Trump'tan Hamaney ve 8 İranlı yetkiliye ağır yaptırım

Trump, dün, Beyaz Saray'da İran'a yönelik yeni yaptırımları içeren icra emrini imzaladıktan sonra
Trump, dün, Beyaz Saray'da İran'a yönelik yeni yaptırımları içeren icra emrini imzaladıktan sonra
TT

Trump'tan Hamaney ve 8 İranlı yetkiliye ağır yaptırım

Trump, dün, Beyaz Saray'da İran'a yönelik yeni yaptırımları içeren icra emrini imzaladıktan sonra
Trump, dün, Beyaz Saray'da İran'a yönelik yeni yaptırımları içeren icra emrini imzaladıktan sonra

ABD Başkanı Donald Trump dün, doğrudan İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'i ve 8 üst düzey İran askeri yetkilisini hedef alan yeni yaptırımlara ilişkin başkanlık kararnamesine imza attı. Söz konusu yaptırımlarla, Hamaney’in ve diğer kişilerin finansal araçlara erişimden men edilmeleri amaçlanıyor.
Yeni yaptırımlar, İran'ın ABD'ye ait bir insansız hava aracını (İHA) düşürmesin üzerinden geçen birkaç günün ardından geldi. Washington’daki siyasiler, ilan edilen söz konusu yaptırımların, İran dini liderine güçlü bir tokat olduğu değerlendirmesinde bulundu. ABD yönetimi, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif için de bir dizi yaptırım uygulamaya hazırlanıyor.
ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği bir basın toplantısında, “Pek çok isimle birlikte İran dini liderini de hedef alan çok güçlü yaptırımlar getiren başkanlık kararnamesini imzalıyorum. Bugünkü adımımız, bir İHA'mızın düşürülmesi de dâhil olmak üzere son haftalarda İran rejiminin saldırgan birçok davranışının sonucudur. Bugün İran dini liderinin ve ofisinin herhangi bir fona erişmesini engelleyen yaptırımları imzalıyorum. Bu provoke edici ve saldırgan İran eylemleri karşılıksız kalmayacak” açıklamasında bulundu.
Trump, söz konusu yaptırımların İran'ın artan provokatif eylemlerine yönelik güçlü bir tepkiyi temsil ettiğini belirterek, yönetiminin, “İran’ın uranyumun zenginleştirme çalışmalarını, nükleer silahların gelişimini ve terörizm desteğini durduracak şekilde anlaşmaya varmak istediğini” vurguladı. Trump, nükleer anlaşmanın felaket olduğu ve İran'ın birkaç yıl içinde nükleer silah bulundurmasına izin vereceği değerlendirmesinde bulunduğu açıklamasında, “Böyle bir şey kabul edilemez. İran'ın nükleer silahı olmayacak. Eski ABD yönetiminden aldıkları paralarla teröre destek vermeyi bırakmalılar” ifadelerini kullandı. Trump açıklamalarının devamında, eski Dışişleri Bakanı John Kerry’nin ifadelerine ve İran’a giden fonların terörizmi desteklemek üzere kullanılacağına dair itirafına değindi.
Trump’tan İran’a yeni müzakere daveti
Bir kez daha İranlıları müzakere masasına davet eden Trump, konuşmak isteyen herhangi bir kişiyle bu durumu tartışmayı beklediğini söyledi. İran'ın nükleer bir silahı olmasına asla izin vermeyeceğini ifade eden Trump, terörizme finansal olarak destek sağlanmasını istemediklerini vurguladı. Başkan Trump açıklamasının devamında, iki ülke arasında müzakereleri kabul ettiği takdirde İran için parlak geleceğin mümkün olduğunu söyledi. Arzu edildiği takdirde müzakerelere hazır olduklarını dile getiren Trump, “İran'ın parlak bir geleceği olabilir. Eğer isterlerse kendileriyle müzakerelerde bulunmaya hazırız. Yakın zamanda gerçekleşmesini umuyorum. İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin verilemez. Fazlaca tahammül gösterdik ve sabrettik.  Ne olabileceğini kim bilebilir?” diyerek sözlerini sürdürdü.
Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, Başkan Trump tarafından imzalanan yaptırım kararnamesinin, Hamaney’in ofisine milyarlarca dolarlık yasak getirmeyi hedeflediğini ve bunun milyarlarca dolarlık İran varlığının dondurulması anlamına geldiğini söyledi. Yeni yaptırımların, İran'ın ABD'ye ait bir insansız hava aracını düşürmesi de dâhil olmak üzere son olaylardan sorumlu olanları hedef aldığını belirten Mnuchin, uçağın bir hata sonucu düşmediğinin altını çizerek, saldırının kasıtlı bir şekilde gerçekleştirildiğini söyledi. ABD Hazine Bakanı, ABD’ye ait insansız hava aracının