Suudi Arabistan adli mevzuatında büyük değişiklik: Medeni Muameleler Kanunu nedir?

Riyad'daki Genel Mahkeme... Yeni kanun, İslami hükümlere dayanan en iyi uluslararası yargı uygulamalarını dikkate alıyor (SPA)
Riyad'daki Genel Mahkeme... Yeni kanun, İslami hükümlere dayanan en iyi uluslararası yargı uygulamalarını dikkate alıyor (SPA)
TT

Suudi Arabistan adli mevzuatında büyük değişiklik: Medeni Muameleler Kanunu nedir?

Riyad'daki Genel Mahkeme... Yeni kanun, İslami hükümlere dayanan en iyi uluslararası yargı uygulamalarını dikkate alıyor (SPA)
Riyad'daki Genel Mahkeme... Yeni kanun, İslami hükümlere dayanan en iyi uluslararası yargı uygulamalarını dikkate alıyor (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Medeni Muameleler Kanunu’nun tüzüğe uygun bir şekilde Şura Meclisi’nde incelenerek yasal prosedürleri tamamladıktan sonra Bakanlar Kurulu'nda onaylandığını açıkladı. Veliaht Prens’in bu duyurusuyla Suudi Arabistan yargı reformları aşamasına girdi. Medeni Muameleler Kanunu özellikle özel mevzuat içinde büyük bir değişiklik olarak kabul ediliyor. Bu kanun ekonomik hareketin düzenlenmesine ve yatırım fırsatlarının geliştirilmesine katkıda bulunacak ve bireyler arasındaki sözleşmelerin ve finansal işlemlerin maddelerini düzenleyecek.

Yargı sisteminde köklü değişiklik

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Medeni Muameleler Kanunu’nun özel mevzuat sistemi içinde beklenen büyük bir değişimi temsil ettiğini belirtti.

Prens Muhammed bin Selman, “Kanun hazırlanırken, İslam hukukunun hükümleri ve amaçları çerçevesinde en son ve en iyi hukuki uluslararası yargı uygulamalarından yararlanılmış ve çağdaş yaşamdaki gelişmelere ayak uydurabilmek için Krallığın uluslararası yükümlülükleri ile uyumlu hale getirilmiştir” dedi.

Suudi Veliaht Prens, Kabine oturumuna başkanlık ediyor (SPA)
Suudi Veliaht Prens, Kabine oturumuna başkanlık ediyor (SPA)

‘Kanunun mülkiyetin korunması, sözleşmelerin istikrarı ve geçerliliği, hak ve yükümlülüklerin kaynaklarının ve bunların etkilerinin belirlenmesi ve yasal konumların netliği ile temsil edilen temellerden geldiğini’ söyleyen Veliaht Prens, “Bu kanun iş ortamına olumlu yansımış, aynı zamanda ekonomik hareketin düzenlenmesine, mali hakların istikrarına, şeffaflığı artırmaya, içtihattaki tutarsızlıkları azaltmaya ve yatırım alanında karar verme sürecini kolaylaştırmaya katkıda bulunmuştur. Böylece etkin adaletin sağlanmasının yanı sıra anlaşmazlıkların azalması hedeflenmiştir” dedi.

Veliaht Prens sözlerini şöyle sürdürdü:

Maslahat, Medeni Muameleler Kanunu'nun, maddelerin daha fazla incelenmesi, denetlenmesi ve gözden geçirilmesi için önceden belirlenen tarihten farklı bir tarihte (2022'nin dördüncü çeyreği) çıkarılmasını gerektirdi. Kanunun önemi ve hassasiyeti ve birçok kanunla, farklı alanla ve çeşitli faaliyetlerle olan bağlantısı göz önünde bulundurularak, üst düzeyde uzmanlardan oluşan komiteler oluşturuldu. Bundaki amaç kanunu iyileştirmek ve belirlenen hedeflere ulaşmada kanunun etkinliğini sağlamaktır.

Çıkarları dengeleyen ve sözleşme hükümlerini düzenleyen bir kanun

Medeni Muameleler Kanunu, sözleşmelere ilişkin ‘sözleşmenin unsurları, geçerliliği, taraflar arasındaki etkileri, geçersizliği, sona ermesi, zararlı fiil hükümler ve bunun tazmin kuralları’ gibi tüm hususları tanımlayan hükümler içermektedir. Kanun aynı zamanda maddi hasarların tazminine ilişkin hükümlere ve zarar gören tarafın hak kazandığı tazminat miktarına ek olarak satış, kiralama ve sözleşme gibi finansal işlemlerin maddelerinin düzenlenmesini de içermektedir.

