Türkiye'nin Suriye operasyonuna Arap ve Batı ülkelerinden kınama

Suriye-Türkiye sınırındaki Resulayn’dan bölgeyi terk eden siviller (AFP) Türk birliklerinin Suriye topraklarına geçişi (EPA)
Suriye-Türkiye sınırındaki Resulayn’dan bölgeyi terk eden siviller (AFP) Türk birliklerinin Suriye topraklarına geçişi (EPA)
TT

Türkiye'nin Suriye operasyonuna Arap ve Batı ülkelerinden kınama

Suriye-Türkiye sınırındaki Resulayn’dan bölgeyi terk eden siviller (AFP) Türk birliklerinin Suriye topraklarına geçişi (EPA)
Suriye-Türkiye sınırındaki Resulayn’dan bölgeyi terk eden siviller (AFP) Türk birliklerinin Suriye topraklarına geçişi (EPA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün, ülkesinin, Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri operasyona başladığını duyurdu. Hava destekli operasyona, Arap ve Batı ülkelerinden kınamalar yapılırken, Avrupa ülkeleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) söz konusu operasyonunun gelişimi ve etkilerini tartışmak üzere toplantı düzenlenmesi çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetleri'miz (Ankara tarafından desteklenen) Suriye Milli Ordusu'yla birlikte Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerine karşı Barış Pınarı Harekatı'nı başlatmıştır” İfadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bir sonraki tweetinde ise şu ifadeleri kullandı;
“Oluşturacağımız Güvenli Bölge sayesinde Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmelerini sağlayacağız.”
Türk savaş uçakları ve obüsleri, Suriye’nin kuzeyi ve Rasulayn sınır bölgesini bombardıman altına alırken, onlarca sivil bölgeyi terk etti. Bununla birlikte Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ‘sivil bölgeleri bombalayacağı’ iddiaları, paniğe neden oldu.
Öte yandan bazı Arap ülkeleri, Türkiye’nin Suriye’deki operasyonunu kınadı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndaki resmi bir kaynak, Riyad’ın Türkiye’nin ‘saldırganlığına’ ilişkin endişelerini ve kınamalarını dile getirerek, operasyonu ‘Suriye'nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğinin açık ihlali ve bölgesel güvenlik ve barışa yönelik tehdit’ olarak nitelendirdi.
Lübnan, Irak, BAE, Bahreyn, Suriye ve Kuveyt, operasyonu kınayan mesajlar yayınlarken, Mısır, Arap Birliği’ne (AL) acil bir bakanlar düzeyinde toplantı düzenlenmesi çağrısında bulundu. Çağrı, AL’den olumlu yanıt aldı. AL Genel Sekreter Yardımcısı Hüsam Zeki, toplantının önümüzdeki Cumartesi günü gerçekleşeceğini açıkladı.
Diğer Yandan Kuzey ve Doğu Suriye Kürt Özerk Yönetimi ‘seferberlik’ ilan ederken, Şam ile ‘diyaloğu’ sağlayacak adımlar atılması için Rusya'ya çağrıda bulundu. Kürt Özerk Yönetimi, ayrıca DEAŞ ile mücadeleyi askıya aldı.
İlgili bağlamda ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’deki operasyonunu desteklemediğini ve bunun ‘kötü bir fikir’ olduğunu düşündüğünü belirtti. Bununla birlikte İngiltere Başbakanlık Ofisi’nden bir sözcü,  Başbakan Boris Johnson’ın Başkan Trump ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik operasyonunun etkilerinden duydukları endişeleri dile getirdiklerini aktardı.
Öte yandan Avrupa ülkeleri tarafından Türkiye’nin Suriye’deki operasyonunu görüşmek üzere BMGK’ya acil ve kapalı bir toplantı yapılması çağrısında bulunuldu.
Bu girişimle birlikte diplomatlar, Washington ve Moskova’nın BMGK’ya yapılan çağrı konusunda ‘isteksiz’ olduklarını düşünüyor.



İran müzakere ve savaş arasında gidip geliyor

Dün Arap Denizi'nde ABD uçak gemisi "Abraham Lincoln"den bir savaş uçağı havalandı (CENTCOM)
Dün Arap Denizi'nde ABD uçak gemisi "Abraham Lincoln"den bir savaş uçağı havalandı (CENTCOM)
TT

İran müzakere ve savaş arasında gidip geliyor

Dün Arap Denizi'nde ABD uçak gemisi "Abraham Lincoln"den bir savaş uçağı havalandı (CENTCOM)
Dün Arap Denizi'nde ABD uçak gemisi "Abraham Lincoln"den bir savaş uçağı havalandı (CENTCOM)

İran müzakere ve savaş arasında gidip gelirken, ABD Başkanı Donald Trump askeri çatışmadan kaçınmak için belirlediği şartlarda ısrarını sürdürüyor. Tahran, Washington ile herhangi bir diyaloğun, Washington'un tehditlerini geri çekmesine bağlı olduğunu ifade etti.

Trump dün, Venezuela'ya gönderilenden daha büyük bir ABD filosunun İran'a doğru ilerlediğini ve güç kullanımına gerek kalmayacağını umduğunu söyledi. İran'ın bir anlaşmaya varmak istediğini belirterek, "Ne olacağını göreceğiz" dedi. Tahran'a bir süre tanıdığını da doğruladı. Washington, diplomasi olasılığını belirtirken, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin önderliğinde, Tomahawk füzeleriyle donatılmış üç destroyer eşliğinde bir deniz saldırı grubu konuşlandırarak, hava savunmasını güçlendirdi ve bölgedeki limanlara da savaş gemilerini getirerek askeri yığılmasını yoğunlaştırdı.

