerji varlıklarına yönelik gerçekleştirilen son saldırıların ülkenin üretimini etkilemese de enerji piyasasını etkileyen petrol arz güvenliği için riskler oluşturduğunu kaydetti.
Bakan Falih, dün Cidde’de Suudi Arabistan ve Rusya öncülüğünde yapılan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi olan ve OPEC üyesi olmayan petrol üreticilerinin (OPEC+) oluşturduğu Ortak Bakanlar Gözetim Komitesi (OBGK) 14’üncü toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu.
Açıklamasında, petrol kesintisi kararına sadece birkaç üreticinin değil, herkesin bağlı kalması gerektiğini vurgulayan Falih, küresel petrol rezervlerinin artmakta olduğuna ve bazı üreticilerin çok büyük rezervleri bulunduğuna dikkat çekti.
OBGK toplantısı, ABD’nin İran petrol ihracatı üzerindeki yaptırımlara tanıdığı muafiyet süresinin sona ermesinin ardından İran'ın petrol ihracatının bu ay da düşmeye devam etmesi beklentisiyle enerji piyasasında arz sıkıntısı yaşanabileceğine ilişkin endişeler çerçevesinde gerçekleşti.
Bununla birlikte toplantının başında OBGK başkanı sıfatıyla bir konuşma yapan Bakan Halid el-Falih, bölgenin karşı karşıya olduğu bir takım ciddi zorluklara dikkat çekerek, son bir yıldır ve Bakü'de yapılan son OPEC+ toplantısından bu yana geçen iki ay boyunca hızlı gelişmeler yaşandığına işaret etti. Bu durumun hiç kimse için şaşırtıcı olmaması gerektiğini belirten Falih, bunun uluslararası ilişkiler ve küresel ticaretin yeni normu olduğunu, ancak olayların karmaşıklığı ve yoğunluğunun yanı sıra petrol piyasasını birçok yönden etkileyen farklı meselelerin çalışmalarını etkilediğini belirtti. Falih, petrol üreticilerinin piyasada olası bir dalgalanmayı engellemek için birleşmeseydi, küresel ekonomik istikrarın tehlikeye girmesinin kaçınılmaz olacağını da sözlerine ekledi.
Pazarın istikrarının hazır mallar gibi kolay bir seçenekle sağlanamadığının altını çizen Falih, “Çoğumuzdan beklenen öncelikler ve çözümler arasında denge kurmamız gerekiyor” dedi. Herkes için ortak faktörün; tüketiciler de dahil olmak üzere, herkese açıkça faydası olan “piyasa istikrarı” olduğuna dikkat çeken Falih, “İşbirliği; büyük ölçüde güvenilirlik, karşılık verme ve etkinlik gerektirir. Petrol piyasasının yakın dönemine bakıldığında enerji piyasasından çelişkili sinyallerin geldiği ve bazı sinyallerin arzın azalmakta olduğuna işaret ettiği bulanık bir tablo ortaya çıkıyor. Bununla birlikte sürekli artan envanteriyle ABD petrol üretiminin iyileşmesi diğer bir önemli nokta. Öte yandan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) stokları son 5 yıldır orta seviyede seyrediyor. Ancak son yıllarda stokların birikmesi nedeniyle nispeten yüksek kalıyor. Dolayısıyla birçok yönden izlenmesi gereken önemli bir konu olmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.
Bakan Falih şöyle devam etti;
“ABD’nin farklı eyaletlerinden Orta Doğu’ya kadar bazı ortaklarımız bir takım güçlüklerle karşı karşıya kalıyor. Umarız yakında bu zorlukların üstesinden gelinir ve ortak çabamıza tam olarak destek verebilirler.”
Şuan mevcut atmosferde birçok belirsizliğin olduğunu söyleyen Falih, “Bazı kurumlar petrol için talep tahminlerini azaltarak değerlendirme yaparken diğer raporlar OECD üyesi olmayan ülkelerdeki (Çin, Rusya ve Hindistan liderliğindeki) talebin yıllık büyüme hızı olarak yaklaşık 1 milyon varil arttığını gösteriyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH), ABD ekonomisinin istikrarlı seyretmesi ve Çin ekonomisinin yılın başında biraz güçlü bir performans sergilemesiyle sağlıklı bir şekilde makul düzeyde kalıyor. Dünyanın iki büyük ekonomik gücü ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret anlaşmazlığı, küresel ekonomi görünümüne gölge düşürürken bu durum, zaten zayıf olan petrol talebine yansıması halinde diğer ülkeleri etkileyebilir” ifadelerini kullandı.