Kanun ekonomik hareketi düzenlemeye ve yatırımcıları çekmeye yardımcı olacak – SPA
Kanun ekonomik hareketi düzenlemeye ve yatırımcıları çekmeye yardımcı olacak – SPA

Kanun, alacaklıların borçlulardan haklarını almalarını garanti altına alan ve menfaatlerini doğru bir şekilde dengeleyen kural ve hükümleri oluşturmuştur. Aynı zamanda mülkiyet hükümlerini düzenlemiş ve ayni haklara, adlandırılmış sözleşmelere, borçların kaynaklarına ve hükümlerine ilişkin her şeyi yorumlamıştır.

İslam hukukuna dayalı yargı ortamının geliştirilmesi

Suudi Arabistan Adalet Bakanı Dr. Velid es-Samani ise konu hakkında yaptığı açıklamada, "Bu mevzuatlar ile hukuk ortamının geliştirilmesi, etkinliğinin ve kalitesinin yukarı seviyeye çekilmesi, yargı reformu, hakların korunması ve yargı kararlarının öngörülebilirliğinin artırılması amaçlanmaktadır" ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan Başsavcısı Suud el-Mucib, “Medeni Muameleler Kanunu, sivil hayatın tüm meselelerini kapsayacak ve sistemli olacaktır. Vatandaşlar ve sakinler arasındaki sivil ilişkilerde istikrar sağlayacaktır. Kanun devletin hüküm, ilke ve değerlerine uygun, İslam hukukuna dayalı ve çağdaş gelişmelerle uyumlu hale getirilecektir” dedi.

Suudi avukat Hamud en-Nacim, “Kanun, bireyler arasında ortaya çıkan sivil mali işlemlerle ilgili, birçok sistemle bağlantılı ve tutarlı olması nedeniyle büyük önem taşıyor. Kanun avukatın savunma ve yargıcın metne bağlı kalma vazifesini kolaylaştıracaktır. Kanun ayrıca yargı sürecini de muhakkak daha hızlı hale getirecektir” dedi.

Gayrimenkul ile ilgili olarak Nacim, “Geçmişte, oturulamaz arazilere adli yollarla el koyanlar vardı. Bu durum geniş arazilerin ele geçirilmesine yol açan bir boşluğun oluşmasına katkıda bulundu. Bu yöntemi sınırlamak için Devlet Emlak Kurumu adımlar attı. Medeni Muameleler Kanunu, kurumun adımları ile uyumlu bir şekilde yargı sistemini büyük ölçüde meşgul eden bu davaların kabul edilmemesine yardımcı olacak” dedi.

Medeni Muameleler Kanunu, Suudi Arabistan'daki yasama ortamını geliştirmeye yönelik girişimler kapsamında yer alıyor ve dört kanundan biridir. Diğer kanunlar: “Ahval-i Şahsiye Kanunu ve İspat Kanunu (Bu kanunlar benimsenmiş ve üzerinde çalışılmıştır), Disiplin Cezaları Kanunu (yakında ilan edilmesi bekleniyor).”



ABD yaptırımları: Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan’daki ‘derin devlete’ bir mesaj

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

ABD yaptırımları: Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan’daki ‘derin devlete’ bir mesaj

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

ABD Hazine Bakanlığı’nın Hizbullah ile bağlantılı Lübnanlı ve İranlı isimlere yönelik son yaptırımları, önceki benzer kararlar gibi yalnızca siyasi bir adım olarak değerlendirilmedi. Söz konusu yaptırımların, 29 Mayıs’ta Washington’da yapılması planlanan ve Güney Lübnan’daki güvenlik durumunun geleceği ile Lübnan devletinin yasa dışı silahların kontrolündeki rolünün ele alınmasının beklendiği güvenlik toplantısı öncesinde, Lübnan devleti ile askeri kurumlarına doğrudan mesaj niteliği taşıdığı yorumları yapıldı.