düşürülmesiyle ilgili olarak İran deniz ve hava kuvvetlerinden üst düzey 3 kişinin, İran Devrim Muhafızları’ndan bir yetkilinin ve diğer 5 askeri yetkilinin sorumlu tutulduğunu belirtti. Mnuchin, ABD yönetiminin önümüzdeki hafta İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’e yaptırım uygulayacağını açıkladı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Mnuchin, yaptırımların çok etkili olduğunu ve İran ekonomisini felç edeceğini belirterek, “İranlılar müzakere masasına oturmak istedikleri takdirde, yaptırımları hafifletmeye hazırız. Bizim stratejimiz budur. Oldukça sert olan bu yaptırım dalgası İran rejimini ağır baskı altına alıyor” ifadelerini kullandı. Mnuchin, yaptırımlardan bir kısmının önceden hazırlandığını ve diğer bazı kısımların ise ABD’ye ait bir uçağının düşürülmesinden sonra kararlaştırıldığını söyledi. Mnuchin, açıklamasının devamında yaptırımların hedef aldığı İran askeri yetkililerinin Amerikan uçağını düşürmekten sorumlu kimseler olduklarını düşündüklerini dile getirdi. Bu yaptırımların İran'ı müzakere masasına getirme olasılığına değinen Mnuchin, “Başkan Trump oldukça açıktı.  Müzakere istiyorlarsa hazırız. ABD yönetimi İran halkını hedef almıyor. Ancak İran rejiminin kötü davranışlarına karşı yaptırım uyguluyor” ifadelerini kullandı.
Daha önceki açıklamalarında herhangi bir ön koşul olmaksızın İranlı liderlerle müzakere masasına oturmaya hazır olduğunu söyleyen Trump, İran'ın terörizm sponsorluğunu durdurması gerektiğini vurgulayarak, İran'ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olamayacağını söyledi. Trump, bir televizyon konuşmasında Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un iyi bir iş çıkardığını ancak sert bir duruş sergilediğini belirterek, idarede nihai kararı vermeye yetkili olan kişinin kendisi olduğunu vurguladı.
İran’dan yaptırım kararına tepki
Washington’un Tahran’a yeni yaptırımlar uygulama kararının ardından İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Başkanı Trump’a yakın siyasileri hedef alarak, onların diplomasi yerine savaşa aç olduklarını söyledi. Zarif bu sözleriyle, Tahran'a karşı sert bir yaklaşım benimseyen Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'a ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya imada bulundu. Zarif, Twitter hesabı üzerinde yaptığı bir paylaşımda, ABD ordusunun Körfez’de hiçbir işinin bulunmadığını söyledi ve ABD’nin bölgeden çekilmesinin kendisinin ve dünyanın yararına olacağını belirtti.
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Danışmanı Hüsameddin Aşina, dün ülkesinin uluslararası teminatlar ve teşvikler karşılığında birtakım imtiyazlarda bulunabileceğini söyledi. Hüsameddin Aşina, Twitter hesabı üzerinde yaptığı bir açıklamada, “Ortak kapsamlı eylem planının (nükleer anlaşma) ötesine geçen bir şey istiyorlarsa, uluslararası teminatlarla birlikte bunun ötesinde bir şey teklif etmek zorundalar” ifadesini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi ise dün yaptığı açıklamada İran’ın gerginliklerin artması yönünde bir arzusu olmadığını dile getirdi.
Önceki gece Fox News’e konuşan ABD Savunma İstihbarat Dairesi Başkanı Robert P. Ashley, İran’ın bir dönüm noktasında bulunduğunu ve rotayı değiştirmek için saldırılara başladığını söyledi ve yapılan son saldırıların İran’ın mevcut durumu değiştirme planının bir parçası olarak gerçekleştirildiğini belirtti. İran'ın çöküş noktasına ulaştığını ifade eden Ashley, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesini izleyen ekonomik yaptırımların İran hükümetine çok fazla baskı uyguladığını vurguladı.
Beyaz Saray ulusal güvenlik ekibi, birkaç gün boyunca İran'ın uluslararası sularda askeri bir keşif uçağını düşürmesi üzerine ağır bir karşılık verilmesi önerisinde bulundu. Washington’daki bazı yetkililer, bir misilleme gerçekleştirilmesi yönünde teşviklerde bulundu ve ilgili saldırının karşılıksız kalmaması gerektiğini vurguladı. Ancak bir dizi kaynak, Trump’ın İran’a saldırmama kararından mutlu ve memnun göründüğünü belirtti.



Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe


Trump Barış Konseyi’ni başlatıyor: Gazze’nin yeniden imarı için tarihi fırsat

Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
TT

Trump Barış Konseyi’ni başlatıyor: Gazze’nin yeniden imarı için tarihi fırsat

Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, yarın (Perşembe) sabah Gazze Şeridi’nin durumunu ele almak üzere kurulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 27 ülkeden heyetler katılırken; Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Shavkat Mirziyoyev gibi isimler devlet başkanı düzeyinde temsil edilecek.

Mısır Başbakanı Mustafa Madbouly, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Macaristan Başbakanı Viktor Orbán da toplantıya katılacak. Çok sayıda Arap ülkesinin dışişleri bakanlarının yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar da hazır bulunacak. İtalya, Romanya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Asya’dan Güney Kore ve Japonya gözlemci statüsünde katılacak; ayrıca Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan temsilciler de toplantıda yer alacak.

vfdv
Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Öte yandan bazı Avrupa ülkeleri toplantıya katılmayacaklarını açıkladı ve Barış Konseyi’nin Birleşmiş Milletler’in yetkilerini aşabileceği yönündeki endişelerini dile getirdi. Vatikan ise, “açıklığa kavuşturulması gereken bazı temel noktaların belirsizliği ve krizin Birleşmiş Milletler tarafından yönetilmesi gerektiği” vurgusuyla Kutsal Makam’ın toplantıya katılmayacağını duyurdu.

Trump, konuşmasını Aralık ayında adını “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” olarak değiştirdiği ABD Barış Enstitüsü’nde yapacak.

Toplantının “Gazze’nin yeniden imarı ve Ortadoğu’da istikrarın sağlanması yönünde tarihî bir adım” olarak tanıtılması, sonuçlarına ilişkin beklentileri artırdı. İki ABD’li yetkili, Trump’ın toplantı sırasında Gazze’nin yeniden imarı için şu ana kadar 5 milyar dolarlık bir plan açıklayacağını, Birleşmiş Milletler’in onayladığı istikrar gücünün oluşturulmasına ilişkin ayrıntıları paylaşacağını ve Hamas’ın silahsızlandırılmasının önemini vurgulayarak düzenin tesisine geçiş sürecini başlatma çağrısı yapacağını belirtti. Ancak takvim, aşamalar ve uygulama yöntemlerine ilişkin ayrıntıların henüz netleşmediği ifade ediliyor.