"Saldırlar sevkiyat tehdit etti ancak üretimi durduramadı"
Suudi Arabistan’ın geçtiğimiz hafta üst üste iki kez saldırıya uğradığını belirten Falih, söz konusu saldırılara rağmen ilerleme kaydettiklerini ve saldırıların petrol sevkiyatını tehdit ettiğini ancak üretimlerini etkilemediğini kaydetti.
Bakan Falih sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bugün ortaklarımızı ve tüm dünya güçlerini, küresel enerji tedarikini engellemek ve zaten olumsuz bir havası olan küresel ekonomiyi yeni tehlikelere sokma girişimi olan bu saldırıları kınamaya davet ediyoruz.”
Piyasa koşullarının küresel yatırımlar üzerinde önemli bir etkisi olduğunu vurgulayan Suudi Bakan, söz konusu yatırımlarda bir miktar iyileşme olmasına rağmen, henüz tatmin edici seviyelere ulaşmadığını, ama yine de piyasadaki ruh halinin iyi bir göstergesi olduğunu kaydetti. ABD petrol sondaj seviyelerinin de bir başka iyi gösterge olduğunu vurgulayan Falih, ancak bununda büyük bir güce işaret etmediğini belirterek istikrar ya da düşüşe işaret eden çelişkili göstergeler ortaya koyduğunu kaydetti.
Herkesin verilerdeki çelişkileri ve belirsizlik nedenlerini görebildiğini söyleyen Suudi Bakan, “Açıkçası akıllıca kararlar almak için bu verileri incelemeli ve anlamalıyız. Petrol piyasasındaki dengesizliği azaltmak istiyoruz. Pazar dengesinin korunmasına yardımcı olunması ve istikrarın artırılması, tüketiciler ve üreticiler dahil herkesin yararına olacaktır” dedi.
Tüm OPEC ve OPEC+ üyelerine çelişkili verilere bakarak aceleci davranıp bir takım kararlar almaktan ve durumu karmaşık bir hale getirmekten kaçınmaları için çağrıda bulunan Falih, bu nedenle Aralık ayında Viyana'da yapılması planlanan OPEC+ toplantısını ertelediklerini ve böylece daha fazla veri elde edebildiklerini söyledi. Falih, “Haziran ayında yapılacak olan OPEC toplantısı, mümkün olan en iyi kararlara ulaşmak için daha fazla bilgiye sahip olmamızı sağlayacak” ifadelerini kullandı.
"Suudi Arabistan, bulunduğu pozisyonun bilincinde"
Öte yandan Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak, Cidde’deki toplantıda yaptığı konuşmada, herkesin Suudi Arabistan'ın dünya enerji ve petrol piyasası üzerinde önemli olan olumlu etkisinin farkında olması gerektiğini ve Suudi Arabistan'ın da bulunduğu pozisyonun büyüklüğü ve küresel enerji piyasasının verdiği sorumluluğun bilincinde olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan’ın petrol piyasasına yönelik eylemleri ve aldığı önlemlerin olumlu etkisine dikkati çeken Bakan Novak, “Ayrıca, OPEC üyeleri ve diğer üreticilerin, dünya genelindeki petrol endüstrisinin yanı sıra petrol pazarını da olumlu yönde etkileyecek ortak bir eylem için bir araya geleceğini umuyorum” dedi.
Geçtiğimiz Aralık ayındaki toplantıda alınan kararların nasıl olumlu bir etkisi olduğunu herkesin gördüğünü vurgulayan Novak, bunun herkesin ortak çabası sayesinde gerçekleştiğini kaydetti.
Herkesin ortak çabaları sürdürmenin yanı sıra özellikle arz ve talep arasındaki denge ve petrol piyasasında dengesizliğe sebep olabilecek unsurlara ilişkin mevcut durumu görmek için Cidde toplantısını dört gözle beklediğini söyleyen Rus Bakan, “Dünyadaki herkesin bu toplantının sonucunu ve OBGK’de olumlu bir atmosfer oluşmasını beklediğinden eminim. Tüm ülkelerin ortak çıkarları ışığında bu toplantıdan iyi bir birikimle çıkacağımızı düşünüyorum. Geçmiş dönemlerde tesis ettiğimiz bu güvenin sürmesi önemli. Bu toplantının herkes için verimli ve yapıcı olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.



FED, ABD’deki ara seçimler öncesinde faizleri sabit tuttu

Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
TT

FED, ABD’deki ara seçimler öncesinde faizleri sabit tuttu

Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)

ABD Merkez Bankası (FED), 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerine bir haftadan az süre kala, bugün (Çarşamba) politika faizini yüzde 3,75-4 aralığında sabit tuttu. Yaşam maliyetleri, seçim kampanyalarının öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), toplantının ardından yayımladığı açıklamada, ekonomik faaliyetin güçlü bir hızla genişlediğini, yurt içi harcamaların dirençli seyrettiğini, verimlilik artışının güçlü, sermaye yatırımlarının ise sağlam olduğunu belirtti. Açıklamada, istihdam artışının iş gücündeki büyümeyle uyumlu olduğu ve işsizlik oranında kayda değer bir değişiklik yaşanmadığı ifade edildi.

Buna karşılık komite, enflasyonun yüksek seyrini koruduğuna dikkat çekti. Daha fazla verinin, enflasyonu zamanında yüzde 2’lik hedefe döndürmek için uygun para politikası duruşunun belirlenmesine yardımcı olacağı vurgulandı. FED, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını da yineledi.

Faizleri sabit tutma kararı, enerji fiyatlarındaki artış, gümrük tarifeleri ve yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanan talep nedeniyle enflasyonist baskıların sürdüğü bir dönemde alındı. Bu durum, para politikası yapıcılarını enflasyonu kontrol altına almak ile ekonomik faaliyetin istikrarını korumak arasında hassas bir denge kurmaya zorluyor.

Faizlerin sabit tutulması kararı, komite üyelerinden 10’unun desteğini alırken iki üye karşı oy kullandı. Lisa Cook ve Beth Hammack, politika faizinin hedef aralığının 25 baz puan artırılmasını tercih etti.

ABD’de ailelerin yüksek yaşam maliyetleriyle mücadele etmeyi sürdürmesi nedeniyle fiyatlardaki gelişmeler, yaklaşan seçimler öncesinde daha da önem kazandı.

Piyasalar, FED yetkililerinin temkinli davranarak enflasyonun seyrini değerlendirmeyi tercih ettiklerine yönelik açıklamalarının ardından faizlerin sabit tutulmasını bekliyordu. FED, eylül ayında faizi 25 baz puan artırarak mevcut aralığa yükseltmişti. Bu artış, üç yılın ardından yapılan ilk faiz artırımı olmuştu.

Demokrat Parti, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin elindeki Kongrenin her iki kanadında da kontrolü ele geçirmeyi hedefliyor. Olası bir güç değişimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresinin son iki yılında siyasi gündemini hayata geçirme kapasitesini etkileyebilir.

Ekonomik büyüme genel olarak istikrarlı seyrini korusa da özellikle düşük gelirli kesimler başta olmak üzere birçok Amerikalı ailenin yüksek fiyatlardan etkilenmeye devam etmesi, yaşam maliyetlerini seçim kampanyalarının başlıca konularından biri haline getirdi.

Enflasyon hâlâ hedefin oldukça üzerinde

Faizlerin sabit tutulması kararı, enflasyon göstergelerinin fiyat artışlarını hedeflenen seviyeye döndürmenin zor olacağına işaret ettiği bir dönemde alındı. ABD’de tüketici fiyatları endeksi eylül ayında yıllık yüzde 3,7 yükselerek analistlerin beklentilerini aştı ve mayısta kaydedilen son üç yılın en yüksek seviyesine yeniden yaklaştı.