ABD Hazine Bakanlığı tarafından açıklanan yaptırımlar, ilk kez resmi güvenlik kurumlarında görev yapan subayların hedef alınmasıyla dikkat çekti. Bu gelişme, Washington yönetiminin Hizbullah ve siyasi müttefiklerine yönelik baskı aşamasından çıkarak doğrudan resmî kurumlara uyarı verme ve hükümet ile güvenlik kararlarının uygulanmasında herhangi bir ihmal ya da engellemeye karşı mesaj gönderme aşamasına geçtiği şeklinde değerlendirildi.

Lübnan tarafından resmi bir açıklama yapılmazken, bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, yaptırımların zamanlamasının ‘soru işaretleri doğurduğunu’ belirtti. Kaynaklar, “Böyle bir adıma işaret eden herhangi bir atmosfer yoktu, ancak ABD Hazine Bakanlığı’nın kendi değerlendirmeleri var” ifadesini kullanırken, söz konusu yaptırımların müzakere sürecine olumsuz yansıyabileceğini kaydetti.

ABD’nin mesajı: Siyasi karar yeterli değil... Önemli olan uygulama

Yaptırımların, Lübnan ile ABD arasında Washington’da yapılacak güvenlik toplantısından yalnızca birkaç gün önce açıklanması dikkat çekti. Bu süreçte uluslararası toplumun, silahların yalnızca devletin kontrolünde olması yönündeki taahhütlerini yerine getirmesi için Lübnan üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor.

Washington yönetimi, ordu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü’nde görev yapan subayları hedef alarak, sorunun artık yalnızca Lübnan hükümeti içinde siyasi bir kararın varlığıyla sınırlı olmadığını, asıl meselenin yürütme ve güvenlik kurumlarının bu kararları sahada ne ölçüde uygulayabildiği olduğunu ortaya koymak istedi. Meşrık Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Sami Nadir, yaptırımların Lübnan kurumları içindeki ‘derin devleti’ hedef aldığını söyledi. Nadir, Washington açısından sorunun artık sadece siyasi karar eksikliği değil, bu kararların güvenlik ve askeri kurumlar içinde fiilen uygulanmaması olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Nadir, ABD’nin yaptırımlar yoluyla Lübnan hükümetinin belirli dönemlerde güvenlik yükümlülükleri ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıyla ilgili kararlar aldığını, Lübnan ordusunun da uygulama planları hazırladığını kabul ettiğini belirtti. Ancak Nadir’e göre, Amerikan değerlendirmesi bu kararların devlet içindeki bazı unsurlar tarafından yavaşlatıldığı veya engellendiği, bunun da Hizbullah’ın resmî kurumlar içindeki nüfuzunun sürmesine imkân tanıdığı yönünde.

İran’a destek savaşı öncesinde hükümetin kararını uygulamak üzere ordunun Güney Litani bölgesine konuşlandırılması sırasında (Lübnan Ordu Komutanlığı)İran’a destek savaşı öncesinde hükümetin kararını uygulamak üzere ordunun Güney Litani bölgesine konuşlandırılması sırasında (Lübnan Ordu Komutanlığı)

Nadir, yaptırımların öneminin yalnızca Hizbullah’ın siyasi çevresini hedef almakla sınırlı kalmamasından kaynaklandığını belirterek, bunun aynı zamanda güvenlik ve askeri karar alma mekanizmaları içinde nüfuz bulunduğuna yönelik doğrudan bir suçlama anlamı taşıdığını söyledi. Nadir’e göre Washington, sorunun artık Bakanlar Kurulu’nda karar alınması değil, kararların yayımlanmasının ardından bunların uygulanmasından sorumlu güvenlik ve yürütme kurumlarında yaşanan süreç olduğunu vurguluyor.

Nadir, “İlk kez resmi görevdeki subayların hedef alınması büyük siyasi ve güvenlik anlamı taşıyor. Çünkü bu durum, bazı kurumlar içinde güvenlik durumunun kontrol altına alınması veya hükümet kararlarının uygulanmasına ilişkin görevlerin yerine getirilmesini engelleyen unsurlar bulunduğuna dair Amerikan kanaatini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Bu çerçevede yaptırımların, Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan yönetimine yönelik baskıyı artırmayı amaçlayan kademeli Amerikan stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Nadir, bunun ‘uygulama mekanizmasını serbest bırakma’ amacı taşıdığını ve Lübnan devletini kararların uygulanması ile ‘Hizbullah’ın silahları dosyası’ konusunda daha net taahhütler vermeye zorlamayı hedeflediğini söyledi.