vcdsfvcds
Gazze Şehri’nde iki yıl süren İsrail saldırıları sırasında yıkılan bir cami, yerinden edilen Filistinlileri barındıran çadırlarla çevrili (Reuters)

Gözler, toplantının Gazze’deki karmaşık dosyalar karşısında hangi karar ve önerilerle sonuçlanacağına çevrildi. Özellikle Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail’in çekilmesinin uygulanması ve yerel ile uluslararası meşruiyete sahip bir istikrar gücünün fiilen oluşturulup oluşturulamayacağı temel başlıklar arasında yer alıyor. Filistin yönetiminin geleceği ve Batı Şeria’daki İsrail genişleme adımlarına ilişkin soru işaretleri de gündemdeki yerini koruyor.

Batı Şeria

Toplantı, özellikle Batı Şeria konusundaki görüş ayrılıkları ve ABD ile İran arasında artan gerilimler nedeniyle belirsizlik ve kuşkularla çevrili. Bu durumun girişime yönelik uluslararası desteği etkileyebileceği belirtiliyor. Ayrıca Barış Konseyi’nin uluslararası alandaki geniş yetki ve rolüne ilişkin endişeler ile Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi ve Filistin devletine ilişkin uluslararası kararların devre dışı bırakılabileceği ihtimali de tartışılıyor.

vdfvf
İsrail askerleri, Gazze Şeridi’ndeki savaş sırasında (AFP - Arşiv)

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Oslo Anlaşmaları’nı iptal etme, egemenlik ilanı ve Gazze ile Batı Şeria’dan göçü teşvik etme yönündeki açıklamaları, Trump yönetiminin tutumuna ilişkin yeni soru işaretleri doğurdu. Bu açıklamalar, Trump’ın Hamas’ın silahsızlandırılması, kısmi İsrail çekilmesi ve geçici, teknokrat bir Filistin yönetiminin Gazze’yi devralması adımlarının ardından Barış Konseyi gözetiminde yeniden imarı öngören 20 maddelik planıyla çelişiyor.

İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki geniş alanları 1967’den bu yana ilk kez “devlet arazisi” olarak tescil etmesine izin vermesi de, yerleşimlerin ve yasa dışı karakolların genişletilmesini meşrulaştırma ve Filistin Yönetimi’ni zayıflatma çabası olarak değerlendiriliyor. Bu adımın iki devletli çözümü aşındırdığı ve Gazze’de istikrarın sağlanması ya da yeniden imar planlarının uygulanması ihtimalini zayıflattığı belirtiliyor.

Birçok Arap ve Körfez ülkesinin, Filistin yönetiminin geleceğine ilişkin açık siyasi güvenceler ve çatışmaların yeniden patlak vermesini önleyecek istikrarlı güvenlik düzenlemeleri olmaksızın Gazze’nin yeniden imarı için büyük yatırımlar yapmayacaklarını bildirmesi de belirsizliği artırıyor.

Trump’ın yetkileri

Uzmanlar, konseyin Trump’ın iddialı beklentilerini karşılamasını zorlaştırabilecek yapısal engellerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Atlantik Konseyi’nden Eric Alter, toplantının “anlaşma odaklı bir yaklaşım” için fırsat sunduğunu, ancak Gazze’nin Batı Şeria ile bağlantısı kurulmadan ele alınmasının “parçalanmayı derinleştirebileceği ve Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı şekilde işgal altındaki toprakları tek bir bütün olarak görme yaklaşımından uzaklaşabileceği” uyarısında bulundu.

Carnegie Enstitüsü’nden araştırmacılar Nur Arafeh ve Mandy Turner ise, Filistinlilerin Barış Konseyi planlarına dâhil edilmemesinin, bunun “Filistinlilere siyasi egemenlik tanımaksızın İsrail kontrolünü ve ekonomik kazancı pekiştiren bir toplantı” anlamına gelebileceğini savundu.