FED, uzun vadeli enflasyon hedefini, enflasyonu ölçmek için esas aldığı kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi üzerinden yüzde 2 olarak belirliyor.

İlk tahminler, manşet PCE endeksinin yanı sıra bazı oynak fiyat kalemlerini dışarıda bırakan göstergelerin de eylülde yükseldiğine işaret ediyor. Yıllık enflasyonun yüzde 3 veya üzerinde kalmayı sürdürdüğü, son aylarda fiyat artışlarını düşürme konusunda ise sınırlı ilerleme kaydedildiği değerlendiriliyor.

Eylül ayına ilişkin kişisel tüketim harcamaları verilerinin, FED’in faiz kararını açıklamasından bir gün sonra, perşembe günü yayımlanması bekleniyor.

Endeksin bileşenlerine ilişkin ilk tahminler de fiyat baskılarının sürdüğüne işaret ediyor. Bu verilerin, resmî rakamlar açıklanmadan önce FED yetkililerine enflasyonun seyri hakkında ek bilgi sağlaması bekleniyor.

xascdvfbg
FED Başkanı, Para Politikası Kurulu’nun faiz kararının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

Enflasyonist baskıların başlıca nedenleri arasında, ABD’nin şubat ayının sonlarında İran’a yönelik başlattığı savaşın ardından enerji fiyatlarında yaşanan artış ve Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu gümrük tarifelerinin devam eden etkileri bulunuyor.

Bunun yanı sıra yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanan güçlü talep ve tüketici harcamaları da fiyatların yüksek seyretmesine katkıda bulunan unsurlar arasında yer alıyor.

Piyasalar yeni faiz artışlarının zamanlamasını izliyor

Mevcut toplantıda faizlerin sabit tutulmasının beklenmesiyle birlikte piyasaların odağı, önümüzdeki aylarda yapılabilecek faiz artışlarının büyüklüğüne ve zamanlamasına çevrildi.

Ekonomistler ve yatırımcılar, enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve fiyat artışlarının daha geniş bir alana yayılması halinde FED’in ekim ayında geçici olarak duraklamayı tercih etse bile yeniden faiz artışına gidebileceğini düşünüyor.

TS Lombard şirketinin makroekonomi genel müdürü Dario Perkins, artık sorunun yalnızca FED’in faizleri yeniden artırıp artırmayacağı olmadığını, ilerleyen dönemde kaç faiz artışı yapılabileceğinin de önem kazandığını söyledi.

Trump’ın baskısı

Ekim ayındaki toplantı, Trump ile FED arasındaki gerilimin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirildi. ABD Başkanı, geçen yıl yeniden göreve gelmesinden bu yana faizlerin düşürülmesi talebiyle merkez bankası üzerindeki baskıyı artırdı. Bu durum, kurumun bağımsızlığına ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.

Trump yönetiminin baskıları arasında, FED’in eski Başkanı Jerome Powell hakkında hukuki süreç başlatılması ve Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un görevden alınmaya çalışılması da yer aldı.

Powell hakkındaki soruşturma daha önce düşürülmüştü. Bu gelişme, Warsh’ın FED yönetim kuruluna atanmasının Senato tarafından onaylanmasına yönelik sürecin ilerlemesinin önünü açtı. Ancak Beyaz Saray, Yüksek Mahkemenin Cook’u görevden uzaklaştırmaya yönelik önceki girişimi engellemesine rağmen, söz konusu girişimlerini yeniden gündeme getirdi.

Enflasyonist baskıların devam ettiği bu ortamda Warsh, FED’in para politikası rotasını belirlemedeki bağımsızlığını korurken enflasyonu yüzde 2’lik hedefe döndürme zorluğuyla karşı karşıya bulunuyor.

Faizlerin sabit tutulması, karar alıcılara fiyatların seyrini değerlendirmek için ek zaman kazandırsa da önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik veriler ve enerji fiyatları, FED’in yeni kararlarını belirleyecek başlıca unsurlar arasında yer alacak. Bu süreçte yaşam maliyetleri, ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde ekonomik tartışmaların merkezinde kalmayı sürdürecek.


Petrol yeniden yükselişte: Piyasaların gözü İran ve ABD’de

ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
TT

Petrol yeniden yükselişte: Piyasaların gözü İran ve ABD’de

ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)

Petrol fiyatları, İran’la yaşanan gerilime ilişkin belirsizlikler ve ABD’nin stok verileri öncesinde bugün (Çarşamba) yüzde 1’in üzerinde artış kaydetti.

Brent petrolün vadeli varil fiyatı, TSİ 07.35 itibarıyla 1,59 dolar ya da yüzde 1,4 artışla 115,47 dolara yükseldi. ABD Batı Teksas türü (WTI) ham petrolünün vadeli varil fiyatı ise 1,43 dolar ya da yüzde 1,4 artarak 101,33 dolara ulaştı.

Petrol fiyatları salı günü işlemler sırasında yaklaşık 2 dolar gerilemiş, ancak arz güvenliğine ilişkin endişelerin yeniden gündeme gelmesiyle tekrar yükselişe geçmişti.

ING Grubu emtia analistleri, piyasaların gerilimin yeniden tırmanması ihtimalini hâlâ yüksek gördüğünü belirtti. Analistler, yatırımcıların ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik atacağı bir sonraki adıma ilişkin daha fazla netlik beklemesi nedeniyle petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kaldığını ifade etti.

Analistler ayrıca, seçimlerin İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlenmeden tamamlanmasının, fiyatları destekleyen risk priminin gerilemeye başlaması için yeterli olabileceğini kaydetti.

ABD’de ise Amerikan Petrol Enstitüsü (API) tarafından hazırlanan ve piyasa kaynaklarınca aktarılan verilere göre, 23 Ekim’de sona eren haftada ham petrol stokları 2,03 milyon varil azaldı.

Ancak Reuters’ın görüşlerine başvurduğu analistler, aynı haftada stokların yaklaşık 15 bin varil artmasını bekliyordu. Piyasalar, arz seviyelerine ilişkin daha net göstergeler elde etmek amacıyla ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) çarşamba günü ilerleyen saatlerde açıklayacağı haftalık resmi stok raporunu bekliyor.

Piyasaların odağında ayrıca, gelecek pazar günü yapılması planlanan OPEC+ toplantısı bulunuyor. Görüşmelere yakın kaynaklara göre, üye ülkelerin aralık ayı petrol üretim hedeflerini değiştirmemesi bekleniyor.

Bu süreçte, ittifakın yedi temel üyesinin çoğunda fiili üretim, belirlenen hedeflerin altında seyrediyor. Söz konusu ülkeler Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Kuveyt, Cezayir, Kazakistan ve Umman’dan oluşuyor.

Öte yandan, piyasada faaliyet gösteren bazı kaynaklara göre Rusya’nın Baltık Denizi ve Karadeniz limanlarından gerçekleştirdiği ham petrol ihracatı, gelecek ay gerileyebilir. Bu olasılık, yerel rafinerilerin dizel üretimini artırmasıyla ilişkilendiriliyor. Söz konusu gelişmenin, bu ay Washington ile varılan bir anlaşmanın ardından gündeme geldiği belirtiliyor.


Üretim maliyetlerindeki artış Sudanlıların ekmek yükünü ağırlaştırıyor

Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
TT

Üretim maliyetlerindeki artış Sudanlıların ekmek yükünü ağırlaştırıyor

Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).

Sudan’da ekmeğin fiyatının 500 Sudan lirasına (0,05 dolar) yükselmesi, hane halklarının geçim sıkıntısını daha da derinleştirdi. Fiyatın yüzde 35 artması, satın alma gücünün gerilediği ülkede vatandaşların temel gıdaya erişimini zorlaştırıyor. Un, maya ve yakıt fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra elektrik kesintileri ve Sudan lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi, fırın işletmecilerinin üretim maliyetlerini artırıyor. Vatandaşlar temel gıda maddesine erişimi kolaylaştıracak önlemler alınmasını isterken sektör temsilcileri, savaşın devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle fiyat artışlarını kontrol altına almanın zorlaştığı uyarısında bulunuyor.

Omdurman’da fırın işleten Tayyib el-Caali, ekmek fiyatındaki son artışın üretim maliyetlerindeki yükselişten kaynaklandığını belirtti. Bir çuval unun fiyatının 190 bin Sudan lirasına (19 dolar), bir koli mayanın fiyatının ise 290 bin Sudan lirasına (29 dolar) ulaştığını aktaran Caali, işçilerin günlük ücretlerinin de yüzde 25 arttığını söyledi.

cvfghy
Omdurman’daki bir fırın, fiyat artışları nedeniyle müşterilerin yoğunluğundan şikâyetçi (Şarku’l Avsat)

Caali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bin litre gazın maliyetinin 4 milyon 700 bin Sudan lirasına (470 dolar) çıktığını belirtti. Elektrik kesintilerinin günde 12 saati aştığını kaydeden Caali, bu nedenle fırın işletmecilerinin üretimi sürdürebilmek için motorin kullanmak zorunda kaldığını ve bunun günlük maliyetinin 400 bin Sudan lirasına (40 dolar) ulaştığını ifade etti.

Caali, ekmek fiyatlarındaki yükselişin sınırlandırılması ve fırın işletmecileriyle tüketicilerin üzerindeki yükün hafifletilmesi için yetkililerin döviz kurundaki dalgalanmaları azaltacak ve enflasyonu kontrol altına alacak adımlar atması gerektiğini vurguladı. Sudan lirasının değer kaybetmeye devam etmesinin sorunu ağırlaştırdığına dikkati çekti.

Satın alma gücü geriliyor

Ekmek fiyatlarındaki artış, hem haneleri hem de yemeklerinde ekmek kullanan işletmeleri olumsuz etkiliyor. Temel tüketim ürünlerinin fiyatları yükselirken vatandaşların satın alma gücü de giderek azalıyor.

Restoran işletmecisi Süleyman Abdullah, ekmekteki fiyat artışının restoranlara yeni yükler getirdiğini ve müşterilere uygun fiyatlı yemek sunmayı zorlaştırdığını söyledi. Abdullah, fasulye, mercimek veya ciğer yemeklerinin yanında iki ekmek sunulmasının artık bazı müşterileri memnun etmediğini belirtti. Ekmeğin boyutunun küçülmesi nedeniyle müşterilerin ilave ekmek almak zorunda kaldığını ve bunun da yemek maliyetini artırdığını kaydetti.

ghyj
Fırın işletmecisi Süleyman Abdullah, Şarku’l Avsat’a konuşuyor.

Taksicilik yapan İsam et-Tac ise savaşın devam ettiği bir ortamda temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarının ailesinin günlük ihtiyaçlarını karşılamasını daha da zorlaştırdığını söyledi. Ailesinin günlük yaklaşık 20 bin Sudan liralık (2 dolar) ekmek tükettiğini belirten et-Tac, aracına yakıt alabilmek için üç güne kadar uzayabilen kuyruklarda beklemek zorunda kaldığını ifade etti. Et-Tac, gelirinin ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini dile getirdi.

Başkent Hartum’a yerinden edilmenin ardından geri dönen aileler de ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya. Hüseyin Abdullah, ailesiyle birlikte kente dönerken elektrik, su, ekmek ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara yeniden erişebilmeyi umduklarını, ancak karşılaştıkları geçim yükünün altından kalkamadıklarını söyledi.

Fatma Ahmed de çocuklarının okula gitmeden önceki kahvaltısı için artık ekmek temin etmekte zorlandığını belirtti. Ailenin sınırlı imkânlarla çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını ifade eden Ahmed, yetkililere fırınlara destek verilmesi ve fiyat artışlarının vatandaşlar üzerindeki etkisinin hafifletilmesi çağrısında bulundu.

Un tedarikini güvence altına alma girişimleri

Krizin çözümüne yönelik çalışmalar kapsamında Hartum Eyaleti Valisi Ahmed Osman Hamza, geçen pazartesi günü Bahri’nin kuzeyindeki Ceyli Sanayi Bölgesi’nde bulunan Rotana fabrikasının değirmenlerini ziyaret etti. Hamza, üretim kapasitesini yerinde inceleyerek un tedarikinin güvence altına alınması ve fırınlara yönelik sevkiyatların kesintisiz sürdürülmesi için atılabilecek adımları değerlendirdi.