Yaptırımların ayrıntıları: Subaylar, milletvekilleri ve İran Büyükelçisi

Yaptırımlar kapsamında Beyrut’taki İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani de yer aldı. Ayrıca Hizbullah milletvekilleri Hasan Fadlallah, İbrahim Musevi ve Hüseyin Hac Hasan ile eski bakan Muhammed Finiş yaptırım listesine dahil edildi.

Liste, Emel Hareketi’nden iki üst düzey ismi de kapsadı: Ahmed Baalbeki ve Ali es-Safavi. Bunun yanı sıra, Lübnan Genel Güvenlik Müdürlüğü Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasıruddin ile Askerî İstihbarat Müdürlüğü Dahiye Şubesi Başkanı Albay Samir Hamade de yaptırımlara hedef oldu.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, son savaş başlamadan önce Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırındaki Kfar Kila kasabasına yaptığı ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim’in arasında duruyor. (AFP)Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, son savaş başlamadan önce Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırındaki Kfar Kila kasabasına yaptığı ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim’in arasında duruyor. (AFP)

ABD Hazine Bakanlığı, yaptırım listesinde yer alan kişilerin ‘Lübnan’daki parlamento, ordu ve güvenlik kurumlarının içine sızmış durumda’ olduklarını belirterek, bu isimlerin Hizbullah’ın devlet kurumları içindeki nüfuzunu korumaya çalışmak ve barış sürecini engellemekle suçlandığını açıkladı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise Hizbullah’ın ‘terör örgütü’ olduğunu ve tamamen silahsızlandırılması gerektiğini vurguladı. Bessent, Washington’un, örgütün şiddet faaliyetlerini sürdürmesine ve kalıcı barışın önlenmesine imkân tanıyan yetkilileri hedef almaya devam edeceğini ifade etti.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah’ın finansal ağlarını bozacak bilgilere ulaşılması karşılığında 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurdu. Bu adımın, Washington’un önümüzdeki dönemde siyasi, mali ve güvenlik alanlarındaki baskıyı daha da artırma niyetinin bir göstergesi olduğu değerlendiriliyor.

Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü’nün yanıtı: Devlete bağlılığın teyidi

ABD’nin suçlamalarına karşılık olarak Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü, yayımladıkları açıklamalarla hızlı bir şekilde yanıt verdi. Açıklamalarda ‘sadakatin kuruma ve vatana olduğu’ vurgulandı.

Lübnan Ordu Komutanlığı, tüm subay ve askerlerin ‘ulusal görevlerini tam bir profesyonellik ve sorumlulukla yerine getirdiğini’ belirtti. Ordunun açıklamasında, personelin sadakatinin yalnızca ‘askeri kuruma ve vatana’ olduğu ifade edilerek, görevlerin herhangi bir baskı ya da dış etki olmaksızın yerine getirildiği kaydedildi.

Genel Güvenlik Müdürlüğü de yaptığı açıklamada, subay ve personeline tam güven duyduğunu belirtti. Kurum, çalışanların yasa ve yönetmeliklere bağlılıkla görev yaptığını ve ‘herhangi bir dış dayatma ya da baskıdan uzak’ şekilde hareket ettiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, tespit edilecek herhangi bir ihlalin yasal ve adli soruşturmaya tabi tutulacağı ifade edildi.

Hizbullah ve Emel: Yaptırımlar devlete yönelik sindirme ve baskı

Hizbullah, ABD’nin uyguladığı yaptırımları ‘Lübnan halkını korkutmaya yönelik bir Amerikan girişimi ve devletin egemenliği ile güvenlik kurumlarına yönelik bir saldırı’ olarak değerlendirdi.

Hizbullah, yaptırımların kendi tercihlerini etkilemeyeceğini vurgulayarak, resmi görevdeki subayların hedef alınmasını ‘güvenlik kurumlarını Amerikan vesayetinin koşullarına boyun eğdirmeye yönelik açık bir girişim’ olarak nitelendirdi.

Emel Hareketi ise kendisine yakın isimleri kapsayan yaptırımların ‘kabul edilemez’ olduğunu belirterek, bunun hareketin siyasi rolünü ve devlet içindeki konumunu hedef aldığını ifade etti.