Uluslararası Kriz Grubu’nda İsrail-Filistin Projesi Direktörü Max Rodenbeck, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kasım 2025’te Barış Konseyi’nin kurulmasını onayladığını ve ona Gazze’de barış arayışını yürütme görevi verdiğini belirterek, “Güvenlik Konseyi bunu, İsrail ile yakın ilişkileri nedeniyle savaşı etkili biçimde sona erdirmeye en muktedir ülkenin ABD olması sebebiyle yaptı. Ancak BM Şartı’na göre uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından birincil derecede sorumlu organ Güvenlik Konseyi’dir” dedi.

cdfv fd
Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yıkılmış evler (AFP)

Son aylarda Trump’ın Barış Konseyi’ne ilişkin vizyonunun genişlediği görülüyor. Trump, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, konseyin çalışmalarının “Gazze’nin ötesine geçerek tüm dünyada barışın tesisine uzanacağını” ve Birleşmiş Milletler ile koordinasyon içinde çalışacağını söyledi.

Analistler ayrıca, Trump’a geniş yetkiler tanıyan konsey tüzüğünü de eleştiriyor. Buna göre Trump, yönetim kuruluna katılacak ülkeleri davet etme, konseyin çalışma yönünü belirleme, kararları veto etme ve bağlı kuruluşları kurma, değiştirme veya feshetme konusunda münhasır yetkilere sahip. Tüzük uyarınca Trump, ABD başkanlığı süresince ve sonrasında konsey başkanlığını sürdürebilecek; üyeler 1 milyar dolar karşılığında kalıcı koltuk satın alabilecek. Ancak mali kaynakların kontrolü Trump’ta olacak ve başkanlıktan ne zaman ayrılacağına ve yerine kimin geçeceğine de kendisi karar verecek. Rodenbeck, “ABD’nin kontrol ettiği bir yapının demokratik meşruiyete sahip uluslararası bir örgüt olarak nitelendirilmesi mevcut haliyle sorunludur” değerlendirmesinde bulundu.

Washington’daki genel kanaat, Barış Konseyi’nin karşı karşıya olduğu temel zorluğun mali değil, öncelikle siyasi ve güvenlik boyutlu olduğu yönünde. Zira finansman sağlanabilir, asker konuşlandırılabilir; ancak yerel meşruiyet ve uluslararası mutabakat belirleyici unsur olmaya devam edecek.


Uydu görüntüleri… İran, ABD ile artan gerilimler ortasında hassas noktaları tahkim ediyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen ve Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde yer alan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteren görüntü (Reuters).
Planet Labs uydusu tarafından çekilen ve Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde yer alan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteren görüntü (Reuters).
TT

Uydu görüntüleri… İran, ABD ile artan gerilimler ortasında hassas noktaları tahkim ediyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen ve Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde yer alan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteren görüntü (Reuters).
Planet Labs uydusu tarafından çekilen ve Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde yer alan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteren görüntü (Reuters).

Uydu görüntüleri, İran’ın son dönemde hassas bir askerî sahada yeni bir tesisin üzerine beton bir kalkan inşa ettiğini ve yapıyı toprakla örterek gizlediğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, söz konusu adımın, geçen yıl İsrail’in hedef aldığı belirtilen bir sahadaki çalışmaların ilerlediğine işaret ettiğini belirtiyor. Bu gelişme, Washington ile Tahran arasında tırmanan gerilimler eşliğinde yaşanıyor.

Görüntüler ayrıca, İran’ın Haziran ayında İsrail ile İran arasında 12 gün süren savaş sırasında ABD’nin vurduğu bir nükleer tesiste tünel girişlerini kapattığını, başka bir saha yakınındaki tünel girişlerini tahkim ettiğini ve çatışmalar sırasında bombardımana maruz kalan füze üslerinde onarım gerçekleştirdiğini gösteriyor.

Söz konusu görüntüler, Washington’ın nükleer program konusunda Tahran’la müzakere arayışını sürdürürken, görüşmelerin başarısız olması halinde askerî seçeneği masada tuttuğu bir dönemde, İran’ın İsrail ve ABD ile gerilimlerin odağındaki bazı sahalardaki faaliyetlerine ışık tutuyor.

Aşağıda değişikliklerin görüldüğü bazı sahalar yer alıyor:

Parchin askeri kompleksi

Parchin Kompleksi, Tahran’ın yaklaşık 30 kilometre güneydoğusunda yer alıyor ve İran’daki en hassas askerî tesislerden biri kabul ediliyor. Batılı istihbarat servisleri, Tahran’ın burada yirmi yılı aşkın süre önce nükleer bomba patlamalarıyla bağlantılı testler gerçekleştirdiğini öne sürmüştü. İran ise nükleer silah edinme arayışında olduğu iddialarını sürekli reddediyor.

sdvfv
Birleşik uydu görüntüsü, Parchin Askerî Kompleksi’nin İsrail saldırıları öncesi ve sonrasındaki durumunu farklı tarihlerde göstermektedir (Reuters)

İsrail’in Ekim 2024’te Parchin’i vurduğu bildirilmişti. Saldırı öncesi ve sonrasında çekilen uydu görüntüleri, kompleks içindeki dikdörtgen biçimli bir binada ciddi hasar oluştuğunu gösteriyor. 6 Kasım 2024 tarihli görüntüler ise binada belirgin yeniden inşa faaliyetlerine işaret ediyor.

12 Ekim tarihli görüntüler, sahada yeni bir bina iskeletinin ve ona bitişik iki küçük yapının ortaya çıktığını gösteriyor. 14 Kasım tarihli görüntülerde ise büyük binanın üzerinin metal bir çatıyla kaplandığı görülüyor.

Ancak 13 Aralık tarihli görüntüler, tesisin kısmen örtüldüğünü; 16 Şubat itibarıyla ise uzmanların beton bir yapı olduğunu belirttiği bir örtüyle tamamen gizlendiğini ortaya koyuyor.

dfvdfv
Planet Labs uydusundan elde edilen birleşik görüntü, İsfahan Nükleer Kompleksi’ndeki tünel girişlerini göstermektedir (Reuters)

Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü (ISIS), 22 Ocak tarihli analizinde, sahada “Talekan 2” olarak adlandırdığı yeni bir tesisin etrafında “beton bir tabut” inşasında ilerleme kaydedildiğini bildirdi.

Enstitü, Kasım ayında yayımladığı değerlendirmede ise görüntülerin “inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü ve bir bina içinde yaklaşık 36 metre uzunluğunda ve 12 metre çapında, muhtemelen yüksek patlayıcılar için bir muhafaza kabı olan uzun silindirik bir odanın” varlığına işaret ettiğini aktarmıştı.

Enstitü, “yüksek patlayıcı muhafaza kaplarının nükleer silah geliştirme açısından gerekli olmakla birlikte, konvansiyonel silah geliştirme süreçlerinde de kullanılabileceğini” kaydetti.

dscf
Planet Labs uydusu tarafından çekilen görüntü, Natanz yakınlarındaki bir kompleks içinde bulunan tesiste iki tünel girişinin güçlendirilmesi ve savunma amaçlı tahkim edilmesine yönelik süren çalışmaları gösteriyor (Reuters)

“Tadcon Ground” şirketinde adli görüntü analisti olarak görev yapan William Goodhind, yeni çatının renginin çevredeki alanla benzerlik gösterdiğini belirterek, “Muhtemelen betonun rengini gizlemek amacıyla üzeri toprakla kaplandı” değerlendirmesinde bulundu.

Enstitünün kurucusu David Albright ise “X” platformunda yaptığı paylaşımda, “Müzakerelerin askıya alınmasının faydaları var: Son iki-üç haftadır İran, yeni Talekan 2 tesisini gömmekle meşgul... Daha fazla toprak mevcut ve tesis yakında hava saldırılarına karşı ciddi koruma sağlayan, tanınmaz bir sığınağa dönüşebilir” ifadelerini kullandı.

İsfahan Nükleer Kompleksi girişlerinin kapatılması

İsfahan Kompleksi, ABD’nin Haziran ayında vurduğu üç İran uranyum zenginleştirme sahasından biri. Nükleer yakıt döngüsüyle bağlantılı tesislerin yanı sıra, diplomatik kaynaklara göre İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun büyük bölümünün depolandığı yer altı alanını da içeriyor.

Enstitünün 29 Ocak tarihli raporuna göre, Ocak ayı sonlarında çekilen görüntüler, kompleks içindeki iki tünel girişinin toprakla kapatılması için yeni çalışmalar yapıldığını ortaya koydu. 9 Şubat tarihli güncellemede ise üçüncü bir girişin de toprakla kapatıldığı ve böylece tünel kompleksinin tüm girişlerinin “tamamen gömüldüğü” belirtildi.

dcf vf
Planet Labs uydusundan elde edilen birleşik görüntü, Şiraz Güney Füze Üssü’nü göstermektedir (Reuters)

Enstitü, 9 Şubat tarihli değerlendirmesinde, “Tünel girişlerinin toprakla kapatılması, muhtemel bir hava saldırısının etkisini zayıflatır ve içeride depolanmış olabilecek yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyuma kara operasyonuyla ulaşmayı veya onu imha etmeyi son derece zorlaştırır” ifadelerine yer verdi.

Natanz yakınındaki tünel girişlerinin tahkimi

Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü, 10 Şubat’tan bu yana çekilen uydu görüntülerinin, Natanz’a yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki bir dağın altındaki tünel kompleksine ait iki girişte “güçlendirme ve savunma amaçlı tahkimat” çalışmalarının sürdüğüne işaret ettiğini bildirdi. Natanz sahasında ayrıca iki uranyum zenginleştirme tesisi daha bulunuyor.

Görüntüler, kompleks genelinde bu çalışmalara ilişkin sürekli faaliyet olduğunu; damperli kamyonlar, beton mikserleri ve diğer ağır iş makineleri dâhil çok sayıda aracın hareket ettiğini gösteriyor.

Enstitü, “Pickaxe Dağı” olarak bilinen söz konusu tesisle ilgili İran’ın planlarının ise hâlâ netlik kazanmadığını belirtti.

Şiraz Güney Füze Üssü

Şiraz’ın yaklaşık 10 kilometre güneyinde yer alan bu üs, İsrailli Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi’ne göre orta menzilli balistik füzeler fırlatma kapasitesine sahip 25 ana üssten biri. Merkez, sahanın geçen yılki savaş sırasında yüzey üstü yapılarda sınırlı hasar gördüğünü tahmin ediyor.

Goodhind, 3 Temmuz 2025 ve 30 Ocak tarihli görüntülerin karşılaştırılmasının, üssün ana lojistik kompleksinde ve muhtemelen komuta merkezi olan komplekste onarım ve hasar giderme çalışmalarını ortaya koyduğunu söyledi.

Goodhind, “Temel nokta şu ki kompleks, hava saldırılarından önce sahip olduğu tam operasyonel kapasitesine henüz kavuşmuş değil” değerlendirmesinde bulundu.

Kum Füze Üssü

Kum kentinin yaklaşık 40 kilometre kuzeyinde bulunan bu üs, Alma Merkezi’ne göre yüzey üstü yapılarda orta düzeyde hasar gördü.

Geçen yıl 16 Temmuz ile 1 Şubat tarihleri arasında çekilen görüntülerin karşılaştırılması, hasar gören bir binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığını gösteriyor. Goodhind, çatı onarımının muhtemelen 17 Kasım’da başladığını ve yaklaşık on gün sonra tamamlandığını belirtti.