Dağıtım süreçlerinin düzenli işlemesini engelleyen yetki karmaşasına dikkati çeken Hamza, denetimlerin sıkılaştırılması ve sistemdeki aksaklıkların giderilmesi talimatını verdi. Bu adımların fırınların faaliyetlerini sürdürmesini ve vatandaşlara ekmek sağlanmasını güvence altına almayı amaçladığı belirtildi.

Üretim maliyetleri yükseliyor

Fırınlar Birliği Başkanı İsam Ukaşe ise ekmek fiyatlarındaki son artışı, dünya piyasalarında buğday fiyatlarının yükselmesine, Sudan lirasının değer kaybetmesine ve yakıt, gaz ile maya maliyetlerindeki artışa bağladı.

Paralel piyasada doların yaklaşık 10 bin Sudan lirasından (1 dolar) işlem gördüğünü belirten Ukaşe, bunun üretim girdilerinin ithalat maliyetini artırarak fırıncılık sektöründeki baskıyı ağırlaştırdığını söyledi.

Ukaşe, krizin aşılması için yurt dışından buğday unu ithal edilmesi ve fırınlara destek sağlanması gerektiğini ifade etti. Ancak savaşın devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle kalıcı çözümler üretmenin zor olduğunu kabul etti.

Ülkenin ihracatının büyük ölçüde altınla sınırlı kaldığını belirten Ukaşe, kendi ifadesiyle altın gelirlerinin savaş harcamalarının finansmanında kullanıldığını söyledi. Ukaşe, vatandaşların ağır geçim koşullarını göz önünde bulundurarak ekmek fiyatlarının mevcut seviyelerin üzerine çıkmamasını ve iki ekmeğin bin Sudan lirasından (0,10 dolar) satılmaya devam etmesini umduğunu dile getirdi.

Stratejik stok oluşturulması çağrısı

Ekonomi uzmanı Heysem Muhammed Fethi de ekmek krizinin geçici bir enflasyon dalgasından ibaret olmadığını, üretim sistemindeki yapısal sorunları yansıttığını söyledi.

Unun toplam üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu belirten Fethi, un fiyatındaki her artışın, özellikle istikrarlı bir destek mekanizmasının bulunmadığı koşullarda, doğrudan nihai ekmek fiyatına yansıdığını kaydetti.

Bazı dönemlerde yakıt fiyatlarının yüzde 100’ün üzerinde artmasının nakliye ve dağıtım maliyetlerini yükselttiğini ifade eden Fethi, elektrik tarifelerindeki artışın da işletme giderlerini ağırlaştırdığını söyledi. Fethi, bütün bu gelişmelerin ülkede açık ve kapsamlı bir gıda güvenliği politikasının bulunmadığı bir ortamda yaşandığına dikkati çekti.

Ekmeğin temel bir gıda maddesi olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Fethi, buğday için stratejik stok oluşturulmasını, ithalat ve dağıtım süreçlerinde devletin rolünün güçlendirilmesini önerdi. Fethi, bu süreçlerin bütünüyle piyasa mekanizmalarına bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Fethi ayrıca un ve buğday ithalatında kullanılacak dövizin fiyatlandırılması konusunda anlaşmazlıklar yaşandığını ifade etti. İthalatta esas alınan döviz kurları ile özel sektörün döviz ihtiyacını karşılamak için paralel piyasada kullandığı dolar kuru arasındaki farkın da sorunları derinleştirdiğini kaydetti.

Savaşın yıprattığı Sudanlılar, yerinden edilme, açlık ve satın alma gücündeki erime nedeniyle giderek ağırlaşan bir yaşam mücadelesi veriyor. Ekmek fiyatlarındaki artış bu yükü daha da artırırken üretim maliyetlerinin yükselmesi ve hane gelirlerinin gerilemesi, günlük yaşamın en temel ihtiyaçlarından birine erişimi bile büyük bir sorun haline getiriyor. Yetkililerin un tedarikini güvence altına alma ve üretim maliyetlerini kontrol etme kapasitesi, krizin daha da derinleşmesini önlemede belirleyici olacak.