Hizbullah Meclis Grubu da milletvekilleri ve subaylara yönelik yaptırımları kınayarak, bunların Lübnan içişlerine doğrudan müdahale niteliği taşıdığını ve devlet kurumlarına baskı kurarak Amerikan taleplerine uyum sağlamaya zorlamayı amaçladığını savundu.


Harameyn Hızlı Tren Hattı, Hacıların gelmeye başlamasından bu yana 800 bin yolcu taşıdı

Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı ile düne kadar 3 bin 649 seferde 800 binden fazla yolcu taşındı (SPA)
Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı ile düne kadar 3 bin 649 seferde 800 binden fazla yolcu taşındı (SPA)
TT

Harameyn Hızlı Tren Hattı, Hacıların gelmeye başlamasından bu yana 800 bin yolcu taşıdı

Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı ile düne kadar 3 bin 649 seferde 800 binden fazla yolcu taşındı (SPA)
Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı ile düne kadar 3 bin 649 seferde 800 binden fazla yolcu taşındı (SPA)

Harameyn Yüksek Hızlı Treni’nin bu yılki Hac dönemi operasyon planının başlamasından bu yana 800 binden fazla yolcu taşıdığı bildirildi. Dün akşama kadar gerçekleştirilen 3 bin 649 seferle sağlanan bu başarı, konukların ulaşımını kolaylaştırmayı, Mekke, Medine ve Cidde arasındaki hareketliliğin verimliliğini artırmayı hedefleyen çalışmalar kapsamında kaydedildi.

Suudi Arabistan Demiryolları Sözcüsü Halid el-Ferhan, trenin Mekke ile Medine arasındaki en hızlı ulaşım aracı olduğunu vurgulayarak, 453 kilometrelik mesafenin yaklaşık 2 saat 15 dakikada katedildiğini belirtti.

El-Ferhan ayrıca, trenin Cidde'deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı ile Mekke istasyonu arasında da en hızlı ulaşım seçeneği olduğunu ifade etti. Bu hattaki yolculuk süresinin yaklaşık 50 dakika sürdüğünü kaydeden sözcü, böylece havalimanı üzerinden gelen hacı ve umrecilerin geçişlerinde büyük bir akıcılık sağlandığını ifade etti.

Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı, 5 istasyon boyunca 453 kilometre uzunluğundadır (SPA).Harameyn Yüksek Hızlı Tren Hattı, 5 istasyon boyunca 453 kilometre uzunluğundadır (SPA).

Saatte 300 kilometre hız

Hattın teknik özelliklerine ve genel plana dair öne çıkan detaylar ise şöyle:

Dünyanın En Hızlılarından: Saatte 300 kilometre işletme hızına ulaşan Harameyn Treni, dünyanın en hızlı tren hatları arasında yer alıyor.

5 Ana İstasyon: Toplam 453 kilometre uzunluğundaki hat; Mekke, Medine, Cidde (Süleymaniye), Kral Abdullah Ekonomi Şehri ve Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı olmak üzere 5 istasyondan oluşuyor.

Devasa Kapasite: Suudi Arabistan Demiryolları daha önce yaptığı açıklamada, Hac sezonu planı kapsamında 5 bin 300'den fazla sefer düzenleneceğini ve 2,2 milyondan fazla koltuk kapasitesi sunulacağını duyurdu.

Bu adımlar, Suudi Arabistan'ın Hac görevini yerine getiren inananlara hizmet etme ve sezon boyunca ulaşımlarını kolaylaştırma çabalarını desteklemeyi amaçlıyor.


Lübnan: İsrail'in 24 saat içinde düzenlediği iki saldırıda 6 sağlık görevlisi hayatını kaybetti

İsrail'in güneydeki Deyr Kanun en-Nehr beldesine düzenlediği baskında hayatını kaybedenlerin cenazeleri, Lübnan'ın güneyindeki Sur bölgesine defin törenleri için getirildi (AFP)
İsrail'in güneydeki Deyr Kanun en-Nehr beldesine düzenlediği baskında hayatını kaybedenlerin cenazeleri, Lübnan'ın güneyindeki Sur bölgesine defin törenleri için getirildi (AFP)
TT

Lübnan: İsrail'in 24 saat içinde düzenlediği iki saldırıda 6 sağlık görevlisi hayatını kaybetti

İsrail'in güneydeki Deyr Kanun en-Nehr beldesine düzenlediği baskında hayatını kaybedenlerin cenazeleri, Lübnan'ın güneyindeki Sur bölgesine defin törenleri için getirildi (AFP)
İsrail'in güneydeki Deyr Kanun en-Nehr beldesine düzenlediği baskında hayatını kaybedenlerin cenazeleri, Lübnan'ın güneyindeki Sur bölgesine defin törenleri için getirildi (AFP)

Lübnan Sağlık Bakanlığı dün , son 24 saat içinde İsrail’in ülkenin güneyine düzenlediği iki hava saldırısında sağlık alanında çalışan 6 Lübnanlının hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, saldırıları kınayarak uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirdi.

Bakanlık açıklamasına göre, İsrail’in gece saatlerinde başlayıp cuma sabahına kadar süren saldırılarında Güney Lübnan’daki Hanaviye beldesinde “Sağlık Kurumu”na bağlı 4 sağlık görevlisi yaşamını yitirdi.

Ayrıca İsrail’in dün sabah düzenlediği bir başka saldırıda, Deyr Kanun en-Nehr bölgesinde “Er-Risale” Derneği’ne bağlı iki sağlık görevlisinin öldüğü bildirildi.

İsrail ordusu ise Hanaviye’deki olayla ilgili açıklamasında, Hizbullah’a ait altyapı noktalarının ve bölgede bulunan silahlı unsurların hedef alındığını duyurdu. Deyr Kanun en-Nehr’deki saldırıyla ilgili olarak da bölgede motosiklet kullanan iki Hizbullah mensubunun tespit edilerek vurulduğunu öne sürdü.

Her iki olayda da İsrail ordusu, saldırılarda hedef alınmayan ve bölgede çatışmaya katılmayan bazı kişilerin zarar gördüğü yönündeki iddiaları araştırdığını açıkladı. Açıklamada ayrıca sivillerin zarar görmesini azaltmak amacıyla bölge halkına tahliye uyarısı yapıldığı belirtildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan bir videoda, Deyr Kanun en-Nehr’de sarı yelekli iki kişinin yol kenarında yaralı bir kişiye müdahale ettiği görülüyor. Ambulansın olay yerine yaklaşmasının ardından büyük bir patlama meydana gelirken, iki sağlık görevlisinin yerde hareketsiz yattığı görüntülere yansıdı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre görüntülerin çekildiği yerin Deyr Kanun en-Nehr’in batı kesimi olduğu, bina, ağaç ve yol düzenini bölgeye ait arşiv görüntüleriyle karşılaştırarak doğruladı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, Deyr Kanun en-Nehr’deki saldırıda sağlık görevlileri ve Suriyeli bir çocuğun da aralarında bulunduğu toplam 6 kişinin öldüğünü açıkladı. Kasaba bu hafta içinde düzenlenen başka bir hava saldırısında da 14 kişinin yaşamını yitirdiği bir saldırıya sahne olmuştu. Bu saldırının, geçen ay ilan edilen kırılgan ateşkesten bu yana düzenlenen en şiddetli hava saldırısı olduğu belirtiliyor.

Lübnan’da 2 Mart’tan bu yana, Hizbullah’ın İran’a yönelik Amerikan-İsrail savaşıyla eş zamanlı olarak İsrail’e saldırılar başlatmasının ardından hayatını kaybedenlerin sayısının 3 bin 100’ü geçtiği ifade edildi.

Sağlık Bakanlığı’nın bugün yayımladığı verilere göre ölenler arasında 123 sağlık çalışanı, 210’dan fazla çocuk ve yaklaşık 300 kadın bulunuyor.

Uluslararası insancıl hukuk, cephede görev yapan sağlık çalışanları ile sağlık merkezleri dahil sivil altyapının korunmasını öngörüyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise Güney Lübnan’daki birçok hastanenin İsrail saldırıları nedeniyle hasar gördüğünü veya tamamen hizmet dışı kaldığını açıkladı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı ayrıca, perşembe günü Güney Lübnan’daki Tebnin Hastanesi yakınında düzenlenen İsrail saldırısının, hastanenin üç katındaki tüm bölümlerde hasara yol açtığını duyurdu. Açıklamaya göre acil servis, yoğun bakım ünitesi ve cerrahi servis zarar görürken, bina dışında bulunan ambulanslara hasar verdiğini açıkladı.