Atakçi ile İstanbul'da yaptığı görüşme sonrasında basın toplantısında konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara'nın İran'a yönelik her türlü askeri müdahaleyi reddettiğini, çözümün içsel ve halkın iradesiyle olması gerektiğini belirterek, ABD-İran diyaloğunun yeniden başlatılması çağrısında bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise basın toplantısında, ülkesinin adil ve eşitlikçi müzakerelere hazır olduğunu, ancak tehdit altında veya ön koşullu diyaloğu kabul etmediğini belirterek, ülkesinin hem müzakereye hem de savaşa hazır olduğunu vurguladı ve savunma kapasitesinde herhangi bir tavizi reddetti.


Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
TT

Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)

ABD ve Çin arasındaki Panama Kanalı tartışması, Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketiyle ilgili verilen kararın ardından tekrar alevleniyor. 

Panama Yüksek Mahkemesi'nin sitesinde dün gece açıklanan kararda, CK Hutchison'ın liman sözleşmesinin "Anayasa'ya aykırı olduğu" hükme bağlandı.  

Çinli iş insanı Li Ka-shing'in sahibi olduğu şirket, kanalın her iki yakasında da tesise sahip. Balboa ve Cristobal adlı limanları işleten firma, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'in Panama Kanalı'nın kontrolünü ele geçirdiğini iddia etmesiyle başlayan diplomatik krizin ortasında kalmıştı. 

Buna çözüm olarak firma Panama Kanalı'nın iki yakasındaki stratejik limanlara ait hisselerini, Amerikan varlık yönetim şirketi BlackRock liderliğindeki konsorsiyuma 22,8 milyar dolar karşılığında satmayı 4 Mart'ta kabul etmişti.

Ancak Pekin, sert tepki gösterdiği satış işlemleri hakkında inceleme başlatmıştı. Ayrıca CK Hutchison Holdings'in limanlarla ilgili Panama yönetimine 300 milyon dolara yakın borcu olduğu da bildirilmişti.

New York Times (NYT) ve Wall Street Journal (WSJ), henüz tamamlanmayan anlaşmanın mahkeme kararından nasıl etkileneceğinin belirsiz olduğunu yazıyor. 

WSJ'nin analizinde, firmanın limanlardaki faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabileceğine dikkat çekiliyor. Şirketin, Yüksek Mahkeme kararına itiraz hakkı yok ancak kararla ilgili çeşitli açıklamalar isteyerek lisans iptal sürecini uzatabilir. 

Panama yönetiminin, lisans iptalinin ardından yeni ihale süreci başlatılana kadar limanları yönetmesi için bir şirketi görevlendirebileceği belirtiliyor.

Panama Yüksek Mahkemesi'nin kararında "siyasi baskının önemli rol oynadığı" savunuluyor. Kararın "Başkan Trump için Batı Yarımküre'deki güvenlik hedeflerinde bir zafer kazandırdığı, Çin'in ise bölgedeki etkisini zayıflattığı" ifade ediliyor. 

ABD'nin 3 Ocak'ta Venezuela'ya düzenlediği baskında lider Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasıyla Çin'in halihazırda Latin Amerika'daki önemli bir müttefikini yitirdiği hatırlatılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
TT

İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a kara harekatı seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, İran'a saldırı seçenekleri arasında Amerikan komandolarının ülkeye gönderilmesinin yer aldığını söylüyor. 

Bu plana göre özel harekatçılar, ABD'nin haziranda düzenlediği saldırıda hasar görmeyen nükleer tesislere saldırı düzenleyecek. 

NYT, Amerikan komandolarının İran ve benzeri hedef ülkelere girerek nükleer tesisleri veya diğer stratejik değere sahip hedefleri vurmak için uzun süredir özel eğitim aldığını yazıyor. 

Analizde "en riskli seçenek" diye nitelenen alternatifle ilgili Beyaz Saray'ın net bir karara varmadığı aktarılıyor. 

Trump, önceden İran'a kara saldırısı hakkında çekincelerini dile getirmiş, 1979 İslam Devrimi'nin ardından patlak veren rehine krizini hatırlatmıştı. 

ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'ni basan İranlılar, 52 Amerika vatandaşını 444 gün boyunca rehin tutmuştu. Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, 1980'de Kartal Pençesi Operasyonu'nu başlatarak Delta Force birliklerini İran'a göndermiş, başarısız harekatta bir İranlı sivil ve 8 Amerikan askeri ölmüştü.

Trump, 11 Ocak'ta NYT'de yayımlanan söyleşisinde, Venezuela'ya düzenledikleri kara operasyonunun Carter'ın harekatı gibi başarısızlığa uğramadığını vurgulayarak övünmüştü. 

Amerikan gazetesinin analizine göre Pentagon'un Trump'a sunduğu seçenekler arasında, ülkedeki askeri ve güvenlik tesislerine saldırı düzenleyerek dini lider Ali Hamaney'in devrileceği koşulları oluşturmak da yer alıyor. 

İsrail ise hazirandaki saldırıların ardından İran'ın balistik füze programını büyük ölçüde yeniden inşa ettiğini savunuyor. Tel Aviv yönetimi, ABD'nin İran'a saldırması halinde Tahran'dan kuvvetli bir misilleme geleceğini düşünüyor. 

Bu nedenle İsrail'in, ABD'yle ortak operasyon düzenleyerek İran'ın balistik füze tesislerini vurmak istediği aktarılıyor.

Wall Street Journal'ın 28 Ocak'taki analizinde, Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtilmişti.

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal